اَلْحِزْبُ السَّابِعُ ف۪ي يَوْمِ الْأَحَدِ
Pazar Günündeki Yedinci Hizib
وَأَنْ تُصَلِّيَ عَلَيْهِ وَعَلٰى اٰلِه۪ عَدَدَ مَنْ سَبَّحَكَ وَقَدَّسَكَ وَسَجَدَ لَكَ وَعَظَّمَكَ مِنْ يَوْمَ خَلَقْتَ الدُّنْيَا إِلٰى يَوْمِ الْقِيَامَةِ ف۪ي كُلِّ يَوْمٍ أَلْفَ مَرَّةٍ وَأَنْ تُصَلِّيَ عَلَيْهِ وَعَلٰى اٰلِه۪ عَدَدَ كُلِّ سَنَةٍ خَلَقْتَهُمْ ف۪يهَا مِنْ يَوْمَ خَلَقْتَ الدُّنْيَا إِلٰى يَوْمِ الْقِيَامَةِ ف۪ي كُلِّ يَوْمٍ أَلْفَ مَرَّةٍ وَأَنْ تُصَلِّيَ عَلَيْهِ وَعَلٰى اٰلِه۪ عَدَدَ السَّحَابِ الْجَارِيَةِ وَأَنْ تُصَلِّيَ عَلَيْهِ وَعَلٰى اٰلِه۪ عَدَدَ الرِّيَاحِ الذَّارِيَةِ مِنْ يَوْمَ خَلَقْتَ الدُّنْيَا إِلٰى يَوْمِ الْقِيَامَةِ ف۪ي كُلِّ يَوْمٍ أَلْفَ مَرَّةٍ وَأَنْ تُصَلِّيَ عَلَيْهِ وَعَلٰى اٰلِه۪ عَدَدَ مَا هَبَّتِ الرِّيَاحُ عَلَيْهِ وَحَرَّكَتْهُ مِنَ الْأَغْصَانِ وَالْأَشْجَارِ وَأَوْرَاقِ الثِّمَارِ وَالْأَزْهَارِ وَعَدَدَ مَا خَلَقْتَ عَلٰى قَرَارِ أَرْضِكَ وَمَا بَيْنَ سَمٰوَاتِكَ مِنْ يَوْمَ خَلَقْتَ الدُّنْيَا إِلٰى يَوْمِ الْقِيَامَةِ ف۪ي كُلِّ يَوْمٍ أَلْفَ مَرَّةٍ وَأَنْ تُصَلِّيَ عَلَيْهِ وَعَلٰى اٰلِه۪ عَدَدَ أَمْوَاجِ بِحَارِكَ مِنْ يَوْمَ خَلَقْتَ الدُّنْيَا إِلٰى يَوْمِ الْقِيَامَةِ ف۪ي كُلِّ يَوْمٍ أَلْفَ مَرَّةٍ وَأَنْ تُصَلِّيَ عَلَيْهِ وَعَلٰى اٰلِه۪ عَدَدَ الرَّمْلِ وَالْحَصٰى وَكُلِّ حَجَرٍ وَمَدَرٍ خَلَقْتَهُ ف۪ي مَشَارِقِ الْأَرْضِ وَمَغَارِبِهَا سَهْلِهَا وَجِبَالِهَا وَأَوْدِيَتِهَا مِنْ يَوْمَ خَلَقْتَ الدُّنْيَا إِلٰى يَوْمِ الْقِيَامَةِ ف۪ي كُلِّ يَوْمٍ أَلْفَ مَرَّةٍ وَأَنْ تُصَلِّيَ عَلَيْهِ وَعَلٰى اٰلِه۪ عَدَدَ نَبَاتِ الْأَرْضِ ف۪ي قِبْلَتِهَا وَجَوْفِهَا وَشَرْقِهَا وَغَرْبِهَا وَسَهْلِهَا وَجِبَالِهَا مِنْ شَجَرٍ وَثَمَرٍ وَأَوْرَاقٍ وَزَرْعٍ وَجَم۪يعِ مَا أَخْرَجَتْ وَمَا يَخْرُجُ مِنْهَا مِنْ نَبَاتِهَا وَبَرَكَاتِهَا مِنْ يَوْمَ خَلَقْتَ الدُّنْيَا إِلٰى يَوْمِ الْقِيَامَةِ ف۪ي كُلِّ يَوْمٍ أَلْفَ مَرَّةٍ وَأَنْ تُصَلِّيَ عَلَيْهِ وَعَلٰى اٰلِه۪ عَدَدَ مَا خَلَقْتَ مِنَ الْإِنْسِ وَالْجِنِّ وَالشَّيَاط۪ينِ وَمَا أَنْتَ خَالِقُهُ مِنْهُمْ إِلٰى يَوْمِ الْقِيَامَةِ ف۪ي كُلِّ يَوْمٍ أَلْفَ مَرَّةٍ وَأَنْ تُصَلِّيَ عَلَيْهِ وَعَلٰى اٰلِه۪ عَدَدَ كُلِّ شَعْرَةٍ ف۪ي أَبْدَانِهِمْ وَوُجُوهِهِمْ وَعَلٰى رُؤُوسِهِمْ مُنْذُ خَلَقْتَ الدُّنْيَا إِلٰى يَوْمِ الْقِيَامَةِ ف۪ي كُلِّ يَوْمٍ أَلْفَ مَرَّةٍ وَأَنْ تُصَلِّيَ عَلَيْهِ وَعَلٰى اٰلِه۪ عَدَدَ أَنْفَاسِهِمْ وَأَلْفَاظِهِمْ وَأَلْحَاظِهِمْ مِنْ يَوْمَ خَلَقْتَ الدُّنْيَا إِلٰى يَوْمِ الْقِيَامَةِ ف۪ي كُلِّ يَوْمٍ أَلْفَ مَرَّةٍ وَأَنْ تُصَلِّيَ عَلَيْهِ وَعَلٰى اٰلِه۪ عَدَدَ طَيْرَانِ الْجِنِّ وَخَفَقَانِ الْإِنْسِ مِنْ يَوْمَ خَلَقْتَ الدُّنْيَا إِلٰى يَوْمِ الْقِيَامَةِ ف۪ي كُلِّ يَوْمٍ أَلْفَ مَرَّةٍ وَأَنْ تُصَلِّيَ عَلَيْهِ وَعَلٰى اٰلِه۪ عَدَدَ كُلِّ بَه۪يمَةٍ خَلَقْتَهَا عَلٰى أَرْضِكَ صَغ۪يرَةً وَكَب۪يرَةً ف۪ي مَشَارِقِ الْأَرْضِ وَمَغَارِبِهَا مِمَّا عُلِمَ وَمِمَّا لَا يَعْلَمُ عِلْمَهُ إِلَّا أَنْتَ مِنْ يَوْمَ خَلَقْتَ الدُّنْيَا إِلٰى يَوْمِ الْقِيَامَةِ ف۪ي كُلِّ يَوْمٍ أَلْفَ مَرَّةٍ وَأَنْ تُصَلِّيَ عَلَيْهِ وَعَلٰى اٰلِه۪ عَدَدَ مَنْ صَلّٰى عَلَيْهِ وَعَدَدَ مَنْ لَمْ يُصَلِّ عَلَيْهِ وَعَدَدَ مَنْ يُصَلّ۪ي عَلَيْهِ إِلٰى يَوْمِ الْقِيَامَةِ ف۪ي كُلِّ يَوْمٍ أَلْفَ مَرَّةٍ وَأَنْ تُصَلِّيَ عَلَيْهِ وَعَلٰى اٰلِه۪ عَدَدَ الْأَحْيَٓاءِ وَالْأَمْوَاتِ وَعَدَدَ مَا خَلَقْتَ مِنْ ح۪يتَانٍ وَطَيْرٍ وَنَمْلٍ وَنَحْلٍ وَحَشَرَاتٍ وَأَنْ تُصَلِّيَ عَلَيْهِ وَعَلٰى اٰلِه۪ ف۪ي اللَّيْلِ إِذَا يَغْشٰى وَالنَّهَارِ إِذَا تَجَلّٰى وَأَنْ تُصَلِّيَ عَلَيْهِ وَعَلٰى اٰلِه۪ ف۪ي الْاٰخِرَةِ وَالْأُولٰى وَأَنْ تُصَلِّيَ عَلَيْهِ وَعَلٰى اٰلِه۪ مُنْذُ كَانَ ف۪ي الْمَهْدِ صَبِيًّا إِلٰى أَنْ صَارَ كَهْلًا مَهْدِيًّا فَقَبَضْتَهُ إِلَيْكَ عَدْلًا مَرْضِيًّا لِتَبْعَثَهُ شَف۪يعًا وَأَنْ تُصَلِّيَ عَلَيْهِ وَعَلٰى