Kasâme (Faili Meçhul Cinayetlerde Yemin) Kitabı

En-Nesai · Sünen-i Nesai (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

4706. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو مَعْمَرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، قَالَ حَدَّثَنَا قَطَنٌ أَبُو الْهَيْثَمِ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو يَزِيدَ الْمَدَنِيُّ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ أَوَّلُ قَسَامَةٍ كَانَتْ فِي الْجَاهِلِيَّةِ كَانَ رَجُلٌ مِنْ بَنِي هَاشِمٍ اسْتَأْجَرَ رَجُلاً مِنْ قُرَيْشٍ مِنْ فَخِذِ أَحَدِهِمْ - قَالَ - فَانْطَلَقَ مَعَهُ فِي إِبِلِهِ فَمَرَّ بِهِ رَجُلٌ مِنْ بَنِي هَاشِمٍ قَدِ انْقَطَعَتْ عُرْوَةُ جُوَالِقِهِ فَقَالَ أَغِثْنِي بِعِقَالٍ أَشُدُّ بِهِ عُرْوَةَ جُوَالِقِي لاَ تَنْفِرُ الإِبِلُ فَأَعْطَاهُ عِقَالاً يَشُدُّ بِهِ عُرْوَةَ جُوَالِقِهِ فَلَمَّا نَزَلُوا وَعُقِلَتِ الإِبِلُ إِلاَّ بَعِيرًا وَاحِدًا فَقَالَ الَّذِي اسْتَأْجَرَهُ مَا شَأْنُ هَذَا الْبَعِيرِ لَمْ يُعْقَلْ مِنْ بَيْنِ الإِبِلِ قَالَ لَيْسَ لَهُ عِقَالٌ ‏.‏ قَالَ فَأَيْنَ عِقَالُهُ قَالَ مَرَّ بِي رَجُلٌ مِنْ بَنِي هَاشِمٍ قَدِ انْقَطَعَتْ عُرْوَةَ جُوَالِقِهِ فَاسْتَغَاثَنِي فَقَالَ أَغِثْنِي بِعِقَالٍ أَشُدُّ بِهِ عُرْوَةَ جُوَالِقِي لاَ تَنْفِرُ الإِبِلُ ‏.‏ فَأَعْطَيْتُهُ عِقَالاً فَحَذَفَهُ بِعَصًا كَانَ فِيهَا أَجَلُهُ فَمَرَّ بِهِ رَجُلٌ مِنْ أَهْلِ الْيَمَنِ فَقَالَ أَتَشْهَدُ الْمَوْسِمَ قَالَ مَا أَشْهَدُ وَرُبَّمَا شَهِدْتُ ‏.‏ قَالَ هَلْ أَنْتَ مُبَلِّغٌ عَنِّي رِسَالَةً مَرَّةً مِنَ الدَّهْرِ قَالَ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ إِذَا شَهِدْتَ الْمَوْسِمَ فَنَادِ يَا آلَ قُرَيْشٍ فَإِذَا أَجَابُوكَ فَنَادِ يَا آلَ هَاشِمٍ فَإِذَا أَجَابُوكَ فَسَلْ عَنْ أَبِي طَالِبٍ فَأَخْبِرْهُ أَنَّ فُلاَنًا قَتَلَنِي فِي عِقَالٍ وَمَاتَ الْمُسْتَأْجَرُ فَلَمَّا قَدِمَ الَّذِي اسْتَأْجَرَهُ أَتَاهُ أَبُو طَالِبٍ فَقَالَ مَا فَعَلَ صَاحِبُنَا قَالَ مَرِضَ فَأَحْسَنْتُ الْقِيَامَ عَلَيْهِ ثُمَّ مَاتَ فَنَزَلْتُ فَدَفَنْتُهُ ‏.‏ فَقَالَ كَانَ ذَا أَهْلَ ذَاكَ مِنْكَ ‏.‏ فَمَكُثَ حِينًا ثُمَّ إِنَّ الرَّجُلَ الْيَمَانِيَّ الَّذِي كَانَ أَوْصَى إِلَيْهِ أَنْ يُبَلِّغَ عَنْهُ وَافَى الْمَوْسِمَ قَالَ يَا آلَ قُرَيْشٍ ‏.‏ قَالُوا هَذِهِ قُرَيْشٌ ‏.‏ قَالَ يَا آلَ بَنِي هَاشِمٍ ‏.‏ قَالُوا هَذِهِ بَنُو هَاشِمٍ ‏.‏ قَالَ أَيْنَ أَبُو طَالِبٍ قَالَ هَذَا أَبُو طَالِبٍ ‏.‏ قَالَ أَمَرَنِي فُلاَنٌ أَنْ أُبَلِّغَكَ رِسَالَةً أَنَّ فُلاَنًا قَتَلَهُ فِي عِقَالٍ ‏.‏ فَأَتَاهُ أَبُو طَالِبٍ فَقَالَ اخْتَرْ مِنَّا إِحْدَى ثَلاَثٍ إِنْ شِئْتَ أَنْ تُؤَدِّيَ مِائَةً مِنَ الإِبِلِ فَإِنَّكَ قَتَلْتَ صَاحِبَنَا خَطَأً وَإِنْ شِئْتَ يَحْلِفُ خَمْسُونَ مِنْ قَوْمِكَ أَنَّكَ لَمْ تَقْتُلْهُ فَإِنْ أَبَيْتَ قَتَلْنَاكَ بِهِ ‏.‏ فَأَتَى قَوْمَهُ فَذَكَرَ ذَلِكَ لَهُمْ فَقَالُوا نَحْلِفُ ‏.‏ فَأَتَتْهُ امْرَأَةٌ مِنْ بَنِي هَاشِمٍ كَانَتْ تَحْتَ رَجُلٍ مِنْهُمْ قَدْ وَلَدَتْ لَهُ فَقَالَتْ يَا أَبَا طَالِبٍ أُحِبُّ أَنْ تُجِيزَ ابْنِي هَذَا بِرَجُلٍ مِنَ الْخَمْسِينَ وَلاَ تُصْبِرْ يَمِينَهُ ‏.‏ فَفَعَلَ فَأَتَاهُ رَجُلٌ مِنْهُمْ فَقَالَ يَا أَبَا طَالِبٍ أَرَدْتَ خَمْسِينَ رَجُلاً أَنْ يَحْلِفُوا مَكَانَ مِائَةٍ مِنَ الإِبِلِ يُصِيبُ كُلُّ رَجُلٍ بَعِيرَانِ فَهَذَانِ بَعِيرَانِ فَاقْبَلْهُمَا عَنِّي وَلاَ تُصْبِرْ يَمِينِي حَيْثُ تُصْبَرُ الأَيْمَانُ ‏.‏ فَقَبِلَهُمَا وَجَاءَ ثَمَانِيَةٌ وَأَرْبَعُونَ رَجُلاً حَلَفُوا ‏.‏ قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ فَوَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ مَا حَالَ الْحَوْلُ وَمِنَ الثَّمَانِيَةِ وَالأَرْبَعِينَ عَيْنٌ تَطْرِفُ ‏.‏

Bize Muhammed b. Yahya haber verdi. Dedi ki: Bize Ebu Ma'mer anlattı. Dedi ki: Bize Abdülvâris anlattı. Dedi ki: Bize Katan Ebu'l-Heysem anlattı. Dedi ki: Bize Ebu Yezid el-Medenî, İkrime'den, o da İbn Abbas'tan anlattı. Dedi ki: Cahiliye devrinde ilk kasâme (yeminleşme olayı) şöyle oldu: Beni Hâşim'den bir adam, Kureyş'ten -onlardan bir kabileye mensup- bir adamı ücretle tuttu. (Adam) onunla birlikte develerinin başında yola çıktı. Derken oradan Beni Hâşim'den bir adam geçti. Çuvalının kulpu kopmuştu. (Ücretli adama): "Bana bir ip ver de çuvalımın kulpunu bağlayayım, develer ürkmesin" dedi. O da çuvalının kulpunu bağlaması için ona bir ip verdi. Konakladıklarında develer bağlandı, ancak bir deve hariç. Onu tutan adam (işveren): "Bu devenin hali ne? Develerin arasında niye bağlanmamış?" diye sordu. (Ücretli adam): "Onun ipi yok" dedi. (İşveren): "Onun ipi nerede?" dedi. (Adam): "Beni Hâşim'den bir adam yanımdan geçti, çuvalının kulpu kopmuştu. Benden yardım istedi ve: 'Bana bir ip ver de çuvalımın kulpunu bağlayayım, develer ürkmesin' dedi. Ben de ona bir ip verdim" dedi. Bunun üzerine (işveren) ona bir sopa fırlattı, (bu darbede) onun eceli vardı (sonunda öldü). Oradan Yemen ehlinden bir adam geçti. (Yaralı adam) ona: "Hac mevsimine katılacak mısın?" diye sordu. Adam: "Katılmayacağım, ama belki katılırım" dedi. (Yaralı): "Benden bir kereye mahsus bir mesaj iletir misin?" dedi. Adam: "Evet" dedi. (Yaralı): "Hac mevsimine katıldığında 'Ey Kureyş ailesi!' diye seslen. Sana cevap verirlerse 'Ey Beni Hâşim ailesi!' diye seslen. Sana cevap verirlerse Ebu Talib'i sor. Ona haber ver ki falan kişi beni bir ip yüzünden öldürdü" dedi. Sonra o ücretli adam öldü. Onu tutan adam (Mekke'ye) geldiğinde Ebu Talib ona geldi ve: "Arkadaşımız ne yaptı?" diye sordu. Adam: "Hastalandı, ona güzelce baktım, sonra öldü. Ben de indim ve onu gömdüm" dedi. Ebu Talib: "Senden beklenen de buydu" dedi. Bir süre (böyle) kaldı. Sonra, kendisine vasiyette bulunulan Yemenli adam hac mevsiminde geldi. "Ey Kureyş ailesi!" dedi. "İşte Kureyş buradadır" dediler. "Ey Beni Hâşim ailesi!" dedi. "İşte Beni Hâşim buradadır" dediler. "Ebu Talib nerede?" dedi. "İşte Ebu Talib budur" dediler. Adam: "Falan kişi, falanın kendisini bir ip yüzünden öldürdüğüne dair sana bir mesaj iletmemi emretti" dedi. Bunun üzerine Ebu Talib (katil zanlısına) geldi ve şöyle dedi: "Bizden şu üç şeyden birini seç: İstersen yüz deve (diyet) ödersin, çünkü arkadaşımızı hataen öldürdün. İstersen kavminden elli kişi, onu senin öldürmediğine dair yemin eder. Eğer kabul etmezsen, ona karşılık seni öldürürüz (kısas yaparız)." Adam kavmine gitti ve durumu onlara anlattı. Onlar: "Yemin ederiz" dediler. Beni Hâşim'den, onlardan biriyle evli ve ondan çocuğu olan bir kadın Ebu Talib'e geldi ve: "Ey Ebu Talib! Şu oğlumu o elli kişiden bir adam yerine saymanı (yeminden muaf tutmanı) ve ona yemin ettirmemeni istiyorum" dedi. Ebu Talib bunu kabul etti. Onlardan bir başka adam geldi ve: "Ey Ebu Talib! Sen elli kişinin yemin etmesini istedin. Yüz deve (diyet) yerine her adama iki deve düşer. İşte şu iki deve benim payımdır, onları benden kabul et ve yeminlerin edildiği yerde bana yemin ettirme" dedi. Ebu Talib o ikisini de kabul etti. (Geriye kalan) kırk sekiz adam geldi ve yemin ettiler. İbn Abbas dedi ki: "Nefsim elinde olana yemin olsun ki, sene dolmadan o kırk sekiz kişiden gözünü açıp kapayan (hayatta kalan) hiç kimse kalmadı."

4707. Hadis

أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ السَّرْحِ، وَيُونُسُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالَ أَنْبَأَنَا ابْنُ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، - قَالَ أَحْمَدُ بْنُ عَمْرٍو - قَالَ أَخْبَرَنِي أَبُو سَلَمَةَ، وَسُلَيْمَانُ بْنُ يَسَارٍ، عَنْ رَجُلٍ، مِنْ أَصْحَابِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنَ الأَنْصَارِ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَقَرَّ الْقَسَامَةَ عَلَى مَا كَانَتْ عَلَيْهِ فِي الْجَاهِلِيَّةِ ‏.‏

Bize Ahmed b. Amr b. es-Serh ve Yunus b. Abdil-A'lâ haber verdiler. Dediler ki: Bize İbn Vehb haber verdi. Dedi ki: Bana Yunus, İbn Şihâb'dan haber verdi. -Ahmed b. Amr dedi ki:- Bana Ebu Seleme ve Süleyman b. Yesâr, Ensar'dan Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından bir adamdan haber verdiler. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, kasâmeyi (uygulamasını) Cahiliye döneminde olduğu hal üzere kabul etti.

4708. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ هَاشِمٍ، قَالَ حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ، قَالَ حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، وَسُلَيْمَانَ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ أُنَاسٍ، مِنْ أَصْحَابِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّ الْقَسَامَةَ كَانَتْ فِي الْجَاهِلِيَّةِ فَأَقَرَّهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى مَا كَانَتْ عَلَيْهِ فِي الْجَاهِلِيَّةِ وَقَضَى بِهَا بَيْنَ أُنَاسٍ مِنَ الأَنْصَارِ فِي قَتِيلٍ ادَّعَوْهُ عَلَى يَهُودِ خَيْبَرَ ‏.‏ خَالَفَهُمَا مَعْمَرٌ ‏.‏

Bize Muhammed b. Hâşim haber verdi. Dedi ki: Bize Velid anlattı. Dedi ki: Bize Evzâî, İbn Şihâb'dan, o Ebu Seleme ve Süleyman b. Yesâr'dan, onlar da Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından bazı kimselerden haber verdiler. Kasâme Cahiliye döneminde vardı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onu Cahiliye döneminde olduğu hal üzere kabul etti. Ve Hayber Yahudileri aleyhine iddia ettikleri bir maktul hakkında Ensar'dan bazı kimseler arasında onunla hükmetti. Ma'mer, o ikisine muhalefet etti.

4709. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، قَالَ أَنْبَأَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنِ ابْنِ الْمُسَيَّبِ، قَالَ كَانَتِ الْقَسَامَةُ فِي الْجَاهِلِيَّةِ ثُمَّ أَقَرَّهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي الأَنْصَارِيِّ الَّذِي وُجِدَ مَقْتُولاً فِي جُبِّ الْيَهُودِ فَقَالَتِ الأَنْصَارُ الْيَهُودُ قَتَلُوا صَاحِبَنَا ‏.‏

Bize Muhammed b. Râfi' haber verdi. Dedi ki: Bize Abdürrezzâk anlattı. Dedi ki: Bize Ma'mer, Zührî'den, o İbnü'l-Müseyyeb'den anlattı. Dedi ki: Kasâme Cahiliye döneminde vardı. Sonra Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Yahudilerin kuyusunda (sarnıcında) ölü bulunan Ensarî hakkında onu (aynı şekilde) kabul etti (onayladı). Ensar: "Arkadaşımızı Yahudiler öldürdü" demişlerdi.

4710. Hadis

أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ السَّرْحِ، قَالَ أَنْبَأَنَا ابْنُ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ، عَنْ أَبِي لَيْلَى بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الأَنْصَارِيِّ، أَنَّ سَهْلَ بْنَ أَبِي حَثْمَةَ، أَخْبَرَهُ أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ سَهْلٍ وَمُحَيِّصَةَ خَرَجَا إِلَى خَيْبَرَ مِنْ جَهْدٍ أَصَابَهُمَا فَأُتِيَ مُحَيِّصَةُ فَأُخْبِرَ أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ سَهْلٍ قَدْ قُتِلَ وَطُرِحَ فِي فَقِيرٍ أَوْ عَيْنٍ فَأَتَى يَهُودَ فَقَالَ أَنْتُمْ وَاللَّهِ قَتَلْتُمُوهُ ‏.‏ فَقَالُوا وَاللَّهِ مَا قَتَلْنَاهُ ‏.‏ ثُمَّ أَقْبَلَ حَتَّى قَدِمَ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرَ ذَلِكَ لَهُ ثُمَّ أَقْبَلَ هُوَ وَحُوَيِّصَةُ وَهُوَ أَخُوهُ أَكْبَرُ مِنْهُ وَعَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ سَهْلٍ فَذَهَبَ مُحَيِّصَةُ لِيَتَكَلَّمَ وَهُوَ الَّذِي كَانَ بِخَيْبَرَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ كَبِّرْ كَبِّرْ ‏"‏ ‏.‏ وَتَكَلَّمَ حُوَيِّصَةُ ثُمَّ تَكَلَّمَ مُحَيِّصَةُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِمَّا أَنْ يَدُوا صَاحِبَكُمْ وَإِمَّا أَنْ يُؤْذَنُوا بِحَرْبٍ ‏"‏ ‏.‏ فَكَتَبَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فِي ذَلِكَ فَكَتَبُوا إِنَّا وَاللَّهِ مَا قَتَلْنَاهُ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِحُوَيِّصَةَ وَمُحَيِّصَةَ وَعَبْدِ الرَّحْمَنِ ‏"‏ تَحْلِفُونَ وَتَسْتَحِقُّونَ دَمَ صَاحِبِكُمْ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا لاَ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَتَحْلِفُ لَكُمْ يَهُودُ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا لَيْسُوا مُسْلِمِينَ ‏.‏ فَوَدَاهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ عِنْدِهِ فَبَعَثَ إِلَيْهِمْ بِمِائَةِ نَاقَةٍ حَتَّى أُدْخِلَتْ عَلَيْهِمُ الدَّارَ ‏.‏ قَالَ سَهْلٌ لَقَدْ رَكَضَتْنِي مِنْهَا نَاقَةٌ حَمْرَاءُ ‏.‏

Bize Ahmed b. Amr b. es-Serh haber verdi. Dedi ki: Bize İbn Vehb anlattı. Dedi ki: Bana Mâlik b. Enes, Ebu Leyla b. Abdullah b. Abdurrahman el-Ensarî'den haber verdi. Sehl b. Ebi Hasme ona şunu haber vermiş: Abdullah b. Sehl ve Muhayyisa, başlarına gelen bir sıkıntı (kıtlık) sebebiyle Hayber'e gittiler. Muhayyisa'ya gelindi ve Abdullah b. Sehl'in öldürülüp bir çukura veya kuyuya atıldığı haber verildi. O da Yahudilere gitti ve: "Vallahi onu siz öldürdünüz" dedi. Onlar: "Vallahi onu biz öldürmedik" dediler. Sonra (Muhayyisa) dönüp Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanına geldi ve durumu ona anlattı. Sonra o, (kardeşi) Huvayyısa -ki o ondan büyüktü- ve Abdurrahman b. Sehl (maktulün kardeşi) geldiler. Muhayyisa, Hayber'de bulunduğu için (önce) konuşmaya davrandı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Büyüğe (bırak), büyüğe (bırak)" buyurdu. Bunun üzerine Huvayyısa konuştu, sonra Muhayyisa konuştu. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ya arkadaşınızın diyetini öderler ya da kendilerine harp ilan edilir." Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bu konuda onlara (mektup) yazdı. Onlar: "Vallahi onu biz öldürmedik" diye yazdılar. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Huvayyısa, Muhayyisa ve Abdurrahman'a: "(Elliniz yemin) edip arkadaşınızın kanını (diyetini almaya) hak kazanır mısınız?" buyurdu. "Hayır" dediler. (Peygamber): "O zaman Yahudiler size yemin etsinler" buyurdu. "Onlar Müslüman değiller (yeminlerine güvenilmez)" dediler. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onun diyetini kendi yanından (Beytülmalden) ödedi ve onlara yüz dişi deve gönderdi; develer evlerine kadar sokuldu. Sehl dedi ki: "Onlardan kırmızı bir dişi deve bana tekme atmıştı."

4711. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ، قَالَ أَنْبَأَنَا ابْنُ الْقَاسِمِ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ أَبِي لَيْلَى بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ سَهْلٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ أَبِي حَثْمَةَ، أَنَّهُ أَخْبَرَهُ وَرِجَالٌ، مِنْ كُبَرَاءِ قَوْمِهِ أَنَّ عَبْدَ، اللَّهِ بْنَ سَهْلٍ وَمُحَيِّصَةَ خَرَجَا إِلَى خَيْبَرَ مِنْ جَهْدٍ أَصَابَهُمْ فَأُتِيَ مُحَيِّصَةُ فَأُخْبِرَ أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ سَهْلٍ قَدْ قُتِلَ وَطُرِحَ فِي فَقِيرٍ أَوْ عَيْنٍ فَأَتَى يَهُودَ وَقَالَ أَنْتُمْ وَاللَّهِ قَتَلْتُمُوهُ قَالُوا وَاللَّهِ مَا قَتَلْنَاهُ ‏.‏ فَأَقْبَلَ حَتَّى قَدِمَ عَلَى قَوْمِهِ فَذَكَرَ لَهُمْ ثُمَّ أَقْبَلَ هُوَ وَأَخُوهُ حُوَيِّصَةُ وَهُوَ أَكْبَرُ مِنْهُ وَعَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ سَهْلٍ فَذَهَبَ مُحَيِّصَةُ لِيَتَكَلَّمَ وَهُوَ الَّذِي كَانَ بِخَيْبَرَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِمُحَيِّصَةَ ‏"‏ كَبِّرْ كَبِّرْ ‏"‏ ‏.‏ يُرِيدُ السِّنَّ فَتَكَلَّمَ حُوَيِّصَةُ ثُمَّ تَكَلَّمَ مُحَيِّصَةُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِمَّا أَنْ يَدُوا صَاحِبَكُمْ وَإِمَّا أَنْ يُؤْذَنُوا بِحَرْبٍ ‏"‏ ‏.‏ فَكَتَبَ إِلَيْهِمْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي ذَلِكَ فَكَتَبُوا إِنَّا وَاللَّهِ مَا قَتَلْنَاهُ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِحُوَيِّصَةَ وَمُحَيِّصَةَ وَعَبْدِ الرَّحْمَنِ ‏"‏ أَتَحْلِفُونَ وَتَسْتَحِقُّونَ دَمَ صَاحِبِكُمْ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا لاَ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَتَحْلِفُ لَكُمْ يَهُودُ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا لَيْسُوا بِمُسْلِمِينَ ‏.‏ فَوَدَاهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ عِنْدِهِ فَبَعَثَ إِلَيْهِمْ بِمِائَةِ نَاقَةٍ حَتَّى أُدْخِلَتْ عَلَيْهِمُ الدَّارَ ‏.‏ قَالَ سَهْلٌ لَقَدْ رَكَضَتْنِي مِنْهَا نَاقَةٌ حَمْرَاءُ ‏.‏

Bize Muhammed b. Seleme haber verdi. Dedi ki: Bize İbnü'l-Kâsım haber verdi. Dedi ki: Bana Mâlik, Ebu Leyla b. Abdullah b. Abdurrahman b. Sehl'den, o Sehl b. Ebi Hasme'den anlattı. Ona ve kavminin ileri gelenlerinden adamlara (şöyle) haber verdi: Abdullah b. Sehl ve Muhayyisa, başlarına gelen bir sıkıntı (kıtlık) sebebiyle Hayber'e gittiler. Muhayyisa'ya gelindi ve Abdullah b. Sehl'in öldürülüp bir çukura veya kuyuya atıldığı haber verildi. O da Yahudilere gitti ve: "Vallahi onu siz öldürdünüz" dedi. Onlar: "Vallahi onu biz öldürmedik" dediler. Sonra (Muhayyisa) dönüp kavmine geldi ve durumu onlara anlattı. Sonra o, (kardeşi) Huvayyısa -ki o ondan büyüktü- ve Abdurrahman b. Sehl (maktulün kardeşi) geldiler. Muhayyisa, Hayber'de bulunduğu için (önce) konuşmaya davrandı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Muhayyisa'ya: "Büyüğe (bırak), büyüğe (bırak)" buyurdu. Bununla yaşı (kast ediyordu). Bunun üzerine Huvayyısa konuştu, sonra Muhayyisa konuştu. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ya arkadaşınızın diyetini öderler ya da kendilerine harp ilan edilir." Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bu konuda onlara (mektup) yazdı. Onlar: "Vallahi onu biz öldürmedik" diye yazdılar. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Huvayyısa, Muhayyisa ve Abdurrahman'a: "(Elliniz yemin) edip arkadaşınızın kanını (diyetini almaya) hak kazanır mısınız?" buyurdu. "Hayır" dediler. (Peygamber): "O zaman Yahudiler size yemin etsinler" buyurdu. "Onlar Müslüman değiller (yeminlerine güvenilmez)" dediler. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onun diyetini kendi yanından (Beytülmalden) ödedi ve onlara yüz dişi deve gönderdi; develer evlerine kadar sokuldu. Sehl dedi ki: "Onlardan kırmızı bir dişi deve bana tekme atmıştı."

