Biat Kitabı

En-Nesai · Sünen-i Nesai (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

4149. Hadis

أَخْبَرَنَا الإِمَامُ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ النَّسَائِيُّ، مِنْ لَفْظِهِ قَالَ أَنْبَأَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الْوَلِيدِ بْنِ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ، عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ، قَالَ بَايَعْنَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى السَّمْعِ وَالطَّاعَةِ فِي الْيُسْرِ وَالْعُسْرِ وَالْمَنْشَطِ وَالْمَكْرَهِ وَأَنْ لاَ نُنَازِعَ الأَمْرَ أَهْلَهُ وَأَنْ نَقُومَ بِالْحَقِّ حَيْثُ كُنَّا لاَ نَخَافُ لَوْمَةَ لاَئِمٍ ‏.‏

İmam Ebû Abdurrahman en-Nesâî, kendi lafzıyla bize haber verdi. Dedi ki: Bize Kuteybe b. Saîd haber verdi. Dedi ki: Bize Leys, Yahyâ b. Saîd’den, o Ubâde b. Velîd b. Ubâde b. Sâmit’ten, o da Ubâde b. Sâmit’ten naklen haber verdi. Dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e; kolaylıkta ve zorlukta, neşeli ve kederli anlarımızda dinlemek ve itaat etmek, emir sahipleriyle iktidar kavgasına girmemek ve nerede olursak olalım, kınayanın kınamasından korkmadan hakkı yerine getirmek üzere biat ettik."

4150. Hadis

أَخْبَرَنَا عِيسَى بْنُ حَمَّادٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الْوَلِيدِ بْنِ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ عُبَادَةَ بْنَ الصَّامِتِ، قَالَ بَايَعْنَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى السَّمْعِ وَالطَّاعَةِ فِي الْعُسْرِ وَالْيُسْرِ ‏.‏ وَذَكَرَ مِثْلَهُ ‏.‏

Bize Îsâ b. Hammâd haber verdi. Dedi ki: Bize Leys, Yahyâ b. Saîd’den, o Ubâde b. Velîd b. Ubâde b. Sâmit’ten, o babasından, o da Ubâde b. Sâmit’ten naklen haber verdi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e; zorlukta ve kolaylıkta dinlemek ve itaat etmek üzere biat ettik..." diyerek önceki hadisin benzerini zikretti.

4151. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ، وَالْحَارِثُ بْنُ مِسْكِينٍ، قِرَاءَةً عَلَيْهِ وَأَنَا أَسْمَعُ، عَنِ ابْنِ الْقَاسِمِ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي عُبَادَةُ بْنُ الْوَلِيدِ بْنِ عُبَادَةَ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ عُبَادَةَ، قَالَ بَايَعْنَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى السَّمْعِ وَالطَّاعَةِ فِي الْيُسْرِ وَالْعُسْرِ وَالْمَنْشَطِ وَالْمَكْرَهِ وَأَنْ لاَ نُنَازِعَ الأَمْرَ أَهْلَهُ وَأَنْ نَقُولَ - أَوْ نَقُومَ - بِالْحَقِّ حَيْثُمَا كُنَّا لاَ نَخَافُ لَوْمَةَ لاَئِمٍ ‏.‏

Bize Muhammed b. Seleme ve Hâris b. Miskîn haber verdi. —(Hâris’e) okunurken ben de dinliyordum.— İbnü’l-Kâsım’dan naklettiler. Dedi ki: Bana Mâlik, Yahyâ b. Saîd’den, o Ubâde b. Velîd b. Ubâde’den, o babasından, o da Ubâde’den naklen haber verdi. Dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e; kolaylıkta ve zorlukta, neşeli ve kederli anlarımızda dinlemek ve itaat etmek, emir sahipleriyle iktidar kavgasına girmemek ve nerede olursak olalım, kınayanın kınamasından korkmadan hakkı söylemek —veya yerine getirmek— üzere biat ettik."

4152. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى بْنِ أَيُّوبَ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ إِدْرِيسَ، عَنِ ابْنِ إِسْحَاقَ، وَيَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الْوَلِيدِ بْنِ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، قَالَ بَايَعْنَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى السَّمْعِ وَالطَّاعَةِ فِي الْعُسْرِ وَالْيُسْرِ وَالْمَنْشَطِ وَالْمَكْرَهِ وَأَنْ لاَ نُنَازِعَ الأَمْرَ أَهْلَهُ وَعَلَى أَنْ نَقُولَ بِالْحَقِّ حَيْثُ كُنَّا ‏.‏

Bize Muhammed b. Yahyâ b. Eyyûb haber verdi. Dedi ki: Bize Abdullah b. İdrîs, İbn İshak ve Yahyâ b. Saîd’den, onlar Ubâde b. Velîd b. Ubâde b. Sâmit’ten, o babasından, o da dedesinden naklen haber verdi. Dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e; zorlukta ve kolaylıkta, neşeli ve kederli anlarımızda dinlemek ve itaat etmek, emir sahipleriyle iktidar kavgasına girmemek ve nerede olursak olalım hakkı söylemek üzere biat ettik."

4153. Hadis

أَخْبَرَنَا هَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، قَالَ حَدَّثَنِي الْوَلِيدُ بْنُ كَثِيرٍ، قَالَ حَدَّثَنِي عُبَادَةُ بْنُ الْوَلِيدِ، أَنَّ أَبَاهُ الْوَلِيدَ، حَدَّثَهُ عَنْ جَدِّهِ، عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ قَالَ بَايَعْنَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى السَّمْعِ وَالطَّاعَةِ فِي عُسْرِنَا وَيُسْرِنَا وَمَنْشَطِنَا وَمَكَارِهِنَا وَعَلَى أَنْ لاَ نُنَازِعَ الأَمْرَ أَهْلَهُ وَعَلَى أَنْ نَقُولَ بِالْعَدْلِ أَيْنَ كُنَّا لاَ نَخَافُ فِي اللَّهِ لَوْمَةَ لاَئِمٍ ‏.‏

Bize Hârûn b. Abdullah haber verdi. Dedi ki: Bize Ebû Üsâme haber verdi. Dedi ki: Bana Velîd b. Kesîr haber verdi. Dedi ki: Bana Ubâde b. Velîd haber verdi ki; babası Velîd ona, dedesi Ubâde b. Sâmit’ten naklen şunu anlatmış: Dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e; zorluğumuzda ve kolaylığımızda, neşeli ve kederli anlarımızda dinlemek ve itaat etmek, emir sahipleriyle iktidar kavgasına girmemek ve nerede olursak olalım adaletle konuşmak, Allah hakkında kınayanın kınamasından korkmamak üzere biat ettik."

4154. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْوَلِيدِ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ سَيَّارٍ، وَيَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، أَنَّهُمَا سَمِعَا عُبَادَةَ بْنَ الْوَلِيدِ، يُحَدِّثُ عَنْ أَبِيهِ، - أَمَّا سَيَّارٌ فَقَالَ عَنْ أَبِيهِ، وَأَمَّا، يَحْيَى فَقَالَ عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، - قَالَ بَايَعْنَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى السَّمْعِ وَالطَّاعَةِ فِي عُسْرِنَا وَيُسْرِنَا وَمَنْشَطِنَا وَمَكْرَهِنَا وَأَثَرَةٍ عَلَيْنَا وَأَنْ لاَ نُنَازِعَ الأَمْرَ أَهْلَهُ وَأَنْ نَقُومَ بِالْحَقِّ حَيْثُمَا كَانَ لاَ نَخَافُ فِي اللَّهِ لَوْمَةَ لاَئِمٍ ‏.‏ قَالَ شُعْبَةُ سَيَّارٌ لَمْ يَذْكُرْ هَذَا الْحَرْفَ حَيْثُمَا كَانَ وَذَكَرَهُ يَحْيَى ‏.‏ قَالَ شُعْبَةُ إِنْ كُنْتُ زِدْتُ فِيهِ شَيْئًا فَهُوَ عَنْ سَيَّارٍ أَوْ عَنْ يَحْيَى ‏.‏

Bize Muhammed b. Velîd haber verdi. Dedi ki: Bize Muhammed haber verdi. Dedi ki: Bize Şu’be, Seyyâr ve Yahyâ b. Saîd’den haber verdi. Her ikisi de Ubâde b. Velîd’i, babasından naklederken işitmişler. —Seyyâr, babasından; Yahyâ ise babasından, o da dedesinden nakletti.— Dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e; zorluğumuzda ve kolaylığımızda, neşeli ve kederli anlarımızda ve bize karşı (başkalarının) kayırılması durumunda bile dinlemek ve itaat etmek, emir sahipleriyle iktidar kavgasına girmemek ve nerede olursa olsun hakkı yerine getirmek, Allah hakkında kınayanın kınamasından korkmamak üzere biat ettik." Şu’be dedi ki: Seyyâr, "nerede olursa olsun" ifadesini zikretmedi, bunu Yahyâ zikretti. Yine Şu’be dedi ki: Eğer ben (hadise) bir şey eklediysem, bu ya Seyyâr’dandır ya da Yahyâ’dandır.

4155. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ عَلَيْكَ بِالطَّاعَةِ فِي مَنْشَطِكَ وَمَكْرَهِكَ وَعُسْرِكَ وَيُسْرِكَ وَأَثَرَةٍ عَلَيْكَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi. Dedi ki: Bize Yakûb, Ebû Hâzim’den, o Ebû Sâlih’ten, o da Ebû Hureyre’den naklen haber verdi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sana düşen; istekli olduğun veya isteksiz olduğun, zorlukta veya kolaylıkta ve sana karşı (başkaları) kayırıldığında (yöneticilere) itaat etmektir."

4156. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ يَزِيدَ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ زِيَادِ بْنِ عِلاَقَةَ، عَنْ جَرِيرٍ، قَالَ بَايَعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى النُّصْحِ لِكُلِّ مُسْلِمٍ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdullah b. Yezîd haber verdi. Dedi ki: Bize Süfyân, Ziyâd b. İlâka’dan, o da Cerîr’den naklen haber verdi. Dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e her Müslümana nasihat etmek (samimi davranmak) üzere biat ettim."

4157. Hadis

أَخْبَرَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ عُلَيَّةَ، عَنْ يُونُسَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي زُرْعَةَ بْنِ عَمْرِو بْنِ جَرِيرٍ، قَالَ جَرِيرٌ بَايَعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم عَلَى السَّمْعِ وَالطَّاعَةِ وَأَنْ أَنْصَحَ لِكُلِّ مُسْلِمٍ ‏.‏

Bize Yakûb b. İbrahim haber verdi. Dedi ki: Bize İbn Uleyye, Yûnus’tan, o Amr b. Saîd’den, o da Ebû Zür’a b. Amr b. Cerîr’den naklen haber verdi. Cerîr dedi ki: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e; dinlemek, itaat etmek ve her Müslümana nasihat etmek üzere biat ettim."

