4263. Hadis
أَخْبَرَنَا الإِمَامُ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ النَّسَائِيُّ، بِمِصْرَ قِرَاءَةً عَلَيْهِ وَأَنَا أَسْمَعُ، عَنْ سُوَيْدِ بْنِ نَصْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ عَاصِمٍ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ، أَنَّهُ سَأَلَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الصَّيْدِ فَقَالَ " إِذَا أَرْسَلْتَ كَلْبَكَ فَاذْكُرِ اسْمَ اللَّهِ عَلَيْهِ فَإِنْ أَدْرَكْتَهُ لَمْ يَقْتُلْ فَاذْبَحْ وَاذْكُرِ اسْمَ اللَّهِ عَلَيْهِ وَإِنْ أَدْرَكْتَهُ قَدْ قَتَلَ وَلَمْ يَأْكُلْ فَكُلْ فَقَدْ أَمْسَكَهُ عَلَيْكَ فَإِنْ وَجَدْتَهُ قَدْ أَكَلَ مِنْهُ فَلاَ تَطْعَمْ مِنْهُ شَيْئًا فَإِنَّمَا أَمْسَكَ عَلَى نَفْسِهِ وَإِنْ خَالَطَ كَلْبُكَ كِلاَبًا فَقَتَلْنَ فَلَمْ يَأْكُلْنَ فَلاَ تَأْكُلْ مِنْهُ شَيْئًا فَإِنَّكَ لاَ تَدْرِي أَيُّهَا قَتَلَ " .
İmam Ebû Abdurrahmân en-Nesâî Mısır'da kendisine okunurken ve ben de işitiyorken Süveyd b. Nasr'dan -şöyle dediğini- bize haber verdi: Abdullah b. el-Mübârek bize haber verdi, Âsım'dan, Şa'bî'den, Adiyy b. Hâtim'den: O, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e avlanmayı sordu. Buyurdu ki: "Köpeğini gönderdiğin zaman üzerine Allah'ın adını an. Eğer ona (canlı olarak) yetişirsen ve henüz öldürmemişse onu kes ve (keserken) üzerine Allah'ın adını an. Eğer yetiştiğinde (köpek) onu öldürmüş ve (etinden) yememişse, onu ye; çünkü onu senin için tutmuştur. Eğer ondan yemiş olduğunu görürsen, ondan hiçbir şey yeme; çünkü onu kendisi için tutmuştur. Eğer senin köpeğin (başka) köpeklerle karışır, (avı) öldürürler ve yemezlerse, yine ondan bir şey yeme. Çünkü hangisinin onu öldürdüğünü bilemezsin."
4264. Hadis
أَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ زَكَرِيَّا، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ، قَالَ سَأَلْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ صَيْدِ الْمِعْرَاضِ فَقَالَ " مَا أَصَبْتَ بِحَدِّهِ فَكُلْ وَمَا أَصَبْتَ بِعَرْضِهِ فَهُوَ وَقِيذٌ " . وَسَأَلْتُهُ عَنِ الْكَلْبِ فَقَالَ " إِذَا أَرْسَلْتَ كَلْبَكَ فَأَخَذَ وَلَمْ يَأْكُلْ فَكُلْ فَإِنَّ أَخْذَهُ ذَكَاتُهُ وَإِنْ كَانَ مَعَ كَلْبِكَ كَلْبٌ آخَرُ فَخَشِيتَ أَنْ يَكُونَ أَخَذَ مَعَهُ فَقَتَلَ فَلاَ تَأْكُلْ فَإِنَّكَ إِنَّمَا سَمَّيْتَ عَلَى كَلْبِكَ وَلَمْ تُسَمِّ عَلَى غَيْرِهِ " .
Süveyd b. Nasr bize haber verdi, dedi ki: Abdullah bize anlattı, Zekeriyyâ'dan, Şa'bî'den, Adiyy b. Hâtim'den, dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e mi'râd (ucu sivri olmayan demir çubuk/ok) ile avlanmayı sordum. Buyurdu ki: "Keskin tarafıyla isabet ettirdiğini ye. Enli tarafıyla isabet ettirdiğin ise 'vakîz'dir (vurularak öldürülmüş hayvan hükmündedir, yenmez)." Ona köpeği(n tuttuğunu) sordum. Buyurdu ki: "Köpeğini gönderdiğin zaman (avı) yakalar ve yemezse, ye. Çünkü onun yakalaması, onun (şer'î) kesimidir. Eğer köpeğinle birlikte başka bir köpek varsa ve onun da (avı) birlikte yakalayıp öldürdüğünden endişe edersen, yeme. Çünkü sen sadece kendi köpeğinin üzerine besmele çektin, diğerinin üzerine çekmedin."
4265. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو عَبْدِ الصَّمَدِ عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ عَبْدِ الصَّمَدِ، قَالَ حَدَّثَنَا مَنْصُورٌ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ هَمَّامِ بْنِ الْحَارِثِ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ، أَنَّهُ سَأَلَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ أُرْسِلُ الْكَلْبَ الْمُعَلَّمَ فَيَأْخُذُ . فَقَالَ " إِذَا أَرْسَلْتَ الْكَلْبَ الْمُعَلَّمَ وَذَكَرْتَ اسْمَ اللَّهِ عَلَيْهِ فَأَخَذَ فَكُلْ " . قُلْتُ وَإِنْ قَتَلَ قَالَ " وَإِنْ قَتَلَ " . قُلْتُ أَرْمِي بِالْمِعْرَاضِ . قَالَ " إِذَا أَصَابَ بِحَدِّهِ فَكُلْ وَإِذَا أَصَابَ بِعَرْضِهِ فَلاَ تَأْكُلْ " .
İsmâîl b. Mes'ûd bize haber verdi, dedi ki: Ebû Abdissamed Abdülazîz b. Abdissamed bize anlattı, dedi ki: Mansûr bize anlattı, İbrâhîm'den, Hemmâm b. el-Hâris'ten, Adiyy b. Hâtim'den (rivayet edildiğine göre): O, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e sordu ve dedi ki: "Eğitilmiş köpeği gönderiyorum, o da (avı) yakalıyor (ne yapayım?)" Buyurdu ki: "Eğitilmiş köpeği gönderdiğin ve üzerine Allah'ın adını andığın zaman, eğer (köpek avı) yakalarsa ye." Dedim ki: "(Avı) öldürse bile mi?" Buyurdu ki: "Öldürse bile." Dedim ki: "Mi'râd ile (avı) vuruyorum." Buyurdu ki: "Keskin tarafıyla isabet ettirirse ye. Enli tarafıyla isabet ettirirse yeme."
4266. Hadis
أَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ عُبَيْدِ بْنِ مُحَمَّدٍ الْكُوفِيُّ الْمُحَارِبِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ حَيْوَةَ بْنِ شُرَيْحٍ، قَالَ سَمِعْتُ رَبِيعَةَ بْنَ يَزِيدَ، يَقُولُ أَنْبَأَنَا أَبُو إِدْرِيسَ، عَائِذُ اللَّهِ قَالَ سَمِعْتُ أَبَا ثَعْلَبَةَ الْخُشَنِيَّ، يَقُولُ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا بِأَرْضِ صَيْدٍ أَصِيدُ بِقَوْسِي وَأَصِيدُ بِكَلْبِي الْمُعَلَّمِ وَبِكَلْبِي الَّذِي لَيْسَ بِمُعَلَّمٍ . فَقَالَ " مَا أَصَبْتَ بِقَوْسِكَ فَاذْكُرِ اسْمَ اللَّهِ عَلَيْهِ وَكُلْ وَمَا أَصَبْتَ بِكَلْبِكَ الْمُعَلَّمِ فَاذْكُرِ اسْمَ اللَّهِ وَكُلْ وَمَا أَصَبْتَ بِكَلْبِكَ الَّذِي لَيْسَ بِمُعَلَّمٍ فَأَدْرَكْتَ ذَكَاتَهُ فَكُلْ " .
Muhammed b. Ubeyd b. Muhammed el-Kûfî el-Muhâribî bana haber verdi, dedi ki: Abdullah b. el-Mübârek bize anlattı, Hayve b. Şurayh'tan, dedi ki: Rabîa b. Yezîd'i şöyle derken işittim: Ebû İdrîs Âizullâh bize haber verdi, dedi ki: Ebû Sa'lebe el-Huşenî'yi şöyle derken işittim: Dedim ki: "Ey Allah'ın Resûlü! Biz avcılık yapılan bir yerdeyiz. Ben yayımla, eğitilmiş köpeğimle ve eğitilmemiş köpeğimle avlanıyorum (hükmü nedir?)" Buyurdu ki: "Yayınla vurduğun (avın) üzerine Allah'ın adını an ve ye. Eğitilmiş köpeğinle yakaladığının üzerine Allah'ın adını an ve ye. Eğitilmemiş köpeğinle yakaladığının ise kesimine yetişirsen (canlıyken kesersen) ye."
4267. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ زُنْبُورٍ أَبُو صَالِحٍ الْمَكِّيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا فُضَيْلُ بْنُ عِيَاضٍ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ هَمَّامِ بْنِ الْحَارِثِ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ، قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أُرْسِلُ كِلاَبِي الْمُعَلَّمَةَ فَيُمْسِكْنَ عَلَىَّ فَآكُلُ قَالَ " إِذَا أَرْسَلْتَ كِلاَبَكَ الْمُعَلَّمَةَ فَأَمْسَكْنَ عَلَيْكَ فَكُلْ " . قُلْتُ وَإِنْ قَتَلْنَ قَالَ " وَإِنْ قَتَلْنَ " . قَالَ " مَا لَمْ يَشْرَكْهُنَّ كَلْبٌ مِنْ سِوَاهُنَّ " . قُلْتُ أَرْمِي بِالْمِعْرَاضِ فَيَخْزِقُ . قَالَ " إِنْ خَزَقَ فَكُلْ وَإِنْ أَصَابَ بِعَرْضِهِ فَلاَ تَأْكُلْ " .
Muhammed b. Zünbûr Ebû Sâlih el-Mekkî bize haber verdi, dedi ki: Fudayl b. İyâz bize anlattı, Mansûr'dan, İbrâhîm'den, Hemmâm b. el-Hâris'ten, Adiyy b. Hâtim'den (şöyle dediği nakledilmiştir): Dedim ki: "Ey Allah'ın Resûlü! Eğitilmiş köpeklerimi gönderiyorum, benim için (avı) tutuyorlar; yiyebilir miyim?" Buyurdu ki: "Eğitilmiş köpeklerini gönderdiğin zaman senin için tutarlarsa, ye." Dedim ki: "Öldürseler bile mi?" Buyurdu ki: "Öldürseler bile. Yeter ki onlara kendilerinden olmayan başka bir köpek ortak olmasın." (Devamla) Dedim ki: "Mi'râd atıyorum, (avı) delip geçiyor." Buyurdu ki: "Eğer delerse ye. Eğer enli tarafıyla isabet ederse yeme."
4268. Hadis
أَخْبَرَنِي عَمْرُو بْنُ يَحْيَى بْنِ الْحَارِثِ، قَالَ حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ أَبِي شُعَيْبٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ أَعْيَنَ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ سُلَيْمَانَ، عَنْ عَامِرٍ الشَّعْبِيِّ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ، أَنَّهُ سَأَلَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الصَّيْدِ فَقَالَ " إِذَا أَرْسَلْتَ كَلْبَكَ فَخَالَطَتْهُ أَكْلُبٌ لَمْ تُسَمِّ عَلَيْهَا فَلاَ تَأْكُلْ فَإِنَّكَ لاَ تَدْرِي أَيَّهَا قَتَلَهُ " .
Amr b. Yahyâ b. el-Hâris bana haber verdi, dedi ki: Ahmed b. Ebî Şuayb bize anlattı, dedi ki: Mûsâ b. A'yen bize anlattı, Ma'mer'den, Âsım b. Süleymân'dan, Âmir eş-Şa'bî'den, Adiyy b. Hâtim'den: O, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e avlanmayı sordu. Buyurdu ki: "Köpeğini gönderdiğin zaman, ona üzerine besmele çekmediğin başka köpekler karışırsa yeme. Çünkü sen hangisinin onu öldürdüğünü bilemezsin."
4269. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، قَالَ حَدَّثَنَا زَكَرِيَّا، - وَهُوَ ابْنُ أَبِي زَائِدَةَ - قَالَ حَدَّثَنَا عَامِرٌ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ، قَالَ سَأَلْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْكَلْبِ فَقَالَ " إِذَا أَرْسَلْتَ كَلْبَكَ فَسَمَّيْتَ فَكُلْ وَإِنْ وَجَدْتَ كَلْبًا آخَرَ مَعَ كَلْبِكَ فَلاَ تَأْكُلْ فَإِنَّمَا سَمَّيْتَ عَلَى كَلْبِكَ وَلَمْ تُسَمِّ عَلَى غَيْرِهِ " .
Amr b. Ali bize haber verdi, dedi ki: Yahyâ bize anlattı, dedi ki: Zekeriyyâ -ki o İbn Ebî Zâide'dir- bize anlattı, dedi ki: Âmir bize anlattı, Adiyy b. Hâtim'den (şöyle dediği nakledilmiştir): Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e köpeği(n tuttuğunu) sordum. Buyurdu ki: "Köpeğini (besmeleyle) gönderdiğin ve besmele çektiğin zaman (tuttuğunu) ye. Eğer köpeğinle birlikte başka bir köpek bulursan yeme. Çünkü sen sadece kendi köpeğinin üzerine besmele çektin, diğerinin üzerine çekmedin."
4270. Hadis
أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْحَكَمِ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ، - وَهُوَ ابْنُ جَعْفَرٍ - قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ مَسْرُوقٍ، قَالَ حَدَّثَنَا الشَّعْبِيُّ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ، - وَكَانَ لَنَا جَارًا وَدَخِيلاً وَرَبِيطًا بِالنَّهْرَيْنِ - أَنَّهُ سَأَلَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ أُرْسِلُ كَلْبِي فَأَجِدُ مَعَ كَلْبِي كَلْبًا قَدْ أَخَذَ لاَ أَدْرِي أَيَّهُمَا أَخَذَ قَالَ " لاَ تَأْكُلْ فَإِنَّمَا سَمَّيْتَ عَلَى كَلْبِكَ وَلَمْ تُسَمِّ عَلَى غَيْرِهِ " .
Ahmed b. Abdillâh b. el-Hakem bize haber verdi, dedi ki: Muhammed -ki o İbn Ca'fer'dir- bize anlattı, dedi ki: Şu'be bize anlattı, Saîd b. Mesrûk'tan, dedi ki: Şa'bî bize anlattı, Adiyy b. Hâtim'den -ki o bizim komşumuz, içimizden biri ve Nehreyn'de irtibatlı olduğumuz kişiydi- (şöyle dediği nakledilmiştir): O, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e sordu ve dedi ki: "Köpeğimi gönderiyorum, sonra köpeğimle birlikte (avı) yakalamış başka bir köpek buluyorum ve hangisinin onu yakaladığını bilmiyorum (ne yapayım?)" Buyurdu ki: "Yeme! Çünkü sen sadece kendi köpeğinin üzerine besmele çektin, diğerinin üzerine çekmedin."
4271. Hadis
أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْحَكَمِ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الْحَكَمِ، قَالَ حَدَّثَنَا عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ عَدِيٍّ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِ ذَلِكَ .
Ahmed b. Abdillâh b. el-Hakem bize haber verdi, dedi ki: Muhammed bize anlattı, dedi ki: Şu'be bize anlattı, Hakem'den, dedi ki: Şa'bî'den, Adiyy'den, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den (nakledildiğine göre): (Râvi) bunun bir benzerini nakletti.