اٰلِه۪ عَدَدَ خَلْقِكَ وَرِضَٓاءَ نَفْسِكَ وَزِنَةَ عَرْشِكَ وَمِدَادَ كَلِمَاتِكَ وَأَنْ تُعْطِيَهُ الْوَس۪يلَةَ وَالْفَض۪يلَةَ وَالدَّرَجَةَ الرَّف۪يعَةَ وَالْحَوْضَ الْمَوْرُودَ وَالْمَقَامَ الْمَحْمُودَ وَالْعِزَّ الْمَمْدُودَ وَأَنْ تُعَظِّمَ بُرْهَانَهُ وَأَنْ تُشَرِّفَ بُنْيَانَهُ وَأَنْ تَرْفَعَ مَكَانَهُ وَأَنْ تَسْتَعْمِلَنَا يَا مَوْلَانَا بِسُنَّتِه۪ وَأَنْ تُم۪يتَنَا عَلٰى مِلَّتِه۪ وَأَنْ تَحْشُرَنَا ف۪ي زُمْرَتِه۪ وَتَحْتَ لِوَٓائِه۪ وَأَنْ تَجْعَلَنَا مِنْ رُفَقَآئِه۪ وَأَنْ تُورِدَنَا حَوْضَهُ وَأَنْ تُسْقِيَنَا بِكَأْسِه۪ وَأَنْ تَنْفَعَنَا بِمَحَبَّتِه۪ وَأَنْ تَتُوبَ عَلَيْنَا وَأَنْ تُعَافِيَنَا مِنْ جَم۪يعِ الْبَلَٓاءِ وَالْبَلْوَٓاءِ وَالْفِتَنِ مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَمَا بَطَنَ وَأَنْ تَرْحَمَنَا وَأَنْ تَعْفُوَ عَنَّا وَتَغْفِرَ لَنَا وَلِجَم۪يعِ الْمُؤْمِن۪ينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ وَالْمُسْلِم۪ينَ وَالْمُسْلِمَاتِ الْأَحْيَٓاءِ مِنْهُمْ وَالْأَمْوَاتِ وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ وَهُوَ حَسْب۪ي وَنِعْمَ الْوَك۪يلُ وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللّٰهِ الْعَلِيِّ الْعَظ۪يمِ
Ona ve âline, dünyayı yarattığın günden kıyamet gününe kadar Seni tesbih eden, takdis eden, Sana secde eden ve Seni yücelten kimselerin sayısınca, her gün bin kere salât edesin, Ona ve âline, dünyayı yarattığın günden kıyamet gününe kadar onları yarattığın her yılın sayısınca, her gün bin kere salât edesin, Ona ve âline akıp giden bulutların sayısınca salât edesin, Ona ve âline, dünyayı yarattığın günden kıyamet gününe kadar savuran rüzgârların sayısınca, her gün bin kere salât edesin, Ona ve âline; rüzgârların üzerine estiği ve kımıldattığı dalların, ağaçların, meyve yapraklarının ve çiçeklerin sayısınca, yerinin karar yerinde ve göklerinin arasında yarattıklarının sayısınca, dünyayı yarattığın günden kıyamet gününe kadar, her gün bin kere salât edesin, Ona ve âline, dünyayı yarattığın günden kıyamet gününe kadar denizlerinin dalgaları sayısınca, her gün bin kere salât edesin, Ona ve âline; yerin doğularında ve batılarında, ovasında, dağlarında ve vadilerinde yarattığın kumların, çakılların, her taşın ve keseğin sayısınca, dünyayı yarattığın günden kıyamet gününe kadar, her gün bin kere salât edesin, Ona ve âline; yerin kıblesinde, ortasında, doğusunda, batısında, ovasında ve dağlarında biten bitkilerinin; ağacın, meyvenin, yaprağın, ekinin ve bitkisinden ve bereketlerinden çıkardığı ve çıkacak olan her şeyin sayısınca, dünyayı yarattığın günden kıyamet gününe kadar, her gün bin kere salât edesin, Ona ve âline, insanlardan, cinlerden ve şeytanlardan yarattıklarının ve onlardan kıyamet gününe kadar yaratacaklarının sayısınca, her gün bin kere salât edesin, Ona ve âline, dünyayı yarattığından beri kıyamet gününe kadar onların bedenlerindeki, yüzlerindeki ve başlarındaki her kılın sayısınca, her gün bin kere salât edesin, Ona ve âline, dünyayı yarattığın günden kıyamet gününe kadar onların nefesleri, sözleri ve bakışları sayısınca, her gün bin kere salât edesin, Ona ve âline, dünyayı yarattığın günden kıyamet gününe kadar cinlerin uçuşu ve insanların çırpınışı sayısınca, her gün bin kere salât edesin, Ona ve âline; yerin doğularında ve batılarında, yerinde yarattığın küçük büyük her hayvanın, bilinenlerin ve bilgisini Senden başka kimsenin bilmediklerinin sayısınca, dünyayı yarattığın günden kıyamet gününe kadar, her gün bin kere salât edesin, Ona ve âline, ona salavat getirmiş olanların, getirmeyenlerin ve kıyamet gününe kadar getirecek olanların sayısınca, her gün bin kere salât