4361. Hadis
أَخْبَرَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ سَلْمٍ الْبَلْخِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا النَّضْرُ، - وَهُوَ ابْنُ شُمَيْلٍ - قَالَ أَنْبَأَنَا شُعْبَةُ، عَنْ مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ، عَنِ ابْنِ مُسْلِمٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ رَأَى هِلاَلَ ذِي الْحِجَّةِ فَأَرَادَ أَنْ يُضَحِّيَ فَلاَ يَأْخُذْ مِنْ شَعْرِهِ وَلاَ مِنْ أَظْفَارِهِ حَتَّى يُضَحِّيَ " .
Bize Süleyman b. Selm el-Belhî haber verdi. Dedi ki: Bize Nadr -ki o İbn Şumeyl'dir- haber verdi. Dedi ki: Bize Şu'be, Malik b. Enes'ten, o İbn Müslim'den, o Said b. el-Müseyyeb'den, o da Ümmü Seleme'den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklen haber verdi. Buyurdu ki: "Kim Zilhicce hilalini görür de kurban kesmek isterse, kurbanını kesinceye kadar saçından ve tırnaklarından hiçbir şey almasın (kesmesin)."
4362. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ الْحَكَمِ، عَنْ شُعَيْبٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ يَزِيدَ، عَنِ ابْنِ أَبِي هِلاَلٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مُسْلِمٍ، أَنَّهُ قَالَ أَخْبَرَنِي ابْنُ الْمُسَيَّبِ، أَنَّ أُمَّ سَلَمَةَ، زَوْجَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَخْبَرَتْهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ أَرَادَ أَنْ يُضَحِّيَ فَلاَ يَقْلِمْ مِنْ أَظْفَارِهِ وَلاَ يَحْلِقْ شَيْئًا مِنْ شَعْرِهِ فِي عَشْرِ الأُوَلِ مِنْ ذِي الْحِجَّةِ " .
Bize Muhammed b. Abdullah b. Abdilhakem, Şuayb'dan haber verdi. Dedi ki: Bize Leys haber verdi. Dedi ki: Bize Halid b. Yezid, İbn Ebi Hilal'den, o Amr b. Müslim'den naklen haber verdi ki; ona da İbn'ül-Müseyyeb haber vermiş. Ona da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in eşi Ümmü Seleme haber vermiş ki, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim kurban kesmek isterse, Zilhicce'nin ilk on gününde tırnaklarından kesmesin ve saçından hiçbir şey tıraş etmesin."
4363. Hadis
أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا شَرِيكٌ، عَنْ عُثْمَانَ الأَحْلاَفِيِّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، قَالَ مَنْ أَرَادَ أَنْ يُضَحِّيَ، فَدَخَلَتْ أَيَّامُ الْعَشْرِ فَلاَ يَأْخُذْ مِنْ شَعْرِهِ وَلاَ أَظْفَارِهِ . فَذَكَرْتُهُ لِعِكْرِمَةَ فَقَالَ أَلاَ يَعْتَزِلُ النِّسَاءَ وَالطِّيبَ .
Bize Ali b. Hucr haber verdi. Dedi ki: Bize Şerik, Osman el-Ahlafî'den, o Said b. el-Müseyyeb'den naklen haber verdi. (Said) Dedi ki: "Kim kurban kesmek ister de (Zilhicce'nin) on günü girerse, saçından ve tırnaklarından (bir şey) almasın." (Ravi dedi ki:) Bunu İkrime'ye zikrettim. O şöyle dedi: "Kadınlardan ve güzel kokudan da uzak durması gerekmez mi?"
4364. Hadis
أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ حَدَّثَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ حُمَيْدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِذَا دَخَلَتِ الْعَشْرُ فَأَرَادَ أَحَدُكُمْ أَنْ يُضَحِّيَ فَلاَ يَمَسَّ مِنْ شَعْرِهِ وَلاَ مِنْ بَشَرِهِ شَيْئًا " .
Bize Abdullah b. Muhammed b. Abdurrahman haber verdi. Dedi ki: Bize Süfyan anlattı. Dedi ki: Bana Abdurrahman b. Humeyd b. Abdurrahman b. Avf, Said b. el-Müseyyeb'den, o da Ümmü Seleme'den naklen anlattı ki, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "(Zilhicce'nin) On günü girdiği zaman sizden biri kurban kesmek isterse, saçına ve cildine (vücudundaki kıllara) hiçbir şekilde dokunmasın."
4365. Hadis
أَخْبَرَنَا يُونُسُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي سَعِيدُ بْنُ أَبِي أَيُّوبَ، وَذَكَرَ، آخَرِينَ عَنْ عَيَّاشِ بْنِ عَبَّاسٍ الْقِتْبَانِيِّ، عَنْ عِيسَى بْنِ هِلاَلٍ الصَّدَفِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرِو بْنِ الْعَاصِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ لِرَجُلٍ " أُمِرْتُ بِيَوْمِ الأَضْحَى عِيدًا جَعَلَهُ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ لِهَذِهِ الأُمَّةِ " . فَقَالَ الرَّجُلُ أَرَأَيْتَ إِنْ لَمْ أَجِدْ إِلاَّ مَنِيحَةً أُنْثَى أَفَأُضَحِّي بِهَا قَالَ " لاَ وَلَكِنْ تَأْخُذُ مِنْ شَعْرِكَ وَتُقَلِّمُ أَظْفَارَكَ وَتَقُصُّ شَارِبَكَ وَتَحْلِقُ عَانَتَكَ فَذَلِكَ تَمَامُ أُضْحِيَتِكَ عِنْدَ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ " .
Bize Yunus b. Abdilalâ haber verdi. Dedi ki: Bize İbn Vehb anlattı. Dedi ki: Bana Said b. Ebi Eyyub ve diğerleri, Ayyaş b. Abbas el-Kıtbanî'den, o İsa b. Hilal es-Sadefî'den, o Abdullah b. Amr b. el-As'tan naklen haber verdi ki; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir adama şöyle buyurdu: "Ben Kurban (bayramı) günü ile emrolundum. Allah Azze ve Celle onu bu ümmet için bir bayram kılmıştır." Bunun üzerine adam: "Ne dersin, şayet (sütü için verilmiş) emanet bir hayvandan başka bir şey bulamazsam, onu kurban edeyim mi?" dedi. (Resûlullah): "Hayır. Lakin saçından alırsın, tırnaklarını kesersin, bıyığını kısaltırsın ve etek tıraşını olursun. İşte bu, Allah Azze ve Celle katında senin kurbanının tamamlanmasıdır (tam kurban sevabıdır)" buyurdu.
4366. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ الْحَكَمِ، عَنْ شُعَيْبٍ، عَنِ اللَّيْثِ، عَنْ كَثِيرِ بْنِ فَرْقَدٍ، عَنْ نَافِعٍ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ، أَخْبَرَهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَذْبَحُ أَوْ يَنْحَرُ بِالْمُصَلَّى .
Bize Muhammed b. Abdullah b. Abdilhakem, Şuayb'dan, o Leys'ten, o Kesir b. Ferkad'dan, o Nafi'den naklen haber verdi ki; Abdullah (b. Ömer), kendisine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in (kurbanını) namazgahta kestiğini -veya nahrettiğini- haber vermiştir.
4367. Hadis
أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ عُثْمَانَ النُّفَيْلِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ عِيسَى، قَالَ حَدَّثَنَا الْمُفَضَّلُ بْنُ فَضَالَةَ، قَالَ حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنِي نَافِعٌ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَحَرَ يَوْمَ الأَضْحَى بِالْمَدِينَةِ - قَالَ - وَقَدْ كَانَ إِذَا لَمْ يَنْحَرْ يَذْبَحُ بِالْمُصَلَّى .
Bize Ali b. Osman en-Nufeylî haber verdi. Dedi ki: Bize Said b. İsa anlattı. Dedi ki: Bize Mufaddal b. Fedale anlattı. Dedi ki: Bana Abdullah b. Süleyman anlattı. Dedi ki: Bana Nafi, Abdullah b. Ömer'den naklen anlattı ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Kurban günü Medine'de nahr (deve kurbanı) yaptı." (Ravi) Dedi ki: "Nahr yapmadığı zaman, musallada (namazgahta) zebh (koyun/keçi kurbanı) yapardı."
4368. Hadis
أَخْبَرَنَا هَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ، عَنْ أَبِي الأَحْوَصِ، عَنِ الأَسْوَدِ بْنِ قَيْسٍ، عَنْ جُنْدُبِ بْنِ سُفْيَانَ، قَالَ شَهِدْتُ أَضْحَى مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَصَلَّى بِالنَّاسِ فَلَمَّا قَضَى الصَّلاَةَ رَأَى غَنَمًا قَدْ ذُبِحَتْ فَقَالَ " مَنْ ذَبَحَ قَبْلَ الصَّلاَةِ فَلْيَذْبَحْ شَاةً مَكَانَهَا وَمَنْ لَمْ يَكُنْ ذَبَحَ فَلْيَذْبَحْ عَلَى اسْمِ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ " .
Bize Hennad b. es-Serî haber verdi, Ebu'l-Ahvas'tan, o Esved b. Kays'tan, o Cündeb b. Süfyan'dan. Dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte bir Kurban bayramında bulundum. İnsanlara namazı kıldırdı. Namazı bitirince kesilmiş koyunlar gördü ve şöyle buyurdu: 'Kim namazdan önce kestiyse, onun yerine başka bir koyun kessin. Kim henüz kesmediyse Allah Azze ve Celle'nin adıyla kessin.'"
4369. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، مَوْلَى بَنِي أَسَدٍ عَنْ أَبِي الضَّحَّاكِ، عُبَيْدِ بْنِ فَيْرُوزَ مَوْلَى بَنِي شَيْبَانَ قَالَ قُلْتُ لِلْبَرَاءِ حَدِّثْنِي عَمَّا، نَهَى عَنْهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنَ الأَضَاحِي . قَالَ قَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَيَدِي أَقْصَرُ مِنْ يَدِهِ فَقَالَ " أَرْبَعٌ لاَ يَجُزْنَ الْعَوْرَاءُ الْبَيِّنُ عَوَرُهَا وَالْمَرِيضَةُ الْبَيِّنُ مَرَضُهَا وَالْعَرْجَاءُ الْبَيِّنُ ظَلْعُهَا وَالْكَسِيرَةُ الَّتِي لاَ تُنْقِي " . قُلْتُ إِنِّي أَكْرَهُ أَنْ يَكُونَ فِي الْقَرْنِ نَقْصٌ وَأَنْ يَكُونَ فِي السِّنِّ نَقْصٌ . قَالَ مَا كَرِهْتَهُ فَدَعْهُ وَلاَ تُحَرِّمْهُ عَلَى أَحَدٍ .
Bize İsmail b. Mes'ud haber verdi. Dedi ki: Bize Halid, Şu'be'den, o Süleyman b. Abdurrahman'dan -Beni Esed'in azatlısı-, o Ebu'd-Dahhak Ubeyd b. Feyruz'dan -Beni Şeyban'ın azatlısı- naklen anlattı. (Ubeyd) Dedi ki: Bera'ya: 'Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in kurbanlıklardan yasakladığı şeyleri bana anlat' dedim. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ayağa kalktı -benim elim onun elinden daha kısadır- ve şöyle buyurdu: "Dört (hayvan) vardır ki (kurban olarak) caiz olmazlar: Körlüğü apaçık belli olan tek gözlü, hastalığı apaçık belli olan hasta, topallığı apaçık belli olan topal ve iliği kalmamış derecede zayıf/cılız olan." Ben: "Ben boynuzunda noksanlık olmasını veya dişinde noksanlık olmasını hoş görmüyorum (mekruh görüyorum)" dedim. (Bera) Dedi ki: "Hoş görmediğin şeyi bırak fakat onu başkasına haram kılma."
4370. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، وَأَبُو دَاوُدَ وَيَحْيَى وَعَبْدُ الرَّحْمَنِ وَابْنُ أَبِي عَدِيٍّ وَأَبُو الْوَلِيدِ قَالُوا أَنْبَأَنَا شُعْبَةُ، قَالَ سَمِعْتُ سُلَيْمَانَ بْنَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، قَالَ سَمِعْتُ عُبَيْدَ بْنَ فَيْرُوزَ، قَالَ قُلْتُ لِلْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ حَدِّثْنِي مَا، كَرِهَ أَوْ نَهَى عَنْهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنَ الأَضَاحِي . قَالَ فَإِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ هَكَذَا بِيَدِهِ وَيَدِي أَقْصَرُ مِنْ يَدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَرْبَعَةٌ لاَ يَجْزِينَ فِي الأَضَاحِي الْعَوْرَاءُ الْبَيِّنُ عَوَرُهَا وَالْمَرِيضَةُ الْبَيِّنُ مَرَضُهَا وَالْعَرْجَاءُ الْبَيِّنُ ظَلْعُهَا وَالْكَسِيرَةُ الَّتِي لاَ تُنْقِي " . قَالَ فَإِنِّي أَكْرَهُ أَنْ يَكُونَ نَقْصٌ فِي الْقَرْنِ وَالأُذُنِ . قَالَ فَمَا كَرِهْتَ مِنْهُ فَدَعْهُ وَلاَ تُحَرِّمْهُ عَلَى أَحَدٍ .