4712. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ يَحْيَى، عَنْ بُشَيْرِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ أَبِي حَثْمَةَ، قَالَ وَحَسِبْتُ قَالَ وَعَنْ رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ، أَنَّهُمَا قَالاَ خَرَجَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَهْلِ بْنِ زَيْدٍ وَمُحَيِّصَةُ بْنُ مَسْعُودٍ حَتَّى إِذَا كَانَا بِخَيْبَرَ تَفَرَّقَا فِي بَعْضِ مَا هُنَالِكَ ثُمَّ إِذَا بِمُحَيِّصَةَ يَجِدُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ سَهْلٍ قَتِيلاً فَدَفَنَهُ ثُمَّ أَقْبَلَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم هُوَ وَحُوَيِّصَةُ بْنُ مَسْعُودٍ وَعَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ سَهْلٍ - وَكَانَ أَصْغَرَ الْقَوْمِ - فَذَهَبَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ يَتَكَلَّمُ قَبْلَ صَاحِبَيْهِ فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ كَبِّرِ الْكُبْرَ فِي السِّنِّ ‏"‏ ‏.‏ فَصَمَتَ وَتَكَلَّمَ صَاحِبَاهُ ثُمَّ تَكَلَّمَ مَعَهُمَا فَذَكَرُوا لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَقْتَلَ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سَهْلٍ فَقَالَ لَهُمْ ‏"‏ أَتَحْلِفُونَ خَمْسِينَ يَمِينًا وَتَسْتَحِقُّونَ صَاحِبَكُمْ أَوْ قَاتِلَكُمْ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا كَيْفَ نَحْلِفُ وَلَمْ نَشْهَدْ قَالَ ‏"‏ فَتُبَرِّئُكُمْ يَهُودُ بِخَمْسِينَ يَمِينًا ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا وَكَيْفَ نَقْبَلُ أَيْمَانَ قَوْمٍ كُفَّارٍ فَلَمَّا رَأَى ذَلِكَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَعْطَاهُ عَقْلَهُ ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi. Dedi ki: Bize Leys, Yahya'dan, o Büşeyr b. Yesâr'dan, o da Sehl b. Ebi Hasme'den anlattı. (Ravi Yahya) dedi ki: Sanıyorum (Büşeyr b. Yesâr), Râfi' b. Hadîc'den de (nakletti). O ikisi şöyle dediler: Abdullah b. Sehl b. Zeyd ve Muhayyisa b. Mesud yola çıktılar. Hayber'e vardıklarında, oradaki bazı işleri sebebiyle birbirlerinden ayrıldılar. Sonra Muhayyisa, Abdullah b. Sehl'i öldürülmüş olarak buldu ve onu gömdü. Sonra o, Huvayyısa b. Mesud ve Abdurrahman b. Sehl -ki o topluluğun en küçüğü idi- Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldiler. Abdurrahman, iki arkadaşından önce konuşmaya davrandı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona: "Büyüğe (öncelik ver), yaşça büyüğe" buyurdu. O da sustu ve iki arkadaşı konuştu. Sonra o da onlarla birlikte konuştu. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e Abdullah b. Sehl'in öldürülmesini anlattılar. (Peygamber) onlara şöyle buyurdu: "Elli yemin edip, arkadaşınızın (kan bedelini) veya katilinizin (kimliğini) hak eder misiniz?" Dediler ki: "Görmediğimiz halde nasıl yemin edelim?" Buyurdu ki: "O zaman Yahudiler elli yemin ile sizi temize çıkarırlar (üzerlerindeki töhmeti kaldırırlar)." Dediler ki: "Kafir bir kavmin yeminlerini nasıl kabul edelim?" Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bunu görünce, onun diyetini (kendi yanından) verdi.

4713. Hadis

أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدَةَ، قَالَ أَنْبَأَنَا حَمَّادٌ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ بُشَيْرِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ أَبِي حَثْمَةَ، وَرَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ، أَنَّهُمَا حَدَّثَاهُ أَنَّ مُحَيِّصَةَ بْنَ مَسْعُودٍ وَعَبْدَ اللَّهِ بْنَ سَهْلٍ أَتَيَا خَيْبَرَ فِي حَاجَةٍ لَهُمَا فَتَفَرَّقَا فِي النَّخْلِ فَقُتِلَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَهْلٍ فَجَاءَ أَخُوهُ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ سَهْلٍ وَحُوَيِّصَةُ وَمُحَيِّصَةُ ابْنَا عَمِّهِ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَتَكَلَّمَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ فِي أَمْرِ أَخِيهِ - وَهُوَ أَصْغَرُ مِنْهُمْ - فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ الْكُبْرَ لِيَبْدَأَ الأَكْبَرُ ‏"‏ ‏.‏ فَتَكَلَّمَا فِي أَمْرِ صَاحِبِهِمَا فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَذَكَرَ كَلِمَةً مَعْنَاهَا ‏"‏ يُقْسِمُ خَمْسُونَ مِنْكُمْ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ أَمْرٌ لَمْ نَشْهَدْهُ كَيْفَ نَحْلِفُ قَالَ ‏"‏ فَتُبَرِّئُكُمْ يَهُودُ بِأَيْمَانِ خَمْسِينَ مِنْهُمْ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ قَوْمٌ كُفَّارٌ ‏.‏ فَوَدَاهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ قِبَلِهِ ‏.‏ قَالَ سَهْلٌ فَدَخَلْتُ مِرْبَدًا لَهُمْ فَرَكَضَتْنِي نَاقَةٌ مِنْ تِلْكَ الإِبِلِ ‏.‏

Bize Ahmed b. Abde haber verdi. Dedi ki: Bize Hammâd haber verdi. Dedi ki: Bize Yahya b. Saîd, Büşeyr b. Yesâr'dan, o da Sehl b. Ebî Hasme ve Râfi' b. Hadîc'den naklederek rivayet etti. O ikisi ona şöyle anlattılar: Muhayyisa b. Mes'ûd ve Abdullah b. Sehl, bir ihtiyaçları için Hayber'e gittiler. Hurmalıkta birbirlerinden ayrıldılar. Derken Abdullah b. Sehl öldürüldü. Bunun üzerine kardeşi Abdurrahman b. Sehl ile amcasının oğulları Huvayyisa ve Muhayyisa Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanına geldiler. Abdurrahman —ki onların en küçüğüydü— kardeşi hakkında konuşmaya başladı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Büyüğe (öncelik ver), büyük olan başlasın!" buyurdu. Bunun üzerine arkadaşları(nın durumu) hakkında (diğer ikisi) konuştular. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle —veya buna benzer bir ifade— buyurdu: "Sizden elli kişi yemin eder..." Onlar: "Ey Allah'ın Resûlü! Görmediğimiz bir iş hakkında nasıl yemin edebiliriz?" dediler. Peygamber: "O halde Yahudiler, içlerinden elli kişinin yeminiyle (sorumluluktan) kurtulurlar," buyurdu. Sahâbîler: "Ey Allah'ın Resûlü, onlar kâfir bir topluluktur," dediler. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onun diyetini kendi tarafından ödedi. Sehl dedi ki: "Onlara ait bir harmana girdim de o develerden bir dişi deve bana tekme attı."

4714. Hadis

أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا بِشْرٌ، - وَهُوَ ابْنُ الْمُفَضَّلِ - قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ بُشَيْرِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ أَبِي حَثْمَةَ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ سَهْلٍ، وَمُحَيِّصَةَ بْنَ مَسْعُودِ بْنِ زَيْدٍ، أَنَّهُمَا أَتَيَا خَيْبَرَ وَهُوَ يَوْمَئِذٍ صُلْحٌ فَتَفَرَّقَا لِحَوَائِجِهِمَا فَأَتَى مُحَيِّصَةُ عَلَى عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سَهْلٍ وَهُوَ يَتَشَحَّطُ فِي دَمِهِ قَتِيلاً فَدَفَنَهُ ثُمَّ قَدِمَ الْمَدِينَةَ فَانْطَلَقَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ سَهْلٍ وَحُوَيِّصَةُ وَمُحَيِّصَةُ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَذَهَبَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ يَتَكَلَّمُ - وَهُوَ أَحْدَثُ الْقَوْمِ سِنًّا - فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ كَبِّرِ الْكُبْرَ ‏"‏ ‏.‏ فَسَكَتَ فَتَكَلَّمَا فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَتَحْلِفُونَ بِخَمْسِينَ يَمِينًا مِنْكُمْ فَتَسْتَحِقُّونَ دَمَ صَاحِبِكُمْ أَوْ قَاتِلِكُمْ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ كَيْفَ نَحْلِفُ وَلَمْ نَشْهَدْ وَلَمْ نَرَ قَالَ ‏"‏ تُبَرِّئُكُمْ يَهُودُ بِخَمْسِينَ يَمِينًا ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ كَيْفَ نَأْخُذُ أَيْمَانَ قَوْمٍ كُفَّارٍ فَعَقَلَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ عِنْدِهِ ‏.‏

Bize Amr b. Ali haber verdi. Dedi ki: Bize Bişr —ki o İbnu'l-Mufaddal'dır— haber verdi. Dedi ki: Bize Yahya b. Saîd, Büşeyr b. Yesâr'dan, o da Sehl b. Ebî Hasme'den şöyle rivayet etti: Abdullah b. Sehl ve Muhayyisa b. Mes'ûd b. Zeyd, Hayber'e gittiler. O günlerde (Yahudilerle) barış vardı. İhtiyaçlarını görmek üzere ayrıldılar. Muhayyisa, Abdullah b. Sehl'in yanına geldiğinde o kanlar içinde çırpınıyordu; öldürülmüştü. Onu defnetti, sonra Medine'ye geldi. Abdurrahman b. Sehl, Huvayyisa ve Muhayyisa, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanına gittiler. Abdurrahman —ki topluluğun yaşça en küçüğüydü— konuşmaya davrandı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Büyüğe öncelik ver," buyurdu. Bunun üzerine o sustu, diğer ikisi konuştu. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "İçinizden elli yemin ile yemin edip arkadaşınızın kan(bedelin)i —veya katilini(n cezalandırılmasını)— hak eder misiniz?" buyurdu. Dediler ki: "Ey Allah'ın Resûlü! Görmediğimiz ve şahit olmadığımız halde nasıl yemin edebiliriz?" Peygamber: "(O halde) Yahudiler elli yeminle (sorumluluktan) kurtulurlar," buyurdu. Dediler ki: "Ey Allah'ın Resûlü! Kâfir bir kavmin yeminlerini nasıl kabul ederiz?" Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onun diyetini kendi yanından ödedi.

4715. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، قَالَ حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ الْمُفَضَّلِ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ بُشَيْرِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ أَبِي حَثْمَةَ، قَالَ انْطَلَقَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَهْلٍ وَمُحَيِّصَةُ بْنُ مَسْعُودِ بْنِ زَيْدٍ إِلَى خَيْبَرَ وَهِيَ يَوْمَئِذٍ صُلْحٌ فَتَفَرَّقَا فِي حَوَائِجِهِمَا فَأَتَى مُحَيِّصَةُ عَلَى عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سَهْلٍ وَهُوَ يَتَشَحَّطُ فِي دَمِهِ قَتِيلاً فَدَفَنَهُ ثُمَّ قَدِمَ الْمَدِينَةَ فَانْطَلَقَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ سَهْلٍ وَحُوَيِّصَةُ وَمُحَيِّصَةُ ابْنَا مَسْعُودٍ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَذَهَبَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ يَتَكَلَّمُ فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ كَبِّرِ الْكُبْرَ ‏"‏ ‏.‏ وَهُوَ أَحْدَثُ الْقَوْمِ فَسَكَتَ فَتَكَلَّمَا فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَتَحْلِفُونَ بِخَمْسِينَ يَمِينًا مِنْكُمْ وَتَسْتَحِقُّونَ قَاتِلَكُمْ أَوْ صَاحِبَكُمْ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ كَيْفَ نَحْلِفُ وَلَمْ نَشْهَدْ وَلَمْ نَرَ فَقَالَ ‏"‏ أَتُبَرِّئُكُمْ يَهُودُ بِخَمْسِينَ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ كَيْفَ نَأْخُذُ أَيْمَانَ قَوْمٍ كُفَّارٍ فَعَقَلَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ عِنْدِهِ ‏.‏

Bize İsmail b. Mes'ûd haber verdi. Dedi ki: Bize Bişr b. el-Mufaddal haber verdi. Dedi ki: Bize Yahya b. Saîd, Büşeyr b. Yesâr'dan, o da Sehl b. Ebî Hasme'den şöyle rivayet etti: Abdullah b. Sehl ve Muhayyisa b. Mes'ûd b. Zeyd, Hayber'e gittiler. O günlerde (Yahudilerle) barış vardı. İhtiyaçlarını görmek üzere ayrıldılar. Muhayyisa, Abdullah b. Sehl'in yanına geldiğinde o kanlar içinde çırpınıyordu; öldürülmüştü. Onu defnetti, sonra Medine'ye geldi. Abdurrahman b. Sehl ile Mes'ûd'un iki oğlu Huvayyisa ve Muhayyisa, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanına gittiler. Abdurrahman konuşmaya davrandı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona: "Büyüğe öncelik ver," buyurdu. O, topluluğun yaşça en küçüğüydü, bunun üzerine sustu. Diğer ikisi konuştular. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "İçinizden elli yemin ile yemin edip katilinizin (cezalandırılmasını) veya arkadaşınızın (diyetini) hak eder misiniz?" buyurdu. Dediler ki: "Ey Allah'ın Resûlü! Görmediğimiz ve şahit olmadığımız halde nasıl yemin edebiliriz?" Peygamber: "(O halde) Yahudiler elli (yemin) ile (sorumluluktan) kurtulurlar," buyurdu. Dediler ki: "Ey Allah'ın Resûlü! Kâfir bir kavmin yeminlerini nasıl kabul ederiz?" Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onun diyetini kendi yanından ödedi.

4716. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ، قَالَ سَمِعْتُ يَحْيَى بْنَ سَعِيدٍ، يَقُولُ أَخْبَرَنِي بُشَيْرُ بْنُ يَسَارٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ أَبِي حَثْمَةَ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ سَهْلٍ الأَنْصَارِيَّ، وَمُحَيِّصَةَ بْنَ مَسْعُودٍ، خَرَجَا إِلَى خَيْبَرَ فَتَفَرَّقَا فِي حَاجَتِهِمَا فَقُتِلَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَهْلٍ الأَنْصَارِيُّ فَجَاءَ مُحَيِّصَةُ وَعَبْدُ الرَّحْمَنِ أَخُو الْمَقْتُولِ وَحُوَيِّصَةُ بْنُ مَسْعُودٍ حَتَّى أَتَوْا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَذَهَبَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ يَتَكَلَّمُ فَقَالَ لَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ الْكُبْرَ الْكُبْرَ ‏"‏ ‏.‏ فَتَكَلَّمَ مُحَيِّصَةُ وَحُوَيِّصَةُ فَذَكَرُوا شَأْنَ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سَهْلٍ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ تَحْلِفُونَ خَمْسِينَ يَمِينًا فَتَسْتَحِقُّونَ قَاتِلَكُمْ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا كَيْفَ نَحْلِفُ وَلَمْ نَشْهَدْ وَلَمْ نَحْضُرْ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ فَتُبَرِّئُكُمْ يَهُودُ بِخَمْسِينَ يَمِينًا ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ كَيْفَ نَقْبَلُ أَيْمَانَ قَوْمٍ كُفَّارٍ قَالَ فَوَدَاهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ قَالَ بُشَيْرٌ قَالَ لِي سَهْلُ بْنُ أَبِي حَثْمَةَ لَقَدْ رَكَضَتْنِي فَرِيضَةٌ مِنْ تِلْكَ الْفَرَائِضِ فِي مِرْبَدٍ لَنَا ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr haber verdi. Dedi ki: Bize Abdulvehhâb haber verdi. Dedi ki: Yahya b. Saîd'i şöyle derken işittim: Bana Büşeyr b. Yesâr, Sehl b. Ebî Hasme'den haber verdi ki: Abdullah b. Sehl el-Ensârî ve Muhayyisa b. Mes'ûd, Hayber'e gittiler. İhtiyaçları için ayrıldılar. Derken Abdullah b. Sehl el-Ensârî öldürüldü. Muhayyisa, maktulün kardeşi Abdurrahman ve Huvayyisa b. Mes'ûd gelip Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in huzuruna çıktılar. Abdurrahman konuşmaya davrandı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ona: "Büyüğe, büyüğe (bırak)," buyurdu. Bunun üzerine Muhayyisa ve Huvayyisa konuştular ve Abdullah b. Sehl'in durumunu anlattılar. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Elli yemin edersiniz ve katilinizi(n cezalandırılmasını) hak edersiniz," buyurdu. "Şahit olmadığımız ve hazır bulunmadığımız halde nasıl yemin edebiliriz?" dediler. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "O halde Yahudiler elli yeminle (sorumluluktan) kurtulurlar," buyurdu. Sahâbîler: "Ey Allah'ın Resûlü! Kâfir bir kavmin yeminlerini nasıl kabul ederiz?" dediler. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onun diyetini ödedi. Büşeyr dedi ki: Sehl b. Ebî Hasme bana şöyle dedi: "(Bize verilen) o diyet develerinden biri, bize ait harman yerinde bana tekme attı."

4717. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ بُشَيْرِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ أَبِي حَثْمَةَ، قَالَ وُجِدَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَهْلٍ قَتِيلاً فَجَاءَ أَخُوهُ وَعَمَّاهُ حُوَيِّصَةُ وَمُحَيِّصَةُ وَهُمَا عَمَّا عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سَهْلٍ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَذَهَبَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ يَتَكَلَّمُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ الْكُبْرَ الْكُبْرَ ‏"‏ ‏.‏ قَالاَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا وَجَدْنَا عَبْدَ اللَّهِ بْنَ سَهْلٍ قَتِيلاً فِي قَلِيبٍ مِنْ بَعْضِ قُلُبِ خَيْبَرَ ‏.‏ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَنْ تَتَّهِمُونَ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا نَتَّهِمُ الْيَهُودَ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ أَفَتُقْسِمُونَ خَمْسِينَ يَمِينًا أَنَّ الْيَهُودَ قَتَلَتْهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا وَكَيْفَ نُقْسِمُ عَلَى مَا لَمْ نَرَ قَالَ ‏"‏ فَتُبَرِّئُكُمُ الْيَهُودُ بِخَمْسِينَ أَنَّهُمْ لَمْ يَقْتُلُوهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا وَكَيْفَ نَرْضَى بِأَيْمَانِهِمْ وَهُمْ مُشْرِكُونَ فَوَدَاهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ عِنْدِهِ ‏.‏ أَرْسَلَهُ مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ ‏.‏

Bize Muhammed b. Mansûr haber verdi. Dedi ki: Bize Süfyân haber verdi. Dedi ki: Bize Yahya b. Saîd, Büşeyr b. Yesâr'dan, o da Sehl b. Ebî Hasme'den şöyle rivayet etti: Abdullah b. Sehl ölü bulundu. Kardeşi ve —Abdullah b. Sehl'in amcaları olan— Huvayyisa ile Muhayyisa Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanına geldiler. Abdurrahman konuşmaya davrandı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Büyüğe (öncelik ver), büyüğe!" buyurdu. Dediler ki: "Ey Allah'ın Resûlü! Biz Abdullah b. Sehl'i Hayber kuyularından bir kuyunun içinde öldürülmüş olarak bulduk." Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: "Kimi itham ediyorsunuz?" diye sordu. "Yahudileri itham ediyoruz," dediler. Buyurdu ki: "Yahudilerin onu öldürdüğüne dair elli yemin eder misiniz?" Dediler ki: "Görmediğimiz bir şeye nasıl yemin edelim?" Buyurdu ki: "O halde Yahudiler onu öldürmediklerine dair elli (yemin) ile kendilerini temize çıkarırlar." Dediler ki: "Onlar müşrik oldukları halde yeminlerine nasıl razı oluruz?" Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onun diyetini kendi tarafından ödedi. (Müellif Nesâî dedi ki:) Mâlik b. Enes bu hadisi mürsel olarak rivayet etti.

4718. Hadis

قَالَ الْحَارِثُ بْنُ مِسْكِينٍ قِرَاءَةً عَلَيْهِ وَأَنَا أَسْمَعُ، عَنِ ابْنِ الْقَاسِمِ، حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ بُشَيْرِ بْنِ يَسَارٍ، أَنَّهُ أَخْبَرَهُ أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ سَهْلٍ الأَنْصَارِيَّ وَمُحَيِّصَةَ بْنَ مَسْعُودٍ خَرَجَا إِلَى خَيْبَرَ فَتَفَرَّقَا فِي حَوَائِجِهِمَا فَقُتِلَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَهْلٍ فَقَدِمَ مُحَيِّصَةُ فَأَتَى هُوَ وَأَخُوهُ حُوَيِّصَةُ وَعَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ سَهْلٍ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَذَهَبَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ لِيَتَكَلَّمَ لِمَكَانِهِ مِنْ أَخِيهِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ كَبِّرْ كَبِّرْ ‏"‏ ‏.‏ فَتَكَلَّمَ حُوَيِّصَةُ وَمُحَيِّصَةُ فَذَكَرُوا شَأْنَ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سَهْلٍ فَقَالَ لَهُمْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَتَحْلِفُونَ خَمْسِينَ يَمِينًا وَتَسْتَحِقُّونَ دَمَ صَاحِبِكُمْ أَوْ قَاتِلِكُمْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ مَالِكٌ قَالَ يَحْيَى فَزَعَمَ بُشَيْرٌ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَدَاهُ مِنْ عِنْدِهِ ‏.‏ خَالَفَهُمْ سَعِيدُ بْنُ عُبَيْدٍ الطَّائِيُّ ‏.‏

Hâris b. Miskîn, İbnu'l-Kâsım'dan okunurken —ben de dinliyordum— dedi ki: Bana Mâlik, Yahya b. Saîd'den, o da Büşeyr b. Yesâr'dan haber verdi ki: Abdullah b. Sehl el-Ensârî ve Muhayyisa b. Mes'ûd Hayber'e gittiler. İhtiyaçları için ayrıldılar ve Abdullah b. Sehl öldürüldü. Muhayyisa (Medine'ye) geldi. O, kardeşi Huvayyisa ve Abdurrahman b. Sehl, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanına gittiler. Abdurrahman, kardeşi sebebiyle (onun velisi olarak) konuşmak istedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Büyüğe (bırak), büyüğe," buyurdu. Bunun üzerine Huvayyisa ve Muhayyisa konuştular ve Abdullah b. Sehl'in durumunu anlattılar. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onlara: "Elli yemin edip arkadaşınızın kan(bedelin)i —veya katilinizi(n cezalandırılmasını)— hak eder misiniz?" buyurdu. Mâlik dedi ki: Yahya şöyle dedi: Büşeyr, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in onun diyetini kendi yanından ödediğini söyledi. (Müellif Nesâî dedi ki:) Saîd b. Ubeyd et-Tâî onlara (bu rivayetinde) muhalefet etti.