edesin, Ona ve âline dirilerin ve ölülerin sayısınca, yarattığın balıkların, kuşların, karıncaların, arıların ve haşerelerin sayısınca salât edesin, Ona ve âline, bürüdüğü zaman gecede ve açığa çıktığı zaman gündüzde salât edesin, Ona ve âline âhirette ve dünyada salât edesin, Ona ve âline; beşikte çocuk olduğundan, hidayet üzere bir yetişkin oluncaya ve Sen onu şefaatçi olarak diriltmek üzere âdil ve razı olunmuş olarak katına alıncaya kadar salât edesin, Ona ve âline yarattıklarının sayısınca, Kendi rızan kadar, Arş'ının ağırlığınca ve kelimelerinin mürekkebi kadar salât edesin; ona vesileyi, fazileti, yüksek dereceyi, varılan Havz'ı, övülmüş makamı ve uzayıp giden izzeti veresin; burhanını büyütesin, binasını şereflendiresin, yerini yükseltesin; ey Mevlâmız, bizi onun sünnetiyle çalıştırasın, bizi onun dini üzere öldüresin, bizi onun zümresi içinde ve sancağının altında haşredesin, bizi onun arkadaşlarından kılasın, bizi havzına ulaştırasın ve bize onun kadehiyle içiresin, bizi onun sevgisiyle faydalandırasın, tevbemizi kabul edesin, bizi bütün belâdan, sıkıntıdan ve fitnelerden, açığından ve gizlisinden âfiyette kılasın, bize merhamet edesin, bizi affedesin; bizi ve hayatta olanlarıyla ve ölmüş olanlarıyla bütün mümin erkekleri ve mümin kadınları, Müslüman erkekleri ve Müslüman kadınları bağışlayasın. Hamd, âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur. O bana yeter; O ne güzel vekildir. Güç de kuvvet de ancak yüce ve büyük Allah iledir.
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰى اٰلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ مَا سَجَعَتِ الْحَمَٓائِمُ وَحَامَتِ الْحَوَٓائِمُ وَسَرَحَتِ الْبَهَٓائِمُ وَنَفَعَتِ التَّمَٓائِمُ وَشُدَّتِ الْعَمَٓائِمُ وَنَامَتِ النَّوَٓائِمُ
Allah'ım! Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in âline; güvercinler öttükçe, susamış kuşlar suyun çevresinde döndükçe, hayvanlar otlamaya salındıkça, muskalar fayda verdikçe, sarıklar sarıldıkça ve uyuyanlar uyudukça salât eyle.
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰى اٰلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ مَا أَبْلَجَ الْإِصْبَاحُ وَهَبَّتِ الرِّيَاحُ وَدَبَّتِ الْأَشْبَاحُ وَتَعَاقَبَ الْغُدُوُّ وَالرَّوَاحُ وَتُقُلِّدَتِ الصِّفَاحُ وَاعْتُقِلَتِ الرِّمَاحُ وَصَحَّتِ الْأَجْسَادُ وَالْأَرْوَاحُ
Allah'ım! Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in âline; sabah ağardıkça, rüzgârlar estikçe, gövdeler yürüdükçe, sabah ve akşam birbirini izledikçe, kılıçlar kuşanıldıkça, mızraklar tutuldukça, bedenler ve ruhlar sağlıklı oldukça salât eyle.
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰى اٰلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ مَا دَارَتِ الْأَفْلَاكُ وَدَجَتِ الْأَحْلَاكُ وَسَبَّحَتِ الْأَمْلَاكُ
Allah'ım! Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in âline; felekler döndükçe, karanlıklar çöktükçe ve melekler tesbih ettikçe salât eyle.
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰى اٰلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ كَمَا صَلَّيْتَ عَلٰى سَيِّدِنَا اِبْرٰه۪يمَ وَبَارِكْ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰى اٰلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ كَمَا بَارَكْتَ عَلٰى سَيِّدِنَا اِبْرٰه۪يمَ ف۪ي الْعَالَم۪ينَ إِنَّكَ حَم۪يدٌ مَج۪يدٌ
Allah'ım! Efendimiz İbrâhim'e salât ettiğin gibi Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in âline salât eyle. Âlemler içinde Efendimiz İbrâhim'e bereket ihsan ettiğin gibi Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in âline bereket ihsan eyle. Şüphesiz Sen övülmeye lâyıksın, şanı yücesin.