Bize Muhammed b. Beşşar haber verdi. Dedi ki: Bize Muhammed b. Cafer, Ebu Davud, Yahya, Abdurrahman, İbn Ebi Adi ve Ebu'l-Velid anlattılar. (Hepsi) Dediler ki: Bize Şu'be haber verdi. Dedi ki: Süleyman b. Abdurrahman'ı işittim. Dedi ki: Ubeyd b. Feyruz'u işittim. Dedi ki: Bera b. Azib'e: 'Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in kurbanlıklardan kerih gördüğü veya yasakladığı şeyleri bana anlat' dedim. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem eliyle şöyle işaret etti -ki benim elim Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in elinden daha kısadır-: "Dört (hayvan) vardır ki kurbanlıklarda yeterli olmazlar: Körlüğü apaçık belli olan tek gözlü, hastalığı apaçık belli olan hasta, topallığı apaçık belli olan topal ve iliği kalmamış derecede zayıf/cılız olan." (Ubeyd) Dedi ki: "Ben boynuzda ve kulakta eksiklik olmasını hoş görmüyorum." (Bera) Dedi ki: "Ondan hoş görmediğin şeyi bırak fakat onu başkasına haram kılma."
4371. Hadis
أَخْبَرَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ دَاوُدَ، عَنِ ابْنِ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَمْرُو بْنُ الْحَارِثِ، وَاللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، وَذَكَرَ، آخَرَ وَقَدَّمَهُ أَنَّ سُلَيْمَانَ بْنَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، حَدَّثَهُمْ عَنْ عُبَيْدِ بْنِ فَيْرُوزَ، عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَشَارَ بِأَصَابِعِهِ وَأَصَابِعِي أَقْصَرُ مِنْ أَصَابِعِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُشِيرُ بِأَصْبُعِهِ يَقُولُ " لاَ يَجُوزُ مِنَ الضَّحَايَا الْعَوْرَاءُ الْبَيِّنُ عَوَرُهَا وَالْعَرْجَاءُ الْبَيِّنُ عَرَجُهَا وَالْمَرِيضَةُ الْبَيِّنُ مَرَضُهَا وَالْعَجْفَاءُ الَّتِي لاَ تُنْقِي " .
Bize Süleyman b. Davud, İbn Vehb'den naklen haber verdi. Dedi ki: Bana Amr b. el-Haris ve Leys b. Sa'd haber verdi -ve başka birini daha zikredip onu öne geçirdi-: Süleyman b. Abdurrahman, Ubeyd b. Feyruz'dan, o Bera b. Azib'den onlara şöyle anlatmış: 'Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i işittim -parmaklarıyla işaret ediyordu, benim parmaklarım ise Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in parmaklarından daha kısadır- parmağıyla işaret ederek şöyle buyurdu: "Kurbanlıklardan (şu dördü) caiz olmaz: Körlüğü apaçık belli olan tek gözlü, topallığı apaçık belli olan topal, hastalığı apaçık belli olan hasta ve iliği kalmamış derecede zayıf/cılız olan."
4372. Hadis
أَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ آدَمَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحِيمِ، - وَهُوَ ابْنُ سُلَيْمَانَ - عَنْ زَكَرِيَّا بْنِ أَبِي زَائِدَةَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ شُرَيْحِ بْنِ النُّعْمَانِ، عَنْ عَلِيٍّ، رضى الله عنه قَالَ أَمَرَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ نَسْتَشْرِفَ الْعَيْنَ وَالأُذُنَ وَأَنْ لاَ نُضَحِّيَ بِمُقَابَلَةٍ وَلاَ مُدَابَرَةٍ وَلاَ بَتْرَاءَ وَلاَ خَرْقَاءَ .
Bana Muhammed b. Adem, Abdurrahim'den -ki o İbn Süleyman'dır- o Zekeriya b. Ebi Zaide'den, o Ebu İshak'tan, o Şureyh b. Nu'man'dan, o da Ali radıyallahu anh'tan naklen haber verdi. Dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize; gözü ve kulağı iyice kontrol etmemizi ve 'mukabele' (kulağının ön tarafından kesik olan), 'müdabere' (kulağının arka tarafından kesik olan), 'betrâ' (kuyruğu kesik olan) ve 'harkâ' (kulağı delik/yırtık olan) hayvanları kurban etmememizi emretti."
4373. Hadis
أَخْبَرَنَا أَبُو دَاوُدَ، قَالَ حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ أَعْيَنَ، قَالَ حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو إِسْحَاقَ، عَنْ شُرَيْحِ بْنِ النُّعْمَانِ، - قَالَ أَبُو إِسْحَاقَ وَكَانَ رَجُلَ صِدْقٍ - عَنْ عَلِيٍّ، رضى الله عنه قَالَ أَمَرَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ نَسْتَشْرِفَ الْعَيْنَ وَالأُذُنَ وَأَنْ لاَ نُضَحِّيَ بِعَوْرَاءَ وَلاَ مُقَابَلَةٍ وَلاَ مُدَابَرَةٍ وَلاَ شَرْقَاءَ وَلاَ خَرْقَاءَ .
Bize Ebu Davud haber verdi. Dedi ki: Bize Hasen b. Muhammed b. A'yen anlattı. Dedi ki: Bize Züheyr anlattı. Dedi ki: Bize Ebu İshak, Şureyh b. Nu'man'dan -Ebu İshak onun (Şureyh'in) doğru sözlü bir adam olduğunu söyledi- o da Ali radıyallahu anh'tan naklen haber verdi. Dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize; gözü ve kulağı iyice kontrol etmemizi ve kör, 'mukabele', 'müdabere', 'şarkâ' (kulağı uzunlamasına yarık) ve 'harkâ' olanları kurban etmememizi emretti."
4374. Hadis
أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ نَاصِحٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ عَيَّاشٍ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ شُرَيْحِ بْنِ النُّعْمَانِ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ، رضى الله عنه قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ نُضَحِّيَ بِمُقَابَلَةٍ أَوْ مُدَابَرَةٍ أَوْ شَرْقَاءَ أَوْ خَرْقَاءَ أَوْ جَدْعَاءَ .
Bize Ahmed b. Nasıh haber verdi. Dedi ki: Bize Ebu Bekir b. Ayyaş, Ebu İshak'tan, o Şureyh b. Nu'man'dan, o da Ali b. Ebi Talib radıyallahu anh'tan naklen haber verdi. Dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem; 'mukabele', 'müdabere', 'şarkâ', 'harkâ' veya 'ceddâ' (burnu/kulağı kökten kesik) olanları kurban etmemizi yasakladı."
4375. Hadis
أَخْبَرَنِي هَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنَا شُجَاعُ بْنُ الْوَلِيدِ، قَالَ حَدَّثَنِي زِيَادُ بْنُ خَيْثَمَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو إِسْحَاقَ، عَنْ شُرَيْحِ بْنِ النُّعْمَانِ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ، رضى الله عنه أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ يُضَحَّى بِمُقَابَلَةٍ وَلاَ مُدَابَرَةٍ وَلاَ شَرْقَاءَ وَلاَ خَرْقَاءَ وَلاَ عَوْرَاءَ " .
Bana Harun b. Abdullah haber verdi. Dedi ki: Bize Şuca b. el-Velid anlattı. Dedi ki: Bana Ziyad b. Hayseme anlattı. Dedi ki: Bize Ebu İshak, Şureyh b. Nu'man'dan, o da Ali b. Ebi Talib radıyallahu anh'tan naklen anlattı ki, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "'Mukabele', 'müdabere', 'şarkâ', 'harkâ' ve 'kör' (hayvan) kurban edilmez."
4376. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، أَنَّ سَلَمَةَ، - وَهُوَ ابْنُ كُهَيْلٍ - أَخْبَرَهُ قَالَ سَمِعْتُ حُجَيَّةَ بْنَ عَدِيٍّ، يَقُولُ سَمِعْتُ عَلِيًّا، يَقُولُ أَمَرَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ نَسْتَشْرِفَ الْعَيْنَ وَالأُذُنَ .
Bize Muhammed b. Abdilalâ haber verdi. Dedi ki: Bize Halid anlattı. Dedi ki: Bize Şu'be anlattı ki; Seleme -ki o İbn Küheyl'dir- ona haber vermiş. Dedi ki: Huceyye b. Adiy'i işittim, şöyle diyordu: Ali'yi işittim, şöyle diyordu: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize; gözü ve kulağı iyice kontrol etmemizi emretti."
4377. Hadis
أَخْبَرَنَا حُمَيْدُ بْنُ مَسْعَدَةَ، عَنْ سُفْيَانَ، - وَهُوَ ابْنُ حَبِيبٍ - عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ جُرَىِّ بْنِ كُلَيْبٍ، قَالَ سَمِعْتُ عَلِيًّا، يَقُولُ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ يُضَحَّى بِأَعْضَبِ الْقَرْنِ . فَذَكَرْتُ ذَلِكَ لِسَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ قَالَ نَعَمْ إِلاَّ عَضَبَ النِّصْفِ وَأَكْثَرَ مِنْ ذَلِكَ .
Bize Humeyd b. Mes'ade haber verdi, Süfyan'dan -ki o İbn Habib'dir-, o Şu'be'den, o Katade'den, o Cürey b. Küleyb'den. Dedi ki: Ali'yi işittim, şöyle diyordu: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem boynuzu kırık olanı kurban etmeyi yasakladı." (Ravi) Dedi ki: Bunu Said b. el-Müseyyeb'e zikrettim. O şöyle dedi: "Evet, (boynuzunun) yarısı veya daha fazlası kırık ise (yasaktır)."
4378. Hadis
أَخْبَرَنَا أَبُو دَاوُدَ، سُلَيْمَانُ بْنُ سَيْفٍ قَالَ حَدَّثَنَا الْحَسَنُ، - وَهُوَ ابْنُ أَعْيَنَ - وَأَبُو جَعْفَرٍ - يَعْنِي النُّفَيْلِيَّ - قَالاَ حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ تَذْبَحُوا إِلاَّ مُسِنَّةً إِلاَّ أَنْ يَعْسُرَ عَلَيْكُمْ فَتَذْبَحُوا جَذَعَةً مِنَ الضَّأْنِ " .
Bize Ebu Davud Süleyman b. Seyf haber verdi. Dedi ki: Bize Hasen -ki o İbn A'yen'dir- ve Ebu Cafer -yani en-Nufeylî- anlattılar. Dediler ki: Bize Züheyr anlattı. Dedi ki: Bize Ebu'z-Zübeyr, Cabir'den naklen anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Müsinne (yaşını doldurmuş) olandan başkasını kesmeyin. Ancak size zor gelirse, o takdirde koyunlardan ceza'a (altı ayını doldurmuş) olanı kesebilirsiniz."
4379. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، عَنْ أَبِي الْخَيْرِ، عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَعْطَاهُ غَنَمًا يُقَسِّمُهَا عَلَى صَحَابَتِهِ فَبَقِيَ عَتُودٌ فَذَكَرَهُ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " ضَحِّ بِهِ أَنْتَ " .
Bize Kuteybe haber verdi. Dedi ki: Bize Leys, Yezid b. Ebi Habib'den, o Ebu'l-Hayr'dan, o da Ukbe b. Amir'den naklen anlattı ki; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem kendisine arkadaşlarına dağıtması için (bir miktar) koyun vermiş. Geriye bir 'atûd' (oğlak/genç keçi) kalmış. Bunu Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e zikredince: 'Onu da sen kurban et' buyurmuş.
4380. Hadis
أَخْبَرَنَا يَحْيَى بْنُ دُرُسْتَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو إِسْمَاعِيلَ، - وَهُوَ الْقَنَّادُ - قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، قَالَ حَدَّثَنِي بَعْجَةُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَسَّمَ بَيْنَ أَصْحَابِهِ ضَحَايَا فَصَارَتْ لِي جَذَعَةٌ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ صَارَتْ لِي جَذَعَةٌ . فَقَالَ " ضَحِّ بِهَا " .
Bize Yahya b. Dürust haber verdi. Dedi ki: Bize Ebu İsmail -ki o el-Kannad'dır- anlattı. Dedi ki: Bize Yahya anlattı. Dedi ki: Bana Be'ce b. Abdullah, Ukbe b. Amir'den naklen anlattı ki; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ashabı arasında kurbanlıkları dağıttı. Bana bir 'ceza'a' (genç hayvan) düştü. Ben: 'Ey Allah'ın Resûlü! Bana ceza'a düştü' dedim. O da: 'Onu kurban et' buyurdu.
4381. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا هِشَامٌ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ بَعْجَةَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الْجُهَنِيِّ، عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ، قَالَ قَسَّمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَيْنَ أَصْحَابِهِ أَضَاحِيَّ فَأَصَابَنِي جَذَعَةٌ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَصَابَتْنِي جَذَعَةٌ . فَقَالَ " ضَحِّ بِهَا " .
Bize İsmail b. Mes'ud haber verdi. Dedi ki: Bize Halid anlattı. Dedi ki: Bize Hişam, Yahya b. Ebi Kesir'den, o Be'ce b. Abdullah el-Cühenî'den, o da Ukbe b. Amir'den naklen anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ashabı arasında kurbanlıklar taksim etti. Bana bir 'ceza'a' (genç hayvan) isabet etti. Ben: 'Ey Allah'ın Resûlü! Bana ceza'a düştü' dedim. O da: 'Onu kurban et' buyurdu.
4382. Hadis
أَخْبَرَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ دَاوُدَ، عَنِ ابْنِ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَمْرٌو، عَنْ بُكَيْرِ بْنِ الأَشَجِّ، عَنْ مُعَاذِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ خُبَيْبٍ، عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ، قَالَ ضَحَّيْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِجَذَعٍ مِنَ الضَّأْنِ .