4158. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، سَمِعَ جَابِرًا، يَقُولُ لَمْ نُبَايِعْ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى الْمَوْتِ إِنَّمَا بَايَعْنَاهُ عَلَى أَنْ لاَ نَفِرَّ ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi. Dedi ki: Bize Süfyân, Ebû Zübeyr’den haber verdi. O Câbir’i şöyle derken işitmiş: "Biz Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e ölüm üzerine biat etmedik; biz ona ancak kaçmamak üzere biat ettik."

4159. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا حَاتِمُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي عُبَيْدٍ، قَالَ قُلْتُ لِسَلَمَةَ بْنِ الأَكْوَعِ عَلَى أَىِّ شَىْءٍ بَايَعْتُمُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ الْحُدَيْبِيَةِ قَالَ عَلَى الْمَوْتِ ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi. Dedi ki: Bize Hâtim b. İsmail, Yezîd b. Ebî Ubeyd’den naklen haber verdi. Dedi ki: Seleme b. Ekva’a: "Hudeybiye günü Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e ne üzerine biat ettiniz?" diye sordum. "Ölüm üzerine" dedi.

4160. Hadis

أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ السَّرْحِ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَمْرُو بْنُ الْحَارِثِ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَنَّ عَمْرَو بْنَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أُمَيَّةَ بْنِ أَخِي، يَعْلَى بْنِ أُمَيَّةَ حَدَّثَهُ أَنَّ أَبَاهُ أَخْبَرَهُ أَنَّ يَعْلَى بْنَ أُمَيَّةَ قَالَ جِئْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِأَبِي أُمَيَّةَ يَوْمَ الْفَتْحِ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ بَايِعْ أَبِي عَلَى الْهِجْرَةِ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ أُبَايِعُهُ عَلَى الْجِهَادِ وَقَدِ انْقَطَعَتِ الْهِجْرَةُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ahmed b. Amr b. es-Serh haber verdi. Dedi ki: Bize İbn Vehb haber verdi. Dedi ki: Bana Amr b. Hâris, İbn Şihâb’dan, o Ya’lâ b. Ümeyye’nin yeğeni Amr b. Abdurrahman b. Ümeyye’den, o babasından, o da Ya’lâ b. Ümeyye’den naklen haber verdi. Dedi ki: Mekke’nin fethi günü babam Ümeyye’yi Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e getirdim ve: "Ey Resûlullah! Babamdan hicret üzerine biat al" dedim. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Onunla cihad üzerine biatleşirim; çünkü hicret (artık) sona ermiştir" buyurdu.

4161. Hadis

أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ سَعْدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ بْنِ سَعْدٍ، قَالَ حَدَّثَنِي عَمِّي، قَالَ حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ صَالِحٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو إِدْرِيسَ الْخَوْلاَنِيُّ، أَنَّ عُبَادَةَ بْنَ الصَّامِتِ، قَالَ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ وَحَوْلَهُ عِصَابَةٌ مِنْ أَصْحَابِهِ ‏ "‏ تُبَايِعُونِي عَلَى أَنْ لاَ تُشْرِكُوا بِاللَّهِ شَيْئًا وَلاَ تَسْرِقُوا وَلاَ تَزْنُوا وَلاَ تَقْتُلُوا أَوْلاَدَكُمْ وَلاَ تَأْتُوا بِبُهْتَانٍ تَفْتَرُونَهُ بَيْنَ أَيْدِيكُمْ وَأَرْجُلِكُمْ وَلاَ تَعْصُونِي فِي مَعْرُوفٍ فَمَنْ وَفَّى فَأَجْرُهُ عَلَى اللَّهِ وَمَنْ أَصَابَ مِنْكُمْ شَيْئًا فَعُوقِبَ بِهِ فَهُوَ لَهُ كَفَّارَةٌ وَمَنْ أَصَابَ مِنْ ذَلِكَ شَيْئًا ثُمَّ سَتَرَهُ اللَّهُ فَأَمْرُهُ إِلَى اللَّهِ إِنْ شَاءَ عَفَا عَنْهُ وَإِنْ شَاءَ عَاقَبَهُ ‏"‏ ‏.‏ خَالَفَهُ أَحْمَدُ بْنُ سَعِيدٍ ‏.‏

Bize Ubeydullah b. Sa’d b. İbrahim b. Sa’d haber verdi. Dedi ki: Bana amcam haber verdi. Dedi ki: Bize babam, Sâlih’ten, o İbn Şihâb’dan naklen haber verdi. Dedi ki: Bana Ebû İdrîs el-Havlânî haber verdi ki, Ubâde b. Sâmit şöyle demiş: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, etrafında ashabından bir grup varken şöyle buyurdu: "Bana; Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarınızı öldürmemek, elleriniz ve ayaklarınız arasında uyduracağınız bir iftira ile gelmemek ve maruf (iyi işler) konusunda bana isyan etmemek üzere biat ediniz. İçinizden kim (sözünü) yerine getirirse ecri Allah’a aittir. Kim bunlardan birini işler de dünyada cezalandırılırsa, bu ona kefaret olur. Kim de bunlardan birini işler de Allah onu örterse, işi Allah’a kalır; dilerse onu affeder, dilerse cezalandırır." Ahmed b. Saîd ona (sened veya metinde) muhalefet etti.

4162. Hadis

أَخْبَرَنِي أَحْمَدُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ صَالِحِ بْنِ كَيْسَانَ، عَنِ الْحَارِثِ بْنِ فُضَيْلٍ، أَنَّ ابْنَ شِهَابٍ، حَدَّثَهُ عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ أَلاَ تُبَايِعُونِي عَلَى مَا بَايَعَ عَلَيْهِ النِّسَاءُ أَنْ لاَ تُشْرِكُوا بِاللَّهِ شَيْئًا وَلاَ تَسْرِقُوا وَلاَ تَزْنُوا وَلاَ تَقْتُلُوا أَوْلاَدَكُمْ وَلاَ تَأْتُوا بِبُهْتَانٍ تَفْتَرُونَهُ بَيْنَ أَيْدِيكُمْ وَأَرْجُلِكُمْ وَلاَ تَعْصُونِي فِي مَعْرُوفٍ ‏"‏ ‏.‏ قُلْنَا بَلَى يَا رَسُولَ اللَّهِ فَبَايَعْنَاهُ عَلَى ذَلِكَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ فَمَنْ أَصَابَ بَعْدَ ذَلِكَ شَيْئًا فَنَالَتْهُ عُقُوبَةٌ فَهُوَ كَفَّارَةٌ وَمَنْ لَمْ تَنَلْهُ عُقُوبَةٌ فَأَمْرُهُ إِلَى اللَّهِ إِنْ شَاءَ غَفَرَ لَهُ وَإِنْ شَاءَ عَاقَبَهُ ‏"‏ ‏.‏

Bana Ahmed b. Saîd haber verdi. Dedi ki: Bize Yakûb haber verdi. Dedi ki: Bize babam, Sâlih b. Keysân’dan, o Hâris b. Fudayl’dan naklen haber verdi ki; İbn Şihâb ona Ubâde b. Sâmit’ten şunları anlatmış: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kadınların biat ettiği şeyler üzerine bana biat etmez misiniz? Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarınızı öldürmemek, elleriniz ve ayaklarınız arasında uyduracağınız bir iftira ile gelmemek ve maruf konusunda bana isyan etmemek üzere." Biz: "Evet, ey Resûlullah!" dedik ve bu şartlar üzerine ona biat ettik. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Bundan sonra kim (bu günahlardan) birini işler de cezaya çarptırılırsa, bu ona kefaret olur. Kim de (işler de) cezaya çarptırılmazsa (suçu gizli kalırsa), işi Allah’a kalır; dilerse onu bağışlar, dilerse cezalandırır."

4163. Hadis

أَخْبَرَنَا يَحْيَى بْنُ حَبِيبِ بْنِ عَرَبِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ السَّائِبِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، أَنَّ رَجُلاً، أَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ إِنِّي جِئْتُ أُبَايِعُكَ عَلَى الْهِجْرَةِ وَلَقَدْ تَرَكْتُ أَبَوَىَّ يَبْكِيَانِ ‏.‏ قَالَ ‏ "‏ ارْجِعْ إِلَيْهِمَا فَأَضْحِكْهُمَا كَمَا أَبْكَيْتَهُمَا ‏"‏ ‏.‏

Bize Yahyâ b. Habîb b. Arabî haber verdi. Dedi ki: Bize Hammâd b. Zeyd, Atâ b. Sâib’den, o babasından, o da Abdullah b. Amr’dan naklen haber verdi ki: Bir adam Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldi ve: "Ben sana hicret üzerine biat etmeye geldim. (Gelirken) anne babamı ağlar halde bıraktım" dedi. (Resûlullah) şöyle buyurdu: "Onlara dön ve onları ağlattığın gibi güldür."

4164. Hadis

أَخْبَرَنَا الْحُسَيْنُ بْنُ حُرَيْثٍ، قَالَ حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، قَالَ حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَزِيدَ اللَّيْثِيِّ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، أَنَّ أَعْرَابِيًّا، سَأَلَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْهِجْرَةِ فَقَالَ ‏"‏ وَيْحَكَ إِنَّ شَأْنَ الْهِجْرَةِ شَدِيدٌ فَهَلْ لَكَ مِنْ إِبِلٍ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَهَلْ تُؤَدِّي صَدَقَتَهَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَاعْمَلْ مِنْ وَرَاءِ الْبِحَارِ فَإِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ لَنْ يَتِرَكَ مِنْ عَمَلِكَ شَيْئًا ‏"‏ ‏.‏

Bize Hüseyin b. Hureys haber verdi. Dedi ki: Bize Velîd b. Müslim haber verdi. Dedi ki: Bize Evzâî, Zührî’den, o Atâ b. Yezîd el-Leysî’den, o da Ebû Saîd’den naklen haber verdi ki: Bir bedevi Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e hicreti sordu. (Resûlullah) şöyle buyurdu: "Yazık sana! Hicretin işi (şartları) zordur. Senin develerin var mı?" Adam: "Evet" dedi. "Peki zekâtını ödüyor musun?" buyurdu. Adam: "Evet" dedi. "Öyleyse sen denizlerin ötesinde de olsan (Allah'a kulluğa) devam et. Şüphesiz Allah Azze ve Celle amelin(in karşılığın)dan hiçbir şeyi eksiltmeyecektir" buyurdu.

