4985. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَحْمَدُ بْنُ شُعَيْبٍ - مِنْ لَفْظِهِ - قَالَ أَنْبَأَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، قَالَ حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم سُئِلَ أَىُّ الأَعْمَالِ أَفْضَلُ قَالَ " الإِيمَانُ بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ " .
Bize Ebû Abdurrahmân Ahmed b. Şuayb -kendi lafzıyla- haber verdi, dedi ki: Bize Amr b. Ali haber verdi, dedi ki: Bize Abdurrahman haber verdi, dedi ki: Bize İbrahim b. Sa'd haber verdi, Zührî'den, o Said b. el-Museyyeb'den, o Ebû Hureyre'den (naklettiğine göre): Resûlullah'a sallallâhu aleyhi ve sellem "Hangi amel daha faziletlidir?" diye soruldu. O da: "Allah'a ve Resûlüne iman etmektir" buyurdu.
4986. Hadis
أَخْبَرَنَا هَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنَا حَجَّاجٌ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي سُلَيْمَانَ، عَنْ عَلِيٍّ الأَزْدِيِّ، عَنْ عُبَيْدِ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ حُبْشِيٍّ الْخَثْعَمِيِّ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم سُئِلَ أَىُّ الأَعْمَالِ أَفْضَلُ فَقَالَ " إِيمَانٌ لاَ شَكَّ فِيهِ وَجِهَادٌ لاَ غُلُولَ فِيهِ وَحَجَّةٌ مَبْرُورَةٌ " .
Bize Hârun b. Abdullah haber verdi, dedi ki: Bize Haccâc haber verdi, İbn Cureyc'den, dedi ki: Bize Osman b. Ebî Süleyman haber verdi, Ali el-Ezdî'den, o Ubeyd b. Umeyr'den, o Abdullah b. Hubşî el-Has'amî'den (naklettiğine göre): Peygamber'e sallallâhu aleyhi ve sellem "Hangi amel daha faziletlidir?" diye soruldu. Şöyle buyurdu: "İçinde şüphe olmayan iman, içinde ganimet hırsızlığı (gulûl) olmayan cihat ve mebrur (kabul olunmuş) bir hac."
4987. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ طَلْقِ بْنِ حَبِيبٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " ثَلاَثٌ مَنْ كُنَّ فِيهِ وَجَدَ بِهِنَّ حَلاَوَةَ الإِيمَانِ وَطَعْمَهُ أَنْ يَكُونَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ وَرَسُولُهُ أَحَبَّ إِلَيْهِ مِمَّا سِوَاهُمَا وَأَنْ يُحِبَّ فِي اللَّهِ وَأَنْ يُبْغِضَ فِي اللَّهِ وَأَنْ تُوقَدَ نَارٌ عَظِيمَةٌ فَيَقَعُ فِيهَا أَحَبَّ إِلَيْهِ مِنْ أَنْ يُشْرِكَ بِاللَّهِ شَيْئًا " .
Bize İshak b. İbrahim haber verdi, dedi ki: Bize Cerir haber verdi, Mansûr'dan, o Talk b. Habib'den, o Enes b. Mâlik'ten, dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Üç şey vardır ki bunlar kimde bulunursa imanın tadını ve lezzetini alır: Allah azze ve celle ve Resûlünün kendisine onlardan başka her şeyden daha sevgili olması, (bir kişiyi) Allah için sevmesi, Allah için buğzetmesi ve büyük bir ateş yakılıp içine atılmasının, kendisine Allah'a şirk koşmaktan daha sevimli gelmesi."
4988. Hadis
أَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، قَالَ سَمِعْتُ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، رضى الله عنه يُحَدِّثُ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " ثَلاَثٌ مَنْ كُنَّ فِيهِ وَجَدَ حَلاَوَةَ الإِيمَانِ مَنْ أَحَبَّ الْمَرْءَ لاَ يُحِبُّهُ إِلاَّ لِلَّهِ عَزَّ وَجَلَّ وَمَنْ كَانَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ وَرَسُولُهُ أَحَبَّ إِلَيْهِ مِمَّا سِوَاهُمَا وَمَنْ كَانَ أَنْ يُقْذَفَ فِي النَّارِ أَحَبَّ إِلَيْهِ مِنْ أَنْ يَرْجِعَ إِلَى الْكُفْرِ بَعْدَ أَنْ أَنْقَذَهُ اللَّهُ مِنْهُ " .
Bize Suveyd b. Nasr haber verdi, dedi ki: Bize Abdullah haber verdi, Şu'be'den, o Katâde'den, dedi ki: Enes b. Mâlik'i radıyallâhu anh Peygamber'den sallallâhu aleyhi ve sellem hadis naklederken işittim, şöyle buyurdu: "Üç şey vardır ki bunlar kimde bulunursa imanın tatlılığını bulur: Kişiyi sadece Allah azze ve celle için sevmek, Allah azze ve celle ve Resûlünün kendisine onlardan başka her şeyden daha sevgili olması ve Allah kendisini küfürden kurtardıktan sonra tekrar küfre dönmektense ateşe atılmanın kendisine daha sevimli gelmesi."
4989. Hadis
أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، عَنْ حُمَيْدٍ، عَنْ أَنَسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " ثَلاَثٌ مَنْ كُنَّ فِيهِ وَجَدَ بِهِنَّ حَلاَوَةَ الإِسْلاَمِ مَنْ كَانَ اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَحَبَّ إِلَيْهِ مِمَّا سِوَاهُمَا وَمَنْ أَحَبَّ الْمَرْءَ لاَ يُحِبُّهُ إِلاَّ لِلَّهِ وَمَنْ يَكْرَهُ أَنْ يَرْجِعَ إِلَى الْكُفْرِ كَمَا يَكْرَهُ أَنْ يُلْقَى فِي النَّارِ " .
Bize Ali b. Hucr haber verdi, dedi ki: Bize İsmail haber verdi, Humeyd'den, o Enes'ten, Peygamber'den sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurduğu (nakledildi): "Üç şey vardır ki bunlar kimde bulunursa İslam'ın tatlılığını bulur: Allah ve Resûlünün kendisine onlardan başka her şeyden daha sevgili olması, kişinin bir kimseyi ancak Allah için sevmesi ve ateşe atılmayı kerih gördüğü (istemediği) gibi küfre dönmeyi de kerih görmesi."
4990. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا النَّضْرُ بْنُ شُمَيْلٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا كَهْمَسُ بْنُ الْحَسَنِ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ بُرَيْدَةَ، عَنْ يَحْيَى بْنِ يَعْمَرَ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ، قَالَ حَدَّثَنِي عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ، قَالَ بَيْنَمَا نَحْنُ عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ذَاتَ يَوْمٍ إِذْ طَلَعَ عَلَيْنَا رَجُلٌ شَدِيدُ بَيَاضِ الثِّيَابِ شَدِيدُ سَوَادِ الشَّعَرِ لاَ يُرَى عَلَيْهِ أَثَرُ السَّفَرِ وَلاَ يَعْرِفُهُ مِنَّا أَحَدٌ حَتَّى جَلَسَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَسْنَدَ رُكْبَتَيْهِ إِلَى رُكْبَتَيْهِ وَوَضَعَ كَفَّيْهِ عَلَى فَخِذَيْهِ ثُمَّ قَالَ يَا مُحَمَّدُ أَخْبِرْنِي عَنِ الإِسْلاَمِ قَالَ " أَنْ تَشْهَدَ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ وَتُقِيمَ الصَّلاَةَ وَتُؤْتِيَ الزَّكَاةَ وَتَصُومَ رَمَضَانَ وَتَحُجَّ الْبَيْتَ إِنِ اسْتَطَعْتَ إِلَيْهِ سَبِيلاً " . قَالَ صَدَقْتَ . فَعَجِبْنَا إِلَيْهِ يَسْأَلُهُ وَيُصَدِّقُهُ ثُمَّ قَالَ أَخْبِرْنِي عَنِ الإِيمَانِ قَالَ " أَنْ تُؤْمِنَ بِاللَّهِ وَمَلاَئِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ وَالْقَدَرِ كُلِّهِ خَيْرِهِ وَشَرِّهِ " . قَالَ صَدَقْتَ . قَالَ فَأَخْبِرْنِي عَنِ الإِحْسَانِ قَالَ " أَنْ تَعْبُدَ اللَّهَ كَأَنَّكَ تَرَاهُ فَإِنْ لَمْ تَكُنْ تَرَاهُ فَإِنَّهُ يَرَاكَ " . قَالَ فَأَخْبِرْنِي عَنِ السَّاعَةِ قَالَ " مَا الْمَسْئُولُ عَنْهَا بِأَعْلَمَ بِهَا مِنَ السَّائِلِ " . قَالَ فَأَخْبِرْنِي عَنْ أَمَارَاتِهَا قَالَ " أَنْ تَلِدَ الأَمَةُ رَبَّتَهَا وَأَنْ تَرَى الْحُفَاةَ الْعُرَاةَ الْعَالَةَ رِعَاءَ الشَّاءِ يَتَطَاوَلُونَ فِي الْبُنْيَانِ " . قَالَ عُمَرُ فَلَبِثْتُ ثَلاَثًا ثُمَّ قَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " يَا عُمَرُ هَلْ تَدْرِي مَنِ السَّائِلُ " . قُلْتُ اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ . قَالَ " فَإِنَّهُ جِبْرِيلُ عَلَيْهِ السَّلاَمُ أَتَاكُمْ لِيُعَلِّمَكُمْ أَمْرَ دِينِكُمْ " .
Bize İshak b. İbrahim haber verdi, dedi ki: Bize Nadr b. Şumeyl haber verdi, dedi ki: Bize Kehmes b. el-Hasen haber verdi, dedi ki: Bize Abdullah b. Bureyde haber verdi, Yahya b. Ya'mer'den (naklettiğine göre): Abdullah b. Ömer, 'Bana Ömer b. el-Hattâb haber verdi' dedi. (Ömer) dedi ki: Bir gün Resûlullah'ın sallallâhu aleyhi ve sellem yanında otururken, birden üzerimize elbisesi bembeyaz, saçları simsiyah, üzerinde yolculuk eseri görülmeyen ve bizden kimsenin tanımadığı bir adam çıkageldi. Nihayet Resûlullah'ın sallallâhu aleyhi ve sellem yanına oturdu, dizlerini onun dizlerine dayadı, ellerini (kendi) uyluklarının üzerine koydu ve sonra dedi ki: "Ey Muhammed! Bana İslam'dan haber ver." (Resûlullah) buyurdu ki: "Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın Resûlü olduğuna şehadet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman ve gücün yeterse Beyt'i (Kabe'yi) haccetmendir." (Adam): "Doğru söyledin" dedi. Biz onun hem sorup hem de tasdik etmesine şaşırdık. Sonra (Adam) dedi ki: "Bana imandan haber ver." (Resûlullah) buyurdu ki: "Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, kadere; hayrına ve şerrine iman etmendir." (Adam): "Doğru söyledin" dedi. (Adam) dedi ki: "Bana ihsandan haber ver." (Resûlullah) buyurdu ki: "Allah'a O'nu görüyormuşsun gibi ibadet etmendir. Zira sen O'nu görmesen de O seni görmektedir." (Adam) dedi ki: "Bana saatten (kıyametten) haber ver." (Resûlullah) buyurdu ki: "Kendisine soru sorulan, bu konuda sorandan daha bilgili değildir." (Adam) dedi ki: "O halde bana alametlerinden haber ver." (Resûlullah) buyurdu ki: "Cariyenin efendisini (hanımını) doğurması ve yalın ayak, çıplak, yoksul koyun çobanlarının bina yapmada birbirleriyle yarış etmelerini görmendir." Ömer dedi ki: Ben üç (gün) bekledim. Sonra Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bana: "Ey Ömer! Soranın kim olduğunu biliyor musun?" dedi. Ben: "Allah ve Resûlü daha iyi bilir" dedim. Buyurdu ki: "O Cebrail'di aleyhisselâm. Size dininizi öğretmek için geldi."