Bize Süleyman b. Davud, İbn Vehb'den naklen haber verdi. Dedi ki: Bana Amr, Bükeyr b. el-Eşecc'den, o Muaz b. Abdullah b. Hubeyb'den, o da Ukbe b. Amir'den naklen haber verdi. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte koyunlardan ceza'a (genç/bir yaşını doldurmamış) olanı kurban ettik.
4383. Hadis
أَخْبَرَنَا هَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ، فِي حَدِيثِهِ عَنْ أَبِي الأَحْوَصِ، عَنِ عَاصِمِ بْنِ كُلَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ كُنَّا فِي سَفَرٍ فَحَضَرَ الأَضْحَى فَجَعَلَ الرَّجُلُ مِنَّا يَشْتَرِي الْمُسِنَّةَ بِالْجَذَعَتَيْنِ وَالثَّلاَثَةِ فَقَالَ لَنَا رَجُلٌ مِنْ مُزَيْنَةَ كُنَّا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي سَفَرٍ فَحَضَرَ هَذَا الْيَوْمُ فَجَعَلَ الرَّجُلُ يَطْلُبُ الْمُسِنَّةَ بِالْجَذَعَتَيْنِ وَالثَّلاَثَةِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ الْجَذَعَ يُوفِي مِمَّا يُوفِي مِنْهُ الثَّنِيُّ " .
Bize Hennad b. es-Serî, Ebu'l-Ahvas'tan, o Asım b. Küleyb'den, o da babasından yaptığı rivayette şöyle haber verdi: Biz bir yolculuktaydık, Kurban bayramı geldi. Bizden bir adam bir müsinneye (yaşını doldurmuş hayvana) karşılık iki veya üç ceza'a (genç hayvan) vermeye (takas etmeye) başladı. Bunun üzerine Müzeyne kabilesinden bir adam bize şöyle dedi: Biz Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile bir yolculuktaydık, bu gün (Kurban günü) geldi. Bir adam bir müsinneye karşılık iki veya üç ceza'a aramaya (takas etmeye) başladı. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Muhakkak ki ceza'a (genç hayvan), seniyyenin (yaşını doldurmuş hayvanın) yerine geçtiği (ifa ettiği) şeyin yerini tutar (onun gibi geçerlidir)."
4384. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ كُلَيْبٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَبِي يُحَدِّثُ، عَنْ رَجُلٍ، قَالَ كُنَّا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَبْلَ الأَضْحَى بِيَوْمَيْنِ نُعْطِي الْجَذَعَتَيْنِ بِالثَّنِيَّةِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ الْجَذَعَةَ تُجْزِئُ مَا تُجْزِئُ مِنْهُ الثَّنِيَّةُ " .
Bize Muhammed b. Abdilalâ haber verdi. Dedi ki: Bize Halid anlattı. Dedi ki: Bize Şu'be, Asım b. Küleyb'den anlattı. Dedi ki: Babamı bir adamdan şöyle naklederken işittim: Kurban bayramından iki gün önce Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraberdik. Bir seniyyeye karşılık iki ceza'a veriyorduk. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Muhakkak ki ceza'a, seniyyenin geçerli olduğu (yeterli geldiği) şey için geçerlidir (yeterlidir)."
4385. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ، - وَهُوَ ابْنُ صُهَيْبٍ - عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يُضَحِّي بِكَبْشَيْنِ . قَالَ أَنَسٌ وَأَنَا أُضَحِّي بِكَبْشَيْنِ .
Bize İshak b. İbrahim haber verdi. Dedi ki: Bize İsmail, Abdulaziz'den -ki o İbn Suhayb'dir- o da Enes'ten naklen anlattı ki; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem iki koç kurban ederdi. Enes dedi ki: Ben de iki koç kurban ediyorum.
4386. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، عَنْ خَالِدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا حُمَيْدٌ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ ضَحَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِكَبْشَيْنِ أَمْلَحَيْنِ .
Bize Muhammed b. el-Müsenna, Halid'den haber verdi. Dedi ki: Bize Humeyd, Sabit'ten, o da Enes'ten naklen anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem alaca (siyah-beyaz) renkli iki koç kurban etti.
4387. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ ضَحَّى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِكَبْشَيْنِ أَمْلَحَيْنِ أَقْرَنَيْنِ ذَبَحَهُمَا بِيَدِهِ وَسَمَّى وَكَبَّرَ وَوَضَعَ رِجْلَهُ عَلَى صِفَاحِهِمَا .
Bize Kuteybe haber verdi. Dedi ki: Bize Ebu Avane, Katade'den, o da Enes'ten naklen anlattı. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem boynuzlu, alaca iki koç kurban etti. Onları kendi eliyle kesti, besmele çekti, tekbir getirdi ve ayağını onların yan taraflarına koydu.
4388. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، قَالَ حَدَّثَنَا حَاتِمُ بْنُ وَرْدَانَ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سِيرِينَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ خَطَبَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ أَضْحَى وَانْكَفَأَ إِلَى كَبْشَيْنِ أَمْلَحَيْنِ فَذَبَحَهُمَا . مُخْتَصَرٌ .
Bize İsmail b. Mes'ud haber verdi. Dedi ki: Bize Hatim b. Verdan, Eyyub'dan, o Muhammed b. Sirin'den, o da Enes b. Malik'ten naklen anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Kurban günü bize hutbe okudu ve alaca iki koça yönelerek onları kesti.
4389. Hadis
أَخْبَرَنَا حُمَيْدُ بْنُ مَسْعَدَةَ، فِي حَدِيثِهِ عَنْ يَزِيدَ بْنِ زُرَيْعٍ، عَنِ ابْنِ عَوْنٍ، عَنْ مُحَمَّدٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي بَكْرَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ ثُمَّ انْصَرَفَ - كَأَنَّهُ يَعْنِي النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم - يَوْمَ النَّحْرِ إِلَى كَبْشَيْنِ أَمْلَحَيْنِ فَذَبَحَهُمَا وَإِلَى جُذَيْعَةٍ مِنَ الْغَنَمِ فَقَسَمَهَا بَيْنَنَا .
Bize Humeyd b. Mes'ade, Yezid b. Zürey'den, o İbn Avn'den, o Muhammed'den, o Abdurrahman b. Ebi Bekre'den, o da babasından yaptığı rivayette şöyle haber verdi. Dedi ki: Sonra o -Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'i kastediyor- Kurban günü alaca iki koça yöneldi ve onları kesti. Sonra koyunlardan küçük bir sürüye yöneldi ve onu aramızda paylaştırdı.
4390. Hadis
أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ أَبُو سَعِيدٍ الأَشَجُّ، قَالَ حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ غِيَاثٍ، عَنْ جَعْفَرِ بْنِ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، قَالَ ضَحَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِكَبْشٍ أَقْرَنَ فَحِيلٍ يَمْشِي فِي سَوَادٍ وَيَأْكُلُ فِي سَوَادٍ وَيَنْظُرُ فِي سَوَادٍ .
Bize Ebu Said el-Eşecc Abdullah b. Said haber verdi. Dedi ki: Bize Hafs b. Gıyas, Cafer b. Muhammed'den, o babasından, o da Ebu Said'den naklen anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem boynuzlu, erkek bir koç kurban etti ki; o koç siyahlık içinde yürür, siyahlık içinde yer ve siyahlık içinde bakardı (ayakları, ağzı ve göz çevresi siyahtı).
4391. Hadis
أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْحَكَمِ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ الثَّوْرِيُّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَبَايَةَ بْنِ رِفَاعَةَ بْنِ رَافِعٍ، عَنْ جَدِّهِ، رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَجْعَلُ فِي قَسْمِ الْغَنَائِمِ عَشْرًا مِنَ الشَّاءِ بِبَعِيرٍ . قَالَ شُعْبَةُ وَأَكْبَرُ عِلْمِي أَنِّي سَمِعْتُهُ مِنْ سَعِيدِ بْنِ مَسْرُوقٍ وَحَدَّثَنِي بِهِ سُفْيَانُ عَنْهُ وَاللَّهُ تَعَالَى أَعْلَمُ .
Bize Ahmed b. Abdullah b. el-Hakem haber verdi. Dedi ki: Bize Muhammed b. Cafer anlattı. Dedi ki: Bize Şu'be anlattı. Dedi ki: Bize Süfyan es-Sevrî, babasından, o Abaye b. Rifaa b. Rafi'den, o da dedesi Rafi b. Hadic'den naklen anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ganimetlerin taksiminde on koyunu bir deveye denk tutardı. Şu'be dedi ki: En doğru bildiğim şudur ki; ben bunu Said b. Mesruk'tan işittim. Süfyan da onu bana ondan (Said'den) anlattı. Allah Teâlâ en doğrusunu bilir.
4392. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ غَزْوَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا الْفَضْلُ بْنُ مُوسَى، عَنْ حُسَيْنٍ، - يَعْنِي ابْنَ وَاقِدٍ - عَنْ عِلْبَاءَ بْنِ أَحْمَرَ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ كُنَّا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي سَفَرٍ فَحَضَرَ النَّحْرُ فَاشْتَرَكْنَا فِي الْبَعِيرِ عَنْ عَشْرَةٍ وَالْبَقَرَةِ عَنْ سَبْعَةٍ .
Bize Muhammed b. Abdulaziz b. Gazvan haber verdi. Dedi ki: Bize Fadl b. Musa, Hüseyin'den -yani İbn Vakıd-, o İlba b. Ahmer'den, o İkrime'den, o da İbn Abbas'tan naklen anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile bir yolculuktaydık. Kurban bayramı geldi. Bir devede on kişi, bir sığırda yedi kişi ortak olduk.
4393. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، عَنْ يَحْيَى، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ كُنَّا نَتَمَتَّعُ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَنَذْبَحُ الْبَقَرَةَ عَنْ سَبْعَةٍ وَنَشْتَرِكُ فِيهَا .
Bize Muhammed b. el-Müsenna, Yahya'dan, o Abdulmelik'ten, o Ata'dan, o da Cabir'den naklen haber verdi. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte temettu haccı yapıyorduk. Bir sığırı yedi kişi adına kesiyor ve ona ortak oluyorduk.
4394. Hadis
أَخْبَرَنَا هَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ، عَنِ ابْنِ أَبِي زَائِدَةَ، قَالَ أَنْبَأَنَا أَبِي، عَنْ فِرَاسٍ، عَنْ عَامِرٍ، عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ، ح وَأَنْبَأَنَا دَاوُدُ بْنُ أَبِي هِنْدٍ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنِ الْبَرَاءِ، - فَذَكَرَ أَحَدُهُمَا مَا لَمْ يَذْكُرِ الآخَرُ - قَالَ قَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ الأَضْحَى فَقَالَ " مَنْ وَجَّهَ قِبْلَتَنَا وَصَلَّى صَلاَتَنَا وَنَسَكَ نُسُكَنَا فَلاَ يَذْبَحْ حَتَّى يُصَلِّيَ " . فَقَامَ خَالِي فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي عَجَّلْتُ نُسُكِي لأُطْعِمَ أَهْلِي وَأَهْلَ دَارِي أَوْ أَهْلِي وَجِيرَانِي . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَعِدْ ذِبْحًا آخَرَ " . قَالَ فَإِنَّ عِنْدِي عَنَاقَ لَبَنٍ هِيَ أَحَبُّ إِلَىَّ مِنْ شَاتَىْ لَحْمٍ . قَالَ " اذْبَحْهَا فَإِنَّهَا خَيْرُ نَسِيكَتَيْكَ وَلاَ تَقْضِي جَذَعَةٌ عَنْ أَحَدٍ بَعْدَكَ " .
Bize Hennad b. es-Serî, İbn Ebi Zaide'den haber verdi. Dedi ki: Bana babam, Firas'tan, o Amir'den, o Bera b. Azib'den haber verdi. (Tahvil) Ve bize Davud b. Ebi Hind, Şa'bî'den, o da Bera'dan haber verdi -biri diğerinin zikretmediğini zikretti-. (Bera) Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Kurban günü ayağa kalktı ve şöyle buyurdu: "Kim bizim kıblemize yönelir, namazımızı kılar ve kurbanımızı keserse (bizim gibi ibadet ederse), namazı kılıncaya kadar kurban kesmesin." Bunun üzerine dayım ayağa kalktı ve: "Ey Allah'ın Resûlü! Ailemi ve ev halkımı -veya ailemi ve komşularımı- yedirmek için kurbanımı acele kestim (erkenden kestim)" dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Başka bir kurbanı iade et (yeniden kes)" buyurdu. (Dayım): "Benim yanımda (henüz) süt emen bir oğlak (oğlak yavrusu/anak) var ki benim için iki etlik koyundan daha sevimlidir" dedi. (Resûlullah) buyurdu ki: "Onu kes. Muhakkak ki o, senin iki kurbanlığından daha hayırlıdır. Fakat senden sonra hiç kimse için (bu yaştaki) bir 'ceza'a' (genç hayvan) yeterli olmayacaktır."