4165. Hadis

أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْحَكَمِ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْحَارِثِ، عَنْ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، قَالَ قَالَ رَجُلٌ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَىُّ الْهِجْرَةِ أَفْضَلُ قَالَ ‏"‏ أَنْ تَهْجُرَ مَا كَرِهَ رَبُّكَ عَزَّ وَجَلَّ ‏"‏ ‏.‏ وَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ الْهِجْرَةُ هِجْرَتَانِ هِجْرَةُ الْحَاضِرِ وَهِجْرَةُ الْبَادِي فَأَمَّا الْبَادِي فَيُجِيبُ إِذَا دُعِيَ وَيُطِيعُ إِذَا أُمِرَ وَأَمَّا الْحَاضِرُ فَهُوَ أَعْظَمُهُمَا بَلِيَّةً وَأَعْظَمُهُمَا أَجْرًا ‏"‏ ‏.‏

Bize Ahmed b. Abdullah b. el-Hakem haber verdi. Dedi ki: Bize Muhammed b. Ca’fer haber verdi. Dedi ki: Bize Şu’be, Amr b. Murre’den, o Abdullah b. Hâris’ten, o Ebû Kesîr’den, o da Abdullah b. Amr’dan naklen haber verdi. Dedi ki: Bir adam: "Ey Resûlullah! Hangi hicret daha faziletlidir?" diye sordu. (Resûlullah): "Rabbinin (Azze ve Celle) hoşlanmadığı şeyleri terk etmendir" buyurdu. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem (devamla) şöyle buyurdu: "Hicret iki türlüdür: Şehirlinin (yerleşik olanın) hicreti ve bedevinin (göçebenin) hicreti. Bedeviye gelince; çağrıldığı zaman icabet eder, emredildiği zaman itaat eder. Şehirliye gelince; onun imtihanı daha büyük, ecri de daha büyüktür."

4166. Hadis

أَخْبَرَنَا الْحُسَيْنُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُبَشِّرُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ حُسَيْنٍ، عَنْ يَعْلَى بْنِ مُسْلِمٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ زَيْدٍ، قَالَ قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَبَا بَكْرٍ وَعُمَرَ كَانُوا مِنَ الْمُهَاجِرِينَ لأَنَّهُمْ هَجَرُوا الْمُشْرِكِينَ وَكَانَ مِنَ الأَنْصَارِ مُهَاجِرُونَ لأَنَّ الْمَدِينَةَ كَانَتْ دَارَ شِرْكٍ فَجَاءُوا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَيْلَةَ الْعَقَبَةِ ‏.‏

Bize Hüseyin b. Mansûr haber verdi. Dedi ki: Bize Mübeşşir b. Abdullah haber verdi. Dedi ki: Bize Süfyân b. Hüseyin, Ya’lâ b. Müslim’den, o Câbir b. Zeyd’den naklen haber verdi. Dedi ki: İbn Abbâs şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Ebû Bekir ve Ömer muhacirlerdendi; çünkü onlar müşrikleri terk edip (hicret ettiler). Ensâr’dan da muhacirler vardı; çünkü Medine (o zaman) şirk yurduydu ve onlar Akabe gecesi Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldiler (hicret etmiş gibi oldular).

4167. Hadis

أَخْبَرَنِي هَارُونُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ بَكَّارِ بْنِ بِلاَلٍ، عَنْ مُحَمَّدٍ، - وَهُوَ ابْنُ عِيسَى بْنِ سُمَيْعٍ - قَالَ حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ وَاقِدٍ، عَنْ كَثِيرِ بْنِ مُرَّةَ، أَنَّ أَبَا فَاطِمَةَ، حَدَّثَهُ أَنَّهُ، قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ حَدِّثْنِي بِعَمَلٍ، أَسْتَقِيمُ عَلَيْهِ وَأَعْمَلُهُ ‏.‏ قَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ عَلَيْكَ بِالْهِجْرَةِ فَإِنَّهُ لاَ مِثْلَ لَهَا ‏"‏ ‏.‏

Bana Hârûn b. Muhammed b. Bekkâr b. Bilâl, Muhammed’den —ki İbn Îsâ b. Sümey’dir— naklen haber verdi. Dedi ki: Bize Zeyd b. Vâkıd, Kesîr b. Murre’den haber verdi ki; Ebû Fâtıma ona şunu anlatmış: Dedi ki: "Ey Resûlullah! Bana, üzerinde istikametle durabileceğim ve yapabileceğim bir amel söyle" dedim. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Sana hicreti tavsiye ederim; zira onun gibisi yoktur" buyurdu.

4168. Hadis

أَخْبَرَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ شُعَيْبِ بْنِ اللَّيْثِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، قَالَ حَدَّثَنِي عُقَيْلٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أُمَيَّةَ، أَنَّ أَبَاهُ، أَخْبَرَهُ أَنَّ يَعْلَى قَالَ جِئْتُ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِأَبِي يَوْمَ الْفَتْحِ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ بَايِعْ أَبِي عَلَى الْهِجْرَةِ ‏.‏ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ أُبَايِعُهُ عَلَى الْجِهَادِ وَقَدِ انْقَطَعَتِ الْهِجْرَةُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Abdülmelik b. Şuayb b. Leys haber verdi. (Ona) babasından, (ona da) dedesinden naklen anlattı. Dedi ki: Bana Ukayl, İbn Şihâb’dan, o Amr b. Abdurrahman b. Ümeyye’den haber verdi ki; babası ona Ya’lâ’nın şöyle dediğini bildirmiş: Fetih günü babamı Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e getirdim ve: "Ey Resûlullah! Babamdan hicret üzerine biat al" dedim. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Onunla cihad üzerine biatleşirim; çünkü hicret (artık) sona ermiştir" buyurdu.

4169. Hadis

أَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ دَاوُدَ، قَالَ حَدَّثَنَا مُعَلَّى بْنُ أَسَدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا وُهَيْبُ بْنُ خَالِدٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ طَاوُسٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ صَفْوَانَ بْنِ أُمَيَّةَ، قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّهُمْ يَقُولُونَ إِنَّ الْجَنَّةَ لاَ يَدْخُلُهَا إِلاَّ مُهَاجِرٌ ‏.‏ قَالَ ‏ "‏ لاَ هِجْرَةَ بَعْدَ فَتْحِ مَكَّةَ وَلَكِنْ جِهَادٌ وَنِيَّةٌ فَإِذَا اسْتُنْفِرْتُمْ فَانْفِرُوا ‏"‏ ‏.‏

Bana Muhammed b. Dâvûd haber verdi. Dedi ki: Bize Muallâ b. Esed haber verdi. Dedi ki: Bize Vüheyb b. Hâlid, Abdullah b. Tâvûs’tan, o babasından, o da Safvân b. Ümeyye’den naklen haber verdi. Dedi ki: "Ey Resûlullah! Onlar (insanlar), cennete sadece muhacir olanın gireceğini söylüyorlar" dedim. (Resûlullah) şöyle buyurdu: "Mekke’nin fethinden sonra hicret yoktur. Fakat cihad ve niyet vardır. Savaşa çağrıldığınızda hemen savaşa çıkın."

4170. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ سُفْيَانَ، قَالَ حَدَّثَنِي مَنْصُورٌ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ الْفَتْحِ ‏ "‏ لاَ هِجْرَةَ وَلَكِنْ جِهَادٌ وَنِيَّةٌ فَإِذَا اسْتُنْفِرْتُمْ فَانْفِرُوا ‏"‏ ‏.‏

Bize İshak b. Mansûr haber verdi. Dedi ki: Bize Yahyâ b. Saîd, Süfyân’dan haber verdi. Dedi ki: Bana Mansûr, Mücâhid’den, o Tâvûs’tan, o da İbn Abbâs’tan naklen haber verdi. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Fetih günü şöyle buyurdu: "(Mekke fethinden sonra) hicret yoktur. Fakat cihad ve niyet vardır. Savaşa çağrıldığınızda hemen savaşa çıkın."

4171. Hadis

أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ يَحْيَى بْنِ هَانِئٍ، عَنْ نُعَيْمِ بْنِ دِجَاجَةَ، قَالَ سَمِعْتُ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ، يَقُولُ لاَ هِجْرَةَ بَعْدَ وَفَاةِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏

Bize Amr b. Alî haber verdi. Dedi ki: Bize Abdurrahman haber verdi. Dedi ki: Bize Şu’be, Yahyâ b. Hâni’den, o Nuaym b. Dicâce’den naklen haber verdi. Dedi ki: Ben Ömer b. Hattâb’ı şöyle derken işittim: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in vefatından sonra hicret yoktur."

4172. Hadis

أَخْبَرَنَا عِيسَى بْنُ مُسَاوِرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْعَلاَءِ بْنِ زَبْرٍ، عَنْ بُسْرِ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِي إِدْرِيسَ الْخَوْلاَنِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ وَاقِدٍ السَّعْدِيِّ، قَالَ وَفَدْتُ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي وَفْدٍ كُلُّنَا يَطْلُبُ حَاجَةً وَكُنْتُ آخِرَهُمْ دُخُولاً عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي تَرَكْتُ مَنْ خَلْفِي وَهُمْ يَزْعُمُونَ أَنَّ الْهِجْرَةَ قَدِ انْقَطَعَتْ ‏.‏ قَالَ ‏ "‏ لاَ تَنْقَطِعُ الْهِجْرَةُ مَا قُوتِلَ الْكُفَّارُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Îsâ b. Müsâvir haber verdi. Dedi ki: Bize Velîd, Abdullah b. Alâ b. Zebr’den, o Büsr b. Ubeydullah’tan, o Ebû İdrîs el-Havlânî’den, o da Abdullah b. Vâkıd es-Sa’dî’den naklen haber verdi. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e bir heyet içinde geldim. Hepimiz bir ihtiyaç (veya soru) için gelmiştik. Onların en son gireni bendim. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e: "Ey Resûlullah! Arkamda bıraktıklarım hicretin sona erdiğini iddia ediyorlar" dedim. (Resûlullah) şöyle buyurdu: "Kâfirlerle savaşıldığı sürece hicret kesilmez (sona ermez)."

4173. Hadis

أَخْبَرَنَا مَحْمُودُ بْنُ خَالِدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مَرْوَانُ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْعَلاَءِ بْنِ زَبْرٍ، قَالَ حَدَّثَنِي بُسْرُ بْنُ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِي إِدْرِيسَ الْخَوْلاَنِيِّ، عَنْ حَسَّانَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الضَّمْرِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ السَّعْدِيِّ، قَالَ وَفَدْنَا عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَدَخَلَ أَصْحَابِي فَقَضَى حَاجَتَهُمْ وَكُنْتُ آخِرَهُمْ دُخُولاً فَقَالَ ‏"‏ حَاجَتُكَ ‏"‏ ‏.‏ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَتَى تَنْقَطِعُ الْهِجْرَةُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ لاَ تَنْقَطِعُ الْهِجْرَةُ مَا قُوتِلَ الْكُفَّارُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Mahmûd b. Hâlid haber verdi. Dedi ki: Bize Mervân b. Muhammed haber verdi. Dedi ki: Bize Abdullah b. Alâ b. Zebr haber verdi. Dedi ki: Bana Büsr b. Ubeydullah, Ebû İdrîs el-Havlânî’den, o Hassân b. Abdullah ed-Damrî’den, o da Abdullah b. Sa’dî’den naklen haber verdi. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e bir heyet olarak geldik. Arkadaşlarım girdi ve ihtiyaçları görüldü. Ben girenlerin en sonuncusuydum. (Resûlullah): "İhtiyacın (nedir)?" buyurdu. Ben de: "Ey Resûlullah! Hicret ne zaman sona erer?" dedim. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Kâfirlerle savaşıldığı sürece hicret sona ermez" buyurdu.