4991. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ قُدَامَةَ، عَنْ جَرِيرٍ، عَنْ أَبِي فَرْوَةَ، عَنْ أَبِي زُرْعَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، وَأَبِي، ذَرٍّ قَالاَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَجْلِسُ بَيْنَ ظَهْرَانَىْ أَصْحَابِهِ فَيَجِيءُ الْغَرِيبُ فَلاَ يَدْرِي أَيُّهُمْ هُوَ حَتَّى يَسْأَلَ فَطَلَبْنَا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ نَجْعَلَ لَهُ مَجْلِسًا يَعْرِفُهُ الْغَرِيبُ إِذَا أَتَاهُ فَبَنَيْنَا لَهُ دُكَّانًا مِنْ طِينٍ كَانَ يَجْلِسُ عَلَيْهِ وَإِنَّا لَجُلُوسٌ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي مَجْلِسِهِ إِذْ أَقْبَلَ رَجُلٌ أَحْسَنُ النَّاسِ وَجْهًا وَأَطْيَبُ النَّاسِ رِيحًا كَأَنَّ ثِيَابَهُ لَمْ يَمَسَّهَا دَنَسٌ حَتَّى سَلَّمَ فِي طَرَفِ الْبِسَاطِ فَقَالَ السَّلاَمُ عَلَيْكَ يَا مُحَمَّدُ . فَرَدَّ عَلَيْهِ السَّلاَمَ قَالَ أَدْنُو يَا مُحَمَّدُ قَالَ " ادْنُهْ " . فَمَا زَالَ يَقُولُ أَدْنُو مِرَارًا وَيَقُولُ لَهُ " ادْنُ " . حَتَّى وَضَعَ يَدَهُ عَلَى رُكْبَتَىْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ يَا مُحَمَّدُ أَخْبِرْنِي مَا الإِسْلاَمُ قَالَ " الإِسْلاَمُ أَنْ تَعْبُدَ اللَّهَ وَلاَ تُشْرِكَ بِهِ شَيْئًا وَتُقِيمَ الصَّلاَةَ وَتُؤْتِيَ الزَّكَاةَ وَتَحُجَّ الْبَيْتَ وَتَصُومَ رَمَضَانَ " . قَالَ إِذَا فَعَلْتُ ذَلِكَ فَقَدْ أَسْلَمْتُ قَالَ " نَعَمْ " . قَالَ صَدَقْتَ . فَلَمَّا سَمِعْنَا قَوْلَ الرَّجُلِ صَدَقْتَ أَنْكَرْنَاهُ قَالَ يَا مُحَمَّدُ أَخْبِرْنِي مَا الإِيمَانُ قَالَ " الإِيمَانُ بِاللَّهِ وَمَلاَئِكَتِهِ وَالْكِتَابِ وَالنَّبِيِّينَ وَتُؤْمِنُ بِالْقَدَرِ " . قَالَ فَإِذَا فَعَلْتُ ذَلِكَ فَقَدْ آمَنْتُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " نَعَمْ " . قَالَ صَدَقْتَ . قَالَ يَا مُحَمَّدُ أَخْبِرْنِي مَا الإِحْسَانُ قَالَ " أَنْ تَعْبُدَ اللَّهَ كَأَنَّكَ تَرَاهُ فَإِنْ لَمْ تَكُنْ تَرَاهُ فَإِنَّهُ يَرَاكَ " . قَالَ صَدَقْتَ . قَالَ يَا مُحَمَّدُ أَخْبِرْنِي مَتَى السَّاعَةُ قَالَ فَنَكَسَ فَلَمْ يُجِبْهُ شَيْئًا ثُمَّ أَعَادَ فَلَمْ يُجِبْهُ شَيْئًا ثُمَّ أَعَادَ فَلَمْ يُجِبْهُ شَيْئًا وَرَفَعَ رَأْسَهُ فَقَالَ " مَا الْمَسْئُولُ عَنْهَا بِأَعْلَمَ مِنَ السَّائِلِ وَلَكِنْ لَهَا عَلاَمَاتٌ تُعْرَفُ بِهَا إِذَا رَأَيْتَ الرِّعَاءَ الْبُهُمَ يَتَطَاوَلُونَ فِي الْبُنْيَانِ وَرَأَيْتَ الْحُفَاةَ الْعُرَاةَ مُلُوكَ الأَرْضِ وَرَأَيْتَ الْمَرْأَةَ تَلِدُ رَبَّهَا خَمْسٌ لاَ يَعْلَمُهَا إِلاَّ اللَّهُ { إِنَّ اللَّهَ عِنْدَهُ عِلْمُ السَّاعَةِ } إِلَى قَوْلِهِ { إِنَّ اللَّهَ عَلِيمٌ خَبِيرٌ } " . ثُمَّ قَالَ " لاَ وَالَّذِي بَعَثَ مُحَمَّدًا بِالْحَقِّ هُدًى وَبَشِيرًا مَا كُنْتُ بِأَعْلَمَ بِهِ مِنْ رَجُلٍ مِنْكُمْ وَإِنَّهُ لَجِبْرِيلُ عَلَيْهِ السَّلاَمُ نَزَلَ فِي صُورَةِ دِحْيَةَ الْكَلْبِيِّ " .
Bize Muhammed b. Kudâme haber verdi, Cerir'den, o Ebû Ferve'den, o Ebû Zur'a'dan, o Ebû Hureyre ve Ebû Zerr'den radıyallâhu anhuma. İkisi dediler ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ashabının arasında otururdu. Yabancı biri geldiği zaman, (kim olduğunu) sorana kadar onlardan hangisinin o (Peygamber) olduğunu bilemezdi. Bu yüzden Resûlullah'tan sallallâhu aleyhi ve sellem, yabancı biri geldiğinde onu tanıyabileceği bir oturma yeri yapmayı istedik. Onun için çamurdan bir sedir (dükkan) yaptık, onun üzerine otururdu. Biz oturuyorduk, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem de meclisindeydi. Derken insanların yüzü en güzel olanı, kokusu en hoş olanı, sanki elbisesine hiç kir değmemiş gibi bir adam çıkageldi. Halının ucunda selam verdi ve: "Selam sana ey Muhammed!" dedi. (Peygamber) selamını aldı. Adam: "Yaklaşayım mı ey Muhammed?" dedi. O da: "Yaklaş" dedi. Adam defalarca "Yaklaşayım mı?" diyor, o da "Yaklaş" diyordu. Nihayet (adam) elini Resûlullah'ın sallallâhu aleyhi ve sellem iki dizinin üzerine koydu. Dedi ki: "Ey Muhammed! Bana İslam'ın ne olduğunu haber ver." Buyurdu ki: "İslam; Allah'a ibadet edip O'na hiçbir şeyi ortak koşmaman, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Beyt'i haccetmen ve Ramazan orucunu tutmandır." Adam: "Böyle yaparsam Müslüman olmuş olur muyum?" dedi. O da: "Evet" buyurdu. Adam: "Doğru söyledin" dedi. Biz adamın "Doğru söyledin" demesini garipsedik (hoş karşılamadık). (Adam) dedi ki: "Ey Muhammed! Bana imanın ne olduğunu haber ver." Buyurdu ki: "Allah'a, meleklerine, kitabına, peygamberlerine inanman ve kadere iman etmendir." Adam: "Böyle yaparsam iman etmiş olur muyum?" dedi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Evet" buyurdu. Adam: "Doğru söyledin" dedi. (Adam) dedi ki: "Ey Muhammed! Bana ihsanın ne olduğunu haber ver." Buyurdu ki: "Allah'a O'nu görüyormuşsun gibi ibadet etmendir. Zira sen O'nu görmesen de O seni görmektedir." Adam: "Doğru söyledin" dedi. (Adam) dedi ki: "Ey Muhammed! Bana saatin ne zaman olduğunu haber ver." (Ravi) dedi ki: (Peygamber) başını önüne eğdi ve ona hiçbir cevap vermedi. Sonra (adam) tekrar sordu, yine cevap vermedi. Sonra tekrar sordu, yine cevap vermedi. (Sonunda) başını kaldırdı ve şöyle buyurdu: "Kendisine soru sorulan, sorandan daha bilgili değildir. Fakat onun bilinecek alametleri vardır: Koyun çobanlarını bina yapmada yarışırken gördüğün zaman; yalın ayak, çıplak (yoksulların) yeryüzünün kralları olduğunu gördüğün zaman; ve kadının efendisini doğurduğunu gördüğün zaman. (Bunlar) Allah'tan başka kimsenin bilmediği beş şey (içinde)dir: 'Kıyamet saatinin bilgisi şüphesiz Allah katındadır...' (Lokman, 34) ayetinden, 'Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, her şeyden haberdardır' sözüne kadar." Sonra (Peygamber) şöyle buyurdu: "Muhammed'i hak ile hidayet rehberi ve müjdeci olarak gönderene yemin olsun ki, ben de onu sizden bir adamdan daha fazla tanımadım. O Cebrail'di aleyhisselâm. Dıhye el-Kelbî suretinde inmişti."
4992. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ، - وَهُوَ ابْنُ ثَوْرٍ - قَالَ مَعْمَرٌ وَأَخْبَرَنِي الزُّهْرِيُّ، عَنْ عَامِرِ بْنِ سَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ أَعْطَى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم رِجَالاً وَلَمْ يُعْطِ رَجُلاً مِنْهُمْ شَيْئًا قَالَ سَعْدٌ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَعْطَيْتَ فُلاَنًا وَفُلاَنًا وَلَمْ تُعْطِ فُلاَنًا شَيْئًا وَهُوَ مُؤْمِنٌ . فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " أَوْ مُسْلِمٌ " . حَتَّى أَعَادَهَا سَعْدٌ ثَلاَثًا وَالنَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " أَوْ مُسْلِمٌ " . ثُمَّ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " إِنِّي لأُعْطِي رِجَالاً وَأَدَعُ مَنْ هُوَ أَحَبُّ إِلَىَّ مِنْهُمْ لاَ أُعْطِيهِ شَيْئًا مَخَافَةَ أَنْ يُكَبُّوا فِي النَّارِ عَلَى وُجُوهِهِمْ " .
