3966. Hadis
أَخْبَرَنَا هَارُونُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ بَكَّارِ بْنِ بِلاَلٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عِيسَى، - وَهُوَ ابْنُ سُمَيْعٍ - قَالَ حَدَّثَنَا حُمَيْدٌ الطَّوِيلُ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " أُمِرْتُ أَنْ أُقَاتِلَ الْمُشْرِكِينَ حَتَّى يَشْهَدُوا أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ فَإِذَا شَهِدُوا أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ وَصَلَّوْا صَلاَتَنَا وَاسْتَقْبَلُوا قِبْلَتَنَا وَأَكَلُوا ذَبَائِحَنَا فَقَدْ حَرُمَتْ عَلَيْنَا دِمَاؤُهُمْ وَأَمْوَالُهُمْ إِلاَّ بِحَقِّهَا " .
Bize Hârûn b. Muhammed b. Bekkâr b. Bilâl, Muhammed b. Îsâ'dan -ki o İbn Semî'dir- naklederek haber verdi. (Muhammed) dedi ki: Bize Humeyd et-Tavîl, Enes b. Mâlik'ten, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklederek anlattı. (Resûlullah) şöyle buyurdu: "Müşriklerle; 'Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed'in O'nun kulu ve Resûlü olduğuna' şahitlik edinceye kadar savaşmakla emrolundum. Ne zaman ki 'Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed'in O'nun kulu ve Resûlü olduğuna' şahitlik ederler, bizim namazımızı kılarlar, kıblemize yönelirler ve kestiğimizi yerlerse; işte o zaman (İslam'ın) hakkı müstesna olmak üzere, kanları ve malları bize haram olur."
3967. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمِ بْنِ نُعَيْمٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا حِبَّانُ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ حُمَيْدٍ الطَّوِيلِ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " أُمِرْتُ أَنْ أُقَاتِلَ النَّاسَ حَتَّى يَشْهَدُوا أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ فَإِذَا شَهِدُوا أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ وَاسْتَقْبَلُوا قِبْلَتَنَا وَأَكَلُوا ذَبِيحَتَنَا وَصَلَّوْا صَلاَتَنَا فَقَدْ حَرُمَتْ عَلَيْنَا دِمَاؤُهُمْ وَأَمْوَالُهُمْ إِلاَّ بِحَقِّهَا لَهُمْ مَا لِلْمُسْلِمِينَ وَعَلَيْهِمْ مَا عَلَيْهِمْ " .
Bize Muhammed b. Hâtim b. Nuaym haber verdi, dedi ki: Bize Hibbân anlattı, dedi ki: Bize Abdullah, Humeyd et-Tavîl'den, o da Enes b. Mâlik'ten naklederek anlattı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "İnsanlarla; 'Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın Resûlü olduğuna' şahitlik edinceye kadar savaşmakla emrolundum. Ne zaman ki 'Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın Resûlü olduğuna' şahitlik ederler, kıblemize yönelirler, kestiğimizi yerler ve namazımızı kılarlarsa; işte o zaman (İslam'ın) hakkı müstesna olmak üzere, kanları ve malları bize haram olur. Müslümanların lehine olan haklar onlar için de geçerlidir, Müslümanların aleyhine olan sorumluluklar onlar için de geçerlidir."
3968. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الأَنْصَارِيُّ، قَالَ أَنْبَأَنَا حُمَيْدٌ، قَالَ سَأَلَ مَيْمُونُ بْنُ سِيَاهٍ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ قَالَ يَا أَبَا حَمْزَةَ مَا يُحَرِّمُ دَمَ الْمُسْلِمِ وَمَالَهُ فَقَالَ مَنْ شَهِدَ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ وَاسْتَقْبَلَ قِبْلَتَنَا وَصَلَّى صَلاَتَنَا وَأَكَلَ ذَبِيحَتَنَا فَهُوَ مُسْلِمٌ لَهُ مَا لِلْمُسْلِمِينَ وَعَلَيْهِ مَا عَلَى الْمُسْلِمِينَ .
Bize Muhammed b. el-Müsennâ haber verdi, dedi ki: Bize Muhammed b. Abdullah el-Ensârî anlattı, dedi ki: Bize Humeyd haber verdi. (Humeyd) dedi ki: Meymûn b. Siyâh, Enes b. Mâlik'e sordu ve: "Ey Ebû Hamza! Bir Müslümanın kanını ve malını haram kılan şey nedir?" dedi. (Enes) şöyle cevap verdi: "Kim 'Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın Resûlü olduğuna' şahitlik eder, kıblemize yönelir, namazımızı kılar ve kestiğimizi yerse; işte o Müslümandır. Müslümanların lehine olan haklar onun için de geçerlidir, Müslümanların aleyhine olan sorumluluklar onun için de geçerlidir."
3969. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَاصِمٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عِمْرَانُ أَبُو الْعَوَّامِ، قَالَ حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ لَمَّا تُوُفِّيَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ارْتَدَّتِ الْعَرَبُ فَقَالَ عُمَرُ يَا أَبَا بَكْرٍ كَيْفَ تُقَاتِلُ الْعَرَبَ فَقَالَ أَبُو بَكْرٍ إِنَّمَا قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أُمِرْتُ أَنْ أُقَاتِلَ النَّاسَ حَتَّى يَشْهَدُوا أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَنِّي رَسُولُ اللَّهِ وَيُقِيمُوا الصَّلاَةَ وَيُؤْتُوا الزَّكَاةَ " . وَاللَّهِ لَوْ مَنَعُونِي عَنَاقًا مِمَّا كَانُوا يُعْطُونَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَقَاتَلْتُهُمْ عَلَيْهِ . قَالَ عُمَرُ فَلَمَّا رَأَيْتُ رَأْىَ أَبِي بَكْرٍ قَدْ شُرِحَ عَلِمْتُ أَنَّهُ الْحَقُّ .
Bize Muhammed b. Beşşâr haber verdi, dedi ki: Bize Amr b. Âsım anlattı, dedi ki: Bize İmrân Ebû'l-Avvâm anlattı, dedi ki: Bize Ma'mer, Zührî'den, o da Enes b. Mâlik'ten naklederek anlattı. (Enes) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem vefat edince Araplar dinden döndü (irtidat etti). Ömer, Ebû Bekir'e: "Araplarla nasıl savaşırsın?" dedi. Ebû Bekir dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: 'İnsanlarla; Allah'tan başka ilah olmadığına ve benim Allah'ın Resûlü olduğuma şahitlik edinceye, namazı kılıncaya ve zekatı verinceye kadar savaşmakla emrolundum.' Vallahi, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e verdikleri bir oğlağı (bile) bana vermeyip men etseler, bunun için onlarla savaşırım." Ömer dedi ki: "Ebû Bekir'in görüşünün (Allah tarafından) açıldığını (gönlüne ilham edildiğini) görünce, bunun hak olduğunu anladım."
3970. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، أَخْبَرَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ لَمَّا تُوُفِّيَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَاسْتُخْلِفَ أَبُو بَكْرٍ وَكَفَرَ مَنْ كَفَرَ مِنَ الْعَرَبِ قَالَ عُمَرُ لأَبِي بَكْرٍ كَيْفَ تُقَاتِلُ النَّاسَ وَقَدْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أُمِرْتُ أَنْ أُقَاتِلَ النَّاسَ حَتَّى يَقُولُوا لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ فَمَنْ قَالَ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ عَصَمَ مِنِّي مَالَهُ وَنَفْسَهُ إِلاَّ بِحَقِّهِ وَحِسَابُهُ عَلَى اللَّهِ " . قَالَ أَبُو بَكْرٍ وَاللَّهِ لأُقَاتِلَنَّ مَنْ فَرَّقَ بَيْنَ الصَّلاَةِ وَالزَّكَاةِ فَإِنَّ الزَّكَاةَ حَقُّ الْمَالِ وَاللَّهِ لَوْ مَنَعُونِي عِقَالاً كَانُوا يُؤَدُّونَهُ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَقَاتَلْتُهُمْ عَلَى مَنْعِهِ قَالَ عُمَرُ فَوَاللَّهِ مَا هُوَ إِلاَّ أَنِّي رَأَيْتُ اللَّهَ شَرَحَ صَدْرَ أَبِي بَكْرٍ لِلْقِتَالِ فَعَرَفْتُ أَنَّهُ الْحَقُّ .
Bize Kuteybe b. Saîd haber verdi, dedi ki: Bize Leys, Ukayl'den, o Zührî'den haber verdi. (Zührî) dedi ki: Bana Ubeydullah b. Abdullah b. Utbe, Ebû Hureyre'den naklederek haber verdi. (Ebû Hureyre) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem vefat edip de Ebû Bekir halife seçilince ve Araplardan inkâr edenler inkâr edince (dinden dönünce), Ömer Ebû Bekir'e: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: 'İnsanlarla Lâ ilâhe illallâh deyinceye kadar savaşmakla emrolundum. Kim Lâ ilâhe illallâh derse, -hakkı müstesna olmak üzere- malını ve canını benden korumuş olur; hesabı ise Allah'a aittir' buyurmuşken, sen insanlarla nasıl savaşırsın?" dedi. Ebû Bekir şöyle cevap verdi: "Vallahi, namaz ile zekatın arasını ayıranlarla mutlaka savaşacağım. Çünkü zekat, malın hakkıdır. Vallahi, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e ödedikleri bir deve yularını (bile) bana vermeyip men etseler, bunu men ettikleri için onlarla savaşırım." Ömer dedi ki: "Vallahi (baktım ki), Allah Ebû Bekir'in göğsünü savaş için genişletmiş; bunun hak olduğunu o zaman anladım."
3971. Hadis
أَخْبَرَنَا زِيَادُ بْنُ أَيُّوبَ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَزِيدَ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أُمِرْتُ أَنْ أُقَاتِلَ النَّاسَ حَتَّى يَقُولُوا لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ فَإِذَا قَالُوهَا فَقَدْ عَصَمُوا مِنِّي دِمَاءَهُمْ وَأَمْوَالَهُمْ إِلاَّ بِحَقِّهَا وَحِسَابُهُمْ عَلَى اللَّهِ " . فَلَمَّا كَانَتِ الرِّدَّةُ قَالَ عُمَرُ لأَبِي بَكْرٍ أَتُقَاتِلُهُمْ وَقَدْ سَمِعْتَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ كَذَا وَكَذَا . فَقَالَ وَاللَّهِ لاَ أُفَرِّقُ بَيْنَ الصَّلاَةِ وَالزَّكَاةِ . وَلأُقَاتِلَنَّ مَنْ فَرَّقَ بَيْنَهُمَا . فَقَاتَلْنَا مَعَهُ فَرَأَيْنَا ذَلِكَ رُشْدًا . قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ سُفْيَانُ فِي الزُّهْرِيِّ لَيْسَ بِالْقَوِيِّ وَهُوَ سُفْيَانُ بْنُ حُسَيْنٍ .
Bize Ziyâd b. Eyyûb haber verdi, dedi ki: Bize Muhammed b. Yezîd anlattı, dedi ki: Bize Süfyan, Zührî'den, o Ubeydullah b. Abdullah b. Utbe'den, o da Ebû Hureyre'den naklederek anlattı. (Ebû Hureyre) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "İnsanlarla; Lâ ilâhe illallâh deyinceye kadar savaşmakla emrolundum. Bunu söyledikleri zaman -hakkı müstesna olmak üzere- kanlarını ve mallarını benden korumuş olurlar; hesapları ise Allah'a aittir." Ridde (dinden dönme) olayı meydana geldiği zaman Ömer, Ebû Bekir'e: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle şöyle derken işittiğin halde, onlarla nasıl savaşırsın?" dedi. (Ebû Bekir): "Vallahi, namaz ile zekatın arasını ayırmam. İkisinin arasını ayıranla mutlaka savaşırım" dedi. Bunun üzerine onunla birlikte savaştık ve bunun doğru olduğunu gördük. Ebû Abdurrahman (Nesâî) dedi ki: Süfyan, Zührî'den (rivayet konusunda) kuvvetli değildir; bu şahıs Süfyan b. Hüseyin'dir.
3972. Hadis
قَالَ الْحَارِثُ بْنُ مِسْكِينٍ قِرَاءَةً عَلَيْهِ وَأَنَا أَسْمَعُ، عَنِ ابْنِ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ حَدَّثَنِي سَعِيدُ بْنُ الْمُسَيَّبِ، أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ، أَخْبَرَهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " أُمِرْتُ أَنْ أُقَاتِلَ النَّاسَ حَتَّى يَقُولُوا لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ فَمَنْ قَالَ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ عَصَمَ مِنِّي مَالَهُ وَنَفْسَهُ إِلاَّ بِحَقِّهِ وَحِسَابُهُ عَلَى اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ " . جَمَعَ شُعَيْبُ بْنُ أَبِي حَمْزَةَ الْحَدِيثَيْنِ جَمِيعًا .
Hâris b. Miskîn okuyarak -ben de dinliyordum- İbn Vehb'den nakletti. (İbn Vehb) dedi ki: Bana Yûnus, İbn Şihâb'dan haber verdi. (İbn Şihâb) dedi ki: Bana Saîd b. el-Müseyyeb anlattı; ona da Ebû Hureyre haber vermiş ki Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "İnsanlarla; Lâ ilâhe illallâh deyinceye kadar savaşmakla emrolundum. Kim Lâ ilâhe illallâh derse, -hakkı müstesna olmak üzere- malını ve canını benden korumuş olur; hesabı ise Allah Azze ve Celle'ye aittir." Şuayb b. Ebî Hamza, (bu konudaki) iki hadisi (hem Saîd b. el-Müseyyeb hem de Ubeydullah b. Abdullah rivayetini) birleştirmiştir.
3973. Hadis
أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُغِيرَةِ، قَالَ حَدَّثَنَا عُثْمَانُ، عَنْ شُعَيْبٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ، أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ، قَالَ لَمَّا تُوُفِّيَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَكَانَ أَبُو بَكْرٍ بَعْدَهُ وَكَفَرَ مَنْ كَفَرَ مِنَ الْعَرَبِ قَالَ عُمَرُ يَا أَبَا بَكْرٍ كَيْفَ تُقَاتِلُ النَّاسَ وَقَدْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أُمِرْتُ أَنْ أُقَاتِلَ النَّاسَ حَتَّى يَقُولُوا لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ فَمَنْ قَالَ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ فَقَدْ عَصَمَ مِنِّي مَالَهُ وَنَفْسَهُ إِلاَّ بِحَقِّهِ وَحِسَابُهُ عَلَى اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ " . قَالَ أَبُو بَكْرٍ لأُقَاتِلَنَّ مَنْ فَرَّقَ بَيْنَ الصَّلاَةِ وَالزَّكَاةِ فَإِنَّ الزَّكَاةَ حَقُّ الْمَالِ فَوَاللَّهِ لَوْ مَنَعُونِي عَنَاقًا كَانُوا يُؤَدُّونَهَا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَقَاتَلْتُهُمْ عَلَى مَنْعِهَا . قَالَ عُمَرُ فَوَاللَّهِ مَا هُوَ إِلاَّ أَنْ رَأَيْتُ اللَّهَ شَرَحَ صَدْرَ أَبِي بَكْرٍ لِلْقِتَالِ فَعَرَفْتُ أَنَّهُ الْحَقُّ .
Bize Ahmed b. Muhammed b. el-Muğîre haber verdi, dedi ki: Bize Osman, Şuayb'dan, o Zührî'den haber verdi. (Zührî) dedi ki: Bize Ubeydullah b. Abdullah b. Utbe anlattı ki Ebû Hureyre şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem vefat edip de ondan sonra Ebû Bekir (halife) olunca ve Araplardan inkâr edenler inkâr edince, Ömer: "Ey Ebû Bekir! Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: 'İnsanlarla Lâ ilâhe illallâh deyinceye kadar savaşmakla emrolundum. Kim Lâ ilâhe illallâh derse, -hakkı müstesna olmak üzere- malını ve canını benden korumuş olur; hesabı ise Allah Azze ve Celle'ye aittir' buyurmuşken, sen insanlarla nasıl savaşırsın?" dedi. Ebû Bekir şöyle cevap verdi: "Namaz ile zekatın arasını ayıranlarla mutlaka savaşacağım. Çünkü zekat, malın hakkıdır. Vallahi, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e ödedikleri bir oğlağı (bile) bana vermeyip men etseler, bunu men ettikleri için onlarla savaşırım." Ömer dedi ki: "Vallahi (baktım ki), Allah Ebû Bekir'in göğsünü savaş için genişletmiş; bunun hak olduğunu o zaman anladım."
3974. Hadis
أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُغِيرَةِ، قَالَ حَدَّثَنَا عُثْمَانُ، عَنْ شُعَيْبٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ حَدَّثَنِي سَعِيدُ بْنُ الْمُسَيَّبِ، أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ، أَخْبَرَهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " أُمِرْتُ أَنْ أُقَاتِلَ النَّاسَ حَتَّى يَقُولُوا لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ فَمَنْ قَالَهَا فَقَدْ عَصَمَ مِنِّي نَفْسَهُ وَمَالَهُ إِلاَّ بِحَقِّهِ وَحِسَابُهُ عَلَى اللَّهِ " . خَالَفَهُ الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ .
Bize Ahmed b. Muhammed b. el-Muğîre haber verdi, dedi ki: Bize Osman, Şuayb'dan, o Zührî'den haber verdi. (Zührî) dedi ki: Bana Saîd b. el-Müseyyeb anlattı; ona da Ebû Hureyre haber vermiş ki Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "İnsanlarla; Lâ ilâhe illallâh deyinceye kadar savaşmakla emrolundum. Kim bunu söylerse, -hakkı müstesna olmak üzere- canını ve malını benden korumuş olur; hesabı ise Allah'a aittir." Velîd b. Müslim, (bu rivayet konusunda) ona (Osman'a) muhalefet etmiştir.
3975. Hadis
أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا مُؤَمَّلُ بْنُ الْفَضْلِ، قَالَ حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ، قَالَ حَدَّثَنِي شُعَيْبُ بْنُ أَبِي حَمْزَةَ، وَسُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، وَذَكَرَ، آخَرَ عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ فَأَجْمَعَ أَبُو بَكْرٍ لِقِتَالِهِمْ فَقَالَ عُمَرُ يَا أَبَا بَكْرٍ كَيْفَ تُقَاتِلُ النَّاسَ وَقَدْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أُمِرْتُ أَنْ أُقَاتِلَ النَّاسَ حَتَّى يَقُولُوا لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ فَإِذَا قَالُوهَا عَصَمُوا مِنِّي دِمَاءَهُمْ وَأَمْوَالَهُمْ إِلاَّ بِحَقِّهَا " . قَالَ أَبُو بَكْرٍ لأُقَاتِلَنَّ مَنْ فَرَّقَ بَيْنَ الصَّلاَةِ وَالزَّكَاةِ وَاللَّهِ لَوْ مَنَعُونِي عَنَاقًا كَانُوا يُؤَدُّونَهَا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَقَاتَلْتُهُمْ عَلَى مَنْعِهَا . قَالَ عُمَرُ فَوَاللَّهِ مَا هُوَ إِلاَّ أَنْ رَأَيْتُ اللَّهَ قَدْ شَرَحَ صَدْرَ أَبِي بَكْرٍ لِقِتَالِهِمْ فَعَرَفْتُ أَنَّهُ الْحَقُّ .
Bize Ahmed b. Süleyman haber verdi, dedi ki: Bize Müemmel b. el-Fadl anlattı, dedi ki: Bize Velîd anlattı, dedi ki: Bana Şuayb b. Ebî Hamza, Süfyan b. Uyeyne ve Zührî'den nakleden bir başkası anlattı. (Bunlar) Zührî'den, o Saîd b. el-Müseyyeb'den, o da Ebû Hureyre'den naklettiğine göre şöyle demiştir: Ebû Bekir onlarla savaşmaya azmetti. Ömer: "Ey Ebû Bekir! Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: 'İnsanlarla Lâ ilâhe illallâh deyinceye kadar savaşmakla emrolundum. Bunu söyledikleri zaman -hakkı müstesna olmak üzere- kanlarını ve mallarını benden korumuş olurlar' buyurmuşken, sen insanlarla nasıl savaşırsın?" dedi. Ebû Bekir: "Namaz ile zekatın arasını ayıranlarla mutlaka savaşacağım. Vallahi, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e ödedikleri bir oğlağı (bile) bana vermeyip men etseler, bunu men ettikleri için onlarla savaşırım" dedi. Ömer dedi ki: "Vallahi (baktım ki), Allah onlarla savaşması için Ebû Bekir'in göğsünü genişletmiş; bunun hak olduğunu o zaman anladım."
3976. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْمُبَارَكِ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، ح وَأَنْبَأَنَا أَحْمَدُ بْنُ حَرْبٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أُمِرْتُ أَنْ أُقَاتِلَ النَّاسَ حَتَّى يَقُولُوا لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ فَإِذَا قَالُوهَا مَنَعُوا مِنِّي دِمَاءَهُمْ وَأَمْوَالَهُمْ إِلاَّ بِحَقِّهَا وَحِسَابُهُمْ عَلَى اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ " .
Bize Muhammed b. Abdullah b. el-Mübârek haber verdi, dedi ki: Bize Ebû Muâviye anlattı. (Yine) bize Ahmed b. Harb haber verdi, dedi ki: Bize Ebû Muâviye, A'meş'ten, o Ebû Sâlih'ten, o da Ebû Hureyre'den naklederek anlattı. (Ebû Hureyre) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "İnsanlarla; Lâ ilâhe illallâh deyinceye kadar savaşmakla emrolundum. Bunu söyledikleri zaman -hakkı müstesna olmak üzere- kanlarını ve mallarını benden korumuş olurlar; hesapları ise Allah Azze ve Celle'ye aittir."
3977. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا يَعْلَى بْنُ عُبَيْدٍ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي سُفْيَانَ، عَنْ جَابِرٍ، وَعَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالاَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أُمِرْتُ أَنْ أُقَاتِلَ النَّاسَ حَتَّى يَقُولُوا لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ فَإِذَا قَالُوهَا مَنَعُوا مِنِّي دِمَاءَهُمْ وَأَمْوَالَهُمْ إِلاَّ بِحَقِّهَا وَحِسَابُهُمْ عَلَى اللَّهِ " .
Bize İshak b. İbrahim haber verdi, dedi ki: Bize Ya'lâ b. Ubeyd, A'meş'ten haber verdi. (A'meş), Ebû Süfyan aracılığıyla Câbir'den; ayrıca Ebû Sâlih aracılığıyla Ebû Hureyre'den nakletti. Her ikisi de (Câbir ve Ebû Hureyre): Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu, dediler: "İnsanlarla; Lâ ilâhe illallâh deyinceye kadar savaşmakla emrolundum. Bunu söyledikleri zaman -hakkı müstesna olmak üzere- kanlarını ve mallarını benden korumuş olurlar; hesapları ise Allah'a aittir."
3978. Hadis
أَخْبَرَنَا الْقَاسِمُ بْنُ زَكَرِيَّا بْنِ دِينَارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى، قَالَ حَدَّثَنَا شَيْبَانُ، عَنْ عَاصِمٍ، عَنْ زِيَادِ بْنِ قَيْسٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " نُقَاتِلُ النَّاسَ حَتَّى يَقُولُوا لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ فَإِذَا قَالُوا لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ حَرُمَتْ عَلَيْنَا دِمَاؤُهُمْ وَأَمْوَالُهُمْ إِلاَّ بِحَقِّهَا وَحِسَابُهُمْ عَلَى اللَّهِ " .
Bize Kâsım b. Zekeriyyâ b. Dînâr haber verdi, dedi ki: Bize Ubeydullah b. Mûsâ anlattı, dedi ki: Bize Şeybân, Âsım'dan, o Ziyâd b. Kays'tan, o da Ebû Hureyre'den naklederek anlattı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "İnsanlarla; Lâ ilâhe illallâh deyinceye kadar savaşırız. Lâ ilâhe illallâh dedikleri zaman -hakkı müstesna olmak üzere- kanları ve malları bize haram olur; hesapları ise Allah'a aittir."
3979. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْمُبَارَكِ، قَالَ حَدَّثَنَا الأَسْوَدُ بْنُ عَامِرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْرَائِيلُ، عَنْ سِمَاكٍ، عَنِ النُّعْمَانِ بْنِ بَشِيرٍ، قَالَ كُنَّا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَجَاءَ رَجُلٌ فَسَارَّهُ فَقَالَ " اقْتُلُوهُ " . ثُمَّ قَالَ " أَيَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ " . قَالَ نَعَمْ وَلَكِنَّمَا يَقُولُهَا تَعَوُّذًا . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ تَقْتُلُوهُ فَإِنَّمَا أُمِرْتُ أَنْ أُقَاتِلَ النَّاسَ حَتَّى يَقُولُوا لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ فَإِذَا قَالُوهَا عَصَمُوا مِنِّي دِمَاءَهُمْ وَأَمْوَالَهُمْ إِلاَّ بِحَقِّهَا وَحِسَابُهُمْ عَلَى اللَّهِ " .
Bize Muhammed b. Abdullah b. el-Mübârek haber verdi, dedi ki: Bize Esved b. Âmir anlattı, dedi ki: Bize İsrâîl, Simâk'ten, o Nu'mân b. Beşîr'den naklederek anlattı. (Nu'mân) dedi ki: Biz Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraberdik. Bir adam geldi ve ona gizlice bir şeyler söyledi. Bunun üzerine (Resûlullah): "Onu öldürün" buyurdu. Sonra: "Lâ ilâhe illallâh diye şahitlik ediyor mu?" dedi. (Oradaki bir zat): "Evet, ama bunu sadece (öldürülmekten) korunmak için söylüyor" dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Onu öldürmeyin. Çünkü ben, insanlarla Lâ ilâhe illallâh deyinceye kadar savaşmakla emrolundum. Bunu söyledikleri zaman -hakkı müstesna olmak üzere- kanlarını ve mallarını benden korumuş olurlar; hesapları ise Allah'a aittir."
3980. Hadis
{ أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ سُلَيْمَانَ، } قَالَ عُبَيْدُ اللَّهِ حَدَّثَنَا إِسْرَائِيلُ، عَنْ سِمَاكٍ، عَنِ النُّعْمَانِ بْنِ سَالِمٍ، عَنْ رَجُلٍ، حَدَّثَهُ قَالَ دَخَلَ عَلَيْنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَنَحْنُ فِي قُبَّةٍ فِي مَسْجِدِ الْمَدِينَةِ وَقَالَ فِيهِ " إِنَّهُ أُوحِيَ إِلَىَّ أَنْ أُقَاتِلَ النَّاسَ حَتَّى يَقُولُوا لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ " . نَحْوَهُ .
Bize Ahmed b. Süleyman haber verdi. Ubeydullah dedi ki: Bize İsrâîl, Simâk'ten, o Nu'mân b. Sâlim'den, o da kendisine anlatan bir adamdan nakletti. (O adam) dedi ki: Biz Medine Mescidi'ndeki bir kubbenin (çadırın) içindeyken Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem yanımıza girdi... ve (râvi) hadiste (Resûlullah'ın) şöyle buyurduğunu zikretti: "Bana, insanlarla Lâ ilâhe illallâh deyinceye kadar savaşmam vahyedildi." (Râvi hadisin geri kalanını) önceki gibi (nakletti).
3981. Hadis
أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ أَعْيَنَ، قَالَ حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، قَالَ حَدَّثَنَا سِمَاكٌ، عَنِ النُّعْمَانِ بْنِ سَالِمٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَوْسًا، يَقُولُ دَخَلَ عَلَيْنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَنَحْنُ فِي قُبَّةٍ وَسَاقَ الْحَدِيثَ .
Bize Ahmed b. Süleyman haber verdi, dedi ki: Bize Hasan b. Muhammed b. A'yen anlattı, dedi ki: Bize Züheyr anlattı, dedi ki: Bize Simâk, Nu'mân b. Sâlim'den anlattı. (Nu'mân) dedi ki: Evs'i şöyle derken işittim: "Biz bir kubbenin (çadırın) içindeyken Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem yanımıza girdi..." ve (râvi) hadisi (önceki gibi) sevk etti.
3982. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ النُّعْمَانِ بْنِ سَالِمٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَوْسًا، يَقُولُ أَتَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي وَفْدِ ثَقِيفٍ فَكُنْتُ مَعَهُ فِي قُبَّةٍ فَنَامَ مَنْ كَانَ فِي الْقُبَّةِ غَيْرِي وَغَيْرُهُ فَجَاءَ رَجُلٌ فَسَارَّهُ فَقَالَ " اذْهَبْ فَاقْتُلْهُ " . فَقَالَ " أَلَيْسَ يَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَنِّي رَسُولُ اللَّهِ " . قَالَ يَشْهَدُ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " ذَرْهُ " . ثُمَّ قَالَ " أُمِرْتُ أَنْ أُقَاتِلَ النَّاسَ حَتَّى يَقُولُوا لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ فَإِذَا قَالُوهَا حَرُمَتْ دِمَاؤُهُمْ وَأَمْوَالُهُمْ إِلاَّ بِحَقِّهَا " . قَالَ مُحَمَّدٌ فَقُلْتُ لِشُعْبَةَ أَلَيْسَ فِي الْحَدِيثِ " أَلَيْسَ يَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَنِّي رَسُولُ اللَّهِ " . قَالَ أَظُنُّهَا مَعَهَا وَلاَ أَدْرِي .
Bize Muhammed b. Beşşâr haber verdi, dedi ki: Bize Muhammed anlattı, dedi ki: Bize Şu'be, Nu'mân b. Sâlim'den anlattı. (Nu'mân) dedi ki: Evs'i şöyle derken işittim: Sakîf heyeti içinde Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldim. Onunla birlikte bir kubbenin (çadırın) içindeydim. Ben ve ondan başkası, kubbede olan herkes uyumuştu. Bir adam geldi ve ona gizlice bir şeyler söyledi. Bunun üzerine (Resûlullah): "Git, onu öldür" buyurdu. Sonra: "Allah'tan başka ilah olmadığına ve benim Allah'ın Resûlü olduğuma şahitlik etmiyor mu?" dedi. (Adam): "Şahitlik ediyor" dedi. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Onu bırak (öldürme)" buyurdu. Sonra şöyle devam etti: "İnsanlarla; Lâ ilâhe illallâh deyinceye kadar savaşmakla emrolundum. Bunu söyledikleri zaman -hakkı müstesna olmak üzere- kanları ve malları haram olur." Muhammed (b. Ca'fer el-Gunder) dedi ki: Şu'be'ye: "Hadiste 've benim Allah'ın Resûlü olduğuma' ifadesi var mı?" dedim. O da: "Zannedersem o da var ama (kesin) bilmiyorum" dedi.
3983. Hadis
أَخْبَرَنِي هَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ بَكْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا حَاتِمُ بْنُ أَبِي صَغِيرَةَ، عَنِ النُّعْمَانِ بْنِ سَالِمٍ، أَنَّ عَمْرَو بْنَ أَوْسٍ، أَخْبَرَهُ أَنَّ أَبَاهُ أَوْسًا قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أُمِرْتُ أَنْ أُقَاتِلَ النَّاسَ حَتَّى يَشْهَدُوا أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ ثُمَّ تَحْرُمُ دِمَاؤُهُمْ وَأَمْوَالُهُمْ إِلاَّ بِحَقِّهَا " .
Bana Hârûn b. Abdullah haber verdi, dedi ki: Bize Abdullah b. Bekr anlattı, dedi ki: Bize Hâtim b. Ebî Sağîre, Nu'mân b. Sâlim'den anlattı. (Nu'mân) dedi ki: Amr b. Evs, babası Evs'in şöyle dediğini haber verdi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "İnsanlarla; 'Allah'tan başka ilah olmadığına' şahitlik edinceye kadar savaşmakla emrolundum. Sonra -hakkı müstesna olmak üzere- kanları ve malları haram olur."
3984. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ حَدَّثَنَا صَفْوَانُ بْنُ عِيسَى، عَنْ ثَوْرٍ، عَنْ أَبِي عَوْنٍ، عَنْ أَبِي إِدْرِيسَ، قَالَ سَمِعْتُ مُعَاوِيَةَ، يَخْطُبُ - وَكَانَ قَلِيلَ الْحَدِيثِ - عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ سَمِعْتُهُ يَخْطُبُ يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " كُلُّ ذَنْبٍ عَسَى اللَّهُ أَنْ يَغْفِرَهُ إِلاَّ الرَّجُلُ يَقْتُلُ الْمُؤْمِنَ مُتَعَمِّدًا أَوِ الرَّجُلُ يَمُوتُ كَافِرًا " .
Bize Muhammed b. el-Müsennâ haber verdi, dedi ki: Bize Safvân b. Îsâ, Sevr'den, o Ebû Avn'dan, o da Ebû İdrîs'ten naklederek anlattı. (Ebû İdrîs) dedi ki: Muâviye'yi hutbe verirken işittim -ki o, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den az hadis rivayet ederdi-. Onu hutbe verirken şöyle derken işittim: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Mümini kasten öldüren adam veya kâfir olarak ölen adam dışında, her günahı Allah'ın bağışlaması umulur."
3985. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُرَّةَ، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ تُقْتَلُ نَفْسٌ ظُلْمًا إِلاَّ كَانَ عَلَى ابْنِ آدَمَ الأَوَّلِ كِفْلٌ مِنْ دَمِهَا وَذَلِكَ أَنَّهُ أَوَّلُ مَنْ سَنَّ الْقَتْلَ " .
Bize Amr b. Ali haber verdi, dedi ki: Bize Abdurrahman anlattı, dedi ki: Bize Süfyan, A'meş'ten, o Abdullah b. Mürre'den, o Mesrûk'tan, o da Abdullah (b. Mes'ûd)'dan naklederek anlattı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Haksız yere öldürülen hiçbir nefis yoktur ki, onun kanından (günahından) bir pay da Âdem'in ilk oğluna olmasın. Çünkü o, öldürme (adetini) ilk başlatandır."
3986. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مُعَاوِيَةَ بْنِ مَالَجَ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ الْحَرَّانِيُّ، عَنِ ابْنِ إِسْحَاقَ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ مُهَاجِرٍ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ، مَوْلَى عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرِو بْنِ الْعَاصِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لَقَتْلُ مُؤْمِنٍ أَعْظَمُ عِنْدَ اللَّهِ مِنْ زَوَالِ الدُّنْيَا " . قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ إِبْرَاهِيمُ بْنُ الْمُهَاجِرِ لَيْسَ بِالْقَوِيِّ .
