Hırsızın Elinin Kesilmesi Kitabı

En-Nesai · Sünen-i Nesai (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

4870. Hadis

أَخْبَرَنَا الرَّبِيعُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعَيْبُ بْنُ اللَّيْثِ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنِ ابْنِ عَجْلاَنَ، عَنِ الْقَعْقَاعِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ يَزْنِي الزَّانِي حِينَ يَزْنِي وَهُوَ مُؤْمِنٌ وَلاَ يَسْرِقُ السَّارِقُ حِينَ يَسْرِقُ وَهُوَ مُؤْمِنٌ وَلاَ يَشْرَبُ الْخَمْرَ حِينَ يَشْرَبُهَا وَهُوَ مُؤْمِنٌ وَلاَ يَنْتَهِبُ نُهْبَةً ذَاتَ شَرَفٍ يَرْفَعُ النَّاسُ إِلَيْهَا أَبْصَارَهُمْ وَهُوَ مُؤْمِنٌ ‏"‏ ‏.‏

Bize Rabî' b. Süleyman haber verdi. Dedi ki: Bize Şuayb b. el-Leys anlattı. Dedi ki: Bize Leys anlattı. O İbn Acclân'dan, o Ka'kâ'dan, o Ebû Sâlih'ten, o da Ebû Hureyre'den naklettiğine göre: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Zina eden, zina ettiği sırada mümin olarak zina etmez. Hırsızlık yapan, hırsızlık ettiği sırada mümin olarak hırsızlık yapmaz. Şarap içen, içtiği sırada mümin olarak içmez. İnsanların gözlerini dikip baktığı (kıymetli) bir şeyi yağmalayan kimse, yağmaladığı sırada mümin olarak bunu yapmaz."

4871. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ سُلَيْمَانَ، ح وَأَنْبَأَنَا أَحْمَدُ بْنُ سَيَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُثْمَانَ، عَنْ أَبِي حَمْزَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَقَالَ أَحْمَدُ فِي حَدِيثِهِ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لاَ يَزْنِي الزَّانِي حِينَ يَزْنِي وَهُوَ مُؤْمِنٌ وَلاَ يَسْرِقُ حِينَ يَسْرِقُ وَهُوَ مُؤْمِنٌ وَلاَ يَشْرَبُ الْخَمْرَ حِينَ يَشْرَبُ وَهُوَ مُؤْمِنٌ ثُمَّ التَّوْبَةُ مَعْرُوضَةٌ بَعْدُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. el-Müsennâ haber verdi. Dedi ki: Bize İbn Ebî Adî anlattı. O Şu'be'den, o Süleyman'dan. (H) Yine bize Ahmed b. Seyyâr haber verdi. Dedi ki: Bize Abdullah b. Osman anlattı. O Ebû Hamza'dan, o A'meş'ten, o Ebû Sâlih'ten, o da Ebû Hureyre'den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklettiğine göre: Ahmed (b. Seyyâr) hadisinde dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Zina eden, zina ettiği sırada mümin olarak zina etmez. Hırsızlık yapan, hırsızlık ettiği sırada mümin olarak hırsızlık yapmaz. Şarap içen, içtiği sırada mümin olarak içmez. Ancak bundan sonra tövbe (kapısı) açıktır."

4872. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى الْمَرْوَزِيُّ أَبُو عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُثْمَانَ، عَنْ أَبِي حَمْزَةَ، عَنْ يَزِيدَ، - وَهُوَ ابْنُ أَبِي زِيَادٍ - عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ لاَ يَزْنِي الزَّانِي حِينَ يَزْنِي وَهُوَ مُؤْمِنٌ وَلاَ يَسْرِقُ وَهُوَ مُؤْمِنٌ وَلاَ يَشْرَبُ الْخَمْرَ وَهُوَ مُؤْمِنٌ وَذَكَرَ رَابِعَةً فَنَسِيتُهَا فَإِذَا فَعَلَ ذَلِكَ خَلَعَ رِبْقَةَ الإِسْلاَمِ مِنْ عُنُقِهِ فَإِنْ تَابَ تَابَ اللَّهُ عَلَيْهِ ‏.‏

Bize Muhammed b. Yahya el-Mervezî Ebû Ali haber verdi. Dedi ki: Bize Abdullah b. Osman anlattı. O Ebû Hamza'dan, o Yezîd -yani İbn Ebî Ziyâd-'dan, o Ebû Sâlih'ten, o da Ebû Hureyre'den naklettiğine göre şöyle demiştir: "Kişi, zina ettiği sırada mümin olarak zina etmez. Hırsızlık yaparken mümin olarak yapmaz. Şarap içerken mümin olarak içmez." -Dördüncü bir şeyi daha zikretti ama ben unuttum.- "Eğer bunları yaparsa, İslam bağını boynundan çıkarıp atmış olur. Eğer tövbe ederse, Allah tövbesini kabul eder."

4873. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْمُبَارَكِ الْمُخَرِّمِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، ح وَأَنْبَأَنَا أَحْمَدُ بْنُ حَرْبٍ، عَنْ أَبِي مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، رضى الله عنه قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لَعَنَ اللَّهُ السَّارِقَ يَسْرِقُ الْبَيْضَةَ فَتُقْطَعُ يَدُهُ وَيَسْرِقُ الْحَبْلَ فَتُقْطَعُ يَدُهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdullah b. el-Mübârek el-Muharrimî haber verdi. Dedi ki: Bize Ebû Muâviye anlattı. Dedi ki: Bize A'meş anlattı. (H) Yine bize Ahmed b. Harb haber verdi. O Ebû Muâviye'den, o A'meş'ten, o Ebû Sâlih'ten, o da Ebû Hureyre'den radıyallâhu anh naklettiğine göre: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Allah hırsıza lanet etsin! Yumurtayı çalar, eli kesilir; ipi çalar, eli kesilir."

4874. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا بَقِيَّةُ بْنُ الْوَلِيدِ، قَالَ حَدَّثَنِي صَفْوَانُ بْنُ عَمْرٍو، قَالَ حَدَّثَنِي أَزْهَرُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الْحَرَازِيُّ، عَنِ النُّعْمَانِ بْنِ بَشِيرٍ، أَنَّهُ رَفَعَ إِلَيْهِ نَفَرٌ مِنَ الْكَلاَعِيِّينَ أَنَّ حَاكَةً سَرَقُوا مَتَاعًا فَحَبَسَهُمْ أَيَّامًا ثُمَّ خَلَّى سَبِيلَهُمْ فَأَتَوْهُ فَقَالُوا خَلَّيْتَ سَبِيلَ هَؤُلاَءِ بِلاَ امْتِحَانٍ وَلاَ ضَرْبٍ ‏.‏ فَقَالَ النُّعْمَانُ مَا شِئْتُمْ إِنْ شِئْتُمْ أَضْرِبْهُمْ فَإِنْ أَخْرَجَ اللَّهُ مَتَاعَكُمْ فَذَاكَ وَإِلاَّ أَخَذْتُ مِنْ ظُهُورِكُمْ مِثْلَهُ ‏.‏ قَالُوا هَذَا حُكْمُكَ ‏.‏ قَالَ هَذَا حُكْمُ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ وَرَسُولِهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏

Bize İshak b. İbrahim haber verdi. Dedi ki: Bize Bakıyye b. el-Velîd anlattı. Dedi ki: Bana Safvân b. Amr haber verdi. Dedi ki: Bana Ezher b. Abdullah el-Harâzî haber verdi. O Nu'mân b. Beşîr'den naklettiğine göre: Kelâîlerden bir grup, bazı dokumacıların (kendilerine ait) bir malı çaldıkları iddiasını ona (Nu'mân'a) götürdüler. O da onları (şüphelileri) birkaç gün hapsetti, sonra serbest bıraktı. (Davacı olanlar) Nu'mân'a gelip: "Bunları imtihan etmeden (sorguya çekmeden) ve dövmeden serbest bıraktın," dediler. Nu'mân: "Ne isterseniz (yapayım); isterseniz onları döveyim. Eğer Allah malınızı ortaya çıkarırsa ne âlâ; aksi takdirde ben de sizin sırtınızdan (onlara vurduğumun) mislini alırım (kısas yaparım)," dedi. Onlar: "Bu senin hükmün mü?" dediler. O da: "Bu, Allah Azze ve Celle'nin ve Resûlü sallallâhu aleyhi ve sellem'in hükmüdür," dedi.

4875. Hadis

أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ سَلاَّمٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، قَالَ أَخْبَرَنِي ابْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنْ بَهْزِ بْنِ حَكِيمٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَبَسَ نَاسًا فِي تُهْمَةٍ ‏.‏

Bize Abdurrahman b. Muhammed b. Sellâm haber verdi. Dedi ki: Bize Ebû Üsâme anlattı. Dedi ki: Bana İbnü'l-Mübârek haber verdi. O Ma'mer'den, o Behz b. Hakîm'den, o babasından, o da dedesinden naklettiğine göre: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir töhmetten (suçlama/şüpheden) dolayı bazı insanları hapsetti.

4876. Hadis

أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ سَعِيدِ بْنِ مَسْرُوقٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنْ بَهْزِ بْنِ حَكِيمٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَبَسَ رَجُلاً فِي تُهْمَةٍ ثُمَّ خَلَّى سَبِيلَهُ ‏.‏

Bize Ali b. Saîd b. Mesrûk haber verdi. Dedi ki: Bize Abdullah b. el-Mübârek anlattı. O Ma'mer'den, o Behz b. Hakîm'den, o babasından, o da dedesinden naklettiğine göre: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir töhmetten dolayı bir adamı hapsetti, sonra onu serbest bıraktı.

4877. Hadis

أَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ حَمَّادِ بْنِ سَلَمَةَ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ، عَنْ أَبِي الْمُنْذِرِ، مَوْلَى أَبِي ذَرٍّ عَنْ أَبِي أُمَيَّةَ الْمَخْزُومِيِّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أُتِيَ بِلِصٍّ اعْتَرَفَ اعْتِرَافًا وَلَمْ يُوجَدْ مَعَهُ مَتَاعٌ فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَا إِخَالُكَ سَرَقْتَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ بَلَى ‏.‏ قَالَ ‏"‏ اذْهَبُوا بِهِ فَاقْطَعُوهُ ثُمَّ جِيئُوا بِهِ ‏"‏ ‏.‏ فَقَطَعُوهُ ثُمَّ جَاءُوا بِهِ فَقَالَ لَهُ ‏"‏ قُلْ أَسْتَغْفِرُ اللَّهَ وَأَتُوبُ إِلَيْهِ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ أَسْتَغْفِرُ اللَّهَ وَأَتُوبُ إِلَيْهِ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ اللَّهُمَّ تُبْ عَلَيْهِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Süveyd b. Nasr haber verdi. Dedi ki: Bize Abdullah b. el-Mübârek anlattı. O Hammâd b. Seleme'den, o İshak b. Abdullah b. Ebî Talha'dan, o Ebû Zer'in azatlısı Ebû'l-Münzir'den, o da Ebû Ümeyye el-Mahzûmî'den naklettiğine göre: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e, hırsızlığını itiraf eden ancak üzerinde çalıntı mal bulunamayan bir hırsız getirildi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona: "Senin çaldığını sanmıyorum," buyurdu. Adam: "Bilakis (çaldım)," dedi. Resûlullah: "Onu götürün ve (elini) kesin, sonra bana getirin," buyurdu. Elini kestiler, sonra onu geri getirdiler. Resûlullah ona: "Allah'tan mağfiret dilerim ve O'na tövbe ederim, de," buyurdu. Adam: "Allah'tan mağfiret dilerim ve O'na tövbe ederim," dedi. Resûlullah: "Allah'ım, onun tövbesini kabul et," buyurdu.

4878. Hadis

أَخْبَرَنَا هِلاَلُ بْنُ الْعَلاَءِ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي قَالَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، عَنْ سَعِيدٍ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ صَفْوَانَ بْنِ أُمَيَّةَ، أَنَّ رَجُلاً، سَرَقَ بُرْدَةً لَهُ فَرَفَعَهُ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَأَمَرَ بِقَطْعِهِ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَدْ تَجَاوَزْتُ عَنْهُ ‏.‏ فَقَالَ ‏ "‏ أَبَا وَهْبٍ أَفَلاَ كَانَ قَبْلَ أَنْ تَأْتِيَنَا بِهِ ‏"‏ ‏.‏ فَقَطَعَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏

Bize Hilâl b. el-Alâ haber verdi. Dedi ki: Bana babam anlattı. Dedi ki: Bize Yezîd b. Zürey' anlattı. O Saîd'den, o Katâde'den, o Atâ'dan, o da Safvân b. Ümeyye'den naklettiğine göre: Bir adam onun (Safvân'ın) bir bürdesini (elbisesini/örtüsünü) çaldı. Safvân adamı Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e götürdü. Nebi adamın (elinin) kesilmesini emretti. Safvân: "Ey Allah'ın Resûlü! Ben onu affettim (vazgeçtim)," dedi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: "Ey Ebû Vehb! Onu bize getirmeden önce olsaydı ya!" buyurdu. Sonra Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem adamın (elini) kesti.

4879. Hadis

أَخْبَرَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَحْمَدَ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ حَنْبَلٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبِي قَالَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ طَارِقِ بْنِ مُرَقَّعٍ، عَنْ صَفْوَانَ بْنِ أُمَيَّةَ، أَنَّ رَجُلاً، سَرَقَ بُرْدَةً فَرَفَعَهُ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَأَمَرَ بِقَطْعِهِ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَدْ تَجَاوَزْتُ عَنْهُ ‏.‏ قَالَ ‏ "‏ فَلَوْلاَ كَانَ هَذَا قَبْلَ أَنْ تَأْتِيَنِي بِهِ يَا أَبَا وَهْبٍ ‏"‏ ‏.‏ فَقَطَعَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏

Bana Abdullah b. Ahmed b. Muhammed b. Hanbel haber verdi. Dedi ki: Bana babam anlattı. Dedi ki: Bize Muhammed b. Ca'fer anlattı. Dedi ki: Bize Saîd anlattı. O Katâde'den, o Atâ'dan, o Târık b. Murakka'dan, o da Safvân b. Ümeyye'den naklettiğine göre: Bir adam bir bürde çaldı. Safvân onu Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e götürdü. Nebi (elinin) kesilmesini emretti. Safvân: "Ey Allah'ın Resûlü! Ben onu affettim," dedi. (Resûlullah): "Bana onu getirmeden önce olsaydı ya, ey Ebû Vehb!" buyurdu. Sonra Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem adamın (elini) kesti.