Bize Muhammed b. Abdilalâ haber verdi, dedi ki: Bize Muhammed -ki o İbn Sevr'dir- haber verdi, Ma'mer dedi ki: Bana Zührî haber verdi, Âmir b. Sa'd b. Ebî Vakkâs'tan, o babasından, dedi ki: Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem (ganimetlerden) bazı kimselere verdi, onlardan bir adama ise hiçbir şey vermedi. Sa'd dedi ki: "Ey Allah'ın Resûlü! Falancaya ve falancaya verdin, falancaya ise hiçbir şey vermedin; oysa o mümindir." Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem: "Veya müslümandır" buyurdu. Sa'd sözünü üç kez tekrarladı, Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem de (her seferinde): "Veya müslümandır" diyordu. Sonra Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ben bazı kimselere veririm, onlardan bana daha sevgili olan başkasına ise vermem; (bunu da) yüzüstü ateşe atılmasınlar diye (kalplerini ısındırmak için) yaparım."
4993. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ، قَالَ حَدَّثَنَا سَلاَّمُ بْنُ أَبِي مُطِيعٍ، قَالَ سَمِعْتُ مَعْمَرًا، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عَامِرِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ سَعْدٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَسَمَ قَسْمًا فَأَعْطَى نَاسًا وَمَنَعَ آخَرِينَ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَعْطَيْتَ فُلاَنًا وَمَنَعْتَ فُلاَنًا وَهُوَ مُؤْمِنٌ . قَالَ " لاَ تَقُلْ مُؤْمِنٌ وَقُلْ مُسْلِمٌ " . قَالَ ابْنُ شِهَابٍ { قَالَتِ الأَعْرَابُ آمَنَّا } .
Bize Amr b. Mansûr haber verdi, dedi ki: Bize Hişâm b. Abdilmelik haber verdi, dedi ki: Bize Sellâm b. Ebî Mutî' haber verdi, dedi ki: Ma'mer'i, Zührî'den, o Âmir b. Sa'd'dan, o Sa'd'dan (naklederken) işittim: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir taksimat yaptı; bazı insanlara verdi, diğerlerine vermedi. Dedim ki: "Ey Allah'ın Resûlü! Falancaya verdin, falancaya vermedin; oysa o mümindir." Buyurdu ki: "Mümin deme, müslüman de." İbn Şihâb (delil olarak): "Bedeviler 'İman ettik' dediler..." (Hucurât, 14) ayetini okudu.
4994. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ نَافِعِ بْنِ جُبَيْرِ بْنِ مُطْعِمٍ، عَنْ بِشْرِ بْنِ سُحَيْمٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَمَرَهُ أَنْ يُنَادِيَ أَيَّامَ التَّشْرِيقِ " أَنَّهُ لاَ يَدْخُلُ الْجَنَّةَ إِلاَّ مُؤْمِنٌ وَهِيَ أَيَّامُ أَكْلٍ وَشُرْبٍ " .
Bize Kuteybe haber verdi, dedi ki: Bize Hammâd haber verdi, Amr'dan, o Nâfi' b. Cubeyr b. Mut'im'den, o Bişr b. Suhaym'dan (naklettiğine göre): Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem ona teşrik günlerinde şöyle seslenmesini emretti: "Cennete ancak mümin olan girer. Ve bu günler yeme içme günleridir."
4995. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنِ ابْنِ عَجْلاَنَ، عَنِ الْقَعْقَاعِ بْنِ حَكِيمٍ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " الْمُسْلِمُ مَنْ سَلِمَ النَّاسُ مِنْ لِسَانِهِ وَيَدِهِ وَالْمُؤْمِنُ مَنْ أَمِنَهُ النَّاسُ عَلَى دِمَائِهِمْ وَأَمْوَالِهِمْ " .
Bize Kuteybe haber verdi, dedi ki: Bize Leys haber verdi, İbn Aclân'dan, o Ka'kâ' b. Hakîm'den, o Ebû Sâlih'ten, o Ebû Hureyre'den, Resûlullah'tan sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurduğu (nakledildi): "Müslüman; dilinden ve elinden insanların selamette olduğu (zarar görmediği) kimsedir. Mümin ise; insanların kanları ve malları hususunda kendisine güvendiği kimsedir."
4996. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ إِسْمَاعِيلَ، عَنْ عَامِرٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " الْمُسْلِمُ مَنْ سَلِمَ الْمُسْلِمُونَ مِنْ لِسَانِهِ وَيَدِهِ وَالْمُهَاجِرُ مَنْ هَجَرَ مَا نَهَى اللَّهُ عَنْهُ " .
Bize Amr b. Ali haber verdi, dedi ki: Bize Yahya haber verdi, İsmail'den, o Âmir'den, o Abdullah b. Amr'dan, dedi ki: Resûlullah'ı sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle derken işittim: "Müslüman; dilinden ve elinden müslümanların selamette olduğu kimsedir. Muhacir ise; Allah'ın yasakladığı şeyleri terk eden (hicret eden) kimsedir."
4997. Hadis
أَخْبَرَنَا حَفْصُ بْنُ عُمَرَ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، عَنْ مَنْصُورِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ مَيْمُونِ بْنِ سِيَاهٍ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ صَلَّى صَلاَتَنَا وَاسْتَقْبَلَ قِبْلَتَنَا وَأَكَلَ ذَبِيحَتَنَا فَذَلِكُمُ الْمُسْلِمُ " .
Bize Hafs b. Ömer haber verdi, dedi ki: Bize Abdurrahman b. Mehdî haber verdi, Mansûr b. Sa'd'dan, o Meymûn b. Siyâh'tan, o Enes'ten, dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim bizim namazımızı kılar, kıblemize yönelir ve kestiğimizi yerse; işte o müslümandır."
4998. Hadis
أَخْبَرَنِي أَحْمَدُ بْنُ الْمُعَلَّى بْنِ يَزِيدَ، قَالَ حَدَّثَنَا صَفْوَانُ بْنُ صَالِحٍ، قَالَ حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ، قَالَ حَدَّثَنَا مَالِكٌ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا أَسْلَمَ الْعَبْدُ فَحَسُنَ إِسْلاَمُهُ كَتَبَ اللَّهُ لَهُ كُلَّ حَسَنَةٍ كَانَ أَزْلَفَهَا وَمُحِيَتْ عَنْهُ كُلُّ سَيِّئَةٍ كَانَ أَزْلَفَهَا ثُمَّ كَانَ بَعْدَ ذَلِكَ الْقِصَاصُ الْحَسَنَةُ بِعَشْرَةِ أَمْثَالِهَا إِلَى سَبْعِمِائَةِ ضِعْفٍ وَالسَّيِّئَةُ بِمِثْلِهَا إِلاَّ أَنْ يَتَجَاوَزَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ عَنْهَا " .
Bana Ahmed b. el-Muallâ b. Yezid haber verdi, dedi ki: Bize Safvân b. Sâlih haber verdi, dedi ki: Bize Velid haber verdi, dedi ki: Bize Mâlik haber verdi, Zeyd b. Eslem'den, o Atâ b. Yesâr'dan, o Ebû Said el-Hudrî'den, dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kul müslüman olur da islamı güzel olursa, Allah onun daha önce yaptığı (veya işlediği) her iyiliği yazar ve daha önce yaptığı her kötülüğü ondan siler. Bundan sonra ise kısas (hesaplaşma) vardır: İyilik on katından yedi yüz katına kadardır; kötülük ise misliyledir, meğer ki Allah azze ve celle onu bağışlamış olsun."
4999. Hadis
أَخْبَرَنَا سَعِيدُ بْنُ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ الأُمَوِيُّ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو بُرْدَةَ، - وَهُوَ بُرَيْدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي بُرْدَةَ - عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى، قَالَ قُلْنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ أَىُّ الإِسْلاَمِ أَفْضَلُ قَالَ " مَنْ سَلِمَ الْمُسْلِمُونَ مِنْ لِسَانِهِ وَيَدِهِ " .
Bize Said b. Yahya b. Said el-Emevî haber verdi, babasından, dedi ki: Bize Ebû Burde -ki o Bureyd b. Abdullah b. Ebî Burde'dir- haber verdi, Ebû Burde'den, o Ebû Musa'dan, dedi ki: "Ey Allah'ın Resûlü! Hangi (müslümanlık) İslam daha faziletlidir?" dedik. Buyurdu ki: "Müslümanların, elinden ve dilinden selamette olduğu kimsedir."
5000. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، عَنْ أَبِي الْخَيْرِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، أَنَّ رَجُلاً، سَأَلَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَىُّ الإِسْلاَمِ خَيْرٌ قَالَ " تُطْعِمُ الطَّعَامَ وَتَقْرَأُ السَّلاَمَ عَلَى مَنْ عَرَفْتَ وَمَنْ لَمْ تَعْرِفْ " .
Bize Kuteybe haber verdi, dedi ki: Bize Leys haber verdi, Yezid b. Ebî Habib'den, o Ebû'l-Hayr'dan, o Abdullah b. Amr'dan (naklettiğine göre): Bir adam Resûlullah'a sallallâhu aleyhi ve sellem "Hangi (müslümanlık) İslam daha hayırlıdır?" diye sordu. (Peygamber) buyurdu ki: "Yemek yedirmen; tanıdığına ve tanımadığına selam vermendir."
5001. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا الْمُعَافَى، - يَعْنِي ابْنَ عِمْرَانَ - عَنْ حَنْظَلَةَ بْنِ أَبِي سُفْيَانَ، عَنْ عِكْرِمَةَ بْنِ خَالِدٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَجُلاً، قَالَ لَهُ أَلاَ تَغْزُو قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " بُنِيَ الإِسْلاَمُ عَلَى خَمْسٍ شَهَادَةِ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَإِقَامِ الصَّلاَةِ وَإِيتَاءِ الزَّكَاةِ وَالْحَجِّ وَصِيَامِ رَمَضَانَ " .
Bize Muhammed b. Abdullah b. Ammâr haber verdi, dedi ki: Bize el-Muâfâ -yani İbn İmrân- haber verdi, Hanzala b. Ebî Süfyan'dan, o İkrime b. Hâlid'den, o İbn Ömer'den (naklettiğine göre): Bir adam ona: "Savaşa katılmıyor musun?" dedi. (İbn Ömer): "Resûlullah'ı sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle derken işittim" dedi: "İslam beş şey üzerine bina edilmiştir: Allah'tan başka ilah olmadığına şehadet etmek, namazı dosdoğru kılmak, zekâtı vermek, haccetmek ve Ramazan orucunu tutmak."