Bize Muhammed b. Muâviye b. Mâlec haber verdi, dedi ki: Bize Muhammed b. Seleme el-Harrânî, İbn İshak'tan, o İbrahim b. Muhâcir'den, o Abdullah b. Amr'ın azatlısı İsmail'den, o da Abdullah b. Amr b. el-Âs'tan naklederek anlattı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Nefsim elinde olan (Allah)'a yemin olsun ki, bir müminin öldürülmesi, Allah katında dünyanın yok olmasından daha büyüktür (daha ağır bir suçtur)." Ebû Abdurrahman (Nesâî) dedi ki: İbrahim b. el-Muhâcir (rivayet konusunda) kuvvetli değildir.
3987. Hadis
أَخْبَرَنَا يَحْيَى بْنُ حَكِيمٍ الْبَصْرِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ يَعْلَى بْنِ عَطَاءٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لَزَوَالُ الدُّنْيَا أَهْوَنُ عِنْدَ اللَّهِ مِنْ قَتْلِ رَجُلٍ مُسْلِمٍ " .
Bize Yahyâ b. Hakîm el-Basrî haber verdi, dedi ki: Bize İbn Ebî Adî, Şu'be'den, o Ya'lâ b. Atâ'dan, o babasından, o da Abdullah b. Amr'dan naklederek anlattı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Allah katında dünyanın yok olması, Müslüman bir adamın öldürülmesinden daha hafiftir."
3988. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ يَعْلَى، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، قَالَ قَتْلُ الْمُؤْمِنِ أَعْظَمُ عِنْدَ اللَّهِ مِنْ زَوَالِ الدُّنْيَا .
Bize Muhammed b. Beşşâr haber verdi, dedi ki: Bize Muhammed, Şu'be'den, o Ya'lâ'dan, o babasından, o da Abdullah b. Amr'dan naklettiğine göre şöyle demiştir: "Bir müminin öldürülmesi, Allah katında dünyanın yok olmasından daha büyüktür (daha ağır bir suçtur)."
3989. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ هِشَامٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مَخْلَدُ بْنُ يَزِيدَ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ يَعْلَى بْنِ عَطَاءٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، قَالَ قَتْلُ الْمُؤْمِنِ أَعْظَمُ عِنْدَ اللَّهِ مِنْ زَوَالِ الدُّنْيَا .
Bize Amr b. Hişâm haber verdi, dedi ki: Bize Mahled b. Yezîd, Süfyan'dan, o Mansûr'dan, o Ya'lâ b. Atâ'dan, o babasından, o da Abdullah b. Amr'dan naklettiğine göre şöyle demiştir: "Bir müminin öldürülmesi, Allah katında dünyanın yok olmasından daha büyüktür."
3990. Hadis
أَخْبَرَنَا الْحَسَنُ بْنُ إِسْحَاقَ الْمَرْوَزِيُّ، - ثِقَةٌ - حَدَّثَنِي خَالِدُ بْنُ خِدَاشٍ، قَالَ حَدَّثَنَا حَاتِمُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، عَنْ بَشِيرِ بْنِ الْمُهَاجِرِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " قَتْلُ الْمُؤْمِنِ أَعْظَمُ عِنْدَ اللَّهِ مِنْ زَوَالِ الدُّنْيَا " .
Bize sika (güvenilir) bir râvi olan Hasan b. İshak el-Mervezî haber verdi, dedi ki: Bana Hâlid b. Hidâş anlattı, dedi ki: Bize Hâtim b. İsmail, Beşîr b. Muhâcir'den, o Abdullah b. Büreyde'den, o da babasından naklederek anlattı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Bir müminin öldürülmesi, Allah katında dünyanın yok olmasından daha büyüktür."
3991. Hadis
أَخْبَرَنَا سَرِيعُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الْوَاسِطِيُّ الْخَصِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ يُوسُفَ الأَزْرَقُ، عَنْ شَرِيكٍ، عَنْ عَاصِمٍ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَوَّلُ مَا يُحَاسَبُ بِهِ الْعَبْدُ الصَّلاَةُ وَأَوَّلُ مَا يُقْضَى بَيْنَ النَّاسِ فِي الدِّمَاءِ " .
Bize Serî' b. Abdullah el-Vâsıtî el-Hasî haber verdi, dedi ki: Bize İshak b. Yûsuf el-Ezrak, Şerîk'ten, o Âsım'dan, o Ebû Vâil'den, o da Abdullah'tan naklederek anlattı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kulun hesaba çekileceği ilk şey namazdır. İnsanlar arasında hüküm verilecek ilk şey ise kan(davaların)dadır."
3992. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، عَنْ خَالِدٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ سُلَيْمَانَ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا وَائِلٍ، يُحَدِّثُ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " أَوَّلُ مَا يُحْكَمُ بَيْنَ النَّاسِ فِي الدِّمَاءِ " .
Bize Muhammed b. Abdilâlâ, Hâlid'den haber verdi. Bize Şu'be, Süleyman'dan anlattı. (Süleyman) dedi ki: Ebû Vâil'i, Abdullah'tan naklederek şöyle anlatırken işittim: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "İnsanlar arasında hüküm verilecek ilk şey kan(davaların)dadır."
3993. Hadis
أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، قَالَ قَالَ عَبْدُ اللَّهِ أَوَّلُ مَا يُقْضَى بَيْنَ النَّاسِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ فِي الدِّمَاءِ .
Bize Ahmed b. Süleyman haber verdi, dedi ki: Bize Ebû Dâvûd, Süfyan'dan, o A'meş'ten, o da Ebû Vâil'den naklederek anlattı. Abdullah (b. Mes'ûd) dedi ki: "Kıyamet gününde insanlar arasında hüküm verilecek ilk şey kan(davaların)dadır."
3994. Hadis
أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ حَفْصٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي قَالَ، حَدَّثَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ طَهْمَانَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ شَقِيقٍ، ثُمَّ ذَكَرَ كَلِمَةً مَعْنَاهَا عَنْ عَمْرِو بْنِ شُرَحْبِيلَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ أَوَّلُ مَا يُقْضَى بَيْنَ النَّاسِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ فِي الدِّمَاءِ .
Bize Ahmed b. Hafs haber verdi, dedi ki: Bana babam anlattı, dedi ki: Bana İbrahim b. Tahmân, A'meş'ten, o Şakîk'ten, sonra -Amr b. Şurahbîl aracılığıyla manasına gelen bir ifade zikretti- o da Abdullah'tan naklederek anlattı. (Abdullah) dedi ki: "Kıyamet gününde insanlar arasında hüküm verilecek ilk şey kan(davaların)dadır."
3995. Hadis
أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ حَرْبٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُرَحْبِيلَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَوَّلُ مَا يُقْضَى فِيهِ بَيْنَ النَّاسِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ فِي الدِّمَاءِ " .
Bize Ahmed b. Harb haber verdi, dedi ki: Bize Ebû Muâviye, A'meş'ten, o Ebû Vâil'den, o da Amr b. Şurahbîl'den naklederek anlattı. (Amr) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kıyamet gününde insanlar arasında hüküm verilecek ilk şey kan(davaların)dadır."
3996. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ شَقِيقٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ أَوَّلُ مَا يُقْضَى بَيْنَ النَّاسِ فِي الدِّمَاءِ .
Bize Muhammed b. el-Alâ haber verdi, dedi ki: Bize Ebû Muâviye anlattı, dedi ki: Bize A'meş, Şakîk'ten, o da Abdullah'tan naklederek anlattı. (Abdullah) dedi ki: "İnsanlar arasında hüküm verilecek ilk şey kan(davaların)dadır."
3997. Hadis
أَخْبَرَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ الْمُسْتَمِرِّ، قَالَ حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَاصِمٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُعْتَمِرٌ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ شَقِيقِ بْنِ سَلَمَةَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُرَحْبِيلَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " يَجِيءُ الرَّجُلُ آخِذًا بِيَدِ الرَّجُلِ فَيَقُولُ يَا رَبِّ هَذَا قَتَلَنِي . فَيَقُولُ اللَّهُ لَهُ لِمَ قَتَلْتَهُ فَيَقُولُ قَتَلْتُهُ لِتَكُونَ الْعِزَّةُ لَكَ . فَيَقُولُ فَإِنَّهَا لِي . وَيَجِيءُ الرَّجُلُ آخِذًا بِيَدِ الرَّجُلِ فَيَقُولُ إِنَّ هَذَا قَتَلَنِي . فَيَقُولُ اللَّهُ لَهُ لِمَ قَتَلْتَهُ فَيَقُولُ لِتَكُونَ الْعِزَّةُ لِفُلاَنٍ فَيَقُولُ إِنَّهَا لَيْسَتْ لِفُلاَنٍ فَيَبُوءُ بِإِثْمِهِ " .
Bize İbrahim b. el-Müstemir haber verdi, dedi ki: Bize Amr b. Âsım anlattı, dedi ki: Bize Mu'temir, babasından, o A'meş'ten, o Şakîk b. Seleme'den, o Amr b. Şurahbîl'den, o da Abdullah b. Mes'ûd'dan naklederek anlattı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "(Kıyamet günü) bir adam diğer bir adamın elinden tutmuş olarak gelir ve: 'Ey Rabbim! Bu beni öldürdü' der. Allah ona: 'Onu niçin öldürdün?' der. O: 'İzzet (ve üstünlük) Senin olsun diye öldürdüm' der. Allah: 'İzzet (zaten) Benimdir' buyurur. Sonra başka bir adam, diğer bir adamın elinden tutmuş olarak gelir ve: 'Bu beni öldürdü' der. Allah ona: 'Onu niçin öldürdün?' der. O: 'İzzet (ve üstünlük) falancanın olsun diye' der. Allah: 'İzzet falancanın değildir' buyurur ve o kişi günahıyla döner (cezasını çeker)."
3998. Hadis
أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ تَمِيمٍ، قَالَ حَدَّثَنَا حَجَّاجٌ، قَالَ أَخْبَرَنِي شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي عِمْرَانَ الْجَوْنِيِّ، قَالَ قَالَ جُنْدَبٌ حَدَّثَنِي فُلاَنٌ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " يَجِيءُ الْمَقْتُولُ بِقَاتِلِهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ فَيَقُولُ سَلْ هَذَا فِيمَ قَتَلَنِي فَيَقُولُ قَتَلْتُهُ عَلَى مُلْكِ فُلاَنٍ " . قَالَ جُنْدَبٌ فَاتَّقِهَا .
Bize Abdullah b. Muhammed b. Temîm haber verdi, dedi ki: Bize Haccâc anlattı, dedi ki: Bana Şu'be, Ebû İmrân el-Cevnî'den naklederek haber verdi. Cündeb dedi ki: Bana falan kişi anlattı ki Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Kıyamet günü öldürülen kişi katilini (çekerek) getirir ve: '(Rabbim!) Şuna sor, beni niçin öldürdü?' der. (Katil) de: 'Onu falancanın saltanatı (iktidarı) uğruna öldürdüm' der." Cündeb dedi ki: "O halde ondan (kandan) sakın."
3999. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمَّارٍ الدُّهْنِيِّ، عَنْ سَالِمِ بْنِ أَبِي الْجَعْدِ، أَنَّ ابْنَ عَبَّاسٍ، سُئِلَ عَمَّنْ قَتَلَ مُؤْمِنًا مُتَعَمِّدًا ثُمَّ تَابَ وَآمَنَ وَعَمِلَ صَالِحًا ثُمَّ اهْتَدَى فَقَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ وَأَنَّى لَهُ التَّوْبَةُ سَمِعْتُ نَبِيَّكُمْ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " يَجِيءُ مُتَعَلِّقًا بِالْقَاتِلِ تَشْخُبُ أَوْدَاجُهُ دَمًا فَيَقُولُ أَىْ رَبِّ سَلْ هَذَا فِيمَ قَتَلَنِي " . ثُمَّ قَالَ وَاللَّهِ لَقَدْ أَنْزَلَهَا اللَّهُ ثُمَّ مَا نَسَخَهَا .
Bize Kuteybe haber verdi, dedi ki: Bize Süfyan, Ammâr ed-Dühnî'den, o Sâlim b. Ebî'l-Ca'd'dan naklettiğine göre; İbn Abbâs'a, bir mümini kasten öldürüp de sonra tövbe eden, iman eden, salih amel işleyen ve hidayete eren kimsenin durumu soruldu. İbn Abbâs dedi ki: "Onun için tövbe nerede (nasıl mümkün olsun)? Nebiniz sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: '(Maktul), şah damarından kanlar akarak katile yapışmış halde gelir ve: Ey Rabbim! Buna sor, beni niçin öldürdü? der.'" Sonra (İbn Abbâs) şöyle dedi: "Vallahi Allah bu (ayeti) indirdi ve onu (başka bir hükümle) neshetmedi (kaldırmadı)."
4000. Hadis
قَالَ وَأَخْبَرَنِي أَزْهَرُ بْنُ جَمِيلٍ الْبَصْرِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ الْحَارِثِ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الْمُغِيرَةِ بْنِ النُّعْمَانِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، قَالَ اخْتَلَفَ أَهْلُ الْكُوفَةِ فِي هَذِهِ الآيَةِ { وَمَنْ يَقْتُلْ مُؤْمِنًا مُتَعَمِّدًا } فَرَحَلْتُ إِلَى ابْنِ عَبَّاسٍ فَسَأَلْتُهُ فَقَالَ لَقَدْ أُنْزِلَتْ فِي آخِرِ مَا أُنْزِلَ ثُمَّ مَا نَسَخَهَا شَىْءٌ .
Bize Ezher b. Cemîl el-Basrî haber verdi, dedi ki: Bize Hâlid b. Hâris anlattı, dedi ki: Bize Şu'be, Muğîre b. Nu'mân'dan, o Saîd b. Cübeyr'den naklederek anlattı. (Saîd) dedi ki: Kûfe halkı { Kim bir mümini kasten öldürürse... } (Nisa, 93) ayeti hakkında ihtilaf etti. Ben de kalkıp İbn Abbâs'a gittim ve ona sordum. Şöyle dedi: "Bu (ayet), en son inenlerdendir; daha sonra hiçbir şey onu neshetmemiştir."
4001. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، قَالَ حَدَّثَنِي الْقَاسِمُ بْنُ أَبِي بَزَّةَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، قَالَ قُلْتُ لاِبْنِ عَبَّاسٍ هَلْ لِمَنْ قَتَلَ مُؤْمِنًا مُتَعَمِّدًا مِنْ تَوْبَةٍ قَالَ لاَ . وَقَرَأْتُ عَلَيْهِ الآيَةَ الَّتِي فِي الْفُرْقَانِ { وَالَّذِينَ لاَ يَدْعُونَ مَعَ اللَّهِ إِلَهًا آخَرَ وَلاَ يَقْتُلُونَ النَّفْسَ الَّتِي حَرَّمَ اللَّهُ إِلاَّ بِالْحَقِّ } قَالَ هَذِهِ آيَةٌ مَكِّيَّةٌ نَسَخَتْهَا آيَةٌ مَدَنِيَّةٌ { وَمَنْ يَقْتُلْ مُؤْمِنًا مُتَعَمِّدًا فَجَزَاؤُهُ جَهَنَّمُ } .
Bize Amr b. Ali haber verdi, dedi ki: Bize Yahyâ anlattı, dedi ki: Bize İbn Cüreyc anlattı. (İbn Cüreyc) dedi ki: Bana Kâsım b. Ebî Bepze, Saîd b. Cübeyr'den naklederek anlattı. (Saîd) dedi ki: İbn Abbâs'a: "Bir mümini kasten öldüren kimse için tövbe var mıdır?" dedim. "Hayır" dedi. Ben ona Furkan suresindeki: { Onlar ki, Allah ile beraber başka bir ilaha yalvarmazlar ve Allah'ın haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar... } (Furkan, 68) ayetini okudum. Dedi ki: "Bu Mekkî bir ayettir; Medenî bir ayet olan: { Kim bir mümini kasten öldürürse cezası cehennemdir } (Nisa, 93) ayeti onu neshetmiştir."
4002. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، قَالَ أَمَرَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ أَبِي لَيْلَى أَنْ أَسْأَلَ ابْنَ عَبَّاسٍ، عَنْ هَاتَيْنِ الآيَتَيْنِ، { وَمَنْ يَقْتُلْ مُؤْمِنًا مُتَعَمِّدًا فَجَزَاؤُهُ جَهَنَّمُ } فَسَأَلْتُهُ فَقَالَ لَمْ يَنْسَخْهَا شَىْءٌ . وَعَنْ هَذِهِ الآيَةِ { وَالَّذِينَ لاَ يَدْعُونَ مَعَ اللَّهِ إِلَهًا آخَرَ وَلاَ يَقْتُلُونَ النَّفْسَ الَّتِي حَرَّمَ اللَّهُ إِلاَّ بِالْحَقِّ } قَالَ نَزَلَتْ فِي أَهْلِ الشِّرْكِ .
Bize Muhammed b. el-Müsennâ haber verdi, dedi ki: Bize Muhammed anlattı, dedi ki: Bize Şu'be, Mansûr'dan, o Saîd b. Cübeyr'den naklederek anlattı. (Saîd) dedi ki: Abdurrahman b. Ebî Leylâ, İbn Abbâs'a şu iki ayeti sormamı emretti: { Kim bir mümini kasten öldürürse cezası cehennemdir } (Nisa, 93). Bunu sordum, (İbn Abbâs): "Onu hiçbir şey neshetmedi" dedi. Diğer ayet: { Onlar ki, Allah ile beraber başka bir ilaha yalvarmazlar ve Allah'ın haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar... } (Furkan, 68) hakkında ise: "Bu, müşrikler hakkında inmiştir" dedi.