4174. Hadis

أَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ قُدَامَةَ، عَنْ جَرِيرٍ، عَنْ مُغِيرَةَ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، وَالشَّعْبِيِّ، قَالاَ قَالَ جَرِيرٌ أَتَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقُلْتُ لَهُ أُبَايِعُكَ عَلَى السَّمْعِ وَالطَّاعَةِ فِيمَا أَحْبَبْتُ وَفِيمَا كَرِهْتُ ‏.‏ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَوَتَسْتَطِيعُ ذَلِكَ يَا جَرِيرُ أَوَتُطِيقُ ذَلِكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ قُلْ فِيمَا اسْتَطَعْتُ ‏"‏ ‏.‏ فَبَايَعَنِي وَالنُّصْحِ لِكُلِّ مُسْلِمٍ ‏.‏

Bana Muhammed b. Kudâme, Cerîr’den, o Mugîre’den, o da Ebû Vâil ve Şa’bî’den naklen haber verdi. İkisi de dedi ki: Cerîr şöyle anlattı: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldim ve ona: "Sevdiğim ve hoşlanmadığım şeylerde (sana) dinlemek ve itaat etmek üzere biat ediyorum" dedim. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: "Buna gücün yeter mi ey Cerîr? Buna takat getirebilir misin?" buyurdu. Sonra: "Gücümün yettiği şeylerde (diye) söyle!" buyurdu. Böylece benimle (gücümün yettiği şeylerde itaat) ve her Müslümana nasihat etmek üzere biatleşti.

4175. Hadis

أَخْبَرَنَا بِشْرُ بْنُ خَالِدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ سُلَيْمَانَ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ جَرِيرٍ، قَالَ بَايَعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى إِقَامِ الصَّلاَةِ وَإِيتَاءِ الزَّكَاةِ وَالنُّصْحِ لِكُلِّ مُسْلِمٍ وَعَلَى فِرَاقِ الْمُشْرِكِ ‏.‏

Bişr b. Hâlid bize haber verdi, dedi ki: Bize Gunder, Şu'be'den, o Süleyman'dan, o Ebu Vâil'den, o da Cerîr'den rivayet ederek şöyle dedi: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e namazı kılmak, zekâtı vermek, her Müslümana samimi davranmak (nasihat etmek) ve müşrikten ayrılmak üzere biat ettim."

4176. Hadis

أَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى بْنِ مُحَمَّدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ الرَّبِيعِ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ أَبِي نُخَيْلَةَ، عَنْ جَرِيرٍ، قَالَ أَتَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرَ نَحْوَهُ ‏.‏

Bana Muhammed b. Yahyâ b. Muhammed haber verdi, dedi ki: Bize el-Hasen b. er-Rabî' anlattı, dedi ki: Bize Ebu'l-Ahvas, A'meş'ten, o Ebu Vâil'den, o Ebu Nuhayle'den, o da Cerîr'den rivayet ederek dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldim..." diyerek (önceki hadisin) bir benzerini zikretti.

4177. Hadis

أَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ قُدَامَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ أَبِي نُخَيْلَةَ الْبَجَلِيِّ، قَالَ قَالَ جَرِيرٌ أَتَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ يُبَايِعُ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ ابْسُطْ يَدَكَ حَتَّى أُبَايِعَكَ وَاشْتَرِطْ عَلَىَّ فَأَنْتَ أَعْلَمُ ‏.‏ قَالَ ‏ "‏ أُبَايِعُكَ عَلَى أَنْ تَعْبُدَ اللَّهَ وَتُقِيمَ الصَّلاَةَ وَتُؤْتِيَ الزَّكَاةَ وَتُنَاصِحَ الْمُسْلِمِينَ وَتُفَارِقَ الْمُشْرِكِينَ ‏"‏ ‏.‏

Bana Muhammed b. Kudâme haber verdi, dedi ki: Bize Cerîr, Mansûr'dan, o Ebu Vâil'den, o Ebu Nuhayle el-Becelî'den rivayet ederek dedi ki: Cerîr şöyle dedi: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldim -o sırada biat alıyordu-. Dedim ki: 'Ey Allah'ın Resûlü! Elini uzat da sana biat edeyim. Bana şart koş, çünkü sen (neyin hayırlı olduğunu) daha iyi bilirsin.' Buyurdu ki: 'Allah'a ibadet etmen, namazı kılman, zekâtı vermen, Müslümanlara samimi davranman (nasihat etmen) ve müşriklerden ayrılman üzerine biatini kabul ediyorum.'"

4178. Hadis

أَخْبَرَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، قَالَ أَنْبَأَنَا مَعْمَرٌ، قَالَ أَنْبَأَنَا ابْنُ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي إِدْرِيسَ الْخَوْلاَنِيِّ، قَالَ سَمِعْتُ عُبَادَةَ بْنَ الصَّامِتِ، قَالَ بَايَعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي رَهْطٍ فَقَالَ ‏ "‏ أُبَايِعُكُمْ عَلَى أَنْ لاَ تُشْرِكُوا بِاللَّهِ شَيْئًا وَلاَ تَسْرِقُوا وَلاَ تَزْنُوا وَلاَ تَقْتُلُوا أَوْلاَدَكُمْ وَلاَ تَأْتُوا بِبُهْتَانٍ تَفْتَرُونَهُ بَيْنَ أَيْدِيكُمْ وَأَرْجُلِكُمْ وَلاَ تَعْصُونِي فِي مَعْرُوفٍ فَمَنْ وَفَّى مِنْكُمْ فَأَجْرُهُ عَلَى اللَّهِ وَمَنْ أَصَابَ مِنْ ذَلِكَ شَيْئًا فَعُوقِبَ فِيهِ فَهُوَ طَهُورُهُ وَمَنْ سَتَرَهُ اللَّهُ فَذَاكَ إِلَى اللَّهِ إِنْ شَاءَ عَذَّبَهُ وَإِنْ شَاءَ غَفَرَ لَهُ ‏"‏ ‏.‏

Yakub b. İbrahim bize haber verdi, dedi ki: Bize Gunder anlattı, dedi ki: Bize Ma'mer haber verdi, dedi ki: İbn Şihâb bize haber verdi, Ebu İdris el-Havlânî'den, o dedi ki: Ubâde b. es-Sâmit'i şöyle derken işittim: "Bir grup insan içinde Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e biat ettim. Şöyle buyurdu: 'Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamanız, hırsızlık yapmamanız, zina etmemeniz, çocuklarınızı öldürmemeniz, elleriniz ve ayaklarınız arasında uyduracağınız bir iftira ile gelmemeniz ve maruf (iyilik) konusunda bana isyan etmemeniz üzere sizden biat alıyorum. İçinizden kim (sözüne) vefa gösterirse ecri Allah'a aittir. Kim bunlardan birini işler de ondan dolayı cezalandırılırsa, bu onun için kefaret olur. Kim de (bunlardan birini işler de) Allah onu örterse, onun durumu Allah'a kalmıştır; dilerse ona azap eder, dilerse onu bağışlar.'"

4179. Hadis

أَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ مُحَمَّدٍ، عَنْ أُمِّ عَطِيَّةَ، قَالَتْ لَمَّا أَرَدْتُ أَنْ أُبَايِعَ، رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ امْرَأَةً أَسْعَدَتْنِي فِي الْجَاهِلِيَّةِ فَأَذْهَبُ فَأُسْعِدُهَا ثُمَّ أَجِيئُكَ فَأُبَايِعُكَ ‏.‏ قَالَ ‏ "‏ اذْهَبِي فَأَسْعِدِيهَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَتْ فَذَهَبْتُ فَسَاعَدْتُهَا ثُمَّ جِئْتُ فَبَايَعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏

Bana Muhammed b. Mansûr haber verdi, dedi ki: Bize Süfyân, Eyyûb'dan, o Muhammed'den, o Ümmü Atiyye'den rivayet ederek dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e biat etmek istediğimde dedim ki: 'Ey Allah'ın Resûlü! Cahiliye devrinde bir kadın (matemde ağlama/feryat etme konusunda) bana yardım etmişti. Ben de gideyim, ona yardım edeyim, sonra gelip sana biat edeyim.' Buyurdu ki: 'Git, ona yardım et.' Ben de gittim, ona yardım ettim, sonra geldim ve Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e biat ettim."

4180. Hadis

أَخْبَرَنَا الْحَسَنُ بْنُ أَحْمَدَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو الرَّبِيعِ، قَالَ أَنْبَأَنَا حَمَّادٌ، قَالَ حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنْ مُحَمَّدٍ، عَنْ أُمِّ عَطِيَّةَ، قَالَتْ أَخَذَ عَلَيْنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْبَيْعَةَ عَلَى أَنْ لاَ نَنُوحَ ‏.‏

Bize el-Hasen b. Ahmed haber verdi, dedi ki: Bize Ebu'r-Rabî' anlattı, dedi ki: Bize Hammâd haber verdi, dedi ki: Bize Eyyûb, Muhammed'den, o Ümmü Atiyye'den rivayet ederek dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, (ölünün arkasından bağırıp çağırarak) ağlamamamız (feryat etmememiz) üzerine bizden biat aldı."

4181. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، عَنْ أُمَيْمَةَ بِنْتِ رُقَيْقَةَ، أَنَّهَا قَالَتْ أَتَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فِي نِسْوَةٍ مِنَ الأَنْصَارِ نُبَايِعُهُ فَقُلْنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ نُبَايِعُكَ عَلَى أَنْ لاَ نُشْرِكَ بِاللَّهِ شَيْئًا وَلاَ نَسْرِقَ وَلاَ نَزْنِيَ وَلاَ نَأْتِيَ بِبُهْتَانٍ نَفْتَرِيهِ بَيْنَ أَيْدِينَا وَأَرْجُلِنَا وَلاَ نَعْصِيَكَ فِي مَعْرُوفٍ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فِيمَا اسْتَطَعْتُنَّ وَأَطَقْتُنَّ ‏"‏ ‏.‏ قَالَتْ قُلْنَا اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَرْحَمُ بِنَا هَلُمَّ نُبَايِعْكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِنِّي لاَ أُصَافِحُ النِّسَاءَ إِنَّمَا قَوْلِي لِمِائَةِ امْرَأَةٍ كَقَوْلِي لاِمْرَأَةٍ وَاحِدَةٍ أَوْ مِثْلِ قَوْلِي لاِمْرَأَةٍ وَاحِدَةٍ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr haber verdi, dedi ki: Bize Abdurrahman anlattı, dedi ki: Bize Süfyân, Muhammed b. el-Münkedir'den, o Umeyme bint Rukayka'dan rivayet ederek dedi ki: "Ensar'dan bir grup kadınla birlikte Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e biat etmek üzere geldim. Dedik ki: 'Ey Allah'ın Resûlü! Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, ellerimiz ve ayaklarımız arasında uyduracağımız bir iftira ile gelmemek ve maruf (iyilik) konusunda sana isyan etmemek üzere sana biat ediyoruz.' O, 'Gücünüzün yettiği ve takat getirebildiğiniz konularda' buyurdu. Dedik ki: 'Allah ve Resûlü bize (bizim kendimize olduğumuzdan) daha merhametlidir. Gel, (elini uzat da) sana biat edelim ey Allah'ın Resûlü!' Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: 'Ben kadınlarla tokalaşmam. Benim yüz kadına sözüm, bir kadına sözüm gibidir (veya bir kadına sözümle aynıdır).'"