4880. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمِ بْنِ نُعَيْمٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا حِبَّانُ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنِ الأَوْزَاعِيِّ، قَالَ حَدَّثَنِي عَطَاءُ بْنُ أَبِي رَبَاحٍ، أَنَّ رَجُلاً، سَرَقَ ثَوْبًا فَأُتِيَ بِهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَمَرَ بِقَطْعِهِ فَقَالَ الرَّجُلُ يَا رَسُولَ اللَّهِ هُوَ لَهُ ‏.‏ قَالَ ‏ "‏ فَهَلاَّ قَبْلَ الآنَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Hâtim b. Nuaym haber verdi. Dedi ki: Bize Hibbân anlattı. Dedi ki: Bize Abdullah anlattı. O Evzâî'den, o da Atâ b. Ebî Rebâh'tan naklettiğine göre: Bir adam bir elbise çaldı ve Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e getirildi. Resûlullah (elinin) kesilmesini emretti. (Mal sahibi) adam: "Ey Allah'ın Resûlü! O (elbise) onun olsun," dedi. (Resûlullah): "Şimdiden (bana getirilmeden) önce olsaydı ya!" buyurdu.

4881. Hadis

أَخْبَرَنِي هِلاَلُ بْنُ الْعَلاَءِ، قَالَ حَدَّثَنَا حُسَيْنٌ، قَالَ حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ، - هُوَ ابْنُ أَبِي بَشِيرٍ - قَالَ حَدَّثَنِي عِكْرِمَةُ، عَنْ صَفْوَانَ بْنِ أُمَيَّةَ، أَنَّهُ طَافَ بِالْبَيْتِ وَصَلَّى ثُمَّ لَفَّ رِدَاءً لَهُ مِنْ بُرْدٍ فَوَضَعَهُ تَحْتَ رَأْسِهِ فَنَامَ فَأَتَاهُ لِصٌّ فَاسْتَلَّهُ مِنْ تَحْتِ رَأْسِهِ فَأَخَذَهُ فَأَتَى بِهِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ إِنَّ هَذَا سَرَقَ رِدَائِي ‏.‏ فَقَالَ لَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَسَرَقْتَ رِدَاءَ هَذَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ اذْهَبَا بِهِ فَاقْطَعَا يَدَهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ صَفْوَانُ مَا كُنْتُ أُرِيدُ أَنْ تُقْطَعَ يَدُهُ فِي رِدَائِي ‏.‏ فَقَالَ لَهُ ‏"‏ فَلَوْ مَا قَبْلَ هَذَا ‏"‏ ‏.‏ خَالَفَهُ أَشْعَثُ بْنُ سَوَّارٍ ‏.‏

Bize Hilâl b. el-Alâ haber verdi. Dedi ki: Bize Hüseyin anlattı. Dedi ki: Bize Züheyr anlattı. Dedi ki: Bize Abdülmelik -ki o İbn Ebî Beşîr'dir- anlattı. Dedi ki: Bana İkrime, Safvân b. Ümeyye'den anlattı: Safvân Beyt'i tavaf etti, namaz kıldı, sonra üzerine yünlü kumaştan (bürd) olan ridasını sarındı ve (çıkarıp) başının altına koyarak uyudu. Derken bir hırsız geldi ve ridayı başının altından yavaşça çekip aldı. Safvân onu yakaladı ve Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e getirdi. "Bu benim ridamı çaldı" dedi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem hırsıza: "Bunun ridasını sen mi çaldın?" diye sordu. Adam: "Evet" dedi. Peygamber: "Bunu götürün ve elini emin" buyurdu. Safvân: "Benim ridam yüzünden elinin kesilmesini istemem" dedi. Bunun üzerine Peygamber ona: "Bunu bana gelmeden önce yapsaydın ya!" buyurdu. (Müellif dedi ki): Eş'as b. Sevvâr (bu rivayette) ona muhalefet etmiştir.

4882. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ هِشَامٍ، - يَعْنِي ابْنَ أَبِي خِيَرَةَ - قَالَ حَدَّثَنَا الْفَضْلُ، - يَعْنِي ابْنَ الْعَلاَءِ الْكُوفِيَّ - قَالَ حَدَّثَنَا أَشْعَثُ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ كَانَ صَفْوَانُ نَائِمًا فِي الْمَسْجِدِ وَرِدَاؤُهُ تَحْتَهُ فَسُرِقَ فَقَامَ وَقَدْ ذَهَبَ الرَّجُلُ فَأَدْرَكَهُ فَأَخَذَهُ فَجَاءَ بِهِ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَأَمَرَ بِقَطْعِهِ قَالَ صَفْوَانُ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا بَلَغَ رِدَائِي أَنْ يُقْطَعَ فِيهِ رَجُلٌ ‏.‏ قَالَ ‏ "‏ هَلاَّ كَانَ هَذَا قَبْلَ أَنْ تَأْتِيَنَا بِهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ أَشْعَثُ ضَعِيفٌ ‏.‏

Bize Muhammed b. Hişâm -yani İbn Ebî Hayre- haber verdi. Dedi ki: Bize Fadl -yani İbnü'l-Alâ el-Kûfî- anlattı. Dedi ki: Bize Eş'as, İkrime'den, o da İbn Abbâs'tan naklederek anlattı: Safvân mescitte uyuyordu, ridası da altındaydı. Ridası çalındı. Kalktığında adam gitmişti. Onu takip edip yakaladı ve Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e getirdi. Peygamber (hırsızın elinin) kesilmesini emretti. Safvân: "Ey Allah'ın Resûlü! Benim ridam, uğruna bir adamın (elinin) kesileceği (kıymette) bir şeye ulaşmadı (o kadar etmez)" dedi. Peygamber: "Bunu, onu bize getirmeden önce yapsaydın ya!" buyurdu. Ebû Abdirrahmân (en-Nesâî) dedi ki: Eş'as zayıf (bir ravi)dir.

4883. Hadis

أَخْبَرَنِي أَحْمَدُ بْنُ عُثْمَانَ بْنِ حَكِيمٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَمْرٌو، عَنْ أَسْبَاطٍ، عَنْ سِمَاكٍ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ أُخْتِ، صَفْوَانَ عَنْ صَفْوَانَ بْنِ أُمَيَّةَ، قَالَ كُنْتُ نَائِمًا فِي الْمَسْجِدِ عَلَى خَمِيصَةٍ لِي ثَمَنُهَا ثَلاَثُونَ دِرْهَمًا فَجَاءَ رَجُلٌ فَاخْتَلَسَهَا مِنِّي فَأُخِذَ الرَّجُلُ فَأُتِيَ بِهِ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَأَمَرَ بِهِ لِيُقْطَعَ فَأَتَيْتُهُ فَقُلْتُ أَتَقْطَعُهُ مِنْ أَجْلِ ثَلاَثِينَ دِرْهَمًا أَنَا أَبِيعُهُ وَأُنْسِئُهُ ثَمَنَهَا ‏.‏ قَالَ ‏ "‏ فَهَلاَّ كَانَ هَذَا قَبْلَ أَنْ تَأْتِيَنِي بِهِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ahmed b. Osmân b. Hakîm haber verdi. Dedi ki: Bize Amr, Esbât'tan, o Simâk'ten, o da Safvân'ın kız kardeşinin oğlu Humeyd'den, o da Safvân b. Ümeyye'den naklederek anlattı. (Safvân) dedi ki: Mescitte, değeri otuz dirhem olan bir hamîsa (kumaş) üzerindeyken uyuyordum. Bir adam geldi ve onu altımdan çekip aldı. Adam yakalandı ve Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e getirildi. Peygamber onun (elinin) kesilmesini emretti. Ben hemen ona (Peygamber'e) geldim ve: "Otuz dirhem için onu(n elini) mi keseceksin? Ben o malı ona satıyorum ve parasını da veresiye (borç) sayıyorum" dedim. Peygamber: "Bunu, onu bana getirmeden önce yapsaydın ya!" buyurdu.

4884. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ الرَّحِيمِ، قَالَ حَدَّثَنَا أَسَدُ بْنُ مُوسَى، قَالَ حَدَّثَنَا - وَذَكَرَ، - حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنْ صَفْوَانَ بْنِ أُمَيَّةَ، أَنَّهُ سُرِقَتْ خَمِيصَتُهُ مِنْ تَحْتِ رَأْسِهِ وَهُوَ نَائِمٌ فِي مَسْجِدِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَأَخَذَ اللِّصَّ فَجَاءَ بِهِ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَأَمَرَ بِقَطْعِهِ فَقَالَ صَفْوَانُ أَتَقْطَعُهُ قَالَ ‏ "‏ فَهَلاَّ قَبْلَ أَنْ تَأْتِيَنِي بِهِ تَرَكْتَهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdillah b. Abdirrahîm haber verdi. Dedi ki: Bize Esed b. Mûsâ anlattı. Dedi ki: Bize Hammâd b. Seleme, Amr b. Dînâr'dan, o Tâvûs'tan, o da Safvân b. Ümeyye'den naklederek anlattı: O, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in mescidinde uyurken hamîsası (kumaşı) başının altından çalındı. Hırsızı yakaladı ve Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e getirdi. Peygamber (hırsızın elinin) kesilmesini emretti. Safvân: "Onu(n elini) mi keseceksin?" dedi. Peygamber: "Onu bana getirmeden önce bıraksaydın ya!" buyurdu.

4885. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ هَاشِمٍ، قَالَ حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ تَعَافَوُا الْحُدُودَ قَبْلَ أَنْ تَأْتُونِي بِهِ فَمَا أَتَانِي مِنْ حَدٍّ فَقَدْ وَجَبَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Hâşim haber verdi. Dedi ki: Bize Velîd anlattı. Dedi ki: Bize İbn Cüreyc, Amr b. Şuayb'dan, o babasından, o da dedesinden, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklederek anlattı. (Peygamber) şöyle buyurdu: "Had (cezalarını gerektiren suçları) bana getirmeden önce kendi aranızda affediniz (vazgeçiniz). Zira had cezalarından bana ulaşan her ne olursa, (uygulanması) artık vacip (zorunlu) olur."

4886. Hadis

قَالَ الْحَارِثُ بْنُ مِسْكِينٍ قِرَاءَةً عَلَيْهِ وَأَنَا أَسْمَعُ، عَنِ ابْنِ وَهْبٍ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ جُرَيْجٍ، يُحَدِّثُ عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ تَعَافَوُا الْحُدُودَ فِيمَا بَيْنَكُمْ فَمَا بَلَغَنِي مِنْ حَدٍّ فَقَدْ وَجَبَ ‏"‏ ‏.‏

Hâris b. Miskîn, kendisine okunurken ve ben de dinliyorken, İbn Vehb'den aktararak dedi ki: İbn Cüreyc'i şöyle anlatırken işittim: Amr b. Şuayb'dan, o babasından, o da Abdullah b. Amr'dan naklettiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Had (cezalarını gerektiren suçları) kendi aranızda affediniz (hallediniz). Zira had cezalarından bana ulaşan her ne olursa, (uygulanması) artık vacip (zorunlu) olur."

4887. Hadis

أَخْبَرَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، قَالَ أَنْبَأَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، رضى الله عنهما أَنَّ امْرَأَةً، مَخْزُومِيَّةً كَانَتْ تَسْتَعِيرُ الْمَتَاعَ فَتَجْحَدُهُ فَأَمَرَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِقَطْعِ يَدِهَا ‏.‏

Bize Mahmûd b. Ğaylân haber verdi. Dedi ki: Bize Abdürrezzâk anlattı. Dedi ki: Bize Ma'mer haber verdi. O Eyyûb'dan, o Nâfi'den, o da İbn Ömer radıyallâhu anhümâ'dan nakletti ki: Mahzumoğullarından bir kadın, (insanlardan) eşyayı ödünç (ariyet) alır ve sonra onu inkar ederdi. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onun elinin kesilmesini emretti.

4888. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، قَالَ أَنْبَأَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، رضى الله عنهما قَالَ كَانَتِ امْرَأَةٌ مَخْزُومِيَّةٌ تَسْتَعِيرُ مَتَاعًا عَلَى أَلْسِنَةِ جَارَاتِهَا وَتَجْحَدُهُ فَأَمَرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِقَطْعِ يَدِهَا ‏.‏

Bize İshâk b. İbrâhim haber verdi. Dedi ki: Bize Abdürrezzâk haber verdi. Dedi ki: Bize Ma'mer haber verdi. O Eyyûb'dan, o Nâfi'den, o da İbn Ömer radıyallâhu anhümâ'dan nakletti. Dedi ki: Mahzumoğullarından bir kadın, komşularının adını kullanarak (onların diliyle) ödünç eşya alır ve sonra onu inkar ederdi. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onun elinin kesilmesini emretti.

4889. Hadis

أَخْبَرَنَا عُثْمَانُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنِي الْحَسَنُ بْنُ حَمَّادٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ هَاشِمٍ الْجَنْبِيُّ أَبُو مَالِكٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، رضى الله عنهما أَنَّ امْرَأَةً، كَانَتْ تَسْتَعِيرُ الْحُلِيَّ لِلنَّاسِ ثُمَّ تُمْسِكُهُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ لِتَتُبْ هَذِهِ الْمَرْأَةُ إِلَى اللَّهِ وَرَسُولِهِ وَتَرُدَّ مَا تَأْخُذُ عَلَى الْقَوْمِ ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ قُمْ يَا بِلاَلُ فَخُذْ بِيَدِهَا فَاقْطَعْهَا ‏"‏ ‏.‏

Bize Osman b. Abdillah haber verdi. Dedi ki: Bana Hasan b. Hammâd anlattı. Dedi ki: Bize Amr b. Hâşim el-Cenbî Ebû Mâlik anlattı. O Ubeydullah b. Ömer'den, o Nâfi'den, o da İbn Ömer radıyallâhu anhümâ'dan nakletti ki: Bir kadın, insanlar adına ziynet eşyası ödünç alır, sonra da onu elinde tutar (iade etmez)di. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Bu kadın Allah'a ve Resûlüne tövbe etsin ve insanlardan aldıklarını geri versin" buyurdu. Sonra Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Kalk ey Bilâl! Onun elini tut ve kes" buyurdu.

4890. Hadis

أَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ الْخَلِيلِ، عَنْ شُعَيْبِ بْنِ إِسْحَاقَ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، أَنَّ امْرَأَةً، كَانَتْ تَسْتَعِيرُ الْحُلِيَّ فِي زَمَانِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَاسْتَعَارَتْ مِنْ ذَلِكَ حُلِيًّا فَجَمَعَتْهُ ثُمَّ أَمْسَكَتْهُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لِتَتُبْ هَذِهِ الْمَرْأَةُ وَتُؤَدِّي مَا عِنْدَهَا ‏"‏ ‏.‏ مِرَارًا فَلَمْ تَفْعَلْ فَأَمَرَ بِهَا فَقُطِعَتْ ‏.‏

Bana Muhammed b. Halîl, Şuayb b. İshâk'tan haber verdi. O Ubeydullah'tan, o da Nâfi'den nakletti ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında bir kadın ziynet eşyası ödünç alırdı. (Bir defasında) yine böyle ziynet eşyaları ödünç aldı ve onları biriktirip elinde tuttu (vermedi). Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem (birkaç) defa: "Bu kadın tövbe etsin ve yanındakileri (sahiplerine) ödesin" buyurdu. Fakat kadın bunu yapmadı. Bunun üzerine Peygamber emretti ve (kadının eli) kesildi.