4003. Hadis
أَخْبَرَنَا حَاجِبُ بْنُ سُلَيْمَانَ الْمَنْبِجِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي رَوَّادٍ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، عَنْ عَبْدِ الأَعْلَى الثَّعْلَبِيِّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ قَوْمًا، كَانُوا قَتَلُوا فَأَكْثَرُوا وَزَنَوْا فَأَكْثَرُوا وَانْتَهَكُوا فَأَتَوُا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالُوا يَا مُحَمَّدُ إِنَّ الَّذِي تَقُولُ وَتَدْعُو إِلَيْهِ لَحَسَنٌ لَوْ تُخْبِرُنَا أَنَّ لِمَا عَمِلْنَا كَفَّارَةً . فَأَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ { وَالَّذِينَ لاَ يَدْعُونَ مَعَ اللَّهِ إِلَهًا آخَرَ } إِلَى { فَأُولَئِكَ يُبَدِّلُ اللَّهُ سَيِّئَاتِهِمْ حَسَنَاتٍ } قَالَ يُبَدِّلُ اللَّهُ شِرْكَهُمْ إِيمَانًا وَزِنَاهُمْ إِحْصَانًا وَنَزَلَتْ { قُلْ يَا عِبَادِيَ الَّذِينَ أَسْرَفُوا عَلَى أَنْفُسِهِمْ } الآيَةَ .
Bize Hâcib b. Süleyman el-Menbicî haber verdi, dedi ki: Bize İbn Ebî Revvâd anlattı, dedi ki: Bize İbn Cüreyc, Abdulalâ es-Sa'lebî'den, o Saîd b. Cübeyr'den, o da İbn Abbâs'tan naklederek anlattı. (İbn Abbâs) dedi ki: Bir topluluk vardı; çokça adam öldürmüş, çokça zina etmiş ve (haramları) çiğnemişlerdi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e gelip: "Ey Muhammed! Senin söylediğin ve (insanları) çağırdığın şey çok güzel. Ancak keşke yaptıklarımız için bir kefaret olduğunu bize haber verseydin" dediler. Bunun üzerine Allah Azze ve Celle: { Onlar ki, Allah ile beraber başka bir ilaha yalvarmazlar... } (Furkan, 68) ayetinden { ...İşte Allah bunların kötülüklerini iyiliklere çevirir } (Furkan, 70) ayetine kadar indirdi. (İbn Abbâs) dedi ki: "Allah onların şirkini imana, zinalarını da iffete çevirir." Ayrıca: { De ki: Ey kendilerine kötülük edip aşırı giden kullarım!... } (Zümer, 53) ayeti de indi.
4004. Hadis
أَخْبَرَنَا الْحَسَنُ بْنُ مُحَمَّدٍ الزَّعْفَرَانِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ ابْنُ جُرَيْجٍ أَخْبَرَنِي يَعْلَى، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ نَاسًا، مِنْ أَهْلِ الشِّرْكِ أَتَوْا مُحَمَّدًا فَقَالُوا إِنَّ الَّذِي تَقُولُ وَتَدْعُو إِلَيْهِ لَحَسَنٌ لَوْ تُخْبِرُنَا أَنَّ لِمَا عَمِلْنَا كَفَّارَةً . فَنَزَلَتْ { وَالَّذِينَ لاَ يَدْعُونَ مَعَ اللَّهِ إِلَهًا آخَرَ } وَنَزَلَتْ { قُلْ يَا عِبَادِيَ الَّذِينَ أَسْرَفُوا عَلَى أَنْفُسِهِمْ } .
Bize Hasan b. Muhammed ez-Za'ferânî haber verdi, dedi ki: Bize Haccâc b. Muhammed anlattı. (Haccâc) dedi ki: İbn Cüreyc dedi ki: Bana Ya'lâ, Saîd b. Cübeyr'den, o da İbn Abbâs'tan naklederek haber verdi. (İbn Abbâs) dedi ki: Müşriklerden bazı insanlar Muhammed'e gelip şöyle dediler: "Senin söylediğin ve (insanları) çağırdığın şey çok güzel. Ancak keşke yaptıklarımız için bir kefaret olduğunu bize haber verseydin." Bunun üzerine: { Onlar ki, Allah ile beraber başka bir ilaha yalvarmazlar... } (Furkan, 68) ayeti ve: { De ki: Ey kendilerine kötülük edip aşırı giden kullarım!... } (Zümer, 53) ayeti indi.
4005. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شَبَابَةُ بْنُ سَوَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنِي وَرْقَاءُ، عَنْ عَمْرٍو، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " يَجِيءُ الْمَقْتُولُ بِالْقَاتِلِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ نَاصِيَتُهُ وَرَأْسُهُ فِي يَدِهِ وَأَوْدَاجُهُ تَشْخُبُ دَمًا يَقُولُ يَا رَبِّ قَتَلَنِي حَتَّى يُدْنِيَهُ مِنَ الْعَرْشِ " . قَالَ فَذَكَرُوا لاِبْنِ عَبَّاسٍ التَّوْبَةَ فَتَلاَ هَذِهِ الآيَةَ { وَمَنْ يَقْتُلْ مُؤْمِنًا مُتَعَمِّدًا } قَالَ مَا نُسِخَتْ مُنْذُ نَزَلَتْ وَأَنَّى لَهُ التَّوْبَةُ
Bize Muhammed b. Râfi' haber verdi, dedi ki: Bize Şebâbe b. Sevvâr anlattı, dedi ki: Bana Verkâ', Amr'dan, o İbn Abbâs'tan, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklederek anlattı. (Resûlullah) şöyle buyurdu: "Kıyamet günü maktul (öldürülen), perçemini ve başını eline almış, şah damarlarından kanlar aktığı halde katili (çekerek) getirir ve Arş'a yaklaştırıncaya kadar: 'Ey Rabbim! Bu beni öldürdü' der." (Râvi) dedi ki: Sonra İbn Abbâs'a tövbe(nin durumu)nu hatırlattılar. O, şu ayeti okudu: { Kim bir mümini kasten öldürürse... } (Nisa, 93) ve dedi ki: "Bu ayet indiğinden beri neshedilmedi; onun için tövbe nerede (nasıl mümkün olsun)?"
4006. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ حَدَّثَنَا الأَنْصَارِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَمْرٍو، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنْ خَارِجَةَ بْنِ زَيْدٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ ثَابِتٍ، قَالَ نَزَلَتْ هَذِهِ الآيَةُ { وَمَنْ يَقْتُلْ مُؤْمِنًا مُتَعَمِّدًا فَجَزَاؤُهُ جَهَنَّمُ خَالِدًا فِيهَا } الآيَةُ كُلُّهَا بَعْدَ الآيَةِ الَّتِي نَزَلَتْ فِي الْفُرْقَانِ بِسِتَّةِ أَشْهُرٍ . قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ مُحَمَّدُ بْنُ عَمْرٍو لَمْ يَسْمَعْهُ مِنْ أَبِي الزِّنَادِ .
Bize Muhammed b. el-Müsennâ haber verdi, dedi ki: Bize Ensârî anlattı, dedi ki: Bize Muhammed b. Amr, Ebû'z-Zinâd'dan, o Hârice b. Zeyd'den, o da Zeyd b. Sâbit'ten naklederek anlattı. (Zeyd) dedi ki: "Bu ayet -yani { Kim bir mümini kasten öldürürse cezası cehennemdir; orada ebedi kalacaktır... } (Nisa, 93) ayetinin tamamı-, Furkan suresinde inen ayetten altı ay sonra inmiştir." Ebû Abdurrahman (Nesâî) dedi ki: Muhammed b. Amr, bunu Ebû'z-Zinâd'dan (bizzat) işitmemiştir.
4007. Hadis
أَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، عَنْ عَبْدِ الْوَهَّابِ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَمْرٍو، عَنْ مُوسَى بْنِ عُقْبَةَ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنْ خَارِجَةَ بْنِ زَيْدٍ، عَنْ زَيْدٍ، فِي قَوْلِهِ { وَمَنْ يَقْتُلْ مُؤْمِنًا مُتَعَمِّدًا فَجَزَاؤُهُ جَهَنَّمُ } قَالَ نَزَلَتْ هَذِهِ الآيَةُ بَعْدَ الَّتِي فِي { تَبَارَكَ } الْفُرْقَانِ بِثَمَانِيَةِ أَشْهُرٍ { وَالَّذِينَ لاَ يَدْعُونَ مَعَ اللَّهِ إِلَهًا آخَرَ وَلاَ يَقْتُلُونَ النَّفْسَ الَّتِي حَرَّمَ اللَّهُ إِلاَّ بِالْحَقِّ } . قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ أَدْخَلَ أَبُو الزِّنَادِ بَيْنَهُ وَبَيْنَ خَارِجَةَ مُجَالِدَ بْنَ عَوْفٍ .
Muhammed b. Beşşâr bana haber verdi, (dedi ki): Abdülvehhab, (dedi ki): Muhammed b. Amr bize tahdis etti, Musa b. Ukbe'den, o Ebû'z-Zinâd'dan, o Hârice b. Zeyd'den, o da Zeyd'den: "Kim bir mümini kasten öldürürse cezası cehennemdir..." (Nisa, 93) ayeti hakkında şöyle dedi: "Bu ayet, Furkan Suresi'ndeki; "Onlar ki, Allah ile beraber başka bir ilaha yalvarmazlar ve Allah'ın haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar..." (Furkan, 68) ayetinden sekiz ay sonra inmiştir." Ebû Abdurrahman dedi ki: Ebû'z-Zinâd, kendisi ile Hârice arasına Mücâlid b. Avf'ı da dahil etmiştir.
4008. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، عَنْ مُسْلِمِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ إِسْحَاقَ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنْ مُجَالِدِ بْنِ عَوْفٍ، قَالَ سَمِعْتُ خَارِجَةَ بْنَ زَيْدِ بْنِ ثَابِتٍ، يُحَدِّثُ عَنْ أَبِيهِ، أَنَّهُ قَالَ نَزَلَتْ { وَمَنْ يَقْتُلْ مُؤْمِنًا مُتَعَمِّدًا فَجَزَاؤُهُ جَهَنَّمُ خَالِدًا فِيهَا } أَشْفَقْنَا مِنْهَا فَنَزَلَتِ الآيَةُ الَّتِي فِي الْفُرْقَانِ { وَالَّذِينَ لاَ يَدْعُونَ مَعَ اللَّهِ إِلَهًا آخَرَ وَلاَ يَقْتُلُونَ النَّفْسَ الَّتِي حَرَّمَ اللَّهُ إِلاَّ بِالْحَقِّ } .
Amr b. Ali bize haber verdi, Muslim b. İbrahim'den, (dedi ki): Hammad b. Seleme bize tahdis etti, Abdurrahman b. İshâk'tan, o Ebû'z-Zinâd'dan, o Mücâlid b. Avf'tan, (dedi ki): Hârice b. Zeyd b. Sâbit'i, babasından (Zeyd b. Sâbit'ten) naklederken işittim. (Zeyd) şöyle dedi: "Kim bir mümini kasten öldürürse cezası cehennemdir, orada ebedi kalacaktır" (Nisa, 93) ayeti indi. Biz bu ayetten dolayı (çok) korktuk. Sonra Furkan Suresi'ndeki şu ayet indi: "Onlar ki, Allah ile beraber başka bir ilaha yalvarmazlar ve Allah'ın haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar..." (Furkan, 68).
4009. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا بَقِيَّةُ، قَالَ حَدَّثَنِي بَحِيرُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ خَالِدِ بْنِ مَعْدَانَ، أَنَّ أَبَا رُهْمٍ السَّمَعِيَّ، حَدَّثَهُمْ أَنَّ أَبَا أَيُّوبَ الأَنْصَارِيَّ حَدَّثَهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ جَاءَ يَعْبُدُ اللَّهَ وَلاَ يُشْرِكُ بِهِ شَيْئًا وَيُقِيمُ الصَّلاَةَ وَيُؤْتِي الزَّكَاةَ وَيَجْتَنِبُ الْكَبَائِرَ كَانَ لَهُ الْجَنَّةُ " . فَسَأَلُوهُ عَنِ الْكَبَائِرِ فَقَالَ " الإِشْرَاكُ بِاللَّهِ وَقَتْلُ النَّفْسِ الْمُسْلِمَةِ وَالْفِرَارُ يَوْمَ الزَّحْفِ " .
İshak b. İbrahim bize haber verdi, (dedi ki): Bakıyye bize haber verdi, (dedi ki): Bahîr b. Sa'd bana tahdis etti, Hâlid b. Ma'dân'dan, (dedi ki): Ebû Ruhm es-Semâî onlara tahdis etti, Ebû Eyyûb el-Ensârî ona tahdis ettiğine göre; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim Allah'a ibadet edip O'na hiçbir şeyi ortak koşmadan, namazı dosdoğru kılıp, zekâtı vererek ve büyük günahlardan kaçınarak (Allah'ın huzuruna) gelirse, cennet onundur." Ona büyük günahların neler olduğunu sordular. Şöyle buyurdu: "Allah'a şirk koşmak, Müslüman bir canı öldürmek ve savaş günü (cepheden) kaçmaktır."
4010. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي بَكْرٍ، عَنْ أَنَسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ح وَأَنْبَأَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا النَّضْرُ بْنُ شُمَيْلٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي بَكْرٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَنَسًا، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " الْكَبَائِرُ الشِّرْكُ بِاللَّهِ وَعُقُوقُ الْوَالِدَيْنِ وَقَتْلُ النَّفْسِ وَقَوْلُ الزُّورِ " .
Muhammed b. Abdülalâ bize haber verdi, (dedi ki): Hâlid bize tahdis etti, (dedi ki): Şu'be bize tahdis etti, Ubeydullah b. Ebû Bekir'den, o Enes'ten, o Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den. (H) Ve İshak b. İbrahim bize haber verdi, (dedi ki): Nadr b. Şumeyl bize haber verdi, (dedi ki): Şu'be bize tahdis etti, Ubeydullah b. Ebû Bekir'den, (dedi ki): Enes'i şöyle derken işittim: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Büyük günahlar (şunlardır): Allah'a şirk koşmak, anne babaya isyan etmek (itaatsizlik), cana kıymak ve yalan söylemek (veya yalan şahitliği)."
4011. Hadis
أَخْبَرَنِي عَبْدَةُ بْنُ عَبْدِ الرَّحِيمِ، قَالَ أَنْبَأَنَا ابْنُ شُمَيْلٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا شُعْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا فِرَاسٌ، قَالَ سَمِعْتُ الشَّعْبِيَّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " الْكَبَائِرُ الإِشْرَاكُ بِاللَّهِ وَعُقُوقُ الْوَالِدَيْنِ وَقَتْلُ النَّفْسِ وَالْيَمِينُ الْغَمُوسُ " .
Abde b. Abdirrahim bana haber verdi, (dedi ki): İbn Şumeyl bize haber verdi, (dedi ki): Şu'be bize haber verdi, (dedi ki): Firâs bize tahdis etti, (dedi ki): Şa'bî'yi, Abdullah b. Amr'dan, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklederken işittim. (Resûlullah) şöyle buyurdu: "Büyük günahlar (şunlardır): Allah'a şirk koşmak, anne babaya isyan etmek, cana kıymak ve yemin-i gamûs (yalan yere yemin etmek)."
4012. Hadis
أَخْبَرَنَا الْعَبَّاسُ بْنُ عَبْدِ الْعَظِيمِ، قَالَ حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ هَانِئٍ، قَالَ حَدَّثَنَا حَرْبُ بْنُ شَدَّادٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ عَبْدِ الْحَمِيدِ بْنِ سِنَانٍ، عَنْ حَدِيثِ، عُبَيْدِ بْنِ عُمَيْرٍ أَنَّهُ حَدَّثَهُ أَبُوهُ، وَكَانَ، مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم - أَنَّ رَجُلاً قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا الْكَبَائِرُ قَالَ " هُنَّ سَبْعٌ أَعْظَمُهُنَّ إِشْرَاكٌ بِاللَّهِ وَقَتْلُ النَّفْسِ بِغَيْرِ حَقٍّ وَفِرَارٌ يَوْمَ الزَّحْفِ " . مُخْتَصَرٌ .
Abbâs b. Abdilazîm bize haber verdi, (dedi ki): Muâz b. Hâni' bize tahdis etti, (dedi ki): Harb b. Şeddâd bize tahdis etti, (dedi ki): Yahya b. Ebû Kesîr bize tahdis etti, Abdülhamîd b. Sinân'dan, Ubeyd b. Umeyr'in hadisinden (naklen); ona da -Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından olan- babası (Umeyr) tahdis etmiştir: Bir adam, "Ey Allah'ın Resûlü, büyük günahlar nelerdir?" diye sordu. Buyurdu ki: "Onlar yedidir. En büyükleri; Allah'a şirk koşmak, haksız yere cana kıymak ve savaş günü (cepheden) kaçmaktır." (Hadis) Muhtasardır.