4272. Hadis
أَخْبَرَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو الْغَيْلاَنِيُّ الْبَصْرِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا بَهْزٌ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي السَّفَرِ، عَنْ عَامِرٍ الشَّعْبِيِّ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ، قَالَ سَأَلْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قُلْتُ أُرْسِلُ كَلْبِي . قَالَ " إِذَا أَرْسَلْتَ كَلْبَكَ فَسَمَّيْتَ فَكُلْ وَإِنْ أَكَلَ مِنْهُ فَلاَ تَأْكُلْ فَإِنَّمَا أَمْسَكَ عَلَى نَفْسِهِ وَإِذَا أَرْسَلْتَ كَلْبَكَ فَوَجَدْتَ مَعَهُ غَيْرَهُ فَلاَ تَأْكُلْ فَإِنَّكَ إِنَّمَا سَمَّيْتَ عَلَى كَلْبِكَ وَلَمْ تُسَمِّ عَلَى غَيْرِهِ " .
Süleyman b. Ubeydillah b. Amr el-Gaylânî el-Basrî bize haber verdi, dedi ki: Behz bize anlattı, dedi ki: Şu'be bize anlattı, dedi ki: Abdullah b. Ebî's-Sefer bize anlattı, Âmir eş-Şa'bî'den, Adiyy b. Hâtim'den (nakledildiğine göre): Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e sordum ve dedim ki: "Köpeğimi gönderiyorum." Buyurdu ki: "Köpeğini gönderip (üzerine) besmele çektiğin zaman, ye. Eğer (köpek avdan) yerse, sen yeme; çünkü o kendisi için tutmuştur. Köpeğini gönderdiğinde onunla birlikte başkasını bulursan yeme. Çünkü sen sadece kendi köpeğinin üzerine besmele çektin, diğerinin üzerine çekmedin."
4273. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنِ ابْنِ أَبِي السَّفَرِ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، وَعَنِ الْحَكَمِ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، وَعَنْ سَعِيدِ بْنِ مَسْرُوقٍ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ، قَالَ سَأَلْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قُلْتُ أُرْسِلُ كَلْبِي فَأَجِدُ مَعَ كَلْبِي كَلْبًا آخَرَ لاَ أَدْرِي أَيَّهُمَا أَخَذَ قَالَ " لاَ تَأْكُلْ فَإِنَّمَا سَمَّيْتَ عَلَى كَلْبِكَ وَلَمْ تُسَمِّ عَلَى غَيْرِهِ " .
Amr b. Ali bize haber verdi, dedi ki: Ebû Dâvûd bize anlattı, Şu'be'den, İbn Ebî's-Sefer'den, Şa'bî'den; ve Hakem'den, Şa'bî'den; ve Saîd b. Mesrûk'tan, Şa'bî'den, Adiyy b. Hâtim'den (nakledildiğine göre) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e sordum ve dedim ki: "Köpeğimi gönderiyorum, sonra köpeğimle birlikte başka bir köpek daha buluyorum ve hangisinin onu yakaladığını bilmiyorum (ne yapayım?)" Buyurdu ki: "Yeme! Çünkü sen sadece kendi köpeğinin üzerine besmele çektin, diğerinin üzerine çekmedin."
4274. Hadis
أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا يَزِيدُ، - وَهُوَ ابْنُ هَارُونَ - أَنْبَأَنَا زَكَرِيَّا، وَعَاصِمٌ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ، قَالَ سَأَلْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ صَيْدِ الْمِعْرَاضِ فَقَالَ " مَا أَصَابَ بِحَدِّهِ فَكُلْ وَمَا أَصَابَ بِعَرْضِهِ فَهُوَ وَقِيذٌ " . قَالَ وَسَأَلْتُهُ عَنْ كَلْبِ الصَّيْدِ فَقَالَ " إِذَا أَرْسَلْتَ كَلْبَكَ وَذَكَرْتَ اسْمَ اللَّهِ عَلَيْهِ فَكُلْ " . قُلْتُ وَإِنْ قَتَلَ قَالَ " وَإِنْ قَتَلَ فَإِنْ أَكَلَ مِنْهُ فَلاَ تَأْكُلْ وَإِنْ وَجَدْتَ مَعَهُ كَلْبًا غَيْرَ كَلْبِكَ وَقَدْ قَتَلَهُ فَلاَ تَأْكُلْ فَإِنَّكَ إِنَّمَا ذَكَرْتَ اسْمَ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ عَلَى كَلْبِكَ وَلَمْ تَذْكُرْ عَلَى غَيْرِهِ " .
Ahmed b. Süleyman bize haber verdi, dedi ki: Yezîd -ki o İbn Hârûn'dur- bize anlattı, Zekeriyyâ ve Âsım bize haber verdi, Şa'bî'den, Adiyy b. Hâtim'den (nakledildiğine göre) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e mi'râd ile avlanmayı sordum. Buyurdu ki: "Keskin tarafıyla isabet ettirdiğini ye. Enli tarafıyla isabet ettirdiğin ise 'vakîz'dir (vurularak öldürülmüştür, yenmez)." Dedi ki: Ona av köpeğini de sordum. Buyurdu ki: "Köpeğini gönderdiğin ve üzerine Allah'ın adını andığın zaman ye." Dedim ki: "Öldürse bile mi?" Buyurdu ki: "Öldürse bile. Eğer (köpek) ondan yerse yeme. Eğer onunla birlikte senin köpeğinden başka bir köpek bulursan ve (avı) öldürmüşse yine yeme. Çünkü sen Allah Azze ve Celle'nin adını sadece kendi köpeğinin üzerine andın, diğerinin üzerine anmadın."
4275. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ يَحْيَى بْنِ الْحَارِثِ، قَالَ حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ أَبِي شُعَيْبٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ أَعْيَنَ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ سُلَيْمَانَ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ الطَّائِيِّ، أَنَّهُ سَأَلَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الصَّيْدِ قَالَ " إِذَا أَرْسَلْتَ كَلْبَكَ فَذَكَرْتَ اسْمَ اللَّهِ عَلَيْهِ فَقَتَلَ وَلَمْ يَأْكُلْ فَكُلْ وَإِنْ أَكَلَ مِنْهُ فَلاَ تَأْكُلْ فَإِنَّمَا أَمْسَكَهُ عَلَيْهِ وَلَمْ يُمْسِكْ عَلَيْكَ " .
Amr b. Yahyâ b. el-Hâris bana haber verdi, dedi ki: Ahmed b. Ebî Şuayb bize anlattı, dedi ki: Mûsâ b. A'yen bize anlattı, Ma'mer'den, Âsım b. Süleymân'dan, Şa'bî'den, Adiyy b. Hâtim et-Tâî'den (rivayet edildiğine göre): O, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e avlanmayı sordu. Buyurdu ki: "Köpeğini gönderip üzerine Allah'ın adını andığın zaman, eğer (avı) öldürür ve yemezse, ye. Eğer ondan yerse yeme. Çünkü o, (avı) kendi nefsi için tutmuş, senin için tutmamıştır."
4276. Hadis
أَخْبَرَنَا كَثِيرُ بْنُ عُبَيْدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حَرْبٍ، عَنِ الزُّبَيْدِيِّ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي ابْنُ السَّبَّاقِ، قَالَ أَخْبَرَتْنِي مَيْمُونَةُ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ لَهُ جِبْرِيلُ عَلَيْهِ السَّلاَمُ لَكِنَّا لاَ نَدْخُلُ بَيْتًا فِيهِ كَلْبٌ وَلاَ صُورَةٌ . فَأَصْبَحَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَئِذٍ فَأَمَرَ بِقَتْلِ الْكِلاَبِ حَتَّى إِنَّهُ لَيَأْمُرُ بِقَتْلِ الْكَلْبِ الصَّغِيرِ .
Kesîr b. Ubeyd bize haber verdi, dedi ki: Muhammed b. Harb bize anlattı, Zübeydî'den, Zührî'den, dedi ki: İbnu's-Sebbâk bana haber verdi, dedi ki: Meymûne radıyallahu anhâ bana haber verdi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e Cibrîl aleyhisselâm şöyle dedi: "Biz içinde köpek veya sûret (resim/heykel) bulunan eve girmeyiz." Bunun üzerine o günün sabahında Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem köpeklerin öldürülmesini emretti; hatta küçük köpeğin bile öldürülmesini emrediyordu.
4277. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَمَرَ بِقَتْلِ الْكِلاَبِ غَيْرَ مَا اسْتَثْنَى مِنْهَا .
Kuteybe b. Saîd bize haber verdi, Mâlik'ten, Nâfi'den, İbn Ömer'den (nakledildiğine göre): Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, istisna ettikleri dışında köpeklerin öldürülmesini emretti.
4278. Hadis
أَخْبَرَنَا وَهْبُ بْنُ بَيَانٍ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي يُونُسُ، قَالَ قَالَ ابْنُ شِهَابٍ حَدَّثَنِي سَالِمُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم رَافِعًا صَوْتَهُ يَأْمُرُ بِقَتْلِ الْكِلاَبِ فَكَانَتِ الْكِلاَبُ تُقْتَلُ إِلاَّ كَلْبَ صَيْدٍ أَوْ مَاشِيَةٍ .
Vehb b. Beyân bize haber verdi, dedi ki: İbn Vehb bize anlattı, dedi ki: Yûnus bana haber verdi, dedi ki: İbn Şihâb dedi ki: Sâlim b. Abdillâh bana anlattı, babasından (İbn Ömer'den), dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i sesini yükselterek köpeklerin öldürülmesini emrederken işittim. Bunun üzerine -av köpeği veya sürü (çoban) köpeği hariç- köpekler öldürülüyordu.
4279. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ عَمْرٍو، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَمَرَ بِقَتْلِ الْكِلاَبِ إِلاَّ كَلْبَ صَيْدٍ أَوْ كَلْبَ مَاشِيَةٍ .
Kuteybe bize haber verdi, dedi ki: Hammâd bize anlattı, Amr'dan, İbn Ömer'den (nakledildiğine göre): Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, av köpeği veya sürü köpeği hariç köpeklerin öldürülmesini emretti.
4280. Hadis
أَخْبَرَنَا عِمْرَانُ بْنُ مُوسَى، قَالَ حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يُونُسُ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُغَفَّلٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لَوْلاَ أَنَّ الْكِلاَبَ أُمَّةٌ مِنَ الأُمَمِ لأَمَرْتُ بِقَتْلِهَا فَاقْتُلُوا مِنْهَا الأَسْوَدَ الْبَهِيمَ وَأَيُّمَا قَوْمٍ اتَّخَذُوا كَلْبًا لَيْسَ بِكَلْبِ حَرْثٍ أَوْ صَيْدٍ أَوْ مَاشِيَةٍ فَإِنَّهُ يَنْقُصُ مِنْ أَجْرِهِ كُلَّ يَوْمٍ قِيرَاطٌ " .
İmrân b. Mûsâ bize haber verdi, dedi ki: Yezîd b. Züray' bize anlattı, dedi ki: Yûnus bize anlattı, Hasan'dan, Abdullah b. Muğaffel'den (nakledildiğine göre) Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Eğer köpekler de (diğer canlılar gibi) ümmetlerden bir ümmet olmasaydı, hepsinin öldürülmesini emrederdim. Siz onlardan simsiyah olanı öldürün. Hangi topluluk ekin (ziraat), av veya sürü köpeği olmayan bir köpek edinirse, onların ecrinden her gün bir kîrât eksilir."
4281. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ، وَيَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ مُدْرِكٍ، عَنْ أَبِي زُرْعَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُجَىٍّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " الْمَلاَئِكَةُ لاَ تَدْخُلُ بَيْتًا فِيهِ صُورَةٌ وَلاَ كَلْبٌ وَلاَ جُنُبٌ " .
Muhammed b. Beşşâr bize haber verdi, dedi ki: Muhammed ve Yahyâ b. Saîd bize anlattılar, dediler ki: Şu'be bize anlattı, Ali b. Müdrik'ten, Ebû Zür'a'dan, Abdullah b. Nücey'den, babasından, Ali b. Ebî Tâlib'den, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den (nakledildiğine göre) şöyle buyurdu: "Melekler, içerisinde sûret (resim/heykel), köpek ve cünüp bulunan eve girmezler."
4282. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، وَإِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنْ أَبِي طَلْحَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ تَدْخُلُ الْمَلاَئِكَةُ بَيْتًا فِيهِ كَلْبٌ وَلاَ صُورَةٌ " .
Kuteybe ve İshak b. Mansûr bize haber verdi, Süfyân'dan, Zührî'den, Ubeydullah b. Abdillah'tan, İbn Abbâs'tan, Ebû Talha'dan (nakledildiğine göre) Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Melekler, içerisinde köpek ve sûret bulunan eve girmezler."
4283. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ خَالِدِ بْنِ خَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي ابْنُ السَّبَّاقِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ أَخْبَرَتْنِي مَيْمُونَةُ، زَوْجُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَصْبَحَ يَوْمًا وَاجِمًا فَقَالَتْ لَهُ مَيْمُونَةُ أَىْ رَسُولَ اللَّهِ لَقَدِ اسْتَنْكَرْتُ هَيْئَتَكَ مُنْذُ الْيَوْمَ . فَقَالَ " إِنَّ جِبْرِيلَ عَلَيْهِ السَّلاَمُ كَانَ وَعَدَنِي أَنْ يَلْقَانِي اللَّيْلَةَ فَلَمْ يَلْقَنِي أَمَا وَاللَّهِ مَا أَخْلَفَنِي " . قَالَ فَظَلَّ يَوْمَهُ كَذَلِكَ ثُمَّ وَقَعَ فِي نَفْسِهِ جَرْوُ كَلْبٍ تَحْتَ نَضَدٍ لَنَا فَأَمَرَ بِهِ فَأُخْرِجَ ثُمَّ أَخَذَ بِيَدِهِ مَاءً فَنَضَحَ بِهِ مَكَانَهُ فَلَمَّا أَمْسَى لَقِيَهُ جِبْرِيلُ عَلَيْهِ السَّلاَمُ فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " قَدْ كُنْتَ وَعَدْتَنِي أَنْ تَلْقَانِي الْبَارِحَةَ " . قَالَ أَجَلْ وَلَكِنَّا لاَ نَدْخُلُ بَيْتًا فِيهِ كَلْبٌ وَلاَ صُورَةٌ قَالَ فَأَصْبَحَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ ذَلِكَ الْيَوْمِ فَأَمَرَ بِقَتْلِ الْكِلاَبِ .
Muhammed b. Hâlid b. Hallî bize haber verdi, dedi ki: Bişr b. Şuayb bize anlattı, babasından, Zührî'den, dedi ki: İbnu's-Sebbâk bana haber verdi, İbn Abbâs'tan, dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in zevcesi Meymûne radıyallahu anhâ bana haber verdi ki: Bir gün Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, (sabahleyin) hüzünlü (veya suskun) bir halde uyandı. Meymûne ona: "Ey Allah'ın Resûlü! Bugün halini (hiç de iyi) görmüyorum," dedi. Bunun üzerine buyurdu ki: "Cibrîl aleyhisselâm benimle bu gece buluşmayı vaadetmişti, ama gelmedi. Vallahi o (şimdiye kadar) bana hiç sözünden dönmemişti." Gün boyu bu halde kaldı. Sonra aklına (sedir/örtü gibi) eşyalarımızdan birinin altında bulunan köpek yavrusu geldi. Emretti ve o çıkarıldı. Sonra eline su aldı ve köpeğin yattığı yere serpti. Akşam olunca Cibrîl aleyhisselâm onunla buluştu. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona: "Dün gece benimle buluşmayı vaadetmiştin," dedi. (Cibrîl): "Evet, fakat biz içinde köpek veya sûret (resim/heykel) bulunan eve girmeyiz," dedi. Bunun üzerine o günün sabahında Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem köpeklerin öldürülmesini emretti.
4284. Hadis
أَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرِ بْنِ سُوَيْدٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ، - وَهُوَ ابْنُ الْمُبَارَكِ - عَنْ حَنْظَلَةَ، قَالَ سَمِعْتُ سَالِمًا، يُحَدِّثُ عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنِ اقْتَنَى كَلْبًا نَقَصَ مِنْ أَجْرِهِ كُلَّ يَوْمٍ قِيرَاطَانِ إِلاَّ ضَارِيًا أَوْ صَاحِبَ مَاشِيَةٍ " .