5002. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَبِي إِدْرِيسَ الْخَوْلاَنِيِّ، عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ، قَالَ كُنَّا عِنْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي مَجْلِسٍ فَقَالَ " تُبَايِعُونِي عَلَى أَنْ لاَ تُشْرِكُوا بِاللَّهِ شَيْئًا وَلاَ تَسْرِقُوا وَلاَ تَزْنُوا " . قَرَأَ عَلَيْهِمُ الآيَةَ " فَمَنْ وَفَّى مِنْكُمْ فَأَجْرُهُ عَلَى اللَّهِ وَمَنْ أَصَابَ مِنْ ذَلِكَ شَيْئًا فَسَتَرَهُ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ فَهُوَ إِلَى اللَّهِ إِنْ شَاءَ عَذَّبَهُ وَإِنْ شَاءَ غَفَرَ لَهُ " .
Bize Kuteybe haber verdi, dedi ki: Bize Süfyan haber verdi, Zührî'den, o Ebû İdris el-Havlânî'den, o Ubâde b. Sâmit'ten, dedi ki: Peygamber'in sallallâhu aleyhi ve sellem yanında bir mecliste idik. Buyurdu ki: "Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamanız, hırsızlık yapmamanız ve zina etmemeniz üzere bana biat ediniz." (Sonra) onlara (ilgili) ayeti okudu. (Ve devamla): "Sizden kim (sözüne) vefa gösterirse ecri Allah'a aittir. Kim bunlardan bir şeyi işler de Allah azze ve celle onu örterse, (işi) Allah'a kalmıştır; dilerse ona azap eder, dilerse onu bağışlar."
5003. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمِ بْنِ نُعَيْمٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا حِبَّانُ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ حُمَيْدٍ الطَّوِيلِ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " أُمِرْتُ أَنْ أُقَاتِلَ النَّاسَ حَتَّى يَشْهَدُوا أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ فَإِذَا شَهِدُوا أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ وَاسْتَقْبَلُوا قِبْلَتَنَا وَأَكَلُوا ذَبِيحَتَنَا وَصَلَّوْا صَلاَتَنَا فَقَدْ حَرُمَتْ عَلَيْنَا دِمَاؤُهُمْ وَأَمْوَالُهُمْ إِلاَّ بِحَقِّهَا لَهُمْ مَا لِلْمُسْلِمِينَ وَعَلَيْهِمْ مَا عَلَيْهِمْ " .
Bize Muhammed b. Hâtim b. Nuaym haber verdi, dedi ki: Bize Hibbân haber verdi, dedi ki: Bize Abdullah haber verdi, Humeyd et-Tavîl'den, o Enes b. Mâlik'ten (naklettiğine göre): Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "İnsanlarla; Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın Resûlü olduğuna şehadet edinceye kadar savaşmakla emrolundum. Ne zaman ki Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın Resûlü olduğuna şehadet ederler, kıblemize yönelirler, kestiğimizi yerler ve namazımızı kılarlarsa; -hakkı müstesna olmak üzere- kanları ve malları bize haram olmuştur. Müslümanların lehine olan onların da lehinedir, aleyhine olan onların da aleyhinedir."
5004. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْمُبَارَكِ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو عَامِرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ، - وَهُوَ ابْنُ بِلاَلٍ - عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " الإِيمَانُ بِضْعٌ وَسَبْعُونَ شُعْبَةً وَالْحَيَاءُ شُعْبَةٌ مِنَ الإِيمَانِ " .
Bize Muhammed b. Abdullah b. el-Mubârek haber verdi, dedi ki: Bize Ebû Âmir haber verdi, dedi ki: Bize Süleyman -ki o İbn Bilal'dir- haber verdi, Abdullah b. Dinar'dan, o Ebû Sâlih'ten, o Ebû Hureyre'den, Peygamber'den sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurduğu (nakledildi): "İman, yetmiş küsur şubedir. Haya da imandan bir şubedir."
5005. Hadis
أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، عَنْ سُفْيَانَ، قَالَ وَحَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ سُهَيْلٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " الإِيمَانُ بِضْعٌ وَسَبْعُونَ شُعْبَةً أَفْضَلُهَا لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَوْضَعُهَا إِمَاطَةُ الأَذَى عَنِ الطَّرِيقِ وَالْحَيَاءُ شُعْبَةٌ مِنَ الإِيمَانِ " .
Bize Ahmed b. Süleyman haber verdi, dedi ki: Bize Ebû Dâvûd haber verdi, Süfyan'dan. (Yine) bize Ebû Nuaym haber verdi, dedi ki: Bize Süfyan haber verdi, Süheyl'den, o Abdullah b. Dinar'dan, o Ebû Sâlih'ten, o Ebû Hureyre'den, dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "İman, yetmiş küsur şubedir. En faziletlisi 'La ilahe illallah' (demek), en aşağısı ise yoldan eziyet veren şeyi gidermektir. Haya da imandan bir şubedir."
5006. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَبِيبِ بْنِ عَرَبِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، - يَعْنِي ابْنَ الْحَارِثِ - عَنِ ابْنِ عَجْلاَنَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " الْحَيَاءُ شُعْبَةٌ مِنَ الإِيمَانِ " .
Bize Yahya b. Habib b. Arabî haber verdi, dedi ki: Bize Hâlid -yani İbnu'l-Hâris- haber verdi, İbn Aclân'dan, o Abdullah b. Dinar'dan, o Ebû Sâlih'ten, o Ebû Hureyre'den, Peygamber'den sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurduğu (nakledildi): "Haya, imandan bir şubedir."
5007. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، وَعَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي عَمَّارٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُرَحْبِيلَ، عَنْ رَجُلٍ، مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مُلِئَ عَمَّارٌ إِيمَانًا إِلَى مُشَاشِهِ " .
Bize İshak b. Mansûr ve Amr b. Ali haber verdi, Abdurrahman'dan, dedi ki: Bize Süfyan haber verdi, A'meş'ten, o Ebû Ammâr'dan, o Amr b. Şurahbil'den, o Peygamber'in sallallâhu aleyhi ve sellem ashabından bir adamdan, dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ammâr, köprücük kemiğine kadar imanla doludur."
5008. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ قَيْسِ بْنِ مُسْلِمٍ، عَنْ طَارِقِ بْنِ شِهَابٍ، قَالَ قَالَ أَبُو سَعِيدٍ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ رَأَى مُنْكَرًا فَلْيُغَيِّرْهُ بِيَدِهِ فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِعْ فَبِلِسَانِهِ فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِعْ فَبِقَلْبِهِ وَذَلِكَ أَضْعَفُ الإِيمَانِ " .
Bize Muhammed b. Beşşâr haber verdi, dedi ki: Bize Abdurrahman haber verdi, dedi ki: Bize Süfyan haber verdi, Kays b. Müslim'den, o Târık b. Şihâb'dan, dedi ki: Ebû Said dedi ki: Resûlullah'ı sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle derken işittim: "Sizden kim bir kötülük (münker) görürse onu eliyle düzeltsin/değiştirsin. Eğer buna gücü yetmezse diliyle, buna da gücü yetmezse kalbiyle (buğzetsin). Bu ise imanın en zayıfıdır."
5009. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ الْحَمِيدِ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مَخْلَدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ مِغْوَلٍ، عَنْ قَيْسِ بْنِ مُسْلِمٍ، عَنْ طَارِقِ بْنِ شِهَابٍ، قَالَ قَالَ أَبُو سَعِيدٍ الْخُدْرِيُّ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " مَنْ رَأَى مُنْكَرًا فَغَيَّرَهُ بِيَدِهِ فَقَدْ بَرِئَ وَمَنْ لَمْ يَسْتَطِعْ أَنْ يُغَيِّرَهُ بِيَدِهِ فَغَيَّرَهُ بِلِسَانِهِ فَقَدْ بَرِئَ وَمَنْ لَمْ يَسْتَطِعْ أَنْ يُغَيِّرَهُ بِلِسَانِهِ فَغَيَّرَهُ بِقَلْبِهِ فَقَدْ بَرِئَ وَذَلِكَ أَضْعَفُ الإِيمَانِ " .
Bize Abdulhamid b. Muhammed haber verdi, dedi ki: Bize Mahled haber verdi, dedi ki: Bize Mâlik b. Miğvel haber verdi, Kays b. Müslim'den, o Târık b. Şihâb'dan, dedi ki: Ebû Said el-Hudrî dedi ki: Resûlullah'ı sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle derken işittim: "Kim bir kötülük (münker) görür de onu eliyle değiştirirse, sorumluluktan kurtulmuş olur. Kim onu (eliyle) değiştirmeye güç yetiremez de diliyle değiştirirse, sorumluluktan kurtulmuş olur. Kim onu (diliyle) değiştirmeye güç yetiremez de kalbiyle değiştirirse (buğzederse), sorumluluktan kurtulmuş olur. Bu ise imanın en zayıfıdır."
5010. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ قَالَ أَنْبَأَنَا مَعْمَرٌ عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مَا مُجَادَلَةُ أَحَدِكُمْ فِي الْحَقِّ يَكُونُ لَهُ فِي الدُّنْيَا بِأَشَدَّ مُجَادَلَةً مِنْ الْمُؤْمِنِينَ لِرَبِّهِمْ فِي إِخْوَانِهِمْ الَّذِينَ أُدْخِلُوا النَّارَ قَالَ يَقُولُونَ رَبَّنَا إِخْوَانُنَا كَانُوا يُصَلُّونَ مَعَنَا وَيَصُومُونَ مَعَنَا وَيَحُجُّونَ مَعَنَا فَأَدْخَلْتَهُمْ النَّارَ قَالَ فَيَقُولُ اذْهَبُوا فَأَخْرِجُوا مَنْ عَرَفْتُمْ مِنْهُمْ قَالَ فَيَأْتُونَهُمْ فَيَعْرِفُونَهُمْ بِصُوَرِهِمْ فَمِنْهُمْ مَنْ أَخَذَتْهُ النَّارُ إِلَى أَنْصَافِ سَاقَيْهِ وَمِنْهُمْ مَنْ أَخَذَتْهُ إِلَى كَعْبَيْهِ فَيُخْرِجُونَهُمْ فَيَقُولُونَ رَبَّنَا قَدْ أَخْرَجْنَا مَنْ أَمَرْتَنَا قَالَ وَيَقُولُ أَخْرِجُوا مَنْ كَانَ فِي قَلْبِهِ وَزْنُ دِينَارٍ مِنْ الْإِيمَانِ ثُمَّ قَالَ مَنْ كَانَ فِي قَلْبِهِ وَزْنُ نِصْفِ دِينَارٍ حَتَّى يَقُولَ مَنْ كَانَ فِي قَلْبِهِ وَزْنُ ذَرَّةٍ قَالَ أَبُو سَعِيدٍ فَمَنْ لَمْ يُصَدِّقْ فَلْيَقْرَأْ هَذِهِ الْآيَةَ إِنَّ اللَّهَ لَا يَغْفِرُ أَنْ يُشْرَكَ بِهِ وَيَغْفِرُ مَا دُونَ ذَلِكَ لِمَنْ يَشَاءُ إِلَى عَظِيمًا
Bize Muhammed b. Râfi' haber verdi, dedi ki: Bize Abdurrezzâk haber verdi, dedi ki: Bize Ma'mer haber verdi, Zeyd b. Eslem'den, o Atâ b. Yesâr'dan, o Ebû Said el-Hudrî'den, dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizden birinizin hak konusundaki mücadelesi, müminlerin ateşe giren kardeşleri için Rableri katında verecekleri mücadeleden daha çetin değildir. Derler ki: 'Rabbimiz! Kardeşlerimiz bizimle namaz kılar, bizimle oruç tutar ve bizimle hacc ederlerdi; (buna rağmen) onları ateşe koydun.' Allah buyurur ki: 'Gidin, onlardan tanıdıklarınızı çıkarın.' Onlara gelirler ve onları suretlerinden (şekillerinden) tanırlar. Onlardan kimini ateş baldırlarının yarısına kadar, kimini de topuklarına kadar yakalamıştır. Onları çıkarırlar ve: 'Rabbimiz! Bize emrettiklerini çıkardık' derler. Allah buyurur ki: 'Kalbinde bir dinar ağırlığınca iman olanı çıkarın.' Sonra 'Kalbinde yarım dinar ağırlığınca (iman) olanı (çıkarın)' buyurur. Nihayet 'Kalbinde zerre ağırlığınca (iman) olanı (çıkarın)' buyurur." Ebû Said dedi ki: "Kim (bunu) tasdik etmezse şu ayeti okusun: 'Şüphesiz Allah, kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışındaki günahları, dilediği kimseler için bağışlar...' (Nisa, 48) '...büyük (bir günahla iftira etmiş olur)' sözüne kadar."