4013. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ وَاصِلٍ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُرَحْبِيلَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَىُّ الذَّنْبِ أَعْظَمُ قَالَ " أَنْ تَجْعَلَ لِلَّهِ نِدًّا وَهُوَ خَلَقَكَ " . قُلْتُ ثُمَّ مَاذَا قَالَ " أَنْ تَقْتُلَ وَلَدَكَ خَشْيَةَ أَنْ يَطْعَمَ مَعَكَ " . قُلْتُ ثُمَّ مَاذَا قَالَ " أَنْ تُزَانِيَ بِحَلِيلَةِ جَارِكَ " .
Muhammed b. Beşşâr bize haber verdi, (dedi ki): Abdurrahman bize tahdis etti, (dedi ki): Süfyan bize tahdis etti, Vâsıl'dan, o Ebû Vâil'den, o Amr b. Şurahbil'den, o da Abdullah'tan: (Abdullah b. Mesud) dedi ki: "Ey Allah'ın Resûlü, hangi günah daha büyüktür?" dedim. Buyurdu ki: "Seni yarattığı halde Allah'a şirk (ortak) koşmandır." "Sonra hangisi?" dedim. "Seninle beraber yemesinden (rızkına ortak olmasından) korkarak çocuğunu öldürmendir" buyurdu. "Sonra hangisi?" dedim. "Komşunun hanımıyla zina etmendir" buyurdu.
4014. Hadis
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ حَدَّثَنِي وَاصِلٌ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَىُّ الذَّنْبِ أَعْظَمُ قَالَ " أَنْ تَجْعَلَ لِلَّهِ نِدًّا وَهُوَ خَلَقَكَ " . قُلْتُ ثُمَّ أَىٌّ قَالَ " أَنْ تَقْتُلَ وَلَدَكَ مِنْ أَجْلِ أَنْ يَطْعَمَ مَعَكَ " . قُلْتُ ثُمَّ أَىٌّ قَالَ " ثُمَّ أَنْ تُزَانِيَ بِحَلِيلَةِ جَارِكَ " .
Amr b. Ali bize tahdis etti, (dedi ki): Yahya bize tahdis etti, (dedi ki): Süfyan bize tahdis etti, (dedi ki): Vâsıl bana tahdis etti, Ebû Vâil'den, o da Abdullah'tan: (Abdullah) dedi ki: "Ey Allah'ın Resûlü, hangi günah daha büyüktür?" dedim. Buyurdu ki: "Seni yarattığı halde Allah'a şirk (ortak) koşmandır." "Sonra hangisi?" dedim. "Seninle beraber yemesinden (dolayı) çocuğunu öldürmendir" buyurdu. "Sonra hangisi?" dedim. "Sonra komşunun hanımıyla zina etmendir" buyurdu.
4015. Hadis
أَخْبَرَنَا عَبْدَةُ، قَالَ أَنْبَأَنَا يَزِيدُ، قَالَ أَنْبَأَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَاصِمٍ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ سَأَلْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَىُّ الذَّنْبِ أَعْظَمُ قَالَ " الشِّرْكُ أَنْ تَجْعَلَ لِلَّهِ نِدًّا وَأَنْ تُزَانِيَ بِحَلِيلَةِ جَارِكَ وَأَنْ تَقْتُلَ وَلَدَكَ مَخَافَةَ الْفَقْرِ أَنْ يَأْكُلَ مَعَكَ " . ثُمَّ قَرَأَ عَبْدُ اللَّهِ { وَالَّذِينَ لاَ يَدْعُونَ مَعَ اللَّهِ إِلَهًا آخَرَ } . قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ هَذَا خَطَأٌ وَالصَّوَابُ الَّذِي قَبْلَهُ وَحَدِيثُ يَزِيدَ هَذَا خَطَأٌ إِنَّمَا هُوَ وَاصِلٌ وَاللَّهُ تَعَالَى أَعْلَمُ .
Abde bize haber verdi, (dedi ki): Yezid bize haber verdi, (dedi ki): Şu'be bize haber verdi, Âsım'dan, o Ebû Vâil'den, o da Abdullah'tan: (Abdullah) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e "Hangi günah daha büyüktür?" diye sordum. Buyurdu ki: "Şirk; Allah'a ortak koşmandır. Komşunun hanımıyla zina etmendir. Fakirlik korkusuyla, seninle beraber yer diye çocuğunu öldürmendir." Sonra Abdullah şu ayeti okudu: "Onlar ki, Allah ile beraber başka bir ilaha yalvarmazlar..." (Furkan, 68). Ebû Abdurrahman dedi ki: Bu (rivayet) hatalıdır. Doğrusu bundan önceki (Vâsıl rivayeti)dir. Yezid'in bu hadisi hatalıdır. O (senetteki kişi) aslında Vâsıl'dır. Allah Teâlâ en doğrusunu bilir.
4016. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُرَّةَ، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " وَالَّذِي لاَ إِلَهَ غَيْرُهُ لاَ يَحِلُّ دَمُ امْرِئٍ مُسْلِمٍ يَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَنِّي رَسُولُ اللَّهِ إِلاَّ ثَلاَثَةُ نَفَرٍ التَّارِكُ لِلإِسْلاَمِ مُفَارِقُ الْجَمَاعَةِ وَالثَّيِّبُ الزَّانِي وَالنَّفْسُ بِالنَّفْسِ " . قَالَ الأَعْمَشُ فَحَدَّثْتُ بِهِ إِبْرَاهِيمَ فَحَدَّثَنِي عَنِ الأَسْوَدِ عَنْ عَائِشَةَ بِمِثْلِهِ .
İshak b. Mansûr bize haber verdi, (dedi ki): Abdurrahman bize haber verdi, Süfyan'dan, o A'meş'ten, o Abdullah b. Murra'dan, o Mesrûk'tan, o da Abdullah'tan: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kendisinden başka ilah olmayan Allah'a yemin olsun ki; Allah'tan başka ilah olmadığına ve benim Allah'ın Resûlü olduğuma şehadet eden Müslüman bir kimsenin kanı, şu üç kişi dışında helal değildir: İslam'ı terk edip cemaatten ayrılan, zina eden dul (evlenmiş kişi) ve cana karşılık can." A'meş dedi ki: Bunu İbrahim'e anlattım, o da bana Esved'den, o da Âişe'den bunun bir benzerini tahdis etti.
4017. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو إِسْحَاقَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ غَالِبٍ، قَالَ قَالَتْ عَائِشَةُ أَمَا عَلِمْتَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ يَحِلُّ دَمُ امْرِئٍ مُسْلِمٍ إِلاَّ رَجُلٌ زَنَى بَعْدَ إِحْصَانِهِ أَوْ كَفَرَ بَعْدَ إِسْلاَمِهِ أَوِ النَّفْسُ بِالنَّفْسِ " . وَقَّفَهُ زُهَيْرٌ .
Amr b. Ali bize haber verdi, (dedi ki): Yahya bize tahdis etti, (dedi ki): Süfyan bize tahdis etti, (dedi ki): Ebû İshak bize tahdis etti, Amr b. Gâlib'den. (Dedi ki): Âişe şöyle dedi: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu bilmiyor musun?: 'Müslüman bir kimsenin kanı (şu durumlar) dışında helal değildir: Evlendikten sonra zina eden adam, Müslüman olduktan sonra kâfir olan (dinden dönen) veya cana karşılık can.'" Züheyr, bu hadisi mevkûf yapmıştır.
4018. Hadis
أَخْبَرَنَا هِلاَلُ بْنُ الْعَلاَءِ، قَالَ حَدَّثَنَا حُسَيْنٌ، قَالَ حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو إِسْحَاقَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ غَالِبٍ، قَالَ قَالَتْ عَائِشَةُ يَا عَمَّارُ أَمَا إِنَّكَ تَعْلَمُ أَنَّهُ لاَ يَحِلُّ دَمُ امْرِئٍ إِلاَّ ثَلاَثَةٌ النَّفْسُ بِالنَّفْسِ أَوْ رَجُلٌ زَنَى بَعْدَ مَا أُحْصِنَ وَسَاقَ الْحَدِيثَ .
Hilâl b. El-Alâ bize haber verdi, (dedi ki): Huseyn bize tahdis etti, (dedi ki): Züheyr bize tahdis etti, (dedi ki): Ebû İshak bize tahdis etti, Amr b. Gâlib'den. (Dedi ki): Âişe şöyle dedi: "Ey Ammâr! Sen de biliyorsun ki, şu üç durum dışında bir kişinin kanı helal değildir: Cana karşılık can, evlendikten sonra zina eden adam..." ve hadisin geri kalanını zikretti.
4019. Hadis
أَخْبَرَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ يَعْقُوبَ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عِيسَى، قَالَ حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو أُمَامَةَ بْنُ سَهْلٍ، وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَامِرِ بْنِ رَبِيعَةَ، قَالاَ كُنَّا مَعَ عُثْمَانَ وَهُوَ مَحْصُورٌ - وَكُنَّا إِذَا دَخَلْنَا مَدْخَلاً نَسْمَعُ كَلاَمَ مَنْ بِالْبَلاَطِ - فَدَخَلَ عُثْمَانُ يَوْمًا ثُمَّ خَرَجَ فَقَالَ إِنَّهُمْ لَيَتَوَاعَدُونِي بِالْقَتْلِ . قُلْنَا يَكْفِيكَهُمُ اللَّهُ . قَالَ فَلِمَ يَقْتُلُونِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " لاَ يَحِلُّ دَمُ امْرِئٍ مُسْلِمٍ إِلاَّ بِإِحْدَى ثَلاَثٍ رَجُلٌ كَفَرَ بَعْدَ إِسْلاَمِهِ أَوْ زَنَى بَعْدَ إِحْصَانِهِ أَوْ قَتَلَ نَفْسًا بِغَيْرِ نَفْسٍ " . فَوَاللَّهِ مَا زَنَيْتُ فِي جَاهِلِيَّةٍ وَلاَ إِسْلاَمٍ وَلاَ تَمَنَّيْتُ أَنَّ لِي بِدِينِي بَدَلاً مُنْذُ هَدَانِي اللَّهُ وَلاَ قَتَلْتُ نَفْسًا فَلِمَ يَقْتُلُونَنِي
İbrahim b. Yakûb bana haber verdi, (dedi ki): Muhammed b. İsa bize tahdis etti, (dedi ki): Hammad b. Zeyd bize tahdis etti, (dedi ki): Yahya b. Said bize tahdis etti, (dedi ki): Ebû Umâme b. Sehl ve Abdullah b. Âmir b. Rabia bana tahdis etti. İkisi dedi ki: Kuşatıldığı sırada Osman ile beraberdik. Bir girişe girdiğimizde (dışarıdaki) avludakilerin seslerini işitiyorduk. Bir gün Osman içeri girdi, sonra çıktı ve dedi ki: "Beni ölümle tehdit ediyorlar." Biz de: "Onlara karşı Allah sana yeter," dedik. (Osman) dedi ki: "Beni ne diye öldürecekler? Ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: 'Müslüman bir kimsenin kanı, üç durumdan biri dışında helal değildir: İslam'a girdikten sonra kâfir olan adam, evlendikten sonra zina eden veya bir cana karşılık olmaksızın cana kıyan.' Allah'a yemin olsun ki, ne cahiliye döneminde ne de İslam'da zina ettim. Allah beni hidayete erdirdikten sonra dinimi değiştirmeyi (başka bir din ile değişmeyi) asla temenni etmedim ve hiç kimseyi de öldürmedim. O halde beni neden öldürecekler?"
4020. Hadis
أَخْبَرَنِي أَحْمَدُ بْنُ يَحْيَى الصُّوفِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ مَرْدَانْبَهْ، عَنْ زِيَادِ بْنِ عِلاَقَةَ، عَنْ عَرْفَجَةَ بْنِ شُرَيْحٍ الأَشْجَعِيِّ، قَالَ رَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم عَلَى الْمِنْبَرِ يَخْطُبُ النَّاسَ فَقَالَ " إِنَّهُ سَيَكُونُ بَعْدِي هَنَاتٌ وَهَنَاتٌ فَمَنْ رَأَيْتُمُوهُ فَارَقَ الْجَمَاعَةَ أَوْ يُرِيدُ تَفْرِيقَ أَمْرِ أُمَّةِ مُحَمَّدٍ صلى الله عليه وسلم كَائِنًا مَنْ كَانَ فَاقْتُلُوهُ فَإِنَّ يَدَ اللَّهِ عَلَى الْجَمَاعَةِ فَإِنَّ الشَّيْطَانَ مَعَ مَنْ فَارَقَ الْجَمَاعَةَ يَرْكُضُ " .
Ahmed b. Yahya es-Sûfî bana haber verdi, (dedi ki): Ebû Nuaym bize tahdis etti, (dedi ki): Yezid b. Merdânbeh bize tahdis etti, Ziyad b. İlâka'dan, o Arfece b. Şureyh el-Eşcaî'den: (Dedi ki): Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'i minber üzerinde insanlara hutbe verirken gördüm. Şöyle buyurdu: "Benden sonra birtakım şerler ve karışıklıklar (henât) olacaktır. Kimi cemaatten ayrılmış veya Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem ümmetinin işini (birliğini) parçalamak isterken görürseniz -kim olursa olsun- onu öldürün. Çünkü Allah'ın eli (yardımı) cemaat üzerindedir. Şeytan ise cemaatten ayrılanla beraber koşar."
4021. Hadis
أَخْبَرَنَا أَبُو عَلِيٍّ، مُحَمَّدُ بْنُ عَلِيٍّ الْمَرْوَزِيُّ قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنِ عُثْمَانَ، عَنْ أَبِي حَمْزَةَ، عَنْ زِيَادِ بْنِ عِلاَقَةَ، عَنْ عَرْفَجَةَ بْنِ شُرَيْحٍ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " إِنَّهَا سَتَكُونُ بَعْدِي هَنَاتٌ وَهَنَاتٌ وَهَنَاتٌ - وَرَفَعَ يَدَيْهِ - فَمَنْ رَأَيْتُمُوهُ يُرِيدُ تَفْرِيقَ أَمْرِ أُمَّةِ مُحَمَّدٍ صلى الله عليه وسلم وَهُمْ جَمِيعٌ فَاقْتُلُوهُ كَائِنًا مَنْ كَانَ مِنَ النَّاسِ " .
Ebû Ali Muhammed b. Ali el-Mervezî bize haber verdi, (dedi ki): Abdullah b. Osman bize tahdis etti, Ebû Hamza'dan, o Ziyad b. İlâka'dan, o Arfece b. Şureyh'ten: (Dedi ki): Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Benden sonra birtakım şerler, şerler ve şerler olacaktır." -Ellerini kaldırdı.- "Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem ümmetinin işini (birliğini), onlar toplu (birlik) halindeyken parçalamak isteyeni görürseniz -insanlardan kim olursa olsun- onu öldürün."
4022. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا زِيَادُ بْنُ عِلاَقَةَ، عَنْ عَرْفَجَةَ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " سَتَكُونُ بَعْدِي هَنَاتٌ وَهَنَاتٌ فَمَنْ أَرَادَ أَنْ يُفَرِّقَ أَمْرَ أُمَّةِ مُحَمَّدٍ صلى الله عليه وسلم وَهُمْ جَمْعٌ فَاضْرِبُوهُ بِالسَّيْفِ " .
Amr b. Ali bize haber verdi, (dedi ki): Yahya bize tahdis etti, (dedi ki): Şu'be bize tahdis etti, (dedi ki): Ziyad b. İlâka bize tahdis etti, Arfece'den: (Dedi ki): Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Benden sonra birtakım şerler ve karışıklıklar olacaktır. Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem ümmetinin işini (birliğini), onlar toplu (birlik) halindeyken parçalamak isteyene kılıçla vurun (onu kılıçtan geçirin)."
4023. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ قُدَامَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ زَيْدِ بْنِ عَطَاءِ بْنِ السَّائِبِ، عَنْ زِيَادِ بْنِ عِلاَقَةَ، عَنْ أُسَامَةَ بْنِ شَرِيكٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَيُّمَا رَجُلٍ خَرَجَ يُفَرِّقُ بَيْنَ أُمَّتِي فَاضْرِبُوا عُنُقَهُ " .
Muhammed b. Kudâme bize haber verdi, (dedi ki): Cerîr bize tahdis etti, Zeyd b. Atâ b. es-Sâib'den, o Ziyad b. İlâka'dan, o Usame b. Şerîk'ten: (Dedi ki): Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Hangi adam ümmetimin arasını açmak (bölmek) üzere çıkarsa, boynunu vurun."
4024. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، عَنْ حَجَّاجٍ الصَّوَّافِ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو رَجَاءٍ، مَوْلَى أَبِي قِلاَبَةَ قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو قِلاَبَةَ، قَالَ حَدَّثَنِي أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ، أَنَّ نَفَرًا، مِنْ عُكْلٍ ثَمَانِيَةً قَدِمُوا عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَاسْتَوْخَمُوا الْمَدِينَةَ وَسَقِمَتْ أَجْسَامُهُمْ فَشَكَوْا ذَلِكَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " أَلاَ تَخْرُجُونَ مَعَ رَاعِينَا فِي إِبِلِهِ فَتُصِيبُوا مِنْ أَلْبَانِهَا وَأَبْوَالِهَا " . قَالُوا بَلَى . فَخَرَجُوا فَشَرِبُوا مِنْ أَلْبَانِهَا وَأَبْوَالِهَا فَصَحُّوا فَقَتَلُوا رَاعِيَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَبَعَثَ فَأَخَذُوهُمْ فَأُتِيَ بِهِمْ فَقَطَّعَ أَيْدِيَهُمْ وَأَرْجُلَهُمْ وَسَمَّرَ أَعْيُنَهُمْ وَنَبَذَهُمْ فِي الشَّمْسِ حَتَّى مَاتُوا .