Süveyd b. Nasr b. Süveyd bize haber verdi, dedi ki: Abdullah -ki o İbn el-Mübârek'tir- bize haber verdi, Hanzala'dan, dedi ki: Sâlim'i, İbn Ömer'den (şöyle rivayet ederken) işittim: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: "Kim (zaruri ihtiyaç dışında) bir köpek edinirse, -av köpeği veya sürü sahibi olması hariç- her gün ecrinden iki kîrât eksilir."
4285. Hadis
أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرِ بْنِ إِيَاسِ بْنِ مُقَاتِلِ بْنِ مُشَمْرِجِ بْنِ خَالِدٍ السَّعْدِيُّ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ، - وَهُوَ ابْنُ جَعْفَرٍ - عَنْ يَزِيدَ، - وَهُوَ ابْنُ خُصَيْفَةَ - قَالَ أَخْبَرَنِي السَّائِبُ بْنُ يَزِيدَ، أَنَّهُ وَفَدَ عَلَيْهِمْ سُفْيَانُ بْنُ أَبِي زُهَيْرٍ الشَّنَائِيُّ وَقَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنِ اقْتَنَى كَلْبًا لاَ يُغْنِي عَنْهُ زَرْعًا وَلاَ ضَرْعًا نَقَصَ مِنْ عَمَلِهِ كُلَّ يَوْمٍ قِيرَاطٌ " . قُلْتُ يَا سُفْيَانُ أَنْتَ سَمِعْتَ هَذَا مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ نَعَمْ وَرَبِّ هَذَا الْمَسْجِدِ .
Ali b. Hucr b. İyâs b. Mukâtil b. Müşemric b. Hâlid es-Sa'dî bize haber verdi, İsmâîl -ki o İbn Ca'fer'dir- 'den, Yezîd -ki o İbn Husayfe'dir- 'den, dedi ki: Sâib b. Yezîd bana haber verdi ki: Süfyân b. Ebî Züheyr eş-Şenâî onlara (bir heyet olarak veya ziyaret için) geldi ve dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim ekinine veya hayvanlarına faydası olmayan bir köpek edinirse, onun amelinden her gün bir kîrât eksilir." Ben (Sâib): "Ey Süfyân! Sen bunu Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den (bizzat) işittin mi?" dedim. Dedi ki: "Evet, bu Mescid'in Rabbine andolsun ki (işittim)."
4286. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّهُ سَمِعَهُ يَقُولُ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ أَمْسَكَ كَلْبًا إِلاَّ كَلْبًا ضَارِيًا أَوْ كَلْبَ مَاشِيَةٍ نَقَصَ مِنْ أَجْرِهِ كُلَّ يَوْمٍ قِيرَاطَانِ " .
Kuteybe bize haber verdi, dedi ki: Leys bize anlattı, Nâfi'den, İbn Ömer'den (nakledildiğine göre) onun şöyle dediğini işitmiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim av köpeği veya sürü köpeği hariç (başka) bir köpek tutarsa, ecrinden her gün iki kîrât eksilir."
4287. Hadis
أَخْبَرَنَا عَبْدُ الْجَبَّارِ بْنُ الْعَلاَءِ، عَنْ سُفْيَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا الزُّهْرِيُّ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنِ اقْتَنَى كَلْبًا إِلاَّ كَلْبَ صَيْدٍ أَوْ مَاشِيَةٍ نَقَصَ مِنْ أَجْرِهِ كُلَّ يَوْمٍ قِيرَاطَانِ " .
Abdülcebbâr b. el-Alâ bize haber verdi, Süfyân'dan, dedi ki: Zührî bize anlattı, Sâlim'den, babasından, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den (nakledildiğine göre) şöyle buyurdu: "Kim av veya sürü köpeği hariç (başka) bir köpek edinirse, onun ecrinden her gün iki kîrât eksilir."
4288. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، وَابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، وَمُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، عَنْ عَوْفٍ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُغَفَّلٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنِ اتَّخَذَ كَلْبًا إِلاَّ كَلْبَ صَيْدٍ أَوْ مَاشِيَةٍ أَوْ زَرْعٍ نَقَصَ مِنْ أَجْرِهِ كُلَّ يَوْمٍ قِيرَاطٌ " .
Muhammed b. Beşşâr bize haber verdi, dedi ki: Yahyâ, İbn Ebî Adî ve Muhammed b. Ca'fer bize anlattılar, Avf'tan, Hasan'dan, Abdullah b. Muğaffel'den, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den (nakledildiğine göre) şöyle buyurdu: "Kim av, sürü veya ekin (ziraat) köpeği hariç (başka) bir köpek edinirse, onun ecrinden her gün bir kîrât eksilir."
4289. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، قَالَ حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنِ اتَّخَذَ كَلْبًا إِلاَّ كَلْبَ صَيْدٍ أَوْ زَرْعٍ أَوْ مَاشِيَةٍ نَقَصَ مِنْ عَمَلِهِ كُلَّ يَوْمٍ قِيرَاطٌ " .
İshak b. İbrahim bize haber verdi, dedi ki: Abdürrezzâk bize haber verdi, dedi ki: Ma'mer bize anlattı, Zührî'den, Ebû Seleme'den, Ebû Hüreyre'den, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den (nakledildiğine göre) şöyle buyurdu: "Kim av, ekin veya sürü köpeği hariç (başka) bir köpek edinirse, onun amelinden her gün bir kîrât eksilir."
4290. Hadis
أَخْبَرَنَا وَهْبُ بْنُ بَيَانٍ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي يُونُسُ، قَالَ أَنْبَأَنَا ابْنُ شِهَابٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنِ اقْتَنَى كَلْبًا لَيْسَ بِكَلْبِ صَيْدٍ وَلاَ مَاشِيَةٍ وَلاَ أَرْضٍ فَإِنَّهُ يَنْقُصُ مِنْ أَجْرِهِ قِيرَاطَانِ كُلَّ يَوْمٍ " .
Vehb b. Beyân bize haber verdi, dedi ki: İbn Vehb bize anlattı, dedi ki: Yûnus bana haber verdi, dedi ki: İbn Şihâb bize haber verdi, Saîd b. el-Müseyyeb'den, Ebû Hüreyre'den, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den (nakledildiğine göre) şöyle buyurdu: "Kim av, sürü veya arazi (ziraat) köpeği olmayan bir köpek edinirse, onun ecrinden her gün iki kîrât eksilir."
4291. Hadis
أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، - يَعْنِي ابْنَ جَعْفَرٍ - قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي حَرْمَلَةَ، عَنْ سَالِمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنِ اقْتَنَى كَلْبًا إِلاَّ كَلْبَ مَاشِيَةٍ أَوْ كَلْبَ صَيْدٍ نَقَصَ مِنْ عَمَلِهِ كُلَّ يَوْمٍ قِيرَاطٌ " . قَالَ عَبْدُ اللَّهِ وَقَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ " أَوْ كَلْبَ حَرْثٍ " .
Ali b. Hucr bize haber verdi, dedi ki: İsmâîl -yani İbn Ca'fer- bize anlattı, dedi ki: Muhammed b. Ebî Harmele bize anlattı, Sâlim b. Abdillâh'tan, babasından, (nakledildiğine göre) Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim sürü köpeği veya av köpeği hariç (başka) bir köpek edinirse, onun amelinden her gün bir kîrât eksilir." Abdullah (b. Ömer) dedi ki: Ebû Hüreyre (buna): "Veya ziraat köpeği" (ifadesini de) eklerdi.
4292. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْحَارِثِ بْنِ هِشَامٍ، أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا مَسْعُودٍ، عُقْبَةَ قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ ثَمَنِ الْكَلْبِ وَمَهْرِ الْبَغِيِّ وَحُلْوَانِ الْكَاهِنِ .
Kuteybe bize haber verdi, dedi ki: Leys bize anlattı, İbn Şihâb'dan, Ebû Bekr b. Abdirrahmân b. el-Hâris b. Hişâm'dan, Ebû Mes'ûd Ukbe'nin şöyle dediğini işitmiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem; köpek bedelini (satış parasını), fahişenin kazancını (zina ücretini) ve kâhinin ücretini (falcı parasını) yasakladı.
4293. Hadis
أَخْبَرَنَا يُونُسُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا مَعْرُوفُ بْنُ سُوَيْدٍ الْجُذَامِيُّ، أَنَّ عُلَىَّ بْنَ رَبَاحٍ اللَّخْمِيَّ، حَدَّثَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " لاَ يَحِلُّ ثَمَنُ الْكَلْبِ وَلاَ حُلْوَانُ الْكَاهِنِ وَلاَ مَهْرُ الْبَغِيِّ " .
Yûnus b. Abdil-A'lâ bize haber verdi, dedi ki: İbn Vehb bize anlattı, dedi ki: Ma'rûf b. Süveyd el-Cüzâmî bize haber verdi ki: Ali b. Rabâh el-Lahmî ona anlatmış; o da Ebû Hüreyre'yi şöyle derken işitmiş: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: "Köpek bedeli (satış parası), kâhin ücreti ve fahişe kazancı helal değildir."
4294. Hadis
أَخْبَرَنَا شُعَيْبُ بْنُ يُوسُفَ، عَنْ يَحْيَى، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ يُوسُفَ، عَنِ السَّائِبِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " شَرُّ الْكَسْبِ مَهْرُ الْبَغِيِّ وَثَمَنُ الْكَلْبِ وَكَسْبُ الْحَجَّامِ " .
Şuayb b. Yûsuf bize haber verdi, Yahyâ'dan, Muhammed b. Yûsuf'tan, Sâib b. Yezîd'den, Râfi' b. Hadîc'den (nakledildiğine göre) Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kazancın en şerlisi (kötüsü); fahişenin mehri (zina ücreti), köpek bedeli (satış parası) ve hacamatçının kazancıdır."
4295. Hadis
أَخْبَرَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ الْحَسَنِ الْمِقْسَمِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنْ حَمَّادِ بْنِ سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنْ ثَمَنِ السِّنَّوْرِ وَالْكَلْبِ إِلاَّ كَلْبَ صَيْدٍ . قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ وَحَدِيثُ حَجَّاجٍ عَنْ حَمَّادِ بْنِ سَلَمَةَ لَيْسَ هُوَ بِصَحِيحٍ .
İbrâhîm b. el-Hasen el-Miksemî bana haber verdi, dedi ki: Haccâc b. Muhammed bize anlattı, Hammâd b. Seleme'den, Ebû'z-Zübeyr'den, Câbir'den (nakledildiğine göre): Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, av köpeği hariç, kedinin ve köpeğin bedelini (satış parasını) yasakladı. Ebû Abdurrahmân (en-Nesâî) dedi ki: Haccâc'ın Hammâd b. Seleme'den rivayet ettiği bu hadis sahih değildir.
4296. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ سَوَاءٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، عَنْ أَبِي مَالِكٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، أَنَّ رَجُلاً، أَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ لِي كِلاَبًا مُكَلَّبَةً فَأَفْتِنِي فِيهَا . قَالَ " مَا أَمْسَكَ عَلَيْكَ كِلاَبُكَ فَكُلْ " . قُلْتُ وَإِنْ قَتَلْنَ قَالَ " وَإِنْ قَتَلْنَ " . قَالَ أَفْتِنِي فِي قَوْسِي . قَالَ " مَا رَدَّ عَلَيْكَ سَهْمُكَ فَكُلْ " . قَالَ وَإِنْ تَغَيَّبَ عَلَىَّ قَالَ " وَإِنْ تَغَيَّبَ عَلَيْكَ مَا لَمْ تَجِدْ فِيهِ أَثَرَ سَهْمٍ غَيْرَ سَهْمِكَ أَوْ تَجِدْهُ قَدْ صَلَّ " . يَعْنِي قَدْ أَنْتَنَ . قَالَ ابْنُ سَوَاءٍ وَسَمِعْتُهُ مِنْ أَبِي مَالِكٍ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ الأَخْنَسِ عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ عَنْ أَبِيهِ عَنْ جَدِّهِ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم .
Amr b. Ali bize haber verdi, dedi ki: İbn Sevâ' bize anlattı, dedi ki: Saîd bize anlattı, Ebû Mâlik'ten, Amr b. Şuayb'dan, babasından, dedesinden (şöyle nakletti): Bir adam Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldi ve dedi ki: "Ey Allah'ın Resûlü! Benim eğitilmiş köpeklerim var; bunlar hakkında bana fetva ver." Buyurdu ki: "Köpeklerinin senin için tuttuklarını ye." Dedim ki: "Öldürseler bile mi?" Buyurdu ki: "Öldürseler bile." (Adam) dedi ki: "Bana yayım (okçuluk) hakkında fetva ver." Buyurdu ki: "Okunun sana geri döndürdüğü (vurduğu) şeyi ye." Dedim ki: "Ya (av vurulduktan sonra) gözümden kaybolursa?" Buyurdu ki: "Gözünden kaybolsa bile, üzerinde senin okundan başka bir okun izini bulmadığın sürece veya kokmuş (salla) olarak bulmadığın sürece ye." (Salla, kokmuş/çürümüş demektir.) İbn Sevâ' dedi ki: Ben bunu Ebû Mâlik Ubeydullah b. el-Ahnes'ten, o da Amr b. Şuayb'dan, o babasından, o dedesinden, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den işittim.
4297. Hadis
أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا حُسَيْنُ بْنُ عَلِيٍّ، عَنْ زَائِدَةَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَبَايَةَ بْنِ رِفَاعَةَ بْنِ رَافِعٍ، عَنْ رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ، قَالَ بَيْنَمَا نَحْنُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي ذِي الْحُلَيْفَةِ مِنْ تِهَامَةَ فَأَصَابُوا إِبِلاً وَغَنَمًا وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي أُخْرَيَاتِ الْقَوْمِ فَعَجَّلَ أَوَّلُهُمْ فَذَبَحُوا وَنَصَبُوا الْقُدُورَ فَدُفِعَ إِلَيْهِمْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَمَرَ بِالْقُدُورِ فَأُكْفِئَتْ ثُمَّ قَسَّمَ بَيْنَهُمْ فَعَدَلَ عَشْرًا مِنَ الشَّاءِ بِبَعِيرٍ فَبَيْنَمَا هُمْ كَذَلِكَ إِذْ نَدَّ بَعِيرٌ وَلَيْسَ فِي الْقَوْمِ إِلاَّ خَيْلٌ يَسِيرَةٌ فَطَلَبُوهُ فَأَعْيَاهُمْ فَرَمَاهُ رَجُلٌ بِسَهْمٍ فَحَبَسَهُ اللَّهُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ لِهَذِهِ الْبَهَائِمِ أَوَابِدَ كَأَوَابِدِ الْوَحْشِ فَمَا غَلَبَكُمْ مِنْهَا فَاصْنَعُوا بِهِ هَكَذَا " .
Ahmed b. Süleyman bize haber verdi, dedi ki: Hüseyin b. Ali bize anlattı, Zâide'den, Saîd b. Mesrûk'tan, Abâye b. Rifâa b. Râfi'den, Râfi' b. Hadîc'den (nakledildiğine göre) dedi ki: Biz Tihâme'nin Zülhuleyfe mevkiinde Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraberdik. (Sahâbîler ganimet olarak) develer ve koyunlar elde ettiler. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem topluluğun gerisindeydi. Öndekiler acele edip (hayvanları) kestiler ve tencereleri (ateşe) koydular. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onlara yetişti ve tencerelerin dökülmesini emretti; (tencereler) döküldü. Sonra (ganimeti) aralarında paylaştırdı; on koyunu bir deveye denk tuttu. Onlar bu haldelerken bir deve kaçtı. Toplulukta çok az at vardı. Onu kovaladılar ama (deve) onları yordu. Bunun üzerine bir adam ona ok attı ve Allah onu (olduğu yerde) durdurdu. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Şüphesiz bu hayvanların da vahşi hayvanlar gibi ürküp kaçanları vardır. Onlardan size galip gelip (kaçan) olursa ona böyle yapın."