4719. Hadis

أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ عُبَيْدٍ الطَّائِيُّ، عَنْ بُشَيْرِ بْنِ يَسَارٍ، زَعَمَ أَنَّ رَجُلاً، مِنَ الأَنْصَارِ يُقَالُ لَهُ سَهْلُ بْنُ أَبِي حَثْمَةَ أَخْبَرَهُ أَنَّ نَفَرًا مِنْ قَوْمِهِ انْطَلَقُوا إِلَى خَيْبَرَ فَتَفَرَّقُوا فِيهَا فَوَجَدُوا أَحَدَهُمْ قَتِيلاً فَقَالُوا لِلَّذِينَ وَجَدُوهُ عِنْدَهُمْ قَتَلْتُمْ صَاحِبَنَا قَالُوا مَا قَتَلْنَاهُ وَلاَ عَلِمْنَا قَاتِلاً ‏.‏ فَانْطَلَقُوا إِلَى نَبِيِّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالُوا يَا نَبِيَّ اللَّهِ انْطَلَقْنَا إِلَى خَيْبَرَ فَوَجَدْنَا أَحَدَنَا قَتِيلاً ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ الْكُبْرَ الْكُبْرَ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ لَهُمْ ‏"‏ تَأْتُونَ بِالْبَيِّنَةِ عَلَى مَنْ قَتَلَ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا مَا لَنَا بَيِّنَةٌ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَيَحْلِفُونَ لَكُمْ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا لاَ نَرْضَى بِأَيْمَانِ الْيَهُودِ ‏.‏ وَكَرِهَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ يَبْطُلَ دَمُهُ فَوَدَاهُ مِائَةً مِنْ إِبِلِ الصَّدَقَةِ ‏.‏ خَالَفَهُمْ عَمْرُو بْنُ شُعَيْبٍ ‏.‏

Bize Ahmed b. Süleyman haber verdi. Dedi ki: Bize Ebû Nuaym haber verdi. Dedi ki: Bize Saîd b. Ubeyd et-Tâî, Büşeyr b. Yesâr'dan haber verdi. O, Ensar'dan Sehl b. Ebî Hasme denilen bir adamın kendisine şunu haber verdiğini söyledi: Kavminden bir grup insan Hayber'e gittiler ve orada (farklı yönlere) dağıldılar. Sonra içlerinden birini öldürülmüş olarak buldular. Yanlarında (cesedi) buldukları kimselere: "Arkadaşımızı siz öldürdünüz," dediler. Onlar: "Onu biz öldürmedik, katilini de bilmiyoruz," dediler. Bunun üzerine Allah'ın Nebisi sallallâhu aleyhi ve sellem'e gittiler ve: "Ey Allah'ın Nebisi! Hayber'e gittik ve birimizi öldürülmüş olarak bulduk," dediler. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Büyüğe (öncelik verin), büyüğe!" buyurdu. Sonra onlara: "Onu kimin öldürdüğüne dair delil getiriniz," buyurdu. "Delilimiz yok," dediler. "O halde sizin için yemin ederler," buyurdu. "Yahudilerin yeminlerine razı olmayız," dediler. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, o kişinin kanının (heder olup) boşa gitmesini hoş görmedi ve zekât develerinden yüz deve ile diyetini ödedi. (Müellif Nesâî dedi ki:) Amr b. Şuayb (bu rivayette) onlara muhalefet etti.

4720. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَعْمَرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا رَوْحُ بْنُ عُبَادَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ الأَخْنَسِ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، أَنَّ ابْنَ مُحَيِّصَةَ الأَصْغَرَ، أَصْبَحَ قَتِيلاً عَلَى أَبْوَابِ خَيْبَرَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَقِمْ شَاهِدَيْنِ عَلَى مَنْ قَتَلَهُ أَدْفَعْهُ إِلَيْكُمْ بِرُمَّتِهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ وَمِنْ أَيْنَ أُصِيبُ شَاهِدَيْنِ وَإِنَّمَا أَصْبَحَ قَتِيلاً عَلَى أَبْوَابِهِمْ قَالَ ‏"‏ فَتَحْلِفُ خَمْسِينَ قَسَامَةً ‏"‏ ‏.‏ قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ وَكَيْفَ أَحْلِفُ عَلَى مَا لاَ أَعْلَمُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ فَنَسْتَحْلِفُ مِنْهُمْ خَمْسِينَ قَسَامَةً ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ كَيْفَ نَسْتَحْلِفُهُمْ وَهُمُ الْيَهُودُ فَقَسَمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم دِيَتَهُ عَلَيْهِمْ وَأَعَانَهُمْ بِنِصْفِهَا ‏.‏

Bize Muhammed b. Ma'mer haber verdi. Dedi ki: Bize Ravh b. Ubâde haber verdi. Dedi ki: Bize Ubeydullah b. el-Ahnes, Amr b. Şuayb'dan, o babasından, o da dedesinden haber verdi ki: Muhayyisa'nın küçük oğlu, Hayber kapıları önünde öldürülmüş olarak bulundu. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem (Muhayyisa'ya): "Onu kimin öldürdüğüne dair iki şahit getir, onu (katili) bütünüyle (kısas yapman için) sana teslim edeyim," buyurdu. O: "Ey Allah'ın Resûlü! (Ceset) onların kapıları önünde bulunmuşken ben nereden iki şahit bulayım?" dedi. Peygamber: "O halde elli kasâme (yemini) edersin," buyurdu. O: "Ey Allah'ın Resûlü! Bilmediğim bir şeye nasıl yemin edeyim?" dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Öyleyse onlardan elli kişinin kasâme (yemini etmesini) isteriz," buyurdu. O: "Ey Allah'ın Resûlü! Onlar Yahudi iken onlardan nasıl yemin isteriz?" dedi. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onun diyetini onlar (hak sahipleri) arasında paylaştırdı ve yarısı konusunda onlara yardım etti.

4721. Hadis

أَخْبَرَنَا بِشْرُ بْنُ خَالِدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ سُلَيْمَانَ، قَالَ سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ مُرَّةَ، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ يَحِلُّ دَمُ امْرِئٍ مُسْلِمٍ إِلاَّ بِإِحْدَى ثَلاَثٍ النَّفْسُ بِالنَّفْسِ وَالثَّيِّبُ الزَّانِي وَالتَّارِكُ دِينَهُ الْمُفَارِقُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Bişr b. Hâlid haber verdi. Dedi ki: Bize Muhammed b. Ca'fer haber verdi. (Dedi ki): Şu'be'den, (o) Süleyman'dan (naklen) rivayet etti. (Süleyman) dedi ki: Abdullah b. Murra'yı, Mesrûk'tan, o da Abdullah'tan (naklen rivayet ederken) işittim. (Abdullah), Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den şöyle nakletti: "Müslüman bir kişinin kanı ancak şu üç şeyden biri sebebiyle helal olur: Cana karşılık can, zina eden evli kimse ve dinini terk edip (cemaatten) ayrılan kimse."

4722. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ، وَأَحْمَدُ بْنُ حَرْبٍ، - وَاللَّفْظُ لأَحْمَدَ - قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قُتِلَ رَجُلٌ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَرُفِعَ الْقَاتِلُ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَدَفَعَهُ إِلَى وَلِيِّ الْمَقْتُولِ فَقَالَ الْقَاتِلُ يَا رَسُولَ اللَّهِ لاَ وَاللَّهِ مَا أَرَدْتُ قَتْلَهُ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِوَلِيِّ الْمَقْتُولِ ‏ "‏ أَمَا إِنَّهُ إِنْ كَانَ صَادِقًا ثُمَّ قَتَلْتَهُ دَخَلْتَ النَّارَ ‏"‏ ‏.‏ فَخَلَّى سَبِيلَهُ ‏.‏ قَالَ وَكَانَ مَكْتُوفًا بِنِسْعَةٍ فَخَرَجَ يَجُرُّ نِسْعَتَهُ فَسُمِّيَ ذَا النِّسْعَةِ ‏.‏

Bize Muhammed b. el-Alâ ve Ahmed b. Harb —lafız Ahmed'e aittir— haber verdiler. Dediler ki: Bize Ebû Muâviye, A'meş'ten, o Ebû Sâlih'ten, o da Ebû Hureyre'den naklederek haber verdi. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında bir adam öldürüldü. Katil, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e getirildi/çıkarıldı. O da onu maktulün velisine teslim etti. Katil: "Ey Allah'ın Resûlü! Hayır, Allah'a yemin olsun ki ben onu öldürmeyi (kasten) istemedim," dedi. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem maktulün velisine: "Bak! Eğer o doğru söylüyorsa, sonra sen de onu (buna rağmen) öldürürsen ateşe girersin," buyurdu. Bunun üzerine (veli) onu serbest bıraktı. (Râvi) dedi ki: Adam bir deri kayışla bağlanmıştı. Kayışını sürüyerek dışarı çıktı. Bu sebeple kendisine 'Zü'n-Nis'a' (Kayış Sahibi) adı verildi.

4723. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ، عَنْ عَوْفٍ الأَعْرَابِيِّ، عَنْ عَلْقَمَةَ بْنِ وَائِلٍ الْحَضْرَمِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ جِيءَ بِالْقَاتِلِ الَّذِي قَتَلَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم جَاءَ بِهِ وَلِيُّ الْمَقْتُولِ فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَتَعْفُو ‏"‏ ‏.‏ قَالَ لاَ قَالَ ‏"‏ أَتَقْتُلُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ نَعَمْ قَالَ ‏"‏ اذْهَبْ ‏"‏ ‏.‏ فَلَمَّا ذَهَبَ دَعَاهُ قَالَ ‏"‏ أَتَعْفُو ‏"‏ ‏.‏ قَالَ لاَ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ أَتَأْخُذُ الدِّيَةَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ لاَ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ أَتَقْتُلُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ اذْهَبْ ‏"‏ ‏.‏ فَلَمَّا ذَهَبَ قَالَ ‏"‏ أَمَا إِنَّكَ إِنْ عَفَوْتَ عَنْهُ فَإِنَّهُ يَبُوءُ بِإِثْمِكَ وَإِثْمِ صَاحِبِكَ ‏"‏ ‏.‏ فَعَفَا عَنْهُ فَأَرْسَلَهُ - قَالَ - فَرَأَيْتُهُ يَجُرُّ نِسْعَتَهُ ‏.‏

Bize Muhammed b. İsmail b. İbrahim haber verdi. Dedi ki: Bize İshak, Avf el-A'râbî'den, o Alkame b. Vâil el-Hadramî'den, o da babasından naklederek haber verdi. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e, cinayet işlemiş bir katil getirildi. Onu maktulün velisi getirdi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona: "Affediyor musun?" diye sordu. "Hayır," dedi. "Öldürecek misin?" dedi. "Evet," dedi. "Git," buyurdu. (Veli) gidince onu (tekrar) çağırdı ve: "Affediyor musun?" dedi. "Hayır," dedi. "Diyeti kabul ediyor musun?" dedi. "Hayır," dedi. "Öldürecek misin?" dedi. "Evet," dedi. "Git," buyurdu. (Veli) gidince (Resûlullah): "Bak! Eğer onu affedersen o, senin günahını ve arkadaşının günahını yüklenir," buyurdu. Bunun üzerine (veli) onu affetti ve serbest bıraktı. (Râvi) dedi ki: Onu, deri kayışını sürüyerek giderken gördüm.

4724. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ عَوْفِ بْنِ أَبِي جَمِيلَةَ، قَالَ حَدَّثَنِي حَمْزَةُ أَبُو عَمْرٍو الْعَائِذِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا عَلْقَمَةُ بْنُ وَائِلٍ، عَنْ وَائِلٍ، قَالَ شَهِدْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حِينَ جِيءَ بِالْقَاتِلِ يَقُودُهُ وَلِيُّ الْمَقْتُولِ فِي نِسْعَةٍ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِوَلِيِّ الْمَقْتُولِ ‏"‏ أَتَعْفُو ‏"‏ ‏.‏ قَالَ لاَ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ أَتَأْخُذُ الدِّيَةَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ لاَ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَتَقْتُلُهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ اذْهَبْ بِهِ ‏"‏ ‏.‏ فَلَمَّا ذَهَبَ بِهِ فَوَلَّى مِنْ عِنْدِهِ دَعَاهُ فَقَالَ لَهُ ‏"‏ أَتَعْفُو ‏"‏ ‏.‏ قَالَ لاَ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ أَتَأْخُذُ الدِّيَةَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ لاَ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَتَقْتُلُهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ اذْهَبْ بِهِ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عِنْدَ ذَلِكَ ‏"‏ أَمَا إِنَّكَ إِنْ عَفَوْتَ عَنْهُ يَبُوءُ بِإِثْمِهِ وَإِثْمِ صَاحِبِكَ ‏"‏ ‏.‏ فَعَفَا عَنْهُ وَتَرَكَهُ فَأَنَا رَأَيْتُهُ يَجُرُّ نِسْعَتَهُ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr haber verdi. Dedi ki: Bize Yahya b. Saîd, Avf b. Ebî Cemîle'den haber verdi. Dedi ki: Bana Hamza Ebû Amr el-Âizî haber verdi. Dedi ki: Bize Alkame b. Vâil, Vâil'den naklederek haber verdi. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in huzurunda şahit oldum: Katil getirildi, maktulün velisi onu bir deri kayışla yederek getiriyordu. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem maktulün velisine: "Affediyor musun?" diye sordu. "Hayır," dedi. "Diyeti kabul ediyor musun?" dedi. "Hayır," dedi. "Onu öldürecek misin?" dedi. "Evet," dedi. "Onu götür," buyurdu. Onu götürüp yanından ayrılınca (Peygamber) onu çağırdı ve ona: "Affediyor musun?" dedi. "Hayır," dedi. "Diyeti kabul ediyor musun?" dedi. "Hayır," dedi. "Onu öldürecek misin?" dedi. "Evet," dedi. "Onu götür," buyurdu. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem o esnada şöyle buyurdu: "Bak! Eğer onu affedersen o, kendi günahını ve arkadaşının günahını yüklenir." Bunun üzerine (veli) onu affetti ve bıraktı. Ben onu deri kayışını sürüyerek giderken gördüm.

4725. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، قَالَ حَدَّثَنَا جَامِعُ بْنُ مَطَرٍ الْحَبَطِيُّ، عَنْ عَلْقَمَةَ بْنِ وَائِلٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِهِ ‏.‏ قَالَ يَحْيَى وَهُوَ أَحْسَنُ مِنْهُ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr haber verdi. Dedi ki: Bize Yahya haber verdi. Dedi ki: Bize Câmi' b. Matar el-Habatî, Alkame b. Vâil'den, o da babasından, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den (naklederek) bunun bir benzerini haber verdi. Yahya dedi ki: Bu (rivayet), ondan daha güzeldir.

4726. Hadis

أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ عُمَرَ، - وَهُوَ الْحَوْضِيُّ - قَالَ حَدَّثَنَا جَامِعُ بْنُ مَطَرٍ، عَنْ عَلْقَمَةَ بْنِ وَائِلٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ كُنْتُ قَاعِدًا عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم جَاءَ رَجُلٌ فِي عُنُقِهِ نِسْعَةٌ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ هَذَا وَأَخِي كَانَا فِي جُبٍّ يَحْفِرَانِهَا فَرَفَعَ الْمِنْقَارَ فَضَرَبَ بِهِ رَأْسَ صَاحِبِهِ فَقَتَلَهُ ‏.‏ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ اعْفُ عَنْهُ ‏"‏ ‏.‏ فَأَبَى وَقَالَ يَا نَبِيَّ اللَّهِ إِنَّ هَذَا وَأَخِي كَانَا فِي جُبٍّ يَحْفِرَانِهَا فَرَفَعَ الْمِنْقَارَ فَضَرَبَ بِهِ رَأْسَ صَاحِبِهِ فَقَتَلَهُ ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ اعْفُ عَنْهُ ‏"‏ ‏.‏ فَأَبَى ثُمَّ قَامَ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ هَذَا وَأَخِي كَانَا فِي جُبٍّ يَحْفِرَانِهَا فَرَفَعَ الْمِنْقَارَ - أُرَاهُ قَالَ - فَضَرَبَ رَأْسَ صَاحِبِهِ فَقَتَلَهُ ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ اعْفُ عَنْهُ ‏"‏ ‏.‏ فَأَبَى قَالَ ‏"‏ اذْهَبْ إِنْ قَتَلْتَهُ كُنْتَ مِثْلَهُ ‏"‏ ‏.‏ فَخَرَجَ بِهِ حَتَّى جَاوَزَ فَنَادَيْنَاهُ أَمَا تَسْمَعُ مَا يَقُولُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَرَجَعَ فَقَالَ إِنْ قَتَلْتُهُ كُنْتُ مِثْلَهُ قَالَ ‏"‏ نَعَمِ اعْفُ ‏"‏ ‏.‏ فَخَرَجَ يَجُرُّ نِسْعَتَهُ حَتَّى خَفِيَ عَلَيْنَا ‏.‏

Bize Amr b. Mansûr haber verdi. Dedi ki: Bize Hafs b. Ömer —ki o el-Havzî'dir— haber verdi. Dedi ki: Bize Câmi' b. Matar, Alkame b. Vâil'den, o da babasından naklederek haber verdi. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanında oturuyordum. Boynunda deri kayış bulunan bir adam geldi. (Onu getiren) dedi ki: "Ey Allah'ın Resûlü! Bu adam ve benim kardeşim bir kuyuda idiler, onu kazıyorlardı. (Bu adam) kazmayı kaldırdı ve arkadaşının başına vurup onu öldürdü." Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: "Onu affet," buyurdu. O kabul etmedi ve (tekrar): "Ey Allah'ın Nebisi! Bu ve kardeşim bir kuyuda idiler, kazıyorlardı. Kazmayı kaldırdı ve arkadaşının başına vurup onu öldürdü," dedi. (Peygamber): "Onu affet," buyurdu. O yine kabul etmedi. Sonra (üçüncü kez) kalktı ve: "Ey Allah'ın Resûlü! Bu ve kardeşim bir kuyuda idiler, kazıyorlardı. Kazmayı kaldırdı —sanırım şöyle dedi:— arkadaşının başına vurdu ve onu öldürdü," dedi. (Peygamber yine): "Onu affet," buyurdu. O (yine) kabul etmedi. (Peygamber): "Git! Eğer onu öldürürsen sen de onun gibi olursun," buyurdu. (Veli), adamı alıp çıktı, epey uzaklaştı. Biz ona seslendik: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in ne buyurduğunu duymuyor musun?" Bunun üzerine geri döndü ve: "Eğer onu öldürürsem ben de onun gibi mi olurum?" dedi. (Peygamber): "Evet, affet," buyurdu. O da deri kayışını sürüyerek çıkıp gitti, nihayet gözümüzden kayboldu.

4727. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا حَاتِمٌ، عَنْ سِمَاكٍ، ذَكَرَ أَنَّ عَلْقَمَةَ بْنَ وَائِلٍ، أَخْبَرَهُ عَنْ أَبِيهِ، أَنَّهُ كَانَ قَاعِدًا عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذْ جَاءَ رَجُلٌ يَقُودُ آخَرَ بِنِسْعَةٍ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَتَلَ هَذَا أَخِي ‏.‏ فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَقَتَلْتَهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ لَوْ لَمْ يَعْتَرِفْ أَقَمْتُ عَلَيْهِ الْبَيِّنَةَ ‏.‏ قَالَ نَعَمْ قَتَلْتُهُ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ كَيْفَ قَتَلْتَهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ كُنْتُ أَنَا وَهُوَ نَحْتَطِبُ مِنْ شَجَرَةٍ فَسَبَّنِي فَأَغْضَبَنِي فَضَرَبْتُ بِالْفَأْسِ عَلَى قَرْنِهِ ‏.‏ فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ هَلْ لَكَ مِنْ مَالٍ تُؤَدِّيهِ عَنْ نَفْسِكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَالِي إِلاَّ فَأْسِي وَكِسَائِي ‏.‏ فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَتُرَى قَوْمَكَ يَشْتَرُونَكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَنَا أَهْوَنُ عَلَى قَوْمِي مِنْ ذَاكَ ‏.‏ فَرَمَى بِالنِّسْعَةِ إِلَى الرَّجُلِ فَقَالَ ‏"‏ دُونَكَ صَاحِبَكَ ‏"‏ ‏.‏ فَلَمَّا وَلَّى قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِنْ قَتَلَهُ فَهُوَ مِثْلُهُ ‏"‏ ‏.‏ فَأَدْرَكُوا الرَّجُلَ فَقَالُوا وَيْلَكَ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ إِنْ قَتَلَهُ فَهُوَ مِثْلُهُ ‏"‏ ‏.‏ فَرَجَعَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ حُدِّثْتُ أَنَّكَ قُلْتَ ‏"‏ إِنْ قَتَلَهُ فَهُوَ مِثْلُهُ ‏"‏ ‏.‏ وَهَلْ أَخَذْتُهُ إِلاَّ بِأَمْرِكَ فَقَالَ ‏"‏ مَا تُرِيدُ أَنْ يَبُوءَ بِإِثْمِكَ وَإِثْمِ صَاحِبِكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ بَلَى ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَإِنْ ذَاكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ ذَلِكَ كَذَلِكَ ‏.‏

Bize İsmail b. Mes'ûd haber verdi. Dedi ki: Bize Hâlid haber verdi. Dedi ki: Bize Hâtim, Simâk'ten haber verdi. O, Alkame b. Vâil'in kendisine babasından (şöyle) haber verdiğini zikretti: (Babası) Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanında oturuyordu. Derken bir adam başka bir adamı deri bir kayışla yederek getirdi ve: "Ey Allah'ın Resûlü! Bu, kardeşimi öldürdü," dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona (katile): "Onu sen mi öldürdün?" diye sordu. (Katil) dedi ki: "Ey Allah'ın Resûlü! Eğer itiraf etmeseydi aleyhine delil getirecektim." (Sonra): "Evet, onu ben öldürdüm," dedi. (Peygamber): "Onu nasıl öldürdün?" dedi. "Ben ve o bir ağaçtan odun kesiyorduk. Bana sövdü, beni kızdırdı. Ben de balta ile başına vurdum," dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona: "Kendin için (diyet olarak) ödeyeceğin bir malın var mı?" diye sordu. "Ey Allah'ın Resûlü! Baltam ve elbisemden başka malım yok," dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona: "Kavminin seni satın alacağını (senin için diyet ödeyeceğini) düşünüyor musun?" dedi. "Ben kavmim nezdinde bundan daha değersizim (beni kurtarmazlar)," dedi. Bunun üzerine (Peygamber) deri kayışı (davacı) adama attı ve: "Arkadaşını al (götür)," buyurdu. Adam dönüp gidince Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Eğer onu öldürürse o da onun gibi olur," buyurdu. (Oradakiler) adama yetiştiler ve: "Yazık sana! Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: 'Eğer onu öldürürse o da onun gibi olur,' buyurdu," dediler. Adam Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e geri döndü ve: "Ey Allah'ın Resûlü! Senin 'Eğer onu öldürürse o da onun gibi olur' buyurduğun bana haber verildi. Ben onu senin emrinden başka bir yolla mı aldım (ki suçlu olayım)?" dedi. (Peygamber): "Onun, senin günahını ve arkadaşının günahını yüklenmesini istemez misin?" buyurdu. Adam: "Evet (isterim)," dedi. (Peygamber): "O halde (bırak) öyle olsun," buyurdu. Adam: "Öyle olsun," dedi (ve onu bıraktı).