İsmail b. Mesud bize haber verdi, (dedi ki): Yezid b. Zürey' bize tahdis etti, Haccâc es-Savvâf'tan, (dedi ki): Ebû Kilâbe'nin azatlısı Ebû Recâ bize tahdis etti, (dedi ki): Ebû Kilâbe bize tahdis etti, (dedi ki): Enes b. Mâlik bana tahdis etti: Ukl kabilesinden sekiz kişilik bir grup Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanına geldiler. Medine'nin havası onlara ağır geldi ve vücutları hastalandı. Bu durumu Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e şikâyet ettiler. O da: "Çobanımızla birlikte develerinin yanına çıksanız da onların sütlerinden ve idrarlarından (şifa niyetine) içseniz olmaz mı?" buyurdu. Onlar da: "Olur (yapalım)," dediler. Bunun üzerine çıktılar (gittiler), develerin sütlerinden ve idrarlarından içtiler ve sağlıklarına kavuştular. Sonra Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in çobanını öldürdüler (ve develeri sürüp götürdüler). (Resûlullah) arkalarından (birlik) gönderdi ve yakalanıp getirildiler. (Resûlullah) onların ellerini ve ayaklarını kesti, gözlerini milletti (kızgın demirle kör etti) ve onları güneşin altına attı; nihayet öldüler.
4025. Hadis
أَخْبَرَنِي عَمْرُو بْنُ عُثْمَانَ بْنِ سَعِيدِ بْنِ كَثِيرِ بْنِ دِينَارٍ، عَنِ الْوَلِيدِ، عَنِ الأَوْزَاعِيِّ، عَنْ يَحْيَى، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ نَفَرًا، مِنْ عُكْلٍ قَدِمُوا عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَاجْتَوَوُا الْمَدِينَةَ فَأَمَرَهُمُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنْ يَأْتُوا إِبِلَ الصَّدَقَةِ فَيَشْرَبُوا مِنْ أَبْوَالِهَا وَأَلْبَانِهَا فَفَعَلُوا فَقَتَلُوا رَاعِيَهَا وَاسْتَاقُوهَا فَبَعَثَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فِي طَلَبِهِمْ - قَالَ - فَأُتِيَ بِهِمْ فَقَطَّعَ أَيْدِيَهُمْ وَأَرْجُلَهُمْ وَسَمَّرَ أَعْيُنَهُمْ وَلَمْ يَحْسِمْهُمْ وَتَرَكَهُمْ حَتَّى مَاتُوا فَأَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ { إِنَّمَا جَزَاءُ الَّذِينَ يُحَارِبُونَ اللَّهَ وَرَسُولَهُ } الآيَةَ .
Amr b. Osman b. Said b. Kesir b. Dinar bana haber verdi, (dedi ki): Velîd, Evzâî'den, o Yahya'dan, o Ebû Kilâbe'den, o da Enes'ten naklettiğine göre: Ukl kabilesinden bir grup Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanına geldiler. Medine'nin havası onlara ağır geldi (dokundu). Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onlara sadaka develerine gitmelerini ve onların idrarlarından ve sütlerinden içmelerini emretti. (Bunu) yaptılar. (Sonra) çobanı öldürdüler ve develeri sürüp götürdüler. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onların peşine (adam) gönderdi. -Râvi dedi ki:- Onlar yakalanıp getirildiler. (Resûlullah) onların ellerini ve ayaklarını kesti, gözlerini milletti ve kanlarını dindirmedi (dağlayarak kanı durdurmadı). Onları ölene kadar öylece bıraktı. Bunun üzerine Allah Azze ve Celle: {Allah ve Resûlüne karşı savaşanların cezası ancak...} ayetini indirdi.
4026. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، قَالَ حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، قَالَ حَدَّثَنِي يَحْيَى بْنُ أَبِي كَثِيرٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو قِلاَبَةَ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ قَدِمَ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثَمَانِيَةُ نَفَرٍ مِنْ عُكْلٍ فَذَكَرَ نَحْوَهُ إِلَى قَوْلِهِ لَمْ يَحْسِمْهُمْ وَقَالَ قَتَلُوا الرَّاعِيَ .
İshak b. Mansûr bize haber verdi, (dedi ki): Muhammed b. Yusuf bize tahdis etti, (dedi ki): Evzâî bize tahdis etti, (dedi ki): Yahya b. Ebû Kesîr bana tahdis etti, (dedi ki): Ebû Kilâbe bana tahdis etti, Enes'ten: (Dedi ki): Ukl kabilesinden sekiz kişilik bir grup Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanına geldiler... (Râvi) "Kanlarını dindirmedi" sözüne kadar (önceki hadisin) bir benzerini zikretti ve "Çobanı öldürdüler," dedi.
4027. Hadis
أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بِشْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ أَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم نَفَرٌ مِنْ عُكْلٍ أَوْ عُرَيْنَةَ فَأَمَرَ لَهُمْ - وَاجْتَوَوُا الْمَدِينَةَ - بِذَوْدٍ أَوْ لِقَاحٍ يَشْرَبُونَ أَلْبَانَهَا وَأَبْوَالَهَا فَقَتَلُوا الرَّاعِيَ وَاسْتَاقُوا الإِبِلَ فَبَعَثَ فِي طَلَبِهِمْ فَقَطَّعَ أَيْدِيَهُمْ وَأَرْجُلَهُمْ وَسَمَلَ أَعْيُنَهُمْ .
Ahmed b. Süleyman bize haber verdi, (dedi ki): Muhammed b. Bişr bize tahdis etti, (dedi ki): Süfyan bize tahdis etti, Eyyûb'dan, o Ebû Kilâbe'den, o da Enes'ten: (Dedi ki): Ukl veya Ureyne (kabilesinden) bir grup Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanına geldi. -Medine'nin havası onlara ağır gelmişti.- (Nebi) onlar için küçük bir deve sürüsü veya sağmal develer (tahsis edilmesini) emretti. Onların sütlerinden ve idrarlarından içiyorlardı. (Sonra) çobanı öldürdüler ve develeri sürüp götürdüler. (Nebi) peşlerinden (adam) gönderdi; (yakalanıp getirildiklerinde) ellerini ve ayaklarını kesti, gözlerini milledi.
4028. Hadis
أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ السَّرْحِ، قَالَ أَخْبَرَنِي ابْنُ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ، وَغَيْرُهُ، عَنْ حُمَيْدٍ الطَّوِيلِ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ نَاسًا، مِنْ عُرَيْنَةَ قَدِمُوا عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَاجْتَوَوُا الْمَدِينَةَ فَبَعَثَهُمُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِلَى ذَوْدٍ لَهُ فَشَرِبُوا مِنْ أَلْبَانِهَا وَأَبْوَالِهَا فَلَمَّا صَحُّوا ارْتَدُّوا عَنِ الإِسْلاَمِ وَقَتَلُوا رَاعِيَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مُؤْمِنًا وَاسْتَاقُوا الإِبِلَ فَبَعَثَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي آثَارِهِمْ فَأُخِذُوا فَقَطَّعَ أَيْدِيَهُمْ وَأَرْجُلَهُمْ وَسَمَلَ أَعْيُنَهُمْ وَصَلَبَهُمْ .
Ahmed b. Amr b. es-Serh bize haber verdi, (dedi ki): İbn Vehb bana haber verdi, (dedi ki): Abdullah b. Ömer ve başkası bana haber verdi, Humeyd et-Tavîl'den, o Enes b. Mâlik'ten: Ureyne'den birtakım insanlar Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanına geldiler. Medine'nin havası onlara ağır geldi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onları kendine ait küçük bir deve sürüsüne gönderdi. Onların sütlerinden ve idrarlarından içtiler. Sağlıklarına kavuşunca İslam'dan döndüler (irtidad ettiler), Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in -mümin olan- çobanını öldürdüler ve develeri sürüp götürdüler. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem (birlik) gönderip izlerini sürdürdü. Yakalandılar. (Resûlullah) ellerini ve ayaklarını kesti, gözlerini milledi ve onları astı.
4029. Hadis
أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا إِسْمَاعِيلُ، عَنْ حُمَيْدٍ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ قَدِمَ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أُنَاسٌ مِنْ عُرَيْنَةَ فَقَالَ لَهُمْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لَوْ خَرَجْتُمْ إِلَى ذَوْدِنَا فَكُنْتُمْ فِيهَا فَشَرِبْتُمْ مِنْ أَلْبَانِهَا وَأَبْوَالِهَا " . فَفَعَلُوا فَلَمَّا صَحُّوا قَامُوا إِلَى رَاعِي رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَتَلُوهُ وَرَجَعُوا كُفَّارًا وَاسْتَاقُوا ذَوْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَأَرْسَلَ فِي طَلَبِهِمْ فَأُتِيَ بِهِمْ فَقَطَّعَ أَيْدِيَهُمْ وَأَرْجُلَهُمْ وَسَمَلَ أَعْيُنَهُمْ .
Ali b. Hucr bize haber verdi, (dedi ki): İsmail bize haber verdi, Humeyd'den, o Enes'ten: (Dedi ki): Ureyne'den birtakım insanlar Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanına geldiler. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onlara: "Bizim küçük deve sürüsünün yanına çıksanız, orada kalsanız ve onların sütlerinden ve idrarlarından içseniz (olmaz mı)?" buyurdu. (Bunu) yaptılar. Sağlıklarına kavuşunca Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in çobanına saldırıp onu öldürdüler ve kâfir olarak (geriye) döndüler. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in sürüsünü de sürüp götürdüler. (Nebi) peşlerinden (adam) gönderdi; (yakalanıp) getirildiler. (Resûlullah) ellerini ve ayaklarını kesti, gözlerini milledi.
4030. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا حُمَيْدٌ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ قَدِمَ نَاسٌ مِنْ عُرَيْنَةَ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَاجْتَوَوُا الْمَدِينَةَ فَقَالَ لَهُمُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " لَوْ خَرَجْتُمْ إِلَى ذَوْدِنَا فَشَرِبْتُمْ مِنْ أَلْبَانِهَا " . قَالَ وَقَالَ قَتَادَةُ " وَأَبْوَالِهَا " . فَخَرَجُوا إِلَى ذَوْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَلَمَّا صَحُّوا كَفَرُوا بَعْدَ إِسْلاَمِهِمْ وَقَتَلُوا رَاعِيَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مُؤْمِنًا وَاسْتَاقُوا ذَوْدَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَانْطَلَقُوا مُحَارِبِينَ فَأَرْسَلَ فِي طَلَبِهِمْ فَأُخِذُوا فَقَطَّعَ أَيْدِيَهُمْ وَأَرْجُلَهُمْ وَسَمَّرَ أَعْيُنَهُمْ .
Muhammed b. El-Müsennâ bize haber verdi, (dedi ki): Hâlid bize tahdis etti, (dedi ki): Humeyd bize tahdis etti, Enes'ten: (Dedi ki): Ureyne'den birtakım insanlar Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanına geldiler. Medine'nin havası onlara ağır geldi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onlara: "Bizim küçük deve sürüsünün yanına çıksanız da onların sütlerinden içseniz," buyurdu. -(Râvi Hâlid) dedi ki: Katâde (bu rivayetinde): "Ve idrarlarından" (ibaresini de) söyledi.- Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in sürüsüne gittiler. Sağlıklarına kavuşunca, İslam'a girdikten sonra kâfir oldular (dinden döndüler). Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in -mümin olan- çobanını öldürdüler, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in sürüsünü sürüp götürdüler ve savaş açmış (muharipler) olarak gittiler. (Nebi) peşlerinden (adam) gönderdi; yakalandılar. (Resûlullah) ellerini ve ayaklarını kesti, gözlerini milledi (kızgın mille kör etti).
4031. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي عَدِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا حُمَيْدٌ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ أَسْلَمَ أُنَاسٌ مِنْ عُرَيْنَةَ فَاجْتَوَوُا الْمَدِينَةَ فَقَالَ لَهُمْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لَوْ خَرَجْتُمْ إِلَى ذَوْدٍ لَنَا فَشَرِبْتُمْ مِنْ أَلْبَانِهَا " . قَالَ حُمَيْدٌ وَقَالَ قَتَادَةُ عَنْ أَنَسٍ " وَأَبْوَالِهَا " . فَفَعَلُوا فَلَمَّا صَحُّوا كَفَرُوا بَعْدَ إِسْلاَمِهِمْ وَقَتَلُوا رَاعِيَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مُؤْمِنًا وَاسْتَاقُوا ذَوْدَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهَرَبُوا مُحَارِبِينَ فَأَرْسَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَنْ أَتَى بِهِمْ فَأُخِذُوا فَقَطَّعَ أَيْدِيَهُمْ وَأَرْجُلَهُمْ وَسَمَّرَ أَعْيُنَهُمْ وَتَرَكَهُمْ فِي الْحَرَّةِ حَتَّى مَاتُوا .
Muhammed b. El-Müsennâ bize haber verdi, (dedi ki): Muhammed b. Ebî Adî bize tahdis etti, (dedi ki): Humeyd bize tahdis etti, Enes'ten: (Dedi ki): Ureyne'den birtakım insanlar Müslüman oldular. Medine'nin havası onlara ağır geldi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onlara: "Bizim küçük deve sürüsünün yanına çıksanız da onların sütlerinden içseniz," buyurdu. -Humeyd dedi ki: Katâde, Enes'ten (naklen): "Ve idrarlarından" (ibaresini de) söyledi.- Bunu yaptılar. Sağlıklarına kavuşunca, Müslüman olduktan sonra kâfir oldular (dinden döndüler), Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in -mümin olan- çobanını öldürdüler, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in sürüsünü sürüp götürdüler ve savaş açmış (muharipler) olarak kaçtılar. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onları getirecek birilerini (birlik) gönderdi. Yakalandılar. (Resûlullah) ellerini ve ayaklarını kesti, gözlerini milledi ve onları Harre (denilen taşlık alan)'da ölene kadar terk etti.
4032. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا يَزِيدُ، - وَهُوَ ابْنُ زُرَيْعٍ - قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، أَنَّ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، حَدَّثَهُمْ أَنَّ نَاسًا أَوْ رِجَالاً مِنْ عُكْلٍ أَوْ عُرَيْنَةَ قَدِمُوا عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا أَهْلُ ضَرْعٍ وَلَمْ نَكُنْ أَهْلَ رِيفٍ . فَاسْتَوْخَمُوا الْمَدِينَةَ فَأَمَرَ لَهُمْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِذَوْدٍ وَرَاعٍ وَأَمَرَهُمْ أَنْ يَخْرُجُوا فِيهَا فَيَشْرَبُوا مِنْ لَبَنِهَا وَأَبْوَالِهَا فَلَمَّا صَحُّوا - وَكَانُوا بِنَاحِيَةِ الْحَرَّةِ - كَفَرُوا بَعْدَ إِسْلاَمِهِمْ وَقَتَلُوا رَاعِيَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَاسْتَاقُوا الذَّوْدَ فَبَعَثَ الطَّلَبَ فِي آثَارِهِمْ فَأُتِيَ بِهِمْ فَسَمَّرَ أَعْيُنَهُمْ وَقَطَّعَ أَيْدِيَهُمْ وَأَرْجُلَهُمْ ثُمَّ تَرَكَهُمْ فِي الْحَرَّةِ عَلَى حَالِهِمْ حَتَّى مَاتُوا .
Muhammed b. Abdülalâ bize haber verdi, (dedi ki): Yezid -ki o İbn Zürey'dir- bize tahdis etti, (dedi ki): Şu'be bize tahdis etti, (dedi ki): Katâde bize tahdis etti, Enes b. Mâlik'in onlara tahdis ettiğine göre: Ukl veya Ureyne (kabilesinden) birtakım insanlar veya adamlar Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanına geldiler ve: "Ey Allah'ın Resûlü! Biz hayvancılıkla uğraşan (süt sağan) kimseleriz, ziraat (tarım) ehli değiliz," dediler. Medine'nin havası onlara ağır geldi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onlara küçük bir deve sürüsü ve bir çoban (verilmesini) emretti. Onlara oraya gitmelerini, (develerin) sütünden ve idrarlarından içmelerini emretti. Sağlıklarına kavuşunca -ki Harre tarafındaydılar- Müslüman olduktan sonra kâfir oldular, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in çobanını öldürdüler ve sürüyü sürüp götürdüler. (Nebi) izleri üzerine arama ekibi gönderdi. Getirildiler. (Resûlullah) gözlerini milledi, ellerini ve ayaklarını kesti. Sonra onları ölene kadar o halleriyle Harre'de terk etti.
4033. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، عَنْ عَبْدِ الأَعْلَى، نَحْوَهُ .
Muhammed b. El-Müsennâ bize haber verdi, Abdülalâ'dan; (o da) bunun bir benzerini (nakletti).