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰى اٰلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ مَا طَلَعَتِ الشَّمْسُ وَمَا صُلِّيَتِ الْخَمْسُ وَمَا تَأَلَّقَ بَرْقٌ وَتَدَفَّقَ وَدْقٌ وَمَا سَبَّحَ رَعْدٌ
Allah'ım! Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in âline; güneş doğdukça, beş vakit namaz kılındıkça, şimşek çaktıkça, yağmur boşandıkça ve gök gürültüsü tesbih ettikçe salât eyle.
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰى اٰلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ مِلْءَ السَّمٰوَاتِ وَالْأَرْضِ وَمِلْءَ مَا بَيْنَهُمَا وَمِلْءَ مَا شِئْتَ مِنْ شَيْءٍ بَعْدُ اَللّٰهُمَّ كَمَا قَامَ بِأَعْبَٓاءِ الرِّسَالَةِ وَاسْتَنْقَذَ الْخَلْقَ مِنَ الْجَهَالَةِ وَجَاهَدَ أَهْلَ الْكُفْرِ وَالضَّلَالَةِ وَدَعَا إِلٰى تَوْح۪يدِكَ وَقَاسٰى الشَّدَٓائِدَ ف۪ي إِرْشَادِ عَب۪يدِكَ فَأَعْطِهِ اللّٰهُمَّ سُؤْلَهُ وَبَلِّغْهُ مَأْمُولَهُ وَاٰتِهِ الْوَس۪يلَةَ وَالْفَض۪يلَةَ وَالدَّرَجَةَ الرَّف۪يعَةَ وَابْعَثْهُ الْمَقَامَ الْمَحْمُودَ الَّذ۪ي وَعَدْتَهُ إِنَّكَ لَا تُخْلِفُ الْم۪يعَادَ اَللّٰهُمَّ وَاجْعَلْنَا مِنَ الْمُتَّبِع۪ينَ لِشَر۪يعَتِه۪ اَلْمُتَّصِف۪ينَ بِمَحَبَّتِهِ الْمُهْتَد۪ينَ بِهَدْيِه۪ وَس۪يرَتِه۪ وَتَوَفَّنَا عَلٰى سُنَّتِه۪ وَلَا تَحْرِمْنَا فَضْلَ شَفَاعَتِه۪ وَاحْشُرْنَا ف۪ي أَتْبَاعِهِ الْغُرِّ الْمُحَجَّل۪ينَ وَأَشْيَاعِهِ السَّابِق۪ينَ وَأَصْحَابِ الْيَم۪ينِ يَٓا أَرْحَمَ الرَّاحِم۪ينَ اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى مَلَٓائِكَتِكَ وَالْمُقَرَّب۪ينَ وَعَلٰى أَنْبِيَٓائِكَ وَالْمُرْسَل۪ينَ وَعَلٰى أَهْلِ طَاعَتِكَ أَجْمَع۪ينَ وَاجْعَلْنَا بِالصَّلٰوةِ عَلَيْهِمْ مِنَ الْمَرْحُوم۪ينَ
Allah'ım! Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in âline göklerin ve yerin dolusu, ikisinin arasındakilerin dolusu ve bundan sonra dilediğin şeyin dolusu kadar salât eyle. Allah'ım! O, risaletin yüklerini taşıdığı, yaratılmışları cehaletten kurtardığı, küfür ve sapkınlık ehliyle cihad ettiği, tevhidine çağırdığı ve kullarını doğru yola iletmekte sıkıntılar çektiği gibi, Allah'ım, ona dilediğini ver, onu umduğuna ulaştır, ona vesileyi, fazileti ve yüksek dereceyi ver, onu kendisine vaat ettiğin övülmüş makama ulaştır. Şüphesiz Sen vaadinden dönmezsin. Allah'ım! Bizi onun şeriatine uyanlardan, onun sevgisiyle vasıflananlardan, onun yoluyla ve siretiyle hidayet bulanlardan eyle, bizi onun sünneti üzere vefat ettir, bizi şefaatinin lütfundan mahrum etme, bizi onun alınları ve uzuvları parlayan tâbileri, öne geçen taraftarları ve sağ ehli arasında haşret, ey merhametlilerin en merhametlisi! Allah'ım! Meleklerine ve mukarreblere, nebîlerine ve resullere, Sana itaat edenlerin hepsine salât eyle, bizi onlara salavat getirmekle merhamet edilenlerden eyle.