4891. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَعْدَانَ بْنِ عِيسَى، قَالَ حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ أَعْيَنَ، قَالَ حَدَّثَنَا مَعْقِلٌ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، أَنَّ امْرَأَةً، مِنْ بَنِي مَخْزُومٍ سَرَقَتْ فَأُتِيَ بِهَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَعَاذَتْ بِأُمِّ سَلَمَةَ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لَوْ كَانَتْ فَاطِمَةَ بِنْتَ مُحَمَّدٍ لَقَطَعْتُ يَدَهَا ‏"‏ ‏.‏ فَقُطِعَتْ يَدُهَا ‏.‏

Bize Muhammed b. Ma'dân b. Îsâ haber verdi. Dedi ki: Bize Hasan b. A'yen anlattı. Dedi ki: Bize Ma'kil, Ebû Zübeyr'den, o da Câbir'den naklederek anlattı: Benî Mahzûm'dan bir kadın hırsızlık yaptı ve Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e getirildi. Kadın (şefaat etmesi için) Ümmü Seleme'ye sığındı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: "Eğer (hırsızlık yapan) Muhammed'in kızı Fâtıma olsaydı, muhakkak onun da elini keserdim" buyurdu. Ve kadının eli kesildi.

4892. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ هِشَامٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، أَنَّ امْرَأَةً، مِنْ بَنِي مَخْزُومٍ اسْتَعَارَتْ حُلِيًّا عَلَى لِسَانِ أُنَاسٍ فَجَحَدَتْهَا فَأَمَرَ بِهَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَقُطِعَتْ ‏.‏

Bize Muhammed b. El-Müsennâ haber verdi. Dedi ki: Bize Muâz b. Hişâm anlattı. Dedi ki: Bana babam, Katâde'den, o Saîd b. Yezîd'den, o da Saîd b. El-Müseyyeb'den naklederek anlattı: Benî Mahzûm'dan bir kadın, insanların adını kullanarak (onların diliyle) ziynet eşyası ödünç aldı ve (sonra) onu inkar etti. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onun hakkında (elinin kesilmesini) emretti ve (eli) kesildi.

4893. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الصَّمَدِ، قَالَ حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، قَالَ حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، عَنْ دَاوُدَ بْنِ أَبِي عَاصِمٍ، أَنَّ سَعِيدَ بْنَ الْمُسَيَّبِ، حَدَّثَهُ نَحْوَهُ، ‏.‏

Bize Muhammed b. El-Müsennâ haber verdi. Dedi ki: Bize Abdussamed anlattı. Dedi ki: Bize Hemmâm anlattı. Dedi ki: Bize Katâde, Dâvûd b. Ebî Âsım'dan, o da Saîd b. El-Müseyyeb'den naklederek (önceki hadisin) bir benzerini anlattı.

4894. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا سُفْيَانُ، قَالَ كَانَتْ مَخْزُومِيَّةٌ تَسْتَعِيرُ مَتَاعًا وَتَجْحَدُهُ فَرُفِعَتْ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَكُلِّمَ فِيهَا فَقَالَ ‏ "‏ لَوْ كَانَتْ فَاطِمَةَ لَقَطَعْتُ يَدَهَا ‏"‏ ‏.‏ قِيلَ لِسُفْيَانَ مَنْ ذَكَرَهُ قَالَ أَيُّوبُ بْنُ مُوسَى عَنِ الزُّهْرِيِّ عَنْ عُرْوَةَ عَنْ عَائِشَةَ إِنْ شَاءَ اللَّهُ تَعَالَى ‏.‏

Bize İshâk b. İbrâhim haber verdi. Dedi ki: Bize Süfyân haber verdi. Dedi ki: Mahzumoğullarından bir kadın eşya ödünç alır ve (sonra) onu inkar ederdi. (Durumu) Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e götürüldü ve hakkında (şefaat için) konuşuldu. Peygamber: "Eğer (yapan) Fâtıma olsaydı, muhakkak elini keserdim" buyurdu. Süfyân'a: "Bunu kim zikretti?" diye soruldu. O da: "İnşallahu Teâlâ; Eyyûb b. Mûsâ, Zührî'den, o Urve'den, o da Âişe'den" dedi.

4895. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَيُّوبَ بْنِ مُوسَى، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ امْرَأَةً، سَرَقَتْ فَأُتِيَ بِهَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَقَالُوا مَنْ يَجْتَرِئُ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلاَّ أَنْ يَكُونَ أُسَامَةَ فَكَلَّمُوا أُسَامَةَ فَكَلَّمَهُ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ يَا أُسَامَةُ إِنَّمَا هَلَكَتْ بَنُو إِسْرَائِيلَ حِينَ كَانُوا إِذَا أَصَابَ الشَّرِيفُ فِيهِمُ الْحَدَّ تَرَكُوهُ وَلَمْ يُقِيمُوا عَلَيْهِ وَإِذَا أَصَابَ الْوَضِيعُ أَقَامُوا عَلَيْهِ لَوْ كَانَتْ فَاطِمَةَ بِنْتَ مُحَمَّدٍ لَقَطَعْتُهَا ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Mansûr haber verdi. Dedi ki: Bize Süfyân, Eyyûb b. Mûsâ'dan, o Zührî'den, o Urve'den, o da Âişe'den naklederek anlattı: Bir kadın hırsızlık yaptı ve Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e getirildi. (İnsanlar): "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile (bu konuda) konuşmaya Üsame'den başka kim cesaret edebilir?" dediler. Üsame ile konuştular, o da Peygamber ile konuştu. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ey Üsame! İsrailoğulları ancak şu sebepten helak oldular: İçlerinden soylu (güçlü) biri had (cezasını) gerektiren bir suç işlediğinde onu bırakırlar (cezalandırmazlar); zayıf (sıradan) biri işlediğinde ise ona cezayı uygularlardı. Eğer Muhammed'in kızı Fâtıma olsaydı, muhakkak onu(n da elini) keserdim."

4896. Hadis

أَخْبَرَنَا رِزْقُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَيُّوبَ بْنِ مُوسَى، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ أُتِيَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِسَارِقٍ فَقَطَعَهُ قَالُوا مَا كُنَّا نُرِيدُ أَنْ يَبْلُغَ مِنْهُ هَذَا ‏.‏ قَالَ ‏ "‏ لَوْ كَانَتْ فَاطِمَةَ لَقَطَعْتُهَا ‏"‏ ‏.‏

Bize Rızkullah b. Mûsâ haber verdi. Dedi ki: Bize Süfyân, Eyyûb b. Mûsâ'dan, o Zührî'den, o Urve'den, o da Âişe'den naklederek anlattı. (Âişe) dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e bir hırsız getirildi, o da (hırsızın elini) kesti. (İnsanlar): "İşin bu noktaya varacağını (elinin kesileceğini) düşünmemiştik" dediler. Peygamber: "Eğer Fâtıma olsaydı, onu(n da elini) keserdim" buyurdu.

4897. Hadis

أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ سَعِيدِ بْنِ مَسْرُوقٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ زَكَرِيَّا بْنِ أَبِي زَائِدَةَ، عَنْ سُفْيَانَ بْنِ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ امْرَأَةً، سَرَقَتْ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالُوا مَا نُكَلِّمُهُ فِيهَا مَا مِنْ أَحَدٍ يُكَلِّمُهُ إِلاَّ حِبُّهُ أُسَامَةُ ‏.‏ فَكَلَّمَهُ فَقَالَ ‏ "‏ يَا أُسَامَةُ إِنَّ بَنِي إِسْرَائِيلَ هَلَكُوا بِمِثْلِ هَذَا كَانَ إِذَا سَرَقَ فِيهِمُ الشَّرِيفُ تَرَكُوهُ وَإِنْ سَرَقَ فِيهِمُ الدُّونُ قَطَعُوهُ وَإِنَّهَا لَوْ كَانَتْ فَاطِمَةَ بِنْتَ مُحَمَّدٍ لَقَطَعْتُهَا ‏"‏ ‏.‏

Bize Ali b. Saîd b. Mesrûk haber verdi. Dedi ki: Bize Yahyâ b. Zekeriyyâ b. Ebî Zâide, Süfyân b. Uyeyne'den, o Zührî'den, o Urve'den, o da Âişe'den naklederek anlattı: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında bir kadın hırsızlık yaptı. (İnsanlar): "Onun hakkında Peygamber ile konuşmayız. Onunla ancak sevdiği kişi olan Üsame konuşabilir" dediler. (Üsame) onunla konuştu. Peygamber şöyle buyurdu: "Ey Üsame! İsrailoğulları şunun gibi şeyler yüzünden helak oldular: İçlerinden soylu biri çaldığında onu bırakırlardı. İçlerinden aşağı (zayıf) biri çaldığında ise onu(n elini) keserlerdi. Eğer Muhammed'in kızı Fâtıma olsaydı, muhakkak onu(n da elini) keserdim."

4898. Hadis

أَخْبَرَنَا عِمْرَانُ بْنُ بَكَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ شُعَيْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبِي، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتِ اسْتَعَارَتِ امْرَأَةٌ عَلَى أَلْسِنَةِ أُنَاسٍ يُعْرَفُونَ - وَهِيَ لاَ تُعْرَفُ - حُلِيًّا فَبَاعَتْهُ وَأَخَذَتْ ثَمَنَهُ فَأُتِيَ بِهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَسَعَى أَهْلُهَا إِلَى أُسَامَةَ بْنِ زَيْدٍ فَكَلَّمَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِيهَا فَتَلَوَّنَ وَجْهُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ يُكَلِّمُهُ ثُمَّ قَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَتَشْفَعُ إِلَىَّ فِي حَدٍّ مِنْ حُدُودِ اللَّهِ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ أُسَامَةُ اسْتَغْفِرْ لِي يَا رَسُولَ اللَّهِ ‏.‏ ثُمَّ قَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَشِيَّتَئِذٍ فَأَثْنَى عَلَى اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ بِمَا هُوَ أَهْلُهُ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ أَمَّا بَعْدُ فَإِنَّمَا هَلَكَ النَّاسُ قَبْلَكُمْ أَنَّهُمْ كَانُوا إِذَا سَرَقَ الشَّرِيفُ فِيهِمْ تَرَكُوهُ وَإِذَا سَرَقَ الضَّعِيفُ فِيهِمْ أَقَامُوا عَلَيْهِ الْحَدَّ وَالَّذِي نَفْسُ مُحَمَّدٍ بِيَدِهِ لَوْ أَنَّ فَاطِمَةَ بِنْتَ مُحَمَّدٍ سَرَقَتْ لَقَطَعْتُ يَدَهَا ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ قَطَعَ تِلْكَ الْمَرْأَةَ ‏.‏

Bize İmrân b. Bekkâr haber verdi. Dedi ki: Bize Bişr b. Şuayb anlattı. Dedi ki: Bana babam, Zührî'den, o Urve'den, o da Âişe'den naklederek anlattı. (Âişe) dedi ki: Bir kadın, tanınan insanların adını kullanarak -ki kendisi tanınmıyordu- ziynet eşyası ödünç aldı, sonra onu sattı ve parasını aldı. (Kadın yakalanıp) Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e getirildi. Ailesi hemen Üsame b. Zeyd'e koştu. Üsame, o kadın hakkında Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile konuştu. Peygamber, (Üsame) kendisiyle konuşurken yüzünün rengi değişerek ona şöyle dedi: "Allah'ın hadlerinden bir had konusunda bana şefaat mi ediyorsun?" Üsame: "Benim için bağışlanma dile ey Allah'ın Resûlü!" dedi. Sonra o akşam Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem kalktı, Allah'ı layık olduğu şekilde övdü, sonra şöyle buyurdu: "Bundan sonra (şunu bilin ki); sizden önceki insanlar ancak şu yüzden helak oldular: İçlerinden soylu biri çaldığında onu bırakırlardı. İçlerinden zayıf biri çaldığında ise ona had cezasını uygularlardı. Muhammed'in canı elinde olan Allah'a yemin ederim ki, eğer Muhammed'in kızı Fâtıma hırsızlık yapsaydı, muhakkak onun elini keserdim." Sonra o kadını(n elini) kesti.

4899. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ قُرَيْشًا، أَهَمَّهُمْ شَأْنُ الْمَخْزُومِيَّةِ الَّتِي سَرَقَتْ فَقَالُوا مَنْ يُكَلِّمُ فِيهَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالُوا وَمَنْ يَجْتَرِئُ عَلَيْهِ إِلاَّ أُسَامَةُ بْنُ زَيْدٍ حِبُّ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَكَلَّمَهُ أُسَامَةُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَتَشْفَعُ فِي حَدٍّ مِنْ حُدُودِ اللَّهِ ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ قَامَ فَخَطَبَ فَقَالَ ‏"‏ إِنَّمَا هَلَكَ الَّذِينَ قَبْلَكُمْ أَنَّهُمْ كَانُوا إِذَا سَرَقَ فِيهِمُ الشَّرِيفُ تَرَكُوهُ وَإِذَا سَرَقَ فِيهِمُ الضَّعِيفُ أَقَامُوا عَلَيْهِ الْحَدَّ وَايْمُ اللَّهِ لَوْ أَنَّ فَاطِمَةَ بِنْتَ مُحَمَّدٍ سَرَقَتْ لَقَطَعْتُ يَدَهَا ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi. Dedi ki: Bize Leys, İbn Şihâb'dan, o Urve'den, o da Âişe'den naklederek anlattı: Hırsızlık yapan Mahzumlu kadının durumu Kureyş'i endişelendirdi (üzdü). "Onun hakkında Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile kim konuşabilir?" dediler. (Sonra kendi aralarında): "Buna, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in sevdiği kişi olan Üsame b. Zeyd'den başka kim cesaret edebilir ki?" dediler. Üsame Peygamber ile konuştu. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Allah'ın hadlerinden bir had konusunda şefaat mi ediyorsun?" buyurdu. Sonra kalkıp hutbe okudu ve şöyle dedi: "Sizden öncekiler ancak şu yüzden helak oldular: İçlerinden soylu biri çaldığında onu bırakırlardı. İçlerinden zayıf biri çaldığında ise ona had cezasını uygularlardı. Allah'a yemin olsun ki, eğer Muhammed'in kızı Fâtıma hırsızlık yapsaydı, muhakkak onun elini keserdim."