4298. Hadis
أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَاصِمٌ الأَحْوَلُ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ، قَالَ سَأَلْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الصَّيْدِ فَقَالَ " إِذَا رَمَيْتَ سَهْمَكَ فَاذْكُرِ اسْمَ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ فَإِنْ وَجَدْتَهُ قَدْ قُتِلَ فَكُلْ إِلاَّ أَنْ تَجِدَهُ قَدْ وَقَعَ فِي مَاءٍ وَلاَ تَدْرِي الْمَاءُ قَتَلَهُ أَوْ سَهْمُكَ " .
Ahmed b. Menî' bize haber verdi, dedi ki: Abdullah b. el-Mübarek bize anlattı, dedi ki: Âsım el-Ahvel bana haber verdi, Şa'bî'den, Adiyy b. Hâtim'den (nakledildiğine göre) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e avlanmayı sordum. Buyurdu ki: "Okunu attığın zaman Allah Azze ve Celle'nin ismini an. Eğer onu öldürülmüş olarak bulursan ye. Ancak onu suya düşmüş olarak bulursan (yeme); çünkü onu suyun mu yoksa okunun mu öldürdüğünü bilemezsin."
4299. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ يَحْيَى بْنِ الْحَارِثِ، قَالَ حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ أَبِي شُعَيْبٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ أَعْيَنَ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ سُلَيْمَانَ، عَنْ عَامِرٍ الشَّعْبِيِّ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ، أَنَّهُ سَأَلَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الصَّيْدِ فَقَالَ " إِذَا أَرْسَلْتَ سَهْمَكَ وَكَلْبَكَ وَذَكَرْتَ اسْمَ اللَّهِ فَقَتَلَ سَهْمُكَ فَكُلْ " . قَالَ فَإِنْ بَاتَ عَنِّي لَيْلَةً يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ " إِنْ وَجَدْتَ سَهْمَكَ وَلَمْ تَجِدْ فِيهِ أَثَرَ شَىْءٍ غَيْرَهُ فَكُلْ وَإِنْ وَقَعَ فِي الْمَاءِ فَلاَ تَأْكُلْ " .
Amr b. Yahyâ b. el-Hâris bize haber verdi, dedi ki: Ahmed b. Ebî Şuayb bize anlattı, dedi ki: Mûsâ b. A'yen bize anlattı, Ma'mer'den, Âsım b. Süleymân'dan, Âmir eş-Şa'bî'den, Adiyy b. Hâtim'den (nakledildiğine göre) o Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e avlanmayı sordu. Buyurdu ki: "Okunu ve köpeğini gönderdiğin, Allah'ın ismini andığın zaman, okun (avı) öldürürse ye." Dedim ki: "(Av) benden bir gece kaybolursa (ne yapayım) ey Allah'ın Resûlü?" Buyurdu ki: "Okunu bulursan ve (avın) üzerinde ondan başka bir şeyin izini bulmazsan ye. Eğer suya düşerse yeme."
4300. Hadis
أَخْبَرَنَا زِيَادُ بْنُ أَيُّوبَ، قَالَ حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، قَالَ أَنْبَأَنَا أَبُو بِشْرٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ، قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا أَهْلُ الصَّيْدِ وَإِنَّ أَحَدَنَا يَرْمِي الصَّيْدَ فَيَغِيبُ عَنْهُ اللَّيْلَةَ وَاللَّيْلَتَيْنِ فَيَبْتَغِي الأَثَرَ فَيَجِدُهُ مَيِّتًا وَسَهْمُهُ فِيهِ . قَالَ " إِذَا وَجَدْتَ السَّهْمَ فِيهِ وَلَمْ تَجِدْ فِيهِ أَثَرَ سَبُعٍ وَعَلِمْتَ أَنَّ سَهْمَكَ قَتَلَهُ فَكُلْ " .
Ziyâd b. Eyyûb bize haber verdi, dedi ki: Hüşeym bize anlattı, dedi ki: Ebû Bişr bize haber verdi, Saîd b. Cübeyr'den, Adiyy b. Hâtim'den (nakledildiğine göre) dedi ki: "Ey Allah'ın Resûlü! Biz avcılık yapan bir topluluğuz. Bizden biri avı vurur, (av) ondan bir veya iki gece kaybolur. Sonra izini sürer ve okunu üzerinde olduğu halde ölü olarak bulur (ne yapsın?)" Buyurdu ki: "Okunu üzerinde bulduğunda, (avda) yırtıcı hayvan izi bulmazsan ve okunun onu öldürdüğünü bilirsen ye."
4301. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، وَإِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ أَبِي بِشْرٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا رَأَيْتَ سَهْمَكَ فِيهِ وَلَمْ تَرَ فِيهِ أَثَرًا غَيْرَهُ وَعَلِمْتَ أَنَّهُ قَتَلَهُ فَكُلْ " .
Muhammed b. Abdil-A'lâ ve İsmâîl b. Mes'ûd bize haber verdiler, dediler ki: Hâlid bize anlattı, Şu'be'den, Ebû Bişr'den, Saîd b. Cübeyr'den, Adiyy b. Hâtim'den (nakledildiğine göre) Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Okunu onun üzerinde görürsen, onda (okundan) başka bir iz görmezsen ve onu (okunun) öldürdüğünü bilirsen ye."
4302. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ مَيْسَرَةَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ، قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَرْمِي الصَّيْدَ فَأَطْلُبُ أَثَرَهُ بَعْدَ لَيْلَةٍ . قَالَ " إِذَا وَجَدْتَ فِيهِ سَهْمَكَ وَلَمْ يَأْكُلْ مِنْهُ سَبُعٌ فَكُلْ " .
Muhammed b. Abdil-A'lâ bize haber verdi, dedi ki: Hâlid bize anlattı, dedi ki: Şu'be bize anlattı, Abdülmelik b. Meysere'den, Saîd b. Cübeyr'den, Adiyy b. Hâtim'den (nakledildiğine göre) dedi ki: Dedim ki: "Ey Allah'ın Resûlü! Avı vuruyorum, sonra bir gece geçtikten sonra izini arıyorum (ve buluyorum)." Buyurdu ki: "Eğer üzerinde okunu bulursan ve yırtıcı hayvan ondan yememişse ye."
4303. Hadis
أَخْبَرَنِي أَحْمَدُ بْنُ خَالِدٍ الْخَلاَّلُ، قَالَ حَدَّثَنَا مَعْنٌ، قَالَ أَنْبَأَنَا مُعَاوِيَةُ، - وَهُوَ ابْنُ صَالِحٍ - عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ جُبَيْرِ بْنِ نُفَيْرٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي ثَعْلَبَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي الَّذِي يُدْرِكُ صَيْدَهُ بَعْدَ ثَلاَثٍ فَلْيَأْكُلْهُ إِلاَّ أَنْ يُنْتِنَ .
Ahmed b. Hâlid el-Hallâl bana haber verdi, dedi ki: Ma'n bize anlattı, dedi ki: Muâviye -ki o İbn Sâlih'tir- bize haber verdi, Abdurrahmân b. Cübeyr b. Nüfeyr'den, babasından, Ebû Sa'lebe'den, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den (nakledildiğine göre): Avına üç gün sonra ulaşan kimse hakkında şöyle buyurdu: "Kokmadığı sürece onu yesin."
4304. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ سِمَاكٍ، قَالَ سَمِعْتُ مُرِّيَّ بْنَ قَطَرِيٍّ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ، قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أُرْسِلُ كَلْبِي فَيَأْخُذُ الصَّيْدَ وَلاَ أَجِدُ مَا أُذَكِّيهِ بِهِ فَأُذَكِّيهِ بِالْمَرْوَةِ وَالْعَصَا . قَالَ " أَهْرِقِ الدَّمَ بِمَا شِئْتَ وَاذْكُرِ اسْمَ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ " .
Muhammed b. Abdil-A'lâ bize haber verdi, dedi ki: Hâlid bize anlattı, Şu'be'den, Simâk'tan, dedi ki: Mürrî b. Katarî'den işittim, Adiyy b. Hâtim'den, dedi ki: Dedim ki: "Ey Allah'ın Resûlü! Köpeğimi gönderiyorum, avı yakalıyor ama onu kesecek bir şey (bıçak) bulamıyorum; ben de onu keskin taş (merve) ve değnekle kesiyorum (ne dersin?)" Buyurdu ki: "Dilediğin şeyle kanı akıt ve Allah Azze ve Celle'nin ismini an."
4305. Hadis
أَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ قُدَامَةَ، عَنْ جَرِيرٍ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ هَمَّامٍ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ، قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي أُرْسِلُ الْكِلاَبَ الْمُعَلَّمَةَ فَتُمْسِكُ عَلَىَّ فَآكُلُ مِنْهُ قَالَ " إِذَا أَرْسَلْتَ الْكِلاَبَ - يَعْنِي الْمُعَلَّمَةَ - وَذَكَرْتَ اسْمَ اللَّهِ فَأَمْسَكْنَ عَلَيْكَ فَكُلْ " . قُلْتُ وَإِنْ قَتَلْنَ قَالَ " وَإِنْ قَتَلْنَ مَا لَمْ يَشْرَكْهَا كَلْبٌ لَيْسَ مِنْهَا " . قُلْتُ وَإِنِّي أَرْمِي الصَّيْدَ بِالْمِعْرَاضِ فَأُصِيبُ فَآكُلُ قَالَ " إِذَا رَمَيْتَ بِالْمِعْرَاضِ وَسَمَّيْتَ فَخَزَقَ فَكُلْ وَإِذَا أَصَابَ بِعَرْضِهِ فَلاَ تَأْكُلْ " .
Muhammed b. Kudâme bana haber verdi, Cerîr'den, Mansûr'dan, İbrâhîm'den, Hemmâm'dan, Adiyy b. Hâtim'den (nakledildiğine göre) dedi ki: Dedim ki: "Ey Allah'ın Resûlü! Ben eğitilmiş köpekleri gönderiyorum, benim için tutuyorlar; ondan yiyebilir miyim?" Buyurdu ki: "Köpekleri -yani eğitilmiş olanları- gönderip Allah'ın adını andığın zaman, senin için tutarlarsa ye." Dedim ki: "Öldürseler bile mi?" Buyurdu ki: "Onlara kendilerinden olmayan başka bir köpek ortak olmadığı sürece, öldürseler bile (ye)." Dedim ki: "Avı mi'râd ile vuruyorum, isabet ettiriyorum, yiyebilir miyim?" Buyurdu ki: "Mi'râd ile atıp besmele çektiğinde (avı) delip geçerse ye. Eğer enli tarafıyla isabet ederse yeme."
4306. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي السَّفَرِ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، قَالَ سَمِعْتُ عَدِيَّ بْنَ حَاتِمٍ، قَالَ سَأَلْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْمِعْرَاضِ فَقَالَ " إِذَا أَصَابَ بِحَدِّهِ فَكُلْ وَإِذَا أَصَابَ بِعَرْضِهِ فَقُتِلَ فَإِنَّهُ وَقِيذٌ فَلاَ تَأْكُلْ " .
Amr b. Ali bize haber verdi, dedi ki: Muhammed b. Ca'fer bize anlattı, dedi ki: Şu'be bize anlattı, dedi ki: Abdullah b. Ebî's-Sefer bize anlattı, Şa'bî'den, dedi ki: Adiyy b. Hâtim'i şöyle derken işittim: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e mi'râdı sordum. Buyurdu ki: "Eğer keskin tarafıyla isabet ederse ye. Eğer enli tarafıyla isabet edip öldürürse, o 'vakîz'dir (vurularak ölmüştür); yeme."
4307. Hadis
أَخْبَرَنَا الْحُسَيْنُ بْنُ مُحَمَّدٍ الذَّارِعُ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو مِحْصَنٍ، قَالَ حَدَّثَنَا حُصَيْنٌ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ، قَالَ سَأَلْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ صَيْدِ الْمِعْرَاضِ فَقَالَ " إِذَا أَصَابَ بِحَدِّهِ فَكُلْ وَإِذَا أَصَابَ بِعَرْضِهِ فَلاَ تَأْكُلْ " .
el-Hüseyin b. Muhammed ez-Zâri' bize haber verdi, dedi ki: Ebû Mihsan bize anlattı, dedi ki: Husayn bize anlattı, Şa'bî'den, Adiyy b. Hâtim'den (nakledildiğine göre) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e mi'râd ile avlanmayı sordum. Buyurdu ki: "Eğer keskin tarafıyla isabet ederse ye. Eğer enli tarafıyla isabet ederse yeme."
4308. Hadis
أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، وَغَيْرُهُ، عَنْ زَكَرِيَّا، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ، قَالَ سَأَلْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ صَيْدِ الْمِعْرَاضِ فَقَالَ " مَا أَصَبْتَ بِحَدِّهِ فَكُلْ وَمَا أَصَابَ بِعَرْضِهِ فَهُوَ وَقِيذٌ " .
Ali b. Hucr bize haber verdi, dedi ki: Îsâ b. Yûnus ve başkası bize haber verdi, Zekeriyyâ'dan, Şa'bî'den, Adiyy b. Hâtim'den (nakledildiğine göre) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e mi'râd ile avlanmayı sordum. Buyurdu ki: "Keskin tarafıyla isabet ettirdiğini ye. Enli tarafıyla isabet ettirdiği ise 'vakîz'dir (vurularak öldürülmüştür)."
4309. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ أَبِي مُوسَى، ح وَأَنْبَأَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي مُوسَى، عَنْ وَهْبِ بْنِ مُنَبِّهٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ سَكَنَ الْبَادِيَةَ جَفَا وَمَنِ اتَّبَعَ الصَّيْدَ غَفُلَ وَمَنِ اتَّبَعَ السُّلْطَانَ افْتُتِنَ " . وَاللَّفْظُ لاِبْنِ الْمُثَنَّى .
İshak b. İbrahim bize haber verdi, dedi ki: Abdurrahmân bize haber verdi, Süfyân'dan, Ebû Mûsâ'dan. (H) Ve Muhammed b. el-Müsennâ bize haber verdi, Abdurrahmân'dan, dedi ki: Süfyân bize anlattı, Ebû Mûsâ'dan, Vehb b. Münebbih'ten, İbn Abbâs'tan, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den (nakledildiğine göre) şöyle buyurdu: "Çölde yaşayan kabalaşır. Av peşine düşen gâfil olur. Sultanın kapısına giden fitneye düşer." (Bu) lafız, İbn el-Müsennâ'ya aittir.
4310. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَعْمَرٍ الْبَحْرَانِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا حَبَّانُ، - وَهُوَ ابْنُ هِلاَلٍ قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنْ مُوسَى بْنِ طَلْحَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ جَاءَ أَعْرَابِيٌّ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِأَرْنَبٍ قَدْ شَوَاهَا فَوَضَعَهَا بَيْنَ يَدَيْهِ فَأَمْسَكَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَلَمْ يَأْكُلْ وَأَمَرَ الْقَوْمَ أَنْ يَأْكُلُوا وَأَمْسَكَ الأَعْرَابِيُّ فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَا يَمْنَعُكَ أَنْ تَأْكُلَ " . قَالَ إِنِّي أَصُومُ ثَلاَثَةَ أَيَّامٍ مِنْ كُلِّ شَهْرٍ . قَالَ " إِنْ كُنْتَ صَائِمًا فَصُمِ الْغُرَّ " .
Muhammed b. Ma'mer el-Bahrânî bize haber verdi, dedi ki: Habbân -ki o İbn Hilâl'dir- bize anlattı, dedi ki: Ebû Avâne bize anlattı, Abdülmelik b. Umeyr'den, Mûsâ b. Talha'dan, Ebû Hüreyre'den (nakledildiğine göre) dedi ki: Bir bedevi Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e kızartılmış bir tavşan getirdi ve önüne koydu. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem elini çekti ve yemedi. Topluluğa yemelerini emretti. Bedevi de elini çekti (yemedi). Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona: "Seni yemekten alıkoyan nedir?" dedi. O da: "Ben her aydan üç gün oruç tutarım," dedi. Buyurdu ki: "(Eğer) oruç tutacaksan, eyyâm-ı bîz'de (ayın en parlak olduğu 13, 14 ve 15. günlerinde) tut."