4395. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ، قَالَ خَطَبَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ النَّحْرِ بَعْدَ الصَّلاَةِ ثُمَّ قَالَ " مَنْ صَلَّى صَلاَتَنَا وَنَسَكَ نُسُكَنَا فَقَدْ أَصَابَ النُّسُكَ وَمَنْ نَسَكَ قَبْلَ الصَّلاَةِ فَتِلْكَ شَاةُ لَحْمٍ " . فَقَالَ أَبُو بُرْدَةَ يَا رَسُولَ اللَّهِ وَاللَّهِ لَقَدْ نَسَكْتُ قَبْلَ أَنْ أَخْرُجَ إِلَى الصَّلاَةِ وَعَرَفْتُ أَنَّ الْيَوْمَ يَوْمَ أَكْلٍ وَشُرْبٍ فَتَعَجَّلْتُ فَأَكَلْتُ وَأَطْعَمْتُ أَهْلِي وَجِيرَانِي . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " تِلْكَ شَاةُ لَحْمٍ " . قَالَ فَإِنَّ عِنْدِي عَنَاقًا جَذَعَةً خَيْرٌ مِنْ شَاتَىْ لَحْمٍ فَهَلْ تُجْزِئُ عَنِّي قَالَ " نَعَمْ وَلَنْ تَجْزِيَ عَنْ أَحَدٍ بَعْدَكَ " .
Bize Kuteybe haber verdi. Dedi ki: Bize Ebu'l-Ahvas, Mansur'dan, o Şa'bî'den, o da Bera b. Azib'den naklen anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Kurban günü namazdan sonra bize hutbe okudu. Sonra şöyle buyurdu: "Kim bizim namazımızı kılar ve kurbanımızı keserse, ibadetini tam yerine getirmiştir. Kim namazdan önce kurban keserse, o (sadece) etlik bir koyundur." Bunun üzerine Ebu Burde: "Ey Allah'ın Resûlü! Vallahi ben namaza çıkmadan önce kurbanımı kestim. Bu günün yeme ve içme günü olduğunu bildim, bu yüzden acele ettim; hem yedim hem de aileme ve komşularıma yedirdim" dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "O, etlik bir koyundur" buyurdu. (Ebu Burde): "Benim yanımda 'oğlak' (anak) cinsi bir ceza'a (genç hayvan) var ki, benim için iki etlik koyundan daha hayırlıdır. Benim yerime geçer mi (kurban olur mu)?" dedi. (Resûlullah): "Evet, fakat senden sonra hiç kimse için yeterli olmayacaktır" buyurdu.
4396. Hadis
أَخْبَرَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ عُلَيَّةَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنْ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ النَّحْرِ " مَنْ كَانَ ذَبَحَ قَبْلَ الصَّلاَةِ فَلْيُعِدْ " . فَقَامَ رَجُلٌ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ هَذَا يَوْمٌ يُشْتَهَى فِيهِ اللَّحْمُ فَذَكَرَ هَنَةً مِنْ جِيرَانِهِ كَأَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم صَدَّقَهُ . قَالَ عِنْدِي جَذَعَةٌ هِيَ أَحَبُّ إِلَىَّ مِنْ شَاتَىْ لَحْمٍ . فَرَخَّصَ لَهُ فَلاَ أَدْرِي أَبَلَغَتْ رُخْصَتُهُ مَنْ سِوَاهُ أَمْ لاَ ثُمَّ انْكَفَأَ إِلَى كَبْشَيْنِ فَذَبَحَهُمَا .
Bize Yakub b. İbrahim haber verdi. Dedi ki: Bize İbn Uleyye anlattı. Dedi ki: Bize Eyyub, Muhammed'den, o da Enes'ten naklen anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Kurban günü şöyle buyurdu: "Kim namazdan önce kestiyse (kurbanını) iade etsin." Bunun üzerine bir adam kalktı ve: "Ey Allah'ın Resûlü! Bu, kendisinde etin arzulandığı bir gündür" dedi ve komşularının durumunu zikretti. Sanki Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onu tasdik etti. (Adam): "Yanımda bir ceza'a (genç hayvan) var ki benim için iki etlik koyundan daha sevimlidir" dedi. (Resûlullah) ona ruhsat verdi. Onun ruhsatı başkasını kapsar mı yoksa kapsamaz mı bilmiyorum. Sonra (Resûlullah) iki koça yöneldi ve onları kesti.
4397. Hadis
أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ يَحْيَى، ح وَأَنْبَأَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ بُشَيْرِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ بْنِ نِيَارٍ، أَنَّهُ ذَبَحَ قَبْلَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَأَمَرَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنْ يُعِيدَ . قَالَ عِنْدِي عَنَاقُ جَذَعَةٍ هِيَ أَحَبُّ إِلَىَّ مِنْ مُسِنَّتَيْنِ . قَالَ " اذْبَحْهَا " . فِي حَدِيثِ عُبَيْدِ اللَّهِ فَقَالَ إِنِّي لاَ أَجِدُ إِلاَّ جَذَعَةً . فَأَمَرَهُ أَنْ يَذْبَحَ .
Bize Ubeydullah b. Said haber verdi. Dedi ki: Bize Yahya, Yahya'dan anlattı. (Tahvil) Ve bize Amr b. Ali haber verdi. Dedi ki: Bize Yahya, Yahya b. Said'den, o Büşeyr b. Yesar'dan, o da Ebu Burde b. Niyar'dan naklen anlattı ki; o (Ebu Burde), Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den önce (kurbanını) kesmiş. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ona (bunu) iade etmesini emretmiş. O da: "Benim yanımda 'oğlak' cinsi bir ceza'a var ki benim için iki müsinne'den (yaşlı hayvandan) daha sevimlidir" demiş. (Resûlullah): "Onu kes" buyurmuş. Ubeydullah'ın hadisinde ise şöyle geçmiştir: (Ebu Burde) Dedi ki: "Ben ceza'a'dan başka bir şey bulamıyorum." (Resûlullah) ona (o ceza'a'yı) kesmesini emretmiş.
4398. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنِ الأَسْوَدِ بْنِ قَيْسٍ، عَنْ جُنْدُبِ بْنِ سُفْيَانَ، قَالَ ضَحَّيْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَضْحَى ذَاتَ يَوْمٍ فَإِذَا النَّاسُ قَدْ ذَبَحُوا ضَحَايَاهُمْ قَبْلَ الصَّلاَةِ فَلَمَّا انْصَرَفَ رَآهُمُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُمْ ذَبَحُوا قَبْلَ الصَّلاَةِ فَقَالَ " مَنْ ذَبَحَ قَبْلَ الصَّلاَةِ فَلْيَذْبَحْ مَكَانَهَا أُخْرَى وَمَنْ كَانَ لَمْ يَذْبَحْ حَتَّى صَلَّيْنَا فَلْيَذْبَحْ عَلَى اسْمِ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ " .
Bize Kuteybe haber verdi. Dedi ki: Bize Ebu Avane, Esved b. Kays'tan, o Cündeb b. Süfyan'dan naklen anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraber bir Kurban günü kurban kestik. Bir de baktık ki insanlar kurbanlarını namazdan önce kesmişler. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem namazdan dönünce onların namazdan önce kestiklerini gördü ve şöyle buyurdu: "Kim namazdan önce kestiyse, onun yerine bir başkasını kessin. Kim de biz namazı kılıncaya kadar kesmediyse, Allah Azze ve Celle'nin adıyla kessin."
4399. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، قَالَ حَدَّثَنَا دَاوُدُ، عَنْ عَامِرٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ صَفْوَانَ، أَنَّهُ أَصَابَ أَرْنَبَيْنِ وَلَمْ يَجِدْ حَدِيدَةً يَذْبَحُهُمَا بِهِ فَذَكَّاهُمَا بِمَرْوَةٍ فَأَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي اصْطَدْتُ أَرْنَبَيْنِ فَلَمْ أَجِدْ حَدِيدَةً أُذَكِّيهِمَا بِهِ فَذَكَّيْتُهُمَا بِمَرْوَةٍ أَفَآكُلُ قَالَ " كُلْ " .
Bize Muhammed b. el-Müsenna haber verdi. Dedi ki: Bize Yezid b. Harun anlattı. Dedi ki: Bize Davud, Amir'den, o Muhammed b. Safvan'dan naklen anlattı ki; o iki tavşan yakalamış fakat onları kesecek bir demir (bıçak) bulamamış. Bunun üzerine onları (keskin) bir çakmak taşı ile kesmiş. Sonra Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e gelmiş ve: "Ey Allah'ın Resûlü! Ben iki tavşan avladım. Fakat onları kesecek bir demir bulamadım, ben de onları çakmak taşı ile kestim. Yiyeyim mi?" demiş. (Resûlullah): "Ye" buyurmuş.
4400. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ جَعْفَرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا حَاضِرُ بْنُ الْمُهَاجِرِ الْبَاهِلِيُّ، قَالَ سَمِعْتُ سُلَيْمَانَ بْنَ يَسَارٍ، يُحَدِّثُ عَنْ زَيْدِ بْنِ ثَابِتٍ، أَنَّ ذِئْبًا، نَيَّبَ فِي شَاةٍ فَذَبَحُوهَا بِالْمَرْوَةِ فَرَخَّصَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فِي أَكْلِهَا .
Bize Muhammed b. Beşşar, Muhammed b. Cafer'den haber verdi. Dedi ki: Bize Şu'be anlattı. Dedi ki: Bize Hâdır b. el-Muhacir el-Bahilî anlattı. Dedi ki: Süleyman b. Yesar'ın Zeyd b. Sabit'ten şöyle naklettiğini işittim: Bir kurt bir koyunu dişledi (yaraladı). Onlar da (ölmeden yetişip) onu çakmak taşı ile kestiler. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onun yenilmesine ruhsat verdi.
4401. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، وَإِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، عَنْ خَالِدٍ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ سِمَاكٍ، قَالَ سَمِعْتُ مُرِّيَّ بْنَ قَطَرِيٍّ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ، قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي أُرْسِلُ كَلْبِي فَآخُذُ الصَّيْدَ فَلاَ أَجِدُ مَا أُذَكِّيهِ بِهِ فَأَذْبَحُهُ بِالْمَرْوَةِ وَبِالْعَصَا . قَالَ " أَنْهِرِ الدَّمَ بِمَا شِئْتَ وَاذْكُرِ اسْمَ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ " .
Bize Muhammed b. Abdilalâ ve İsmail b. Mes'ud, Halid'den, o Şu'be'den, o Simak'tan naklen haber verdi. Dedi ki: Murrî b. Katarî'yi, Adiy b. Hatim'den naklederken işittim. (Adiy) Dedi ki: "Ey Allah'ın Resûlü! Köpeğimi salıyorum ve avı yakalıyorum. Fakat onu kesecek bir şey (bıçak) bulamıyorum, ben de onu (keskin) bir taş veya değnek ile kesiyorum" dedim. (Resûlullah) buyurdu ki: "Dilediğin şeyle kanı akıt ve Allah Azze ve Celle'nin ismini an."
4402. Hadis
أَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ مَعْمَرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا حَبَّانُ بْنُ هِلاَلٍ، قَالَ حَدَّثَنَا جَرِيرُ بْنُ حَازِمٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، فَلَقِيتُ زَيْدَ بْنَ أَسْلَمَ فَحَدَّثَنِي عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ كَانَتْ لِرَجُلٍ مِنَ الأَنْصَارِ نَاقَةٌ تَرْعَى فِي قِبَلِ أُحُدٍ فَعُرِضَ لَهَا فَنَحَرَهَا بِوَتَدٍ . فَقُلْتُ لِزَيْدٍ وَتَدٌ مِنْ خَشَبٍ أَوْ حَدِيدٍ قَالَ لاَ بَلْ خَشَبٌ فَأَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَسَأَلَهُ فَأَمَرَهُ بِأَكْلِهَا .
Bana Muhammed b. Ma'mer haber verdi. Dedi ki: Bize Habban b. Hilal anlattı. Dedi ki: Bize Cerir b. Hazim anlattı. Dedi ki: Bize Eyyub, Zeyd b. Eslem'den anlattı. Ben de Zeyd b. Eslem ile karşılaştım; o bana Ata b. Yesar'dan, o da Ebu Said el-Hudrî'den naklen anlattı. Dedi ki: Ensar'dan bir adamın Uhud tarafında otlayan bir devesi vardı. Devenin başına bir hal geldi (ölmek üzereydi). Adam da onu bir kazık ile kesti (nahretti). (Ravi) Dedi ki: Zeyd'e: "Demir kazık mı yoksa tahta kazık mı?" dedim. "Hayır, aksine tahta (kazık)" dedi. Sonra Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e gelip sordu. O da yenilmesini emretti.
4403. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عُمَرَ بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَبَايَةَ بْنِ رِفَاعَةَ، عَنْ رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَا أَنْهَرَ الدَّمَ وَذُكِرَ اسْمُ اللَّهِ فَكُلْ إِلاَّ بِسِنٍّ أَوْ ظُفْرٍ " .
Bize Muhammed b. Mansur haber verdi. Dedi ki: Bize Süfyan, Ömer b. Said'den, o babasından, o Abaye b. Rifaa'dan, o da Rafi b. Hadic'den naklen anlattı ki; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kanı akıtan ve (üzerine) Allah'ın adı anılan şeyi ye. Ancak diş veya tırnak ile (kesilen) hariç."
4404. Hadis
أَخْبَرَنَا هَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ، عَنْ أَبِي الأَحْوَصِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَبَايَةَ بْنِ رِفَاعَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا نَلْقَى الْعَدُوَّ غَدًا وَلَيْسَ مَعَنَا مُدًى . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَا أَنْهَرَ الدَّمَ وَذُكِرَ اسْمُ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ فَكُلُوا مَا لَمْ يَكُنْ سِنًّا أَوْ ظُفْرًا وَسَأُحَدِّثُكُمْ عَنْ ذَلِكَ أَمَّا السِّنُّ فَعَظْمٌ وَأَمَّا الظُّفْرُ فَمُدَى الْحَبَشَةِ " .