4900. Hadis

أَخْبَرَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ إِسْحَاقَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو الْجَوَّابِ، قَالَ حَدَّثَنَا عَمَّارُ بْنُ رُزَيْقٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي لَيْلَى، عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ أُمَيَّةَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ مُسْلِمٍ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ سَرَقَتِ امْرَأَةٌ مِنْ قُرَيْشٍ مِنْ بَنِي مَخْزُومٍ فَأُتِيَ بِهَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَقَالُوا مَنْ يُكَلِّمُهُ فِيهَا قَالُوا أُسَامَةُ بْنُ زَيْدٍ ‏.‏ فَأَتَاهُ فَكَلَّمَهُ فَزَبَرَهُ وَقَالَ ‏ "‏ إِنَّ بَنِي إِسْرَائِيلَ كَانُوا إِذَا سَرَقَ فِيهِمُ الشَّرِيفُ تَرَكُوهُ وَإِذَا سَرَقَ الْوَضِيعُ قَطَعُوهُ وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لَوْ أَنَّ فَاطِمَةَ بِنْتَ مُحَمَّدٍ سَرَقَتْ لَقَطَعْتُهَا ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. İshâk haber verdi. Dedi ki: Bize Ebu'l-Cevvâb anlattı. Dedi ki: Bize Ammâr b. Ruzeyk, Muhammed b. Abdirrahmân b. Ebî Leylâ'dan, o İsmâil b. Ümeyye'den, o Muhammed b. Müslim'den, o Urve'den, o da Âişe'den naklederek anlattı. (Âişe) dedi ki: Kureyş'in Mahzumoğulları kolundan bir kadın hırsızlık yaptı ve Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e getirildi. (İnsanlar): "Onun hakkında Peygamber ile kim konuşacak?" dediler. (Sonra) "Üsame b. Zeyd" dediler. Üsame O'na geldi ve konuştu. Peygamber onu azarladı ve şöyle buyurdu: "İsrailoğulları şöyleydi: İçlerinden soylu biri çaldığında onu bırakırlardı. Aşağı (sıradan) biri çaldığında ise onu(n elini) keserlerdi. Canım elinde olana yemin ederim ki, eğer Muhammed'in kızı Fâtıma hırsızlık yapsaydı, muhakkak onu(n da elini) keserdim."

4901. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَبَلَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مُوسَى بْنِ أَعْيَنَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ رَاشِدٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ قُرَيْشًا، أَهَمَّهُمْ شَأْنُ الْمَخْزُومِيَّةِ الَّتِي سَرَقَتْ فَقَالُوا مَنْ يُكَلِّمُ فِيهَا قَالُوا مَنْ يَجْتَرِئُ عَلَيْهِ إِلاَّ أُسَامَةُ بْنُ زَيْدٍ حِبُّ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ فَكَلَّمَهُ أُسَامَةُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِنَّمَا هَلَكَ الَّذِينَ مِنْ قَبْلِكُمْ أَنَّهُمْ كَانُوا إِذَا سَرَقَ فِيهِمُ الشَّرِيفُ تَرَكُوهُ وَإِذَا سَرَقَ فِيهِمُ الضَّعِيفُ أَقَامُوا عَلَيْهِ الْحَدَّ وَايْمُ اللَّهِ لَوْ سَرَقَتْ فَاطِمَةُ بِنْتُ مُحَمَّدٍ لَقَطَعْتُ يَدَهَا ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Cebele haber verdi. Dedi ki: Bize Muhammed b. Mûsâ b. A'yen anlattı. Dedi ki: Bana babam, İshâk b. Râşid'den, o Zührî'den, o Urve'den, o da Âişe'den naklederek anlattı ki: Hırsızlık yapan Mahzumlu kadının durumu Kureyş'i endişelendirdi (üzdü). "Onun hakkında (Peygamber ile) kim konuşabilir?" dediler. (Sonra): "Buna, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in sevdiği kişi olan Üsame b. Zeyd'den başka kim cesaret edebilir ki?" dediler. Üsame Peygamber ile konuştu. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizden öncekiler ancak şu yüzden helak oldular: İçlerinden soylu biri çaldığında onu bırakırlardı. İçlerinden zayıf biri çaldığında ise ona had cezasını uygularlardı. Allah'a yemin olsun ki, eğer Muhammed'in kızı Fâtıma hırsızlık yapsaydı, muhakkak onun elini keserdim."

4902. Hadis

قَالَ الْحَارِثُ بْنُ مِسْكِينٍ قِرَاءَةً عَلَيْهِ وَأَنَا أَسْمَعُ، عَنِ ابْنِ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَنَّ عُرْوَةَ بْنَ الزُّبَيْرِ، أَخْبَرَهُ عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ امْرَأَةً، سَرَقَتْ فِي عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي غَزْوَةِ الْفَتْحِ فَأُتِيَ بِهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَكَلَّمَهُ فِيهَا أُسَامَةُ بْنُ زَيْدٍ فَلَمَّا كَلَّمَهُ تَلَوَّنَ وَجْهُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَتَشْفَعُ فِي حَدٍّ مِنْ حُدُودِ اللَّهِ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ لَهُ أُسَامَةُ اسْتَغْفِرْ لِي يَا رَسُولَ اللَّهِ ‏.‏ فَلَمَّا كَانَ الْعَشِيُّ قَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَثْنَى عَلَى اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ بِمَا هُوَ أَهْلُهُ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ أَمَّا بَعْدُ إِنَّمَا هَلَكَ النَّاسُ قَبْلَكُمْ أَنَّهُمْ كَانُوا إِذَا سَرَقَ فِيهِمُ الشَّرِيفُ تَرَكُوهُ وَإِذَا سَرَقَ فِيهِمُ الضَّعِيفُ أَقَامُوا عَلَيْهِ الْحَدَّ ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لَوْ أَنَّ فَاطِمَةَ بِنْتَ مُحَمَّدٍ سَرَقَتْ قَطَعْتُ يَدَهَا ‏"‏ ‏.‏

Hâris b. Miskîn, kendisine okunurken ve ben de dinliyorken, İbn Vehb'den aktararak dedi ki: Bana Yûnus, İbn Şihâb'dan, o Urve b. Zübeyr'den, o da Âişe'den naklederek haber verdi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında, Fetih Gazvesi sırasında bir kadın hırsızlık yaptı ve Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e getirildi. Üsame b. Zeyd o kadın hakkında (Peygamber ile) konuştu. O konuşunca Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in yüzünün rengi değişti ve Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Allah'ın hadlerinden bir had konusunda şefaat mi ediyorsun?" buyurdu. Üsame O'na: "Benim için bağışlanma dile ey Allah'ın Resûlü!" dedi. Akşam olunca Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem kalktı, Allah'ı layık olduğu şekilde övdü, sonra şöyle buyurdu: "Bundan sonra (şunu bilin ki); sizden önceki insanlar ancak şu yüzden helak oldular: İçlerinden soylu biri çaldığında onu bırakırlardı. İçlerinden zayıf biri çaldığında ise ona had cezasını uygularlardı." Sonra şöyle devam etti: "Canım elinde olana yemin ederim ki, eğer Muhammed'in kızı Fâtıma hırsızlık yapsaydı, (onun da) elini keserdim."

4903. Hadis

أَخْبَرَنَا سُوَيْدٌ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي عُرْوَةُ بْنُ الزُّبَيْرِ، أَنَّ امْرَأَةً، سَرَقَتْ فِي عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي غَزْوَةِ الْفَتْحِ - مُرْسَلٌ - فَفَزِعَ قَوْمُهَا إِلَى أُسَامَةَ بْنِ زَيْدٍ يَسْتَشْفِعُونَهُ - قَالَ عُرْوَةُ - فَلَمَّا كَلَّمَهُ أُسَامَةُ فِيهَا تَلَوَّنَ وَجْهُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ أَتُكَلِّمُنِي فِي حَدٍّ مِنْ حُدُودِ اللَّهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أُسَامَةُ اسْتَغْفِرْ لِي يَا رَسُولَ اللَّهِ ‏.‏ فَلَمَّا كَانَ الْعَشِيُّ قَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خَطِيبًا فَأَثْنَى عَلَى اللَّهِ بِمَا هُوَ أَهْلُهُ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ أَمَّا بَعْدُ فَإِنَّمَا هَلَكَ النَّاسُ قَبْلَكُمْ أَنَّهُمْ كَانُوا إِذَا سَرَقَ فِيهِمُ الشَّرِيفُ تَرَكُوهُ وَإِذَا سَرَقَ فِيهِمُ الضَّعِيفُ أَقَامُوا عَلَيْهِ الْحَدَّ وَالَّذِي نَفْسُ مُحَمَّدٍ بِيَدِهِ لَوْ أَنَّ فَاطِمَةَ بِنْتَ مُحَمَّدٍ سَرَقَتْ لَقَطَعْتُ يَدَهَا ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ أَمَرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِيَدِ تِلْكَ الْمَرْأَةِ فَقُطِعَتْ فَحَسُنَتْ تَوْبَتُهَا بَعْدَ ذَلِكَ ‏.‏ قَالَتْ عَائِشَةُ رضى الله عنها وَكَانَتْ تَأْتِينِي بَعْدَ ذَلِكَ فَأَرْفَعُ حَاجَتَهَا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏

Bize Süveyd haber verdi. Dedi ki: Bize Abdullah, Yûnus'tan, o Zührî'den naklederek haber verdi. (Zührî) dedi ki: Bana Urve b. Zübeyr'in haber verdiğine göre: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında, Fetih Gazvesi sırasında bir kadın hırsızlık yaptı. -Bu rivayet mürseldir.- Kadının kavmi (bu duruma çok üzüldü) ve şefaat etmesi için telaşla Üsame b. Zeyd'e koştular. -Urve dedi ki:- Üsame o kadın hakkında O'nunla konuşunca Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in yüzünün rengi değişti ve: "Allah'ın hadlerinden bir had konusunda benimle konuşuyor musun?" buyurdu. Üsame: "Benim için bağışlanma dile ey Allah'ın Resûlü!" dedi. Akşam olunca Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem hutbe vermek üzere ayağa kalktı. Allah'ı layık olduğu şekilde övdü, sonra şöyle buyurdu: "Bundan sonra (şunu bilin ki); sizden önceki insanlar ancak şu yüzden helak oldular: İçlerinden soylu biri çaldığında onu bırakırlardı. İçlerinden zayıf biri çaldığında ise ona had cezasını uygularlardı. Muhammed'in canı elinde olana yemin ederim ki, eğer Muhammed'in kızı Fâtıma hırsızlık yapsaydı, muhakkak onun elini keserdim." Sonra Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem o kadının elinin kesilmesini emretti ve (eli) kesildi. Daha sonra kadının tövbesi samimi oldu (halini düzeltti). Âişe radıyallâhu anhâ dedi ki: "Bundan sonra o kadın yanıma gelirdi, ben de ihtiyaçlarını Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e iletirdim."

4904. Hadis

أَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ عِيسَى بْنِ يَزِيدَ، قَالَ حَدَّثَنِي جَرِيرُ بْنُ يَزِيدَ، أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا زُرْعَةَ بْنَ عَمْرِو بْنِ جَرِيرٍ، يُحَدِّثُ أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ حَدٌّ يُعْمَلُ فِي الأَرْضِ خَيْرٌ لأَهْلِ الأَرْضِ مِنْ أَنْ يُمْطَرُوا ثَلاَثِينَ صَبَاحًا ‏"‏ ‏.‏

Bize Süveyd b. Nasr haber verdi. Dedi ki: Bize Abdullah, Îsâ b. Yezîd'den naklederek haber verdi. (Îsâ) dedi ki: Bana Cerîr b. Yezîd anlattı. O Ebû Zür'a b. Amr b. Cerîr'den işitmiş, o da Ebû Hureyre'den işitmiş ki, o şöyle diyordu: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: "Yeryüzünde uygulanan bir had (cezası), yeryüzü halkı için otuz sabah yağmur yağmasından daha hayırlıdır."

4905. Hadis

أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ زُرَارَةَ، قَالَ أَنْبَأَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ عُبَيْدٍ، عَنْ جَرِيرِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ أَبِي زُرْعَةَ، قَالَ قَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ إِقَامَةُ حَدٍّ بِأَرْضٍ خَيْرٌ لأَهْلِهَا مِنْ مَطَرِ أَرْبَعِينَ لَيْلَةً ‏.‏

Bize Amr b. Zürâre haber verdi. Dedi ki: Bize İsmâil haber verdi. Dedi ki: Bize Yûnus b. Ubeyd, Cerîr b. Yezîd'den, o Ebû Zür'a'dan naklederek anlattı. Dedi ki: Ebû Hureyre şöyle dedi: "Yeryüzünde bir had (cezasının) uygulanması, oranın halkı için kırk gece yağmur yağmasından daha hayırlıdır."

4906. Hadis

أَخْبَرَنَا عَبْدُ الْحَمِيدِ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مَخْلَدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا حَنْظَلَةُ، قَالَ سَمِعْتُ نَافِعًا، قَالَ سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ، يَقُولُ قَطَعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي مِجَنٍّ قِيمَتُهُ خَمْسَةُ دَرَاهِمَ ‏.‏ كَذَا قَالَ ‏.‏

Bize Abdülhamîd b. Muhammed haber verdi. Dedi ki: Bize Mahled anlattı. Dedi ki: Bize Hanzale anlattı. Dedi ki: Nâfi'den işittim. Dedi ki: Abdullah b. Ömer'in şöyle dediğini işittim: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, kıymeti beş dirhem olan bir kalkan(ın çalınması) sebebiyle (hırsızın elini) kesti. (Ravi) "Böyle dedi" demiştir.

4907. Hadis

أَخْبَرَنَا يُونُسُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، قَالَ حَدَّثَنَا حَنْظَلَةُ، أَنَّ نَافِعًا، حَدَّثَهُمْ أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ قَالَ قَطَعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي مِجَنٍّ ثَمَنُهُ ثَلاَثَةُ دَرَاهِمَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ هَذَا الصَّوَابُ ‏.‏

Bize Yûnus b. Abdila'lâ haber verdi. Dedi ki: Bize İbn Vehb anlattı. Dedi ki: Bize Hanzale anlattı. Nâfi' onlara anlatmış ki, Abdullah b. Ömer şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, değeri üç dirhem olan bir kalkan(ın çalınması) sebebiyle (hırsızın elini) kesti. Ebû Abdirrahmân (en-Nesâî) dedi ki: Doğru olan (rivayet) budur.