4728. Hadis

أَخْبَرَنَا زَكَرِيَّا بْنُ يَحْيَى، قَالَ حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبِي قَالَ، حَدَّثَنَا أَبُو يُونُسَ، عَنْ سِمَاكِ بْنِ حَرْبٍ، أَنَّ عَلْقَمَةَ بْنَ وَائِلٍ، حَدَّثَهُ أَنَّ أَبَاهُ حَدَّثَهُ قَالَ إِنِّي لَقَاعِدٌ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذْ جَاءَ رَجُلٌ يَقُودُ آخَرَ نَحْوَهُ ‏.‏

Bize Zekeriyyâ b. Yahya haber verdi. Dedi ki: Bize Ubeydullah b. Muâz haber verdi. Dedi ki: Babam bana haber verdi. Dedi ki: Bize Ebû Yûnus, Simâk b. Harb'den haber verdi. Ona da Alkame b. Vâil, babasının kendisine şöyle anlattığını haber vermiş: Ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte oturuyordum. Derken bir adam başka birini O'na doğru yederek getirdi...

4729. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَعْمَرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَمَّادٍ، عَنْ أَبِي عَوَانَةَ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ سَالِمٍ، عَنْ عَلْقَمَةَ بْنِ وَائِلٍ، أَنَّ أَبَاهُ، حَدَّثَهُمْ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أُتِيَ بِرَجُلٍ قَدْ قَتَلَ رَجُلاً فَدَفَعَهُ إِلَى وَلِيِّ الْمَقْتُولِ يَقْتُلُهُ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم لِجُلَسَائِهِ ‏ "‏ الْقَاتِلُ وَالْمَقْتُولُ فِي النَّارِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَاتَّبَعَهُ رَجُلٌ فَأَخْبَرَهُ فَلَمَّا أَخْبَرَهُ تَرَكَهُ ‏.‏ قَالَ فَلَقَدْ رَأَيْتُهُ يَجُرُّ نِسْعَتَهُ حِينَ تَرَكَهُ يَذْهَبُ ‏.‏ فَذَكَرْتُ ذَلِكَ لِحَبِيبٍ فَقَالَ حَدَّثَنِي سَعِيدُ بْنُ أَشْوَعَ قَالَ وَذَكَرَ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَمَرَ الرَّجُلَ بِالْعَفْوِ ‏.‏

Bize Muhammed b. Ma'mer haber verdi. Dedi ki: Bize Yahya b. Hammâd haber verdi. (Dedi ki): Ebû Avâne'den, (o) İsmail b. Sâlim'den, (o) Alkame b. Vâil'den (naklen rivayet edildiğine göre), babası onlara şöyle anlatmış: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e, bir adamı öldürmüş olan bir kişi getirildi. (Peygamber) onu, öldürmesi (kısas yapması) için maktulün velisine teslim etti. Sonra Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem meclisinde oturanlara: "Öldüren de öldürülen de ateştedir," buyurdu. (Râvi) dedi ki: Bunun üzerine bir adam (velinin) peşinden gitti ve ona (bunu) haber verdi. Haberi alınca (veli) onu bıraktı. (Râvi) dedi ki: Onu bıraktığında (katili) deri kayışını sürüyerek giderken gördüm. (İsmail b. Sâlim) dedi ki: Bunu Habîb'e anlattım. Dedi ki: Bana Saîd b. Eşva anlattı ve Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in o adama affetmesini emrettiğini zikretti.

4730. Hadis

أَخْبَرَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، قَالَ حَدَّثَنَا ضَمْرَةُ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ شَوْذَبٍ، عَنْ ثَابِتٍ الْبُنَانِيِّ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ رَجُلاً، أَتَى بِقَاتِلِ وَلِيِّهِ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ اعْفُ عَنْهُ ‏"‏ ‏.‏ فَأَبَى فَقَالَ ‏"‏ خُذِ الدِّيَةَ ‏"‏ ‏.‏ فَأَبَى قَالَ ‏"‏ اذْهَبْ فَاقْتُلْهُ فَإِنَّكَ مِثْلَهُ ‏"‏ ‏.‏ فَذَهَبَ فَلُحِقَ الرَّجُلُ فَقِيلَ لَهُ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ اقْتُلْهُ فَإِنَّكَ مِثْلَهُ ‏"‏ ‏.‏ فَخَلَّى سَبِيلَهُ فَمَرَّ بِيَ الرَّجُلُ وَهُوَ يَجُرُّ نِسْعَتَهُ ‏.‏

Bize Îsâ b. Yûnus haber verdi. Dedi ki: Bize Damre, Abdullah b. Şevzeb'den, o Sâbit el-Bünânî'den, o da Enes b. Mâlik'ten naklederek haber verdi ki: Bir adam, velisi(ni öldüren) katili Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e getirdi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: "Onu affet," buyurdu. Adam kabul etmedi. "Diyeti al," buyurdu. Adam kabul etmedi. (Peygamber): "Git onu öldür, zira sen de onun gibisin," buyurdu. Adam (katili alıp) gitti. Adama yetişildi ve: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem 'Onu öldür, zira sen de onun gibisin' buyurdu," denildi. Bunun üzerine (adam) onu serbest bıraktı. O adam, deri kayışını sürüyerek yanımdan geçti.

4731. Hadis

أَخْبَرَنَا الْحَسَنُ بْنُ إِسْحَاقَ الْمَرْوَزِيُّ، قَالَ حَدَّثَنِي خَالِدُ بْنُ خِدَاشٍ، قَالَ حَدَّثَنَا حَاتِمُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، عَنْ بَشِيرِ بْنِ الْمُهَاجِرِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ رَجُلاً، جَاءَ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ إِنَّ هَذَا الرَّجُلَ قَتَلَ أَخِي ‏.‏ قَالَ ‏"‏ اذْهَبْ فَاقْتُلْهُ كَمَا قَتَلَ أَخَاكَ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ لَهُ الرَّجُلُ اتَّقِ اللَّهَ وَاعْفُ عَنِّي فَإِنَّهُ أَعْظَمُ لأَجْرِكَ وَخَيْرٌ لَكَ وَلأَخِيكَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ ‏.‏ قَالَ فَخَلَّى عَنْهُ قَالَ فَأُخْبِرَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَسَأَلَهُ فَأَخْبَرَهُ بِمَا قَالَ لَهُ قَالَ فَأَعْنَفَهُ ‏"‏ أَمَا إِنَّهُ كَانَ خَيْرًا مِمَّا هُوَ صَانِعٌ بِكَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ يَقُولُ يَا رَبِّ سَلْ هَذَا فِيمَ قَتَلَنِي ‏"‏ ‏.‏

Bize Hasan b. İshak el-Mervezî haber verdi. Dedi ki: Bana Hâlid b. Hidâş haber verdi. Dedi ki: Bize Hâtim b. İsmail, Beşîr b. el-Muhâcir'den, o Abdullah b. Büreyde'den, o da babasından naklederek haber verdi ki: Bir adam Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldi ve: "Bu adam benim kardeşimi öldürdü," dedi. (Peygamber): "Git, kardeşini öldürdüğü gibi sen de onu öldür," buyurdu. (Katil) adam, (davacı) adama: "Allah'tan kork ve beni affet. Zira bu, ecrin için daha büyük, kıyamet gününde senin için ve kardeşin için daha hayırlıdır," dedi. Bunun üzerine (davacı) onu serbest bıraktı. Sonra Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e haber verildi. (Peygamber) ona sordu, o da (katilin) kendisine söylediklerini anlattı. (Peygamber) onu (davacı adamı) teşvik ederek (veya durumu pekiştirerek) şöyle buyurdu: "Haberin olsun ki o (affetmen), kıyamet gününde onun sana yapacağı şu işten daha hayırlı olmuştur: O, 'Ey Rabbim! Buna sor, beni niçin öldürdü?' diyecekti."

4732. Hadis

أَخْبَرَنَا الْقَاسِمُ بْنُ زَكَرِيَّا بْنِ دِينَارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى، قَالَ أَنْبَأَنَا عَلِيٌّ، - وَهُوَ ابْنُ صَالِحٍ - عَنْ سِمَاكٍ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ كَانَ قُرَيْظَةُ وَالنَّضِيرُ وَكَانَ النَّضِيرُ أَشْرَفَ مِنْ قُرَيْظَةَ وَكَانَ إِذَا قَتَلَ رَجُلٌ مِنْ قُرَيْظَةَ رَجُلاً مِنَ النَّضِيرِ قُتِلَ بِهِ وَإِذَا قَتَلَ رَجُلٌ مِنَ النَّضِيرِ رَجُلاً مِنْ قُرَيْظَةَ أَدَّى مِائَةَ وَسْقٍ مِنْ تَمْرٍ فَلَمَّا بُعِثَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم قَتَلَ رَجُلٌ مِنَ النَّضِيرِ رَجُلاً مِنْ قُرَيْظَةَ فَقَالُوا ادْفَعُوهُ إِلَيْنَا نَقْتُلْهُ ‏.‏ فَقَالُوا بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ فَأَتَوْهُ فَنَزَلَتْ ‏{‏ وَإِنْ حَكَمْتَ فَاحْكُمْ بَيْنَهُمْ بِالْقِسْطِ ‏}‏ وَالْقِسْطُ النَّفْسُ بِالنَّفْسِ ثُمَّ نَزَلَتْ ‏{‏ أَفَحُكْمَ الْجَاهِلِيَّةِ يَبْغُونَ ‏}‏ ‏.‏

Bize Kâsım b. Zekeriyyâ b. Dînâr haber verdi. Dedi ki: Bize Ubeydullah b. Mûsâ haber verdi. Dedi ki: Bize Ali —ki o İbn Sâlih'tir— Simâk'ten, o İkrime'den, o da İbn Abbâs'tan naklederek haber verdi. Dedi ki: (Medine'de) Kurayza ve Nadîr (Yahudi kabileleri) vardı. Nadîr, Kurayza'dan daha şerefli (üstün statüde) idi. Kurayza'dan bir adam Nadîr'den bir adamı öldürdüğünde, buna karşılık o öldürülürdü (kısas uygulanırdı). Ancak Nadîr'den bir adam Kurayza'dan bir adamı öldürdüğünde, (kısas yapılmaz) yüz vask hurma öderdi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem gönderilince Nadîr'den bir adam Kurayza'dan bir adamı öldürdü. (Kurayzalılar): "Onu bize verin, onu öldürelim," dediler. (Nadîrliler): "Sizinle aramızda Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem (hakem) olsun," dediler. O'na geldiler. Bunun üzerine: '...Eğer hüküm verirsen aralarında adaletle hüküm ver...' (Mâide, 42) ayeti indi. Adalet (kıst); 'cana karşılık can'dır. Sonra: 'Yoksa cahiliye hükmünü mü arıyorlar?...' (Mâide, 50) ayeti indi.

4733. Hadis

أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ سَعْدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَمِّي، قَالَ حَدَّثَنَا أَبِي، عَنِ ابْنِ إِسْحَاقَ، أَخْبَرَنِي دَاوُدُ بْنُ الْحُصَيْنِ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ الآيَاتِ الَّتِي، فِي الْمَائِدَةِ الَّتِي قَالَهَا اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ ‏{‏ فَاحْكُمْ بَيْنَهُمْ أَوْ أَعْرِضْ عَنْهُمْ ‏}‏ إِلَى ‏{‏ الْمُقْسِطِينَ ‏}‏ إِنَّمَا نَزَلَتْ فِي الدِّيَةِ بَيْنَ النَّضِيرِ وَبَيْنَ قُرَيْظَةَ وَذَلِكَ أَنَّ قَتْلَى النَّضِيرِ كَانَ لَهُمْ شَرَفٌ يُودَوْنَ الدِّيَةَ كَامِلَةً وَأَنَّ بَنِي قُرَيْظَةَ كَانُوا يُودَوْنَ نِصْفَ الدِّيَةِ فَتَحَاكَمُوا فِي ذَلِكَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ ذَلِكَ فِيهِمْ فَحَمَلَهُمْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى الْحَقِّ فِي ذَلِكَ فَجَعَلَ الدِّيَةَ سَوَاءً ‏.‏

Bana Ubeydullah b. Sa'd haber verdi. Dedi ki: Amcam (Ya'kûb) bana haber verdi. Dedi ki: Babam (İbrahim) bana İbn İshâk'tan, (o) Dâvûd b. Husayn'dan, (o) İkrime'den, o da İbn Abbâs'tan naklederek haber verdi ki: Mâide Suresi'ndeki; Allah Azze ve Celle'nin '...Aralarında hüküm ver veya onlardan yüz çevir...' (âyetinden) '...adalet sahiplerini (sever)' (âyetine) kadar olan (kısım), Nadîr ve Kurayza (kabileleri) arasındaki diyet hakkında inmiştir. Şöyle ki: Nadîr (kabilesinin) öldürülenleri şerefli (sayılır) ve tam diyet ödenirdi. Benî Kurayza'ya ise (öldürülenleri için) diyetin yarısı ödenirdi. Bu konuda hüküm vermesi için Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e başvurdular. Allah Azze ve Celle onlar hakkında bu ayetleri indirdi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onları bu konuda hakka sevk etti ve diyeti (iki kabile için) eşit kıldı.

4734. Hadis

أَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ قَيْسِ بْنِ عُبَادٍ، قَالَ انْطَلَقْتُ أَنَا وَالأَشْتَرُ، إِلَى عَلِيٍّ رضى الله عنه فَقُلْنَا هَلْ عَهِدَ إِلَيْكَ نَبِيُّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم شَيْئًا لَمْ يَعْهَدْهُ إِلَى النَّاسِ عَامَّةً قَالَ لاَ إِلاَّ مَا كَانَ فِي كِتَابِي هَذَا ‏.‏ فَأَخْرَجَ كِتَابًا مِنْ قِرَابِ سَيْفِهِ فَإِذَا فِيهِ ‏ "‏ الْمُؤْمِنُونَ تَكَافَأُ دِمَاؤُهُمْ وَهُمْ يَدٌ عَلَى مَنْ سِوَاهُمْ وَيَسْعَى بِذِمَّتِهِمْ أَدْنَاهُمْ أَلاَ لاَ يُقْتَلُ مُؤْمِنٌ بِكَافِرٍ وَلاَ ذُو عَهْدٍ بِعَهْدِهِ مَنْ أَحْدَثَ حَدَثًا فَعَلَى نَفْسِهِ أَوْ آوَى مُحْدِثًا فَعَلَيْهِ لَعْنَةُ اللَّهِ وَالْمَلاَئِكَةِ وَالنَّاسِ أَجْمَعِينَ ‏"‏ ‏.‏

Bana Muhammed b. Müsennâ haber verdi. Dedi ki: Bize Yahya b. Saîd haber verdi. Dedi ki: Bize Saîd, Katâde'den, o Hasan'dan, o da Kays b. Ubâd'dan naklederek haber verdi. Dedi ki: Ben ve Eşter, Ali radıyallâhu anh'a gittik ve: "Allah'ın Nebisi sallallâhu aleyhi ve sellem, insanlara genel olarak vermediği bir şeyi (özel bir bilgiyi) sana emanet etti mi (söyledi mi)?" dedik. "Hayır, ancak şu sahifemde (yazılı defterimde) olanlar müstesna," dedi. Kılıcının kınından bir sahife çıkardı. Onda şunlar (yazılı) idi: "Müminlerin kanları (değer bakımından) birbirine denktir. Onlar, kendilerinden başkalarına karşı tek bir eldirler (birliktedirler). Onların en alt tabakasında olanı(n verdiği eman) bile (hepsi adına) bağlayıcıdır. Dikkat edin! Kâfire karşılık mümin öldürülmez. Ahid sahibine de ahdi süresince (dokunulmaz/öldürülmez). Kim bir bid'at çıkarır (bir suç işler) veya bid'at çıkaranı (suçluyu) barındırırsa, Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların laneti onun üzerine olsun."

4735. Hadis

أَخْبَرَنِي أَبُو بَكْرِ بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا الْقَوَارِيرِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الْوَاحِدِ، قَالَ حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ عَامِرٍ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَبِي حَسَّانَ، عَنْ عَلِيٍّ، رضى الله عنه أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ الْمُؤْمِنُونَ تَكَافَأُ دِمَاؤُهُمْ وَهُمْ يَدٌ عَلَى مَنْ سِوَاهُمْ يَسْعَى بِذِمَّتِهِمْ أَدْنَاهُمْ لاَ يُقْتَلُ مُؤْمِنٌ بِكَافِرٍ وَلاَ ذُو عَهْدٍ فِي عَهْدِهِ ‏"‏ ‏.‏

Bana Ebû Bekr b. Ali haber verdi. Dedi ki: Bize Kavârîrî haber verdi. Dedi ki: Bize Muhammed b. Abdulvâhid haber verdi. Dedi ki: Bize Ömer b. Âmir, Katâde'den, o Ebû Hassân'dan, o da Ali radıyallâhu anh'tan haber verdi ki Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Müminlerin kanları birbirine denktir. Onlar, kendilerinden başkalarına karşı tek bir eldirler. Onların en alt tabakasında olanı(n verdiği eman) bile (hepsi adına) bağlayıcıdır. Kâfire karşılık mümin öldürülmez. Ahid sahibi de ahdi süresince (öldürülmez)."

4736. Hadis

أَخْبَرَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، - هُوَ الْمَرْوَزِيُّ - قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ الطَّيَالِسِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا هِشَامٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ سَمُرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَنْ قَتَلَ عَبْدَهُ قَتَلْنَاهُ وَمَنْ جَدَعَهُ جَدَعْنَاهُ وَمَنْ أَخْصَاهُ أَخْصَيْنَاهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Mahmûd b. Gaylân —ki o el-Mervezî'dir— haber verdi. Dedi ki: Bize Ebû Dâvûd et-Tayâlisî haber verdi. Dedi ki: Bize Hişâm, Katâde'den, o Hasan'dan, o da Semure'den naklederek haber verdi ki Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim kölesini öldürürse biz de onu öldürürüz. Kim onun burnunu/kulağını keserse biz de onun burnunu/kulağını keseriz. Kim onu hadım ederse biz de onu hadım ederiz."

4737. Hadis

أَخْبَرَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ سَمُرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَنْ قَتَلَ عَبْدَهُ قَتَلْنَاهُ وَمَنْ جَدَعَ عَبْدَهُ جَدَعْنَاهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Nasr b. Ali haber verdi. Dedi ki: Bize Hâlid haber verdi. Dedi ki: Bize Saîd, Katâde'den, o Hasan'dan, o da Semure'den naklederek haber verdi ki Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim kölesini öldürürse biz de onu öldürürüz. Kim kölesinin burnunu/kulağını keserse biz de onun burnunu/kulağını keseriz."

4738. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ سَمُرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَنْ قَتَلَ عَبْدَهُ قَتَلْنَاهُ وَمَنْ جَدَعَ عَبْدَهُ جَدَعْنَاهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi. Dedi ki: Bize Ebû Avâne, Katâde'den, o Hasan'dan, o da Semure'den naklederek haber verdi. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim kölesini öldürürse biz de onu öldürürüz. Kim kölesinin burnunu/kulağını keserse biz de onun burnunu/kulağını keseriz."

4739. Hadis

أَخْبَرَنَا يُوسُفُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَمْرُو بْنُ دِينَارٍ، أَنَّهُ سَمِعَ طَاوُسًا، يُحَدِّثُ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنْ عُمَرَ، رضى الله عنه أَنَّهُ نَشَدَ قَضَاءَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي ذَلِكَ فَقَامَ حَمَلُ بْنُ مَالِكٍ فَقَالَ كُنْتُ بَيْنَ حُجْرَتَىِ امْرَأَتَيْنِ فَضَرَبَتْ إِحْدَاهُمَا الأُخْرَى بِمِسْطَحٍ فَقَتَلَتْهَا وَجَنِينَهَا فَقَضَى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فِي جَنِينِهَا بِغُرَّةٍ وَأَنْ تُقْتَلَ بِهَا ‏.‏

Bize Yûsuf b. Saîd haber verdi. Dedi ki: Bize Haccâc b. Muhammed, İbn Cüreyc'den haber verdi. Dedi ki: Bana Amr b. Dînâr haber verdi. O Tâvûs'u, İbn Abbâs'tan, o da Ömer radıyallâhu anh'tan (naklen rivayet ederken) dinlemiş ki: (Ömer), Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in bu konudaki hükmünü sordu. Bunun üzerine Hamel b. Mâlik ayağa kalktı ve dedi ki: "Ben iki kadının (eşlerimin) odaları arasındaydım. Onlardan biri diğerine çadır direği ile vurdu; hem onu hem de karnındaki bebeği öldürdü. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, cenini için bir gurre (köle veya cariye) verilmesine ve kadına karşılık kadının da öldürülmesine hükmetti."

4740. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدَةُ، عَنْ سَعِيدٍ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، رضى الله عنه أَنَّ يَهُودِيًّا، قَتَلَ جَارِيَةً عَلَى أَوْضَاحٍ لَهَا فَأَقَادَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِهَا ‏.‏

Bize İshak b. İbrahim haber verdi. Dedi ki: Bize Abde, Saîd'den, o Katâde'den, o da Enes radıyallâhu anh'tan naklederek haber verdi ki: Bir Yahudi, gümüş takıları için bir kız çocuğunu öldürdü. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem de kıza karşılık ona kısas uyguladı (onu öldürttü).

4741. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْمُبَارَكِ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو هِشَامٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبَانُ بْنُ يَزِيدَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ يَهُودِيًّا، أَخَذَ أَوْضَاحًا مِنْ جَارِيَةٍ ثُمَّ رَضَخَ رَأْسَهَا بَيْنَ حَجَرَيْنِ فَأَدْرَكُوهَا وَبِهَا رَمَقٌ فَجَعَلُوا يَتَّبِعُونَ بِهَا النَّاسَ هُوَ هَذَا هُوَ هَذَا قَالَتْ نَعَمْ ‏.‏ فَأَمَرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَرُضِخَ رَأْسُهُ بَيْنَ حَجَرَيْنِ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdullah b. el-Mübârek haber verdi. Dedi ki: Bize Ebû Hişâm haber verdi. Dedi ki: Bize Ebân b. Yezîd, Katâde'den, o da Enes b. Mâlik'ten naklederek haber verdi ki: Bir Yahudi, bir kız çocuğunun gümüş takılarını aldı, sonra kafasını iki taş arasında ezdi. Kıza son nefesinde yetiştiler. (Ona sormak üzere) insanları saymaya başladılar: "Şu mu? Şu mu?" (Yahudiye gelince) kız: "Evet," dedi. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem emretti ve (Yahudinin) kafası iki taş arasında ezildi.