5011. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى بْنِ عَبْدِ اللَّهِ قَالَ حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ بْنِ سَعْدٍ قَالَ حَدَّثَنَا أَبِي عَنْ صَالِحِ بْنِ كَيْسَانَ عَنْ ابْنِ شِهَابٍ قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو أُمَامَةَ بْنُ سَهْلٍ أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا سَعِيدٍ الْخُدْرِيَّ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بَيْنَا أَنَا نَائِمٌ رَأَيْتُ النَّاسَ يُعْرَضُونَ عَلَيَّ وَعَلَيْهِمْ قُمُصٌ مِنْهَا مَا يَبْلُغُ الثُّدِيَّ وَمِنْهَا مَا يَبْلُغُ دُونَ ذَلِكَ وَعُرِضَ عَلَيَّ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ وَعَلَيْهِ قَمِيصٌ يَجُرُّهُ قَالَ فَمَاذَا أَوَّلْتَ ذَلِكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ الدِّينَ
Bize Muhammed b. Yahya b. Abdullah haber verdi, dedi ki: Bize Ya'kûb b. İbrahim b. Sa'd haber verdi, dedi ki: Babam bana haber verdi, Sâlih b. Keysân'dan, o İbn Şihâb'dan, dedi ki: Bana Ebû Umâme b. Sehl haber verdi; o Ebû Said el-Hudrî'yi şöyle derken işitmiş: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Ben uyurken, insanların bana arz olunduğunu gördüm. Üzerlerinde gömlekler vardı; kimininki memelerine ulaşıyor, kimininki bundan daha aşağıda kalıyordu. Ömer b. el-Hattâb da bana arz olundu; üzerinde (yerde) sürüklediği bir gömlek vardı." (Ashab): "Bunu neye yordun ey Allah'ın Resûlü?" dediler. Buyurdu ki: "Dine."
5012. Hadis
أَخْبَرَنَا أَبُو دَاوُدَ قَالَ حَدَّثَنَا جَعْفَرُ بْنُ عَوْنٍ قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو عُمَيْسٍ عَنْ قَيْسِ بْنِ مُسْلِمٍ عَنْ طَارِقِ بْنِ شِهَابٍ قَالَ جَاءَ رَجُلٌ مِنْ الْيَهُودِ إِلَى عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ فَقَالَ يَا أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ آيَةٌ فِي كِتَابِكُمْ تَقْرَءُونَهَا لَوْ عَلَيْنَا مَعْشَرَ الْيَهُودِ نَزَلَتْ لَاتَّخَذْنَا ذَلِكَ الْيَوْمَ عِيدًا قَالَ أَيُّ آيَةٍ قَالَ الْيَوْمَ أَكْمَلْتُ لَكُمْ دِينَكُمْ وَأَتْمَمْتُ عَلَيْكُمْ نِعْمَتِي وَرَضِيتُ لَكُمْ الْإِسْلَامَ دِينًا فَقَالَ عُمَرُ إِنِّي لَأَعْلَمُ الْمَكَانَ الَّذِي نَزَلَتْ فِيهِ وَالْيَوْمَ الَّذِي نَزَلَتْ فِيهِ نَزَلَتْ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي عَرَفَاتٍ فِي يَوْمِ جُمُعَةٍ
Bize Ebû Dâvûd haber verdi, dedi ki: Bize Ca'fer b. Avn haber verdi, dedi ki: Bize Ebû Umeyis haber verdi, Kays b. Müslim'den, o Târık b. Şihâb'dan, dedi ki: Yahudilerden bir adam Ömer b. el-Hattâb'a geldi ve şöyle dedi: "Ey Müminlerin Emiri! Kitabınızda okuduğunuz bir ayet var ki, şayet biz Yahudi topluluğuna inseydi, o günü bayram edinirdik." (Ömer): "Hangi ayet?" dedi. (Yahudi): "Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim, size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam'a razı oldum" (Mâide, 3) ayetidir, dedi. Ömer dedi ki: "Ben onun indiği yeri ve indiği günü biliyorum. Resûlullah'a sallallâhu aleyhi ve sellem Arafat'ta, bir Cuma günü inmişti."
5013. Hadis
أَخْبَرَنَا حُمَيْدُ بْنُ مَسْعَدَةَ قَالَ حَدَّثَنَا بِشْرٌ يَعْنِي ابْنَ الْمُفَضَّلِ قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ عَنْ قَتَادَةَ أَنَّهُ سَمِعَ أَنَسًا يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ لَا يُؤْمِنُ أَحَدُكُمْ حَتَّى أَكُونَ أَحَبَّ إِلَيْهِ مِنْ وَلَدِهِ وَوَالِدِهِ وَالنَّاسِ أَجْمَعِينَ
Bize Humeyd b. Mes'ade haber verdi, dedi ki: Bize Bişr -yani İbnu'l-Mufaddal- haber verdi, dedi ki: Bize Şu'be haber verdi, Katâde'den; o Enes'i şöyle derken işitmiş: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizden biriniz; ben kendisine çocuğundan, babasından ve bütün insanlardan daha sevgili olmadıkça (tam) iman etmiş olmaz."
5014. Hadis
أَخْبَرَنَا الْحُسَيْنُ بْنُ حُرَيْثٍ قَالَ أَنْبَأَنَا إِسْمَعِيلُ عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ ح وَأَنْبَأَنَا عِمْرَانُ بْنُ مُوسَى قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ عَنْ أَنَسٍ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ لَا يُؤْمِنُ أَحَدُكُمْ حَتَّى أَكُونَ أَحَبَّ إِلَيْهِ مِنْ مَالِهِ وَأَهْلِهِ وَالنَّاسِ أَجْمَعِينَ
Bize Hüseyin b. Hureys haber verdi, dedi ki: Bize İsmail haber verdi, Abdulaziz'den. (Yine) bize İmrân b. Musa haber verdi, dedi ki: Bize Abdulvaris haber verdi, dedi ki: Bize Abdulaziz haber verdi, Enes'ten, dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizden biriniz; ben kendisine malından, ailesinden ve bütün insanlardan daha sevgili olmadıkça (tam) iman etmiş olmaz."
5015. Hadis
أَخْبَرَنَا عِمْرَانُ بْنُ بَكَّارٍ قَالَ حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَيَّاشٍ قَالَ حَدَّثَنَا شُعَيْبٌ قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو الزِّنَادِ مِمَّا حَدَّثَهُ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ هُرْمُزَ مِمَّا ذُكِرَ أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ يُحَدِّثُ بِهِ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لَا يُؤْمِنُ أَحَدُكُمْ حَتَّى أَكُونَ أَحَبَّ إِلَيْهِ مِنْ وَلَدِهِ وَوَالِدِهِ
Bize İmrân b. Bekkâr haber verdi, dedi ki: Bize Ali b. Ayyaş haber verdi, dedi ki: Bize Şuayb haber verdi, dedi ki: Bize Ebû'z-Zinâd haber verdi; Abdurrahman b. Hürmüz'ün kendisine anlattığına göre; Ebû Hureyre'den işittiği şu hadisi Resûlullah'tan sallallâhu aleyhi ve sellem nakletti: "Nefsim elinde olana yemin olsun ki, sizden biriniz; ben kendisine çocuğundan ve babasından daha sevgili olmadıkça (tam) iman etmiş olmaz."
5016. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ قَالَ حَدَّثَنَا النَّضْرُ قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ ح وَأَنْبَأَنَا حُمَيْدُ بْنُ مَسْعَدَةَ قَالَ حَدَّثَنَا بِشْرٌ قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ عَنْ قَتَادَةَ قَالَ سَمِعْتُ أَنَسًا يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَقَالَ حُمَيْدُ بْنُ مَسْعَدَةَ فِي حَدِيثِهِ إِنَّ نَبِيَّ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ لَا يُؤْمِنُ أَحَدُكُمْ حَتَّى يُحِبَّ لِأَخِيهِ مَا يُحِبُّ لِنَفْسِهِ
Bize İshak b. İbrahim haber verdi, dedi ki: Bize Nadr haber verdi, dedi ki: Bize Şu'be haber verdi. (Yine) bize Humeyd b. Mes'ade haber verdi, dedi ki: Bize Bişr haber verdi, dedi ki: Bize Şu'be haber verdi, Katâde'den, dedi ki: Enes'i şöyle derken işittim: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: -Humeyd b. Mes'ade hadisinde "Allah'ın Nebisi sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki" dedi-: "Sizden biriniz, kendisi için sevdiğini kardeşi için de sevmedikçe (tam) iman etmiş olmaz."
5017. Hadis
أَخْبَرَنَا مُوسَى بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ عَنْ حُسَيْنٍ وَهُوَ الْمُعَلِّمُ عَنْ قَتَادَةَ عَنْ أَنَسٍ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ وَالَّذِي نَفْسُ مُحَمَّدٍ بِيَدِهِ لَا يُؤْمِنُ أَحَدُكُمْ حَتَّى يُحِبَّ لِأَخِيهِ مَا يُحِبُّ لِنَفْسِهِ مِنْ الْخَيْرِ
Bize Musa b. Abdurrahman haber verdi, dedi ki: Bize Ebû Üsâme haber verdi, Hüseyin'den -ki o el-Muallim'dir-, o Katâde'den, o Enes'ten (naklettiğine göre): Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Muhammed'in nefsi elinde olana yemin olsun ki, sizden biriniz; hayırdan kendisi için sevdiğini kardeşi için de sevmedikçe (tam) iman etmiş olmaz."