4034. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ نَافِعٍ أَبُو بَكْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا بَهْزٌ، قَالَ حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، قَالَ حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، وَثَابِتٌ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ نَفَرًا، مِنْ عُرَيْنَةَ نَزَلُوا فِي الْحَرَّةِ فَأَتَوُا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَاجْتَوَوُا الْمَدِينَةَ فَأَمَرَهُمْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ يَكُونُوا فِي إِبِلِ الصَّدَقَةِ وَأَنْ يَشْرَبُوا مِنْ أَلْبَانِهَا وَأَبْوَالِهَا فَقَتَلُوا الرَّاعِيَ وَارْتَدُّوا عَنِ الإِسْلاَمِ وَاسْتَاقُوا الإِبِلَ فَبَعَثَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي آثَارِهِمْ فَجِيءَ بِهِمْ فَقَطَّعَ أَيْدِيَهُمْ وَأَرْجُلَهُمْ وَسَمَّرَ أَعْيُنَهُمْ وَأَلْقَاهُمْ فِي الْحَرَّةِ . قَالَ أَنَسٌ فَلَقَدْ رَأَيْتُ أَحَدَهُمْ يَكْدُمُ الأَرْضَ بِفِيهِ عَطَشًا حَتَّى مَاتُوا .
Muhammed b. Nâfi' Ebû Bekir bize haber verdi, (dedi ki): Behz bize tahdis etti, (dedi ki): Hammad bize tahdis etti, (dedi ki): Katâde ve Sâbit bize tahdis etti, Enes'ten: (Dedi ki): Ureyne'den bir grup Harre'ye indiler (konakladılar). Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanına geldiler. Medine'nin havası onlara ağır geldi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onlara sadaka develerinin içinde bulunmalarını ve sütlerinden ve idrarlarından içmelerini emretti. (Sonra) çobanı öldürdüler, İslam'dan döndüler (irtidad ettiler) ve develeri sürüp götürdüler. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem (birlik) gönderip izlerini sürdürdü. Getirildiler. (Resûlullah) ellerini ve ayaklarını kesti, gözlerini milledi (kızgın mille kör etti) ve onları Harre'ye attı. Enes dedi ki: "Andolsun ki onlardan birini, susuzluktan ağzıyla toprağı ısırırken (kemirirken) gördüm; nihayet öldüler."
4035. Hadis
أَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ وَهْبٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو عَبْدِ الرَّحِيمِ، قَالَ حَدَّثَنِي زَيْدُ بْنُ أَبِي أُنَيْسَةَ، عَنْ طَلْحَةَ بْنِ مُصَرِّفٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ قَدِمَ أَعْرَابٌ مِنْ عُرَيْنَةَ إِلَى نَبِيِّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَسْلَمُوا فَاجْتَوَوُا الْمَدِينَةَ حَتَّى اصْفَرَّتْ أَلْوَانُهُمْ وَعَظُمَتْ بُطُونُهُمْ فَبَعَثَ بِهِمْ نَبِيُّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلَى لِقَاحٍ لَهُ فَأَمَرَهُمْ أَنْ يَشْرَبُوا مِنْ أَلْبَانِهَا وَأَبْوَالِهَا حَتَّى صَحُّوا فَقَتَلُوا رُعَاتِهَا وَاسْتَاقُوا الإِبِلَ فَبَعَثَ نَبِيُّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي طَلَبِهِمْ فَأُتِيَ بِهِمْ فَقَطَّعَ أَيْدِيَهُمْ وَأَرْجُلَهُمْ وَسَمَّرَ أَعْيُنَهُمْ . قَالَ أَمِيرُ الْمُؤْمِنِينَ عَبْدُ الْمَلِكِ لأَنَسٍ وَهُوَ يُحَدِّثُهُ هَذَا الْحَدِيثَ بِكُفْرٍ أَوْ بِذَنْبٍ قَالَ بِكُفْرٍ .
Muhammed b. Vehb bize haber verdi, (dedi ki): Muhammed b. Seleme bize tahdis etti, (dedi ki): Ebû Abdirrahîm bana tahdis etti, (dedi ki): Zeyd b. Ebû Uneyse bana tahdis etti, Talha b. Musarrif'ten, o Yahya b. Said'den, o Enes b. Mâlik'ten: (Dedi ki): Ureyne'den bazı bedeviler Allah'ın Nebisi sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanına geldiler ve Müslüman oldular. Medine'nin havası onlara ağır geldi (dokundu), öyle ki renkleri sarardı ve karınları şişti. Allah'ın Nebisi sallallâhu aleyhi ve sellem onları kendine ait sağmal develere gönderdi ve onların sütlerinden ve idrarlarından içmelerini emretti. Nihayet sağlıklarına kavuştuklarında, çobanları öldürdüler ve develeri sürüp götürdüler. Allah'ın Nebisi sallallâhu aleyhi ve sellem peşlerinden (adam) gönderdi. Yakalanıp getirildiler. (Resûlullah) ellerini ve ayaklarını kesti, gözlerini milledi (kızgın mille kör etti). Müminlerin Emiri Abdülmelik, Enes bu hadisi anlatırken ona: "(Bu ceza) küfür sebebiyle miydi, yoksa günah sebebiyle miydi?" diye sordu. (Enes): "Küfür sebebiyleydi," dedi.
4036. Hadis
أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ السَّرْحِ، قَالَ أَنْبَأَنَا ابْنُ وَهْبٍ، قَالَ وَأَخْبَرَنِي يَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، وَمُعَاوِيَةُ بْنُ صَالِحٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، قَالَ قَدِمَ نَاسٌ مِنَ الْعَرَبِ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَسْلَمُوا ثُمَّ مَرِضُوا فَبَعَثَ بِهِمْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلَى لِقَاحٍ لِيَشْرَبُوا مِنْ أَلْبَانِهَا فَكَانُوا فِيهَا ثُمَّ عَمَدُوا إِلَى الرَّاعِي غُلاَمِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَتَلُوهُ وَاسْتَاقُوا اللِّقَاحَ فَزَعَمُوا أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " اللَّهُمَّ عَطِّشَ مَنْ عَطَّشَ آلَ مُحَمَّدٍ اللَّيْلَةَ " . فَبَعَثَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي طَلَبِهِمْ فَأُخِذُوا فَقَطَّعَ أَيْدِيَهُمْ وَأَرْجُلَهُمْ وَسَمَلَ أَعْيُنَهُمْ . وَبَعْضُهُمْ يَزِيدُ عَلَى بَعْضٍ إِلاَّ أَنَّ مُعَاوِيَةَ قَالَ فِي هَذَا الْحَدِيثِ اسْتَاقُوا إِلَى أَرْضِ الشِّرْكِ .
Ahmed b. Amr b. es-Serh bize haber verdi, (dedi ki): İbn Vehb bize haber verdi, (dedi ki): Yahya b. Eyyûb ve Muaviye b. Sâlih bana haber verdi, Yahya b. Said'den, o Said b. el-Müseyyeb'den: (Dedi ki): Araplardan birtakım insanlar Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanına geldiler ve Müslüman oldular. Sonra hastalandılar. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onları, sütlerinden içmeleri için sağmal develere gönderdi. Orada kaldılar. Sonra Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in -kölesi olan- çobana kast edip onu öldürdüler ve sağmal develeri sürüp götürdüler. (Râviler) iddia ettiler ki Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle dua etti: "Allah'ım! Muhammed ailesini bu gece susuz bırakanı Sen de susuz bırak." Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem peşlerinden (adam) gönderdi. Yakalandılar. (Resûlullah) ellerini ve ayaklarını kesti, gözlerini milledi. (Râvilerin) bazıları diğerine (lafız olarak) ekleme yapmaktadır. Ancak Muâviye (b. Sâlih) bu hadiste şöyle dedi: "(Develeri) şirk diyarına (müşriklerin topraklarına) sürdüler."
4037. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الْخَلَنْجِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ سُعَيْرٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، رضى الله عنها قَالَتْ أَغَارَ قَوْمٌ عَلَى لِقَاحِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَخَذَهُمْ فَقَطَّعَ أَيْدِيَهُمْ وَأَرْجُلَهُمْ وَسَمَلَ أَعْيُنَهُمْ .
Muhammed b. Abdullah el-Halencî bize haber verdi, (dedi ki): Mâlik b. Suayr bize tahdis etti, Hişâm b. Urve'den, o babasından, o Âişe radıyallahu anhâ'dan. Dedi ki: Bir topluluk, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in sağmal develerine baskın yaptı (onları çaldı). (Resûlullah) onları yakaladı; ellerini ve ayaklarını kesti, gözlerini milledi.
4038. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ أَبِي الْوَزِيرِ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ، ح وَأَنْبَأَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ أَبِي الْوَزِيرِ، قَالَ حَدَّثَنَا الدَّرَاوَرْدِيُّ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ قَوْمًا، أَغَارُوا عَلَى لِقَاحِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأُتِيَ بِهِمُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَقَطَّعَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَيْدِيَهُمْ وَأَرْجُلَهُمْ وَسَمَلَ أَعْيُنَهُمْ . اللَّفْظُ لاِبْنِ الْمُثَنَّى .
Muhammed b. El-Müsennâ bize haber verdi, İbrahim b. Ebû'l-Vezîr'den, (dedi ki): Abdülaziz bize tahdis etti. (H) Ve Muhammed b. Beşşâr bize haber verdi, (dedi ki): İbrahim b. Ebû'l-Vezîr bize tahdis etti, (dedi ki): Derâverdî bize tahdis etti, Hişâm b. Urve'den, o babasından, o Âişe'den: Bir topluluk Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in sağmal develerine baskın yaptı (onları çaldı). (Yakalanıp) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e getirildiler. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onların ellerini ve ayaklarını kesti, gözlerini milledi. (Bu) lafız İbnü'l-Müsennâ'ya aittir.
4039. Hadis
أَخْبَرَنَا عِيسَى بْنُ حَمَّادٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ قَوْمًا، أَغَارُوا عَلَى إِبِلِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَطَّعَ أَيْدِيَهُمْ وَأَرْجُلَهُمْ وَسَمَلَ أَعْيُنَهُمْ .
İsa b. Hammad bize haber verdi, (dedi ki): Leys bize haber verdi, Hişâm'dan, o babasından (Urve'den): Bir topluluk, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in develerine baskın yaptı (onları çaldı). (Resûlullah) onların ellerini ve ayaklarını kesti, gözlerini milledi.
4040. Hadis
أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ السَّرْحِ، قَالَ أَنْبَأَنَا ابْنُ وَهْبٍ، قَالَ وَأَخْبَرَنِي يَحْيَى بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سَالِمٍ، وَسَعِيدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، وَذَكَرَ، آخَرَ عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، أَنَّهُ قَالَ أَغَارَ نَاسٌ مِنْ عُرَيْنَةَ عَلَى لِقَاحِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَاسْتَاقُوهَا وَقَتَلُوا غُلاَمًا لَهُ فَبَعَثَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي آثَارِهِمْ فَأُخِذُوا فَقَطَّعَ أَيْدِيَهُمْ وَأَرْجُلَهُمْ وَسَمَلَ أَعْيُنَهُمْ .
Ahmed b. Amr b. es-Serh bize haber verdi, (dedi ki): İbn Vehb bize haber verdi, (dedi ki): Yahya b. Abdullah b. Sâlim, Said b. Abdirrahman ve (ismi zikredilmeyen) bir başkası bana haber verdi, Hişâm b. Urve'den, o Urve b. Zübeyr'den: (Urve) dedi ki: Ureyne'den birtakım insanlar Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in sağmal develerine baskın yaptılar, onları sürüp götürdüler ve onun (Resûlullah'ın) bir kölesini öldürdüler. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem peşlerinden (adam) gönderdi. Yakalandılar. (Resûlullah) ellerini ve ayaklarını kesti, gözlerini milledi.
4041. Hadis
أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ السَّرْحِ، قَالَ أَخْبَرَنِي ابْنُ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَمْرُو بْنُ الْحَارِثِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي هِلاَلٍ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَنَزَلَتْ فِيهِمْ آيَةُ الْمُحَارَبَةِ .
Ahmed b. Amr b. es-Serh bize haber verdi, (dedi ki): İbn Vehb bana haber verdi, (dedi ki): Amr b. el-Hâris bana haber verdi, Said b. Ebû Hilâl'den, o Ebû'z-Zinâd'dan, o Abdullah b. Ubeydullah'tan, o Abdullah b. Ömer'den, o da Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den (naklettiğine göre): Muhârebe (Allah ve Resûlüne savaş açma) ayeti onlar hakkında indi.
4042. Hadis
أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ السَّرْحِ، قَالَ أَنْبَأَنَا ابْنُ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي اللَّيْثُ، عَنِ ابْنِ عَجْلاَنَ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَمَّا قَطَّعَ الَّذِينَ سَرَقُوا لِقَاحَهُ وَسَمَلَ أَعْيُنَهُمْ بِالنَّارِ عَاتَبَهُ اللَّهُ فِي ذَلِكَ فَأَنْزَلَ اللَّهُ تَعَالَى { إِنَّمَا جَزَاءُ الَّذِينَ يُحَارِبُونَ اللَّهَ وَرَسُولَهُ } الآيَةَ كُلَّهَا .
Ahmed b. Amr b. es-Serh bize haber verdi, (dedi ki): İbn Vehb bize haber verdi, (dedi ki): Leys bana haber verdi, İbn Aclân'dan, o Ebû'z-Zinâd'dan: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, sağmal develerini çalanların (ellerini ayaklarını) kestiğinde ve gözlerini ateşle millediğinde; Allah bu konuda onu kınadı (uyardı) ve Allah Teâlâ: {Allah ve Resûlüne karşı savaşanların cezası ancak...} ayetinin tamamını indirdi.
4043. Hadis
أَخْبَرَنَا الْفَضْلُ بْنُ سَهْلٍ الأَعْرَجُ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ غَيْلاَنَ، - ثِقَةٌ مَأْمُونٌ - قَالَ حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، عَنْ سُلَيْمَانَ التَّيْمِيِّ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ إِنَّمَا سَمَلَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَعْيُنَ أُولَئِكَ لأَنَّهُمْ سَمَلُوا أَعْيُنَ الرُّعَاةِ .
Fadl b. Sehl el-A'rec bize haber verdi, (dedi ki): Yahya b. Gaylân -ki sika ve emindir- bize tahdis etti, (dedi ki): Yezid b. Zürey' bize tahdis etti, Süleyman et-Teymî'den, o Enes'ten: (Dedi ki): Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, o kimselerin gözlerini ancak onlar da çobanların gözlerini milledikleri için millemiştir (kısas yapmıştır).
4044. Hadis
أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ السَّرْحِ، وَالْحَارِثُ بْنُ مِسْكِينٍ، قِرَاءَةً عَلَيْهِ وَأَنَا أَسْمَعُ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ عَمْرٍو، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ رَجُلاً، مِنَ الْيَهُودِ قَتَلَ جَارِيَةً مِنَ الأَنْصَارِ عَلَى حُلِيٍّ لَهَا وَأَلْقَاهَا فِي قَلِيبٍ وَرَضَخَ رَأْسَهَا بِالْحِجَارَةِ فَأُخِذَ فَأَمَرَ بِهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ يُرْجَمَ حَتَّى يَمُوتَ .
Ahmed b. Amr b. es-Serh ve -kendisine okunurken benim de işittiğim- Hâris b. Miskîn bize haber verdi, (dedi ki): İbn Vehb bize tahdis etti, (dedi ki): Muhammed b. Amr bana haber verdi, İbn Cüreyc'den, o Eyyûb'dan, o Ebû Kilâbe'den, o Enes b. Mâlik'ten: Yahudilerden bir adam, üzerindeki ziynet eşyası için Ensâr'dan bir cariyeyi (genç kızı) öldürdü, onu bir kuyuya attı ve başını taşlarla ezdi. (Adam) yakalandı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onun ölünceye kadar taşlanmasını (recm edilmesini) emretti.
4045. Hadis
أَخْبَرَنَا يُوسُفُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا حَجَّاجٌ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي مَعْمَرٌ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ رَجُلاً، قَتَلَ جَارِيَةً مِنَ الأَنْصَارِ عَلَى حُلِيٍّ لَهَا ثُمَّ أَلْقَاهَا فِي قَلِيبٍ وَرَضَخَ رَأْسَهَا بِالْحِجَارَةِ فَأَمَرَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنْ يُرْجَمَ حَتَّى يَمُوتَ .
Yusuf b. Said bize haber verdi, (dedi ki): Haccâc bize tahdis etti, İbn Cüreyc'den, (dedi ki): Ma'mer bana haber verdi, Eyyûb'dan, o Ebû Kilâbe'den, o Enes'ten: (Dedi ki): Bir adam, Ensâr'dan bir cariyeyi (genç kızı) üzerindeki ziynet eşyası için öldürdü. Sonra onu bir kuyuya attı ve başını taşlarla ezdi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onun ölünceye kadar taşlanmasını (recm edilmesini) emretti.
4046. Hadis
أَخْبَرَنَا زَكَرِيَّا بْنُ يَحْيَى، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنِي عَلِيُّ بْنُ الْحُسَيْنِ بْنِ وَاقِدٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي قَالَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ النَّحْوِيُّ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، فِي قَوْلِهِ تَعَالَى { إِنَّمَا جَزَاءُ الَّذِينَ يُحَارِبُونَ اللَّهَ وَرَسُولَهُ } الآيَةَ قَالَ نَزَلَتْ هَذِهِ الآيَةُ فِي الْمُشْرِكِينَ فَمَنْ تَابَ مِنْهُمْ قَبْلَ أَنْ يُقْدَرَ عَلَيْهِ لَمْ يَكُنْ عَلَيْهِ سَبِيلٌ وَلَيْسَتْ هَذِهِ الآيَةُ لِلرَّجُلِ الْمُسْلِمِ فَمَنْ قَتَلَ وَأَفْسَدَ فِي الأَرْضِ وَحَارَبَ اللَّهَ وَرَسُولَهُ ثُمَّ لَحِقَ بِالْكُفَّارِ قَبْلَ أَنْ يُقْدَرَ عَلَيْهِ لَمْ يَمْنَعْهُ ذَلِكَ أَنْ يُقَامَ فِيهِ الْحَدُّ الَّذِي أَصَابَ .