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ الْمَبْعُوثِ مِنْ تِهَامَةَ وَالْاٰمِرِ بِالْمَعْرُوفِ وَالِاسْتِقَامَةِ وَالشَّف۪يعِ لِأَهْلِ الذُّنُوبِ ف۪ي عَرَصَاتِ الْقِيَامَةِ اَللّٰهُمَّ أَبْلِغْ عَنَّا نَبِيَّنَا وَشَف۪يعَنَا وَحَب۪يبَنَا أَفْضَلَ الصَّلٰوةِ وَالتَّسْل۪يمِ وَابْعَثْهُ الْمَقَامَ الْمَحْمُودَ الْكَر۪يمَ وَاٰتِهِ الْفَض۪يلَةَ وَالْوَس۪يلَةَ وَالدَّرَجَةَ الرَّف۪يعَةَ الَّت۪ي وَعَدْتَهُ ف۪ي الْمَوْقِفِ الْعَظ۪يمِ وَصَلِّ اللّٰهُمَّ عَلَيْهِ صَلٰوةً دَٓائِمَةً مُتَّصِلَةً تَتَوَالٰى وَتَدُومُ اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلَيْهِ وَعَلٰى اٰلِه۪ مَا لَاحَ بَارِقٌ وَذَرَّ شَارِقٌ وَوَقَبَ غَاسِقٌ وَانْهَمَرَ وَادِقٌ وَصَلِّ عَلَيْهِ وَعَلٰى اٰلِه۪ مِلْءَ اللَّوْحِ وَالْفَضَٓاءِ وَمِثْلَ نُجُومِ السَّمَٓاءِ وَعَدَدَ الْقَطْرِ وَالْحَصٰى وَصَلِّ عَلَيْهِ وَعَلٰى اٰلِه۪ صَلٰوةً لَا تُعَدُّ وَلَا تُحْصٰى اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلَيْهِ زِنَةَ عَرْشِكَ وَمَبْلَغَ رِضَاكَ وَمِدَادَ كَلِمَاتِكَ وَمُنْتَهٰى رَحْمَتِكَ اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلَيْهِ وَعَلٰى اٰلِه۪ وَأَزْوَاجِه۪ وَذُرِّيَّتِه۪ وَبَارِكْ عَلَيْهِ وَعَلٰى اٰلِه۪ وَأَزْوَاجِه۪ وَذُرِّيَّتِه۪ كَمَا صَلَّيْتَ وَبَارَكْتَ عَلٰى سَيِّدِنَا اِبْرٰه۪يمَ وَعَلٰى اٰلِ سَيِّدِنَا اِبْرٰه۪يمَ إِنَّكَ حَم۪يدٌ مَج۪يدٌ وَجَازِه۪ عَنَّا أَفْضَلَ مَا جَازَيْتَ نَبِيًّا عَنْ أُمَّتِه۪ وَاجْعَلْنَا مِنَ الْمُهْتَد۪ينَ بِمِنْهَاجِ شَر۪يعَتِه۪ وَاهْدِنَا بِهَدْيِه۪ وَتَوَفَّنَا عَلٰى مِلَّتِه۪ وَاحْشُرْنَا يَوْمَ الْفَزَعِ الْأَكْبَرِ مِنَ الْاٰمِن۪ينَ ف۪ي زُمْرَتِه۪ وَأَمِتْنَا عَلٰى حُبِّه۪ وَحُبِّ اٰلِه۪ وَأَصْحَابِه۪ وَذُرِّيَّتِه۪ اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ أَفْضَلِ أَنْبِيَٓائِكَ وَأَكْرَمِ أَصْفِيَٓائِكَ وَإِمَامِ أَوْلِيَٓائِكَ وَخَاتَمِ أَنْبِيَٓائِكَ وَحَب۪يبِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ وَشَه۪يدِ الْمُرْسَل۪ينَ وَشَف۪يعِ الْمُذْنِب۪ينَ وَسَيِّدِ وَلَدِ اٰدَمَ أَجْمَع۪ينَ اَلْمَرْفُوعِ الذِّكْرِ ف۪ي الْمَلَٓائِكَةِ الْمُقَرَّب۪ينَ اَلْبَش۪يرِ النَّذ۪يرِ اَلسِّرَاجِ الْمُن۪يرِ اَلصَّادِقِ الْأَم۪ينِ اَلْحَقِّ الْمُب۪ينِ اَلرَّؤُوفِ الرَّح۪يمِ اَلْهَاد۪ي إِلٰى الصِّرَاطِ الْمُسْتَق۪يمِ اَلَّذ۪ي اٰتَيْتَهُ سَبْعًا مِنَ الْمَثَان۪ي وَالْقُرْآنَ الْعَظ۪يمِ نَبِيِّ الرَّحْمَةِ وَهَادِي الْأُمَّةِ أَوَّلِ مَنْ تَنْشَقُّ عَنْهُ الْأَرْضُ وَيَدْخُلُ الْجَنَّةَ اَلْمُؤَيَّدِ بِسَيِّدِنَا جِبْر۪يلَ وَسَيِّدِنَا م۪يكَٓائ۪يلَ اَلْمُبَشَّرِ بِه۪ ف۪ي التَّوْرَاةِ وَالْإِنْج۪يلِ اَلْمُصْطَفٰى الْمُجْتَبٰى اَلْمُنْتَخَبِ أَبِي الْقَاسِمِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ اللّٰهِ بْنِ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ بْنِ هَاشِمٍ
Allah'ım! Tihâme'den gönderilen, iyiliği ve dosdoğru olmayı emreden, kıyamet meydanlarında günah ehline şefaat eden Efendimiz Muhammed'e salât eyle. Allah'ım! Nebîmize, şefaatçimize ve sevgilimize bizden salâtın ve selâmın en üstününü ulaştır, onu övülmüş, kerîm makama ulaştır, ona fazileti, vesileyi ve büyük duruş yerinde kendisine vaat ettiğin yüksek dereceyi ver. Allah'ım! Ona birbirini izleyen ve devam eden, kesintisiz, daimî bir salât ile salât eyle. Allah'ım! Ona ve âline; şimşek parladıkça, güneş doğdukça, karanlık çöktükçe ve yağmur boşandıkça salât eyle, ona ve âline Levh'in ve boşluğun dolusu, gökteki yıldızlar kadar, damlaların ve çakılların sayısınca salât eyle, ona ve âline sayılamayan ve hesap edilemeyen bir salât ile salât eyle. Allah'ım! Ona Arş'ının ağırlığınca, rızanın ulaştığı yere kadar, kelimelerinin mürekkebi kadar ve rahmetinin son sınırına kadar salât eyle. Allah'ım! Ona, âline, eşlerine ve zürriyetine salât eyle, Efendimiz İbrâhim'e ve Efendimiz İbrâhim'in âline salât ettiğin ve bereket ihsan ettiğin gibi ona, âline, eşlerine ve zürriyetine bereket ihsan eyle. Şüphesiz Sen övülmeye lâyıksın, şanı yücesin. Onu bizim adımıza, bir nebîyi ümmeti adına mükâfatlandırdığın en üstün şeyle mükâfatlandır, bizi onun şeriatinin yoluyla hidayet bulanlardan eyle, bizi onun yoluyla hidayete erdir ve onun dini üzere vefat ettir, en büyük korku gününde bizi onun zümresi içinde, emin olanlardan olarak haşret, bizi onun, âlinin, ashabının ve zürriyetinin sevgisi üzere öldür. Allah'ım! Nebîlerinin en üstünü Efendimiz Muhammed'e salât eyle; o, seçkin kullarının en keremlisi, velîlerinin imamı, nebîlerinin sonuncusu, âlemlerin Rabbinin sevgilisi, resullerin şahidi, günahkârların şefaatçisi, bütün Âdemoğullarının efendisi, mukarreb melekler içinde anılışı yükseltilmiş olan, müjdeci, uyarıcı, aydınlatan kandil, doğru sözlü, emin, apaçık hak, şefkatli, merhametli, dosdoğru yola ileten, kendisine tekrarlanan yediyi ve büyük Kur'an'ı verdiğin, rahmet nebîsi ve ümmetin yol göstericisi, yerin kendisinden ilk yarıldığı ve cennete ilk giren, Efendimiz Cebrâil ve Efendimiz Mîkâil ile desteklenen, Tevrat'ta ve İncil'de müjdelenen, seçilmiş, seçkin kılınmış, ayıklanıp seçilmiş Ebü'l-Kâsım Efendimiz Muhammed b. Abdullah b. Abdülmuttalib b. Hâşim'dir.