4742. Hadis

أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، عَنْ هَمَّامٍ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ خَرَجَتْ جَارِيَةٌ عَلَيْهَا أَوْضَاحٌ فَأَخَذَهَا يَهُودِيٌّ فَرَضَخَ رَأْسَهَا وَأَخَذَ مَا عَلَيْهَا مِنَ الْحُلِيِّ فَأُدْرِكَتْ وَبِهَا رَمَقٌ فَأُتِيَ بِهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ مَنْ قَتَلَكِ فُلاَنٌ ‏"‏ ‏.‏ قَالَتْ بِرَأْسِهَا لاَ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فُلاَنٌ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ حَتَّى سَمَّى الْيَهُودِيَّ قَالَتْ بِرَأْسِهَا نَعَمْ فَأُخِذَ فَاعْتَرَفَ فَأَمَرَ بِهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَرُضِخَ رَأْسُهُ بَيْنَ حَجَرَيْنِ ‏.‏

Bize Ali b. Hucr haber verdi. Dedi ki: Bize Yezîd b. Hârûn haber verdi. (Dedi ki): Hemmâm, Katâde'den, o da Enes b. Mâlik'ten (naklederek) dedi ki: Bir kız çocuğu üzerinde gümüş takılar olduğu halde dışarı çıktı. Bir Yahudi onu yakaladı, kafasını ezdi ve üzerindeki takıları aldı. Kıza son nefesinde yetiştiler. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e getirildi. (Peygamber) ona: "Seni kim öldürdü? Falan mı?" dedi. Kız başıyla "Hayır," (işareti yaptı). "Falan mı?" dedi. Nihayet o Yahudinin ismini söyledi. Kız başıyla "Evet," (işareti yaptı). Bunun üzerine (Yahudi) yakalandı ve suçunu itiraf etti. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onun hakkında emir verdi ve kafası iki taş arasında ezildi.

4743. Hadis

أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ حَفْصِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي قَالَ، حَدَّثَنِي إِبْرَاهِيمُ، عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ رُفَيْعٍ، عَنْ عُبَيْدِ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنْ عَائِشَةَ أُمِّ الْمُؤْمِنِينَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ ‏ "‏ لاَ يَحِلُّ قَتْلُ مُسْلِمٍ إِلاَّ فِي إِحْدَى ثَلاَثِ خِصَالٍ زَانٍ مُحْصَنٍ فَيُرْجَمُ وَرَجُلٌ يَقْتُلُ مُسْلِمًا مُتَعَمِّدًا وَرَجُلٌ يَخْرُجُ مِنَ الإِسْلاَمِ فَيُحَارِبُ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ وَرَسُولَهُ فَيُقْتَلُ أَوْ يُصَلَّبُ أَوْ يُنْفَى مِنَ الأَرْضِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ahmed b. Hafs b. Abdullah haber verdi. Dedi ki: Babam bana haber verdi. Dedi ki: Bana İbrahim, Abdulaziz b. Rufey'den, o Ubeyd b. Umeyr'den, o da Müminlerin Annesi Âişe radıyallâhu anhâ'dan haber verdi ki Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Bir Müslümanın öldürülmesi ancak şu üç durumdan birinde helal olur: Zina eden evli kimse; ki o recmedilir. Bir Müslümanı kasten öldüren kimse. İslam'dan çıkıp Allah Azze ve Celle'ye ve Resûlüne savaş açan kimse; ki o da öldürülür veya asılır ya da yeryüzünden sürgün edilir."

4744. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ مُطَرِّفِ بْنِ طَرِيفٍ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا جُحَيْفَةَ، يَقُولُ سَأَلْنَا عَلِيًّا فَقُلْنَا هَلْ عِنْدَكُمْ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم شَىْءٌ سِوَى الْقُرْآنِ فَقَالَ لاَ وَالَّذِي فَلَقَ الْحَبَّةَ وَبَرَأَ النَّسَمَةَ إِلاَّ أَنْ يُعْطِيَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ عَبْدًا فَهْمًا فِي كِتَابِهِ أَوْ مَا فِي هَذِهِ الصَّحِيفَةِ ‏.‏ قُلْتُ وَمَا فِي الصَّحِيفَةِ قَالَ فِيهَا ‏ "‏ الْعَقْلُ وَفِكَاكُ الأَسِيرِ وَأَنْ لاَ يُقْتَلَ مُسْلِمٌ بِكَافِرٍ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Mansûr haber verdi. Dedi ki: Bize Süfyân, Mutarrif b. Tarîf'ten, o Şa'bî'den (naklederek) haber verdi. Dedi ki: Ebû Cuhayfe'yi şöyle derken işittim: Ali'ye sorduk ve: "Sizin yanınızda Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den gelen, Kur'an'dan başka bir şey var mı?" dedik. O: "Hayır! Taneyi yaran ve canlıları yaratan Allah'a yemin olsun ki (yoktur). Ancak Allah Azze ve Celle'nin bir kula Kitabı hakkında verdiği anlayış veya şu sayfada bulunanlar müstesna," dedi. "Sayfada ne var?" dedim. Dedi ki: "Diyet (hükümleri), esirin kurtarılması ve kâfire karşılık Müslümanın öldürülmeyeceği (hükmü)."

4745. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا الْحَجَّاجُ بْنُ مِنْهَالٍ، قَالَ حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَبِي حَسَّانَ، قَالَ قَالَ عَلِيٌّ مَا عَهِدَ إِلَىَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِشَىْءٍ دُونَ النَّاسِ إِلاَّ فِي صَحِيفَةٍ فِي قِرَابِ سَيْفِي ‏.‏ فَلَمْ يَزَالُوا بِهِ حَتَّى أَخْرَجَ الصَّحِيفَةَ فَإِذَا فِيهَا ‏ "‏ الْمُؤْمِنُونَ تَكَافَأُ دِمَاؤُهُمْ يَسْعَى بِذِمَّتِهِمْ أَدْنَاهُمْ وَهُمْ يَدٌ عَلَى مَنْ سِوَاهُمْ لاَ يُقْتَلُ مُؤْمِنٌ بِكَافِرٍ وَلاَ ذُو عَهْدٍ فِي عَهْدِهِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr haber verdi. Dedi ki: Bize Haccâc b. Minhâl haber verdi. Dedi ki: Bize Hemmâm, Katâde'den, o Ebû Hassân'dan naklederek haber verdi. Dedi ki: Ali (şöyle) dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem insanlardan gizli olarak bana hiçbir şey emanet etmedi (özel bir şey söylemedi). Ancak kılıcımın kınındaki bir sayfada bulunanlar müstesna. (Oradakiler) onu sıkıştırdılar, nihayet sayfayı çıkardı. Onda şunlar vardı: "Müminlerin kanları birbirine denktir. Onların en alt tabakasında olanı(n verdiği eman) bile (hepsi adına) bağlayıcıdır. Onlar, kendilerinden başkalarına karşı tek bir eldirler. Kâfire karşılık mümin öldürülmez. Ahid sahibi de ahdi süresince (öldürülmez)."

4746. Hadis

أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ حَفْصٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي قَالَ، حَدَّثَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ طَهْمَانَ، عَنِ الْحَجَّاجِ بْنِ الْحَجَّاجِ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَبِي حَسَّانَ الأَعْرَجِ، عَنِ الأَشْتَرِ، أَنَّهُ قَالَ لِعَلِيٍّ إِنَّ النَّاسَ قَدْ تَفَشَّغَ بِهِمْ مَا يَسْمَعُونَ فَإِنْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَهِدَ إِلَيْكَ عَهْدًا فَحَدِّثْنَا بِهِ ‏.‏ قَالَ مَا عَهِدَ إِلَىَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَهْدًا لَمْ يَعْهَدْهُ إِلَى النَّاسِ غَيْرَ أَنَّ فِي قِرَابِ سَيْفِي صَحِيفَةً فَإِذَا فِيهَا ‏ "‏ الْمُؤْمِنُونَ تَتَكَافَأُ دِمَاؤُهُمْ يَسْعَى بِذِمَّتِهِمْ أَدْنَاهُمْ لاَ يُقْتَلُ مُؤْمِنٌ بِكَافِرٍ وَلاَ ذُو عَهْدٍ فِي عَهْدِهِ ‏"‏ ‏.‏ مُخْتَصَرٌ ‏.‏

Bize Ahmed b. Hafs haber verdi. Dedi ki: Babam bana haber verdi. Dedi ki: Bana İbrahim b. Tahmân, Haccâc b. Haccâc'dan, o Katâde'den, o Ebû Hassân el-A'rec'den, o da Eşter'den naklederek haber verdi ki: (Eşter), Ali'ye: "İnsanlar işittikleri şeyler sebebiyle (senin hakkında, sende gizli ilim olduğu gibi) söylentiler yayıyorlar. Eğer Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem sana (özel) bir şey emanet ettiyse onu bize anlat," dedi. (Ali): "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bana, insanlara bildirmediği özel bir şey vermedi. Ancak kılıcımın kınında bir sayfa vardır," dedi. Baktıklarında onda şunlar vardı: "Müminlerin kanları birbirine denktir. Onların en alt tabakasında olanı(n verdiği eman) bile (hepsi adına) bağlayıcıdır. Kâfire karşılık mümin öldürülmez. Ahid sahibi de ahdi süresince (öldürülmez)." (Hadis) muhtasardır.

4747. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، عَنْ عُيَيْنَةَ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبِي قَالَ، قَالَ أَبُو بَكْرَةَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَنْ قَتَلَ مُعَاهِدًا فِي غَيْرِ كُنْهِهِ حَرَّمَ اللَّهُ عَلَيْهِ الْجَنَّةَ ‏"‏ ‏.‏

Bize İsmail b. Mes'ûd haber verdi. Dedi ki: Bize Hâlid, Uyeyne'den haber verdi. Dedi ki: Bana babam haber verdi. Dedi ki: Ebû Bekre şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: "Kim bir muâhid'i (anlaşmalı gayrimüslimi) haksız yere öldürürse, Allah ona cenneti haram kılar."

4748. Hadis

أَخْبَرَنَا الْحُسَيْنُ بْنُ حُرَيْثٍ، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ الْحَكَمِ بْنِ الأَعْرَجِ، عَنِ الأَشْعَثِ بْنِ ثُرْمُلَةَ، عَنْ أَبِي بَكْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَنْ قَتَلَ نَفْسًا مُعَاهِدَةً بِغَيْرِ حِلِّهَا حَرَّمَ اللَّهُ عَلَيْهِ الْجَنَّةَ أَنْ يَشُمَّ رِيحَهَا ‏"‏ ‏.‏

Bize Hüseyin b. Hureys haber verdi. Dedi ki: Bize İsmail, Yûnus'tan, o Hakem b. A'rec'den, o Eş'as b. Sürmüle'den, o da Ebû Bekre'den naklederek haber verdi ki Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim bir muâhid'i (anlaşmalı gayrimüslimi) haksız yere (meşru bir gerekçesi olmadan) öldürürse, Allah ona cenneti, kokusunu almayı bile haram kılar."

4749. Hadis

أَخْبَرَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، قَالَ حَدَّثَنَا النَّضْرُ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ هِلاَلِ بْنِ يِسَافٍ، عَنِ الْقَاسِمِ بْنِ مُخَيْمِرَةَ، عَنْ رَجُلٍ، مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَنْ قَتَلَ رَجُلاً مِنْ أَهْلِ الذِّمَّةِ لَمْ يَجِدْ رِيحَ الْجَنَّةِ وَإِنَّ رِيحَهَا لَيُوجَدُ مِنْ مَسِيرَةِ سَبْعِينَ عَامًا ‏"‏ ‏.‏

Bize Mahmûd b. Gaylân haber verdi. Dedi ki: Bize Nadr haber verdi. Dedi ki: Bize Şu'be, Mansûr'dan, o Hilâl b. Yisâf'tan, o Kâsım b. Muhaymire'den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından bir adamdan naklederek haber verdi ki Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim ehl-i zimmetten (zimmîlerden) bir adamı öldürürse cennetin kokusunu alamaz. Oysa onun kokusu yetmiş yıllık mesafeden duyulur."

4750. Hadis

أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، دُحَيْمٌ قَالَ حَدَّثَنَا مَرْوَانُ، قَالَ حَدَّثَنَا الْحَسَنُ، - وَهُوَ ابْنُ عَمْرٍو - عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ جُنَادَةَ بْنِ أَبِي أُمَيَّةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَنْ قَتَلَ قَتِيلاً مِنْ أَهْلِ الذِّمَّةِ لَمْ يَجِدْ رِيحَ الْجَنَّةِ وَإِنَّ رِيحَهَا لَيُوجَدُ مِنْ مَسِيرَةِ أَرْبَعِينَ عَامًا ‏"‏ ‏.‏

Bize Abdurrahman b. İbrahim —ki Duhaym'dir— haber verdi. Dedi ki: Bize Mervân haber verdi. Dedi ki: Bize Hasan —ki İbn Amr'dır—, Mücâhid'den, o Cünâde b. Ebî Ümeyye'den, o da Abdullah b. Amr'dan naklederek haber verdi. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim ehl-i zimmetten bir kişiyi öldürürse cennetin kokusunu alamaz. Oysa onun kokusu kırk yıllık mesafeden duyulur."

4751. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا مُعَاذُ بْنُ هِشَامٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَبِي نَضْرَةَ، عَنْ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ، أَنَّ غُلاَمًا، لأُنَاسٍ فُقَرَاءَ قَطَعَ أُذُنَ غُلاَمٍ لأُنَاسٍ أَغْنِيَاءَ فَأَتَوُا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَلَمْ يَجْعَلْ لَهُمْ شَيْئًا ‏.‏

Bize İshak b. İbrahim haber verdi. Dedi ki: Bize Muâz b. Hişâm haber verdi. Dedi ki: Bana babam, Katâde'den, o Ebû Nadre'den, o da İmrân b. Husayn'dan naklederek haber verdi ki: Fakir insanlara ait bir köle (veya çocuk), zengin insanlara ait bir kölenin (veya çocuğun) kulağını kesti. (Zenginler) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldiler. (Peygamber) onlar lehine hiçbir şeye (tazminata/kısasa) hükmetmedi.

4752. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا أَبُو خَالِدٍ، سُلَيْمَانُ بْنُ حَيَّانَ قَالَ حَدَّثَنَا حُمَيْدٌ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَضَى بِالْقِصَاصِ فِي السِّنِّ وَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ كِتَابُ اللَّهِ الْقِصَاصُ ‏"‏ ‏.‏

Bize İshak b. İbrahim haber verdi. Dedi ki: Bize Ebû Hâlid Süleyman b. Hayyân haber verdi. Dedi ki: Bize Humeyd, Enes'ten naklederek haber verdi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem dişe karşılık kısas hükmü verdi ve: "Allah'ın Kitabı kısastır," buyurdu.

4753. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ سَمُرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَنْ قَتَلَ عَبْدَهُ قَتَلْنَاهُ وَمَنْ جَدَعَ عَبْدَهُ جَدَعْنَاهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Müsennâ haber verdi. Dedi ki: Bize Muhammed b. Ca'fer haber verdi. Dedi ki: Bize Şu'be, Katâde'den, o Hasan'dan, o da Semure'den naklederek haber verdi ki Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim kölesini öldürürse biz de onu öldürürüz. Kim kölesinin burnunu/kulağını keserse biz de onun burnunu/kulağını keseriz."

4754. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَمُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ هِشَامٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ قَتَادَةَ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ سَمُرَةَ، أَنَّ نَبِيَّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَنْ خَصَى عَبْدَهُ خَصَيْنَاهُ وَمَنْ جَدَعَ عَبْدَهُ جَدَعْنَاهُ ‏"‏ ‏.‏ وَاللَّفْظُ لاِبْنِ بَشَّارٍ ‏.‏

Bize Muhammed b. Müsennâ ve Muhammed b. Beşşâr haber verdiler. Dediler ki: Bize Muâz b. Hişâm haber verdi. Dedi ki: Bana babam, Katâde'den, o Hasan'dan, o da Semure'den naklederek haber verdi ki Allah'ın Nebisi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim kölesini hadım ederse biz de onu hadım ederiz. Kim kölesinin burnunu/kulağını keserse biz de onun burnunu/kulağını keseriz." (Hadisin) lafzı İbn Beşşâr'a aittir.

4755. Hadis

أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا عَفَّانُ، قَالَ حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا ثَابِتٌ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ أُخْتَ الرُّبَيِّعِ أُمَّ حَارِثَةَ، جَرَحَتْ إِنْسَانًا فَاخْتَصَمُوا إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ الْقِصَاصَ الْقِصَاصَ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَتْ أُمُّ الرُّبَيِّعِ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَيُقْتَصُّ مِنْ فُلاَنَةَ لاَ وَاللَّهِ لاَ يُقْتَصُّ مِنْهَا أَبَدًا ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ سُبْحَانَ اللَّهِ يَا أُمَّ الرُّبَيِّعِ الْقِصَاصُ كِتَابُ اللَّهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَتْ لاَ وَاللَّهِ لاَ يُقْتَصُّ مِنْهَا أَبَدًا ‏.‏ فَمَا زَالَتْ حَتَّى قَبِلُوا الدِّيَةَ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ إِنَّ مِنْ عِبَادِ اللَّهِ مَنْ لَوْ أَقْسَمَ عَلَى اللَّهِ لأَبَرَّهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ahmed b. Süleyman haber verdi. Dedi ki: Bize Affân haber verdi. Dedi ki: Bize Hammâd b. Seleme haber verdi. Dedi ki: Bize Sâbit, Enes'ten naklederek haber verdi ki: Rubeyy'in kız kardeşi Ümmü Hârise bir insanı yaraladı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e davacı oldular. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Kısas! Kısas!" buyurdu. Ümmü Rubeyy: "Ey Allah'ın Resûlü! Falancaya kısas mı uygulanacak? Hayır, Allah'a yemin olsun ki ona asla kısas uygulanmayacaktır," dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Sübhanallah ey Ümmü Rubeyy! Kısas, Allah'ın Kitabı(nın hükmü)dür," buyurdu. Kadın: "Hayır, Allah'a yemin olsun ki ona asla kısas uygulanmayacaktır," dedi. (Karşı taraf) diyeti kabul edinceye kadar (bu sözüne) devam etti. (Bunun üzerine) Peygamber: "Şüphesiz Allah'ın kullarından öyleleri vardır ki, eğer Allah'a yemin etseler, Allah onu yemininde haklı çıkarır (yeminini yerine getirir)," buyurdu.

4756. Hadis

أَخْبَرَنَا حُمَيْدُ بْنُ مَسْعَدَةَ، وَإِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا بِشْرٌ، عَنْ حُمَيْدٍ، قَالَ ذَكَرَ أَنَسٌ أَنَّ عَمَّتَهُ، كَسَرَتْ ثَنِيَّةَ جَارِيَةٍ فَقَضَى نَبِيُّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِالْقِصَاصِ فَقَالَ أَخُوهَا أَنَسُ بْنُ النَّضْرِ أَتُكْسَرُ ثَنِيَّةُ فُلاَنَةَ لاَ وَالَّذِي بَعَثَكَ بِالْحَقِّ لاَ تُكْسَرُ ثَنِيَّةُ فُلاَنَةَ ‏.‏ قَالَ وَكَانُوا قَبْلَ ذَلِكَ سَأَلُوا أَهْلَهَا الْعَفْوَ وَالأَرْشَ فَلَمَّا حَلَفَ أَخُوهَا - وَهُوَ عَمُّ أَنَسٍ وَهُوَ الشَّهِيدُ يَوْمَ أُحُدٍ - رَضِيَ الْقَوْمُ بِالْعَفْوِ ‏.‏ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِنَّ مِنْ عِبَادِ اللَّهِ مَنْ لَوْ أَقْسَمَ عَلَى اللَّهِ لأَبَرَّهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Humeyd b. Mes'ade ve İsmail b. Mes'ûd haber verdiler. Dediler ki: Bize Bişr, Humeyd'den haber verdi. Dedi ki: Enes şunları anlattı: Halası, bir kız çocuğunun ön dişini kırdı. Allah'ın Nebisi sallallâhu aleyhi ve sellem kısasa hükmetti. (Kadının) kardeşi Enes b. Nadr dedi ki: "Falancanın ön dişi kırılacak mı? Hayır, Seni hak ile gönderen Allah'a yemin olsun ki, falancanın ön dişi kırılmayacaktır." (Râvi) dedi ki: Bundan önce onlardan (kızın ailesinden) affetmelerini veya tazminat (erş) almalarını istemişlerdi (fakat kabul etmemişlerdi). Kardeşi —ki o Enes'in amcasıdır ve Uhud şehididir— yemin edince, topluluk affetmeye razı oldu. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: "Şüphesiz Allah'ın kullarından öyleleri vardır ki, eğer Allah'a yemin etseler, Allah onu yemininde haklı çıkarır," buyurdu.

4757. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا حُمَيْدٌ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ كَسَرَتِ الرُّبَيِّعُ ثَنِيَّةَ جَارِيَةٍ فَطَلَبُوا إِلَيْهِمُ الْعَفْوَ فَأَبَوْا فَعُرِضَ عَلَيْهِمُ الأَرْشُ فَأَبَوْا فَأَتَوُا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَأَمَرَ بِالْقِصَاصِ ‏.‏ قَالَ أَنَسُ بْنُ النَّضْرِ يَا رَسُولَ اللَّهِ تُكْسَرُ ثَنِيَّةُ الرُّبَيِّعِ لاَ وَالَّذِي بَعَثَكَ بِالْحَقِّ لاَ تُكْسَرُ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ يَا أَنَسُ كِتَابُ اللَّهِ الْقِصَاصُ ‏"‏ ‏.‏ فَرَضِيَ الْقَوْمُ وَعَفَوْا فَقَالَ ‏"‏ إِنَّ مِنْ عِبَادِ اللَّهِ مَنْ لَوْ أَقْسَمَ عَلَى اللَّهِ لأَبَرَّهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Müsennâ haber verdi. Dedi ki: Bize Hâlid haber verdi. Dedi ki: Bize Humeyd, Enes'ten naklederek haber verdi. Dedi ki: Rubeyy, bir kız çocuğunun ön dişini kırdı. (Rubeyy'in ailesi) onlardan af dilediler, (fakat) onlar kabul etmediler. Onlara tazminat (erş) teklif edildi, kabul etmediler. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldiler. (Peygamber) kısası emretti. Enes b. Nadr dedi ki: "Ey Allah'ın Resûlü! Rubeyy'in ön dişi kırılacak mı? Hayır, Seni hak ile gönderen Allah'a yemin olsun ki kırılmayacaktır." (Peygamber): "Ey Enes! Allah'ın Kitabı kısastır," buyurdu. (Derken) o topluluk razı oldu ve affettiler. Bunun üzerine (Peygamber): "Şüphesiz Allah'ın kullarından öyleleri vardır ki, eğer Allah'a yemin etseler, Allah onu yemininde haklı çıkarır," buyurdu.