Bize Hennad b. es-Serî, Ebu'l-Ahvas'tan, o Said b. Mesruk'tan, o Abaye b. Rifaa'dan, o babasından, o da dedesi Rafi b. Hadic'den naklen haber verdi. Dedi ki: "Ey Allah'ın Resûlü! Biz yarın düşmanla karşılaşacağız ve yanımızda bıçaklar yok (ne yapalım)?" dedim. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kanı akıtan ve (üzerine) Allah Azze ve Celle'nin adı anılan şeyi yiyin. Ancak diş veya tırnak (ile kesilen) olmasın. Size bunun sebebini anlatayım: Diş bir kemiktir. Tırnak ise Habeşlilerin bıçaklarıdır."
4405. Hadis
أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، عَنْ خَالِدٍ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَبِي الأَشْعَثِ، عَنْ شَدَّادِ بْنِ أَوْسٍ، قَالَ اثْنَتَانِ حَفِظْتُهُمَا عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنَّ اللَّهَ كَتَبَ الإِحْسَانَ عَلَى كُلِّ شَىْءٍ فَإِذَا قَتَلْتُمْ فَأَحْسِنُوا الْقِتْلَةَ وَإِذَا ذَبَحْتُمْ فَأَحْسِنُوا الذِّبْحَةَ وَلْيُحِدَّ أَحَدُكُمْ شَفْرَتَهُ وَلْيُرِحْ ذَبِيحَتَهُ " .
Bize Ali b. Hucr haber verdi. Dedi ki: Bize İsmail, Halid'den, o Ebu Kılabe'den, o Ebu'l-Eş'as'tan, o da Şeddad b. Evs'ten naklen anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den iki şey ezberledim. Şöyle buyurdu: "Muhakkak ki Allah her şeyde ihsanı (iyiliği/güzel yapmayı) yazmıştır (farz kılmıştır). Öldürdüğünüz zaman öldürmeyi güzel yapın. Kestiğiniz zaman kesmeyi güzel yapın. Sizden biri bıçağını bilesin ve keseceği hayvanı rahatlatsın."
4406. Hadis
أَخْبَرَنَا عِيسَى بْنُ أَحْمَدَ الْعَسْقَلاَنِيُّ، - عَسْقَلاَنُ بَلْخٍ - قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، قَالَ حَدَّثَنِي سُفْيَانُ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، حَدَّثَهُ عَنْ فَاطِمَةَ بِنْتِ الْمُنْذِرِ، عَنْ أَسْمَاءَ بِنْتِ أَبِي بَكْرٍ، قَالَتْ نَحَرْنَا فَرَسًا عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَكَلْنَاهُ .
Bize İsa b. Ahmed el-Askalânî -Belh'in Askalân'ıdır- haber verdi. Dedi ki: Bize İbn Vehb anlattı. Dedi ki: Bana Süfyan, Hişam b. Urve'den anlattı. O da Fatıma bintü'l-Münzir'den, o da Esma bint Ebi Bekir'den naklen anlatmış. (Esma) Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında bir at nahrettik (boğaz çukurundan kestik) ve onu yedik.
4407. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ جَعْفَرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ سَمِعْتُ حَاضِرَ بْنَ الْمُهَاجِرِ الْبَاهِلِيَّ، قَالَ سَمِعْتُ سُلَيْمَانَ بْنَ يَسَارٍ، يُحَدِّثُ عَنْ زَيْدِ بْنِ ثَابِتٍ، أَنَّ ذِئْبًا، نَيَّبَ فِي شَاةٍ فَذَبَحُوهَا بِمَرْوَةٍ فَرَخَّصَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فِي أَكْلِهَا .
Bize Muhammed b. Beşşar, Muhammed b. Cafer'den haber verdi. Dedi ki: Bize Şu'be anlattı. Dedi ki: Hâdır b. el-Muhacir el-Bahilî'yi işittim. Dedi ki: Süleyman b. Yesar'ın Zeyd b. Sabit'ten şöyle naklettiğini işittim: Bir kurt bir koyunu dişledi (yaraladı). Onlar da onu bir çakmak taşı ile kestiler. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onun yenilmesine ruhsat verdi.
4408. Hadis
أَخْبَرَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، عَنْ حَمَّادِ بْنِ سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي الْعُشَرَاءِ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَمَا تَكُونُ الذَّكَاةُ إِلاَّ فِي الْحَلْقِ وَاللَّبَّةِ قَالَ " لَوْ طَعَنْتَ فِي فَخِذِهَا لأَجْزَأَكَ " .
Bize Yakub b. İbrahim haber verdi. Dedi ki: Bize Abdurrahman, Hammad b. Seleme'den, o Ebu'l-Uşerâ'dan, o da babasından naklen anlattı. Dedi ki: "Ey Allah'ın Resûlü! Kesim sadece boğazdan ve lebbe'den (göğüs çukurundan) mi olur?" dedim. Buyurdu ki: "Eğer onu uyluğundan da mızraklasan (ve kanını akıtsan), sana yeterli olur."
4409. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَبَايَةَ بْنِ رَافِعٍ، عَنْ رَافِعٍ، قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا لاَقُو الْعَدُوِّ غَدًا وَلَيْسَ مَعَنَا مُدًى . قَالَ " مَا أَنْهَرَ الدَّمَ وَذُكِرَ اسْمُ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ فَكُلْ مَا خَلاَ السِّنَّ وَالظُّفْرَ " . قَالَ فَأَصَابَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهْبًا فَنَدَّ بَعِيرٌ فَرَمَاهُ رَجُلٌ بِسَهْمٍ فَحَبَسَهُ فَقَالَ " إِنَّ لِهَذِهِ النَّعَمِ - أَوْ قَالَ الإِبِلِ - أَوَابِدَ كَأَوَابِدِ الْوَحْشِ فَمَا غَلَبَكُمْ مِنْهَا فَافْعَلُوا بِهِ هَكَذَا " .
Bize İsmail b. Mes'ud haber verdi. Dedi ki: Bize Halid, Şu'be'den, o Said b. Mesruk'tan, o Abaye b. Rafi'den, o da Rafi'den naklen anlattı. Dedi ki: "Ey Allah'ın Resûlü! Biz yarın düşmanla karşılaşacağız ve yanımızda bıçaklar yok" dedim. Buyurdu ki: "Kanı akıtan ve (üzerine) Allah Azze ve Celle'nin adı anılan şeyi ye. Diş ve tırnak hariç." (Ravi) Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir ganimet elde etmişti. Bir deve kaçtı. Bir adam ona ok attı ve onu (olduğu yere) hapsetti (durdurdu). Bunun üzerine (Resûlullah) şöyle buyurdu: "Muhakkak ki bu hayvanların -veya develerin dedi- vahşi hayvanlar gibi ürküp kaçanları vardır. Onlardan biri size baskın gelirse (kaçarsa), ona böyle yapın."
4410. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ أَنْبَأَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ عَبَايَةَ بْنِ رِفَاعَةَ، عَنْ رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ، قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا لاَقُو الْعَدُوِّ غَدًا وَلَيْسَتْ مَعَنَا مُدًى . قَالَ " مَا أَنْهَرَ الدَّمَ وَذُكِرَ اسْمُ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ فَكُلْ لَيْسَ السِّنَّ وَالظُّفْرَ وَسَأُحَدِّثُكُمْ أَمَّا السِّنُّ فَعَظْمٌ وَأَمَّا الظُّفْرُ فَمُدَى الْحَبَشَةِ " . وَأَصَبْنَا نَهْبَةَ إِبِلٍ أَوْ غَنَمٍ فَنَدَّ مِنْهَا بَعِيرٌ فَرَمَاهُ رَجُلٌ بِسَهْمٍ فَحَبَسَهُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ لِهَذِهِ الإِبِلِ أَوَابِدَ كَأَوَابِدِ الْوَحْشِ فَإِذَا غَلَبَكُمْ مِنْهَا شَىْءٌ فَافْعَلُوا بِهِ هَكَذَا " .
Bize Amr b. Ali haber verdi. Dedi ki: Bize Yahya b. Said haber verdi. Dedi ki: Bize Süfyan anlattı. Dedi ki: Bana babam, Abaye b. Rifaa'dan, o da Rafi b. Hadic'den naklen anlattı. Dedi ki: "Ey Allah'ın Resûlü! Biz yarın düşmanla karşılaşacağız ve yanımızda bıçaklar yok" dedim. Buyurdu ki: "Kanı akıtan ve (üzerine) Allah Azze ve Celle'nin adı anılan şeyi ye. Diş ve tırnak olmasın. Size (sebebini) anlatayım: Diş bir kemiktir. Tırnak ise Habeşlilerin bıçaklarıdır." (Ravi devamla dedi ki:) Biz deve veya koyunlardan oluşan bir ganimet elde etmiştik. Onlardan bir deve ürküp kaçtı. Bir adam ona ok attı ve onu (olduğu yere) hapsetti (durdurdu). Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Muhakkak ki bu develerin, vahşi hayvanlar gibi ürküp kaçanları vardır. Onlardan biri size baskın gelirse (kaçarsa), ona böyle yapın."
4411. Hadis
أَخْبَرَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ يَعْقُوبَ، قَالَ حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى، قَالَ أَنْبَأَنَا إِسْرَائِيلُ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ خَالِدٍ الْحَذَّاءِ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَبِي أَسْمَاءَ الرَّحَبِيِّ، عَنْ أَبِي الأَشْعَثِ، عَنْ شَدَّادِ بْنِ أَوْسٍ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " إِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ كَتَبَ الإِحْسَانَ عَلَى كُلِّ شَىْءٍ فَإِذَا قَتَلْتُمْ فَأَحْسِنُوا الْقِتْلَةَ وَإِذَا ذَبَحْتُمْ فَأَحْسِنُوا الذَّبْحَ وَلْيُحِدَّ أَحَدُكُمْ إِذَا ذَبَحَ شَفْرَتَهُ وَلْيُرِحْ ذَبِيحَتَهُ " .
Bize İbrahim b. Yakub haber verdi. Dedi ki: Bize Ubeydullah b. Musa anlattı. Dedi ki: Bize İsrail, Mansur'dan, o Halid el-Hazza'dan, o Ebu Kılabe'den, o Ebu Esma er-Rahabî'den, o Ebu'l-Eş'as'tan, o da Şeddad b. Evs'ten naklen haber verdi. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Muhakkak ki Allah Azze ve Celle her şeyde ihsanı (iyiliği) yazmıştır (farz kılmıştır). Öldürdüğünüz zaman öldürmeyi güzel yapın. Kestiğiniz zaman kesmeyi güzel yapın. Sizden biri keseceği zaman bıçağını bilesin ve keseceği hayvanı rahatlatsın."
4412. Hadis
أَخْبَرَنَا الْحُسَيْنُ بْنُ حُرَيْثٍ أَبُو عَمَّارٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ خَالِدٍ الْحَذَّاءِ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَبِي الأَشْعَثِ الصَّنْعَانِيِّ، عَنْ شَدَّادِ بْنِ أَوْسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ اللَّهَ كَتَبَ الإِحْسَانَ عَلَى كُلِّ شَىْءٍ فَإِذَا قَتَلْتُمْ فَأَحْسِنُوا الْقِتْلَةَ وَإِذَا ذَبَحْتُمْ فَأَحْسِنُوا الذَّبْحَ وَلْيُحِدَّ أَحَدُكُمْ شَفْرَتَهُ وَلْيُرِحْ ذَبِيحَتَهُ " .
Bize Ebu Ammar Hüseyin b. Hureys haber verdi. Dedi ki: Bize Cerir, Mansur'dan, o Halid el-Hazza'dan, o Ebu Kılabe'den, o Ebu'l-Eş'as es-San'anî'den, o da Şeddad b. Evs'ten naklen haber verdi. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Muhakkak ki Allah her şeyde ihsanı yazmıştır. Öldürdüğünüz zaman öldürmeyi güzel yapın. Kestiğiniz zaman kesmeyi güzel yapın. Sizden biri bıçağını bilesin ve keseceği hayvanı rahatlatsın."
4413. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، قَالَ أَنْبَأَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَبِي الأَشْعَثِ، عَنْ شَدَّادِ بْنِ أَوْسٍ، قَالَ سَمِعْتُ مِنَ النَّبِيِّ، صلى الله عليه وسلم اثْنَتَيْنِ فَقَالَ " إِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ كَتَبَ الإِحْسَانَ عَلَى كُلِّ شَىْءٍ فَإِذَا قَتَلْتُمْ فَأَحْسِنُوا الْقِتْلَةَ وَإِذَا ذَبَحْتُمْ فَأَحْسِنُوا الذَّبْحَ وَلْيُحِدَّ أَحَدُكُمْ شَفْرَتَهُ ثُمَّ لِيُرِحْ ذَبِيحَتَهُ " .
Bize Muhammed b. Rafi haber verdi. Dedi ki: Bize Abdurrezzak anlattı. Dedi ki: Bize Ma'mer, Eyyub'dan, o Ebu Kılabe'den, o Ebu'l-Eş'as'tan, o da Şeddad b. Evs'ten naklen haber verdi. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den iki (şey) işittim. Buyurdu ki: "Muhakkak ki Allah Azze ve Celle her şeyde ihsanı (iyiliği) yazmıştır. Öldürdüğünüz zaman öldürmeyi güzel yapın. Kestiğiniz zaman kesmeyi güzel yapın. Sizden biri bıçağını bilesin, sonra keseceği hayvanı rahatlatsın."