4908. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَطَعَ فِي مِجَنٍّ ثَمَنُهُ ثَلاَثَةُ دَرَاهِمَ ‏.‏

Bize Kuteybe, Mâlik'ten, o Nâfi'den, o da İbn Ömer'den naklederek haber verdi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, değeri üç dirhem olan bir kalkan sebebiyle (hırsızın elini) kesti.

4909. Hadis

أَخْبَرَنَا يُوسُفُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا حَجَّاجٌ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، قَالَ حَدَّثَنِي إِسْمَاعِيلُ بْنُ أُمَيَّةَ، أَنَّ نَافِعًا، حَدَّثَهُ أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ حَدَّثَهُ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَطَعَ يَدَ سَارِقٍ سَرَقَ تُرْسًا مِنْ صُفَّةِ النِّسَاءِ ثَمَنُهُ ثَلاَثَةُ دَرَاهِمَ ‏.‏

Bize Yûsuf b. Saîd haber verdi. Dedi ki: Bize Haccâc, İbn Cüreyc'den naklederek anlattı. (İbn Cüreyc) dedi ki: Bana İsmâil b. Ümeyye anlattı. Nâfi' ona anlatmış, Abdullah b. Ömer de ona anlatmış ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, kadınlar suffasından, değeri üç dirhem olan bir kalkan (türs) çalan hırsızın elini kesti.

4910. Hadis

أَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ أَيُّوبَ، وَإِسْمَاعِيلَ بْنِ أُمَيَّةَ، وَعُبَيْدِ اللَّهِ، وَمُوسَى بْنِ عُقْبَةَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَطَعَ فِي مِجَنٍّ قِيمَتُهُ ثَلاَثَةُ دَرَاهِمَ ‏.‏

Bana Muhammed b. İsmâil b. İbrâhim haber verdi. Dedi ki: Bize Ebû Nuaym, Süfyân'dan, o Eyyûb, İsmâil b. Ümeyye, Ubeydullah ve Mûsâ b. Ukbe'den, onlar Nâfi'den, o da İbn Ömer'den naklederek anlattı ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, kıymeti üç dirhem olan bir kalkan sebebiyle (hırsızın elini) kesti.

4911. Hadis

أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الصَّبَّاحِ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو عَلِيٍّ الْحَنَفِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا هِشَامٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَطَعَ فِي مِجَنٍّ ‏.‏ قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ هَذَا خَطَأٌ ‏.‏

Bize Abdullah b. Sabbâh haber verdi. Dedi ki: Bize Ebû Ali el-Hanefî anlattı. Dedi ki: Bize Hişâm, Katâde'den, o da Enes b. Mâlik'ten naklederek anlattı ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, bir kalkan sebebiyle (hırsızın elini) kesti. Ebû Abdirrahmân (en-Nesâî) dedi ki: Bu (rivayet) hatalıdır.

4912. Hadis

أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْوَلِيدِ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ قَطَعَ أَبُو بَكْرٍ رضى الله عنه فِي مِجَنٍّ قِيمَتُهُ خَمْسَةُ دَرَاهِمَ ‏.‏ هَذَا الصَّوَابُ ‏.‏

Bize Ahmed b. Nasr haber verdi. Dedi ki: Bize Abdullah b. Velîd anlattı. Dedi ki: Bize Süfyân, Şu'be'den, o Katâde'den, o da Enes'ten naklederek anlattı. Dedi ki: Ebû Bekir radıyallâhu anh, kıymeti beş dirhem olan bir kalkan sebebiyle (hırsızın elini) kesti. (Müellif dedi ki): Doğru olan (rivayet) budur.

4913. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، عَنْ أَبِي دَاوُدَ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، قَالَ سَمِعْتُ أَنَسًا، يَقُولُ سَرَقَ رَجُلٌ مِجَنًّا عَلَى عَهْدِ أَبِي بَكْرٍ فَقُوِّمَ خَمْسَةَ دَرَاهِمَ فَقُطِعَ ‏.‏

Bize Muhammed b. El-Müsennâ, Ebû Dâvûd'dan haber verdi. Dedi ki: Bize Şu'be, Katâde'den anlattı. Dedi ki: Enes'i şöyle derken işittim: Ebû Bekir zamanında bir adam bir kalkan çaldı. Kalkana beş dirhem değer biçildi ve adamın eli kesildi.

4914. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا جَعْفَرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ حَفْصِ بْنِ حَسَّانَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، رَضِيَ اللَّهُ عَنْهَا قَطَعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي رُبُعِ دِينَارٍ ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi. Dedi ki: Bize Cafer b. Süleyman, Hafs b. Hassân'dan, o Zührî'den, o Urve'den, o da Âişe radıyallâhu anhâ'dan naklederek anlattı ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, çeyrek dinar(lık hırsızlık) sebebiyle el kesti.

4915. Hadis

أَنْبَأَنَا هَارُونُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنِي خَالِدُ بْنُ نِزَارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا الْقَاسِمُ بْنُ مَبْرُورٍ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَخْبَرَنِي عُرْوَةُ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ تُقْطَعُ الْيَدُ إِلاَّ فِي ثَمَنِ الْمِجَنِّ ثُلُثِ دِينَارٍ أَوْ نِصْفِ دِينَارٍ فَصَاعِدًا ‏"‏ ‏.‏

Bize Harûn b. Saîd haber verdi. Dedi ki: Bana Hâlid b. Nizâr anlattı. Dedi ki: Bize Kâsım b. Mebrûr, Yûnus'tan, o İbn Şihâb'dan naklederek anlattı. (İbn Şihâb) dedi ki: Bana Urve, Âişe'den haber verdi ki Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Bir kalkanın bedeli olan; dinarın üçte biri veya dinarın yarısı ve daha fazlası olmadıkça el kesilmez."

4916. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا حِبَّانُ بْنُ مُوسَى، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ قَالَتْ عَمْرَةُ عَنْ عَائِشَةَ، رضى الله عنها عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ تُقْطَعُ يَدُ السَّارِقِ فِي رُبُعِ دِينَارٍ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Hâtim haber verdi. Dedi ki: Bize Hibbân b. Mûsâ haber verdi. Dedi ki: Bize Abdullah, Yûnus'tan, o Zührî'den naklederek anlattı. (Zührî) dedi ki: Amre, Âişe radıyallâhu anhâ'dan, o da Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den şöyle nakletti: "Hırsızın eli çeyrek dinar(lık hırsızlık) sebebiyle kesilir."

4917. Hadis

قَالَ الْحَارِثُ بْنُ مِسْكِينٍ قِرَاءَةً عَلَيْهِ وَأَنَا أَسْمَعُ، عَنِ ابْنِ وَهْبٍ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ، وَعَمْرَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ تُقْطَعُ يَدُ السَّارِقِ فِي رُبُعِ دِينَارٍ فَصَاعِدًا ‏"‏ ‏.‏

Hâris b. Miskîn, kendisine okunurken ve ben de dinliyorken, İbn Vehb'den, o Yûnus'tan, o İbn Şihâb'dan, o Urve ve Amre'den, onlar da Âişe'den naklederek dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Hırsızın eli, çeyrek dinar ve üzerindeki (hırsızlıkları) sebebiyle kesilir."

4918. Hadis

أَخْبَرَنَا الْحَسَنُ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ، عَنْ سَعِيدٍ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عَمْرَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ تُقْطَعُ يَدُ السَّارِقِ فِي رُبُعِ دِينَارٍ فَصَاعِدًا ‏"‏ ‏.‏

Bize Hasan b. Muhammed haber verdi. Dedi ki: Bize Abdülvehhâb, Saîd'den, o Ma'mer'den, o Zührî'den, o Amre'den, o da Âişe'den naklederek anlattı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Hırsızın eli, çeyrek dinar ve üzerindeki (hırsızlıkları) sebebiyle kesilir."

4919. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عَمْرَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ تُقْطَعُ يَدُ السَّارِقِ فِي رُبُعِ دِينَارٍ فَصَاعِدًا ‏"‏ ‏.‏

Bize İshâk b. İbrâhim haber verdi. Dedi ki: Bize Abdürrezzâk, Ma'mer'den, o Zührî'den, o Amre'den, o da Âişe'den, o da Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklederek haber verdi ki: (Peygamber) şöyle buyurdu: "Hırsızın eli, çeyrek dinar ve üzerindeki (hırsızlıkları) sebebiyle kesilir."

4920. Hadis

أَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عَمْرَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ تُقْطَعُ الْيَدُ فِي رُبُعِ دِينَارٍ فَصَاعِدًا ‏.‏

Bize Süveyd b. Nasr haber verdi. Dedi ki: Bize Abdullah, Ma'mer'den, o İbn Şihâb'dan, o Amre'den, o da Âişe'den naklederek haber verdi. (Âişe) şöyle dedi: "Çeyrek dinar ve üzerindeki (hırsızlıklar) sebebiyle el kesilir."

4921. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، وَقُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عَمْرَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم - قَالَ قُتَيْبَةُ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم - يَقْطَعُ فِي رُبُعِ دِينَارٍ فَصَاعِدًا ‏.‏

Bize İshâk b. İbrâhim ve Kuteybe b. Saîd, Süfyân'dan, o Zührî'den, o Amre'den, o da Âişe'den naklederek haber verdiler. (Âişe) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem -Kuteybe rivayetinde "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem" dedi- çeyrek dinar ve üzerindeki (hırsızlıklar) sebebiyle el keserdi.

4922. Hadis

أَخْبَرَنَا الْحَسَنُ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ، عَنْ سَعِيدٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ عَمْرَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ تُقْطَعُ يَدُ السَّارِقِ فِي رُبُعِ دِينَارٍ فَصَاعِدًا ‏"‏ ‏.‏

Bize Hasan b. Muhammed haber verdi. Dedi ki: Bize Abdülvehhâb, Saîd'den, o Yahyâ b. Saîd'den, o Amre'den, o da Âişe'den naklederek anlattı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Hırsızın eli, çeyrek dinar ve üzerindeki (hırsızlıkları) sebebiyle kesilir."

4923. Hadis

أَخْبَرَنِي يَزِيدُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ فُضَيْلٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا مُسْلِمُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبَانُ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ عَمْرَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ تُقْطَعُ يَدُ السَّارِقِ فِي رُبُعِ دِينَارٍ فَصَاعِدًا ‏"‏ ‏.‏

Bana Yezîd b. Muhammed b. Fudayl haber verdi. Dedi ki: Bize Müslim b. İbrâhim haber verdi. Dedi ki: Bize Ebân anlattı. Dedi ki: Bize Yahyâ b. Saîd, Amre'den, o da Âişe'den naklederek anlattı ki, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Hırsızın eli, çeyrek dinar ve üzerindeki (hırsızlıkları) sebebiyle kesilir."

4924. Hadis

أَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ عَمْرَةَ، أَنَّهَا سَمِعَتْ عَائِشَةَ، تَقُولُ يُقْطَعُ فِي رُبُعِ دِينَارٍ فَصَاعِدًا ‏.‏ قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ هَذَا الصَّوَابُ مِنْ حَدِيثِ يَحْيَى ‏.‏

Bize Süveyd b. Nasr haber verdi. Dedi ki: Bize Abdullah, Yahyâ b. Saîd'den, o Amre'den naklederek haber verdi ki, o Âişe'yi şöyle derken işitmiş: "Çeyrek dinar ve üzerindeki (hırsızlıklar) sebebiyle (el) kesilir." Ebû Abdirrahmân (en-Nesâî) dedi ki: Yahyâ'nın hadisinden doğru olan budur (Mevkuf olmasıdır).

4925. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ إِدْرِيسَ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ عَمْرَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتِ الْقَطْعُ فِي رُبُعِ دِينَارٍ فَصَاعِدًا ‏.‏

Bize Muhammed b. El-Alâ haber verdi. Dedi ki: Bize İbn İdrîs, Yahyâ b. Saîd'den, o Amre'den, o da Âişe'den naklederek anlattı. (Âişe) şöyle dedi: "Çeyrek dinar ve üzerindeki (hırsızlıklar) sebebiyle (el) kesme cezası vardır."

4926. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، وَعَبْدِ، رَبِّهِ وَرُزَيْقٍ صَاحِبِ أَيْلَةَ أَنَّهُمْ سَمِعُوا عَمْرَةَ عَنْ عَائِشَةَ قَالَتِ الْقَطْعُ فِي رُبُعِ دِينَارٍ فَصَاعِدًا ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi. Dedi ki: Bize Süfyân, Yahyâ b. Saîd'den, Abdurrabbihi'den ve Eyle'li Ruzeyk'ten anlattı. Onlar Amre'den işitmişler ki, o Âişe'den şöyle nakletmiş: "Çeyrek dinar ve üzerindeki (hırsızlıklar) sebebiyle (el) kesme cezası vardır."

4927. Hadis

قَالَ الْحَارِثُ بْنُ مِسْكِينٍ قِرَاءَةً عَلَيْهِ وَأَنَا أَسْمَعُ، عَنِ ابْنِ الْقَاسِمِ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ عَمْرَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ مَا طَالَ عَلَىَّ وَلاَ نَسِيتُ الْقَطْعُ فِي رُبُعِ دِينَارٍ فَصَاعِدًا ‏.‏

Hâris b. Miskîn, kendisine okunurken ve ben de dinliyorken, İbnü'l-Kâsım'dan aktararak dedi ki: Bana Mâlik, Yahyâ b. Saîd'den, o Amre'den, o da Âişe'den naklederek haber verdi. (Âişe) dedi ki: "(Olayın üzerinden) çok zaman geçmedi, ben de unutmadım: (El) kesme cezası çeyrek dinar ve üzerindeki (hırsızlıklar) içindir."

4928. Hadis

أَخْبَرَنَا أَبُو صَالِحٍ، مُحَمَّدُ بْنُ زُنْبُورٍ قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ مُحَمَّدٍ، عَنْ عَمْرَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّهَا سَمِعَتْ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ لاَ يُقْطَعُ السَّارِقُ إِلاَّ فِي رُبُعِ دِينَارٍ فَصَاعِدًا ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Sâlih Muhammed b. Zünbûr haber verdi. Dedi ki: Bize İbn Ebî Hâzim, Yezîd b. Abdillah'tan, o Ebû Bekr b. Muhammed'den, o Amre'den, o da Âişe'den naklederek anlattı ki: O, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işitmiş: "Hırsız(ın eli), ancak çeyrek dinar ve üzerindeki (hırsızlıkları) sebebiyle kesilir."