4758. Hadis

أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ عُثْمَانَ أَبُو الْجَوْزَاءِ، قَالَ أَنْبَأَنَا قُرَيْشُ بْنُ أَنَسٍ، عَنِ ابْنِ عَوْنٍ، عَنِ ابْنِ سِيرِينَ، عَنْ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ، أَنَّ رَجُلاً، عَضَّ يَدَ رَجُلٍ فَانْتَزَعَ يَدَهُ فَسَقَطَتْ ثَنِيَّتُهُ أَوْ قَالَ ثَنَايَاهُ فَاسْتَعْدَى عَلَيْهِ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَا تَأْمُرُنِي تَأْمُرُنِي أَنْ آمُرَهُ أَنْ يَدَعَ يَدَهُ فِي فِيكَ تَقْضَمُهَا كَمَا يَقْضَمُ الْفَحْلُ إِنْ شِئْتَ فَادْفَعْ إِلَيْهِ يَدَكَ حَتَّى يَقْضَمَهَا ثُمَّ انْتَزِعْهَا إِنْ شِئْتَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ahmed b. Osman Ebu'l-Cevzâ haber verdi. Dedi ki: Bize Kureyş b. Enes, İbn Avn'dan, o İbn Sîrîn'den, o da İmrân b. Husayn'dan naklederek haber verdi ki: Bir adam başka bir adamın elini ısırdı. (Isırılan adam) elini çekip kurtardı, bu sırada (ısıranın) ön dişi —veya ön dişleri— düştü. Bunun üzerine (dişi düşen adam) Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e gidip şikayetçi oldu. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona: "Bana ne emrediyorsun? Ona, elini senin ağzına bırakmasını ve aygırın kemirdiği gibi senin de onu kemirmeni emretmemi mi istiyorsun? Eğer istersen, o kemirinceye kadar elini ona ver, sonra çekip kurtar (o zaman dişi düşerse tazminat isteyebilirsin)," buyurdu.

4759. Hadis

أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا يَزِيدُ، قَالَ حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي عَرُوبَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ زُرَارَةَ بْنِ أَوْفَى، عَنْ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ، أَنَّ رَجُلاً، عَضَّ آخَرَ عَلَى ذِرَاعِهِ فَاجْتَذَبَهَا فَانْتَزَعَتْ ثَنِيَّتَهُ فَرُفِعَ ذَلِكَ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَأَبْطَلَهَا وَقَالَ ‏ "‏ أَرَدْتَ أَنْ تَقْضَمَ لَحْمَ أَخِيكَ كَمَا يَقْضَمُ الْفَحْلُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Amr b. Ali haber verdi. Dedi ki: Bize Yezîd haber verdi. Dedi ki: Bize Saîd b. Ebî Arûbe, Katâde'den, o Zürâre b. Evfâ'dan, o da İmrân b. Husayn'dan naklederek haber verdi ki: Bir adam diğer bir adamı kolundan ısırdı. (Isırılan) kolunu çekip kurtardı; bu sırada (ısıranın) ön dişi söküldü. Bu durum Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e götürüldü. (Peygamber) onun diyetini iptal etti (geçersiz saydı) ve: "Kardeşinin etini, aygırın kemirdiği gibi kemirmek mi istedin?" buyurdu.

4760. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ زُرَارَةَ، عَنْ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ، قَالَ قَاتَلَ يَعْلَى رَجُلاً فَعَضَّ أَحَدُهُمَا صَاحِبَهُ فَانْتَزَعَ يَدَهُ مِنْ فِيهِ فَنَدَرَتْ ثَنِيَّتُهُ فَاخْتَصَمَا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏ "‏ يَعَضُّ أَحَدُكُمْ أَخَاهُ كَمَا يَعَضُّ الْفَحْلُ لاَ دِيَةَ لَهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Müsennâ haber verdi. Dedi ki: Bize Muhammed b. Ca'fer haber verdi. Dedi ki: Bize Şu'be, Katâde'den, o Zürâre'den, o da İmrân b. Husayn'dan naklederek haber verdi. Dedi ki: Ya'lâ bir adamla kavga etti. Biri diğerini ısırdı. (Isırılan) elini onun ağzından çekip aldı, bu sırada (ısıranın) ön dişi düştü. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e gidip davalaştılar. (Peygamber): "Sizden biri, aygırın ısırdığı gibi kardeşini ısırıyor. Onun için diyet yoktur," buyurdu.

4761. Hadis

أَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ زُرَارَةَ، عَنْ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ، أَنَّ يَعْلَى، قَالَ فِي الَّذِي عَضَّ فَنَدَرَتْ ثَنِيَّتُهُ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ دِيَةَ لَكَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Süveyd b. Nasr haber verdi. Dedi ki: Bize Abdullah, Şu'be'den, o Katâde'den, o Zürâre'den, o da İmrân b. Husayn'dan naklederek haber verdi ki: Ya'lâ, ısıran ve (bu yüzden) ön dişi düşen kişi hakkında Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu söyledi: "Senin için diyet yoktur."

4762. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْمُبَارَكِ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو هِشَامٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبَانُ، قَالَ حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا زُرَارَةُ بْنُ أَوْفَى، عَنْ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ، أَنَّ رَجُلاً، عَضَّ ذِرَاعَ رَجُلٍ فَانْتَزَعَ ثَنِيَّتَهُ فَانْطَلَقَ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرَ ذَلِكَ لَهُ فَقَالَ ‏ "‏ أَرَدْتَ أَنْ تَقْضَمَ ذِرَاعَ أَخِيكَ كَمَا يَقْضَمُ الْفَحْلُ ‏"‏ ‏.‏ فَأَبْطَلَهَا ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdullah b. el-Mübârek haber verdi. Dedi ki: Bize Ebû Hişâm haber verdi. Dedi ki: Bize Ebân haber verdi. Dedi ki: Bize Katâde haber verdi. Dedi ki: Bize Zürâre b. Evfâ, İmrân b. Husayn'dan naklederek haber verdi ki: Bir adam, bir (diğer) adamın kolunu ısırdı. (Isırılan adam kolunu çekince) onun ön dişini söktü. (Dişi düşen) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e gitti ve durumu O'na anlattı. (Peygamber): "Kardeşinin kolunu, aygırın kemirdiği gibi kemirmek mi istedin?" buyurdu ve (diyetini) iptal etti.

4763. Hadis

أَخْبَرَنَا مَالِكُ بْنُ الْخَلِيلِ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنِ الْحَكَمِ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ يَعْلَى ابْنِ مُنْيَةَ، أَنَّهُ قَاتَلَ رَجُلاً فَعَضَّ أَحَدُهُمَا صَاحِبَهُ فَانْتَزَعَ يَدَهُ مِنْ فِيهِ فَقَلَعَ ثَنِيَّتَهُ فَرُفِعَ ذَلِكَ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏ "‏ يَعَضُّ أَحَدُكُمْ أَخَاهُ كَمَا يَعَضُّ الْبَكْرُ ‏"‏ ‏.‏ فَأَبْطَلَهَا ‏.‏

Bize Mâlik b. Halîl haber verdi. Dedi ki: Bize İbn Ebî Adî, Şu'be'den, o Hakem'den, o Mücâhid'den, o da Ya'lâ b. Münye'den naklederek haber verdi ki: O (Ya'lâ), bir adamla kavga etti. Biri diğerini ısırdı. (Isırılan) elini onun ağzından çekip kurtardı, bu sırada (ısıranın) ön dişi söküldü. Bu durum Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e götürüldü. (Peygamber): "Sizden biri, genç devenin ısırdığı gibi kardeşini ısırıyor," buyurdu ve (diyetini) iptal etti.

4764. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُبَيْدِ بْنِ عَقِيلٍ، قَالَ حَدَّثَنَا جَدِّي، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الْحَكَمِ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ يَعْلَى ابْنِ مُنْيَةَ، أَنَّ رَجُلاً، مِنْ بَنِي تَمِيمٍ قَاتَلَ رَجُلاً فَعَضَّ يَدَهُ فَانْتَزَعَهَا فَأَلْقَى ثَنِيَّتَهُ فَاخْتَصَمَا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏ "‏ يَعَضُّ أَحَدُكُمْ أَخَاهُ كَمَا يَعَضُّ الْبَكْرُ ‏"‏ ‏.‏ فَأَطَلَّهَا أَىْ أَبْطَلَهَا ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdullah b. Ubeyd b. Akîl haber verdi. Dedi ki: Bize dedem haber verdi. Dedi ki: Bize Şu'be, Hakem'den, o Mücâhid'den, o da Ya'lâ b. Münye'den naklederek haber verdi ki: Benî Temîm'den bir adam, bir (başka) adamla kavga etti ve onun elini ısırdı. (Isırılan) elini çekip kurtardı, (bu sırada diğerinin) ön dişi düştü. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e gidip davalaştılar. (Peygamber): "Sizden biri, genç devenin ısırdığı gibi kardeşini ısırıyor," buyurdu ve (diyetini) iptal etti.

4765. Hadis

أَخْبَرَنَا عِمْرَانُ بْنُ بَكَّارٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا أَحْمَدُ بْنُ خَالِدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ أَبِي رَبَاحٍ، عَنْ صَفْوَانَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ عَمَّيْهِ، سَلَمَةَ وَيَعْلَى ابْنَىْ أُمَيَّةَ قَالاَ خَرَجْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي غَزْوَةِ تَبُوكَ وَمَعَنَا صَاحِبٌ لَنَا فَقَاتَلَ رَجُلاً مِنَ الْمُسْلِمِينَ فَعَضَّ الرَّجُلُ ذِرَاعَهُ فَجَذَبَهَا مِنْ فِيهِ فَطَرَحَ ثَنِيَّتَهُ فَأَتَى الرَّجُلُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَلْتَمِسُ الْعَقْلَ فَقَالَ ‏ "‏ يَنْطَلِقُ أَحَدُكُمْ إِلَى أَخِيهِ فَيَعَضُّهُ كَعَضِيضِ الْفَحْلِ ثُمَّ يَأْتِي يَطْلُبُ الْعَقْلَ لاَ عَقْلَ لَهَا ‏"‏ ‏.‏ فَأَبْطَلَهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏

Bize İmrân b. Bekkâr haber verdi. Dedi ki: Bize Ahmed b. Hâlid haber verdi. Dedi ki: Bize Muhammed, Atâ b. Ebî Rabâh'tan, o Safvân b. Abdullah'tan, o da iki amcası; Ümeyye'nin oğulları Seleme ve Ya'lâ'dan naklederek haber verdi. O ikisi şöyle dediler: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte Tebük gazvesine çıktık. Yanımızda bizden bir arkadaşımız vardı. Müslümanlardan bir adamla kavga etti. (O adam) arkadaşımızın kolunu ısırdı. O da kolunu onun ağzından çekip aldı, (bu sırada diğerinin) ön dişi düştü. (Dişi düşen) adam diyet istemek üzere Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldi. (Peygamber): "Sizden biri kardeşine saldırıyor ve aygırın ısırması gibi onu ısırıyor, sonra da gelip diyet istiyor. Onun için diyet yoktur," buyurdu. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onu(n diyetini) iptal etti.

4766. Hadis

أَخْبَرَنَا عَبْدُ الْجَبَّارِ بْنُ الْعَلاَءِ بْنِ عَبْدِ الْجَبَّارِ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ صَفْوَانَ بْنِ يَعْلَى، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ رَجُلاً، عَضَّ يَدَ رَجُلٍ فَانْتُزِعَتْ ثَنِيَّتُهُ فَأَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَأَهْدَرَهَا ‏.‏

Bize Abdulcebbâr b. Alâ b. Abdulcebbâr, Süfyân'dan, o Amr'dan, o Atâ'dan, o Safvân b. Ya'lâ'dan, o da babasından naklederek haber verdi ki: Bir adam, bir (diğer) adamın elini ısırdı. (Isırılan elini çekince) onun ön dişi söküldü. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldi. (Peygamber) onun (diyetini) iptal etti (geçersiz saydı).

4767. Hadis

أَخْبَرَنَا عَبْدُ الْجَبَّارِ، مَرَّةً أُخْرَى عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ صَفْوَانَ بْنِ يَعْلَى، عَنْ يَعْلَى، وَابْنِ، جُرَيْجٍ عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ صَفْوَانَ بْنِ يَعْلَى، عَنْ يَعْلَى، أَنَّهُ اسْتَأْجَرَ أَجِيرًا فَقَاتَلَ رَجُلاً فَعَضَّ يَدَهُ فَانْتُزِعَتْ ثَنِيَّتُهُ فَخَاصَمَهُ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏ "‏ أَيَدَعُهَا يَقْضِمُهَا كَقَضْمِ الْفَحْلِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Abdulcebbâr bir kez daha Süfyân'dan, o Amr'dan, o Atâ'dan, o Safvân b. Ya'lâ'dan, o da Ya'lâ'dan; ayrıca İbn Cüreyc, Atâ'dan, o Safvân b. Ya'lâ'dan, o da Ya'lâ'dan naklederek haber verdi ki: O (Ya'lâ) bir işçi tuttu. (İşçi) bir adamla kavga etti ve (adamın) elini ısırdı. (Adam elini çekince işçinin) ön dişi söküldü. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e gidip davalaştı. (Peygamber): "Aygırın kemirdiği gibi kemirmesi için (elini) ona mı bırakacaktı?" buyurdu.

4768. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا سُفْيَانُ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ صَفْوَانَ بْنِ يَعْلَى، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ غَزَوْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي غَزْوَةِ تَبُوكَ فَاسْتَأْجَرْتُ أَجِيرًا فَقَاتَلَ أَجِيرِي رَجُلاً فَعَضَّ الآخَرُ فَسَقَطَتْ ثَنِيَّتُهُ فَأَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرَ لَهُ فَأَهْدَرَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏

Bize İshak b. İbrahim haber verdi. Dedi ki: Bize Süfyân, İbn Cüreyc'den, o Atâ'dan, o Safvân b. Ya'lâ'dan, o da babasından naklederek haber verdi. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte Tebük gazvesine çıktım. Bir işçi tuttum. İşçim bir adamla kavga etti. Diğeri (işçimi) ısırdı, (işçim elini çekince diğerinin) ön dişi düştü. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldi. Durumu O'na anlattı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onun (diyetini) iptal etti.

4769. Hadis

أَخْبَرَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ عُلَيَّةَ، قَالَ أَنْبَأَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَطَاءٌ، عَنْ صَفْوَانَ بْنِ يَعْلَى، عَنْ يَعْلَى بْنِ أُمَيَّةَ، قَالَ غَزَوْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم جَيْشَ الْعُسْرَةِ - وَكَانَ أَوْثَقَ عَمَلٍ لِي فِي نَفْسِي - وَكَانَ لِي أَجِيرٌ فَقَاتَلَ إِنْسَانًا فَعَضَّ أَحَدُهُمَا أُصْبَعَ صَاحِبِهِ فَانْتَزَعَ إِصْبَعَهُ فَأَنْدَرَ ثَنِيَّتَهُ فَسَقَطَتْ فَانْطَلَقَ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَأَهْدَرَ ثَنِيَّتَهُ وَقَالَ ‏ "‏ أَفَيَدَعُ يَدَهُ فِي فِيكَ تَقْضَمُهَا ‏"‏ ‏.‏

Bize Ya'kûb b. İbrahim haber verdi. Dedi ki: Bize İbn Uleyye haber verdi. Dedi ki: Bize İbn Cüreyc haber verdi. Dedi ki: Bana Atâ, Safvân b. Ya'lâ'dan, o da Ya'lâ b. Ümeyye'den naklederek haber verdi. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte 'Zorluk Ordusu' (Tebük) gazvesine katıldım. Bu, nazarımda amellerimin en güveniliri (en sağlamı) idi. Bir işçim vardı. Bir insanla kavga etti. Biri diğerinin parmağını ısırdı. (Isırılan) parmağını çekip aldı, (bu sırada diğerinin) ön dişini söktü ve (diş) düştü. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e gitti. (Peygamber) onun dişini(n diyetini) iptal etti ve: "Elini, kemirmen için senin ağzına mı bırakacaktı?" buyurdu.

4770. Hadis

أَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، فِي حَدِيثِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْمُبَارَكِ عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنِ ابْنِ يَعْلَى، عَنْ أَبِيهِ، بِمِثْلِ الَّذِي عَضَّ فَنَدَرَتْ ثَنِيَّتُهُ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ دِيَةَ لَكَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Süveyd b. Nasr, Abdullah b. Mübârek'in hadisinde haber verdi: (Abdullah), Şu'be'den, o Katâde'den, o Atâ'dan, o İbn Ya'lâ'dan, o da babasından (naklederek), ısıran ve bu yüzden ön dişi düşen kişi hakkında buna benzer bir rivayette bulundu (ve) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu (söyledi): "Senin için diyet yoktur."

4771. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا مُعَاذُ بْنُ هِشَامٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ بُدَيْلِ بْنِ مَيْسَرَةَ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ صَفْوَانَ بْنِ يَعْلَى ابْنِ مُنْيَةَ، أَنَّ أَجِيرًا، لِيَعْلَى ابْنِ مُنْيَةَ عَضَّ آخَرُ ذِرَاعَهُ فَانْتَزَعَهَا مِنْ فِيهِ فَرَفَعَ ذَلِكَ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَقَدْ سَقَطَتْ ثَنِيَّتُهُ فَأَبْطَلَهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَقَالَ ‏ "‏ أَيَدَعُهَا فِي فِيكَ تَقْضَمُهَا كَقَضْمِ الْفَحْلِ ‏"‏ ‏.‏

Bize İshak b. İbrahim haber verdi. Dedi ki: Bize Muâz b. Hişâm haber verdi. Dedi ki: Bana babam, Katâde'den, o Büdeyl b. Meysere'den, o Atâ'dan, o Safvân b. Ya'lâ b. Münye'den (naklederek) haber verdi ki: Ya'lâ b. Münye'nin bir işçisinin kolunu başka biri ısırdı. O da kolunu onun ağzından çekip kurtardı. Bu durum Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e götürüldü; (diğerinin) ön dişi düşmüştü. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem (onun diyetini) iptal etti ve: "Aygırın kemirdiği gibi kemirmen için (kolunu) senin ağzına mı bırakacaktı?" buyurdu.

4772. Hadis

أَخْبَرَنِي أَبُو بَكْرِ بْنُ إِسْحَاقَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو الْجَوَّابِ، قَالَ حَدَّثَنَا عَمَّارٌ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي لَيْلَى، عَنِ الْحَكَمِ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ مُسْلِمٍ، عَنْ صَفْوَانَ بْنِ يَعْلَى، أَنَّ أَبَاهُ، غَزَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي غَزْوَةِ تَبُوكَ فَاسْتَأْجَرَ أَجِيرًا فَقَاتَلَ رَجُلاً فَعَضَّ الرَّجُلُ ذِرَاعَهُ فَلَمَّا أَوْجَعَهُ نَتَرَهَا فَأَنْدَرَ ثَنِيَّتَهُ فَرُفِعَ ذَلِكَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏ "‏ يَعْمِدُ أَحَدُكُمْ فَيَعَضُّ أَخَاهُ كَمَا يَعَضُّ الْفَحْلُ ‏"‏ ‏.‏ فَأَبْطَلَ ثَنِيَّتَهُ ‏.‏

Bana Ebû Bekr b. İshak haber verdi. Dedi ki: Bize Ebu'l-Cevvâb haber verdi. Dedi ki: Bize Ammâr, Muhammed b. Abdurrahman b. Ebî Leylâ'dan, o Hakem'den, o Muhammed b. Müslim'den, o da Safvân b. Ya'lâ'dan naklederek haber verdi ki: Babası, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte Tebük gazvesine katılmıştı. Bir işçi tuttu. (İşçi) bir adamla kavga etti. Adam onun kolunu ısırdı. Canı acıyınca (işçi) kolunu hızla çekti ve (adamın) ön dişini düşürdü. Bu durum Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e götürüldü. (Peygamber): "Sizden biri kasıtlı olarak kardeşini aygırın ısırdığı gibi ısırıyor," buyurdu ve onun dişini(n diyetini) iptal etti.

4773. Hadis

أَخْبَرَنَا وَهْبُ بْنُ بَيَانٍ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَمْرُو بْنُ الْحَارِثِ، عَنْ بُكَيْرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ عَبِيدَةَ بْنِ مُسَافِعٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ بَيْنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقْسِمُ شَيْئًا أَقْبَلَ رَجُلٌ فَأَكَبَّ عَلَيْهِ فَطَعَنَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِعُرْجُونٍ كَانَ مَعَهُ فَخَرَجَ الرَّجُلُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ تَعَالَ فَاسْتَقِدْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ بَلْ قَدْ عَفَوْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ ‏.‏

Bize Vehb b. Beyân haber verdi. Dedi ki: Bize İbn Vehb haber verdi. Dedi ki: Bana Amr b. Hâris, Bükeyr b. Abdullah'tan, o Ubeyde b. Müsâfi'den, o da Ebû Saîd el-Hudrî'den naklederek haber verdi. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir şey taksim ederken bir adam geldi ve (kalabalıktan dolayı) üzerine abandı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, yanında bulunan bir hurma dalı ile onu dürttü. Adam (canı acıyarak) çekildi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Gel, kısas yap (hakkını al)," buyurdu. Adam: "Bilakis ben affettim ey Allah'ın Resûlü," dedi.

4774. Hadis

أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ سَعِيدٍ الرِّبَاطِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا وَهْبُ بْنُ جَرِيرٍ، أَنْبَأَنَا أَبِي قَالَ، سَمِعْتُ يَحْيَى، يُحَدِّثُ عَنْ بُكَيْرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ عَبِيدَةَ بْنِ مُسَافِعٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ بَيْنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقْسِمُ شَيْئًا إِذْ أَكَبَّ عَلَيْهِ رَجُلٌ فَطَعَنَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِعُرْجُونٍ كَانَ مَعَهُ فَصَاحَ الرَّجُلُ فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ تَعَالَ فَاسْتَقِدْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ بَلْ عَفَوْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ ‏.‏

Bize Ahmed b. Saîd er-Ribâtî haber verdi. Dedi ki: Bize Vehb b. Cerîr haber verdi. (Dedi ki): Babam bize haber verdi. Dedi ki: Yahya'yı, Bükeyr b. Abdullah'tan, o Ubeyde b. Müsâfi'den, o da Ebû Saîd el-Hudrî'den (naklederek) şöyle rivayet ederken işittim: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir şey taksim ederken bir adam üzerine abandı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, yanında bulunan bir hurma dalı ile onu dürttü. Adam bağırdı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona: "Gel, kısas yap," buyurdu. Adam: "Bilakis affettim ey Allah'ın Resûlü," dedi.