4414. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بَزِيعٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَزِيدُ، - وَهُوَ ابْنُ زُرَيْعٍ - قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، ح وَأَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، قَالَ حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ خَالِدٍ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَبِي الأَشْعَثِ، عَنْ شَدَّادِ بْنِ أَوْسٍ، قَالَ ثِنْتَانِ حَفِظْتُهُمَا مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ كَتَبَ الإِحْسَانَ عَلَى كُلِّ شَىْءٍ فَإِذَا قَتَلْتُمْ فَأَحْسِنُوا الْقِتْلَةَ وَإِذَا ذَبَحْتُمْ فَأَحْسِنُوا الذِّبْحَةَ لِيُحِدَّ أَحَدُكُمْ شَفْرَتَهُ وَلْيُرِحْ ذَبِيحَتَهُ " .
Bize Muhammed b. Abdullah b. Bezi' haber verdi. Dedi ki: Bize Yezid -ki o İbn Zürey'dir- anlattı. Dedi ki: Bize Halid anlattı. (Tahvil) Ve bize Abdullah b. Muhammed b. Abdurrahman haber verdi. Dedi ki: Bize Gunder, Şu'be'den, o Halid'den, o Ebu Kılabe'den, o Ebu'l-Eş'as'tan, o da Şeddad b. Evs'ten naklen anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den iki şey ezberledim: "Muhakkak ki Allah Azze ve Celle her şeyde ihsanı yazmıştır. Öldürdüğünüz zaman öldürmeyi güzel yapın. Kestiğiniz zaman kesmeyi güzel yapın. Sizden biri bıçağını bilesin ve keseceği hayvanı rahatlatsın."
4415. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، عَنْ شُعْبَةَ، أَخْبَرَنِي قَتَادَةُ، قَالَ سَمِعْتُ أَنَسًا، قَالَ ضَحَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِكَبْشَيْنِ أَمْلَحَيْنِ أَقْرَنَيْنِ يُكَبِّرُ وَيُسَمِّي وَلَقَدْ رَأَيْتُهُ يَذْبَحُهُمَا بِيَدِهِ وَاضِعًا عَلَى صِفَاحِهِمَا قَدَمَهُ . قُلْتُ أَنْتَ سَمِعْتَهُ مِنْهُ قَالَ نَعَمْ .
Bize İsmail b. Mes'ud haber verdi. Dedi ki: Bize Halid, Şu'be'den, o da kendisine haber veren Katade'den anlattı. (Katade) Dedi ki: Enes'i işittim, şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem boynuzlu, alaca iki koç kurban etti. Tekbir getiriyor ve besmele çekiyordu. Andolsun ki onu, ayağını hayvanların yan taraflarına koymuş vaziyette kendi eliyle keserken gördüm. (Katade'ye): "Bunu ondan sen mi işittin?" dedim. "Evet" dedi.
4416. Hadis
أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ نَاصِحٍ، قَالَ حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُضَحِّي بِكَبْشَيْنِ أَمْلَحَيْنِ أَقْرَنَيْنِ وَكَانَ يُسَمِّي وَيُكَبِّرُ وَلَقَدْ رَأَيْتُهُ يَذْبَحُهُمَا بِيَدِهِ وَاضِعًا رِجْلَهُ عَلَى صِفَاحِهِمَا .
Bize Ahmed b. Nasıh haber verdi. Dedi ki: Bize Huşeym, Şu'be'den, o Katade'den anlattı. (Katade) Dedi ki: Bize Enes b. Malik anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem boynuzlu, alaca iki koç kurban ederdi. Besmele çeker ve tekbir getirirdi. Andolsun ki onu, ayağını hayvanların yan taraflarına koymuş vaziyette kendi eliyle keserken gördüm.
4417. Hadis
أَخْبَرَنَا الْقَاسِمُ بْنُ زَكَرِيَّا بْنِ دِينَارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُصْعَبُ بْنُ الْمِقْدَامِ، عَنِ الْحَسَنِ، - يَعْنِي ابْنَ صَالِحٍ - عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ لَقَدْ رَأَيْتُهُ - يَعْنِي النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم - يَذْبَحُهُمَا بِيَدِهِ وَاضِعًا عَلَى صِفَاحِهِمَا قَدَمَهُ يُسَمِّي وَيُكَبِّرُ كَبْشَيْنِ أَمْلَحَيْنِ أَقْرَنَيْنِ .
Bize Kasım b. Zekeriya b. Dinar haber verdi. Dedi ki: Bize Mus'ab b. el-Mikdam, Hasan'dan -yani İbn Salih-, o Şu'be'den, o Katade'den, o da Enes'ten naklen anlattı. Dedi ki: Andolsun ki onu -yani Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'i- boynuzlu, alaca iki koçu kendi eliyle keserken, ayağını yan taraflarına koymuş, besmele çekip tekbir getirirken gördüm.
4418. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا يَزِيدُ، - يَعْنِي ابْنَ زُرَيْعٍ - قَالَ حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، أَنَّ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، حَدَّثَهُمْ أَنَّ نَبِيَّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ضَحَّى بِكَبْشَيْنِ أَقْرَنَيْنِ أَمْلَحَيْنِ يَطَؤُ عَلَى صِفَاحِهِمَا وَيَذْبَحُهُمَا وَيُسَمِّي وَيُكَبِّرُ .
Bize Muhammed b. Abdilalâ haber verdi. Dedi ki: Bize Yezid -yani İbn Zürey'- anlattı. Dedi ki: Bize Said anlattı. Dedi ki: Bize Katade anlattı ki, Enes b. Malik onlara şöyle anlatmış: Allah'ın Nebisi sallallâhu aleyhi ve sellem boynuzlu, alaca iki koç kurban etti. (Keserken) yan taraflarına basıyor, onları (kendi eliyle) kesiyor, besmele çekiyor ve tekbir getiriyordu.
4419. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ، وَالْحَارِثُ بْنُ مِسْكِينٍ، قِرَاءَةً عَلَيْهِ وَأَنَا أَسْمَعُ، عَنِ ابْنِ الْقَاسِمِ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ جَعْفَرِ بْنِ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَحَرَ بَعْضَ بُدْنِهِ بِيَدِهِ وَنَحَرَ بَعْضَهَا غَيْرُهُ .
Bize Muhammed b. Seleme ve Haris b. Miskin -okunanı dinleyerek- İbnü'l-Kasım'dan haber verdi. (İbnü'l-Kasım) Dedi ki: Bana Malik, Cafer b. Muhammed'den, o babasından, o da Cabir b. Abdullah'tan naklen anlattı ki; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem kurbanlık develerinin bir kısmını kendi eliyle kesti (nahretti), geri kalanını ise başkası kesti.
4420. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، وَمُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ يَزِيدَ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ فَاطِمَةَ، عَنْ أَسْمَاءَ، قَالَتْ نَحَرْنَا فَرَسًا عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَكَلْنَاهُ . وَقَالَ قُتَيْبَةُ فِي حَدِيثِهِ فَأَكَلْنَا لَحْمَهُ . خَالَفَهُ عَبْدَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ .
Bize Kuteybe ve Muhammed b. Abdullah b. Yezid haber verdi. Dediler ki: Bize Süfyan, Hişam b. Urve'den, o Fatıma'dan, o da Esma'dan naklen anlattı. (Esma) Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında bir at nahrettik (boğaz çukurundan kestik) ve onu yedik. Kuteybe kendi hadisinde: "Ve onun etini yedik" dedi. Abde b. Süleyman (bu rivayette) ona muhalefet etti.
4421. Hadis
أَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ آدَمَ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدَةُ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ فَاطِمَةَ، عَنْ أَسْمَاءَ، قَالَتْ ذَبَحْنَا عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَرَسًا وَنَحْنُ بِالْمَدِينَةِ فَأَكَلْنَاهُ .
Bana Muhammed b. Adem haber verdi. Dedi ki: Bize Abde, Hişam b. Urve'den, o Fatıma'dan, o da Esma'dan naklen anlattı. (Esma) Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında biz Medine'deyken bir at kestik (zebh ettik) ve onu yedik.
4422. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، - وَهُوَ ابْنُ زَكَرِيَّا بْنِ أَبِي زَائِدَةَ - عَنِ ابْنِ حَيَّانَ، - يَعْنِي مَنْصُورًا - عَنْ عَامِرِ بْنِ وَاثِلَةَ، قَالَ سَأَلَ رَجُلٌ عَلِيًّا هَلْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُسِرُّ إِلَيْكَ بِشَىْءٍ دُونَ النَّاسِ فَغَضِبَ عَلِيٌّ حَتَّى احْمَرَّ وَجْهُهُ وَقَالَ مَا كَانَ يُسِرُّ إِلَىَّ شَيْئًا دُونَ النَّاسِ غَيْرَ أَنَّهُ حَدَّثَنِي بِأَرْبَعِ كَلِمَاتٍ وَأَنَا وَهُوَ فِي الْبَيْتِ فَقَالَ " لَعَنَ اللَّهُ مَنْ لَعَنَ وَالِدَهُ وَلَعَنَ اللَّهُ مَنْ ذَبَحَ لِغَيْرِ اللَّهِ وَلَعَنَ اللَّهُ مَنْ آوَى مُحْدِثًا وَلَعَنَ اللَّهُ مَنْ غَيَّرَ مَنَارَ الأَرْضِ " .
Bize Kuteybe haber verdi. Dedi ki: Bize Yahya -ki o İbn Zekeriya b. Ebi Zaide'dir- İbn Hayyan'dan -yani Mansur'dan-, o Amir b. Vasile'den naklen anlattı. Dedi ki: Bir adam Ali'ye: 'Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem insanlardan gizli olarak sana bir şey (sır) verdi mi?' diye sordu. Ali yüzü kızarıncaya kadar öfkelendi ve şöyle dedi: 'Bana insanlardan gizli hiçbir şey vermedi. Ancak ben ve o evdeyken bana dört kelime (cümle) söyledi. Buyurdu ki: Allah, babasına lanet edene lanet etsin. Allah, Allah'tan başkası adına kesene lanet etsin. Allah, bir bid'atçıyı (veya suçluyu) barındırana lanet etsin. Allah, arazinin sınır taşlarını (işaretlerini) değiştirene lanet etsin.'
4423. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، قَالَ حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى أَنْ تُؤْكَلَ لُحُومُ الأَضَاحِي بَعْدَ ثَلاَثٍ .
Bize İshak b. İbrahim haber verdi. Dedi ki: Bize Abdurrezzak anlattı. Dedi ki: Bize Ma'mer, Zühri'den, o Salim'den, o da İbn Ömer'den naklen anlattı ki; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem kurban etlerinin üç günden sonra yenilmesini yasakladı.
4424. Hadis
أَخْبَرَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ غُنْدَرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، قَالَ حَدَّثَنَا الزُّهْرِيُّ، عَنْ أَبِي عُبَيْدٍ، مَوْلَى ابْنِ عَوْفٍ قَالَ شَهِدْتُ عَلِيَّ بْنَ أَبِي طَالِبٍ كَرَّمَ اللَّهُ وَجْهَهُ فِي يَوْمِ عِيدٍ بَدَأَ بِالصَّلاَةِ قَبْلَ الْخُطْبَةِ ثُمَّ صَلَّى بِلاَ أَذَانٍ وَلاَ إِقَامَةٍ ثُمَّ قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَنْهَى أَنْ يُمْسِكَ أَحَدٌ مِنْ نُسُكِهِ شَيْئًا فَوْقَ ثَلاَثَةِ أَيَّامٍ .
Bize Yakub b. İbrahim, Gunder'den haber verdi. Dedi ki: Bize Ma'mer anlattı. Dedi ki: Bize Zühri, İbn Avf'ın azatlısı Ebu Ubeyd'den anlattı. Dedi ki: Ali b. Ebi Talib kerremallahu vechehu'ya bir bayram günü şahit oldum. Hutbeden önce namazla başladı. Sonra ezansız ve kametsiz namaz kıldırdı. Sonra şöyle dedi: 'Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i, bir kimsenin kurbanından (etinden) üç günden fazla bir şey tutmasını (saklamasını) yasaklarken işittim.'
4425. Hadis
أَخْبَرَنَا أَبُو دَاوُدَ، قَالَ حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ صَالِحٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَنَّ أَبَا عُبَيْدٍ، أَخْبَرَهُ أَنَّ عَلِيَّ بْنَ أَبِي طَالِبٍ قَالَ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَدْ نَهَاكُمْ أَنْ تَأْكُلُوا لُحُومَ نُسُكِكُمْ فَوْقَ ثَلاَثٍ .
Bize Ebu Davud haber verdi. Dedi ki: Bize Yakub anlattı. Dedi ki: Bize babam, Salih'ten, o İbn Şihab'dan anlattı. Ona da Ebu Ubeyd haber vermiş ki, Ali b. Ebi Talib şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem sizi kurbanlarınızın etlerinden üç günden fazla yemenizi yasakladı.
4426. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ، وَالْحَارِثُ بْنُ مِسْكِينٍ، قِرَاءَةً عَلَيْهِ وَأَنَا أَسْمَعُ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - عَنِ ابْنِ الْقَاسِمِ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّهُ أَخْبَرَهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنْ أَكْلِ لُحُومِ الضَّحَايَا بَعْدَ ثَلاَثٍ ثُمَّ قَالَ " كُلُوا وَتَزَوَّدُوا وَادَّخِرُوا " .