4929. Hadis

أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ السَّرْحِ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ سَلْمَانَ، ‏{‏ عَنِ ابْنِ الْهَادِ، ‏}‏ عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ حَزْمٍ، عَنْ عَمْرَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِثْلَ الأَوَّلِ ‏.‏

Bize Ahmed b. Amr b. Es-Serh haber verdi. Dedi ki: Bize İbn Vehb anlattı. Dedi ki: Bana Abdurrahman b. Selmân, İbnü'l-Hâd'dan, o Ebû Bekr b. Muhammed b. Hazm'dan, o Amre'den, o da Âişe'den, o da Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklederek birinci hadisin benzerini haber verdi.

4930. Hadis

قَالَ الْحَارِثُ بْنُ مِسْكِينٍ قِرَاءَةً عَلَيْهِ وَأَنَا أَسْمَعُ، عَنِ ابْنِ الْقَاسِمِ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ أَبِي بَكْرٍ، عَنْ عَمْرَةَ، قَالَتْ قَالَتْ عَائِشَةُ الْقَطْعُ فِي رُبُعِ دِينَارٍ فَصَاعِدًا ‏.‏

Hâris b. Miskîn, kendisine okunurken ve ben de dinliyorken, İbnü'l-Kâsım'dan aktararak dedi ki: Bana Mâlik, Abdullah b. Muhammed b. Ebî Bekr'den, o da Amre'den naklederek anlattı. (Amre) dedi ki: Âişe şöyle dedi: "(El) kesme cezası çeyrek dinar ve üzerindeki (hırsızlıklar) içindir."

4931. Hadis

أَخْبَرَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ يَعْقُوبَ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي الرِّجَالِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَمْرَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ يُقْطَعُ يَدُ السَّارِقِ فِي ثَمَنِ الْمِجَنِّ وَثَمَنُ الْمِجَنِّ رُبُعُ دِينَارٍ ‏"‏ ‏.‏

Bana İbrâhim b. Ya'kûb haber verdi. Dedi ki: Bize Abdullah b. Yûsuf anlattı. Dedi ki: Bize Abdurrahman b. Muhammed b. Abdirrahmân b. Ebî'r-Ricâl, babasından, o Amre'den, o da Âişe'den naklederek anlattı. (Âişe) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Hırsızın eli, bir kalkan bedeli(ni çalması) sebebiyle kesilir. Kalkanın bedeli ise çeyrek dinardır."

4932. Hadis

أَخْبَرَنِي يَحْيَى بْنُ دُرُسْتَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو إِسْمَاعِيلَ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَبِي كَثِيرٍ، أَنَّ مُحَمَّدَ بْنَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، حَدَّثَهُ عَنْ عَمْرَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقْطَعُ الْيَدَ فِي رُبُعِ دِينَارٍ فَصَاعِدًا ‏.‏

Bana Yahyâ b. Dürüst haber verdi. Dedi ki: Bize Ebû İsmâil anlattı. Dedi ki: Bize Yahyâ b. Ebî Kesîr anlattı ki, Muhammed b. Abdirrahmân ona Amre'den, o da Âişe'den naklederek anlatmış. (Âişe) dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, çeyrek dinar ve üzerindeki (hırsızlıklar) sebebiyle el keserdi."

4933. Hadis

أَخْبَرَنَا حُمَيْدُ بْنُ مَسْعَدَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، قَالَ حَدَّثَنَا حُسَيْنٌ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، ثُمَّ ذَكَرَ كَلِمَةً مَعْنَاهَا عَنْ عَمْرَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لاَ تُقْطَعُ الْيَدُ إِلاَّ فِي رُبُعِ دِينَارٍ ‏"‏ ‏.‏

Bize Humeyd b. Mes'ade haber verdi. Dedi ki: Bize Abdülvâris anlattı. Dedi ki: Bize Hüseyin, Yahyâ b. Ebî Kesîr'den, o Muhammed b. Abdirrahmân'dan -sonra Amre'den manasında bir kelime zikretti-, o Âişe'den naklederek anlattı. (Âişe) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Çeyrek dinar (değerinde) olmadıkça el kesilmez."

4934. Hadis

أَخْبَرَنَا أَبُو بَكْرٍ، مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ الطَّبَرَانِيُّ قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ بَحْرٍ أَبُو عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا مُبَارَكُ بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، قَالَ حَدَّثَنِي عِكْرِمَةُ، أَنَّ امْرَأَةً، أَخْبَرَتْهُ أَنَّ عَائِشَةَ أُمَّ الْمُؤْمِنِينَ أَخْبَرَتْهَا أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ تُقْطَعُ الْيَدُ فِي الْمِجَنِّ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekr Muhammed b. İsmâil et-Taberânî haber verdi. Dedi ki: Bize Abdurrahman b. Bahr Ebû Ali anlattı. Dedi ki: Bize Mübârek b. Saîd, Yahyâ b. Ebî Kesîr'den naklederek anlattı. Dedi ki: Bana İkrime anlattı ki, bir kadın ona haber vermiş, Müminlerin annesi Âişe de ona haber vermiş ki, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuş: "(Hırsızın) eli, bir kalkan (bedeli çalması) sebebiyle kesilir."

4935. Hadis

حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ سَعْدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ بْنِ سَعْدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَمِّي، قَالَ حَدَّثَنَا أَبِي، عَنِ ابْنِ إِسْحَاقَ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، أَنَّ بُكَيْرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الأَشَجِّ، حَدَّثَهُ أَنَّ سُلَيْمَانَ بْنَ يَسَارٍ حَدَّثَهُ أَنَّ عَمْرَةَ ابْنَةَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ حَدَّثَتْهُ أَنَّهَا، سَمِعَتْ عَائِشَةَ، تَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لاَ تُقْطَعُ يَدُ السَّارِقِ فِيمَا دُونَ الْمِجَنِّ ‏"‏ ‏.‏ قِيلَ لِعَائِشَةَ مَا ثَمَنُ الْمِجَنِّ قَالَتْ رُبُعُ دِينَارٍ ‏.‏

Bize Ubeydullah b. Sa'd b. İbrâhim b. Sa'd anlattı. Dedi ki: Bize amcam anlattı. Dedi ki: Bize babam, İbn İshâk'tan, o Yezîd b. Ebî Habîb'den naklederek anlattı ki; Bükeyr b. Abdillah b. El-Eşecc'in ona anlattığına göre Süleyman b. Yesâr ona anlatmış, Amre bint Abdirrahmân da ona anlatmış ki, o Âişe'yi şöyle derken işitmiş: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: "Hırsızın eli, kalkan(ın değerin)den daha az bir şey için kesilmez." Âişe'ye: "Kalkanın değeri nedir?" diye soruldu. O da: "Çeyrek dinardır" dedi.

4936. Hadis

أَخْبَرَنِي أَحْمَدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ السَّرْحِ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي مَخْرَمَةُ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ عَمْرَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّهَا سَمِعَتْ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ لاَ تُقْطَعُ يَدُ السَّارِقِ إِلاَّ فِي رُبُعِ دِينَارٍ فَصَاعِدًا ‏"‏ ‏.‏

Bana Ahmed b. Amr b. Es-Serh haber verdi. Dedi ki: Bize İbn Vehb anlattı. Dedi ki: Bana Mahreme, babasından, o Süleyman b. Yesâr'dan, o Amre'den, o da Âişe'den naklederek haber verdi ki: O, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işitmiş: "Hırsızın eli, ancak çeyrek dinar ve üzerindeki (hırsızlıkları) sebebiyle kesilir."

4937. Hadis

أَخْبَرَنِي هَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنَا قُدَامَةُ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا مَخْرَمَةُ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ سَمِعْتُ عُثْمَانَ بْنَ أَبِي الْوَلِيدِ، مَوْلَى الأَخْنَسِيِّينَ يَقُولُ سَمِعْتُ عُرْوَةَ بْنَ الزُّبَيْرِ، يَقُولُ كَانَتْ عَائِشَةُ تُحَدِّثُ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ لاَ تُقْطَعُ الْيَدُ إِلاَّ فِي الْمِجَنِّ أَوْ ثَمَنِهِ ‏"‏ ‏.‏

Bana Harûn b. Abdillah haber verdi. Dedi ki: Bize Kudâme b. Muhammed anlattı. Dedi ki: Bize Mahreme, babasından haber verdi. (Babası) dedi ki: Ahnesîlerin mevlası Osman b. Ebi'l-Velîd'i şöyle derken işittim: Urve b. Zübeyr'i şöyle derken işittim: Âişe, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den şöyle buyurduğunu naklediyordu: "El, ancak kalkan veya onun değeri (kadarlık bir hırsızlık) sebebiyle kesilir."

4938. Hadis

أَخْبَرَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ إِسْحَاقَ، قَالَ حَدَّثَنِي قُدَامَةُ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي مَخْرَمَةُ بْنُ بُكَيْرٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ سَمِعْتُ عُثْمَانَ بْنَ أَبِي الْوَلِيدِ، يَقُولُ سَمِعْتُ عُرْوَةَ بْنَ الزُّبَيْرِ، يَقُولُ كَانَتْ عَائِشَةُ تُحَدِّثُ عَنْ نَبِيِّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ ‏"‏ لاَ تُقْطَعُ الْيَدُ إِلاَّ فِي الْمِجَنِّ أَوْ ثَمَنِهِ ‏"‏ ‏.‏ وَزَعَمَ أَنَّ عُرْوَةَ قَالَ الْمِجَنُّ أَرْبَعَةُ دَرَاهِمَ ‏.‏. قَالَ وَسَمِعْتُ سُلَيْمَانَ بْنَ يَسَارٍ، يَزْعُمُ أَنَّهُ سَمِعَ عَمْرَةَ، تَقُولُ سَمِعْتُ عَائِشَةَ، تُحَدِّثُ أَنَّهَا سَمِعَتْ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏"‏ لاَ تُقْطَعُ الْيَدُ إِلاَّ فِي رُبُعِ دِينَارٍ فَمَا فَوْقَهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. İshâk haber verdi. Dedi ki: Bana Kudâme b. Muhammed anlattı. Dedi ki: Bana Mahreme b. Bükeyr, babasından haber verdi. (Babası) dedi ki: Osman b. Ebi'l-Velîd'i şöyle derken işittim: Urve b. Zübeyr'i şöyle derken işittim: Âişe, Allah'ın Nebisi sallallâhu aleyhi ve sellem'den şöyle buyurduğunu naklediyordu: "El, ancak kalkan veya onun değeri (kadarlık bir hırsızlık) sebebiyle kesilir." (Ravi) iddia etti ki Urve şöyle dedi: "Kalkan (o gün için) dört dirhemdir." (Ravi devamla) dedi ki: Süleyman b. Yesâr'ı da şöyle iddia ederken işittim: O Amre'yi şöyle derken işitmiş: Ben Âişe'yi, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den şöyle buyururken işittiğini naklederken duydum: "El, ancak çeyrek dinar ve üzerindeki (hırsızlıklar) sebebiyle kesilir."

4939. Hadis

أَخْبَرَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ إِسْحَاقَ، قَالَ حَدَّثَنِي قُدَامَةُ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي مَخْرَمَةُ بْنُ بُكَيْرٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ سَمِعْتُ عُثْمَانَ بْنَ أَبِي الْوَلِيدِ، يَقُولُ سَمِعْتُ عُرْوَةَ بْنَ الزُّبَيْرِ، يَقُولُ كَانَتْ عَائِشَةُ تُحَدِّثُ عَنْ نَبِيِّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ ‏"‏ لاَ تُقْطَعُ الْيَدُ إِلاَّ فِي الْمِجَنِّ أَوْ ثَمَنِهِ ‏"‏ ‏.‏ وَزَعَمَ أَنَّ عُرْوَةَ قَالَ الْمِجَنُّ أَرْبَعَةُ دَرَاهِمَ ‏.‏. قَالَ وَسَمِعْتُ سُلَيْمَانَ بْنَ يَسَارٍ، يَزْعُمُ أَنَّهُ سَمِعَ عَمْرَةَ، تَقُولُ سَمِعْتُ عَائِشَةَ، تُحَدِّثُ أَنَّهَا سَمِعَتْ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏"‏ لاَ تُقْطَعُ الْيَدُ إِلاَّ فِي رُبُعِ دِينَارٍ فَمَا فَوْقَهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. İshâk haber verdi. Dedi ki: Bana Kudâme b. Muhammed anlattı. Dedi ki: Bana Mahreme b. Bükeyr, babasından haber verdi. (Babası) dedi ki: Osman b. Ebi'l-Velîd'i şöyle derken işittim: Urve b. Zübeyr'i şöyle derken işittim: Âişe, Allah'ın Nebisi sallallâhu aleyhi ve sellem'den şöyle buyurduğunu naklediyordu: "El, ancak kalkan veya onun değeri (kadarlık bir hırsızlık) sebebiyle kesilir." (Ravi) iddia etti ki Urve şöyle dedi: "Kalkan (o gün için) dört dirhemdir." (Ravi devamla) dedi ki: Süleyman b. Yesâr'ı da şöyle iddia ederken işittim: O Amre'yi şöyle derken işitmiş: Ben Âişe'yi, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den şöyle buyururken işittiğini naklederken duydum: "El, ancak çeyrek dinar ve üzerindeki (hırsızlıklar) sebebiyle kesilir."

4940. Hadis

أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ الدَّانَاجِ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ يَسَارٍ، قَالَ لاَ تُقْطَعُ الْخَمْسُ إِلاَّ فِي الْخَمْسِ ‏.‏ قَالَ هَمَّامٌ فَلَقِيتُ عَبْدَ اللَّهِ الدَّانَاجَ فَحَدَّثَنِي عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ يَسَارٍ قَالَ لاَ تُقْطَعُ الْخَمْسُ إِلاَّ فِي الْخَمْسِ ‏.‏

Bize Amr b. Ali haber verdi. Dedi ki: Bize Abdurrahman b. Mehdî anlattı. Dedi ki: Bize Hemmâm, Katâde'den, o Abdullah ed-Dânâc'dan, o da Süleyman b. Yesâr'dan naklederek anlattı. (Süleyman) dedi ki: "Beş (parmaklı el), ancak beş (dirhem) için kesilir." Hemmâm dedi ki: Abdullah ed-Dânâc ile karşılaştım, o bana Süleyman b. Yesâr'dan naklederek: "Beş (parmaklı el), ancak beş (dirhem) için kesilir" diye anlattı.

4941. Hadis

أَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ لَمْ تُقْطَعْ يَدُ سَارِقٍ فِي أَدْنَى مِنْ حَجَفَةٍ أَوْ تُرْسٍ وَكُلُّ وَاحِدٍ مِنْهُمَا ذُو ثَمَنٍ ‏.‏

Bize Süveyd b. Nasr haber verdi. Dedi ki: Bize Abdullah, Hişâm b. Urve'den, o babasından, o da Âişe'den naklederek anlattı. (Âişe) dedi ki: "Bir hacafe (küçük kalkan) veya turs (kalkan)'dan daha değersiz bir şey için hırsızın eli kesilmedi. Bunların her birinin (belli) bir değeri vardır."