4775. Hadis

أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ أَنْبَأَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ إِسْرَائِيلَ، عَنْ عَبْدِ الأَعْلَى، أَنَّهُ سَمِعَ سَعِيدَ بْنَ جُبَيْرٍ، يَقُولُ أَخْبَرَنِي ابْنُ عَبَّاسٍ، أَنَّ رَجُلاً، وَقَعَ فِي أَبٍ كَانَ لَهُ فِي الْجَاهِلِيَّةِ فَلَطَمَهُ الْعَبَّاسُ فَجَاءَ قَوْمُهُ فَقَالُوا لَيَلْطِمَنَّهُ كَمَا لَطَمَهُ ‏.‏ فَلَبِسُوا السِّلاَحَ فَبَلَغَ ذَلِكَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَصَعِدَ الْمِنْبَرَ فَقَالَ ‏"‏ أَيُّهَا النَّاسُ أَىُّ أَهْلِ الأَرْضِ تَعْلَمُونَ أَكْرَمُ عَلَى اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالُوا أَنْتَ ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ إِنَّ الْعَبَّاسَ مِنِّي وَأَنَا مِنْهُ لاَ تَسُبُّوا مَوْتَانَا فَتُؤْذُوا أَحْيَاءَنَا ‏"‏ ‏.‏ فَجَاءَ الْقَوْمُ فَقَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ نَعُوذُ بِاللَّهِ مِنْ غَضَبِكَ اسْتَغْفِرْ لَنَا ‏.‏

Bize Ahmed b. Süleyman haber verdi. Dedi ki: Bize Ubeydullah, İsrail'den, o Abdulalâ'dan (naklederek) haber verdi. O, Saîd b. Cübeyr'i şöyle derken işitmiş: Bana İbn Abbâs haber verdi ki: Bir adam, Abbâs'ın cahiliye dönemindeki babası hakkında ileri geri konuştu. Abbâs da ona bir tokat attı. (Adamın) kavmi gelip: "O nasıl vurduysa biz de ona mutlaka (öyle) vuracağız (kısas yapacağız)," dediler ve silahlandılar. Bu durum Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e ulaştı. Minbere çıktı ve: "Ey insanlar! Yeryüzü halkından, Allah Azze ve Celle katında en keremli (değerli) bildiğiniz kimdir?" buyurdu. "Sensin," dediler. "Şüphesiz Abbâs bendendir, ben de ondanım. Ölülerimize sövmeyin, yoksa dirilerimizi incitirsiniz," buyurdu. Bunun üzerine o topluluk geldi ve: "Ey Allah'ın Resûlü! Senin öfkenden Allah'a sığınırız, bizim için mağfiret dile," dediler.

4776. Hadis

أَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ عَلِيِّ بْنِ مَيْمُونٍ، قَالَ حَدَّثَنِي الْقَعْنَبِيُّ، قَالَ حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ هِلاَلٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ كُنَّا نَقْعُدُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي الْمَسْجِدِ فَإِذَا قَامَ قُمْنَا فَقَامَ يَوْمًا وَقُمْنَا مَعَهُ حَتَّى لَمَّا بَلَغَ وَسَطَ الْمَسْجِدِ أَدْرَكَهُ رَجُلٌ فَجَبَذَ بِرِدَائِهِ مِنْ وَرَائِهِ - وَكَانَ رِدَاؤُهُ خَشِنًا - فَحَمَّرَ رَقَبَتَهُ فَقَالَ يَا مُحَمَّدُ احْمِلْ لِي عَلَى بَعِيرَىَّ هَذَيْنِ فَإِنَّكَ لاَ تَحْمِلُ مِنْ مَالِكَ وَلاَ مِنْ مَالِ أَبِيكَ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ لاَ وَأَسْتَغْفِرُ اللَّهَ لاَ أَحْمِلُ لَكَ حَتَّى تُقِيدَنِي مِمَّا جَبَذْتَ بِرَقَبَتِي ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ الأَعْرَابِيُّ لاَ وَاللَّهِ لاَ أُقِيدُكَ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ذَلِكَ ثَلاَثَ مَرَّاتٍ كُلُّ ذَلِكَ يَقُولُ لاَ وَاللَّهِ لاَ أُقِيدُكَ ‏.‏ فَلَمَّا سَمِعْنَا قَوْلَ الأَعْرَابِيِّ أَقْبَلْنَا إِلَيْهِ سِرَاعًا فَالْتَفَتَ إِلَيْنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ عَزَمْتُ عَلَى مَنْ سَمِعَ كَلاَمِي أَنْ لاَ يَبْرَحَ مَقَامَهُ حَتَّى آذَنَ لَهُ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِرَجُلٍ مِنَ الْقَوْمِ ‏"‏ يَا فُلاَنُ احْمِلْ لَهُ عَلَى بَعِيرٍ شَعِيرًا وَعَلَى بَعِيرٍ تَمْرًا ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ انْصَرِفُوا ‏"‏ ‏.‏

Bana Muhammed b. Ali b. Meymûn haber verdi. Dedi ki: Bana Ka'nebî haber verdi. Dedi ki: Bana Muhammed b. Hilâl, babasından, o da Ebû Hureyre'den naklederek haber verdi. Dedi ki: Biz Mescid'de Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte otururduk. O kalkınca biz de kalkardık. Bir gün kalktı, biz de onunla beraber kalktık. Mescidin ortasına varınca bir adam ona yetişti ve ridasından tutup arkadan çekti. Ridası sert (kumaştan) idi, boynunu kızarttı. (Adam): "Ey Muhammed! Şu iki deveme yükle (mal ver)! Zira sen ne kendi malından ne de babanın malından yüklüyor (veriyor) değilsin," dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Hayır, Allah'tan mağfiret dilerim! Boynumu (rida ile) çekmene karşılık bana kısas hakkı vermedikçe sana yükletmem (mal vermem)," buyurdu. Bedevi: "Hayır, vallahi sana kısas hakkı vermem!" dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bunu üç kez söyledi. (Bedevi) her defasında: "Hayır, vallahi sana kısas hakkı vermem!" diyordu. Biz Bedevinin sözünü işitince süratle ona doğru yöneldik. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize döndü ve: "Sözümü işiten kimseye, ben izin verinceye kadar yerinden ayrılmamasını emrediyorum (kararlılıkla istiyorum)," buyurdu. Sonra Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem topluluktan bir adama: "Ey falan! Onun için bir deveye arpa, bir deveye de hurma yükle," buyurdu. Sonra Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "(Artık) dağılın," buyurdu.

4777. Hadis

أَخْبَرَنَا مُؤَمَّلُ بْنُ هِشَامٍ، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو مَسْعُودٍ، سَعِيدُ بْنُ إِيَاسٍ الْجُرَيْرِيُّ عَنْ أَبِي نَضْرَةَ، عَنْ أَبِي فِرَاسٍ، أَنَّ عُمَرَ، قَالَ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُقِصُّ مِنْ نَفْسِهِ ‏.‏

Bize Müemmel b. Hişâm haber verdi. Dedi ki: Bize İsmail b. İbrahim haber verdi. Dedi ki: Bize Ebû Mes'ûd Saîd b. İyâs el-Cüreyrî, Ebû Nadre'den, o Ebû Firâs'tan naklederek haber verdi ki: Ömer şöyle dedi: "Ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i bizzat kendisinden kısas verirken gördüm."

4778. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم بَعَثَ أَبَا جَهْمِ بْنَ حُذَيْفَةَ مُصَدِّقًا فَلاَحَّهُ رَجُلٌ فِي صَدَقَتِهِ فَضَرَبَهُ أَبُو جَهْمٍ فَأَتَوُا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ الْقَوَدُ يَا رَسُولَ اللَّهِ فَقَالَ ‏"‏ لَكُمْ كَذَا وَكَذَا ‏"‏ ‏.‏ فَلَمْ يَرْضَوْا بِهِ فَقَالَ ‏"‏ لَكُمْ كَذَا وَكَذَا ‏"‏ ‏.‏ فَرَضُوا بِهِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِنِّي خَاطِبٌ عَلَى النَّاسِ وَمُخْبِرُهُمْ بِرِضَاكُمْ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا نَعَمْ ‏.‏ فَخَطَبَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ إِنَّ هَؤُلاَءِ أَتَوْنِي يُرِيدُونَ الْقَوَدَ فَعَرَضْتُ عَلَيْهِمْ كَذَا وَكَذَا فَرَضُوا ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا لاَ ‏.‏ فَهَمَّ الْمُهَاجِرُونَ بِهِمْ فَأَمَرَهُمْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ يَكُفُّوا فَكَفُّوا ثُمَّ دَعَاهُمْ قَالَ ‏"‏ أَرَضِيتُمْ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا نَعَمْ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَإِنِّي خَاطِبٌ عَلَى النَّاسِ وَمُخْبِرُهُمْ بِرِضَاكُمْ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا نَعَمْ ‏.‏ فَخَطَبَ النَّاسَ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ أَرَضِيتُمْ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا نَعَمْ ‏.‏

Bize Muhammed b. Râfi' haber verdi. Dedi ki: Bize Abdurrezzâk, Ma'mer'den, o Zührî'den, o Urve'den, o da Âişe'den naklederek haber verdi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Ebû Cehm b. Huzeyfe'yi zekât tahsildarı olarak gönderdi. Bir adam zekâtı hususunda onunla tartıştı. Ebû Cehm de adama vurdu. (Adamın kabilesi) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldiler ve: "Kısas (isteriz) ey Allah'ın Resûlü!" dediler. (Peygamber): "Size şu kadar ve şu kadar (tazminat vereyim)," buyurdu. Razı olmadılar. "Size şu kadar ve şu kadar (vereyim)," buyurdu. (Buna) razı oldular. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Ben halka hitap edeceğim ve sizin razı olduğunuzu onlara haber vereceğim," buyurdu. "Evet," dediler. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem hitap etti ve: "Şunlar bana geldiler ve kısas istediler. Ben de onlara şu kadar ve şu kadar teklif ettim, razı oldular. (Öyle değil mi?)" buyurdu. Onlar: "Hayır," dediler. Muhacirler onların üzerine yürümeye yeltendiler. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onlara (muhacirlere) durmalarını emretti, onlar da durdular. Sonra (Peygamber) onları (kabilelileri yanına) çağırdı ve (miktarı artırarak): "Razı oldunuz mu?" buyurdu. "Evet," dediler. "Ben halka hitap edeceğim ve razı olduğunuzu onlara haber vereceğim," buyurdu. "Evet," dediler. İnsanlara hitap etti, sonra: "Razı oldunuz mu?" diye sordu. "Evet," dediler.

4779. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ هِشَامِ بْنِ زَيْدٍ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ يَهُودِيًّا، رَأَى عَلَى جَارِيَةٍ أَوْضَاحًا فَقَتَلَهَا بِحَجَرٍ فَأُتِيَ بِهَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَبِهَا رَمَقٌ فَقَالَ ‏"‏ أَقَتَلَكِ فُلاَنٌ ‏"‏ ‏.‏ فَأَشَارَ شُعْبَةُ بِرَأْسِهِ يَحْكِيهَا أَنْ لاَ ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ أَقَتَلَكِ فُلاَنٌ ‏"‏ ‏.‏ فَأَشَارَ شُعْبَةُ بِرَأْسِهِ يَحْكِيهَا أَنْ لاَ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ أَقَتَلَكِ فُلاَنٌ ‏"‏ ‏.‏ فَأَشَارَ شُعْبَةُ بِرَأْسِهِ يَحْكِيهَا أَنْ نَعَمْ ‏.‏ فَدَعَا بِهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَتَلَهُ بَيْنَ حَجَرَيْنِ ‏.‏

Bize İsmail b. Mes'ûd haber verdi. Dedi ki: Bize Hâlid, Şu'be'den, o Hişâm b. Zeyd'den, o da Enes'ten naklederek haber verdi ki: Bir Yahudi, bir kızın üzerinde gümüş takılar gördü ve onu taşla öldürdü. Kız son nefesinde iken Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e getirildi. (Peygamber): "Seni falan mı öldürdü?" dedi. —Şu'be (bunu anlatırken), kızın 'Hayır' deyişini hikaye ederek başını salladı.— "Seni falan mı öldürdü?" dedi. —Şu'be, kızın 'Hayır' deyişini hikaye ederek başını salladı.— "Seni falan mı öldürdü?" dedi. —Şu'be, kızın 'Evet' deyişini hikaye ederek başını salladı.— Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem o adamı çağırttı ve onu iki taş arasında (başını ezdirerek) öldürttü.

4780. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو خَالِدٍ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ، عَنْ قَيْسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَعَثَ سَرِيَّةً إِلَى قَوْمٍ مِنْ خَثْعَمٍ فَاسْتَعْصَمُوا بِالسُّجُودِ فَقُتِلُوا فَقَضَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِنِصْفِ الْعَقْلِ وَقَالَ ‏"‏ إِنِّي بَرِيءٌ مِنْ كُلِّ مُسْلِمٍ مَعَ مُشْرِكٍ ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَلاَ لاَ تَرَاءَى نَارَاهُمَا ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Alâ haber verdi. Dedi ki: Bize Ebû Hâlid, İsmail'den, o da Kays'tan naklederek haber verdi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Has'am (kabilesinden) bir topluluğa bir seriyye gönderdi. (O topluluktaki bazıları) secde ederek korunmak istediler (Müslüman olduklarını ima ettiler). Fakat öldürüldüler. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onlar için yarım diyet hükmetti ve: "Ben, müşrikle beraber bulunan her Müslümandan berîyim (sorumlu değilim)," buyurdu. Sonra Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Dikkat edin! O ikisinin (Müslümanla müşrikin) ateşi birbirini görmesin (birbirlerinden uzakta konaklasınlar)," buyurdu.

4781. Hadis

قَالَ الْحَارِثُ بْنُ مِسْكِينٍ قِرَاءَةً عَلَيْهِ وَأَنَا أَسْمَعُ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ كَانَ فِي بَنِي إِسْرَائِيلَ الْقِصَاصُ وَلَمْ تَكُنْ فِيهِمُ الدِّيَةُ فَأَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ ‏{‏ كُتِبَ عَلَيْكُمُ الْقِصَاصُ فِي الْقَتْلَى الْحُرُّ بِالْحُرِّ وَالْعَبْدُ بِالْعَبْدِ وَالأُنْثَى بِالأُنْثَى ‏}‏ إِلَى قَوْلِهِ ‏{‏ فَمَنْ عُفِيَ لَهُ مِنْ أَخِيهِ شَىْءٌ فَاتِّبَاعٌ بِالْمَعْرُوفِ وَأَدَاءٌ إِلَيْهِ بِإِحْسَانٍ ‏}‏ فَالْعَفْوُ أَنْ يَقْبَلَ الدِّيَةَ فِي الْعَمْدِ وَاتِّبَاعٌ بِمَعْرُوفٍ يَقُولُ يَتَّبِعُ هَذَا بِالْمَعْرُوفِ وَأَدَاءٌ بِإِحْسَانٍ وَيُؤَدِّي هَذَا بِإِحْسَانٍ ‏{‏ ذَلِكَ تَخْفِيفٌ مِنْ رَبِّكُمْ وَرَحْمَةٌ ‏}‏ مِمَّا كُتِبَ عَلَى مَنْ كَانَ قَبْلَكُمْ إِنَّمَا هُوَ الْقِصَاصُ لَيْسَ الدِّيَةَ ‏.‏

Hâris b. Miskîn, Süfyân'dan, o Amr'dan, o Mücâhid'den, o da İbn Abbâs'tan okunurken —ben de dinliyordum— (naklederek) dedi ki: İsrailoğulları'nda kısas vardı, diyet yoktu. Bunun üzerine Allah Azze ve Celle: 'Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hüre hür, köleye köle, kadına kadın...' âyetinden, '...Kim kardeşi tarafından bir şey karşılığında bağışlanırsa, örfe uymalı ve ona (diyeti) güzellikle ödemelidir...' (Bakara, 178) kavline kadar olan âyetleri indirdi. (İbn Abbâs dedi ki): 'Bağışlama', kasten öldürme olayında diyeti kabul etmektir. 'Örfe uymak'; (hak sahibinin) bunu (diyeti) güzellikle talep etmesidir. 'Ona güzellikle ödemek'; (katilin) bunu (diyeti) güzellikle ödemesidir. '...Bu, Rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir...' (kısmının anlamı şudur): Sizden öncekilere (İsrailoğulları'na) farz kılınandan (daha hafiftir); zira onlara diyet değil, sadece kısas (farz) idi.

4782. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ حَفْصٍ، قَالَ حَدَّثَنَا وَرْقَاءُ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ مُجَاهِدٍ، قَالَ ‏{‏ كُتِبَ عَلَيْكُمُ الْقِصَاصُ فِي الْقَتْلَى الْحُرُّ بِالْحُرِّ ‏}‏ قَالَ كَانَ بَنُو إِسْرَائِيلَ عَلَيْهِمُ الْقِصَاصُ وَلَيْسَ عَلَيْهِمُ الدِّيَةَ فَأَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ عَلَيْهِمُ الدِّيَةَ فَجَعَلَهَا عَلَى هَذِهِ الأُمَّةِ تَخْفِيفًا عَلَى مَا كَانَ عَلَى بَنِي إِسْرَائِيلَ ‏.‏

Bize Muhammed b. İsmail b. İbrahim haber verdi. Dedi ki: Bize Ali b. Hafs haber verdi. Dedi ki: Bize Verkâ', Amr'dan, o da Mücâhid'den naklederek: '...Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hüre hür...' âyeti hakkında (şöyle dediğini) haber verdi: "İsrailoğulları'na kısas farz kılınmıştı, onlara diyet (uygulaması) yoktu. Allah Azze ve Celle onlara (bu ümmete) diyeti indirdi ve İsrailoğulları'na farz olan hükme göre bir hafifletme olarak bunu bu ümmet için meşru kıldı."

4783. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ، - وَهُوَ ابْنُ بَكْرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الْمُزَنِيُّ - عَنْ عَطَاءِ بْنِ أَبِي مَيْمُونَةَ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ أُتِيَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي قِصَاصٍ فَأَمَرَ فِيهِ بِالْعَفْوِ ‏.‏

Bize İshak b. İbrahim haber verdi. Dedi ki: Bize Abdurrahman haber verdi. Dedi ki: Bize Abdullah —ki o Bekr b. Abdullah el-Müzenî'nin oğludur—, Atâ b. Ebî Meymûne'den, o da Enes'ten naklederek haber verdi. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e kısas gerektiren bir dava getirildi. O, bu davada affetmeyi emretti (tavsiye etti).

4784. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، وَبَهْزُ بْنُ أَسَدٍ، وَعَفَّانُ بْنُ مُسْلِمٍ، قَالُوا حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ بَكْرٍ الْمُزَنِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا عَطَاءُ بْنُ أَبِي مَيْمُونَةَ، وَلاَ أَعْلَمُهُ إِلاَّ عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ مَا أُتِيَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فِي شَىْءٍ فِيهِ قِصَاصٌ إِلاَّ أَمَرَ فِيهِ بِالْعَفْوِ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr haber verdi. Dedi ki: Bize Abdurrahman b. Mehdî, Behz b. Esed ve Affân b. Müslim haber verdiler. Dediler ki: Bize Abdullah b. Bekr el-Müzenî haber verdi. Dedi ki: Bize Atâ b. Ebî Meymûne haber verdi —zannedersem o da Enes b. Mâlik'ten nakletti—. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e içinde kısas bulunan (kısas gerektiren) hiçbir dava getirilmemiştir ki, onda affetmeyi emretmiş olmasın.

4785. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَشْعَثَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو مُسْهِرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، - وَهُوَ ابْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سَمَاعَةَ - قَالَ أَنْبَأَنَا الأَوْزَاعِيُّ، قَالَ أَخْبَرَنِي يَحْيَى، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو سَلَمَةَ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَنْ قُتِلَ لَهُ قَتِيلٌ فَهُوَ بِخَيْرِ النَّظَرَيْنِ إِمَّا أَنْ يُقَادَ وَإِمَّا أَنْ يُفْدَى ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdurrahman b. Eş'as haber verdi. Dedi ki: Bize Ebû Müshir haber verdi. Dedi ki: Bize İsmail —ki o İbn Abdullah b. Semâa'dır— haber verdi. Dedi ki: Bize Evzâî haber verdi. Dedi ki: Bana Yahya haber verdi. Dedi ki: Bana Ebû Seleme haber verdi. Dedi ki: Bana Ebû Hureyre haber verdi. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kimi(n yakını) öldürülürse o, şu iki seçenekten en hayırlı (uygun) olanını seçme hakkına sahiptir: Ya kısas uygulanır ya da fidye (diyet) verilir."

4786. Hadis

أَخْبَرَنَا الْعَبَّاسُ بْنُ الْوَلِيدِ بْنِ مَزْيَدَ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبِي قَالَ، حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، قَالَ حَدَّثَنِي يَحْيَى بْنُ أَبِي كَثِيرٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو سَلَمَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَنْ قُتِلَ لَهُ قَتِيلٌ فَهُوَ بِخَيْرِ النَّظَرَيْنِ إِمَّا أَنْ يُقَادَ وَإِمَّا أَنْ يُفْدَى ‏"‏ ‏.‏

Bize Abbâs b. Velîd b. Mezyed haber verdi. Dedi ki: Babam bana haber verdi. Dedi ki: Bize Evzâî haber verdi. Dedi ki: Bana Yahya b. Ebî Kesîr haber verdi. Dedi ki: Bana Ebû Seleme haber verdi. Dedi ki: Bize Ebû Hureyre haber verdi. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kimi(n yakını) öldürülürse o, şu iki seçenekten en hayırlı olanını seçme hakkına sahiptir: Ya kısas uygulanır ya da fidye (diyet) verilir."

4787. Hadis

أَخْبَرَنَا ‏{‏ أَحْمَدُ بْنُ، ‏}‏ إِبْرَاهِيمَ بْنِ مُحَمَّدٍ قَالَ أَنْبَأَنَا ابْنُ عَائِذٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، - هُوَ ابْنُ حَمْزَةَ - قَالَ حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَبِي كَثِيرٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو سَلَمَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَنْ قُتِلَ لَهُ قَتِيلٌ ‏"‏ ‏.‏ مُرْسَلٌ ‏.‏

Bize Ahmed b. İbrahim b. Muhammed haber verdi. Dedi ki: Bize İbn Âiz haber verdi. Dedi ki: Bize Yahya —ki o İbn Hamza'dır— haber verdi. Dedi ki: Bize Evzâî haber verdi. Dedi ki: Bize Yahya b. Ebî Kesîr haber verdi. Dedi ki: Bana Ebû Seleme haber verdi ki Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kimi(n yakını) öldürülürse..." (Bu rivayet) mürseldir.

4788. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ، عَنِ الأَوْزَاعِيِّ، قَالَ حَدَّثَنِي حِصْنٌ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو سَلَمَةَ، ح وَأَنْبَأَنَا الْحُسَيْنُ بْنُ حُرَيْثٍ، قَالَ حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ، قَالَ حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، قَالَ حَدَّثَنِي حِصْنٌ، أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا سَلَمَةَ، يُحَدِّثُ عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ وَعَلَى الْمُقْتَتِلِينَ أَنْ يَنْحَجِزُوا الأَوَّلَ فَالأَوَّلَ وَإِنْ كَانَتِ امْرَأَةٌ ‏"‏ ‏.‏

Bize İshak b. İbrahim haber verdi. Dedi ki: Bize Velîd, Evzâî'den haber verdi. Dedi ki: Bana Hısn haber verdi. Dedi ki: Bana Ebû Seleme haber verdi. (H) Bize Hüseyin b. Hureys de haber verdi. Dedi ki: Bize Velîd haber verdi. Dedi ki: Bize Evzâî haber verdi. Dedi ki: Bana Hısn haber verdi. O, Ebû Seleme'yi Âişe'den (naklederek) şöyle rivayet ederken işitmiş: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "(Maktulün velileri olan) kavgalı taraflara düşen; (içlerinden) ilk (affedenin hükmüne) uymak ve (kısastan) vazgeçmektir. (Affeden) bir kadın olsa bile."