4182. Hadis

أَخْبَرَنَا زِيَادُ بْنُ أَيُّوبَ، قَالَ حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، عَنْ يَعْلَى بْنِ عَطَاءٍ، عَنْ رَجُلٍ، مِنْ آلِ الشَّرِيدِ يُقَالُ لَهُ عَمْرٌو عَنْ أَبِيهِ قَالَ كَانَ فِي وَفْدِ ثَقِيفٍ رَجُلٌ مَجْذُومٌ فَأَرْسَلَ إِلَيْهِ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ ارْجِعْ فَقَدْ بَايَعْتُكَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ziyâd b. Eyyûb haber verdi, dedi ki: Bize Huşeym anlattı, Ya'lâ b. Atâ'dan, o eş-Şerîd ailesinden Amr denilen bir adamdan, o da babasından rivayet ederek dedi ki: "Sakîf heyeti içinde cüzzamlı bir adam vardı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ona haber göndererek: 'Geri dön, ben senin biatini kabul ettim' buyurdu."

4183. Hadis

أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ سَلاَّمٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ يُونُسَ، عَنْ عِكْرِمَةَ بْنِ عَمَّارٍ، عَنِ الْهِرْمَاسِ بْنِ زِيَادٍ، قَالَ مَدَدْتُ يَدِي إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَأَنَا غُلاَمٌ لِيُبَايِعَنِي فَلَمْ يُبَايِعْنِي ‏.‏

Bize Abdurrahman b. Muhammed b. Sellâm haber verdi, dedi ki: Bize Ömer b. Yunus anlattı, İkrime b. Ammâr'dan, o Hirmâs b. Ziyâd'dan rivayet ederek dedi ki: "Ben bir çocukken, benimle biatleşmesi için elimi Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e uzattım fakat o benimle biatleşmedi."

4184. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ جَاءَ عَبْدٌ فَبَايَعَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم عَلَى الْهِجْرَةِ وَلاَ يَشْعُرُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ عَبْدٌ فَجَاءَ سَيِّدُهُ يُرِيدُهُ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ بِعْنِيهِ ‏"‏ ‏.‏ فَاشْتَرَاهُ بِعَبْدَيْنِ أَسْوَدَيْنِ ثُمَّ لَمْ يُبَايِعْ أَحَدًا حَتَّى يَسْأَلَهُ أَعَبْدٌ هُوَ

Kuteybe bize haber verdi, dedi ki: Bize Leys anlattı, Ebu'z-Zübeyr'den, o Câbir'den rivayet ederek dedi ki: "Bir köle geldi ve hicret etmek üzere Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e biat etti. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onun köle olduğunu fark etmemişti. Derken efendisi onu istemek üzere geldi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: 'Onu bana sat' buyurdu ve onu iki siyah köle karşılığında satın aldı. Bundan sonra hiç kimseden, 'O köle midir?' diye sormadan biat almadı."

4185. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ أَعْرَابِيًّا، بَايَعَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى الإِسْلاَمِ فَأَصَابَ الأَعْرَابِيَّ وَعَكٌ بِالْمَدِينَةِ فَجَاءَ الأَعْرَابِيُّ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَقِلْنِي بَيْعَتِي ‏.‏ فَأَبَى ثُمَّ جَاءَهُ فَقَالَ أَقِلْنِي بَيْعَتِي ‏.‏ فَأَبَى فَخَرَجَ الأَعْرَابِيُّ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِنَّمَا الْمَدِينَةُ كَالْكِيرِ تَنْفِي خَبَثَهَا وَتَنْصَعُ طَيِّبَهَا ‏"‏ ‏.‏

Kuteybe bize haber verdi, Mâlik'ten, o Muhammed b. el-Münkedir'den, o Câbir b. Abdillah'tan rivayet ettiğine göre: "Bir bedevi, İslam üzere Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e biat etti. Sonra Medine'de bedeviyi humma (ateşli hastalık) yakaladı. Bedevi, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e gelerek: 'Ey Allah'ın Resûlü! Biatimi boz (beni affet/azat et),' dedi. (Resûlullah) reddetti. Sonra tekrar geldi ve: 'Biatimi boz,' dedi. (Resûlullah) yine reddetti. Bunun üzerine bedevi çıkıp gitti. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: 'Medine tıpkı bir körük gibidir; kirini pasını atar, temizini (cevherini) parlatır.'"

4186. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا حَاتِمُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي عُبَيْدٍ، عَنْ سَلَمَةَ بْنِ الأَكْوَعِ، أَنَّهُ دَخَلَ عَلَى الْحَجَّاجِ فَقَالَ يَا ابْنَ الأَكْوَعِ ارْتَدَدْتَ عَلَى عَقِبَيْكَ وَذَكَرَ كَلِمَةً مَعْنَاهَا وَبَدَوْتَ ‏.‏ قَالَ لاَ وَلَكِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَذِنَ لِي فِي الْبُدُوِّ ‏.‏

Kuteybe bize haber verdi, dedi ki: Bize Hâtim b. İsmail anlattı, Yezid b. Ebi Ubeyd'den, o Seleme b. el-Ekvâ'dan (rivayet ettiğine göre): "O, (Zalim) Haccâc'ın yanına girdi. (Haccâc) dedi ki: 'Ey İbnü'l-Ekvâ! Ökçelerin üzerine gerisin geri mi döndün?' — ve (bununla) 'Çöl hayatına geri mi döndün?' manasında bir kelime zikretti. O şöyle dedi: 'Hayır, lakin Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem çölde (badiyede) yaşamam için bana izin verdi.'"

4187. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، ح وَأَخْبَرَنِي عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ كُنَّا نُبَايِعُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى السَّمْعِ وَالطَّاعَةِ ثُمَّ يَقُولُ ‏"‏ فِيمَا اسْتَطَعْتَ ‏"‏ ‏.‏ وَقَالَ عَلِيٌّ ‏"‏ فِيمَا اسْتَطَعْتُمْ ‏"‏ ‏.‏

Kuteybe bize haber verdi, dedi ki: Bize Süfyân, Abdullah b. Dînâr'dan (anlattı). (H) Ve bana Ali b. Hucr haber verdi, İsmail'den, o Abdullah b. Dînâr'dan, o İbn Ömer'den rivayet ederek dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e işitmek ve itaat etmek üzere biat ederdik. Sonra o: 'Gücünün yettiği konularda,' derdi. Ali (b. Hucr rivayetinde): 'Gücünüzün yettiği konularda,' dedi."

4188. Hadis

أَخْبَرَنَا الْحَسَنُ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا حَجَّاجٌ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي مُوسَى بْنُ عُقْبَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ كُنَّا حِينَ نُبَايِعُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى السَّمْعِ وَالطَّاعَةِ يَقُولُ لَنَا ‏ "‏ فِيمَا اسْتَطَعْتُمْ ‏"‏ ‏.‏

Bize el-Hasen b. Muhammed haber verdi, dedi ki: Bize Haccâc anlattı, İbn Cüreyc'den, dedi ki: Bana Musa b. Ukbe haber verdi, Abdullah b. Dînâr'dan, o İbn Ömer'den rivayet ederek dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e işitmek ve itaat etmek üzere biat ettiğimiz zaman bize: 'Gücünüzün yettiği konularda,' derdi."

4189. Hadis

أَخْبَرَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، قَالَ حَدَّثَنَا سَيَّارٌ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ جَرِيرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ بَايَعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم عَلَى السَّمْعِ وَالطَّاعَةِ فَلَقَّنَنِي ‏ "‏ فِيمَا اسْتَطَعْتَ وَالنُّصْحِ لِكُلِّ مُسْلِمٍ ‏"‏ ‏.‏

Yakub b. İbrahim bize haber verdi, dedi ki: Bize Huşeym anlattı, dedi ki: Bize Seyyâr, Şa'bî'den, o Cerîr b. Abdillah'tan rivayet ederek dedi ki: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e işitmek ve itaat etmek üzere biat ettim. O bana: 'Gücünün yettiği konularda ve her Müslümana samimi davranman (nasihat etmen) üzere' diyerek telkinde bulundu."

4190. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، عَنْ أُمَيْمَةَ بِنْتِ رُقَيْقَةَ، قَالَتْ بَايَعْنَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي نِسْوَةٍ فَقَالَ لَنَا ‏ "‏ فِيمَا اسْتَطَعْتُنَّ وَأَطَقْتُنَّ ‏"‏ ‏.‏

Kuteybe bize haber verdi, dedi ki: Bize Süfyân, Muhammed b. el-Münkedir'den, o Umeyme bint Rukayka'dan rivayet ederek dedi ki: "Biz bir grup kadınla birlikte Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e biat ettik. Bize: 'Gücünüzün yettiği ve takat getirebildiğiniz konularda,' buyurdu."

4191. Hadis

أَخْبَرَنَا هَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ، عَنْ أَبِي مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ زَيْدِ بْنِ وَهْبٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَبْدِ رَبِّ الْكَعْبَةِ، قَالَ انْتَهَيْتُ إِلَى عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو وَهُوَ جَالِسٌ فِي ظِلِّ الْكَعْبَةِ وَالنَّاسُ عَلَيْهِ مُجْتَمِعُونَ قَالَ فَسَمِعْتُهُ يَقُولُ بَيْنَا نَحْنُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي سَفَرٍ إِذْ نَزَلْنَا مَنْزِلاً فَمِنَّا مَنْ يَضْرِبُ خِبَاءَهُ وَمِنَّا مَنْ يَنْتَضِلُ وَمِنَّا مَنْ هُوَ فِي جَشْرَتِهِ إِذْ نَادَى مُنَادِي النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم الصَّلاَةَ جَامِعَةً فَاجْتَمَعْنَا فَقَامَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَخَطَبَنَا فَقَالَ ‏ "‏ إِنَّهُ لَمْ يَكُنْ نَبِيٌّ قَبْلِي إِلاَّ كَانَ حَقًّا عَلَيْهِ أَنْ يَدُلَّ أُمَّتَهُ عَلَى مَا يَعْلَمُهُ خَيْرًا لَهُمْ وَيُنْذِرَهُمْ مَا يَعْلَمُهُ شَرًّا لَهُمْ وَإِنَّ أُمَّتَكُمْ هَذِهِ جُعِلَتْ عَافِيَتُهَا فِي أَوَّلِهَا وَإِنَّ آخِرَهَا سَيُصِيبُهُمْ بَلاَءٌ وَأُمُورٌ يُنْكِرُونَهَا تَجِيءُ فِتَنٌ فَيُدَقِّقُ بَعْضُهَا لِبَعْضٍ فَتَجِيءُ الْفِتْنَةُ فَيَقُولُ الْمُؤْمِنُ هَذِهِ مُهْلِكَتِي ثُمَّ تَنْكَشِفُ ثُمَّ تَجِيءُ فَيَقُولُ هَذِهِ مُهْلِكَتِي ثُمَّ تَنْكَشِفُ فَمَنْ أَحَبَّ مِنْكُمْ أَنْ يُزَحْزَحَ عَنِ النَّارِ وَيُدْخَلَ الْجَنَّةَ فَلْتُدْرِكْهُ مَوْتَتُهُ وَهُوَ مُؤْمِنٌ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ وَلْيَأْتِ إِلَى النَّاسِ مَا يُحِبُّ أَنْ يُؤْتَى إِلَيْهِ وَمَنْ بَايَعَ إِمَامًا فَأَعْطَاهُ صَفْقَةَ يَدِهِ وَثَمَرَةَ قَلْبِهِ فَلْيُطِعْهُ مَا اسْتَطَاعَ فَإِنْ جَاءَ أَحَدٌ يُنَازِعُهُ فَاضْرِبُوا رَقَبَةَ الآخَرِ ‏"‏ ‏.‏ فَدَنَوْتُ مِنْهُ فَقُلْتُ سَمِعْتَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ هَذَا قَالَ نَعَمْ ‏.‏ وَذَكَرَ الْحَدِيثَ ‏.‏