4942. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ عِيسَى، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَطَعَ فِي قِيمَةِ خَمْسَةِ دَرَاهِمَ ‏.‏

Bize Muhammed b. El-Müsennâ haber verdi. Dedi ki: Bize Abdurrahman, Süfyân'dan, o Îsâ'dan, o Şa'bî'den, o da Abdullah (b. Mes'ûd)'dan naklederek anlattı ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, beş dirhem değerindeki (bir malın çalınması) sebebiyle (el) kesti.

4943. Hadis

وَأَخْبَرَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، قَالَ حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ أَيْمَنَ، قَالَ لَمْ يَقْطَعِ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم السَّارِقَ إِلاَّ فِي ثَمَنِ الْمِجَنِّ وَثَمَنُ الْمِجَنِّ يَوْمَئِذٍ دِينَارٌ ‏.‏

Bize Mahmûd b. Ğaylân haber verdi. Dedi ki: Bize Muâviye anlattı. Dedi ki: Bize Süfyân, Mansûr'dan, o Mücâhid'den, o Atâ'dan, o da Eymen'den naklederek anlattı. (Eymen) dedi ki: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, kalkanın değeri dışında (daha az bir şey için) hırsızın elini kesmezdi. Kalkanın değeri de o gün bir dinardı."

4944. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ أَيْمَنَ، قَالَ لَمْ تَكُنْ تُقْطَعُ الْيَدُ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلاَّ فِي ثَمَنِ الْمِجَنِّ وَقِيمَتُهُ يَوْمَئِذٍ دِينَارٌ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr haber verdi. Dedi ki: Bize Abdurrahman anlattı. Dedi ki: Bize Süfyân, Mansûr'dan, o Mücâhid'den, o da Eymen'den naklederek anlattı. (Eymen) dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında el, kalkanın değeri dışında (daha az bir şey için) kesilmezdi. Onun o günkü değeri ise bir dinardı."

4945. Hadis

أَخْبَرَنَا أَبُو الأَزْهَرِ النَّيْسَابُورِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنِ الْحَكَمِ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ أَيْمَنَ، قَالَ لَمْ تُقْطَعِ الْيَدُ فِي زَمَنِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلاَّ فِي ثَمَنِ الْمِجَنِّ وَقِيمَةُ الْمِجَنِّ يَوْمَئِذٍ دِينَارٌ ‏.‏

Bize Ebû'l-Ezher en-Neysâbûrî haber verdi. Dedi ki: Bize Muhammed b. Yûsuf anlattı. Dedi ki: Bize Süfyân, Mansûr'dan, o Hakem'den, o Mücâhid'den, o da Eymen'den naklederek anlattı. (Eymen) dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında el, kalkanın değeri dışında (daha az bir şey için) kesilmezdi. Kalkanın o günkü değeri ise bir dinardı."

4946. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ دَاوُدَ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ صَالِحٍ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنِ الْحَكَمِ، عَنْ مُجَاهِدٍ، وَعَطَاءٍ، عَنْ أَيْمَنَ، قَالَ لَمْ تُقْطَعِ الْيَدُ فِي عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلاَّ فِي ثَمَنِ الْمِجَنِّ وَثَمَنُهُ يَوْمَئِذٍ دِينَارٌ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr anlattı. Dedi ki: Bize Abdullah b. Dâvûd, Ali b. Sâlih'ten, o Mansûr'dan, o Hakem'den, o Mücâhid ve Atâ'dan, onlar da Eymen'den naklederek anlattılar. (Eymen) dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında el, kalkanın değeri dışında (daha az bir şey için) kesilmezdi. Onun o günkü değeri ise bir dinardı."

4947. Hadis

أَخْبَرَنَا هَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنَا الأَسْوَدُ بْنُ عَامِرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا الْحَسَنُ بْنُ حَىٍّ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنِ الْحَكَمِ، عَنْ عَطَاءٍ، وَمُجَاهِدٍ، عَنْ أَيْمَنَ، قَالَ يُقْطَعُ السَّارِقُ فِي ثَمَنِ الْمِجَنِّ وَكَانَ ثَمَنُ الْمِجَنِّ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم دِينَارًا أَوْ عَشْرَةَ دَرَاهِمَ ‏.‏

Bize Harûn b. Abdillah haber verdi. Dedi ki: Bize Esved b. Âmir anlattı. Dedi ki: Bize Hasan b. Hayy, Mansûr'dan, o Hakem'den, o Atâ ve Mücâhid'den, onlar da Eymen'den naklederek haber verdiler. (Eymen) dedi ki: "Hırsız(ın eli), kalkanın değeri (kadarlık bir mal çalması) sebebiyle kesilir. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında kalkanın değeri bir dinar veya on dirhemdi."

4948. Hadis

أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا شَرِيكٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ عَطَاءٍ، وَمُجَاهِدٍ، عَنْ أَيْمَنَ بْنِ أُمِّ أَيْمَنَ، يَرْفَعُهُ قَالَ ‏ "‏ لاَ تُقْطَعُ الْيَدُ إِلاَّ فِي ثَمَنِ الْمِجَنِّ ‏"‏ ‏.‏ وَثَمَنُهُ يَوْمَئِذٍ دِينَارٌ ‏.‏

Bize Ali b. Hucr haber verdi. Dedi ki: Bize Şerîk, Mansûr'dan, o Atâ ve Mücâhid'den, onlar da Eymen b. Ümmü Eymen'den naklederek haber verdiler. O (hadisi) Peygamber'e ref ederek şöyle dedi: "El, ancak kalkanın değeri (kadarlık bir hırsızlık) sebebiyle kesilir." (Ravi dedi ki): Onun o günkü değeri ise bir dinardı.

4949. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ عَطَاءٍ، وَمُجَاهِدٍ، عَنْ أَيْمَنَ، قَالَ لاَ يُقْطَعُ السَّارِقُ فِي أَقَلَّ مِنْ ثَمَنِ الْمِجَنِّ ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi. Dedi ki: Bize Cerîr, Mansûr'dan, o Atâ ve Mücâhid'den, onlar da Eymen'den naklederek anlattı. (Eymen) dedi ki: "Kalkanın değerinden daha az bir şey için hırsız(ın eli) kesilmez."

4950. Hadis

أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ سَعْدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ بْنِ سَعْدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَمِّي، قَالَ حَدَّثَنَا أَبِي، عَنِ ابْنِ إِسْحَاقَ، قَالَ حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ شُعَيْبٍ، أَنَّ عَطَاءَ بْنَ أَبِي رَبَاحٍ، حَدَّثَهُ أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَبَّاسٍ كَانَ يَقُولُ ثَمَنُهُ يَوْمَئِذٍ عَشْرَةُ دَرَاهِمَ ‏.‏

Bize Ubeydullah b. Sa'd b. İbrâhim b. Sa'd haber verdi. Dedi ki: Bize amcam anlattı. Dedi ki: Bize babam, İbn İshâk'tan naklederek anlattı. (İbn İshâk) dedi ki: Bize Amr b. Şuayb anlattı ki, Atâ b. Ebî Rabâh ona şöyle anlatmış: Abdullah b. Abbâs şöyle derdi: "Onun (kalkanın) o günkü değeri on dirhemdi."

4951. Hadis

أَخْبَرَنَا يَحْيَى بْنُ مُوسَى الْبَلْخِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْحَاقَ، عَنْ أَيُّوبَ بْنِ مُوسَى، عَنْ عَطَاءٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، مِثْلَهُ كَانَ ثَمَنُ الْمِجَنِّ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُقَوَّمُ عَشْرَةَ دَرَاهِمَ ‏.‏

Bize Yahyâ b. Mûsâ el-Belhî haber verdi. Dedi ki: Bize İbn Nümeyr anlattı. Dedi ki: Bize Muhammed b. İshâk, Eyyûb b. Mûsâ'dan, o Atâ'dan, o da İbn Abbâs'tan (önceki hadisin) benzerini naklederek anlattı: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında kalkanın değeri on dirhem olarak takdir edilirdi."

4952. Hadis

أَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ وَهْبٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ، قَالَ حَدَّثَنِي ابْنُ إِسْحَاقَ، عَنْ أَيُّوبَ بْنِ مُوسَى، عَنْ عَطَاءٍ، مُرْسَلٌ ‏.‏

Bana Muhammed b. Vehb haber verdi. Dedi ki: Bize Muhammed b. Seleme anlattı. Dedi ki: Bana İbn İshâk, Eyyûb b. Mûsâ'dan, o da Atâ'dan naklederek anlattı. (Bu rivayet) mürseldir.

4953. Hadis

أَخْبَرَنِي حُمَيْدُ بْنُ مَسْعَدَةَ، عَنْ سُفْيَانَ، - وَهُوَ ابْنُ حَبِيبٍ - عَنِ الْعَرْزَمِيِّ، - وَهُوَ عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ أَبِي سُلَيْمَانَ - عَنْ عَطَاءٍ، قَالَ أَدْنَى مَا يُقْطَعُ فِيهِ ثَمَنُ الْمِجَنِّ ‏.‏ قَالَ وَثَمَنُ الْمِجَنِّ يَوْمَئِذٍ عَشْرَةُ دَرَاهِمَ ‏.‏ قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ وَأَيْمَنُ الَّذِي تَقَدَّمَ ذِكْرُنَا لِحَدِيثِهِ مَا أَحْسَبُ أَنَّ لَهُ صُحْبَةً وَقَدْ رُوِيَ عَنْهُ حَدِيثٌ آخَرُ يَدُلُّ عَلَى مَا قُلْنَاهُ ‏.‏

Bana Humeyd b. Mes'ade haber verdi. Dedi ki: Bize Süfyân -ki o İbn Habîb'dir-, El-Arzemî'den -ki o Abdülmelik b. Ebî Süleyman'dır-, o da Atâ'dan naklederek anlattı. (Atâ) dedi ki: "Uğruna el kesilen en düşük miktar, kalkanın değeridir." Dedi ki: "O gün kalkanın değeri on dirhemdi." Ebû Abdirrahmân (en-Nesâî) dedi ki: Hadisini daha önce zikrettiğimiz Eymen'in sahâbî olduğunu sanmıyorum. Nitekim ondan rivayet edilen başka bir hadis de bu söylediğimize delalet etmektedir.

4954. Hadis

حَدَّثَنَا سَوَّارُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سَوَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ الْحَارِثِ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ، ح وَأَنْبَأَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ سَلاَّمٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا إِسْحَاقُ، - هُوَ الأَزْرَقُ - قَالَ حَدَّثَنَا بِهِ عَبْدُ الْمَلِكِ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ أَيْمَنَ، مَوْلَى ابْنِ الزُّبَيْرِ - وَقَالَ خَالِدٌ فِي حَدِيثِهِ مَوْلَى الزُّبَيْرِ - عَنْ تُبَيْعٍ عَنْ كَعْبٍ قَالَ مَنْ تَوَضَّأَ فَأَحْسَنَ الْوُضُوءَ ثُمَّ صَلَّى - وَقَالَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ فَصَلَّى الْعِشَاءَ الآخِرَةَ - ثُمَّ صَلَّى بَعْدَهَا أَرْبَعَ رَكَعَاتٍ فَأَتَمَّ - وَقَالَ سَوَّارٌ يُتِمُّ - رُكُوعَهُنَّ وَسُجُودَهُنَّ وَيَعْلَمُ مَا يَقْتَرِئُ - وَقَالَ سَوَّارٌ يَقْرَأُ - فِيهِنَّ كُنَّ لَهُ بِمَنْزِلَةِ لَيْلَةِ الْقَدْرِ ‏.‏

Bize Sevvâr b. Abdillah b. Sevvâr anlattı. Dedi ki: Bize Hâlid b. Hâris anlattı. Dedi ki: Bize Abdülmelik anlattı. (Yine) bize Abdurrahman b. Muhammed b. Sellâm haber verdi. Dedi ki: Bize İshâk -ki o Ezrak'tır- haber verdi. Dedi ki: Bunu bize Abdülmelik, Atâ'dan, o İbnü'z-Zübeyr'in -Hâlid hadisinde "Zübeyr'in" dedi- mevlası Eymen'den, o Tübey'den, o da Ka'b'dan naklederek anlattı. (Ka'b) dedi ki: "Kim güzelce abdest alır, sonra namaz kılarsa -Abdurrahman (rivayetinde) "Yatsı namazını kılarsa" dedi-, sonra bunun ardından dört rekat kılar ve rükûlarını ve secdelerini tam yapar -Sevvâr "tamamlarsa" dedi- ve bunlarda ne okuduğunu bilirse -Sevvâr "okursa" dedi-, bu (rekatlar) onun için Kadir Gecesi (sevabına) denk olur."

4955. Hadis

أَخْبَرَنَا عَبْدُ الْحَمِيدِ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مَخْلَدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ أَيْمَنَ، مَوْلَى ابْنِ عُمَرَ عَنْ تُبَيْعٍ، عَنْ كَعْبٍ، قَالَ مَنْ تَوَضَّأَ فَأَحْسَنَ وُضُوءَهُ ثُمَّ شَهِدَ صَلاَةَ الْعَتَمَةِ فِي جَمَاعَةٍ ثُمَّ صَلَّى إِلَيْهَا أَرْبَعًا مِثْلَهَا يَقْرَأُ فِيهَا وَيُتِمُّ رُكُوعَهَا وَسُجُودَهَا كَانَ لَهُ مِنَ الأَجْرِ مِثْلُ لَيْلَةِ الْقَدْرِ ‏.‏

Bize Abdülhamîd b. Muhammed haber verdi. Dedi ki: Bize Mahled anlattı. Dedi ki: Bize İbn Cüreyc, Atâ'dan, o İbn Ömer'in mevlası Eymen'den, o Tübey'den, o da Ka'b'dan naklederek anlattı. (Ka'b) dedi ki: "Kim abdest alır ve abdestini güzelce yapar, sonra cemaatle yatsı (ateme) namazına katılır, ardından buna benzer dört rekat (daha) kılar, bunlarda (Kur'an) okur, rükû ve secdelerini tam yaparsa, onun için Kadir Gecesi kadar ecir (sevap) olur."

4956. Hadis

أَخْبَرَنَا خَلاَّدُ بْنُ أَسْلَمَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ إِدْرِيسَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، قَالَ كَانَ ثَمَنُ الْمِجَنِّ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَشْرَةَ دَرَاهِمَ ‏.‏

Bize Hallâd b. Eslem, Abdullah b. İdrîs'ten, o Muhammed b. İshâk'tan, o Amr b. Şuayb'dan, o babasından, o da dedesinden naklederek haber verdi. (Dedesi) dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında kalkanın değeri on dirhemdi."