4789. Hadis

أَخْبَرَنَا هِلاَلُ بْنُ الْعَلاَءِ بْنِ هِلاَلٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ أَنْبَأَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ كَثِيرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ دِينَارٍ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَنْ قُتِلَ فِي عِمِّيَا أَوْ رِمِّيَا تَكُونُ بَيْنَهُمْ بِحَجَرٍ أَوْ سَوْطٍ أَوْ بِعَصًا فَعَقْلُهُ عَقْلُ خَطَإٍ وَمَنْ قَتَلَ عَمْدًا فَقَوَدُ يَدِهِ فَمَنْ حَالَ بَيْنَهُ وَبَيْنَهُ فَعَلَيْهِ لَعْنَةُ اللَّهِ وَالْمَلاَئِكَةِ وَالنَّاسِ أَجْمَعِينَ لاَ يُقْبَلُ مِنْهُ صَرْفٌ وَلاَ عَدْلٌ ‏"‏ ‏.‏

Bize Hilâl b. Alâ b. Hilâl haber verdi. Dedi ki: Bize Saîd b. Süleyman haber verdi. Dedi ki: Bize Süleyman b. Kesîr haber verdi. Dedi ki: Bize Amr b. Dînâr, Tâvûs'tan, o da İbn Abbâs'tan naklederek haber verdi. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim, aralarında taş, kırbaç veya sopa ile (yapılan kavga sırasında) faili meçhul bir durumda (immiyâ) veya kör dövüşünde (rimmiyâ) öldürülürse, onun diyeti hata diyetidir. Kim de kasten öldürürse (cezasını) kısas olarak eliyle öder (kendisi öldürülür). Kim onunla (kısasla) arasına girerse, Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların laneti onun üzerine olsun. Ondan ne bir tevbe (sarf) ne de bir fidye (adl) kabul edilir."

4790. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَعْمَرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ كَثِيرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ كَثِيرٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، يَرْفَعُهُ قَالَ ‏ "‏ مَنْ قُتِلَ فِي عِمِّيَّةٍ أَوْ رِمِّيَّةٍ بِحَجَرٍ أَوْ سَوْطٍ أَوْ عَصًا فَعَقْلُهُ عَقْلُ الْخَطَإِ وَمَنْ قُتِلَ عَمْدًا فَهُوَ قَوَدٌ وَمَنْ حَالَ بَيْنَهُ وَبَيْنَهُ فَعَلَيْهِ لَعْنَةُ اللَّهِ وَالْمَلاَئِكَةِ وَالنَّاسِ أَجْمَعِينَ لاَ يَقْبَلُ اللَّهُ مِنْهُ صَرْفًا وَلاَ عَدْلاً ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Ma'mer haber verdi. Dedi ki: Bize Muhammed b. Kesîr haber verdi. Dedi ki: Bize Süleyman b. Kesîr, Amr b. Dînâr'dan, o Tâvûs'tan, o da İbn Abbâs'tan naklederek (hadisi Peygamber'e) ref etti. (Peygamber) şöyle buyurdu: "Kim, taş, kırbaç veya sopa ile (yapılan) faili meçhul bir durumda (immiyye) veya kör dövüşünde (rimmiyye) öldürülürse, onun diyeti hata diyetidir. Kim kasten öldürülürse (cezası) kısastır. Kim onunla (kısasla) arasına girerse, Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların laneti onun üzerine olsun. Allah ondan ne bir tevbe ne de bir fidye kabul eder."

4791. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَيُّوبَ السَّخْتِيَانِيِّ، عَنِ الْقَاسِمِ بْنِ رَبِيعَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ قَتِيلُ الْخَطَإِ شِبْهِ الْعَمْدِ بِالسَّوْطِ أَوِ الْعَصَا مِائَةٌ مِنَ الإِبِلِ أَرْبَعُونَ مِنْهَا فِي بُطُونِهَا أَوْلاَدُهَا ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr haber verdi. Dedi ki: Bize Abdurrahman haber verdi. Dedi ki: Bize Şu'be, Eyyûb es-Sahtiyânî'den, o Kâsım b. Rebîa'dan, o da Abdullah b. Amr'dan naklederek haber verdi ki Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kırbaç veya sopa ile (öldürülen) şibh-i amd (kasıt benzeri) hata maktulünün (diyeti), yüz devedir. Bunların kırk tanesi, karınlarında yavruları bulunan (gebe) develerdir."

4792. Hadis

أَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا يُونُسُ، قَالَ حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنِ الْقَاسِمِ بْنِ رَبِيعَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خَطَبَ يَوْمَ الْفَتْحِ ‏.‏ مُرْسَلٌ ‏.‏

Bana Muhammed b. İsmail b. İbrahim haber verdi. Dedi ki: Bize Yûnus haber verdi. Dedi ki: Bize Hammâd, Eyyûb'dan, o da Kâsım b. Rebîa'dan naklederek haber verdi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Fetih günü hutbe irad etti... (Bu rivayet) mürseldir.

4793. Hadis

أَخْبَرَنِي يَحْيَى بْنُ حَبِيبِ بْنِ عَرَبِيٍّ، قَالَ أَنْبَأَنَا حَمَّادٌ، عَنْ خَالِدٍ، - يَعْنِي الْحَذَّاءَ - عَنِ الْقَاسِمِ بْنِ رَبِيعَةَ، عَنْ عُقْبَةَ بْنِ أَوْسٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ أَلاَ وَإِنَّ قَتِيلَ الْخَطَإِ شِبْهِ الْعَمْدِ مَا كَانَ بِالسَّوْطِ وَالْعَصَا مِائَةٌ مِنَ الإِبِلِ أَرْبَعُونَ فِي بُطُونِهَا أَوْلاَدُهَا ‏"‏ ‏.‏

Bana Yahya b. Habîb b. Arabî haber verdi. Dedi ki: Bize Hammâd haber verdi. O Hâlid'den -ki o el-Hazzâ'dır-, o Kâsım b. Rabîa'dan, o Ukbe b. Evs'ten, o da Abdullah'tan naklettiğine göre: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Dikkat edin! Kırbaç ve sopa ile öldürülen şibh-i amd (kasıt benzeri hata) maktulünün diyeti yüz devedir. Bunların kırk tanesi karnında yavrusu olan (gebe) develerdir."

4794. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ كَامِلٍ، قَالَ حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، عَنْ خَالِدٍ، عَنِ الْقَاسِمِ بْنِ رَبِيعَةَ، عَنْ عُقْبَةَ بْنِ أَوْسٍ، عَنْ رَجُلٍ، مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ خَطَبَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ فَتْحِ مَكَّةَ فَقَالَ ‏ "‏ أَلاَ وَإِنَّ قَتِيلَ الْخَطَإِ شِبْهِ الْعَمْدِ بِالسَّوْطِ وَالْعَصَا وَالْحَجَرِ مِائَةٌ مِنَ الإِبِلِ فِيهَا أَرْبَعُونَ ثَنِيَّةً إِلَى بَازِلِ عَامِهَا كُلُّهُنَّ خَلِفَةٌ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Kâmil anlattı. Dedi ki: Bize Hüseyim anlattı. O Hâlid'den, o Kâsım b. Rabîa'dan, o Ukbe b. Evs'ten, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından bir adamdan naklettiğine göre: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Mekke'nin fethi günü hutbe verdi ve şöyle buyurdu: "Dikkat edin! Kırbaç, sopa ve taş ile öldürülen şibh-i amd (kasıt benzeri hata) maktulünün diyeti yüz devedir. Bunların içinde seniyye (beş yaşına basmış) olandan, o yılın bözül (dokuz yaşına basmış) olanına kadar kırk tane gebe deve bulunur."

4795. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، عَنِ ابْنِ أَبِي عَدِيٍّ، عَنْ خَالِدٍ، عَنِ الْقَاسِمِ، عَنْ عُقْبَةَ بْنِ أَوْسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ أَلاَ إِنَّ قَتِيلَ الْخَطَإِ قَتِيلَ السَّوْطِ وَالْعَصَا فِيهِ مِائَةٌ مِنَ الإِبِلِ مُغَلَّظَةٌ أَرْبَعُونَ مِنْهَا فِي بُطُونِهَا أَوْلاَدُهَا ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr haber verdi. O İbn Ebî Adî'den, o Hâlid'den, o Kâsım'dan, o da Ukbe b. Evs'ten naklettiğine göre: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Dikkat edin! Kırbaç ve sopa ile (öldürülen) hata maktulünün diyeti ağırlaştırılmış (muğallaza) yüz devedir. Bunlardan kırk tanesi karnında yavrusu olan (gebe) develerdir."

4796. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، قَالَ حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ الْمُفَضَّلِ، عَنْ خَالِدٍ الْحَذَّاءِ، عَنِ الْقَاسِمِ بْنِ رَبِيعَةَ، عَنْ يَعْقُوبَ بْنِ أَوْسٍ، عَنْ رَجُلٍ، مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَمَّا دَخَلَ مَكَّةَ يَوْمَ الْفَتْحِ قَالَ ‏ "‏ أَلاَ وَإِنَّ كُلَّ قَتِيلِ خَطَإِ الْعَمْدِ أَوْ شِبْهِ الْعَمْدِ قَتِيلِ السَّوْطِ وَالْعَصَا مِنْهَا أَرْبَعُونَ فِي بُطُونِهَا أَوْلاَدُهَا ‏"‏ ‏.‏

Bize İsmail b. Mes'ûd haber verdi. Dedi ki: Bize Bişr b. el-Mufaddal anlattı. O Hâlid el-Hazzâ'dan, o Kâsım b. Rabîa'dan, o Ya'kûb b. Evs'ten, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından bir adamdan naklettiğine göre: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem fetih günü Mekke'ye girdiğinde şöyle buyurdu: "Dikkat edin! Kasten işlemeye benzeyen (hatâu'l-amd) veya şibh-i amd (yarı kasten) olup kırbaç ve sopa ile öldürülen her maktulün diyetinde, karnında yavrusu olan kırk gebe deve vardır."

4797. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بَزِيعٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَزِيدُ، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، عَنِ الْقَاسِمِ بْنِ رَبِيعَةَ، عَنْ يَعْقُوبَ بْنِ أَوْسٍ، أَنَّ رَجُلاً، مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم حَدَّثَهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَمَّا قَدِمَ مَكَّةَ عَامَ الْفَتْحِ قَالَ ‏ "‏ أَلاَ وَإِنَّ قَتِيلَ الْخَطَإِ الْعَمْدِ قَتِيلَ السَّوْطِ وَالْعَصَا مِنْهَا أَرْبَعُونَ فِي بُطُونِهَا أَوْلاَدُهَا ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdullah b. Bezî' haber verdi. Dedi ki: Bize Yezîd anlattı. Dedi ki: Bize Hâlid anlattı. O Kâsım b. Rabîa'dan, o Ya'kûb b. Evs'ten naklettiğine göre, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından bir adam ona şunları anlatmıştır: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem fetih yılı Mekke'ye geldiğinde şöyle buyurdu: "Dikkat edin! Kasten işlemeye benzeyen (hatâu'l-amd) yani kırbaç ve sopa ile öldürülen maktulün diyetinde, karnında yavrusu olan kırk gebe deve vardır."

4798. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بَزِيعٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا يَزِيدُ، عَنْ خَالِدٍ، عَنِ الْقَاسِمِ بْنِ رَبِيعَةَ، عَنْ يَعْقُوبَ بْنِ أَوْسٍ، أَنَّ رَجُلاً، مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم حَدَّثَهُ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم دَخَلَ مَكَّةَ عَامَ الْفَتْحِ قَالَ ‏ "‏ أَلاَ وَإِنَّ قَتِيلَ الْخَطَإِ الْعَمْدِ قَتِيلَ السَّوْطِ وَالْعَصَا مِنْهَا أَرْبَعُونَ فِي بُطُونِهَا أَوْلاَدُهَا ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdullah b. Bezî' haber verdi. Dedi ki: Bize Yezîd haber verdi. O Hâlid'den, o Kâsım b. Rabîa'dan, o Ya'kûb b. Evs'ten naklettiğine göre, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından bir adam ona şunları anlatmıştır: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem fetih yılı Mekke'ye girdi ve şöyle buyurdu: "Dikkat edin! Kasten işlemeye benzeyen (hatâu'l-amd) yani kırbaç ve sopa ile öldürülen maktulün diyetinde, karnında yavrusu olan kırk gebe deve vardır."

4799. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ جُدْعَانَ، سَمِعَهُ مِنَ الْقَاسِمِ بْنِ رَبِيعَةَ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ فَتْحِ مَكَّةَ عَلَى دَرَجَةِ الْكَعْبَةِ فَحَمِدَ اللَّهَ وَأَثْنَى عَلَيْهِ وَقَالَ ‏ "‏ الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي صَدَقَ وَعْدَهُ وَنَصَرَ عَبْدَهُ وَهَزَمَ الأَحْزَابَ وَحْدَهُ أَلاَ إِنَّ قَتِيلَ الْعَمْدِ الْخَطَإِ بِالسَّوْطِ وَالْعَصَا شِبْهِ الْعَمْدِ فِيهِ مِائَةٌ مِنَ الإِبِلِ مُغَلَّظَةٌ مِنْهَا أَرْبَعُونَ خَلِفَةٌ فِي بُطُونِهَا أَوْلاَدُهَا ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Mansûr haber verdi. Dedi ki: Bize Süfyân anlattı. Dedi ki: Bize İbn Cüd'ân anlattı. O bunu Kâsım b. Rabîa'dan, o da İbn Ömer'den işitmiş. İbn Ömer dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Mekke'nin fethi günü Kâbe'nin basamağında durdu, Allah'a hamd ve senâ etti ve şöyle buyurdu: "Vaadini yerine getiren, kuluna yardım eden ve tek başına o toplulukları (Ahzâb'ı) bozguna uğratan Allah'a hamdolsun. Dikkat edin! Kırbaç ve sopa ile öldürülen kasıtlı hata (amd-i hatâ) yani şibh-i amd (yarı kasten) maktulünün diyetinde, ağırlaştırılmış yüz deve vardır. Bunlardan kırk tanesi karnında yavrusu olan gebe (halife) develerdir."

4800. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ حَدَّثَنَا سَهْلُ بْنُ يُوسُفَ، قَالَ حَدَّثَنَا حُمَيْدٌ، عَنِ الْقَاسِمِ بْنِ رَبِيعَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ الْخَطَأُ شِبْهُ الْعَمْدِ - يَعْنِي بِالْعَصَا وَالسَّوْطِ - مِائَةٌ مِنَ الإِبِلِ مِنْهَا أَرْبَعُونَ فِي بُطُونِهَا أَوْلاَدُهَا ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. el-Müsennâ haber verdi. Dedi ki: Bize Sehl b. Yûsuf anlattı. Dedi ki: Bize Humeyd anlattı. O Kâsım b. Rabîa'dan naklettiğine göre: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Şibh-i amd (kasıt benzeri) hata -yani sopa ve kırbaçla olan-, yüz devedir. Bunlardan kırk tanesi karnında yavrusu olan (gebe) develerdir."

4801. Hadis

أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، قَالَ أَنْبَأَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَاشِدٍ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ مُوسَى، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَنْ قُتِلَ خَطَأً فَدِيَتُهُ مِائَةٌ مِنَ الإِبِلِ ثَلاَثُونَ بِنْتَ مَخَاضٍ وَثَلاَثُونَ بِنْتَ لَبُونٍ وَثَلاَثُونَ حِقَّةً وَعَشْرَةٌ بَنِي لَبُونٍ ذُكُورٍ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُقَوِّمُهَا عَلَى أَهْلِ الْقُرَى أَرْبَعَمِائَةَ دِينَارٍ أَوْ عِدْلَهَا مِنَ الْوَرِقِ وَيُقَوِّمُهَا عَلَى أَهْلِ الإِبِلِ إِذَا غَلَتْ رَفَعَ فِي قِيمَتِهَا وَإِذَا هَانَتْ نَقَصَ مِنْ قِيمَتِهَا عَلَى نَحْوِ الزَّمَانِ مَا كَانَ فَبَلَغَ قِيمَتُهَا عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَا بَيْنَ الأَرْبَعِمِائَةِ دِينَارٍ إِلَى ثَمَانَمِائَةِ دِينَارٍ أَوْ عِدْلَهَا مِنَ الْوَرِقِ ‏.‏ قَالَ وَقَضَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّ مَنْ كَانَ عَقْلُهُ فِي الْبَقَرِ عَلَى أَهْلِ الْبَقَرِ مِائَتَىْ بَقَرَةٍ وَمَنْ كَانَ عَقْلُهُ فِي الشَّاةِ أَلْفَىْ شَاةٍ وَقَضَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّ الْعَقْلَ مِيرَاثٌ بَيْنَ وَرَثَةِ الْقَتِيلِ عَلَى فَرَائِضِهِمْ فَمَا فَضَلَ فَلِلْعَصَبَةِ وَقَضَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ يَعْقِلَ عَلَى الْمَرْأَةِ عَصَبَتُهَا مَنْ كَانُوا وَلاَ يَرِثُونَ مِنْهُ شَيْئًا إِلاَّ مَا فَضَلَ عَنْ وَرَثَتِهَا وَإِنْ قُتِلَتْ فَعَقْلُهَا بَيْنَ وَرَثَتِهَا وَهُمْ يَقْتُلُونَ قَاتِلَهَا ‏.‏

Bize Ahmed b. Süleyman haber verdi. Dedi ki: Bize Yezîd b. Hârûn anlattı. Dedi ki: Bize Muhammed b. Râşid haber verdi. O Süleyman b. Mûsâ'dan, o Amr b. Şuayb'dan, o babasından, o da dedesinden naklettiğine göre: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim hataen öldürülürse, diyeti yüz devedir: Otuz adet bint-i mehad (bir yaşında dişi), otuz adet bint-i lebûn (iki yaşında dişi), otuz adet hikka (üç yaşında dişi) ve on adet ibn-i lebûn (iki yaşında erkek)." Râvi dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem deve sahibi olmayan köy halkı için bunun kıymetini dört yüz dinar veya bunun gümüşteki karşılığı olarak takdir ederdi. Deve sahipleri için ise, develerin fiyatı arttığında kıymeti yükseltir, ucuzladığında düşürürdü; zamanın şartlarına göre ayarlardı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem döneminde bunun kıymeti dört yüz dinar ile sekiz yüz dinar veya bunun gümüşteki karşılığı arasına ulaştı. Râvi devamla dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, diyeti sığır cinsinden ödeyecek sığır sahipleri için iki yüz sığır; koyun cinsinden ödeyecek koyun sahipleri için iki bin koyun olarak hükmetti. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem diyetin, maktulün mirasçıları arasında miras paylarına göre taksim edileceğine, artan kısmın asabeye (baba tarafından erkek akrabalar) kalacağına hükmetti. Yine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, kadının işlediği cinayetin diyetini (akıleyi) kim olursa olsun asabesinin ödeyeceğine ve onların (asabenin) kadının mirasından -mirasçılarından artan kısım hariç- bir şey alamayacağına hükmetti. Eğer kadın öldürülürse, diyeti mirasçıları arasında paylaştırılır ve katilini cezalandırma (kısas) hakkı onlara aittir."

4802. Hadis

أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ سَعِيدِ بْنِ مَسْرُوقٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ زَكَرِيَّا بْنِ أَبِي زَائِدَةَ، عَنْ حَجَّاجٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنْ خِشْفِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ مَسْعُودٍ، يَقُولُ قَضَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم دِيَةَ الْخَطَإِ عِشْرِينَ بِنْتَ مَخَاضٍ وَعِشْرِينَ ابْنَ مَخَاضٍ ذُكُورًا وَعِشْرِينَ بِنْتَ لَبُونٍ وَعِشْرِينَ جَذَعَةً وَعِشْرِينَ حِقَّةً ‏.‏

Bize Ali b. Saîd b. Mesrûk haber verdi. Dedi ki: Bize Yahya b. Zekeriyyâ b. Ebî Zâide anlattı. O Haccâc'dan, o Zeyd b. Cübeyr'den, o Hışf b. Mâlik'ten, o da İbn Mesûd'dan işittiğine göre şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem hata diyetini yirmi bint-i mehad (bir yaşında dişi), yirmi ibn-i mehad (bir yaşında erkek), yirmi bint-i lebûn (iki yaşında dişi), yirmi cezaa (dört yaşında dişi) ve yirmi hikka (üç yaşında dişi) olarak hükmetti."

4803. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، عَنْ مُعَاذِ بْنِ هَانِئٍ، قَالَ حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ مُسْلِمٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ دِينَارٍ، ح وَأَخْبَرَنَا أَبُو دَاوُدَ، قَالَ حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ هَانِئٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مُسْلِمٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَتَلَ رَجُلٌ رَجُلاً عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَجَعَلَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم دِيَتَهُ اثْنَىْ عَشَرَ أَلْفًا وَذَكَرَ قَوْلَهُ إِلاَّ أَنْ أَغْنَاهُمُ اللَّهُ وَرَسُولُهُ مِنْ فَضْلِهِ فِي أَخْذِهِمُ الدِّيَةَ ‏.‏ وَاللَّفْظُ لأَبِي دَاوُدَ ‏.‏

Bize Muhammed b. el-Müsennâ haber verdi. Dedi ki: Bana Muâz b. Hâni' anlattı. Dedi ki: Bana Muhammed b. Müslim anlattı. Dedi ki: Bize Amr b. Dînâr anlattı. (H) Yine bize Ebû Dâvûd haber verdi. Dedi ki: Bize Muâz b. Hâni' anlattı. Dedi ki: Bize Muhammed b. Müslim anlattı. O Amr b. Dînâr'dan, o İkrime'den, o da İbn Abbâs'tan naklettiğine göre: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında bir adam diğer bir adamı öldürdü. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onun diyetini on iki bin (dirhem) olarak belirledi. Râvi, onların diyeti almaları hakkında Allah'ın şu sözünü zikretti: "Ancak Allah ve Resûlü onları lütfundan zenginleştirdiği için (intikam almaya kalkıştılar)." Lafız Ebû Dâvûd'a aittir.

4804. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَيْمُونٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ عِكْرِمَةَ، سَمِعْنَاهُ مَرَّةً، يَقُولُ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَضَى بِاثْنَىْ عَشَرَ أَلْفًا يَعْنِي فِي الدِّيَةِ ‏.‏

Bize Muhammed b. Meymûn haber verdi. Dedi ki: Bize Süfyân anlattı. O Amr'dan, o İkrime'den naklettiğine göre -ki biz onu bir keresinde İbn Abbâs'tan naklederken işittik-: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem diyet hakkında on iki bin (dirhem) ile hükmetti.

4805. Hadis

أَخْبَرَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، قَالَ حَدَّثَنَا ضَمْرَةُ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ عَيَّاشٍ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ عَقْلُ الْمَرْأَةِ مِثْلُ عَقْلِ الرَّجُلِ حَتَّى يَبْلُغَ الثُّلُثَ مِنْ دِيَتِهَا ‏"‏ ‏.‏

Bize Îsâ b. Yûnus haber verdi. Dedi ki: Bize Damre anlattı. O İsmail b. Ayyaş'tan, o İbn Cüreyc'den, o Amr b. Şuayb'dan, o babasından, o da dedesinden naklettiğine göre: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kadının yaralama tazminatı (aklı), diyetinin üçte birine ulaşıncaya kadar erkeğin yaralama tazminatı ile aynıdır."

Okumaya devam etmek için uygulamada aşağı kaydırın.