Hennâd b. es-Serî bize haber verdi, Ebu Muaviye'den, o A'meş'ten, o Zeyd b. Vehb'den, o Abdurrahman b. Abdirebbilka'be'den rivayet ederek dedi ki: "Abdullah b. Amr'ın yanına vardım. Kâbe'nin gölgesinde oturuyordu ve insanlar etrafında toplanmıştı. Onu şöyle derken işittim: 'Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile bir yolculukta iken bir yerde konakladık. Kimimiz çadırını kuruyor, kimimiz ok atışıyor (müsabaka yapıyor), kimimiz ise hayvanlarını otlatıyordu. Derken Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in münadisi: 'Namaz toplayıcıdır (toplanın)!' diye seslendi. Biz de toplandık. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem kalktı ve bize şöyle hitap etti: "Benden önceki hiçbir peygamber yoktur ki, ümmeti için hayır olduğunu bildiği şeylere onlara rehberlik etmesi ve şer olduğunu bildiği şeylerden onları sakındırması üzerine bir hak (görev) olmasın. Şüphesiz sizin bu ümmetinizin afiyeti (selameti) evvelindedir (başındadır). Ahirine (sonuna) ise bela ve hoşlanmayacağınız işler isabet edecektir. Öyle fitneler gelecek ki, (sonrakiler) birbirini (öncekini) hafifletecek. Bir fitne gelir, mümin: 'İşte bu benim helakımdır' der, sonra o açılır (gider). Sonra (başka) bir fitne gelir, (mümin): 'İşte bu benim helakımdır' der, sonra o da açılır. Sizden kim ateşten uzaklaştırılmayı ve cennete girmeyi isterse, ölümü ona Allah'a ve ahiret gününe inanmış haldeyken gelsin. Ve insanlara, kendisine nasıl davranılmasını istiyorsa öyle davransın. Kim bir imama biat eder, ona elinin tokasını (sadakatini) ve kalbinin meyvesini (samimiyetini) verirse, gücü yettiğince ona itaat etsin. Eğer bir başkası gelir de onunla (iktidar konusunda) çekişirse, o diğerinin boynunu vurun." (Abdurrahman dedi ki:) Ona yaklaştım ve: 'Bunu Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in söylerken (bizzat) işittin mi?' dedim. 'Evet' dedi. Ve hadisi zikretti."

4192. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ يَحْيَى بْنِ حُصَيْنٍ، قَالَ سَمِعْتُ جَدَّتِي، تَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ فِي حَجَّةِ الْوَدَاعِ ‏ "‏ وَلَوِ اسْتُعْمِلَ عَلَيْكُمْ عَبْدٌ حَبَشِيٌّ يَقُودُكُمْ بِكِتَابِ اللَّهِ فَاسْمَعُوا لَهُ وَأَطِيعُوا ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdilalâ haber verdi, dedi ki: Bize Hâlid anlattı, dedi ki: Bize Şu'be anlattı, Yahya b. Husayn'dan, dedi ki: Ben ninemi şöyle derken işittim: "Veda Haccı'nda Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle derken işittim: 'Sizin üzerinize, sizi Allah'ın Kitabı ile sevk ve idare eden Habeşli bir köle bile tayin edilse, onu dinleyin ve itaat edin.'"

4193. Hadis

أَخْبَرَنَا يُوسُفُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا حَجَّاجٌ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، أَنَّ زِيَادَ بْنَ سَعْدٍ، أَخْبَرَهُ أَنَّ ابْنَ شِهَابٍ أَخْبَرَهُ أَنَّ أَبَا سَلَمَةَ أَخْبَرَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَنْ أَطَاعَنِي فَقَدْ أَطَاعَ اللَّهَ وَمَنْ عَصَانِي فَقَدْ عَصَى اللَّهَ وَمَنْ أَطَاعَ أَمِيرِي فَقَدْ أَطَاعَنِي وَمَنْ عَصَى أَمِيرِي فَقَدْ عَصَانِي ‏"‏ ‏.‏

Yusuf b. Said bize haber verdi, dedi ki: Bize Haccâc anlattı, İbn Cüreyc'den, ona Ziyâd b. Sa'd haber vermiş, ona İbn Şihâb haber vermiş, ona Ebu Seleme haber vermiş, o Ebu Hureyre'yi şöyle derken işitmiş: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: 'Kim bana itaat ederse Allah'a itaat etmiş olur. Kim bana isyan ederse Allah'a isyan etmiş olur. Kim emîrime itaat ederse bana itaat etmiş olur. Kim de emîrime isyan ederse bana isyan etmiş olur.'"

4194. Hadis

أَخْبَرَنَا الْحَسَنُ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا حَجَّاجٌ، قَالَ قَالَ ابْنُ جُرَيْجٍ أَخْبَرَنِي يَعْلَى بْنُ مُسْلِمٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، ‏{‏ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا أَطِيعُوا اللَّهَ وَأَطِيعُوا الرَّسُولَ ‏}‏ قَالَ نَزَلَتْ فِي عَبْدِ اللَّهِ بْنِ حُذَافَةَ بْنِ قَيْسِ بْنِ عَدِيٍّ بَعَثَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي سَرِيَّةٍ ‏.‏

Bize el-Hasen b. Muhammed haber verdi, dedi ki: Bize Haccâc anlattı, dedi ki: İbn Cüreyc dedi ki: Bana Ya'lâ b. Müslim haber verdi, Said b. Cübeyr'den, o İbn Abbas'tan (rivayet ettiğine göre): "{Ey iman edenler! Allah'a itaat edin, Peygamber'e itaat edin} ayeti hakkında şöyle dedi: 'Bu ayet, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in bir seriyyede (komutan olarak) gönderdiği Abdullah b. Huzâfe b. Kays b. Adî hakkında inmiştir.'"

4195. Hadis

أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عُثْمَانَ بْنِ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا بَقِيَّةُ بْنُ الْوَلِيدِ، قَالَ حَدَّثَنَا بَحِيرٌ، عَنْ خَالِدِ بْنِ مَعْدَانَ، عَنْ أَبِي بَحْرِيَّةَ، عَنْ مُعَاذِ بْنِ جَبَلٍ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ الْغَزْوُ غَزْوَانِ فَأَمَّا مَنِ ابْتَغَى وَجْهَ اللَّهِ وَأَطَاعَ الإِمَامَ وَأَنْفَقَ الْكَرِيمَةَ وَاجْتَنَبَ الْفَسَادَ فَإِنَّ نَوْمَهُ وَنُبْهَتَهُ أَجْرٌ كُلُّهُ وَأَمَّا مَنْ غَزَا رِيَاءً وَسُمْعَةً وَعَصَى الإِمَامَ وَأَفْسَدَ فِي الأَرْضِ فَإِنَّهُ لاَ يَرْجِعُ بِالْكَفَافِ ‏"‏ ‏.‏

Amr b. Osman b. Said bize haber verdi, dedi ki: Bize Bakiyye b. el-Velid anlattı, dedi ki: Bize Bahîr anlattı, Hâlid b. Ma'dân'dan, o Ebu Bahriyye'den, o Muâz b. Cebel'den, o Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den (rivayet ettiğine göre) şöyle buyurdu: "Gaza (savaş) iki türlüdür. Kim Allah'ın rızasını gözetir, imama itaat eder, (malının) değerlisini infak eder ve fesattan kaçınırsa; şüphesiz onun uykusu da uyanıklığı da bütünüyle ecirdir. Kim de gösteriş ve şöhret için savaşır, imama isyan eder ve yeryüzünde fesat çıkarırsa; o (sevap ve günah açısından) başa baş olarak bile dönemez (zararla döner)."

4196. Hadis

أَخْبَرَنَا عِمْرَانُ بْنُ بَكَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَيَّاشٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعَيْبٌ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو الزِّنَادِ، مِمَّا حَدَّثَهُ عَبْدُ الرَّحْمَنِ الأَعْرَجُ، مِمَّا ذَكَرَ أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ، يُحَدِّثُ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِنَّمَا الإِمَامُ جُنَّةٌ يُقَاتَلُ مِنْ وَرَائِهِ وَيُتَّقَى بِهِ فَإِنْ أَمَرَ بِتَقْوَى اللَّهِ وَعَدَلَ فَإِنَّ لَهُ بِذَلِكَ أَجْرًا وَإِنْ أَمَرَ بِغَيْرِهِ فَإِنَّ عَلَيْهِ وِزْرًا ‏"‏ ‏.‏

Bize İmran b. Bekkâr haber verdi, dedi ki: Bize Ali b. Ayyaş anlattı, dedi ki: Bize Şuayb anlattı, dedi ki: Bana Ebu'z-Zinâd, Abdurrahman el-A'rec'in ona anlattığı, onun da Ebu Hureyre'den işittiğini zikrettiği şu hadisi anlattı: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "İmam ancak bir kalkandır; onun arkasında savaşılır ve onunla korunulur. Eğer Allah'a karşı takvayı emreder ve adaletli davranırsa, bundan dolayı ona ecir vardır. Eğer bundan başkasını emrederse, bunun günahı da kendi aleyhinedir."

4197. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ سَأَلْتُ سُهَيْلَ بْنَ أَبِي صَالِحٍ قُلْتُ حَدَّثَنَا عَمْرٌو، عَنِ الْقَعْقَاعِ، عَنْ أَبِيكَ، قَالَ أَنَا سَمِعْتُهُ مِنَ الَّذِي، حَدَّثَ أَبِي، حَدَّثَهُ رَجُلٌ، مِنْ أَهْلِ الشَّامِ يُقَالُ لَهُ عَطَاءُ بْنُ يَزِيدَ عَنْ تَمِيمٍ الدَّارِيِّ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِنَّمَا الدِّينُ النَّصِيحَةُ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا لِمَنْ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ ‏"‏ لِلَّهِ وَلِكِتَابِهِ وَلِرَسُولِهِ وَلأَئِمَّةِ الْمُسْلِمِينَ وَعَامَّتِهِمْ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Mansûr haber verdi, dedi ki: Bize Süfyân anlattı, dedi ki: Ben Süheyl b. Ebi Sâlih'e sordum: "Bize Amr, Ka'kâ'dan, o babandan naklen rivayet etti," dedim. (Süheyl) dedi ki: "Ben onu babama anlatan kimseden bizzat işittim. Ona (babama) Şam ehlinden Atâ b. Yezid denilen bir adam, Temîm ed-Dârî'den naklen anlattı." Temîm dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: 'Din nasihattir (samimiyettir).' Dediler ki: 'Kime, ey Allah'ın Resûlü?' Buyurdu ki: 'Allah'a, Kitabına, Resûlüne, Müslümanların imamlarına (yöneticilerine) ve onların geneline (avamına).'"