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى مَلَٓائِكَتِكَ وَالْمُقَرَّب۪ينَ الَّذ۪ينَ يُسَبِّحُونَ اللَّيْلَ وَالنَّهَارَ لَا يَفْتُرُونَ وَلَا يَعْصُونَ اللّٰهَ مَا أَمَرَهُمْ وَيَفْعَلُونَ مَا يُؤْمَرُونَ اَللّٰهُمَّ وَكَمَا اصْطَفَيْتَهُمْ سُفَرَٓاءَ إِلٰى رُسُلِكَ وَأُمَنَآءَ عَلٰى وَحْيِكَ وَشُهَدَٓاءَ عَلٰى خَلْقِكَ وَخَرَقْتَ لَهُمْ كُنُفَ حُجُبِكَ وَأَطْلَعْتَهُمْ عَلٰى مَكْنُونِ غَيْبِكَ وَاخْتَرْتَ مِنْهُمْ خَزَنَةً لِجَنَّتِكَ وَحَمَلَةً لِعَرْشِكَ وَجَعَلْتَهُمْ مِنْ أَكْثَرِ جُنُودِكَ وَفَضَّلْتَهُمْ عَلٰى الْوَرٰى وَأَسْكَنْتَهُمُ السَّمٰوَاتِ الْعُلٰى وَنَزَّهْتَهُمْ عَنِ الْمَعَاص۪ي وَالدَّنَٓاءَاتِ وَقَدَّسْتَهُمْ عَنِ النَّقَآئِصِ وَالْاٰفَاتِ فَصَلِّ عَلَيْهِمْ صَلٰوةً دَٓائِمَةً تَز۪يدُهُمْ بِهَا فَضْلًا وَتَجْعَلُنَا لِاسْتِغْفَارِهِمْ بِهَا أَهْلًا
Allah'ım! Meleklerine ve mukarreblere salât eyle; onlar gece gündüz tesbih ederler, ara vermezler, Allah'ın kendilerine emrettiğine isyan etmezler ve emrolundukları şeyi yaparlar. Allah'ım! Onları resullerine elçiler, vahyine eminler ve yarattıklarına şahitler olarak seçtiğin, onlar için perdelerinin örtülerini araladığın, onları saklı gaybına vâkıf kıldığın, onlardan cennetine bekçiler ve Arş'ına taşıyıcılar seçtiğin, onları ordularının en kalabalığından kıldığın, onları yaratılmışlara üstün kıldığın, onları yüce göklere yerleştirdiğin, onları günahlardan ve bayağılıklardan uzak tuttuğun, onları eksikliklerden ve âfetlerden arındırdığın gibi onlara salât eyle; kendisiyle faziletlerini artıracağın ve bizi onların bağışlanma dilemesine ehil kılacağın daimî bir salât ile.
اَللّٰهُمَّ وَصَلِّ عَلٰى جَم۪يعِ أَنْبِيَٓائِكَ وَرُسُلِكَ الَّذ۪ينَ شَرَحْتَ صُدُورَهُمْ وَأَوْدَعْتَهُمْ حِكْمَتَكَ وَطَوَّقْتَهُمْ نُبُوَّتَكَ وَأَنْزَلْتَ عَلَيْهِمْ كُتُبَكَ وَهَدَيْتَ بِهِمْ خَلْقَكَ وَدَعَوْا إِلٰى تَوْح۪يدِكَ وَشَوَّقُوا إِلٰى وَعْدِكَ وَخَوَّفُوا مِنْ وَع۪يدِكَ وَأَرْشَدُوا إِلٰى سَب۪يلِكَ وَقَامُوا بِحُجَّتِكَ وَدَل۪يلِكَ وَسَلِّمِ اللّٰهُمَّ عَلَيْهِمْ تَسْل۪يمًا وَهَبْ لَنَا بِالصَّلٰوةِ عَلَيْهِمْ أَجْرًا عَظ۪يمًا اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰى اٰلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ صَلٰوةً دَٓائِمَةً مَقْبُولَةً تُؤَدّ۪ي بِهَا عَنَّا حَقَّهُ الْعَظ۪يمَ
Allah'ım! Bütün nebîlerine ve resullerine salât eyle; onların göğüslerini açtın, onlara hikmetini emanet ettin, onların boynuna nübüvvetini taktın, üzerlerine kitaplarını indirdin, onlarla yarattıklarını hidayete erdirdin; onlar tevhidine çağırdılar, vaadine iştiyak uyandırdılar, tehdidinden korkuttular, yoluna ilettiler, hüccetini ve delilini ayakta tuttular. Allah'ım! Onlara tam bir selâmla selâm eyle, onlara salavat getirmekle bize büyük bir ecir bağışla. Allah'ım! Efendimiz Muhammed'e ve Efendimiz Muhammed'in âline salât eyle; kendisiyle bizim adımıza onun büyük hakkını eda edeceğin, kabul edilmiş, daimî bir salât ile.