Bize Muhammed b. Seleme ve Haris b. Miskin -okunanı dinleyerek ve lafız ona (Haris'e) ait olmak üzere- İbnü'l-Kasım'dan haber verdi. Dedi ki: Bana Malik, Ebu'z-Zübeyr'den, o Cabir b. Abdullah'tan anlattı. O (Cabir) ona haber vermiş ki; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem kurban etlerinin üç günden sonra yenilmesini yasaklamıştı. Sonra: 'Yiyin, (yolculuk için) azık yapın ve (ilerisi için) saklayın' buyurdu.
4427. Hadis
أَخْبَرَنَا عِيسَى بْنُ حَمَّادٍ، زُغْبَةُ قَالَ أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنِ الْقَاسِمِ بْنِ مُحَمَّدٍ، عَنِ ابْنِ خَبَّابٍ، - هُوَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ خَبَّابٍ - أَنَّ أَبَا سَعِيدٍ الْخُدْرِيَّ، قَدِمَ مِنْ سَفَرٍ فَقَدَّمَ إِلَيْهِ أَهْلُهُ لَحْمًا مِنْ لُحُومِ الأَضَاحِي فَقَالَ مَا أَنَا بِآكِلِهِ حَتَّى أَسْأَلَ . فَانْطَلَقَ إِلَى أَخِيهِ لأُمِّهِ قَتَادَةَ بْنِ النُّعْمَانِ - وَكَانَ بَدْرِيًّا - فَسَأَلَهُ عَنْ ذَلِكَ فَقَالَ إِنَّهُ قَدْ حَدَثَ بَعْدَكَ أَمْرٌ نَقْضًا لِمَا كَانُوا نُهُوا عَنْهُ مِنْ أَكْلِ لُحُومِ الأَضَاحِي بَعْدَ ثَلاَثَةِ أَيَّامٍ .
Bize İsa b. Hammad -Zuğbe- haber verdi. Dedi ki: Bize Leys, Yahya b. Said'den, o Kasım b. Muhammed'den, o İbn Habbab'dan -ki o Abdullah b. Habbab'dır- naklen haber verdi ki; Ebu Said el-Hudrî bir yolculuktan dönmüş. Ailesi ona kurban etlerinden sunmuşlar. O da: 'Ben soruncaya kadar bunu yemem' demiş. Ve anne bir kardeşi olan -ve Bedir ashabından olan- Katade b. en-Nu'man'a gidip ona bunu sormuş. (Katade) şöyle demiş: "Senden sonra bir emir (hüküm) meydana geldi ki, kurban etlerinin üç günden sonra yenilmesine dair konulan yasağı nesh etti (kaldırdı)."
4428. Hadis
أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ سَعْدِ بْنِ إِسْحَاقَ، قَالَ حَدَّثَتْنِي زَيْنَبُ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنْ لُحُومِ الأَضَاحِي فَوْقَ ثَلاَثَةِ أَيَّامٍ فَقَدِمَ قَتَادَةُ بْنُ النُّعْمَانِ - وَكَانَ أَخَا أَبِي سَعِيدٍ لأُمِّهِ وَكَانَ بَدْرِيًّا - فَقَدَّمُوا إِلَيْهِ فَقَالَ أَلَيْسَ قَدْ نَهَى عَنْهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ أَبُو سَعِيدٍ إِنَّهُ قَدْ حَدَثَ فِيهِ أَمْرٌ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَانَا أَنْ نَأْكُلَهُ فَوْقَ ثَلاَثَةِ أَيَّامٍ ثُمَّ رَخَّصَ لَنَا أَنْ نَأْكُلَهُ وَنَدَّخِرَهُ .
Bize Ubeydullah b. Said haber verdi. Dedi ki: Bize Yahya, Sa'd b. İshak'tan anlattı. Dedi ki: Bana Zeyneb, Ebu Said el-Hudrî'den anlattı ki; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem kurban etlerinin üç günden fazla yenilmesini yasaklamıştı. (Sonra) Katade b. en-Nu'man -ki Ebu Said'in anne bir kardeşiydi ve Bedir ashabındandı- (yolculuktan) geldi. Ona (et) sundular. Dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bunu yasaklamamış mıydı?" Ebu Said dedi ki: "Bu konuda yeni bir emir (hüküm) meydana geldi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem (önce) onu üç günden fazla yememizi yasaklamıştı, sonra yememize ve saklamamıza ruhsat verdi."
4429. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، - وَهُوَ النُّفَيْلِيُّ - قَالَ حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، ح وَأَنْبَأَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَعْدَانَ بْنِ عِيسَى، قَالَ حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ أَعْيَنَ، قَالَ حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، قَالَ حَدَّثَنَا زُبَيْدُ بْنُ الْحَارِثِ، عَنْ مُحَارِبِ بْنِ دِثَارٍ، عَنِ ابْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنِّي كُنْتُ نَهَيْتُكُمْ عَنْ ثَلاَثٍ عَنْ زِيَارَةِ الْقُبُورِ فَزُورُوهَا وَلْتَزِدْكُمْ زِيَارَتُهَا خَيْرًا وَنَهَيْتُكُمْ عَنْ لُحُومِ الأَضَاحِي بَعْدَ ثَلاَثٍ فَكُلُوا مِنْهَا وَأَمْسِكُوا مَا شِئْتُمْ وَنَهَيْتُكُمْ عَنِ الأَشْرِبَةِ فِي الأَوْعِيَةِ فَاشْرَبُوا فِي أَىِّ وِعَاءٍ شِئْتُمْ وَلاَ تَشْرَبُوا مُسْكِرًا " . وَلَمْ يَذْكُرْ مُحَمَّدٌ " وَأَمْسِكُوا " .
Bize Amr b. Mansur haber verdi. Dedi ki: Bize Abdullah b. Muhammed -ki o Nufeylî'dir- anlattı. Dedi ki: Bize Züheyr anlattı. (Tahvil) Ve bize Muhammed b. Ma'dan b. İsa haber verdi. Dedi ki: Bize Hasen b. A'yen anlattı. Dedi ki: Bize Züheyr anlattı. Dedi ki: Bize Zübeyd b. el-Haris, Muharib b. Disar'dan, o İbn Büreyde'den, o da babasından naklen anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ben sizi üç şeyden nehyetmiştim: Kabir ziyaretinden; artık onları ziyaret edin. Onların ziyareti sizin için hayrı artırsın. Kurban etlerini üç günden sonra (yemekten/saklamaktan); artık ondan yiyin ve dilediğinizi tutun (saklayın). (Belirli) kaplarda meşrubat içmekten; artık dilediğiniz kapta için ama sarhoş edici bir şey içmeyin." (Ravi) Muhammed (b. Ma'dan), "ve tutun (saklayın)" ifadesini zikretmedi.
4430. Hadis
أَخْبَرَنَا الْعَبَّاسُ بْنُ عَبْدِ الْعَظِيمِ الْعَنْبَرِيُّ، عَنِ الأَحْوَصِ بْنِ جَوَّابٍ، عَنْ عَمَّارِ بْنِ رُزَيْقٍ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الزُّبَيْرِ بْنِ عَدِيٍّ، عَنِ ابْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنِّي كُنْتُ نَهَيْتُكُمْ عَنْ لُحُومِ الأَضَاحِي بَعْدَ ثَلاَثٍ وَعَنِ النَّبِيذِ إِلاَّ فِي سِقَاءٍ وَعَنْ زِيَارَةِ الْقُبُورِ فَكُلُوا مِنْ لُحُومِ الأَضَاحِي مَا بَدَا لَكُمْ وَتَزَوَّدُوا وَادَّخِرُوا وَمَنْ أَرَادَ زِيَارَةَ الْقُبُورِ فَإِنَّهَا تُذَكِّرُ الآخِرَةَ وَاشْرَبُوا وَاتَّقُوا كُلَّ مُسْكِرٍ " .
Bize Abbas b. Abdilazim el-Anberî, Ahvas b. Cevvab'dan, o Ammar b. Ruzeyk'ten, o Ebu İshak'tan, o Zübeyr b. Adiy'den, o İbn Büreyde'den, o da babasından naklen haber verdi. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ben sizi kurban etlerini üç günden sonra (yemekten), tulumdan (deri kaplardan) başkasında nebiz (yapıp içmekten) ve kabir ziyaretinden nehyetmiştim. Artık kurban etlerinden dilediğiniz kadar yiyin, azık yapın ve saklayın. Kim kabirleri ziyaret etmek isterse (etsin), çünkü o (kabirler) ahireti hatırlatır. Ve (dilediğiniz kapta) için ama her sarhoş ediciden sakının."
4431. Hadis
أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ مَالِكٍ، قَالَ حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي بَكْرٍ، عَنْ عَمْرَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ دَفَّتْ دَافَّةٌ مِنْ أَهْلِ الْبَادِيَةِ حَضْرَةَ الأَضْحَى فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " كُلُوا وَادَّخِرُوا ثَلاَثًا " . فَلَمَّا كَانَ بَعْدَ ذَلِكَ قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ النَّاسَ كَانُوا يَنْتَفِعُونَ مِنْ أَضَاحِيهِمْ يَجْمِلُونَ مِنْهَا الْوَدَكَ وَيَتَّخِذُونَ مِنْهَا الأَسْقِيَةَ . قَالَ " وَمَا ذَاكَ " . قَالَ الَّذِي نَهَيْتَ مِنْ إِمْسَاكِ لُحُومِ الأَضَاحِي . قَالَ " إِنَّمَا نَهَيْتُ لِلدَّافَّةِ الَّتِي دَفَّتْ كُلُوا وَادَّخِرُوا وَتَصَدَّقُوا " .
Bize Ubeydullah b. Said haber verdi. Dedi ki: Bize Yahya, Malik'ten anlattı. Dedi ki: Bana Abdullah b. Ebi Bekir, Amre'den, o da Aişe'den naklen anlattı. (Aişe) Dedi ki: Kurban bayramı sırasında çölden bir grup yoksul insan (Medine'ye) akın etti. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Yiyin ve üç gün (yetecek kadar) saklayın (gerisini dağıtın)" buyurdu. Bundan sonra (bir sonraki sene veya vakit geçince) insanlar: "Ey Allah'ın Resûlü! İnsanlar kurbanlarından faydalanıyorlar, ondan yağ eritiyorlar ve derilerinden su kapları ediniyorlardı (şimdi ne yapalım?)" dediler. (Resûlullah): "Ne oldu ki?" dedi. (Sahabeler): "Kurban etlerini saklamayı yasakladığın için (böyle diyoruz)" dediler. Buyurdu ki: "Ben onu sadece (o yıl) akın eden yoksul grup sebebiyle yasaklamıştım. (Artık) yiyin, saklayın ve sadaka verin."
4432. Hadis
أَخْبَرَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَابِسٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ دَخَلْتُ عَلَى عَائِشَةَ فَقُلْتُ أَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَنْهَى عَنْ لُحُومِ الأَضَاحِي بَعْدَ ثَلاَثٍ قَالَتْ نَعَمْ أَصَابَ النَّاسَ شِدَّةٌ فَأَحَبَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ يُطْعِمَ الْغَنِيُّ الْفَقِيرَ ثُمَّ قَالَ لَقَدْ رَأَيْتُ آلَ مُحَمَّدٍ صلى الله عليه وسلم يَأْكُلُونَ الْكُرَاعَ بَعْدَ خَمْسَ عَشْرَةَ قُلْتُ مِمَّ ذَاكَ فَضَحِكَتْ فَقَالَتْ مَا شَبِعَ آلُ مُحَمَّدٍ صلى الله عليه وسلم مِنْ خُبْزٍ مَأْدُومٍ ثَلاَثَةَ أَيَّامٍ حَتَّى لَحِقَ بِاللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ .
Bize Yakub b. İbrahim, Abdurrahman'dan, o Süfyan'dan, o Abdurrahman b. Abis'ten, o da babasından naklen haber verdi. Dedi ki: Aişe'nin yanına girdim ve: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem kurban etlerini üç günden sonra (yemeyi) yasakladı mı?" dedim. Dedi ki: "Evet. İnsanlara bir şiddet (kıtlık/yoksulluk) isabet etmişti. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem zenginin fakiri doyurmasını istedi. Sonra (baktım ki) Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem'in ailesi on beş gün sonra (bile kurbanın) paçasını yiyordu." (Abis'in babası) Dedi ki: "Bu neden (oluyordu? Yani neden paçayı bu kadar geç yiyorlardı?)" dedim. (Aişe) güldü ve şöyle dedi: "Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem'in ailesi, Allah Azze ve Celle'ye kavuşuncaya kadar üç gün üst üste katıklı ekmekle karnını doyurmamıştır."
4433. Hadis
أَخْبَرَنَا يُوسُفُ بْنُ عِيسَى، قَالَ حَدَّثَنَا الْفَضْلُ بْنُ مُوسَى، قَالَ حَدَّثَنَا يَزِيدُ، - وَهُوَ ابْنُ زِيَادِ بْنِ أَبِي الْجَعْدِ - عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَابِسٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ سَأَلْتُ عَائِشَةَ عَنْ لُحُومِ الأَضَاحِي، قَالَتْ كُنَّا نَخْبَأُ الْكُرَاعَ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم شَهْرًا ثُمَّ يَأْكُلُهُ .