4957. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ الأَخْنَسِ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، قَالَ سُئِلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي كَمْ تُقْطَعُ الْيَدُ قَالَ ‏ "‏ لاَ تُقْطَعُ الْيَدُ فِي ثَمَرٍ مُعَلَّقٍ فَإِذَا ضَمَّهُ الْجَرِينُ قُطِعَتْ فِي ثَمَنِ الْمِجَنِّ وَلاَ تُقْطَعُ فِي حَرِيسَةِ الْجَبَلِ فَإِذَا آوَى الْمُرَاحَ قُطِعَتْ فِي ثَمَنِ الْمِجَنِّ ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi. Dedi ki: Bize Ebû Avâne, Ubeydullah b. el-Ahnes'ten, o Amr b. Şuayb'dan, o babasından, o da dedesinden naklederek anlattı. Dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e, ne kadarlık (bir hırsızlık) için el kesileceği soruldu. Şöyle buyurdu: "(Dalında) asılı meyve sebebiyle el kesilmez. Ancak harman yeri (cerîn) onu toplayıp (muhafaza altına) aldığında, kalkanın değeri (kadar çalınırsa) kesilir. Dağda (başıboş otlayan) hayvan sebebiyle de el kesilmez. Ancak ağıl (murâh) onu barındırır (koruma altına alır)sa, kalkanın değeri (kadar çalındığında) kesilir."

4958. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنِ ابْنِ عَجْلاَنَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ سُئِلَ عَنِ الثَّمَرِ الْمُعَلَّقِ فَقَالَ ‏ "‏ مَا أَصَابَ مِنْ ذِي حَاجَةٍ غَيْرِ مُتَّخِذٍ خُبْنَةً فَلاَ شَىْءَ عَلَيْهِ وَمَنْ خَرَجَ بِشَىْءٍ مِنْهُ فَعَلَيْهِ غَرَامَةُ مِثْلَيْهِ وَالْعُقُوبَةُ وَمَنْ سَرَقَ شَيْئًا مِنْهُ بَعْدَ أَنْ يُئْوِيَهُ الْجَرِينُ فَبَلَغَ ثَمَنَ الْمِجَنِّ فَعَلَيْهِ الْقَطْعُ وَمَنْ سَرَقَ دُونَ ذَلِكَ فَعَلَيْهِ غَرَامَةُ مِثْلَيْهِ وَالْعُقُوبَةُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi. Dedi ki: Bize Leys, İbn Aclân'dan, o Amr b. Şuayb'dan, o babasından, o da dedesi Abdullah b. Amr'dan, o da Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklederek anlattı ki: O'na (dalında) asılı duran meyve hakkında soruldu. Şöyle buyurdu: "İhtiyaç sahibi olup da, (eteğine/kucağına) doldurup götürmeksizin (yiyene) bir günah/ceza yoktur. Kim ondan bir şey alıp çıkarsa, üzerine iki katı tazminat ve (ta'zir) cezası gerekir. Harman yeri onu barındırdıktan (muhafaza altına alındıktan) sonra kim ondan bir şey çalar ve (çaldığı) kalkanın değerine ulaşırsa, üzerine (el) kesme cezası gerekir. Kim bundan daha azını çalarsa, üzerine iki katı tazminat ve (ta'zir) cezası gerekir."

4959. Hadis

قَالَ الْحَارِثُ بْنُ مِسْكِينٍ قِرَاءَةً عَلَيْهِ وَأَنَا أَسْمَعُ، عَنِ ابْنِ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَمْرُو بْنُ الْحَارِثِ، وَهِشَامُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، أَنَّ رَجُلاً، مِنْ مُزَيْنَةَ أَتَى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ كَيْفَ تَرَى فِي حَرِيسَةِ الْجَبَلِ فَقَالَ ‏"‏ هِيَ وَمِثْلُهَا وَالنَّكَالُ وَلَيْسَ فِي شَىْءٍ مِنَ الْمَاشِيَةِ قَطْعٌ إِلاَّ فِيمَا آوَاهُ الْمُرَاحُ فَبَلَغَ ثَمَنَ الْمِجَنِّ فَفِيهِ قَطْعُ الْيَدِ وَمَا لَمْ يَبْلُغْ ثَمَنَ الْمِجَنِّ فَفِيهِ غَرَامَةُ مِثْلَيْهِ وَجَلَدَاتُ نَكَالٍ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ كَيْفَ تَرَى فِي الثَّمَرِ الْمُعَلَّقِ قَالَ ‏"‏ هُوَ وَمِثْلُهُ مَعَهُ وَالنَّكَالُ وَلَيْسَ فِي شَىْءٍ مِنَ الثَّمَرِ الْمُعَلَّقِ قَطْعٌ إِلاَّ فِيمَا آوَاهُ الْجَرِينُ فَمَا أُخِذَ مِنَ الْجَرِينِ فَبَلَغَ ثَمَنَ الْمِجَنِّ فَفِيهِ الْقَطْعُ وَمَا لَمْ يَبْلُغْ ثَمَنَ الْمِجَنِّ فَفِيهِ غَرَامَةُ مِثْلَيْهِ وَجَلَدَاتُ نَكَالٍ ‏"‏ ‏.‏

Hâris b. Miskîn, kendisine okunurken ve ben de dinliyorken, İbn Vehb'den aktararak dedi ki: Bana Amr b. Hâris ve Hişâm b. Sa'd, Amr b. Şuayb'dan, o babasından, o da dedesi Abdullah b. Amr'dan haber verdi ki: Müzeyne kabilesinden bir adam Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldi ve: "Ey Allah'ın Resûlü! Dağda otlayan (korumasız) hayvan hakkında ne dersin?" dedi. Peygamber şöyle buyurdu: "Onda, (bedelinin) kendisi ve bir misli daha (tazminat) ve (ayrıca) ceza (nekâl) vardır. Hayvanlardan hiçbir şeyde, ağıl onu barındırmadıkça (el) kesme yoktur. Ağıl onu barındırır ve (değeri) kalkan fiyatına ulaşırsa, işte onda el kesme vardır. Kalkan fiyatına ulaşmazsa, onda iki katı tazminat ve cezalandırıcı dayak (celadât) vardır." Adam: "Ey Allah'ın Resûlü! (Dalında) asılı meyve hakkında ne dersin?" dedi. Peygamber şöyle buyurdu: "Onda, (bedelinin) kendisi ve bir misli daha (tazminat) ve (ayrıca) ceza vardır. Asılı meyvelerin hiçbirinde, harman yeri onu barındırmadıkça (el) kesme yoktur. Harman yerinden alınan şey kalkanın değerine ulaşırsa, onda (el) kesme vardır. Kalkanın değerine ulaşmazsa, onda iki katı tazminat ve cezalandırıcı dayak vardır."

4960. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ خَالِدِ بْنِ خَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبِي قَالَ، حَدَّثَنَا سَلَمَةُ، - يَعْنِي ابْنَ عَبْدِ الْمَلِكِ الْعَوْصِيَّ - عَنِ الْحَسَنِ، - وَهُوَ ابْنُ صَالِحٍ - عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنِ الْقَاسِمِ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ أَبِي بَكْرٍ، عَنْ رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ لاَ قَطْعَ فِي ثَمَرٍ وَلاَ كَثَرٍ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Hâlid b. Haliyy haber verdi. Dedi ki: Bize babam anlattı. Dedi ki: Bize Seleme -yani İbn Abdilmelik el-Avsî-, Hasan'dan -ki o İbn Sâlih'tir-, o Yahyâ b. Saîd'den, o Kâsım b. Muhammed b. Ebî Bekr'den, o da Râfi' b. Hadîc'den naklederek anlattı. (Râfi') dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Ne meyvede, ne de 'keser'de (hurma özü/koruğu) el kesme cezası yoktur."

4961. Hadis

أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ سَمِعْتُ يَحْيَى بْنَ سَعِيدٍ الْقَطَّانَ، يَقُولُ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ يَحْيَى بْنِ حَبَّانَ، عَنْ رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ لاَ قَطْعَ فِي ثَمَرٍ وَلاَ كَثَرٍ ‏"‏ ‏.‏

Bize Amr b. Ali haber verdi. Dedi ki: Yahyâ b. Saîd el-Kattân'ı şöyle derken işittim: Bize Yahyâ b. Saîd, Muhammed b. Yahyâ b. Habbân'dan, o da Râfi' b. Hadîc'den naklederek anlattı. (Râfi') dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Ne meyvede ne de 'keser'de (hurma özü/koruğu) el kesme cezası yoktur."

4962. Hadis

أَخْبَرَنِي يَحْيَى بْنُ حَبِيبِ بْنِ عَرَبِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ يَحْيَى، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ يَحْيَى بْنِ حَبَّانَ، عَنْ رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ لاَ قَطْعَ فِي ثَمَرٍ وَلاَ كَثَرٍ ‏"‏ ‏.‏

Bana Yahyâ b. Habîb b. Arabî haber verdi. Dedi ki: Bize Hammâd, Yahyâ'dan, o Muhammed b. Yahyâ b. Habbân'dan, o da Râfi' b. Hadîc'den naklederek anlattı. (Râfi') dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Ne meyvede ne de 'keser'de (hurma özü/koruğu) el kesme cezası yoktur."

4963. Hadis

أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ سَلاَّمٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ يَحْيَى بْنِ حَبَّانَ، عَنْ رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لاَ قَطْعَ فِي ثَمَرٍ وَلاَ كَثَرٍ ‏"‏ ‏.‏

Bize Abdurrahman b. Muhammed b. Sellâm haber verdi. Dedi ki: Bize Ebû Muâviye, Yahyâ b. Saîd'den, o Muhammed b. Yahyâ b. Habbân'dan, o da Râfi' b. Hadîc'den naklederek anlattı. (Râfi') dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ne meyvede ne de 'keser'de (hurma özü/koruğu) el kesme cezası yoktur."

4964. Hadis

أَخْبَرَنَا عَبْدُ الْحَمِيدِ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مَخْلَدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ يَحْيَى، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ يَحْيَى بْنِ حَبَّانَ، عَنْ رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ قَطْعَ فِي ثَمَرٍ وَلاَ كَثَرٍ ‏"‏ ‏.‏

Bize Abdülhamîd b. Muhammed haber verdi. Dedi ki: Bize Mahled anlattı. Dedi ki: Bize Süfyân, Yahyâ'dan, o Muhammed b. Yahyâ b. Habbân'dan, o da Râfi' b. Hadîc'den, o da Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklederek anlattı. (Peygamber) şöyle buyurdu: "Ne meyvede ne de 'keser'de (hurma özü/koruğu) el kesme cezası yoktur."

4965. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ يَحْيَى، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ يَحْيَى بْنِ حَبَّانَ، عَنْ رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لاَ قَطْعَ فِي ثَمَرٍ وَلاَ كَثَرٍ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. İsmâil b. İbrâhim haber verdi. Dedi ki: Bize Ebû Nuaym, Süfyân'dan, o Yahyâ'dan, o Muhammed b. Yahyâ b. Habbân'dan, o da Râfi' b. Hadîc'den naklederek anlattı. (Râfi') dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ne meyvede ne de 'keser'de (hurma özü/koruğu) el kesme cezası yoktur."

4966. Hadis

أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ، - هُوَ ابْنُ أَبِي رَجَاءٍ - قَالَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ يَحْيَى بْنِ حَبَّانَ، عَنْ عَمِّهِ، وَاسِعٍ، عَنْ رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لاَ قَطْعَ فِي ثَمَرٍ وَلاَ كَثَرٍ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ahmed b. Muhammed b. Ubeydillah -ki o İbn Ebî Recâ'dır- haber verdi. Dedi ki: Bize Vekî', Süfyân'dan, o Yahyâ b. Saîd'den, o Muhammed b. Yahyâ b. Habbân'dan, o amcası Vâsi'den, o da Râfi' b. Hadîc'den naklederek anlattı. (Râfi') dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ne meyvede ne de 'keser'de (hurma özü/koruğu) el kesme cezası yoktur."

4967. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ يَحْيَى بْنِ حَبَّانَ، عَنْ عَمِّهِ، أَنَّ رَافِعَ بْنَ خَدِيجٍ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ لاَ قَطْعَ فِي ثَمَرٍ وَلاَ كَثَرٍ ‏"‏ ‏.‏ وَالْكَثَرُ الْجُمَّارُ ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi. Dedi ki: Bize Leys, Yahyâ b. Saîd'den, o Muhammed b. Yahyâ b. Habbân'dan, o da amcasından naklederek anlattı ki, Râfi' b. Hadîc şöyle demiş: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Ne meyvede ne de 'keser'de el kesme cezası yoktur." (Ravi dedi ki): "Keser", "cummâr" (hurma ağacının özü) demektir.

4968. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَلِيِّ بْنِ مَيْمُونٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ يَحْيَى بْنِ حَبَّانَ، عَنْ أَبِي مَيْمُونٍ، عَنْ رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ قَطْعَ فِي ثَمَرٍ وَلاَ كَثَرٍ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ هَذَا خَطَأٌ أَبُو مَيْمُونٍ لاَ أَعْرِفُهُ ‏.‏

Bize Muhammed b. Ali b. Meymûn haber verdi. Dedi ki: Bize Saîd b. Mansûr anlattı. Dedi ki: Bize Abdülazîz b. Muhammed, Yahyâ b. Saîd'den, o Muhammed b. Yahyâ b. Habbân'dan, o Ebû Meymûn'dan, o da Râfi' b. Hadîc'den naklederek anlattı ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Ne meyvede ne de 'keser'de el kesme cezası yoktur" buyurdu. Ebû Abdirrahmân (en-Nesâî) dedi ki: Bu (rivayet) hatalıdır. Ebû Meymûn'u (kimdir) bilmiyorum.

4969. Hadis

أَخْبَرَنَا الْحُسَيْنُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ يَحْيَى بْنِ حَبَّانَ، عَنْ رَجُلٍ، مِنْ قَوْمِهِ عَنْ رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ لاَ قَطْعَ فِي ثَمَرٍ وَلاَ كَثَرٍ ‏"‏ ‏.‏

Bize Hüseyin b. Mansûr haber verdi. Dedi ki: Bize Ebû Üsâme anlattı. Dedi ki: Bize Yahyâ b. Saîd, Muhammed b. Yahyâ b. Habbân'dan, o kavminden bir adamdan, o da Râfi' b. Hadîc'den naklederek anlattı. (Râfi') dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Ne meyvede ne de 'keser'de el kesme cezası yoktur."

Okumaya devam etmek için uygulamada aşağı kaydırın.