5018. Hadis
أَخْبَرَنَا يُوسُفُ بْنُ عِيسَى قَالَ أَنْبَأَنَا الْفَضْلُ بْنُ مُوسَى قَالَ أَنْبَأَنَا الْأَعْمَشُ عَنْ عَدِيٍّ عَنْ زِرٍّ قَالَ قَالَ عَلِيٌّ إِنَّهُ لَعَهْدُ النَّبِيِّ الْأُمِّيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِلَيَّ أَنَّهُ لَا يُحِبُّكَ إِلَّا مُؤْمِنٌ وَلَا يَبْغُضُكَ إِلَّا مُنَافِقٌ
Bize Yusuf b. İsa haber verdi, dedi ki: Bize Fadl b. Musa haber verdi, dedi ki: Bize A'meş haber verdi, Adiy'den, o Zirr'den, dedi ki: Ali dedi ki: "Beni ancak bir müminin seveceği ve bana ancak bir münafığın buğzedeceği, Ümmî Nebi'nin sallallâhu aleyhi ve sellem bana verdiği ahdidir."
5019. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْمَعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ يَعْنِي ابْنَ الْحَارِثِ عَنْ شُعْبَةَ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ جَبْرٍ عَنْ أَنَسٍ عَنْ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ حُبُّ الْأَنْصَارِ آيَةُ الْإِيمَانِ وَبُغْضُ الْأَنْصَارِ آيَةُ النِّفَاقِ
Bize İsmail b. Mes'ûd haber verdi, dedi ki: Bize Hâlid -yani İbnu'l-Hâris- haber verdi, Şu'be'den, o Abdullah b. Abdullah b. Cebr'den, o Enes'ten, Peygamber'den sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurduğu (nakledildi): "Ensar'ı sevmek imanın alameti, Ensar'a buğzetmek nifakın alametidir."
5020. Hadis
أَخْبَرَنَا بِشْرُ بْنُ خَالِدٍ قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ عَنْ شُعْبَةَ عَنْ سُلَيْمَانَ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُرَّةَ عَنْ مَسْرُوقٍ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو عَنْ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ أَرْبَعَةٌ مَنْ كُنَّ فِيهِ كَانَ مُنَافِقًا أَوْ كَانَتْ فِيهِ خَصْلَةٌ مِنْ الْأَرْبَعِ كَانَتْ فِيهِ خَصْلَةٌ مِنْ النِّفَاقِ حَتَّى يَدَعَهَا إِذَا حَدَّثَ كَذَبَ وَإِذَا وَعَدَ أَخْلَفَ وَإِذَا عَاهَدَ غَدَرَ وَإِذَا خَاصَمَ فَجَرَ
Bize Bişr b. Hâlid haber verdi, dedi ki: Bize Muhammed b. Ca'fer haber verdi, Şu'be'den, o Süleyman'dan, o Abdullah b. Murre'den, o Mesrûk'tan, o Abdullah b. Amr'dan, Peygamber'den sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurduğu (nakledildi): "Dört şey vardır ki bunlar kimde bulunursa halis münafık olur. Kimde bunlardan bir parça bulunursa, onu terk edinceye kadar kendisinde nifaktan bir parça (haslet) bulunur: Konuştuğu zaman yalan söyler, söz verdiği zaman sözünden döner, antlaşma yaptığı zaman ihanet eder (bozar), tartıştığı zaman haksızlık eder (haddi aşar)."
5021. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ قَالَ حَدَّثَنَا إِسْمَعِيلُ قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو سُهَيْلٍ نَافِعُ بْنُ مَالِكِ بْنِ أَبِي عَامِرٍ عَنْ أَبِيهِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ آيَةُ النِّفَاقِ ثَلَاثٌ إِذَا حَدَّثَ كَذَبَ وَإِذَا وَعَدَ أَخْلَفَ وَإِذَا اؤْتُمِنَ خَانَ
Bize Ali b. Hucr haber verdi, dedi ki: Bize İsmail haber verdi, dedi ki: Bize Ebû Süheyl Nâfi' b. Mâlik b. Ebî Âmir haber verdi, babasından, o Ebû Hureyre'den (naklettiğine göre): Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Münafığın alameti üçtür: Konuştuğu zaman yalan söyler, söz verdiği zaman sözünden döner, kendisine emanet verildiği zaman ihanet eder."
5022. Hadis
أَخْبَرَنَا وَاصِلُ بْنُ عَبْدِ الْأَعْلَى قَالَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ عَنْ الْأَعْمَشِ عَنْ عَدِيِّ بْنِ ثَابِتٍ عَنْ زِرِّ بْنِ حُبَيْشٍ عَنْ عَلِيٍّ قَالَ عَهِدَ إِلَيَّ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَنْ لَا يُحِبُّنِي إِلَّا مُؤْمِنٌ وَلَا يَبْغُضُنِي إِلَّا مُنَافِقٌ
Bize Vâsıl b. Abdilalâ haber verdi, dedi ki: Bize Vekî' haber verdi, A'meş'ten, o Adiy b. Sâbit'ten, o Zirr b. Hubeyş'ten, o Ali'den, dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bana; beni ancak bir müminin seveceğini ve bana ancak bir münafığın buğzedeceğini ahdetti (bildirdi)."
5023. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ يَحْيَى بْنِ الْحَارِثِ قَالَ حَدَّثَنَا الْمُعَافَى قَالَ حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ قَالَ حَدَّثَنَا مَنْصُورُ بْنُ الْمُعْتَمِرِ عَنْ أَبِي وَائِلٍ قَالَ قَالَ عَبْدُ اللَّهِ ثَلَاثٌ مَنْ كُنَّ فِيهِ فَهُوَ مُنَافِقٌ إِذَا حَدَّثَ كَذَبَ وَإِذَا اؤْتُمِنَ خَانَ وَإِذَا وَعَدَ أَخْلَفَ فَمَنْ كَانَتْ فِيهِ وَاحِدَةٌ مِنْهُنَّ لَمْ تَزَلْ فِيهِ خَصْلَةٌ مِنْ النِّفَاقِ حَتَّى يَتْرُكَهَا
Bize Amr b. Yahya b. el-Hâris haber verdi, dedi ki: Bize el-Muâfâ haber verdi, dedi ki: Bize Züheyr haber verdi, dedi ki: Bize Mansûr b. el-Mu'temir haber verdi, Ebû Vâil'den, dedi ki: Abdullah (b. Mes'ûd) şöyle dedi: "Üç şey vardır ki kimde bulunursa o münafıktır: Konuştuğu zaman yalan söyler, kendisine emanet verildiği zaman ihanet eder, söz verdiği zaman sözünden döner. Kimde bunlardan biri bulunursa, onu terk edinceye kadar kendisinde nifaktan bir parça (haslet) bulunur."
5024. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ عَنْ الزُّهْرِيِّ عَنْ أَبِي سَلَمَةَ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ مَنْ قَامَ شَهْرَ رَمَضَانَ إِيمَانًا وَاحْتِسَابًا غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ
Bize Kuteybe haber verdi, dedi ki: Bize Süfyan haber verdi, Zührî'den, o Ebû Seleme'den, o Ebû Hureyre'den (naklettiğine göre): Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim Ramazan'ı, inanarak ve sevabını Allah'tan bekleyerek ihya ederse (kıyamla geçirirse), geçmiş günahları bağışlanır."
5025. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ عَنْ مَالِكٍ عَنْ ابْنِ شِهَابٍ ح وَالْحَارِثُ بْنُ مِسْكِينٍ قِرَاءَةً عَلَيْهِ وَأَنَا أَسْمَعُ عَنْ ابْنِ الْقَاسِمِ قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ عَنْ ابْنِ شِهَابٍ عَنْ حُمَيْدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ مَنْ قَامَ رَمَضَانَ إِيمَانًا وَاحْتِسَابًا غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ
Bize Kuteybe haber verdi, Mâlik'ten, o İbn Şihâb'dan. (Yine bize) Hâris b. Miskin -okunurken ben dinliyordum- İbn Kâsım'dan haber verdi, dedi ki: Bana Mâlik haber verdi, İbn Şihâb'dan, o Humeyd b. Abdurrahman'dan, o Ebû Hureyre'den (naklettiğine göre): Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim Ramazan'ı, inanarak ve sevabını Allah'tan bekleyerek ihya ederse (kıyamla geçirirse), geçmiş günahları bağışlanır."
5026. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَعِيلَ قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ أَسْمَاءَ قَالَ حَدَّثَنَا جُوَيْرِيَةُ عَنْ مَالِكٍ عَنْ الزُّهْرِيِّ أَخْبَرَنِي أَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ وَحُمَيْدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ مَنْ قَامَ رَمَضَانَ إِيمَانًا وَاحْتِسَابًا غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ
Bize Muhammed b. İsmail haber verdi, dedi ki: Bize Abdullah b. Muhammed b. Esmâ haber verdi, dedi ki: Bize Cuveyriye haber verdi, Mâlik'ten, o Zührî'den, (o dedi ki:) Bana Ebû Seleme b. Abdurrahman ve Humeyd b. Abdurrahman haber verdi, Ebû Hureyre'den (naklettiklerine göre): Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim Ramazan'ı, inanarak ve sevabını Allah'tan bekleyerek ihya ederse (kıyamla geçirirse), geçmiş günahları bağışlanır."
5027. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو الْأَشْعَثِ قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ يَعْنِي ابْنَ الْحَارِثِ قَالَ حَدَّثَنَا هِشَامٌ عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو هُرَيْرَةَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ مَنْ قَامَ رَمَضَانَ إِيمَانًا وَاحْتِسَابًا غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ وَمَنْ قَامَ لَيْلَةَ الْقَدْرِ إِيمَانًا وَاحْتِسَابًا غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ
Bize Ebû'l-Eş'as haber verdi, dedi ki: Bize Hâlid -yani İbnu'l-Hâris- haber verdi, dedi ki: Bize Hişâm haber verdi, Yahya b. Ebî Kesir'den, o Ebû Seleme b. Abdurrahman'dan, dedi ki: Bana Ebû Hureyre haber verdi (ki): Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim Ramazan'ı, inanarak ve sevabını Allah'tan bekleyerek ihya ederse, geçmiş günahları bağışlanır. Kim Kadir Gecesi'ni, inanarak ve sevabını Allah'tan bekleyerek ihya ederse, geçmiş günahları bağışlanır."