Bize Yusuf b. İsa haber verdi. Dedi ki: Bize Fadl b. Musa anlattı. Dedi ki: Bize Yezid -ki o İbn Ziyad b. Ebi'l-Ca'd'dır- Abdurrahman b. Abis'ten, o da babasından naklen anlattı. Dedi ki: Aişe'ye kurban etlerini sordum. Dedi ki: "Biz Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem için (kurbanın) paçasını bir ay saklardık, sonra o onu yerdi."
4434. Hadis
أَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنِ ابْنِ عَوْنٍ، عَنِ ابْنِ سِيرِينَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ إِمْسَاكِ الأُضْحِيَةِ فَوْقَ ثَلاَثَةِ أَيَّامٍ ثُمَّ قَالَ " كُلُوا وَأَطْعِمُوا " .
Bize Süveyd b. Nasr haber verdi. Dedi ki: Bize Abdullah, İbn Avn'den, o İbn Sirin'den, o da Ebu Said el-Hudrî'den naklen anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem kurbanın (etinin) üç günden fazla tutulmasını yasakladı. Sonra: 'Yiyin ve yedirin' buyurdu.
4435. Hadis
أَخْبَرَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ مُغِيرَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا حُمَيْدُ بْنُ هِلاَلٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُغَفَّلٍ، قَالَ دُلِّيَ جِرَابٌ مِنْ شَحْمٍ يَوْمَ خَيْبَرَ فَالْتَزَمْتُهُ قُلْتُ لاَ أُعْطِي أَحَدًا مِنْهُ شَيْئًا فَالْتَفَتُّ فَإِذَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَتَبَسَّمُ .
Bize Yakub b. İbrahim haber verdi. Dedi ki: Bize Yahya b. Said, Süleyman b. Muğire'den, o Humeyd b. Hilal'den, o da Abdullah b. Muğaffel'den naklen anlattı. Dedi ki: Hayber günü aşağıya yağ dolu bir tulum sarkıtıldı (atıldı). Hemen ona sarıldım ve: "Bundan hiç kimseye bir şey vermem!" dedim. Döndüğümde bir de baktım ki Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem gülümsüyordu.
4436. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا النَّضْرُ بْنُ شُمَيْلٍ، قَالَ حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ نَاسًا، مِنَ الأَعْرَابِ كَانُوا يَأْتُونَا بِلَحْمٍ وَلاَ نَدْرِي أَذَكَرُوا اسْمَ اللَّهِ عَلَيْهِ أَمْ لاَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " اذْكُرُوا اسْمَ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ عَلَيْهِ وَكُلُوا " .
Bize İshak b. İbrahim haber verdi. Dedi ki: Bize Nadr b. Şumeyl anlattı. Dedi ki: Bize Hişam b. Urve, babasından, o da Aişe'den naklen anlattı ki; Bedevilerden bazı insanlar bize et getirirlerdi. Biz onların (keserken) üzerine Allah'ın adını anıp anmadıklarını bilemezdik. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Siz onun üzerine Allah Azze ve Celle'nin ismini anın (besmele çekin) ve yiyin" buyurdu.
4437. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ حَدَّثَنِي هَارُونُ بْنُ أَبِي وَكِيعٍ، - وَهُوَ هَارُونُ بْنُ عَنْتَرَةَ - عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، فِي قَوْلِهِ عَزَّ وَجَلَّ { وَلاَ تَأْكُلُوا مِمَّا لَمْ يُذْكَرِ اسْمُ اللَّهِ عَلَيْهِ } قَالَ خَاصَمَهُمُ الْمُشْرِكُونَ فَقَالُوا مَا ذَبَحَ اللَّهُ فَلاَ تَأْكُلُوهُ وَمَا ذَبَحْتُمْ أَنْتُمْ أَكَلْتُمُوهُ .
Bize Amr b. Ali haber verdi. Dedi ki: Bize Yahya anlattı. Dedi ki: Bize Süfyan anlattı. Dedi ki: Bana Harun b. Ebi Veki' -ki o Harun b. Antere'dir- babasından, o İbn Abbas'tan naklen, (Allah'ın): { Üzerine Allah'ın adı anılmayanlardan yemeyin } sözü hakkında anlattı. Dedi ki: Müşrikler onlarla (Müslümanlarla) tartıştılar ve: 'Allah'ın kestiğini (öldürdüğünü) yemiyorsunuz da kendi kestiğinizi mi yiyorsunuz?' dediler.
4438. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عُثْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا بَقِيَّةُ، عَنْ بَحِيرٍ، عَنْ خَالِدٍ، عَنْ جُبَيْرِ بْنِ نُفَيْرٍ، عَنْ أَبِي ثَعْلَبَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ تَحِلُّ الْمُجَثَّمَةُ " .
Bize Amr b. Osman haber verdi. Dedi ki: Bize Bakiyye, Bahir'den, o Halid'den, o Cübeyr b. Nüfeyr'den, o da Ebu Sa'lebe'den naklen anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Mücesseme (bağlanıp hedef tahtası yapılarak öldürülen hayvan) helal değildir."
4439. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ هِشَامِ بْنِ زَيْدٍ، قَالَ دَخَلْتُ مَعَ أَنَسٍ عَلَى الْحَكَمِ - يَعْنِي ابْنَ أَيُّوبَ - فَإِذَا أُنَاسٌ يَرْمُونَ دَجَاجَةً فِي دَارِ الأَمِيرِ فَقَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ تُصْبَرَ الْبَهَائِمُ .
Bize İsmail b. Mes'ud haber verdi. Dedi ki: Bize Halid, Şu'be'den, o Hişam b. Zeyd'den naklen anlattı. Dedi ki: Enes ile birlikte Hakem'in -yani İbn Eyyub'un- yanına girdim. Bir de baktık ki bazı insanlar Emir'in evinde bir tavuğa atış yapıyorlar. (Enes) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem hayvanların bağlanıp hedef yapılarak öldürülmesini (sabr edilmesini) yasakladı.
4440. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ زُنْبُورٍ الْمَكِّيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ يَزِيدَ، - وَهُوَ ابْنُ الْهَادِ - عَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ جَعْفَرٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ جَعْفَرٍ، قَالَ مَرَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى أُنَاسٍ وَهُمْ يَرْمُونَ كَبْشًا بِالنَّبْلِ فَكَرِهَ ذَلِكَ وَقَالَ " لاَ تَمْثُلُوا بِالْبَهَائِمِ " .
Bize Muhammed b. Zünbur el-Mekkî haber verdi. Dedi ki: Bize İbn Ebi Hazim, Yezid'den -ki o İbnü'l-Had'dır-, o Muaviye b. Abdullah b. Cafer'den, o da Abdullah b. Cafer'den naklen anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir koça ok atan insanların yanından geçti. Bunu kerih gördü ve şöyle buyurdu: "Hayvanlara müsle yapmayın (uzuvlarını keserek veya hedef yaparak işkence etmeyin)."
4441. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، عَنْ أَبِي بِشْرٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ لَعَنَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَنِ اتَّخَذَ شَيْئًا فِيهِ الرُّوحُ غَرَضًا .
Bize Kuteybe b. Said haber verdi. Dedi ki: Bize Huşeym, Ebu Bişr'den, o Said b. Cübeyr'den, o da İbn Ömer'den naklen anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, içinde ruh olan bir şeyi (canlıyı) hedef tahtası edinen kimseye lanet etti.
4442. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنِي الْمِنْهَالُ بْنُ عَمْرٍو، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " لَعَنَ اللَّهُ مَنْ مَثَّلَ بِالْحَيَوَانِ " .
Bize Amr b. Ali haber verdi. Dedi ki: Bize Yahya anlattı. Dedi ki: Bize Şu'be anlattı. Dedi ki: Bana Minhal b. Amr, Said b. Cübeyr'den, o da İbn Ömer'den naklen anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Allah, hayvana müsle yapana (işkence edip uzuvlarını kesene) lanet etsin."
4443. Hadis
أَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ ثَابِتٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ تَتَّخِذُوا شَيْئًا فِيهِ الرُّوحُ غَرَضًا " .
Bize Süveyd b. Nasr haber verdi. Dedi ki: Bize Abdullah, Şu'be'den, o Adiy b. Sabit'ten, o Said b. Cübeyr'den, o da İbn Abbas'tan naklen haber verdi ki; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "İçinde ruh olan (canlı) hiçbir şeyi hedef tahtası edinmeyin."
4444. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُبَيْدٍ الْكُوفِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ هَاشِمٍ، عَنِ الْعَلاَءِ بْنِ صَالِحٍ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ ثَابِتٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ تَتَّخِذُوا شَيْئًا فِيهِ الرُّوحُ غَرَضًا " .
Bize Muhammed b. Ubeyd el-Kufî haber verdi. Dedi ki: Bize Ali b. Haşim, Ala b. Salih'ten, o Adiy b. Sabit'ten, o Said b. Cübeyr'den, o da İbn Abbas'tan naklen anlattı ki; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "İçinde ruh olan (canlı) hiçbir şeyi hedef tahtası edinmeyin."
4445. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ صُهَيْبٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، يَرْفَعُهُ قَالَ " مَنْ قَتَلَ عُصْفُورًا فَمَا فَوْقَهَا بِغَيْرِ حَقِّهَا سَأَلَ اللَّهُ عَزَّ جَلَّ عَنْهَا يَوْمَ الْقِيَامَةِ " . قِيلَ يَا رَسُولَ اللَّهِ فَمَا حَقُّهَا قَالَ " حَقُّهَا أَنْ تَذْبَحَهَا فَتَأْكُلَهَا وَلاَ تَقْطَعْ رَأْسَهَا فَيُرْمَى بِهَا " .
Bize Kuteybe b. Said haber verdi. Dedi ki: Bize Süfyan, Amr'dan, o Suhayb'den, o da Abdullah b. Amr'dan naklen -merfu olarak- anlattı. Dedi ki: (Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem): "Kim bir serçeyi veya ondan daha büyüğünü haksız yere öldürürse, Allah Azze ve Celle Kıyamet günü ona bunu soracaktır" buyurdu. (Oradakiler): "Ey Allah'ın Resûlü! Onun hakkı nedir?" dediler. Buyurdu ki: "Onun hakkı; onu (usulüne uygun) kesip yemendir. Başını koparıp atman (böylece ziyan etmen) değildir."
4446. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ دَاوُدَ الْمِصِّيصِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو عُبَيْدَةَ عَبْدُ الْوَاحِدِ بْنُ وَاصِلٍ، عَنْ خَلَفٍ، - يَعْنِي ابْنَ مِهْرَانَ - قَالَ حَدَّثَنَا عَامِرٌ الأَحْوَلُ، عَنْ صَالِحِ بْنِ دِينَارٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ الشَّرِيدِ، قَالَ سَمِعْتُ الشَّرِيدَ، يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " مَنْ قَتَلَ عُصْفُورًا عَبَثًا عَجَّ إِلَى اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ يَوْمَ الْقِيَامَةِ يَقُولُ يَا رَبِّ إِنَّ فُلاَنًا قَتَلَنِي عَبَثًا وَلَمْ يَقْتُلْنِي لِمَنْفَعَةٍ " .
Bize Muhammed b. Davud el-Massîsî haber verdi. Dedi ki: Bize Ahmed b. Hanbel anlattı. Dedi ki: Bize Ebu Ubeyde Abdulvahid b. Vasıl, Halef'ten -yani İbn Mihran- anlattı. Dedi ki: Bize Amir el-Ahvel, Salih b. Dinar'dan, o Amr b. eş-Şerid'den anlattı. Dedi ki: Şerid'i şöyle derken işittim: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Kim bir serçeyi boş yere (oyun olsun diye) öldürürse, o kuş Kıyamet günü Allah Azze ve Celle'ye feryat eder ve şöyle der: 'Ya Rabbi! Şüphesiz falan kişi beni boş yere öldürdü, beni bir fayda (yemek) için öldürmedi.'"
4447. Hadis
أَخْبَرَنِي عُثْمَانُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنِي سَهْلُ بْنُ بَكَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا وُهَيْبُ بْنُ خَالِدٍ، عَنِ ابْنِ طَاوُسٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو قَالَ مَرَّةً عَنْ أَبِيهِ، وَقَالَ، مَرَّةً عَنْ جَدِّهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى يَوْمَ خَيْبَرَ عَنْ لُحُومِ الْحُمُرِ الأَهْلِيَّةِ وَعَنِ الْجَلاَّلَةِ وَعَنْ رُكُوبِهَا وَعَنْ أَكْلِ لَحْمِهَا .
Bana Osman b. Abdullah haber verdi. Dedi ki: Bana Sehl b. Bekkar anlattı. Dedi ki: Bize Vuheyb b. Halid, İbn Tavus'tan, o Amr b. Şuayb'dan, o babasından -Muhammed b. Abdullah b. Amr'dan- naklen anlattı. (Ravi Vuheyb) Bazen "babasından", bazen de "dedesinden" dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Hayber günü ehli eşek etlerini, cellâle'yi (pislik yiyen hayvanı), ona binmeyi ve etini yemeyi yasakladı.
4448. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا هِشَامٌ، قَالَ حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْمُجَثَّمَةِ وَلَبَنِ الْجَلاَّلَةِ وَالشُّرْبِ مِنْ فِي السِّقَاءِ .
Bize İsmail b. Mes'ud haber verdi. Dedi ki: Bize Halid anlattı. Dedi ki: Bize Hişam anlattı. Dedi ki: Bize Katade, İkrime'den, o da İbn Abbas'tan naklen anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem mücesseme'yi (hedef tahtası yapılan hayvanı), cellâle'nin sütünü ve su kabının ağzından içmeyi yasakladı.