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ صَاحِبِ الْحُسْنِ وَالْجَمَالِ وَالْبَهْجَةِ وَالْكَمَالِ وَالْبَهَٓاءِ وَالنُّورِ وَالْوِلْدَانِ وَالْحُورِ وَالْغُرَفِ وَالْقُصُورِ وَاللِّسَانِ الشَّكُورِ وَالْقَلْبِ الْمَشْكُورِ وَالْعِلْمِ الْمَشْهُورِ وَالْجَيْشِ الْمَنْصُورِ وَالْبَن۪ينَ وَالْبَنَاتِ وَالْأَزْوَاجِ الطَّاهِرَاتِ وَالْعُلُوِّ عَلٰى الدَّرَجَاتِ وَالزَّمْزَمِ وَالْمَقَامِ وَالْمَشْعَرِ الْحَرَامِ وَاجْتِنَابِ الْاٰثَامِ وَتَرْبِيَةِ الْأَيْتَامِ وَالْحَجِّ وَتِلَاوَةِ الْقُرْآنِ وَتَسْب۪يحِ الرَّحْمٰنِ وَصِيَامِ رَمَضَانَ وَاللِّوَٓاءِ الْمَعْقُودِ وَالْكَرَمِ وَالْجُودِ وَالْوَفَآءِ بِالْعُهُودِ صَاحِبِ الرَّغْبَةِ وَالتَّرْغ۪يبِ وَالْبَغْلَةِ وَالنَّج۪يبِ وَالْحَوْضِ وَالْقَض۪يبِ اَلنَّبِيِّ الْأَوَّابِ اَلنَّاطِقِ بِالصَّوَابِ اَلْمَنْعُوتِ ف۪ي الْكِتَابِ اَلنَّبِيِّ عَبْدِ اللّٰهِ اَلنَّبِيِّ كَنْزِ اللّٰهِ اَلنَّبِيِّ حُجَّةِ اللّٰهِ اَلنَّبِيِّ مَنْ أَطَاعَهُ فَقَدْ أَطَاعَ اللّٰهَ وَمَنْ عَصَاهُ فَقَدْ عَصٰى اللّٰهَ اَلنَّبِيِّ الْعَرَبِيِّ الْقُرَشِيِّ اَلزَّمْزَمِيِّ الْمَكِّيِّ التِّهَامِيِّ صَاحِبِ الْوَجْهِ الْجَم۪يلِ وَالطَّرْفِ الْكَح۪يلِ وَالْخَدِّ الْأَس۪يلِ وَالْكَوْثَرِ وَالسَّلْسَب۪يلِ قَاهِرِ الْمُضَٓادّ۪ينَ مُب۪يدِ الْكَافِر۪ينَ وَقَاتِلِ الْمُشْرِك۪ينَ قَائِدِ الْغُرِّ الْمُحَجَّل۪ينَ إِلٰى جَنَّاتِ النَّع۪يمِ وَجِوَارِ الْكَر۪يمِ صَاحِبِ سَيِّدِنَا جِبْر۪يلَ عَلَيْهِ السَّلَامُ وَرَسُولِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ وَشَف۪يعِ الْمُذْنِب۪ينَ وَغَايَةِ الْغَمَامِ وَمِصْبَاحِ الظَّلَامِ وَقَمَرِ التَّمَامِ صَلّٰى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَعَلٰى اٰلِهِ الْمُصْطَفَيْنَ مِنْ أَطْهَرِ جِبِلَّةٍ صَلٰوةً دَٓائِمَةً عَلٰى الْأَبَدِ غَيْرَ مُضْمَحِلَّةٍ صَلّٰى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَعَلٰى اٰلِه۪ صَلٰوةً يَتَجَدَّدُ بِهَا حُبُورُهُ وَيُشَرَّفُ بِهَا ف۪ي الْم۪يعَادِ بَعْثُهُ وَنُشُورُهُ فَصَلّٰى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَعَلٰى اٰلِهِ الْأَنْجُمِ الطَّوَالِعِ صَلٰوةً تَجُودُ عَلَيْهِمْ أَجْوَدَ الْغُيُوثِ الْهَوَامِع أَرْسَلَهُ مِنْ أَرْجَحِ الْعَرَبِ م۪يزَانًا وَأَوْضَحِهَا بَيَانًا وَأَفْصَحِهَا لِسَانًا وَأَشْمَخِهَا إ۪يمَانًا وَأَعْلَاهَا مَقَامًا وَأَحْلَاهَا كَلَامًا وَأَوْفَاهَا ذِمَامًا وَأَصْفَاهَا رَغَامًا فَأَوْضَحَ الطَّر۪يقَةَ وَنَصَحَ الْخَل۪يقَةَ وَشَهَرَ الْإِسْلَامَ وَكَسَّرَ الْأَصْنَامَ وَأَظْهَرَ الْأَحْكَامَ وَحَظَرَ الْحَرَامَ وَعَمَّ بِالْإِنْعَامِ صَلّٰى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَعَلٰى اٰلِه۪ ف۪ي كُلِّ مَحْفِلٍ وَمَقَامٍ أَفْضَلَ الصَّلٰوةِ وَالسَّلَامِ صَلّٰى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَعَلٰى اٰلِه۪ عَوْدًا وَبَدْأً صَلٰوةً تَكُونُ ذَخ۪يرَةً وَوِرْدًا صَلّٰى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَعَلٰى اٰلِه۪ صَلٰوةً تَٓامَّةً زَاكِيَةً وَصَلّٰى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَعَلٰى اٰلِه۪ صَلٰوةً يَتْبَعُهَا رَوْحٌ وَرَيْحَانٌ وَيَعْقُبُهَا مَغْفِرَةٌ وَرِضْوَانٌ وَصَلّٰى اللّٰهُ عَلٰى أَفْضَلِ مَنْ طَابَ مِنْهُ النِّجَارُ وَسَمَا بِهِ الْفَخَارُ وَاسْتَنَارَتْ بِنُورِ جَب۪ينِهِ الْأَقْمَارُ وَتَضَٓاءَلَتْ عِنْدَ جُودِ يَم۪ينِهِ الْغَمَٓائِمُ وَالْبِحَارُ سَيِّدِنَا وَنَبِيِّنَا مُحَمَّدٍ الَّذ۪ي بِبَاهِرِ اٰيَاتِه۪ أَضَٓاءَتِ الْأَنْجَادُ وَالْأَغْوَارُ وَبِمُعْجِزَاتِ اٰيَاتِه۪ نَطَقَ الْكِتَابُ وَتَوَاتَرَتِ الْأَخْبَارُ صَلّٰى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَعَلٰى اٰلِه۪ وَأَصْحَابِهِ الَّذ۪ينَ هَاجَرُوا لِنُصْرَتِه۪ وَنَصَرُوهُ ف۪ي هِجْرَتِه۪ فَنِعْمَ الْمُهَاجِرُونَ وَنِعْمَ الْأَنْصَارُ صَلٰوةً نَامِيَةً دَٓائِمَةً مَا سَجَعَتْ ف۪ي أَيْكِهَا الْأَطْيَارُ وَهَمَعَتْ بِوَبْلِهَا الدّ۪يمَةُ الْمِدْرَارُ ضَاعَفَ اللّٰهُ عَلَيْهِ دَٓائِمَ صَلَوَاتِه۪ اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰى اٰلِهِ الطَّيِّب۪ينَ الْكِرَامِ صَلٰوةً مَوْصُولَةً دَٓائِمَةَ الِاتِّصَالِ بِدَوَامِ ذِي الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ الَّذ۪ي هُوَ قُطْبُ الْجَلَالَةِ وَشَمْسُ النُّبُوَّةِ وَالرِّسَالَةِ وَالْهَاد۪ي مِنَ الضَّلَالَةِ وَالْمُنْقِذُ مِنَ الْجَهَالَةِ صَلّٰى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ صَلٰوةً دَٓائِمَةَ الِاتِّصَالِ وَالتَّوَال۪ي مُتَعَاقِبَةً بِتَعَاقُبِ الْأَيَّامِ وَاللَّيَال۪ي