5028. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ الْقَاسِمِ عَنْ مَالِكٍ قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو سُهَيْلٍ عَنْ أَبِيهِ أَنَّهُ سَمِعَ طَلْحَةَ بْنَ عُبَيْدِ اللَّهِ يَقُولُ جَاءَ رَجُلٌ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مِنْ أَهْلِ نَجْدٍ ثَائِرَ الرَّأْسِ يُسْمَعُ دَوِيُّ صَوْتِهِ وَلَا يُفْهَمُ مَا يَقُولُ حَتَّى دَنَا فَإِذَا هُوَ يَسْأَلُ عَنْ الْإِسْلَامِ قَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ خَمْسُ صَلَوَاتٍ فِي الْيَوْمِ وَاللَّيْلَةِ قَالَ هَلْ عَلَيَّ غَيْرُهُنَّ قَالَ لَا إِلَّا أَنْ تَطَوَّعَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَصِيَامُ شَهْرِ رَمَضَانَ قَالَ هَلْ عَلَيَّ غَيْرُهُ قَالَ لَا إِلَّا أَنْ تَطَوَّعَ وَذَكَرَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ الزَّكَاةَ فَقَالَ هَلْ عَلَيَّ غَيْرُهَا قَالَ لَا إِلَّا أَنْ تَطَوَّعَ فَأَدْبَرَ الرَّجُلُ وَهُوَ يَقُولُ لَا أَزِيدُ عَلَى هَذَا وَلَا أَنْقُصُ مِنْهُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَفْلَحَ إِنْ صَدَقَ
Bize Muhammed b. Seleme haber verdi, dedi ki: Bize İbn Kâsım haber verdi, Mâlik'ten, dedi ki: Bana Ebû Süheyl haber verdi, babasından; o Talha b. Ubeydullah'ı şöyle derken işitmiş: Resûlullah'a sallallâhu aleyhi ve sellem Necid halkından saçı başı dağınık bir adam geldi. Sesinin uğultusu işitiliyor fakat ne dediği anlaşılmıyordu. Nihayet yaklaştı, bir de baktık ki İslam'ı soruyor. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona: "Bir gün ve gecede beş vakit namaz" buyurdu. (Adam): "Üzerimde bunlardan başkası var mı?" dedi. (Peygamber): "Hayır, ancak nafile (tatavvu) kılarsan o başka" buyurdu. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Ve Ramazan ayı orucu" buyurdu. (Adam): "Üzerimde bundan başkası var mı?" dedi. (Peygamber): "Hayır, ancak nafile tutarsan o başka" buyurdu. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona zekâtı (da) zikretti. (Adam): "Üzerimde bundan başkası var mı?" dedi. (Peygamber): "Hayır, ancak nafile verirsen o başka" buyurdu. Bunun üzerine adam arkasını dönüp giderken şöyle diyordu: "Bundan ne fazla yaparım ne de eksik!" Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem (bunun üzerine): "Eğer doğru söylüyorsa kurtuluşa ermiştir" buyurdu.
5029. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ عَنْ سَعِيدٍ عَنْ عَطَاءِ بْنِ مِينَاءَ سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ انْتَدَبَ اللَّهُ لِمَنْ يَخْرُجُ فِي سَبِيلِهِ لَا يُخْرِجُهُ إِلَّا الْإِيمَانُ بِي وَالْجِهَادُ فِي سَبِيلِي أَنَّهُ ضَامِنٌ حَتَّى أُدْخِلَهُ الْجَنَّةَ بِأَيِّهِمَا كَانَ إِمَّا بِقَتْلٍ وَإِمَّا وَفَاةٍ أَوْ أَنْ يَرُدَّهُ إِلَى مَسْكَنِهِ الَّذِي خَرَجَ مِنْهُ يَنَالُ مَا نَالَ مِنْ أَجْرٍ أَوْ غَنِيمَةٍ
Bize Kuteybe haber verdi, dedi ki: Bize Leys haber verdi, Said'den, o Atâ b. Mînâ'dan; o Ebû Hureyre'yi şöyle derken işitmiş: Resûlullah'ı sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle derken işittim: "Allah, kendi yolunda çıkan kimseye kefil olmuştur. (Şöyle buyurur): 'Onu (evinden) ancak bana iman ve benim yolumda cihad çıkarmıştır.' (Allah) onu, -öldürülme veya vefat etme durumunda- Cennete koymayı veya elde ettiği ecir ya da ganimetle birlikte çıktığı meskenine (evine sağ salim) döndürmeyi garanti etmiştir."
5030. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ قُدَامَةَ قَالَ حَدَّثَنَا جَرِيرٌ عَنْ عُمَارَةَ بْنِ الْقَعْقَاعِ عَنْ أَبِي زُرْعَةَ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ تَضَمَّنَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ لِمَنْ خَرَجَ فِي سَبِيلِهِ لَا يُخْرِجُهُ إِلَّا الْجِهَادُ فِي سَبِيلِي وَإِيمَانٌ بِي وَتَصْدِيقٌ بِرُسُلِي فَهُوَ ضَامِنٌ أَنْ أُدْخِلَهُ الْجَنَّةَ أَوْ أُرْجِعَهُ إِلَى مَسْكَنِهِ الَّذِي خَرَجَ مِنْهُ نَالَ مَا نَالَ مِنْ أَجْرٍ أَوْ غَنِيمَةٍ
Bize Muhammed b. Kudâme haber verdi, dedi ki: Bize Cerir haber verdi, Umâre b. el-Ka'kâ'dan, o Ebû Zur'a'dan, o Ebû Hureyre'den radıyallâhu anh (naklettiğine göre): Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Allah azze ve celle, kendi yolunda çıkan kimseye -ki onu (evinden) ancak benim yolumda cihad, bana iman ve resûllerimi tasdik çıkarmıştır- kefil olmuştur. (Allah) onu Cennete koymayı veya elde ettiği ecir ya da ganimetle birlikte çıktığı meskenine (evine sağ salim) döndürmeyi garanti etmiştir."
5031. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ قَالَ حَدَّثَنَا عَبَّادٌ وَهُوَ ابْنُ عَبَّادٍ عَنْ أَبِي جَمْرَةَ عَنْ ابْنِ عَبَّاسٍ قَالَ قَدِمَ وَفْدُ عَبْدِ الْقَيْسِ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالُوا إِنَّا هَذَا الْحَيَّ مِنْ رَبِيعَةَ وَلَسْنَا نَصِلُ إِلَيْكَ إِلَّا فِي الشَّهْرِ الْحَرَامِ فَمُرْنَا بِشَيْءٍ نَأْخُذُهُ عَنْكَ وَنَدْعُو إِلَيْهِ مَنْ وَرَاءَنَا فَقَالَ آمُرُكُمْ بِأَرْبَعٍ وَأَنْهَاكُمْ عَنْ أَرْبَعٍ الْإِيمَانُ بِاللَّهِ ثُمَّ فَسَّرَهَا لَهُمْ شَهَادَةُ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَأَنِّي رَسُولُ اللَّهِ وَإِقَامُ الصَّلَاةِ وَإِيتَاءُ الزَّكَاةِ وَأَنْ تُؤَدُّوا إِلَيَّ خُمُسَ مَا غَنِمْتُمْ وَأَنْهَاكُمْ عَنْ الدُّبَّاءِ وَالْحَنْتَمِ وَالْمُقَيَّرِ وَالْمُزَفَّتِ
Bize Kuteybe haber verdi, dedi ki: Bize Abbâd -ki o İbn Abbâd'dır- haber verdi, Ebû Cemre'den, o İbn Abbâs'tan, dedi ki: Abdülkays heyeti Resûlullah'a sallallâhu aleyhi ve sellem geldi ve şöyle dediler: "Biz Rebia (kabilesinden) şu topluluğuz. Sana ancak haram ayda ulaşabiliyoruz. Bize bir şey emret ki onu senden alalım ve arkamızdakileri de ona çağıralım." (Peygamber) buyurdu ki: "Size dört şeyi emrediyor ve dört şeyi yasaklıyorum. (Emrettiklerim): Allah'a iman etmektir" -sonra bunu onlar için açıkladı-: "Allah'tan başka ilah olmadığına ve benim Allah'ın Resûlü olduğuma şehadet etmeniz, namazı dosdoğru kılmanız, zekâtı vermeniz ve ganimet olarak elde ettiklerinizin humusunu (beşte birini) bana ödemenizdir. Size şunları da yasaklıyorum: Dubbâ, Hantem, Mukayyer ve Muzeffet (denilen kaplar içinde içki/şıra yapmaktan)."
5032. Hadis
أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ سَلَّامٍ قَالَ حَدَّثَنَا إِسْحَقُ يَعْنِي ابْنَ يُوسُفَ بْنِ الْأَزْرَقِ عَنْ عَوْفٍ عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سِيرِينَ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنْ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ مَنْ اتَّبَعَ جَنَازَةَ مُسْلِمٍ إِيمَانًا وَاحْتِسَابًا فَصَلَّى عَلَيْهِ ثُمَّ انْتَظَرَ حَتَّى يُوضَعَ فِي قَبْرِهِ كَانَ لَهُ قِيرَاطَانِ أَحَدُهُمَا مِثْلُ أُحُدٍ وَمَنْ صَلَّى عَلَيْهِ ثُمَّ رَجَعَ كَانَ لَهُ قِيرَاطٌ
Bize Abdurrahman b. Muhammed b. Sellâm haber verdi, dedi ki: Bize İshak -yani İbn Yusuf b. el-Ezrak- haber verdi, Avf'tan, o Muhammed b. Sîrîn'den, o Ebû Hureyre'den, Peygamber'den sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurduğu (nakledildi): "Kim bir müslümanın cenazesine, inanarak ve sevabını Allah'tan bekleyerek katılır, namazını kılar ve kabrine konuluncaya kadar beklerse; her biri Uhud (dağı) kadar olan iki kırat (sevap) alır. Kim de namazını kılar sonra (gömülmeden) dönerse, bir kırat (sevap) alır."
5033. Hadis
أَخْبَرَنَا هَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ قَالَ حَدَّثَنَا مَعْنٌ قَالَ حَدَّثَنَا مَالِكٌ ح وَالْحَارِثُ بْنُ مِسْكِينٍ قِرَاءَةً عَلَيْهِ وَأَنَا أَسْمَعُ عَنْ ابْنِ الْقَاسِمِ أَخْبَرَنِي مَالِكٌ وَاللَّفْظُ لَهُ عَنْ ابْنِ شِهَابٍ عَنْ سَالِمٍ عَنْ أَبِيهِ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مَرَّ عَلَى رَجُلٍ يَعِظُ أَخَاهُ فِي الْحَيَاءِ فَقَالَ دَعْهُ فَإِنَّ الْحَيَاءَ مِنْ الْإِيمَانِ
Bize Hârun b. Abdullah haber verdi, dedi ki: Bize Ma'n haber verdi, dedi ki: Bize Mâlik haber verdi. (Yine bize) Hâris b. Miskin -okunurken ben dinliyordum- İbn Kâsım'dan haber verdi. (İbn Kâsım) dedi ki: Bana Mâlik haber verdi -lafız onundur-, İbn Şihâb'dan, o Sâlim'den, o babasından (naklettiğine göre): Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, haya konusunda kardeşine öğüt veren (onu çok utangaç olduğu için azarlayan) bir adama rastladı. Bunun üzerine: "Onu bırak; zira haya imandandır" buyurdu.