4198. Hadis

حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ سُهَيْلِ بْنِ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ تَمِيمٍ الدَّارِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِنَّمَا الدِّينُ النَّصِيحَةُ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا لِمَنْ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ ‏"‏ لِلَّهِ وَلِكِتَابِهِ وَلِرَسُولِهِ وَلأَئِمَّةِ الْمُسْلِمِينَ وَعَامَّتِهِمْ ‏"‏ ‏.‏

Bize Yakub b. İbrahim anlattı, dedi ki: Bize Abdurrahman haber verdi, dedi ki: Bize Süfyân, Süheyl b. Ebi Sâlih'ten, o Atâ b. Yezid'den, o Temîm ed-Dârî'den rivayet ederek dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: 'Din nasihattir (samimiyettir).' Dediler ki: 'Kime, ey Allah'ın Resûlü?' Buyurdu ki: 'Allah'a, Kitabına, Resûlüne, Müslümanların imamlarına (yöneticilerine) ve onların geneline (avamına).'"

4199. Hadis

أَخْبَرَنَا الرَّبِيعُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعَيْبُ بْنُ اللَّيْثِ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنِ ابْنِ عَجْلاَنَ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنِ الْقَعْقَاعِ بْنِ حَكِيمٍ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ إِنَّ الدِّينَ النَّصِيحَةُ إِنَّ الدِّينَ النَّصِيحَةُ إِنَّ الدِّينَ النَّصِيحَةُ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا لِمَنْ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ ‏"‏ لِلَّهِ وَلِكِتَابِهِ وَلِرَسُولِهِ وَلأَئِمَّةِ الْمُسْلِمِينَ وَعَامَّتِهِمْ ‏"‏ ‏.‏

Er-Rabî' b. Süleyman bize haber verdi, dedi ki: Bize Şuayb b. el-Leys anlattı, dedi ki: Bize Leys anlattı, İbn Aclân'dan, o Zeyd b. Eslem'den, o Ka'kâ' b. Hakîm'den, o Ebu Sâlih'ten, o da Ebu Hureyre'den rivayet ederek (dedi ki): "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: 'Şüphesiz din nasihattir (samimiyettir). Şüphesiz din nasihattir. Şüphesiz din nasihattir' buyurdu. 'Kime, ey Allah'ın Resûlü?' dediler. Buyurdu ki: 'Allah'a, Kitabına, Resûlüne, Müslümanların imamlarına ve onların geneline.'"

4200. Hadis

أَخْبَرَنَا عَبْدُ الْقُدُّوسِ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ الْكَبِيرِ بْنِ شُعَيْبِ بْنِ الْحَبْحَابِ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَهْضَمٍ، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ جَعْفَرٍ، عَنِ ابْنِ عَجْلاَنَ، عَنِ الْقَعْقَاعِ بْنِ حَكِيمٍ، وَعَنْ سُمَىٍّ، وَعَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ مِقْسَمٍ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ الدِّينُ النَّصِيحَةُ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا لِمَنْ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ ‏"‏ لِلَّهِ وَلِكِتَابِهِ وَلِرَسُولِهِ وَلأَئِمَّةِ الْمُسْلِمِينَ وَعَامَّتِهِمْ ‏"‏ ‏.‏

Bize Abdulkuddüs b. Muhammed b. Abdilkebir b. Şuayb b. el-Habhâb haber verdi, dedi ki: Bize Muhammed b. Cahdam anlattı, dedi ki: Bize İsmail b. Cafer anlattı, İbn Aclân'dan, o Ka'kâ' b. Hakîm'den; ayrıca (İbn Aclân) Sümeyy'den ve Ubeydullah b. Miksem'den (de rivayet etti), (hepsi) Ebu Sâlih'ten, o da Ebu Hureyre'den rivayet ettiğine göre: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: 'Din nasihattir,' buyurdu. 'Kime, ey Allah'ın Resûlü?' dediler. Buyurdu ki: 'Allah'a, Kitabına, Resûlüne, Müslümanların imamlarına ve onların geneline.'"

4201. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنَا مُعَمَّرُ بْنُ يَعْمَرَ، قَالَ حَدَّثَنِي مُعَاوِيَةُ بْنُ سَلاَّمٍ، قَالَ حَدَّثَنِي الزُّهْرِيُّ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَا مِنْ وَالٍ إِلاَّ وَلَهُ بِطَانَتَانِ بِطَانَةٌ تَأْمُرُهُ بِالْمَعْرُوفِ وَتَنْهَاهُ عَنِ الْمُنْكَرِ وَبِطَانَةٌ لاَ تَأْلُوهُ خَبَالاً فَمَنْ وُقِيَ شَرَّهَا فَقَدْ وُقِيَ وَهُوَ مِنَ الَّتِي تَغْلِبُ عَلَيْهِ مِنْهُمَا ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Yahyâ b. Abdillah haber verdi, dedi ki: Bize Muammer b. Ya'mer anlattı, dedi ki: Bana Muâviye b. Sellâm anlattı, dedi ki: Bana Zührî anlattı, dedi ki: Bana Ebu Seleme b. Abdurrahman anlattı, Ebu Hureyre'den (rivayet ettiğine göre) dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: 'Hiçbir yönetici (vali) yoktur ki, onun iki tür yakın çevresi (sırdaşı) olmasın. Bir çevre ona iyiliği emreder ve onu kötülükten sakındırır. Diğer çevre ise onu ifsat etmekten (bozmaktan) geri durmaz. Kim bu (kötü) çevrenin şerrinden korunursa, gerçekten korunmuş olur. O (yönetici), bu ikisinden hangisi kendisine galip gelirse ondan olur.'"

4202. Hadis

أَخْبَرَنَا يُونُسُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَا بَعَثَ اللَّهُ مِنْ نَبِيٍّ وَلاَ اسْتَخْلَفَ مِنْ خَلِيفَةٍ إِلاَّ كَانَتْ لَهُ بِطَانَتَانِ بِطَانَةٌ تَأْمُرُهُ بِالْخَيْرِ وَبِطَانَةٌ تَأْمُرُهُ بِالشَّرِّ وَتَحُضُّهُ عَلَيْهِ وَالْمَعْصُومُ مَنْ عَصَمَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ ‏"‏ ‏.‏

Yunus b. Abdila'lâ bize haber verdi, dedi ki: İbn Vehb anlattı, dedi ki: Bana Yunus haber verdi, İbn Şihâb'dan, o Ebu Seleme b. Abdurrahman'dan, o Ebu Said'den, o Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den (rivayetle) şöyle buyurdu: "Allah hiçbir peygamber göndermemiş ve hiçbir halife tayin etmemiştir ki, onun iki tür yakın çevresi (bitânesi) olmasın. Bir çevre ona hayrı emreder (teşvik eder). Diğer çevre ise ona şerri emreder ve onu buna kışkırtır. Masum (korunmuş) olan, ancak Allah Azze ve Celle'nin koruduğu kimsedir."

4203. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ الْحَكَمِ، عَنْ شُعَيْبٍ، عَنِ اللَّيْثِ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي جَعْفَرٍ، عَنْ صَفْوَانَ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي أَيُّوبَ، أَنَّهُ قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ مَا بُعِثَ مِنْ نَبِيٍّ وَلاَ كَانَ بَعْدَهُ مِنْ خَلِيفَةٍ إِلاَّ وَلَهُ بِطَانَتَانِ بِطَانَةٌ تَأْمُرُهُ بِالْمَعْرُوفِ وَتَنْهَاهُ عَنِ الْمُنْكَرِ وَبِطَانَةٌ لاَ تَأْلُوهُ خَبَالاً فَمَنْ وُقِيَ بِطَانَةَ السُّوءِ فَقَدْ وُقِيَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdullah b. Abdilhakem haber verdi, Şuayb'dan, o Leys'ten, o Ubeydullah b. Ebi Cafer'den, o Safvân'dan, o Ebu Seleme'den, o Ebu Eyyûb'dan rivayet edildiğine göre şöyle dedi: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle derken işittim: 'Hiçbir peygamber gönderilmemiştir ve ondan sonra hiçbir halife gelmemiştir ki, onun iki tür yakın çevresi (sırdaşı) olmasın. Bir çevre ona iyiliği emreder ve onu kötülükten sakındırır. Diğer çevre ise onu ifsat etmekten (bozmaktan) geri durmaz. Kim kötü çevreden korunursa, gerçekten korunmuş olur.'"

4204. Hadis

أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عُثْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا بَقِيَّةُ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ الْمُبَارَكِ، عَنِ ابْنِ أَبِي حُسَيْنٍ، عَنِ الْقَاسِمِ بْنِ مُحَمَّدٍ، قَالَ سَمِعْتُ عَمَّتِي، تَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَنْ وَلِيَ مِنْكُمْ عَمَلاً فَأَرَادَ اللَّهُ بِهِ خَيْرًا جَعَلَ لَهُ وَزِيرًا صَالِحًا إِنْ نَسِيَ ذَكَّرَهُ وَإِنْ ذَكَرَ أَعَانَهُ ‏"‏ ‏.‏

Amr b. Osman bize haber verdi, dedi ki: Bize Bakiyye anlattı, dedi ki: Bize İbnü'l-Mübarek anlattı, İbn Ebi Huseyn'den, o Kasım b. Muhammed'den (rivayetle) dedi ki: Ben halamı şöyle derken işittim: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: 'Sizden kim bir iş (yöneticilik) üstlenir de Allah onun hakkında hayır dilerse, ona salih bir vezir (yardımcı) verir. (Yönetici) unutursa ona hatırlatır, (görevi) hatırlarsa ona yardım eder.'"