Allah'ım! Efendimiz Muhammed'e salât eyle; o, güzelliğin ve cemâlin, sevincin ve kemâlin, görkemin ve nurun, hizmetçi çocukların ve hûrilerin, köşklerin ve sarayların, şükreden dilin ve şükredilen kalbin, meşhur ilmin ve yardım görmüş ordunun, oğulların ve kızların, tertemiz eşlerin, derecelerde yüceliğin, Zemzem'in, Makam'ın ve Meş'ar-i Harâm'ın, günahlardan sakınmanın ve yetimleri yetiştirmenin, haccın, Kur'an okumanın ve Rahmân'ı tesbih etmenin, ramazan orucunun ve bağlanmış sancağın, keremin, cömertliğin ve ahitlere vefanın sahibi; rağbetin ve rağbet ettirmenin, katırın ve soylu devenin, Havz'ın ve kılıcın sahibi; çokça Allah'a yönelen nebî, doğruyu söyleyen, Kitap'ta vasfedilen, Allah'ın kulu olan nebî, Allah'ın hazinesi olan nebî, Allah'ın hücceti olan nebî, kendisine itaat eden Allah'a itaat etmiş, kendisine isyan eden Allah'a isyan etmiş olan nebî, Arap, Kureyşli, Zemzemli, Mekkeli, Tihâmeli nebî; güzel yüzün, sürmeli gözün, düzgün yanağın, Kevser'in ve Selsebîl'in sahibi; karşı koyanları kahreden, kâfirleri yok eden ve müşrikleri öldüren; alınları ve uzuvları parlayanları Naîm cennetlerine ve Kerîm olanın komşuluğuna götüren önder; Efendimiz Cebrâil aleyhisselâmın arkadaşı, âlemlerin Rabbinin resulü, günahkârların şefaatçisi, bulutun varış yeri, karanlığın kandili ve dolunaydır. Allah ona ve en temiz yaratılıştan seçilmiş olan âline salât eylesin; ebediyen daim olan, sönüp gitmeyen bir salât ile. Allah ona ve âline salât eylesin; kendisiyle sevinci yenilenen ve buluşma gününde dirilişi ve kalkışı şereflendirilen bir salât ile. Allah ona ve doğan yıldızlar olan âline salât eylesin; onların üzerine, dökülen yağmurların en bolu gibi yağan bir salât ile. Onu, Arapların mizanı en ağır basanından, beyanı en açık, dili en fasih, imanı en yüce, makamı en yüksek, sözü en tatlı, ahdi en vefalı ve toprağı en saf olanından gönderdi. O da yolu açıkladı, yaratılmışlara öğüt verdi, İslâm'ı yaydı, putları kırdı, hükümleri ortaya koydu, haramı yasakladı ve nimetiyle herkesi kuşattı. Allah ona ve âline her mecliste ve makamda salâtın ve selâmın en üstünüyle salât eylesin. Allah ona ve âline tekrar tekrar salât eylesin; azık ve vird olacak bir salât ile. Allah ona ve âline eksiksiz ve arı bir salât ile salât eylesin. Allah ona ve âline; ardından ferahlık ve güzel koku, peşinden mağfiret ve hoşnutluk gelen bir salât ile salât eylesin. Allah; aslı hoş olan ve övüncün kendisiyle yükseldiği kimselerin en üstününe, alnının nuruyla ayların aydınlandığı, sağ elinin cömertliği yanında bulutların ve denizlerin küçük kaldığı zata salât eylesin; o, Efendimiz ve nebîmiz Muhammed'dir; göz alıcı âyetleriyle yüksek yerler ve çukur yerler aydınlandı, âyetlerinin mucizelerini Kitap dile getirdi ve haberler tevatürle geldi. Allah ona, âline ve ona yardım için hicret eden ve hicretinde ona yardım eden ashabına salât eylesin; ne güzel muhacirler, ne güzel ensar! Kuşlar korularında öttükçe ve bol yağan yağmur sağanağını boşalttıkça artan, daimî bir salât ile. Allah ona daimî salavatını kat kat artırsın. Allah'ım! Efendimiz Muhammed'e ve hoş ve kerîm olan âline salât eyle; celâl ve ikram sahibinin devamıyla kesintisiz süren, bitişik bir salât ile. Allah'ım! Efendimiz Muhammed'e salât eyle; o, celâlin kutbu, nübüvvetin ve risaletin güneşi, sapkınlıktan hidayete erdiren ve cehaletten kurtarandır. Allah ona salât ve selâm eylesin; günlerin ve gecelerin birbirini izlemesiyle birbirini izleyen, kesintisiz ve ardı ardına gelen bir salât ile.