5034. Hadis
أَخْبَرَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ نَافِعٍ قَالَ حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ عَلِيٍّ عَنْ مَعْنِ بْنِ مُحَمَّدٍ عَنْ سَعِيدٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِنَّ هَذَا الدِّينَ يُسْرٌ وَلَنْ يُشَادَّ الدِّينَ أَحَدٌ إِلَّا غَلَبَهُ فَسَدِّدُوا وَقَارِبُوا وَأَبْشِرُوا وَيَسِّرُوا وَاسْتَعِينُوا بِالْغَدْوَةِ وَالرَّوْحَةِ وَشَيْءٍ مِنْ الدَّلْجَةِ
Bize Ebû Bekr b. Nâfi' haber verdi, dedi ki: Bize Ömer b. Ali haber verdi, Ma'n b. Muhammed'den, o Said'den, o Ebû Hureyre'den, dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Şüphesiz bu din kolaylıktır. Hiç kimse din hususunda (kendini zorlayarak) aşırıya kaçmasın, yoksa din ona galebe çalar. O halde doğru olanı yapmaya çalışın (orta yolu tutun), (en doğruya) yaklaşın ve (sevapla) müjdelenin. Sabahın erken vaktinden, akşamın serinliğinden ve gecenin bir parçasından (ibadet için) yardım isteyin."
5035. Hadis
أَخْبَرَنَا شُعَيْبُ بْنُ يُوسُفَ عَنْ يَحْيَى وَهُوَ ابْنُ سَعِيدٍ عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ أَخْبَرَنِي أَبِي عَنْ عَائِشَةَ أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ دَخَلَ عَلَيْهَا وَعِنْدَهَا امْرَأَةٌ فَقَالَ مَنْ هَذِهِ قَالَتْ فُلَانَةُ لَا تَنَامُ تَذْكُرُ مِنْ صَلَاتِهَا فَقَالَ مَهْ عَلَيْكُمْ مِنْ الْعَمَلِ مَا تُطِيقُونَ فَوَاللَّهِ لَا يَمَلُّ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ حَتَّى تَمَلُّوا وَكَانَ أَحَبَّ الدِّينِ إِلَيْهِ مَا دَامَ عَلَيْهِ صَاحِبُهُ
Bize Şuayb b. Yusuf haber verdi, Yahya'dan -ki o İbn Said'dir-, o Hişâm b. Urve'den, (o dedi ki:) Babam bana haber verdi, Âişe'den (naklettiğine göre): Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem onun yanına girdi. Yanında bir kadın vardı. "Bu kim?" diye sordu. (Âişe): "Falanca kadındır, namazını (çokluğunu) anlatıyor, uyumuyor" dedi. (Peygamber) buyurdu ki: "Bırak bunları (sus/dur)! Size, güç yetirebileceğiniz ameller gerekir. Allah'a yemin olsun ki, siz bıkmadıkça Allah azze ve celle bıkmaz (sevap vermeyi kesmez)." Ona göre dinin (amelin) en sevimlisi, sahibinin üzerine devam ettiği (amel) idi.
5036. Hadis
أَخْبَرَنَا هَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ قَالَ حَدَّثَنَا مَعْنٌ ح وَالْحَارِثُ بْنُ مِسْكِينٍ قِرَاءَةً عَلَيْهِ وَأَنَا أَسْمَعُ عَنْ ابْنِ الْقَاسِمِ قَالَا حَدَّثَنَا مَالِكٌ عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي صَعْصَعَةَ عَنْ أَبِيهِ عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يُوشِكُ أَنْ يَكُونَ خَيْرَ مَالِ مُسْلِمٍ غَنَمٌ يَتَّبِعُ بِهَا شَعَفَ الْجِبَالِ وَمَوَاقِعَ الْقَطْرِ يَفِرُّ بِدِينِهِ مِنْ الْفِتَنِ
Bize Hârun b. Abdullah haber verdi, dedi ki: Bize Ma'n haber verdi. (Yine bize) Hâris b. Miskin -okunurken ben dinliyordum- İbn Kâsım'dan haber verdi. (Ma'n ve İbn Kâsım) dediler ki: Bize Mâlik haber verdi, Abdurrahman b. Abdullah b. Abdurrahman b. Ebî Sa'saa'dan, o babasından, o Ebû Said el-Hudrî'den, dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Müslümanın en hayırlı malının, dini uğruna fitnelerden kaçıp dağ başlarında ve yağmur düşen yerlerde güttüğü koyunlar olacağı zaman yakındır."
5037. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ قَالَ حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ عَنْ مُوسَى بْنِ عُقْبَةَ عَنْ نَافِعٍ عَنْ ابْنِ عُمَرَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ مَثَلُ الْمُنَافِقِ كَمَثَلِ الشَّاةِ الْعَائِرَةِ بَيْنَ الْغَنَمَيْنِ تَعِيرُ فِي هَذِهِ مَرَّةً وَفِي هَذِهِ مَرَّةً لَا تَدْرِي أَيَّهَا تَتْبَعُ
Bize Kuteybe haber verdi, dedi ki: Bize Ya'kûb haber verdi, Musa b. Ukbe'den, o Nâfi'den, o İbn Ömer'den (naklettiğine göre): Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Münafığın misali, iki sürü arasında gidip gelen, bir buna bir ötekine giden ve hangisine uyacağını bilemeyen şaşkın koyun gibidir."
5038. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ قَالَ حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ قَالَ حَدَّثَنَا سَعِيدٌ عَنْ قَتَادَةَ عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ أَنَّ أَبَا مُوسَى الْأَشْعَرِيَّ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مَثَلُ الْمُؤْمِنِ الَّذِي يَقْرَأُ الْقُرْآنَ مَثَلُ الْأُتْرُجَّةِ طَعْمُهَا طَيِّبٌ وَرِيحُهَا طَيِّبٌ وَمَثَلُ الْمُؤْمِنِ الَّذِي لَا يَقْرَأُ الْقُرْآنَ كَمَثَلِ التَّمْرَةِ طَعْمُهَا طَيِّبٌ وَلَا رِيحَ لَهَا وَمَثَلُ الْمُنَافِقِ الَّذِي يَقْرَأُ الْقُرْآنَ كَمَثَلِ الرَّيْحَانَةِ رِيحُهَا طَيِّبٌ وَطَعْمُهَا مُرٌّ وَمَثَلُ الْمُنَافِقِ الَّذِي لَا يَقْرَأُ الْقُرْآنَ كَمَثَلِ الْحَنْظَلَةِ طَعْمُهَا مُرٌّ وَلَا رِيحَ لَهَا
Bize Amr b. Ali haber verdi, dedi ki: Bize Yezid b. Zürey' haber verdi, dedi ki: Bize Said haber verdi, Katâde'den, o Enes b. Mâlik'ten (naklettiğine göre): Ebû Musa el-Eş'arî dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kur'an okuyan müminin misali ağaç kavunu (turunçgillerden utrucce) gibidir; tadı güzeldir, kokusu da güzeldir. Kur'an okumayan müminin misali hurma gibidir; tadı güzeldir fakat kokusu yoktur. Kur'an okuyan münafığın misali reyhan otu gibidir; kokusu güzeldir fakat tadı acıdır. Kur'an okumayan münafığın misali ise Ebucehil karpuzu (hanzale) gibidir; tadı acıdır, kokusu da yoktur."
5039. Hadis
أَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ عَنْ شُعْبَةَ عَنْ قَتَادَةَ عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ لَا يُؤْمِنُ أَحَدُكُمْ حَتَّى يُحِبَّ لِأَخِيهِ مَا يُحِبُّ لِنَفْسِهِ قَالَ الْقَاضِي يَعْنِي ابْنَ الْكَسَّارِ سَمِعْتُ عَبْدَ الصَّمَدِ الْبُخَارِيَّ يَقُولُ حَفْصُ بْنُ عُمَرَ الَّذِي يَرْوِي عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ مَهْدِيٍّ لَا أَعْرِفُهُ إِلَّا أَنْ يَكُونَ سَقَطَ الْوَاوُ مِنْ حَفْصِ بْنِ عَمْرٍو الرَّبَالِيِّ الْمَشْهُورُ بِالرِّوَايَةِ عَنْ الْبَصْرِيِّينَ وَهُوَ ثِقَةٌ ذَكَرَهُ فِي هَذَا الْخَبَرِ فِي حَدِيثِ مَنْصُورِ بْنِ سَعْدٍ فِي بَابِ صِفَةِ الْمُسْلِمِ سَمِعْتُهُ يَقُولُ لَا أَعْلَمُ رَوَى حَدِيثَ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ الْمَرْفُوعَ أُمِرْتُ أَنْ أُقَاتِلَ النَّاسَ بِزِيَادَةِ قَوْلِهِ وَاسْتَقْبَلُوا قِبْلَتَنَا وَأَكَلُوا ذَبِيحَتَنَا وَصَلَّوْا صَلَاتَنَا عَنْ حُمَيْدٍ الطَّوِيلِ إِلَّا عَبْدَ اللَّهِ بْنَ الْمُبَارَكِ وَيَحْيَى بْنَ أَيُّوبَ الْبَصْرِيَّ وَهُوَ فِي هَذَا الْجُزْءِ فِي بَابِ مَا يُقَاتِلُ النَّاسَ
Bize Suveyd b. Nasr haber verdi, dedi ki: Bize Abdullah haber verdi, Şu'be'den, o Katâde'den, o Enes b. Mâlik'ten (naklettiğine göre): Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizden biriniz, kendisi için sevdiğini kardeşi için de sevmedikçe (tam) iman etmiş olmaz." Kadı -yani İbn el-Kassâr- dedi ki: Abdussamed el-Buhârî'yi şöyle derken işittim: "Abdurrahman b. Mehdî'den rivayette bulunan Hafs b. Ömer'i tanımıyorum; meğer ki Hafs b. Amr er-Rebâlî'den 'vav' harfi düşmüş olsun (Hafs b. Amr yerine Hafs b. Ömer yazılmış olsun). O (Hafs b. Amr), Basralılardan rivayetiyle meşhurdur ve sika (güvenilir) biridir. Onu bu haberde, 'Müslümanın Sıfatı' babındaki Mansûr b. Sa'd hadisinde zikretti." (Kadı devamla) dedi ki: "Enes b. Mâlik'in merfu hadisi olan 'İnsanlarla savaşmakla emrolundum...' hadisini; 'kıblemize yönelirler, kestiğimizi yerler ve namazımızı kılarlarsa' ziyadesiyle Humeyd et-Tavîl'den rivayet eden, Abdullah b. el-Mubârek ve Yahya b. Eyyûb el-Basrî dışında kimse bilmiyorum. O da bu cüzde 'İnsanlarla Ne Üzere Savaşılır' babındadır."