4205. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَمُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ زُبَيْدٍ الإِيَامِيِّ، عَنْ سَعْدِ بْنِ عُبَيْدَةَ، عَنْ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ عَلِيٍّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَعَثَ جَيْشًا وَأَمَّرَ عَلَيْهِمْ رَجُلاً فَأَوْقَدَ نَارًا فَقَالَ ادْخُلُوهَا ‏.‏ فَأَرَادَ نَاسٌ أَنْ يَدْخُلُوهَا وَقَالَ الآخَرُونَ إِنَّمَا فَرَرْنَا مِنْهَا ‏.‏ فَذَكَرُوا ذَلِكَ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ لِلَّذِينَ أَرَادُوا أَنْ يَدْخُلُوهَا ‏"‏ لَوْ دَخَلْتُمُوهَا لَمْ تَزَالُوا فِيهَا إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ ‏"‏ ‏.‏ وَقَالَ لِلآخَرِينَ خَيْرًا ‏.‏ وَقَالَ أَبُو مُوسَى فِي حَدِيثِهِ قَوْلاً حَسَنًا ‏.‏ وَقَالَ ‏"‏ لاَ طَاعَةَ فِي مَعْصِيَةِ اللَّهِ إِنَّمَا الطَّاعَةُ فِي الْمَعْرُوفِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. el-Müsennâ ve Muhammed b. Beşşâr haber verdiler, dediler ki: Bize Muhammed (Gunder) anlattı, dedi ki: Bize Şu'be anlattı, Zübeyd el-İyâmî'den, o Sa'd b. Ubeyde'den, o Ebu Abdurrahman'dan, o Ali'den (rivayet ettiğine göre): "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir ordu gönderdi ve başlarına bir adamı komutan tayin etti. (Komutan) bir ateş yaktı ve: 'Bunun içine girin!' dedi. Bazı insanlar girmek istediler, diğerleri ise: 'Biz zaten ondan (ateşten) kaçtık (firar ettik)!' dediler. Bu durumu Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e anlattılar. (Resûlullah), girmek isteyenlere: 'Eğer ona girseydiniz, Kıyamet Gününe kadar orada kalırdınız,' buyurdu. Diğerlerine ise hayırlı (güzel) sözler söyledi. —(Ravi) Ebu Musa hadisinde: '(Diğerleri için) güzel bir söz söyledi' dedi.— Ve (Resûlullah) şöyle buyurdu: 'Allah'a isyan konusunda (kula) itaat yoktur. İtaat ancak maruf (dinen ve aklen doğru kabul edilen iyilik) hususundadır.'"

4206. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي جَعْفَرٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ عَلَى الْمَرْءِ الْمُسْلِمِ السَّمْعُ وَالطَّاعَةُ فِيمَا أَحَبَّ وَكَرِهَ إِلاَّ أَنْ يُؤْمَرَ بِمَعْصِيَةٍ فَإِذَا أُمِرَ بِمَعْصِيَةٍ فَلاَ سَمْعَ وَلاَ طَاعَةَ ‏"‏ ‏.‏

Kuteybe bize haber verdi, dedi ki: Bize Leys anlattı, Ubeydullah b. Ebi Cafer'den, o Nâfi'den, o İbn Ömer'den (rivayetle) dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: 'Müslüman bir kimsenin, hoşuna giden ve gitmeyen konularda (yöneticisini) dinlemesi ve itaat etmesi gerekir; ancak kendisine bir masiyet (günah) emredilmesi hariç. Eğer kendisine bir masiyet emredilirse, (o konuda) ne dinlemek vardır ne de itaat etmek.'"

4207. Hadis

أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ أَبِي حَصِينٍ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ عَاصِمٍ الْعَدَوِيِّ، عَنْ كَعْبِ بْنِ عُجْرَةَ، قَالَ خَرَجَ عَلَيْنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَنَحْنُ تِسْعَةٌ فَقَالَ ‏ "‏ إِنَّهُ سَتَكُونُ بَعْدِي أُمَرَاءُ مَنْ صَدَّقَهُمْ بِكَذِبِهِمْ وَأَعَانَهُمْ عَلَى ظُلْمِهِمْ فَلَيْسَ مِنِّي وَلَسْتُ مِنْهُ وَلَيْسَ بِوَارِدٍ عَلَىَّ الْحَوْضَ وَمَنْ لَمْ يُصَدِّقْهُمْ بِكَذِبِهِمْ وَلَمْ يُعِنْهُمْ عَلَى ظُلْمِهِمْ فَهُوَ مِنِّي وَأَنَا مِنْهُ وَهُوَ وَارِدٌ عَلَىَّ الْحَوْضَ ‏"‏ ‏.‏

Amr b. Ali bize haber verdi, dedi ki: Bize Yahya anlattı, Süfyân'dan, o Ebu Hasîn'den, o Şa'bî'den, o Âsım el-Adevî'den, o Ka'b b. Ucre'den (rivayet ettiğine göre) dedi ki: "Biz dokuz kişi iken Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem yanımıza çıktı ve şöyle buyurdu: 'Benden sonra (bazı) emirler (yöneticiler) olacaktır. Kim onların yalanlarını tasdik eder ve zulümlerine yardımcı olursa; o benden değildir, ben de ondan değilim ve o Havuz başında yanıma gelemeyecektir. Kim de onların yalanlarını tasdik etmez ve zulümlerine yardımcı olmazsa; o bendendir, ben de ondanım ve o Havuz başında yanıma gelecektir.'"

4208. Hadis

أَخْبَرَنَا هَارُونُ بْنُ إِسْحَاقَ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ، - يَعْنِي ابْنَ عَبْدِ الْوَهَّابِ - قَالَ حَدَّثَنَا مِسْعَرٌ، عَنْ أَبِي حَصِينٍ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ عَاصِمٍ الْعَدَوِيِّ، عَنْ كَعْبِ بْنِ عُجْرَةَ، قَالَ خَرَجَ إِلَيْنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَنَحْنُ تِسْعَةٌ خَمْسَةٌ وَأَرْبَعَةٌ أَحَدُ الْعَدَدَيْنِ مِنَ الْعَرَبِ وَالآخَرُ مِنَ الْعَجَمِ فَقَالَ ‏ "‏ اسْمَعُوا هَلْ سَمِعْتُمْ أَنَّهُ سَتَكُونُ بَعْدِي أُمَرَاءُ مَنْ دَخَلَ عَلَيْهِمْ فَصَدَّقَهُمْ بِكَذِبِهِمْ وَأَعَانَهُمْ عَلَى ظُلْمِهِمْ فَلَيْسَ مِنِّي وَلَسْتُ مِنْهُ وَلَيْسَ يَرِدُ عَلَىَّ الْحَوْضَ وَمَنْ لَمْ يَدْخُلْ عَلَيْهِمْ وَلَمْ يُصَدِّقْهُمْ بِكَذِبِهِمْ وَلَمْ يُعِنْهُمْ عَلَى ظُلْمِهِمْ فَهُوَ مِنِّي وَأَنَا مِنْهُ وَسَيَرِدُ عَلَىَّ الْحَوْضَ ‏"‏ ‏.‏

Harun b. İshak bize haber verdi, dedi ki: Bize Muhammed (yani İbn Abdilvehhab) anlattı, dedi ki: Bize Mis'ar anlattı, Ebu Hasîn'den, o Şa'bî'den, o Âsım el-Adevî'den, o Ka'b b. Ucre'den (rivayet ettiğine göre) dedi ki: "Biz dokuz kişi iken Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem yanımıza çıktı. Beşimiz ve dördümüz (iki gruptuk); gruplardan biri Arap, diğeri ise Acem (Arap olmayan) idi. Şöyle buyurdu: 'Dinleyin! Benden sonra (bazı) emirlerin geleceğini duydunuz mu? Kim onların yanına girer de yalanlarını tasdik eder ve zulümlerine yardımcı olursa; o benden değildir, ben de ondan değilim ve o Havuz başında yanıma gelemeyecektir. Kim de onların yanına girmez (veya girse bile), yalanlarını tasdik etmez ve zulümlerine yardımcı olmazsa; o bendendir, ben de ondanım ve o Havuz başında yanıma gelecektir.'"

4209. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ عَلْقَمَةَ بْنِ مَرْثَدٍ، عَنْ طَارِقِ بْنِ شِهَابٍ، أَنَّ رَجُلاً، سَأَلَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَقَدْ وَضَعَ رِجْلَهُ فِي الْغَرْزِ أَىُّ الْجِهَادِ أَفْضَلُ قَالَ ‏ "‏ كَلِمَةُ حَقٍّ عِنْدَ سُلْطَانٍ جَائِرٍ ‏"‏ ‏.‏

İshak b. Mansûr bize haber verdi, dedi ki: Bize Abdurrahman anlattı, Süfyân'dan, o Alkame b. Mersed'den, o Târık b. Şihâb'dan (rivayet ettiğine göre): "Bir adam Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e, ayağını üzengiye koymuş olduğu halde sordu: 'Hangi cihad daha faziletlidir?' Buyurdu ki: 'Zalim bir sultanın yanında (söylenen) hak bir söz.'"

4210. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَبِي إِدْرِيسَ الْخَوْلاَنِيِّ، عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ، قَالَ كُنَّا عِنْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي مَجْلِسٍ فَقَالَ ‏"‏ بَايِعُونِي عَلَى أَنْ لاَ تُشْرِكُوا بِاللَّهِ شَيْئًا وَلاَ تَسْرِقُوا وَلاَ تَزْنُوا ‏"‏ ‏.‏ وَقَرَأَ عَلَيْهِمُ الآيَةَ ‏"‏ فَمَنْ وَفَّى مِنْكُمْ فَأَجْرُهُ عَلَى اللَّهِ وَمَنْ أَصَابَ مِنْ ذَلِكَ شَيْئًا فَسَتَرَ اللَّهُ عَلَيْهِ فَهُوَ إِلَى اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ إِنْ شَاءَ عَذَّبَهُ وَإِنْ شَاءَ غَفَرَ لَهُ ‏"‏ ‏.‏

Kuteybe bize haber verdi, dedi ki: Bize Süfyân anlattı, Zührî'den, o Ebu İdris el-Havlânî'den, o Ubâde b. es-Sâmit'ten (rivayet ettiğine göre) dedi ki: "Bir mecliste Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanındaydık. Şöyle buyurdu: 'Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamanız, hırsızlık yapmamanız ve zina etmemeniz üzere bana biat edin.' Ve onlara ayeti okudu. (Devamla): 'İçinizden kim (sözüne) vefa gösterirse ecri Allah'a aittir. Kim bunlardan birini işler de Allah onu örterse, onun durumu Allah Azze ve Celle'ye kalmıştır; dilerse ona azap eder, dilerse onu bağışlar.'"

4211. Hadis

أَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ آدَمَ بْنِ سُلَيْمَانَ، عَنِ ابْنِ الْمُبَارَكِ، عَنِ ابْنِ أَبِي ذِئْبٍ، عَنْ سَعِيدٍ الْمَقْبُرِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِنَّكُمْ سَتَحْرِصُونَ عَلَى الإِمَارَةِ وَإِنَّهَا سَتَكُونُ نَدَامَةً وَحَسْرَةً فَنِعْمَتِ الْمُرْضِعَةُ وَبِئْسَتِ الْفَاطِمَةُ ‏"‏ ‏.‏

Bana Muhammed b. Adem b. Süleyman haber verdi, İbnü'l-Mübarek'ten, o İbn Ebi Zîb'den, o Said el-Makburî'den, o Ebu Hureyre'den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den (rivayetle) şöyle buyurdu: "Siz emirliğe (yöneticiliğe) çok hırslı olacaksınız. Halbuki o, (Kıyamet günü) bir pişmanlık ve hasret olacaktır. O ne güzel bir sütanne (dünya nimetleri açısından), ne kötü bir sütten kesendir (ölüm ve hesap açısından)!"