4311. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ حَكِيمِ بْنِ جُبَيْرٍ، وَعَمْرِو بْنِ عُثْمَانَ، وَمُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ مُوسَى بْنِ طَلْحَةَ، عَنِ ابْنِ الْحَوْتَكِيَّةِ، قَالَ قَالَ عُمَرُ رضى الله عنه مَنْ حَاضِرُنَا يَوْمَ الْقَاحَةِ قَالَ قَالَ أَبُو ذَرٍّ أَنَا أُتِيَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِأَرْنَبٍ فَقَالَ الرَّجُلُ الَّذِي جَاءَ بِهَا إِنِّي رَأَيْتُهَا تَدْمَى . فَكَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم لَمْ يَأْكُلْ ثُمَّ إِنَّهُ قَالَ " كُلُوا " . فَقَالَ رَجُلٌ إِنِّي صَائِمٌ . قَالَ " وَمَا صَوْمُكَ " . قَالَ مِنْ كُلِّ شَهْرٍ ثَلاَثَةُ أَيَّامٍ . قَالَ " فَأَيْنَ أَنْتَ عَنِ الْبِيضِ الْغُرِّ ثَلاَثَ عَشْرَةَ وَأَرْبَعَ عَشْرَةَ وَخَمْسَ عَشْرَةَ " .
Muhammed b. Mansûr bize haber verdi, dedi ki: Süfyân bize anlattı, Hakîm b. Cübeyr'den, Amr b. Osman'dan ve Muhammed b. Abdirrahman'dan, Mûsâ b. Talha'dan, İbnü'l-Havtekıyye'den, dedi ki: Ömer radıyallahu anh: "Kaha günü kim yanımızdaydı?" dedi. Ebû Zerr dedi ki: "Ben (oradaydım)." (Şöyle anlattı): Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e bir tavşan getirildi. Onu getiren adam: "Ben onun kanadığını (hayız görür gibi kan geldiğini) gördüm," dedi. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem (tiksindiği için) onu yemedi. Sonra (sahâbîlere): "Yiyin," buyurdu. Bir adam: "Ben oruçluyum," dedi. (Resûlullah): "Orucun nedir (hangi günlerdir)?" dedi. Adam: "Her aydan üç gündür," dedi. (Resûlullah) buyurdu ki: "Parlak beyaz günler olan (ayın) on üç, on dört ve on beşinden nerede kaldın (neden o günleri tutmadın)?"
4312. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ هِشَامٍ، - وَهُوَ ابْنُ زَيْدٍ - قَالَ سَمِعْتُ أَنَسًا، يَقُولُ أَنْفَجْنَا أَرْنَبًا بِمَرِّ الظَّهْرَانِ فَأَخَذْتُهَا فَجِئْتُ بِهَا إِلَى أَبِي طَلْحَةَ فَذَبَحَهَا فَبَعَثَنِي بِفَخِذَيْهَا وَوَرِكَيْهَا إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَبِلَهُ .
İsmâîl b. Mes'ûd bize haber verdi, dedi ki: Hâlid bize anlattı, Şu'be'den, Hişâm -ki o İbn Zeyd'dir- 'den, dedi ki: Enes'i şöyle derken işittim: "Merru'z-Zahrân'da bir tavşan kaldırdık (ürkütüp kaçırdık). Onu yakaladım ve Ebû Talha'ya getirdim. O da onu kesti ve beni onun iki budu ile kalçalarını (butlarını) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e gönderdi; o da bunu kabul etti."
4313. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا حَفْصٌ، عَنْ عَاصِمٍ، وَدَاوُدَ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنِ ابْنِ صَفْوَانَ، قَالَ أَصَبْتُ أَرْنَبَيْنِ فَلَمْ أَجِدْ مَا أُذَكِّيهِمَا بِهِ فَذَكَّيْتُهُمَا بِمَرْوَةٍ فَسَأَلْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم عَنْ ذَلِكَ فَأَمَرَنِي بِأَكْلِهِمَا .
Kuteybe bize haber verdi, dedi ki: Hafs bize anlattı, Âsım ve Dâvûd'dan, Şa'bî'den, İbn Safvân'dan (nakledildiğine göre) dedi ki: "İki tavşan yakaladım ama onları kesecek bir şey (bıçak) bulamadım. Ben de onları keskin bir taşla kestim. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e bunu sordum; o da bana onları yememi emretti."
4314. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا مَالِكٌ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ عَلَى الْمِنْبَرِ سُئِلَ عَنِ الضَّبِّ فَقَالَ " لاَ آكُلُهُ وَلاَ أُحَرِّمُهُ " .
Kuteybe bize haber verdi, dedi ki: Mâlik bize anlattı, Abdullah b. Dînâr'dan, İbn Ömer'den (nakledildiğine göre): Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem minberde iken kendisine keler (dabb) soruldu. Buyurdu ki: "Ben onu yemem, ama haram da kılmam."
4315. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ نَافِعٍ، وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَجُلاً، قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا تَرَى فِي الضَّبِّ قَالَ " لَسْتُ بِآكِلِهِ وَلاَ مُحَرِّمِهِ " .
Kuteybe bize haber verdi, Mâlik'ten, Nâfi' ve Abdullah b. Dînâr'dan, İbn Ömer'den (nakledildiğine göre): Bir adam: "Ey Allah'ın Resûlü! Keler hakkında ne dersin?" dedi. Buyurdu ki: "Ben onu yiyen biri değilim ama haram da kılmam."
4316. Hadis
أَخْبَرَنَا كَثِيرُ بْنُ عُبَيْدٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ حَرْبٍ، عَنِ الزُّبَيْدِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي الزُّهْرِيُّ، عَنْ أَبِي أُمَامَةَ بْنِ سَهْلٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبَّاسٍ، عَنْ خَالِدِ بْنِ الْوَلِيدِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أُتِيَ بِضَبٍّ مَشْوِيٍّ فَقُرِّبَ إِلَيْهِ فَأَهْوَى إِلَيْهِ بِيَدِهِ لِيَأْكُلَ مِنْهُ قَالَ لَهُ مَنْ حَضَرَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّهُ لَحْمُ ضَبٍّ . فَرَفَعَ يَدَهُ عَنْهُ فَقَالَ لَهُ خَالِدُ بْنُ الْوَلِيدِ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَحَرَامٌ الضَّبُّ قَالَ " لاَ وَلَكِنْ لَمْ يَكُنْ بِأَرْضِ قَوْمِي فَأَجِدُنِي أَعَافُهُ " . فَأَهْوَى خَالِدٌ إِلَى الضَّبِّ فَأَكَلَ مِنْهُ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَنْظُرُ .
Kesîr b. Ubeyd bize haber verdi, Muhammed b. Harb'den, Zübeydî'den, dedi ki: Zührî bana haber verdi, Ebû Umâme b. Sehl'den, Abdullah b. Abbâs'tan, Hâlid b. el-Velîd'den (nakledildiğine göre): Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e kızartılmış bir keler getirildi ve (sofrasına) yaklaştırıldı. Yemek için elini ona doğru uzattı. Orada bulunanlar ona: "Ey Allah'ın Resûlü! O keler etidir," dediler. Bunun üzerine elini ondan çekti. Hâlid b. el-Velîd ona: "Ey Allah'ın Resûlü! Keler haram mıdır?" dedi. Buyurdu ki: "Hayır. Fakat o kavmimin arazisinde bulunmazdı, bu yüzden kendimi ondan tiksinir buluyorum (yiyemiyorum)." Bunun üzerine Hâlid kelere uzandı ve ondan yedi; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem de (ona) bakıyordu.
4317. Hadis
أَخْبَرَنَا أَبُو دَاوُدَ، قَالَ حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ صَالِحٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي أُمَامَةَ بْنِ سَهْلٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّهُ أَخْبَرَهُ أَنَّ خَالِدَ بْنَ الْوَلِيدِ أَخْبَرَهُ أَنَّهُ، دَخَلَ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى مَيْمُونَةَ بِنْتِ الْحَارِثِ - وَهِيَ خَالَتُهُ - فَقُدِّمَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَحْمُ ضَبٍّ - وَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لاَ يَأْكُلُ شَيْئًا حَتَّى يَعْلَمَ مَا هُوَ - فَقَالَ بَعْضُ النِّسْوَةِ أَلاَ تُخْبِرْنَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَا يَأْكُلُ فَأَخْبَرَتْهُ أَنَّهُ لَحْمُ ضَبٍّ فَتَرَكَهُ قَالَ خَالِدٌ سَأَلْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَحَرَامٌ هُوَ قَالَ " لاَ وَلَكِنَّهُ طَعَامٌ لَيْسَ فِي أَرْضِ قَوْمِي فَأَجِدُنِي أَعَافُهُ " . قَالَ خَالِدٌ فَاجْتَرَرْتُهُ إِلَىَّ فَأَكَلْتُهُ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَنْظُرُ . وَحَدَّثَهُ ابْنُ الأَصَمِّ عَنْ مَيْمُونَةَ وَكَانَ فِي حَجْرِهَا .
Ebû Dâvûd bize haber verdi, dedi ki: Ya'kûb b. İbrahim bize anlattı, dedi ki: Babam bize anlattı, Sâlih'ten, İbn Şihâb'dan, Ebû Umâme b. Sehl'den, İbn Abbâs'tan, ona da Hâlid b. el-Velîd'in haber verdiğine göre: O (Hâlid), Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte -teyzeleri olan- Meymûne bint el-Hâris'in yanına girdi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e keler eti takdim edildi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ne olduğunu bilmeden bir şey yemezdi. (Oradaki) kadınlardan bazıları: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e ne yediğini haber vermeyecek misiniz?" dediler. (Meymûne) ona bunun keler eti olduğunu haber verdi. Bunun üzerine (Resûlullah) onu bıraktı (yemedi). Hâlid dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e: 'O haram mıdır?' diye sordum. Buyurdu ki: 'Hayır. Ancak o kavmimin arazisinde bulunmayan bir yiyecektir, bu yüzden kendimi ondan tiksinir buluyorum.'" Hâlid dedi ki: "Bunun üzerine onu kendime doğru çektim ve yedim; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem de bakıyordu." (Râvi dedi ki): Bunu İbnu'l-Esamm da -kendisinin himayesinde olduğu- Meymûne'den rivayet etmiştir.
4318. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي بِشْرٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ أَهْدَتْ خَالَتِي إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَقِطًا وَسَمْنًا وَأَضُبًّا فَأَكَلَ مِنَ الأَقِطِ وَالسَّمْنِ وَتَرَكَ الأَضُبَّ تَقَذُّرًا وَأُكِلَ عَلَى مَائِدَةِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَلَوْ كَانَ حَرَامًا مَا أُكِلَ عَلَى مَائِدَةِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم .
İsmâîl b. Mes'ûd bize haber verdi, dedi ki: Hâlid bize anlattı, dedi ki: Şu'be bize anlattı, Ebû Bişr'den, Saîd b. Cübeyr'den, İbn Abbâs'tan, dedi ki: "Teyzem Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e keş (kurutulmuş yoğurt), sadeyağ ve kelerler hediye etti. (Resûlullah) keş ve sadeyağdan yedi ama kelerleri tiksindiği için bıraktı. (Fakat kelerler) Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in sofrasında yendi. Eğer haram olsaydı Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in sofrasında yenmezdi."
4319. Hadis
أَخْبَرَنَا زِيَادُ بْنُ أَيُّوبَ، قَالَ حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، قَالَ أَنْبَأَنَا أَبُو بِشْرٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّهُ سُئِلَ عَنْ أَكْلِ الضِّبَابِ، فَقَالَ أَهْدَتْ أُمُّ حُفَيْدٍ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم سَمْنًا وَأَقِطًا وَأَضُبًّا فَأَكَلَ مِنَ السَّمْنِ وَالأَقِطِ وَتَرَكَ الضِّبَابَ تَقَذُّرًا لَهُنَّ فَلَوْ كَانَ حَرَامًا مَا أُكِلَ عَلَى مَائِدَةِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَلاَ أَمَرَ بِأَكْلِهِنَّ .
Ziyâd b. Eyyûb bize haber verdi, dedi ki: Hüşeym bize anlattı, dedi ki: Ebû Bişr bize haber verdi, Saîd b. Cübeyr'den, İbn Abbâs'tan, kendisine kelerlerin yenmesi sorulduğunda dedi ki: "Ümmü Hufeyd, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e sadeyağ, keş (kurutulmuş yoğurt) ve kelerler hediye etti. (Resûlullah) sadeyağ ve keşten yedi ama tiksindiği için kelerleri bıraktı. Eğer haram olsaydı, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in sofrasında yenmezdi; (ayrıca) o, yenmesini emretmezdi."
4320. Hadis
أَخْبَرَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ مَنْصُورٍ الْبَلْخِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، سَلاَّمُ بْنُ سُلَيْمٍ عَنْ حُصَيْنٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ وَهْبٍ، عَنْ ثَابِتِ بْنِ يَزِيدَ الأَنْصَارِيِّ، قَالَ كُنَّا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي سَفَرٍ فَنَزَلْنَا مَنْزِلاً فَأَصَابَ النَّاسُ ضِبَابًا فَأَخَذْتُ ضَبًّا فَشَوَيْتُهُ ثُمَّ أَتَيْتُ بِهِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَأَخَذَ عُودًا يَعُدُّ بِهِ أَصَابِعَهُ ثُمَّ قَالَ " إِنَّ أُمَّةً مِنْ بَنِي إِسْرَائِيلَ مُسِخَتْ دَوَابَّ فِي الأَرْضِ وَإِنِّي لاَ أَدْرِي أَىُّ الدَّوَابِّ هِيَ " . قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ النَّاسَ قَدْ أَكَلُوا مِنْهَا - قَالَ - فَمَا أَمَرَ بِأَكْلِهَا وَلاَ نَهَى .
Süleyman b. Mansûr el-Belhî bize haber verdi, dedi ki: Ebû'l-Ahvas Sellâm b. Süleym bize anlattı, Husayn'dan, Zeyd b. Vehb'den, Sâbit b. Yezîd el-Ensârî'den, dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte bir yolculuktaydık. Bir yerde konakladık. İnsanlar keler avladılar. Ben de bir keler yakaladım, onu kızarttım ve sonra Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e getirdim. (Resûlullah) eline bir değnek aldı ve onunla (kelerin) parmaklarını saymaya başladı. Sonra buyurdu ki: "Şüphesiz İsrailoğullarından bir topluluk yeryüzündeki hayvanlara dönüştürüldü (mesh edildi). Ben bunların hangi hayvanlar olduğunu bilmiyorum." Dedim ki: "Ey Allah'ın Resûlü! İnsanlar ondan yediler." (Râvi) dedi ki: (Resûlullah) ne yenmesini emretti ne de yasakladı.
4321. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ يَزِيدَ، قَالَ حَدَّثَنَا بَهْزُ بْنُ أَسَدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنِي عَدِيُّ بْنُ ثَابِتٍ، قَالَ سَمِعْتُ زَيْدَ بْنَ وَهْبٍ، يُحَدِّثُ عَنْ ثَابِتِ بْنِ وَدِيعَةَ، قَالَ جَاءَ رَجُلٌ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِضَبٍّ فَجَعَلَ يَنْظُرُ إِلَيْهِ وَيُقَلِّبُهُ وَقَالَ " إِنَّ أُمَّةً مُسِخَتْ لاَ يُدْرَى مَا فَعَلَتْ وَإِنِّي لاَ أَدْرِي لَعَلَّ هَذَا مِنْهَا " .