Zekeriyya b. Yahya bize haber verdi, (dedi ki): İshak b. İbrahim bize tahdis etti, (dedi ki): Ali b. el-Hüseyin b. Vâkıd bana haber verdi, (dedi ki): Babam bana tahdis etti, (dedi ki): Yezid en-Nahvî bize tahdis etti, İkrime'den, o İbn Abbas'tan: (İbn Abbas) Yüce Allah'ın: {Allah ve Resûlüne karşı savaşanların cezası ancak...} (Maide, 33) ayeti hakkında şöyle dedi: "Bu ayet müşrikler hakkında inmiştir. Onlardan kim kendisi üzerine güç yetirilmeden (yakalanmadan) önce tövbe ederse, onun aleyhine bir yol yoktur (cezalandırılmaz). Bu ayet Müslüman kişi için değildir. (Müslümanlardan) kim adam öldürür, yeryüzünde fesat çıkarır ve Allah ve Resûlüne karşı savaş açar, sonra da yakalanmadan önce kâfirlere katılırsa; bu durum, işlediği suçtan dolayı kendisine had uygulanmasına engel değildir."
4047. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الصَّمَدِ، قَالَ حَدَّثَنَا هِشَامٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَحُثُّ فِي خُطْبَتِهِ عَلَى الصَّدَقَةِ وَيَنْهَى عَنِ الْمُثْلَةِ .
Muhammed b. El-Müsennâ bize haber verdi, (dedi ki): Abdüssamed bize tahdis etti, (dedi ki): Hişâm bize tahdis etti, Katâde'den, o Enes'ten: (Dedi ki): Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem hutbesinde sadakayı teşvik eder, müsle yapmaktan (organları keserek işkence etmekten) ise sakındırırdı (yasaklardı).
4048. Hadis
أَخْبَرَنَا الْعَبَّاسُ بْنُ مُحَمَّدٍ الدُّورِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو عَامِرٍ الْعَقَدِيُّ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ طَهْمَانَ، عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ رُفَيْعٍ، عَنْ عُبَيْدِ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ يَحِلُّ دَمُ امْرِئٍ مُسْلِمٍ إِلاَّ بِإِحْدَى ثَلاَثِ خِصَالٍ زَانٍ مُحْصَنٌ يُرْجَمُ أَوْ رَجُلٌ قَتَلَ رَجُلاً مُتَعَمِّدًا فَيُقْتَلُ أَوْ رَجُلٌ يَخْرُجُ مِنَ الإِسْلاَمِ يُحَارِبُ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ وَرَسُولَهُ فَيُقْتَلُ أَوْ يُصْلَبُ أَوْ يُنْفَى مِنَ الأَرْضِ " .
Abbâs b. Muhammed ed-Dûrî bize haber verdi, (dedi ki): Ebû Âmir el-Akadî bize tahdis etti, İbrahim b. Tahmân'dan, o Abdülaziz b. Rufey'den, o Ubeyd b. Umeyr'den, o Âişe'den: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Müslüman bir kimsenin kanı, şu üç hasletten biri dışında helal değildir: Zina eden evli (dul) kişi ki recmedilir (taşlanarak öldürülür). Veya bir adamı kasten öldüren kişi ki (kısas olarak) öldürülür. Veya İslam'dan çıkıp Allah Azze ve Celle'ye ve Resûlüne savaş açan kişi ki; öldürülür veya asılır yahut yeryüzünden sürgün edilir."
4049. Hadis
أَخْبَرَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، قَالَ أَنْبَأَنَا شُعْبَةُ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ جَرِيرٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا أَبَقَ الْعَبْدُ لَمْ تُقْبَلْ لَهُ صَلاَةٌ حَتَّى يَرْجِعَ إِلَى مَوَالِيهِ " .
Mahmud b. Gaylân bize haber verdi, (dedi ki): Ebû Dâvûd bize tahdis etti, (dedi ki): Şu'be bize haber verdi, Mansûr'dan, o Şa'bî'den, o Cerîr'den: (Dedi ki): Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Köle (efendisinden) kaçtığı zaman, efendilerine dönünceye kadar hiçbir namazı kabul edilmez."
4050. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ قُدَامَةَ، عَنْ جَرِيرٍ، عَنْ مُغِيرَةَ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، قَالَ كَانَ جَرِيرٌ يُحَدِّثُ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم " إِذَا أَبَقَ الْعَبْدُ لَمْ تُقْبَلْ لَهُ صَلاَةٌ وَإِنْ مَاتَ مَاتَ كَافِرًا " . وَأَبَقَ غُلاَمٌ لِجَرِيرٍ فَأَخَذَهُ فَضَرَبَ عُنُقَهُ .
Muhammed b. Kudâme bize haber verdi, Cerîr'den, o Mugîre'den, o Şa'bî'den. (Dedi ki): Cerîr, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den şöyle tahdis ederdi: "Köle kaçtığı zaman hiçbir namazı kabul edilmez. Eğer ölürse kâfir olarak ölür." (Râvi dedi ki): Cerîr'in bir kölesi kaçtı. (Cerîr) onu yakaladı ve boynunu vurdu.
4051. Hadis
أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى، قَالَ أَنْبَأَنَا إِسْرَائِيلُ، عَنْ مُغِيرَةَ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ جَرِيرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ إِذَا أَبَقَ الْعَبْدُ إِلَى أَرْضِ الشِّرْكِ فَلاَ ذِمَّةَ لَهُ .
Ahmed b. Süleyman bize haber verdi, (dedi ki): Ubeydullah b. Mûsâ bize tahdis etti, (dedi ki): İsrail bize haber verdi, Mugîre'den, o Şa'bî'den, o Cerîr b. Abdullah'tan: (Dedi ki): "Köle şirk diyarına kaçarsa, onun için bir zimmet (güvence/koruma) yoktur."
4052. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا حُمَيْدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ جَرِيرٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا أَبَقَ الْعَبْدُ إِلَى أَرْضِ الشِّرْكِ فَقَدْ حَلَّ دَمُهُ " .
Kuteybe bize haber verdi, (dedi ki): Humeyd b. Abdirrahman bize tahdis etti, babasından, o Ebû İshak'tan, o Şa'bî'den, o Cerîr'den: (Dedi ki): Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Köle şirk diyarına kaçarsa, kanı helal olur."
4053. Hadis
أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ حَرْبٍ، قَالَ حَدَّثَنَا قَاسِمٌ، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْرَائِيلُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، { عَنِ الشَّعْبِيِّ، } عَنْ جَرِيرٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا أَبَقَ الْعَبْدُ إِلَى أَرْضِ الشِّرْكِ فَقَدْ حَلَّ دَمُهُ " .
Ahmed b. Harb bize haber verdi, (dedi ki): Kâsım bize tahdis etti, (dedi ki): İsrail bize tahdis etti, Ebû İshak'tan, {o Şa'bî'den,} o Cerîr'den, o Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den: (Resûlullah) şöyle buyurdu: "Köle şirk diyarına kaçarsa, kanı helal olur."
4054. Hadis
أَخْبَرَنَا الرَّبِيعُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، { عَنْ إِسْرَائِيلَ، } عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ جَرِيرٍ، قَالَ أَيُّمَا عَبْدٍ أَبَقَ إِلَى أَرْضِ الشِّرْكِ فَقَدْ حَلَّ دَمُهُ .
Rabi' b. Süleyman bize haber verdi, (dedi ki): Hâlid b. Abdirrahman bize tahdis etti, {İsrail'den,} o Ebû İshak'tan, o Şa'bî'den, o Cerîr'den: (Dedi ki): "Hangi köle şirk diyarına kaçarsa, kanı helal olur."
4055. Hadis
أَخْبَرَنِي صَفْوَانُ بْنُ عَمْرٍو، قَالَ حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ خَالِدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْرَائِيلُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ جَرِيرٍ، قَالَ أَيُّمَا عَبْدٍ أَبَقَ إِلَى أَرْضِ الشِّرْكِ فَقَدْ حَلَّ دَمُهُ .
Safvân b. Amr bana haber verdi, (dedi ki): Ahmed b. Hâlid bize tahdis etti, (dedi ki): İsrail bize tahdis etti, Ebû İshak'tan, o Şa'bî'den, o Cerîr'den: (Dedi ki): "Hangi köle şirk diyarına kaçarsa, kanı helal olur."
4056. Hadis
أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شَرِيكٌ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ عَامِرٍ، عَنْ جَرِيرٍ، قَالَ أَيُّمَا عَبْدٍ أَبَقَ مِنْ مَوَالِيهِ وَلَحِقَ بِالْعَدُوِّ فَقَدْ أَحَلَّ بِنَفْسِهِ .
Ali b. Hucr bize haber verdi, (dedi ki): Şerik bize tahdis etti, Ebû İshak'tan, o Âmir'den (Şa'bî'den), o Cerîr'den: (Dedi ki): "Hangi köle efendilerinden kaçıp düşmana katılırsa, kendi canını (kanını) helal kılmış olur."
4057. Hadis
أَخْبَرَنَا أَبُو الأَزْهَرِ، أَحْمَدُ بْنُ الأَزْهَرِ النَّيْسَابُورِيُّ قَالَ حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ سُلَيْمَانَ الرَّازِيُّ، قَالَ أَنْبَأَنَا الْمُغِيرَةُ بْنُ مُسْلِمٍ، عَنْ مَطَرٍ الْوَرَّاقِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ عُثْمَانَ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " لاَ يَحِلُّ دَمُ امْرِئٍ مُسْلِمٍ إِلاَّ بِإِحْدَى ثَلاَثٍ رَجُلٌ زَنَى بَعْدَ إِحْصَانِهِ فَعَلَيْهِ الرَّجْمُ أَوْ قَتَلَ عَمْدًا فَعَلَيْهِ الْقَوَدُ أَوِ ارْتَدَّ بَعْدَ إِسْلاَمِهِ فَعَلَيْهِ الْقَتْلُ " .
Ebû'l-Ezher Ahmed b. el-Ezher en-Nîsâbûrî bize haber verdi, (dedi ki): İshak b. Süleyman er-Râzî bize tahdis etti, (dedi ki): Mugîre b. Müslim bize haber verdi, Matar el-Verrâk'tan, o Nâfi'den, o İbn Ömer'den; Osman radıyallahu anh'ın şöyle dediğini (nakletti): Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Müslüman bir kimsenin kanı, üç durumdan biri dışında helal değildir: Evlendikten sonra zina eden adam ki; ona recm (cezası) vardır. Veya kasten (birini) öldüren ki; ona kısas vardır. Veya Müslüman olduktan sonra irtidad eden (dinden dönen) ki; ona ölüm (cezası) vardır."
4058. Hadis
أَخْبَرَنَا مُؤَمَّلُ بْنُ إِهَابٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، قَالَ أَخْبَرَنِي ابْنُ جُرَيْجٍ، عَنْ أَبِي النَّضْرِ، عَنْ بُسْرِ بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ عُثْمَانَ بْنِ عَفَّانَ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " لاَ يَحِلُّ دَمُ امْرِئٍ مُسْلِمٍ إِلاَّ بِثَلاَثٍ أَنْ يَزْنِيَ بَعْدَ مَا أُحْصِنَ أَوْ يَقْتُلَ إِنْسَانًا فَيُقْتَلُ أَوْ يَكْفُرَ بَعْدَ إِسْلاَمِهِ فَيُقْتَلُ " .
Müemmel b. İhâb bize haber verdi, (dedi ki): Abdürrezzâk bize tahdis etti, (dedi ki): İbn Cüreyc bana haber verdi, Ebû'n-Nadr'dan, o Busr b. Said'den, o Osman b. Affan'dan: (Dedi ki): Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Müslüman bir kimsenin kanı, (şu) üç durum dışında helal değildir: Evlendikten sonra zina etmesi. Veya bir insanı öldürmesi ki; (buna karşılık) o da öldürülür. Veya Müslüman olduktan sonra küfre girmesi ki; o da öldürülür."
4059. Hadis
أَخْبَرَنَا عِمْرَانُ بْنُ مُوسَى، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، قَالَ حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنْ عِكْرِمَةَ، قَالَ قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ بَدَّلَ دِينَهُ فَاقْتُلُوهُ " .
İmran b. Mûsâ bize haber verdi, (dedi ki): Abdülvâris bize tahdis etti, (dedi ki): Eyyûb bize tahdis etti, İkrime'den: (Dedi ki): İbn Abbas dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim dinini değiştirirse onu öldürün."
4060. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْمُبَارَكِ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو هِشَامٍ، قَالَ حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، قَالَ حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنْ عِكْرِمَةَ، أَنَّ نَاسًا، ارْتَدُّوا عَنِ الإِسْلاَمِ، فَحَرَّقَهُمْ عَلِيٌّ بِالنَّارِ قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ لَوْ كُنْتُ أَنَا لَمْ، أُحَرِّقْهُمْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ تُعَذِّبُوا بِعَذَابِ اللَّهِ أَحَدًا " . وَلَوْ كُنْتُ أَنَا لَقَتَلْتُهُمْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ بَدَّلَ دِينَهُ فَاقْتُلُوهُ " .
Muhammed b. Abdullah b. el-Mübârek bize haber verdi, (dedi ki): Ebû Hişâm bize tahdis etti, (dedi ki): Vuheyb bize tahdis etti, (dedi ki): Eyyûb bize tahdis etti, İkrime'den: Birtakım insanlar İslam'dan irtidad ettiler (döndüler). Ali de onları ateşle yaktı. İbn Abbas (şöyle) dedi: "Ben olsaydım onları yakmazdım. (Çünkü) Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: 'Allah'ın azabı ile hiç kimseye azap etmeyin,' buyurdu. Ben olsaydım onları (mutlaka) öldürürdüm. (Çünkü) Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: 'Kim dinini değiştirirse onu öldürün,' buyurdu."
4061. Hadis
أَخْبَرَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَكْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا إِسْمَاعِيلُ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ بَدَّلَ دِينَهُ فَاقْتُلُوهُ " .
Mahmud b. Gaylân bize haber verdi, (dedi ki): Muhammed b. Bekr bize tahdis etti, (dedi ki): İbn Cüreyc bize haber verdi, (dedi ki): İsmail bize haber verdi, Ma'mer'den, o Eyyûb'dan, o İkrime'den, o İbn Abbas'tan: (Dedi ki): Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim dinini değiştirirse onu öldürün."
4062. Hadis
أَخْبَرَنِي هِلاَلُ بْنُ الْعَلاَءِ، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ زُرَارَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبَّادُ بْنُ الْعَوَّامِ، قَالَ حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ بَدَّلَ دِينَهُ فَاقْتُلُوهُ " .
Hilâl b. El-Alâ bize haber verdi, (dedi ki): İsmail b. Abdullah b. Zürâre bize tahdis etti, (dedi ki): Abbâd b. El-Avvâm bize tahdis etti, (dedi ki): Said bize tahdis etti, Katâde'den, o İkrime'den, o İbn Abbas'tan: (Dedi ki): Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim dinini değiştirirse onu öldürün."
4063. Hadis
أَخْبَرَنَا مُوسَى بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بِشْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنِ الْحَسَنِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ بَدَّلَ دِينَهُ فَاقْتُلُوهُ " . قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ وَهَذَا أَوْلَى بِالصَّوَابِ مِنْ حَدِيثِ عَبَّادٍ .
Musa b. Abdirrahman bize haber verdi, (dedi ki): Muhammed b. Bişr bize tahdis etti, (dedi ki): Said bize tahdis etti, Katâde'den, o Hasan'dan: (Dedi ki): Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim dinini değiştirirse onu öldürün." Ebû Abdurrahman dedi ki: Bu (rivayet), Abbâd'ın hadisinden doğru olmaya daha yakındır.
4064. Hadis
أَخْبَرَنَا الْحُسَيْنُ بْنُ عِيسَى، عَنْ عَبْدِ الصَّمَدِ، قَالَ حَدَّثَنَا هِشَامٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ ابْنَ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ بَدَّلَ دِينَهُ فَاقْتُلُوهُ " .
Hüseyin b. İsa bize haber verdi, Abdüssamed'den, (dedi ki): Hişâm bize tahdis etti, Katâde'den, o Enes'ten; İbn Abbas'ın şöyle dediğini (nakletti): Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim dinini değiştirirse onu öldürün."
4065. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الصَّمَدِ، قَالَ حَدَّثَنَا هِشَامٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ عَلِيًّا، أُتِيَ بِنَاسٍ مِنَ الزُّطِّ يَعْبُدُونَ وَثَنًا فَأَحْرَقَهُمْ، قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ إِنَّمَا قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ بَدَّلَ دِينَهُ فَاقْتُلُوهُ " .
Muhammed b. El-Müsennâ bize haber verdi, (dedi ki): Abdüssamed bize tahdis etti, (dedi ki): Hişâm bize tahdis etti, Katâde'den, o Enes'ten: (Dedi ki): Ali'ye, puta tapan Zutt (kavmin)den birtakım insanlar getirildi. (Ali) onları yaktı. İbn Abbas (bunu duyunca) dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ancak: 'Kim dinini değiştirirse onu öldürün,' buyurmuştur."