Amr b. Yezîd bize haber verdi, dedi ki: Behz b. Esed bize anlattı, dedi ki: Şu'be bize anlattı, dedi ki: Adiyy b. Sâbit bana anlattı, dedi ki: Zeyd b. Vehb'in Sâbit b. Vedîa'dan (şöyle rivayet ederken) işittim: Bir adam Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e bir keler getirdi. (Resûlullah) ona bakmaya ve çevirmeye başladı, sonra şöyle buyurdu: "Şüphesiz bir topluluk (mesh edilerek hayvan şekline) dönüştürüldü. (Onların) akıbetleri ne oldu bilinmiyor. Bilmiyorum, belki de bu ondandır."
4322. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الْحَكَمِ، عَنْ زَيْدِ بْنِ وَهْبٍ، عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ، عَنْ ثَابِتِ بْنِ وَدِيعَةَ، أَنَّ رَجُلاً، أَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم بِضَبٍّ فَقَالَ " إِنَّ أُمَّةً مُسِخَتْ وَاللَّهُ أَعْلَمُ " .
Amr b. Ali bize haber verdi, dedi ki: Abdurrahmân bize anlattı, dedi ki: Şu'be bize anlattı, Hakem'den, Zeyd b. Vehb'den, Berâ' b. Âzib'den, Sâbit b. Vedîa'dan (nakledildiğine göre): Bir adam Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e bir keler getirdi. (Resûlullah) buyurdu ki: "Şüphesiz bir topluluk (hayvan şekline) dönüştürüldü. (Doğrusunu) Allah en iyi bilir."
4323. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ حَدَّثَنِي ابْنُ جُرَيْجٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُبَيْدِ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنِ ابْنِ أَبِي عَمَّارٍ، قَالَ سَأَلْتُ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ عَنِ الضَّبُعِ، فَأَمَرَنِي بِأَكْلِهَا فَقُلْتُ أَصَيْدٌ هِيَ قَالَ نَعَمْ . قُلْتُ أَسَمِعْتَهُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ نَعَمْ .
Muhammed b. Mansûr bize haber verdi, dedi ki: Süfyân bize anlattı, dedi ki: İbn Cüreyc bana anlattı, Abdullah b. Ubeyd b. Umeyr'den, İbn Ebî Ammâr'dan, dedi ki: Câbir b. Abdillah'a sırtlan(ı yemeyi) sordum. Bana onu yememi emretti. "O av hayvanı mıdır?" dedim. "Evet," dedi. "Bunu Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den mi işittin?" dedim. "Evet," dedi.
4324. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، قَالَ حَدَّثَنَا مَالِكٌ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ أَبِي حَكِيمٍ، عَنْ عَبِيدَةَ بْنِ سُفْيَانَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " كُلُّ ذِي نَابٍ مِنَ السِّبَاعِ فَأَكْلُهُ حَرَامٌ " .
İshak b. Mansûr bize haber verdi, dedi ki: Abdurrahmân bize anlattı, dedi ki: Mâlik bize anlattı, İsmâîl b. Ebî Hakîm'den, Abîde b. Süfyân'dan, Ebû Hüreyre'den, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den (nakledildiğine göre) şöyle buyurdu: "Yırtıcı hayvanlardan her köpek dişi (azı dişi) olanı yemek haramdır."
4325. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، عَنْ سُفْيَانَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَبِي إِدْرِيسَ، عَنْ أَبِي ثَعْلَبَةَ الْخُشَنِيِّ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنْ أَكْلِ كُلِّ ذِي نَابٍ مِنَ السِّبَاعِ .
İshak b. Mansûr ve Muhammed b. el-Müsennâ bize haber verdi, Süfyân'dan, Zührî'den, Ebû İdrîs'ten, Ebû Sa'lebe el-Huşenî'den (nakledildiğine göre): Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, yırtıcı hayvanlardan her köpek dişi (azı dişi) olanın yenmesini yasakladı.
4326. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عُثْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا بَقِيَّةُ، عَنْ بَحِيرٍ، عَنْ خَالِدٍ، عَنْ جُبَيْرِ بْنِ نُفَيْرٍ، عَنْ أَبِي ثَعْلَبَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ تَحِلُّ النُّهْبَى وَلاَ يَحِلُّ مِنَ السِّبَاعِ كُلُّ ذِي نَابٍ وَلاَ تَحِلُّ الْمُجْثَّمَةُ " .
Amr b. Osman bize haber verdi, dedi ki: Bakıyye bize anlattı, Bahîr'den, Hâlid'den, Cübeyr b. Nüfeyr'den, Ebû Sa'lebe'den (nakledildiğine göre) Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Yağmalanan mal (nühbâ) helal değildir. Yırtıcı hayvanlardan her köpek dişi (azı dişi) olan helal değildir. Mücesseme (hedef tahtası yapılıp öldürülen hayvan) de helal değildir."
4327. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، وَأَحْمَدُ بْنُ عَبْدَةَ، قَالاَ حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ عَمْرٍو، - وَهُوَ ابْنُ دِينَارٍ - عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَلِيٍّ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ نَهَى - وَذَكَرَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم - يَوْمَ خَيْبَرَ عَنْ لُحُومِ الْحُمُرِ وَأَذِنَ فِي الْخَيْلِ .
Kuteybe ve Ahmed b. Abde bize haber verdiler, dediler ki: Hammâd bize anlattı, Amr -ki o İbn Dînâr'dır- 'dan, Muhammed b. Ali'den, Câbir'den (nakledildiğine göre) dedi ki: Hayber günü Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem -adını zikrederek- (evcil) eşek etlerini yasakladı ve at (eti) konusunda izin verdi.
4328. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ أَطْعَمَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لُحُومَ الْخَيْلِ وَنَهَانَا عَنْ لُحُومِ الْحُمُرِ .
Kuteybe bize haber verdi, dedi ki: Süfyân bize anlattı, Amr'dan, Câbir'den (nakledildiğine göre) dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize at eti yedirdi ve bizi (evcil) eşek etinden nehyetti."
4329. Hadis
أَخْبَرَنَا الْحُسَيْنُ بْنُ حُرَيْثٍ، قَالَ حَدَّثَنَا الْفَضْلُ بْنُ مُوسَى، عَنِ الْحُسَيْنِ، - وَهُوَ ابْنُ وَاقِدٍ - عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، وَعَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنْ جَابِرٍ، وَعَنِ ابْنِ أَبِي نَجِيحٍ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ أَطْعَمَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ خَيْبَرَ لُحُومَ الْخَيْلِ وَنَهَانَا عَنْ لُحُومِ الْحُمُرِ .
el-Hüseyin b. Hureys bize haber verdi, dedi ki: el-Fadl b. Mûsâ bize anlattı, el-Hüseyin -ki o İbn Vâkid'dir- 'den, Ebû'z-Zübeyr'den, Câbir'den; ve Amr b. Dînâr'dan, Câbir'den; ve İbn Ebî Necîh'ten, Atâ'dan, Câbir'den (nakledildiğine göre) dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Hayber günü bize at eti yedirdi ve bizi (evcil) eşek etinden nehyetti."
4330. Hadis
أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، - وَهُوَ ابْنُ عَمْرٍو - قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْكَرِيمِ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ كُنَّا نَأْكُلُ لُحُومَ الْخَيْلِ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم .
Ali b. Hucr bize haber verdi, dedi ki: Ubeydullah -ki o İbn Amr'dır- bize anlattı, dedi ki: Abdülkerîm bize anlattı, Atâ'dan, Câbir'den (nakledildiğine göre) dedi ki: "Biz Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında at eti yerdik."
4331. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا بَقِيَّةُ بْنُ الْوَلِيدِ، قَالَ حَدَّثَنِي ثَوْرُ بْنُ يَزِيدَ، عَنْ صَالِحِ بْنِ يَحْيَى بْنِ الْمِقْدَامِ بْنِ مَعْدِيكَرِبَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، عَنْ خَالِدِ بْنِ الْوَلِيدِ، أَنَّهُ سَمِعَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " لاَ يَحِلُّ أَكْلُ لُحُومِ الْخَيْلِ وَالْبِغَالِ وَالْحَمِيرِ " .
İshak b. İbrahim bize haber verdi, dedi ki: Bakıyye b. el-Velîd bize anlattı, dedi ki: Sevr b. Yezîd bana anlattı, Sâlih b. Yahyâ b. el-Mikdâm b. Ma'dîkerib'den, babasından, dedesinden, Hâlid b. el-Velîd'den (nakledildiğine göre): O, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle derken işitmiştir: "Atların, katırların ve eşeklerin etini yemek helal değildir."
4332. Hadis
أَخْبَرَنَا كَثِيرُ بْنُ عُبَيْدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا بَقِيَّةُ، عَنْ ثَوْرِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ صَالِحِ بْنِ يَحْيَى بْنِ الْمِقْدَامِ بْنِ مَعْدِيكَرِبَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، عَنْ خَالِدِ بْنِ الْوَلِيدِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنْ أَكْلِ لُحُومِ الْخَيْلِ وَالْبِغَالِ وَالْحَمِيرِ وَكُلِّ ذِي نَابٍ مِنَ السِّبَاعِ .
Kesîr b. Ubeyd bize haber verdi, dedi ki: Bakıyye bize anlattı, Sevr b. Yezîd'den, Sâlih b. Yahyâ b. el-Mikdâm b. Ma'dîkerib'den, babasından, dedesinden, Hâlid b. el-Velîd'den (nakledildiğine göre): "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem; atların, katırların, eşeklerin ve yırtıcı hayvanlardan her köpek dişi (azı dişi) olanın etinin yenmesini yasakladı."
4333. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ عَبْدِ الْكَرِيمِ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ كُنَّا نَأْكُلُ لُحُومَ الْخَيْلِ . قُلْتُ الْبِغَالَ قَالَ لاَ .
Muhammed b. el-Müsennâ bize haber verdi, Abdurrahmân'dan, Süfyân'dan, Abdülkerîm'den, Atâ'dan, Câbir'den (nakledildiğine göre) dedi ki: "Biz at eti yerdik." (Râvi): "Ya katır?" dedim. "Hayır," dedi.
4334. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَنْصُورٍ، وَالْحَارِثُ بْنُ مِسْكِينٍ، قِرَاءَةً عَلَيْهِ وَأَنَا أَسْمَعُ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - عَنْ سُفْيَانَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنِ الْحَسَنِ بْنِ مُحَمَّدٍ، وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَبِيهِمَا، قَالَ قَالَ عَلِيٌّ لاِبْنِ عَبَّاسٍ رضى الله عنهما إِنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنْ نِكَاحِ الْمُتْعَةِ وَعَنْ لُحُومِ الْحُمُرِ الأَهْلِيَّةِ يَوْمَ خَيْبَرَ .
Muhammed b. Mansûr ve Hâris b. Miskîn bize haber verdiler (ona okunurken ben dinliyordum, lafız Hâris'e aittir), Süfyân'dan, Zührî'den, Hasan b. Muhammed ve Abdullah b. Muhammed'den, babalarından (Muhammed b. el-Hanefiyye'den, nakledildiğine göre): Ali, İbn Abbâs radıyallahu anhumâ'ya şöyle dedi: "Şüphesiz Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, Hayber günü mut'a nikâhını ve ehli (evcil) eşek etlerini yasakladı."
4335. Hadis
أَخْبَرَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ دَاوُدَ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي يُونُسُ، وَمَالِكٌ، وَأُسَامَةُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنِ الْحَسَنِ، وَعَبْدِ اللَّهِ، ابْنَىْ مُحَمَّدٍ عَنْ أَبِيهِمَا، عَنْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ، رضى الله عنه قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ مُتْعَةِ النِّسَاءِ يَوْمَ خَيْبَرَ وَعَنْ لُحُومِ الْحُمُرِ الإِنْسِيَّةِ .
Süleyman b. Dâvûd bize haber verdi, dedi ki: Abdullah b. Vehb bize anlattı, dedi ki: Yûnus, Mâlik ve Üsâme bana haber verdi, İbn Şihâb'dan, Hasan ve Abdullah'tan (Muhammed'in oğulları), babalarından, Ali b. Ebî Tâlib radıyallahu anh'tan (nakledildiğine göre) dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Hayber günü kadınlarla mut'a nikâhı yapılmasını ve ehli (evcil) eşek etlerini yasakladı."
4336. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بِشْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، ح وَأَنْبَأَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنِ الْحُمُرِ الأَهْلِيَّةِ يَوْمَ خَيْبَرَ .
İshak b. İbrahim bize haber verdi, dedi ki: Muhammed b. Bişr bize haber verdi, dedi ki: Ubeydullah bize haber verdi. (H) Ve Amr b. Ali bize haber verdi, dedi ki: Yahyâ bize anlattı, Ubeydullah'tan, Nâfi'den, İbn Ömer'den (nakledildiğine göre): Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Hayber günü ehli (evcil) eşekleri yasakladı.
4337. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُبَيْدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم مِثْلَهُ وَلَمْ يَقُلْ خَيْبَرَ .
İshak b. İbrahim bize haber verdi, dedi ki: Muhammed b. Ubeyd bize haber verdi, dedi ki: Ubeydullah bize anlattı, Nâfi'den, İbn Ömer'den (nakledildiğine göre): Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bunun benzerini (rivayet etti) ama "Hayber" (gününü) zikretmedi.
4338. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، قَالَ حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ عَاصِمٍ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنِ الْبَرَاءِ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ خَيْبَرَ عَنْ لُحُومِ الْحُمُرِ الإِنْسِيَّةِ نَضِيجًا وَنِيئًا .
Muhammed b. Abdil-A'lâ bize haber verdi, dedi ki: Abdürrezzâk bize anlattı, dedi ki: Ma'mer bize anlattı, Âsım'dan, Şa'bî'den, Berâ'dan (nakledildiğine göre) dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Hayber günü, pişmiş veya çiğ olsun, ehli (evcil) eşek etlerini yasakladı."
4339. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ يَزِيدَ الْمُقْرِئُ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ الشَّيْبَانِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي أَوْفَى، قَالَ أَصَبْنَا يَوْمَ خَيْبَرَ حُمُرًا خَارِجًا مِنَ الْقَرْيَةِ فَطَبَخْنَاهَا فَنَادَى مُنَادِي النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَدْ حَرَّمَ لُحُومَ الْحُمُرِ فَأَكْفِئُوا الْقُدُورَ بِمَا فِيهَا . فَأَكْفَأْنَاهَا .
Muhammed b. Abdillah b. Yezîd el-Mukri' bize haber verdi, dedi ki: Süfyân bize anlattı, Ebû İshak eş-Şeybânî'den, Abdullah b. Ebî Evfâ'dan (nakledildiğine göre) dedi ki: Hayber günü köyün dışında eşekler elde ettik. Onları pişirdik. Sonra Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in münadisi (çağırıcısı) şöyle seslendi: "Şüphesiz Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem eşek etlerini haram kıldı. Tencereleri içindekilerle birlikte dökün!" Biz de onları döktük.
4340. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ يَزِيدَ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ صَبَّحَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خَيْبَرَ فَخَرَجُوا إِلَيْنَا وَمَعَهُمُ الْمَسَاحِي فَلَمَّا رَأَوْنَا قَالُوا مُحَمَّدٌ وَالْخَمِيسُ . وَرَجَعُوا إِلَى الْحِصْنِ يَسْعَوْنَ فَرَفَعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَدَيْهِ ثُمَّ قَالَ " اللَّهُ أَكْبَرُ اللَّهُ أَكْبَرُ خَرِبَتْ خَيْبَرُ إِنَّا إِذَا نَزَلْنَا بِسَاحَةِ قَوْمٍ فَسَاءَ صَبَاحُ الْمُنْذَرِينَ " . فَأَصَبْنَا فِيهَا حُمُرًا فَطَبَخْنَاهَا فَنَادَى مُنَادِي النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ إِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ وَرَسُولَهُ يَنْهَاكُمْ عَنْ لُحُومِ الْحُمُرِ فَإِنَّهَا رِجْسٌ .
Muhammed b. Abdillah b. Yezîd bize haber verdi, dedi ki: Süfyân bize anlattı, Eyyûb'dan, Muhammed'den, Enes'ten (nakledildiğine göre) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir sabah Hayber'e vardı. (Hayber halkı) yanlarında küreklerle bize doğru çıktılar. Bizi görünce: "Muhammed ve ordusu!" dediler ve koşarak kaleye geri döndüler. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ellerini kaldırdı ve şöyle buyurdu: "Allâhu ekber, Allâhu ekber! Hayber harab oldu! Biz bir kavmin sahasına indiğimiz zaman, uyarılanların sabahı ne kötü olur!" Orada eşekler elde ettik ve onları pişirdik. Sonra Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in münadisi seslendi ve dedi ki: "Şüphesiz Allah Azze ve Celle ve Resûlü sizi eşek etinden nehyediyor; çünkü o pistir (riсs)."
4341. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عُثْمَانَ، أَنْبَأَنَا بَقِيَّةُ، عَنْ بَحِيرٍ، عَنْ خَالِدِ بْنِ مَعْدَانَ، عَنْ جُبَيْرِ بْنِ نُفَيْرٍ، عَنْ أَبِي ثَعْلَبَةَ الْخُشَنِيِّ، أَنَّهُ حَدَّثَهُمْ أَنَّهُمْ، غَزَوْا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلَى خَيْبَرَ وَالنَّاسُ جِيَاعٌ فَوَجَدُوا فِيهَا حُمُرًا مِنْ حُمُرِ الإِنْسِ فَذَبَحَ النَّاسُ مِنْهَا فَحُدِّثَ بِذَلِكَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَأَمَرَ عَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ عَوْفٍ فَأَذَّنَ فِي النَّاسِ " أَلاَ إِنَّ لُحُومَ الْحُمُرِ الإِنْسِ لاَ تَحِلُّ لِمَنْ يَشْهَدُ أَنِّي رَسُولُ اللَّهِ " .
Amr b. Osman bize haber verdi, dedi ki: Bakıyye bize anlattı, Bahîr'den, Hâlid b. Ma'dân'dan, Cübeyr b. Nüfeyr'den, Ebû Sa'lebe el-Huşenî'den, onlara anlattığına göre: Onlar Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte Hayber'e savaşa gitmişlerdi. İnsanlar açtı. Orada ehli (evcil) eşeklerden buldular. İnsanlar bunlardan kestiler. Bu durum Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e haber verildi. O da Abdurrahmân b. Avf'a emretti; o da insanlar arasında şöyle seslendi: "Dikkat edin! Ehli (evcil) eşeklerin etleri, benim Allah'ın Resûlü olduğuma şahitlik eden hiç kimseye helal değildir."
4342. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عُثْمَانَ، عَنْ بَقِيَّةَ، قَالَ حَدَّثَنِي الزُّبَيْدِيُّ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَبِي إِدْرِيسَ الْخَوْلاَنِيِّ، عَنْ أَبِي ثَعْلَبَةَ الْخُشَنِيِّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنْ أَكْلِ كُلِّ ذِي نَابٍ مِنَ السِّبَاعِ وَعَنْ لُحُومِ الْحُمُرِ الأَهْلِيَّةِ .
Amr b. Osman bize haber verdi, Bakıyye'den, dedi ki: Zübeydî bana anlattı, Zührî'den, Ebû İdrîs el-Havlânî'den, Ebû Sa'lebe el-Huşenî'den (nakledildiğine göre): "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, yırtıcı hayvanlardan her köpek dişi (azı dişi) olanı yemeyi ve ehli (evcil) eşek etlerini yasakladı."
4343. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا الْمُفَضَّلُ، - هُوَ ابْنُ فَضَالَةَ - عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ أَكَلْنَا يَوْمَ خَيْبَرَ لُحُومَ الْخَيْلِ وَالْوَحْشِ وَنَهَانَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْحِمَارِ .
Kuteybe bize haber verdi, dedi ki: el-Mufaddal -ki o İbn Fadâle'dir- bize anlattı, İbn Cüreyc'den, Ebû'z-Zübeyr'den, Câbir'den (nakledildiğine göre) dedi ki: "Hayber günü at eti ve yabani (eşek) eti yedik; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bizi (ehli) eşekten nehyetti."
4344. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا بَكْرٌ، - هُوَ ابْنُ مُضَرَ - عَنِ ابْنِ الْهَادِ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عِيسَى بْنِ طَلْحَةَ، عَنْ عُمَيْرِ بْنِ سَلَمَةَ الضَّمْرِيِّ، قَالَ بَيْنَا نَحْنُ نَسِيرُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِبَعْضِ أَثَايَا الرَّوْحَاءِ وَهُمْ حُرُمٌ إِذَا حِمَارُ وَحْشٍ مَعْقُورٌ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " دَعُوهُ فَيُوشِكُ صَاحِبُهُ أَنْ يَأْتِيَهُ " . فَجَاءَ رَجُلٌ مِنْ بَهْزٍ هُوَ الَّذِي عَقَرَ الْحِمَارَ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ شَأْنَكُمْ هَذَا الْحِمَارُ . فَأَمَرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَبَا بَكْرٍ يُقَسِّمُهُ بَيْنَ النَّاسِ .
Kuteybe bize haber verdi, dedi ki: Bekr -ki o İbn Mudar'dır- bize anlattı, İbnü'l-Hâd'dan, Muhammed b. İbrahim'den, Îsâ b. Talha'dan, Umeyr b. Seleme ed-Damrî'den, dedi ki: Biz Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte Ravhâ yolu üzerindeki bir yerde yürürken -ve onlar ihramlıyken- birden yaralanmış bir yaban eşeği gördük. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Onu bırakın, sahibinin gelmesi yakındır," buyurdu. Derken Behz kabilesinden -eşeği yaralamış olan- bir adam geldi ve: "Ey Allah'ın Resûlü! Bu eşek sizindir (istediğinizi yapın)," dedi. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Ebû Bekir'e emretti; o da onu insanlar arasında paylaştırdı.
4345. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ وَهْبٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو عَبْدِ الرَّحِيمِ، قَالَ حَدَّثَنِي زَيْدُ بْنُ أَبِي أُنَيْسَةَ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنِ ابْنِ أَبِي قَتَادَةَ، عَنْ أَبِيهِ أَبِي قَتَادَةَ، قَالَ أَصَابَ حِمَارًا وَحْشِيًّا فَأَتَى بِهِ أَصْحَابَهُ وَهُمْ مُحْرِمُونَ وَهُوَ حَلاَلٌ فَأَكَلْنَا مِنْهُ فَقَالَ بَعْضُهُمْ لِبَعْضٍ لَوْ سَأَلْنَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْهُ . فَسَأَلْنَاهُ فَقَالَ " قَدْ أَحْسَنْتُمْ " . فَقَالَ لَنَا " هَلْ مَعَكُمْ مِنْهُ شَىْءٌ " . قُلْنَا نَعَمْ . قَالَ " فَاهْدُوا لَنَا " . فَأَتَيْنَاهُ مِنْهُ فَأَكَلَ مِنْهُ وَهُوَ مُحْرِمٌ .
Muhammed b. Vehb bize haber verdi, dedi ki: Muhammed b. Seleme bize anlattı, dedi ki: Ebû Abdirrahîm bana anlattı, dedi ki: Zeyd b. Ebî Üneyse bana anlattı, Ebû Hâzim'den, İbn Ebî Katâde'den, babası Ebû Katâde'den (nakledildiğine göre) dedi ki: (Babam) bir yaban eşeği avladı ve onu arkadaşlarına getirdi. Onlar ihramlıydı, kendisi ise ihramsızdı (helaldi). Biz ondan yedik. Sonra birbirlerine: "Keşke bunu Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e sorsaydık," dediler. Biz de ona sorduk. Buyurdu ki: "İyi yapmışsınız." Bize: "Yanınızda ondan bir şey var mı?" dedi. "Evet," dedik. "Ondan bize de hediye edin," buyurdu. Biz de ondan kendisine getirdik; o da ihramlı olduğu halde ondan yedi.
4346. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ زَهْدَمٍ، أَنَّ أَبَا مُوسَى، أُتِيَ بِدَجَاجَةٍ فَتَنَحَّى رَجُلٌ مِنَ الْقَوْمِ فَقَالَ مَا شَأْنُكَ قَالَ إِنِّي رَأَيْتُهَا تَأْكُلُ شَيْئًا قَذِرْتُهُ فَحَلَفْتُ أَنْ لاَ آكُلَهُ . فَقَالَ أَبُو مُوسَى ادْنُ فَكُلْ فَإِنِّي رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَأْكُلُهُ . وَأَمَرَهُ أَنْ يُكَفِّرَ عَنْ يَمِينِهِ .
Muhammed b. Mansûr bize haber verdi, dedi ki: Süfyân bize anlattı, dedi ki: Eyyûb bize anlattı, Ebû Kılâbe'den, Zehdem'den: Ebû Mûsâ'ya bir tavuk getirildi. Topluluktan bir adam (sofradan) uzaklaştı. (Ebû Mûsâ): "Neyin var?" dedi. Adam: "Ben onun pis bir şey yediğini gördüm, bu yüzden onu yememeye yemin ettim," dedi. Ebû Mûsâ dedi ki: "Yaklaş ve ye! Çünkü ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i onu yerken gördüm." Ve ona yeminine keffaret ödemesini emretti.
4347. Hadis
أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنِ الْقَاسِمِ التَّمِيمِيِّ، عَنْ زَهْدَمٍ الْجَرْمِيِّ، قَالَ كُنَّا عِنْدَ أَبِي مُوسَى فَقُدِّمَ طَعَامُهُ وَقُدِّمَ فِي طَعَامِهِ لَحْمُ دَجَاجٍ وَفِي الْقَوْمِ رَجُلٌ مِنْ بَنِي تَيْمِ اللَّهِ أَحْمَرُ كَأَنَّهُ مَوْلًى فَلَمْ يَدْنُ فَقَالَ لَهُ أَبُو مُوسَى ادْنُ فَإِنِّي قَدْ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَأْكُلُ مِنْهُ .
Ali b. Hucr bize haber verdi, dedi ki: İsmâîl bize anlattı, Eyyûb'dan, Kâsım et-Temîmî'den, Zehdem el-Cermî'den, dedi ki: Ebû Mûsâ'nın yanındaydık. Yemeği getirildi. Yemeğinin içinde tavuk eti de vardı. Topluluk içinde Benî Teymullah'tan, sanki azatlı köle gibi kırmızı (tenli) bir adam vardı; (sofraya) yaklaşmadı. Ebû Mûsâ ona: "Yaklaş! Çünkü ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i ondan yerken gördüm," dedi.
4348. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، عَنْ بِشْرٍ، - هُوَ ابْنُ الْمُفَضَّلِ - قَالَ حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ الْحَكَمِ، عَنْ مَيْمُونِ بْنِ مِهْرَانَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ نَبِيَّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى يَوْمَ خَيْبَرَ عَنْ كُلِّ ذِي مِخْلَبٍ مِنَ الطَّيْرِ وَعَنْ كُلِّ ذِي نَابٍ مِنَ السِّبَاعِ .
İsmâîl b. Mes'ûd bize haber verdi, Bişr -ki o İbn el-Mufaddal'dır- 'dan, dedi ki: Saîd bize anlattı, Ali b. el-Hakem'den, Meymûn b. Mihrân'dan, Saîd b. Cübeyr'den, İbn Abbâs'tan (nakledildiğine göre): "Allah'ın Nebisi sallallâhu aleyhi ve sellem Hayber günü, kuşlardan her pençesi olanı ve yırtıcı hayvanlardan her köpek dişi (azı dişi) olanı yasakladı."
4349. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ يَزِيدَ الْمُقْرِئُ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ صُهَيْبٍ، مَوْلَى ابْنِ عَامِرٍ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَا مِنْ إِنْسَانٍ قَتَلَ عُصْفُورًا فَمَا فَوْقَهَا بِغَيْرِ حَقِّهَا إِلاَّ سَأَلَهُ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ عَنْهَا " . قِيلَ يَا رَسُولَ اللَّهِ وَمَا حَقُّهَا قَالَ " يَذْبَحُهَا فَيَأْكُلُهَا وَلاَ يَقْطَعُ رَأْسَهَا يَرْمِي بِهَا " .
Muhammed b. Abdillah b. Yezîd el-Mukri' bize haber verdi, dedi ki: Süfyân bize anlattı, Amr'dan, İbn Âmir'in azatlısı Suhayb'den, Abdullah b. Amr'dan (nakledildiğine göre): Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Hakkını vermeden bir serçeyi veya ondan daha büyüğünü öldüren hiçbir insan yoktur ki, Allah Azze ve Celle ona bunun hesabını sormasın." Denildi ki: "Ey Allah'ın Resûlü! Onun hakkı nedir?" Buyurdu ki: "Onu keser ve yer; başını kesip (faydalanmadan) atmaz."
4350. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، قَالَ حَدَّثَنَا مَالِكٌ، عَنْ صَفْوَانَ بْنِ سُلَيْمٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ سَلَمَةَ، عَنِ الْمُغِيرَةِ بْنِ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي مَاءِ الْبَحْرِ " هُوَ الطَّهُورُ مَاؤُهُ الْحَلاَلُ مَيْتَتُهُ " .
İshak b. Mansûr bize haber verdi, dedi ki: Abdurrahmân bize anlattı, dedi ki: Mâlik bize anlattı, Safvân b. Süleym'den, Saîd b. Seleme'den, Muğîre b. Ebî Bürde'den, Ebû Hüreyre'den, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den deniz suyu hakkında (şöyle buyurduğu nakledilmiştir): "Onun suyu temizdir, ölüsü (içinden çıkan ölü hayvanlar) helaldir."
4351. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ آدَمَ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدَةُ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ وَهْبِ بْنِ كَيْسَانَ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ بَعَثَنَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَنَحْنُ ثَلاَثُمِائَةٍ نَحْمِلُ زَادَنَا عَلَى رِقَابِنَا فَفَنِيَ زَادُنَا حَتَّى كَانَ يَكُونُ لِلرَّجُلِ مِنَّا كُلَّ يَوْمٍ تَمْرَةٌ . فَقِيلَ لَهُ يَا أَبَا عَبْدِ اللَّهِ وَأَيْنَ تَقَعُ التَّمْرَةُ مِنَ الرَّجُلِ قَالَ لَقَدْ وَجَدْنَا فَقْدَهَا حِينَ فَقَدْنَاهَا فَأَتَيْنَا الْبَحْرَ فَإِذَا بِحُوتٍ قَذَفَهُ الْبَحْرُ فَأَكَلْنَا مِنْهُ ثَمَانِيَةَ عَشَرَ يَوْمًا .
Muhammed b. Âdem bize haber verdi, dedi ki: Abde bize anlattı, Hişâm'dan, Vehb b. Keysân'dan, Câbir b. Abdillah'tan (nakledildiğine göre) dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bizi gönderdi. Üç yüz kişiydik. Azığımızı sırtlarımızda taşıyorduk. Azığımız tükendi, öyle ki bizden her bir adama günde (sadece) bir hurma düşmeye başladı. (Râvi Vehb) dedi ki: Ona (Câbir'e): "Ey Ebû Abdillah! Bir hurma adama ne fayda verir (neresine yeter)?" denildi. Câbir: "Onu bulamayınca (o tek hurmanın bile) yokluğunu hissettik," dedi. Sonra denize (sahile) geldik. Bir de baktık ki deniz bir balık (Amber balığı) atmış. On sekiz gün ondan yedik.
4352. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَنْصُورٍ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ عَمْرٍو، قَالَ سَمِعْتُ جَابِرًا، يَقُولُ بَعَثَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثَلاَثَمِائَةِ رَاكِبٍ أَمِيرُنَا أَبُو عُبَيْدَةَ بْنُ الْجَرَّاحِ نَرْصُدُ عِيرَ قُرَيْشٍ فَأَقَمْنَا بِالسَّاحِلِ فَأَصَابَنَا جُوعٌ شَدِيدٌ حَتَّى أَكَلْنَا الْخَبَطَ - قَالَ - فَأَلْقَى الْبَحْرُ دَابَّةً يُقَالُ لَهَا الْعَنْبَرُ فَأَكَلْنَا مِنْهُ نِصْفَ شَهْرٍ وَادَّهَنَّا مِنْ وَدَكِهِ فَثَابَتْ أَجْسَامُنَا وَأَخَذَ أَبُو عُبَيْدَةَ ضِلَعًا مِنْ أَضْلاَعِهِ فَنَظَرَ إِلَى أَطْوَلِ جَمَلٍ وَأَطْوَلِ رَجُلٍ فِي الْجَيْشِ فَمَرَّ تَحْتَهُ ثُمَّ جَاعُوا فَنَحَرَ رَجُلٌ ثَلاَثَ جَزَائِرَ ثُمَّ جَاعُوا فَنَحَرَ رَجُلٌ ثَلاَثَ جَزَائِرَ ثُمَّ جَاعُوا فَنَحَرَ رَجُلٌ ثَلاَثَ جَزَائِرَ ثُمَّ نَهَاهُ أَبُو عُبَيْدَةَ . قَالَ سُفْيَانُ قَالَ أَبُو الزُّبَيْرِ عَنْ جَابِرٍ فَسَأَلْنَا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " هَلْ مَعَكُمْ مِنْهُ شَىْءٌ " . قَالَ فَأَخْرَجْنَا مِنْ عَيْنَيْهِ كَذَا وَكَذَا قُلَّةً مِنْ وَدَكٍ وَنَزَلَ فِي حِجَاجِ عَيْنِهِ أَرْبَعَةُ نَفَرٍ وَكَانَ مَعَ أَبِي عُبَيْدَةَ جِرَابٌ فِيهِ تَمْرٌ فَكَانَ يُعْطِينَا الْقَبْضَةَ ثُمَّ صَارَ إِلَى التَّمْرَةِ فَلَمَّا فَقَدْنَاهَا وَجَدْنَا فَقْدَهَا .
Muhammed b. Mansûr bize haber verdi, Süfyân'dan, Amr'dan, dedi ki: Câbir'i şöyle derken işittim: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bizi üç yüz süvari olarak gönderdi. Komutanımız Ebû Ubeyde b. el-Cerrâh idi. Kureyş kervanını gözetleyecektik. Sahilde konakladık. Şiddetli bir açlığa maruz kaldık, öyle ki ağaç yaprakları (habat) yedik. -Râvi devamla dedi ki:- Sonra deniz (kıyıya) 'Amber' denilen bir hayvan attı. Yarım ay ondan yedik ve yağıyla yağlandık; böylece vücutlarımız (etimiz, gücümüz) yerine geldi. Ebû Ubeyde onun kaburgalarından bir kaburga kemiği aldı (ve yere dikti). Sonra ordudaki en uzun boylu adama ve en uzun deveye baktı; (adam deveye binip) o kemiğin altından geçti. Sonra (yine) acıktılar. Bir adam üç deve kesti. Sonra (yine) acıktılar, (aynı) adam üç deve (daha) kesti. Sonra (yine) acıktılar, (aynı) adam üç deve (daha) kesti. Sonra Ebû Ubeyde onu (daha fazla kesmekten) nehyetti. Süfyân dedi ki: Ebû'z-Zübeyr, Câbir'den (şöyle dediğini nakletti): "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e (dönünce bu durumu) sorduk. Buyurdu ki: 'Yanınızda ondan bir şey var mı?'" (Câbir) dedi ki: "Gözlerinden (göz çukurundan) şu kadar küp (testi) yağ çıkardık. Göz çukuruna dört kişi indi (sığdı). Ebû Ubeyde'nin yanında içinde hurma bulunan bir dağarcık vardı. Bize (önce) avuçla veriyordu, sonra (iş) tane tane hurmaya döndü. Onu bulamayınca yokluğunu hissettik."
4353. Hadis
أَخْبَرَنَا زِيَادُ بْنُ أَيُّوبَ، قَالَ حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ بَعَثَنَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم مَعَ أَبِي عُبَيْدَةَ فِي سَرِيَّةٍ فَنَفِدَ زَادُنَا فَمَرَرْنَا بِحُوتٍ قَدْ قَذَفَ بِهِ الْبَحْرُ فَأَرَدْنَا أَنْ نَأْكُلَ مِنْهُ فَنَهَانَا أَبُو عُبَيْدَةَ ثُمَّ قَالَ نَحْنُ رُسُلُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَفِي سَبِيلِ اللَّهِ كُلُوا . فَأَكَلْنَا مِنْهُ أَيَّامًا فَلَمَّا قَدِمْنَا عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَخْبَرْنَاهُ فَقَالَ " إِنْ كَانَ بَقِيَ مَعَكُمْ شَىْءٌ فَابْعَثُوا بِهِ إِلَيْنَا " .
Bize Ziyad b. Eyyub haber verdi. Dedi ki: Bize Huşeym anlattı. Dedi ki: Bize Ebu'z-Zübeyr, Cabir'den naklen anlattı. Dedi ki: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bizi bir askeri birlik içinde Ebu Ubeyde ile birlikte gönderdi. Azığımız tükendi. Denizin dışarı attığı bir balığa rastladık. Ondan yemek istedik fakat Ebu Ubeyde bizi men etti. Sonra (kendi kendine şöyle) dedi: 'Biz Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in elçileriyiz ve Allah yolundayız. Yiyin!' Biz ondan günlerce yedik. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanına geldiğimizde durumu ona haber verdik. Buyurdu ki: 'Yanınızda ondan bir şey kaldıysa bize de gönderin.'"
4354. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُمَرَ بْنِ عَلِيِّ بْنِ مُقَدَّمٍ الْمُقَدَّمِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ هِشَامٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ بَعَثَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَعَ أَبِي عُبَيْدَةَ وَنَحْنُ ثَلاَثُمِائَةٍ وَبِضْعَةَ عَشَرَ وَزَوَّدَنَا جِرَابًا مِنْ تَمْرٍ فَأَعْطَانَا قَبْضَةً قَبْضَةً فَلَمَّا أَنْ جُزْنَاهُ أَعْطَانَا تَمْرَةً تَمْرَةً حَتَّى إِنْ كُنَّا لَنَمُصُّهَا كَمَا يَمُصُّ الصَّبِيُّ وَنَشْرَبُ عَلَيْهَا الْمَاءَ فَلَمَّا فَقَدْنَاهَا وَجَدْنَا فَقْدَهَا حَتَّى إِنْ كُنَّا لَنَخْبِطُ الْخَبَطَ بِقِسِيِّنَا وَنَسَفُّهُ ثُمَّ نَشْرَبُ عَلَيْهِ مِنَ الْمَاءِ حَتَّى سُمِّينَا جَيْشَ الْخَبَطِ ثُمَّ أَجَزْنَا السَّاحِلَ فَإِذَا دَابَّةٌ مِثْلُ الْكَثِيبِ يُقَالُ لَهُ الْعَنْبَرُ فَقَالَ أَبُو عُبَيْدَةَ مَيْتَةٌ لاَ تَأْكُلُوهُ . ثُمَّ قَالَ جَيْشُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَفِي سَبِيلِ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ وَنَحْنُ مُضْطَرُّونَ كُلُوا بِاسْمِ اللَّهِ . فَأَكَلْنَا مِنْهُ وَجَعَلْنَا مِنْهُ وَشِيقَةً وَلَقَدْ جَلَسَ فِي مَوْضِعِ عَيْنِهِ ثَلاَثَةَ عَشَرَ رَجُلاً - قَالَ - فَأَخَذَ أَبُو عُبَيْدَةَ ضِلَعًا مِنْ أَضْلاَعِهِ فَرَحَلَ بِهِ أَجْسَمَ بَعِيرٍ مِنْ أَبَاعِرِ الْقَوْمِ فَأَجَازَ تَحْتَهُ فَلَمَّا قَدِمْنَا عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَا حَبَسَكُمْ " . قُلْنَا كُنَّا نَتَّبِعُ عِيرَاتِ قُرَيْشٍ وَذَكَرْنَا لَهُ مِنْ أَمْرِ الدَّابَّةِ فَقَالَ " ذَاكَ رِزْقٌ رَزَقَكُمُوهُ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ أَمَعَكُمْ مِنْهُ شَىْءٌ " . قَالَ قُلْنَا نَعَمْ .
Bize Muhammed b. Ömer b. Ali b. Mukaddem el-Mukaddemî haber verdi. Dedi ki: Bize Muaz b. Hişam anlattı. Dedi ki: Bana babam, Ebu'z-Zübeyr'den, o da Cabir'den naklen anlattı. Dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bizi Ebu Ubeyde ile birlikte gönderdi. Üç yüz on küsur kişiydik. Bize azık olarak bir dağarcık hurma verdi. (Ebu Ubeyde) Bize avuç avuç veriyordu. Azalınca tek tek vermeye başladı. Öyle ki biz hurmayı çocuğun emdiği gibi emer, üzerine su içerdik. Hurma tamamen bitince yokluğunu iyice hissettik. Yaylarımızla ağaç yapraklarını silker, (ufalayıp) yer, üzerine de su içerdik. Bu yüzden bize 'Habat (Yaprak) Ordusu' denildi. Sonra sahil boyunca ilerledik. Bir de baktık ki 'Anber' denilen, büyük kum tepesi gibi bir hayvan! Ebu Ubeyde: 'Bu bir meyte (leş)tir, yemeyin' dedi. Sonra şöyle dedi: 'Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in ordusu... Allah Azze ve Celle yolunda... Ve biz zorda kaldık. Allah'ın adıyla yiyin.' Ondan yedik ve bir kısmını da kuruttuk. Göz çukuruna on üç kişi oturdu. (Ravi) Dedi ki: Ebu Ubeyde onun kaburgalarından bir kemik aldı. Topluluğun develerinden en iri olanına semer vurdu ve deve (kaburga kemiğinin) altından geçti. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanına geldiğimizde: 'Sizi ne alıkoydu?' buyurdu. Biz: 'Kureyş kervanlarını takip ediyorduk' dedik ve ona hayvan meselesini anlattık. Buyurdu ki: 'O, Allah Azze ve Celle'nin size rızık olarak verdiği bir rızıktır. Yanınızda ondan bir şey var mı?' Biz: 'Evet' dedik."
4355. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي فُدَيْكٍ، عَنِ ابْنِ أَبِي ذِئْبٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ خَالِدٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عُثْمَانَ، أَنَّ طَبِيبًا، ذَكَرَ ضِفْدَعًا فِي دَوَاءٍ عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَنَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ قَتْلِهِ .
Bize Kuteybe haber verdi. Dedi ki: Bize İbn Ebi Füdeyk, İbn Ebi Zi'b'den, o Said b. Halid'den, o Said b. el-Müseyyeb'den, o da Abdurrahman b. Osman'dan naklen anlattı: "Bir doktor Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanında ilaç yapımında kurbağanın (kullanılmasını) zikretti. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem kurbağanın öldürülmesini yasakladı."
4356. Hadis
أَخْبَرَنَا حُمَيْدُ بْنُ مَسْعَدَةَ، عَنْ سُفْيَانَ، - وَهُوَ ابْنُ حَبِيبٍ - عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ أَبِي يَعْفُورٍ، سَمِعَ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ أَبِي أَوْفَى، قَالَ غَزَوْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم سَبْعَ غَزَوَاتٍ فَكُنَّا نَأْكُلُ الْجَرَادَ .
Bize Humeyd b. Mes'ade haber verdi, Süfyan'dan -ki o İbn Habib'dir- o Şu'be'den, o Ebu Ya'fur'dan, o da Abdullah b. Ebi Evfa'dan işitmiş. (Abdullah) Dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte yedi gazveye katıldık ve (bu seferlerde) çekirge yerdik."
4357. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ سُفْيَانَ، - وَهُوَ ابْنُ عُيَيْنَةَ - عَنْ أَبِي يَعْفُورٍ، قَالَ سَأَلْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ أَبِي أَوْفَى عَنْ قَتْلِ الْجَرَادِ، فَقَالَ غَزَوْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم سِتَّ غَزَوَاتٍ نَأْكُلُ الْجَرَادَ .
Bize Kuteybe, Süfyan'dan -ki o İbn Uyeyne'dir- o Ebu Ya'fur'dan naklen haber verdi. (Ebu Ya'fur) Dedi ki: Abdullah b. Ebi Evfa'ya çekirge öldürmeyi (yemeyi) sordum. Dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraber altı gazveye katıldım, (bu seferlerde) çekirge yerdik."
4358. Hadis
أَخْبَرَنَا وَهْبُ بْنُ بَيَانٍ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَعِيدٍ، وَأَبِي، سَلَمَةَ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَنَّ نَمْلَةً قَرَصَتْ نَبِيًّا مِنَ الأَنْبِيَاءِ فَأَمَرَ بِقَرْيَةِ النَّمْلِ فَأُحْرِقَتْ فَأَوْحَى اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ إِلَيْهِ أَنْ قَدْ قَرَصَتْكَ نَمْلَةٌ أَهْلَكْتَ أُمَّةً مِنَ الأُمَمِ تُسَبِّحُ " .
Bize Vehb b. Beyan haber verdi. Dedi ki: Bize İbn Vehb anlattı. Dedi ki: Bana Yunus, İbn Şihab'dan, o Said ve Ebu Seleme'den, onlar da Ebu Hureyre'den naklen haber verdi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Peygamberlerden birini bir karınca ısırdı. O da karınca yuvasının (yakılmasını) emretti ve orası yakıldı. Bunun üzerine Allah Azze ve Celle ona şöyle vahyetti: 'Seni bir karınca ısırdı diye, (Allah'ı) tesbih eden ümmetlerden bir ümmeti helak mı ettin?'"
4359. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا النَّضْرُ، - وَهُوَ ابْنُ شُمَيْلٍ - قَالَ أَنْبَأَنَا أَشْعَثُ، عَنِ الْحَسَنِ، نَزَلَ نَبِيٌّ مِنَ الأَنْبِيَاءِ تَحْتَ شَجَرَةٍ فَلَدَغَتْهُ نَمْلَةٌ فَأَمَرَ بِبَيْتِهِنَّ فَحُرِّقَ عَلَى مَا فِيهَا فَأَوْحَى اللَّهُ إِلَيْهِ فَهَلاَّ نَمْلَةً وَاحِدَةً . وَقَالَ الأَشْعَثُ عَنِ ابْنِ سِيرِينَ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِثْلَهُ وَزَادَ فَإِنَّهُنَّ يُسَبِّحْنَ .
Bize İshak b. İbrahim haber verdi. Dedi ki: Bize Nadr -ki o İbn Şumeyl'dir- haber verdi. Dedi ki: Bize Eş'as, Hasan'dan naklen haber verdi: "Peygamberlerden bir peygamber bir ağacın altına konakladı. Onu bir karınca ısırdı. O da (karıncaların) yuvasının (yakılmasını) emretti ve (yuva) içindekilerle birlikte yakıldı. Bunun üzerine Allah ona: '(Seni ısıran) Bir tek karınca değil miydi?' diye vahyetti." Ve Eş'as, İbn Şirin'den, o Ebu Hureyre'den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den (naklen) bunun benzerini anlattı ve şunu ekledi: "Çünkü onlar (Allah'ı) tesbih ediyorlardı."
4360. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ هِشَامٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ قَتَادَةَ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، نَحْوَهُ وَلَمْ يَرْفَعْهُ .
Bize İshak b. İbrahim haber verdi. Dedi ki: Bize Muaz b. Hişam anlattı. Dedi ki: Bana babam, Katade'den, o Hasan'dan, o da Ebu Hureyre'den naklen, (önceki hadisin) bir benzerini anlattı fakat onu (Peygamber'e) ref etmedi.