Ziynet (Süs) Kitabı

En-Nesai · Sünen-i Nesai (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

5040. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا وَكِيعٌ، قَالَ حَدَّثَنَا زَكَرِيَّا بْنُ أَبِي زَائِدَةَ، عَنْ مُصْعَبِ بْنِ شَيْبَةَ، عَنْ طَلْقِ بْنِ حَبِيبٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ عَائِشَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ عَشَرَةٌ مِنَ الْفِطْرَةِ قَصُّ الشَّارِبِ وَقَصُّ الأَظْفَارِ وَغَسْلُ الْبَرَاجِمِ وَإِعْفَاءُ اللِّحْيَةِ وَالسِّوَاكُ وَالاِسْتِنْشَاقُ وَنَتْفُ الإِبْطِ وَحَلْقُ الْعَانَةِ وَانْتِقَاصُ الْمَاءِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ مُصْعَبٌ وَنَسِيتُ الْعَاشِرَةَ إِلاَّ أَنْ تَكُونَ الْمَضْمَضَةَ ‏.‏

Bize İshak b. İbrahim haber verdi, dedi ki: Bize Vekî' haber verdi, dedi ki: Bize Zekeriyya b. Ebî Zâide haber verdi, Mus'ab b. Şeybe'den, o Talk b. Habîb'den, o Abdullah b. Zübeyr'den, o Âişe'den, Resûlullah'tan sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurduğu (nakledildi): "On şey fıtrattandır: Bıyığı kesmek, tırnakları kesmek, parmak boğumlarını yıkamak, sakalı uzatmak (kendi haline bırakmak), misvak kullanmak, burna su çekmek, koltuk altını yolmak, etek tıraşı olmak ve su ile taharetlenmek (istinca)." Mus'ab dedi ki: "Onuncuyu unuttum; ancak onun da ağza su vermek (mazmaza) olması muhtemeldir."

5041. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا الْمُعْتَمِرُ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ سَمِعْتُ طَلْقًا، يَذْكُرُ عَشْرَةً مِنَ الْفِطْرَةِ السِّوَاكَ وَقَصَّ الشَّارِبِ وَتَقْلِيمَ الأَظْفَارِ وَغَسْلَ الْبَرَاجِمِ وَحَلْقَ الْعَانَةِ وَالاِسْتِنْشَاقَ ‏.‏ وَأَنَا شَكَكْتُ فِي الْمَضْمَضَةِ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdilalâ haber verdi, dedi ki: Bize Mu'temir haber verdi, babasından, dedi ki: Talk'ı (şöyle diyerek) fıtrattan on şeyi zikrederken işittim: "Misvak kullanmak, bıyığı kesmek, tırnakları kesmek, parmak boğumlarını yıkamak, etek tıraşı olmak ve burna su çekmek." (Ravi): "Mazmaza konusunda şüphe ettim" dedi.

5042. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ أَبِي بِشْرٍ، عَنْ طَلْقِ بْنِ حَبِيبٍ، قَالَ عَشْرَةٌ مِنَ السُّنَّةِ السِّوَاكُ وَقَصُّ الشَّارِبِ وَالْمَضْمَضَةُ وَالاِسْتِنْشَاقُ وَتَوْفِيرُ اللِّحْيَةِ وَقَصُّ الأَظْفَارِ وَنَتْفُ الإِبْطِ وَالْخِتَانُ وَحَلْقُ الْعَانَةِ وَغَسْلُ الدُّبُرِ ‏.‏ قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ وَحَدِيثُ سُلَيْمَانَ التَّيْمِيِّ وَجَعْفَرِ بْنِ إِيَاسٍ أَشْبَهُ بِالصَّوَابِ مِنْ حَدِيثِ مُصْعَبِ بْنِ شَيْبَةَ وَمُصْعَبٌ مُنْكَرُ الْحَدِيثِ ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi, dedi ki: Bize Ebû Avâne haber verdi, Ebû Bişr'den, o Talk b. Habîb'den, dedi ki: "On şey sünnettendir: Misvak kullanmak, bıyığı kesmek, ağza su vermek, burna su çekmek, sakalı uzatmak (gür bırakmak), tırnakları kesmek, koltuk altını yolmak, sünnet olmak, etek tıraşı olmak ve makadı yıkamak." Ebû Abdurrahmân dedi ki: Süleyman et-Teymî ve Ca'fer b. İyas'ın hadisi, Mus'ab b. Şeybe'nin hadisinden doğruya daha yakındır. Mus'ab münkerü'l-hadistir.

5043. Hadis

أَخْبَرَنَا حُمَيْدُ بْنُ مَسْعَدَةَ، عَنْ بِشْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِسْحَاقَ، عَنْ سَعِيدٍ الْمَقْبُرِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ خَمْسٌ مِنَ الْفِطْرَةِ الْخِتَانُ وَحَلْقُ الْعَانَةِ وَنَتْفُ الضَّبْعِ وَتَقْلِيمُ الظُّفْرِ وَتَقْصِيرُ الشَّارِبِ ‏"‏ ‏.‏ وَقَفَهُ مَالِكٌ ‏.‏

Bize Humeyd b. Mes'ade haber verdi, Bişr'den, dedi ki: Bize Abdurrahman b. İshak haber verdi, Said el-Makburî'den, o Ebû Hureyre'den, dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Beş şey fıtrattandır: Sünnet olmak, etek tıraşı olmak, koltuk altını yolmak, tırnağı kesmek ve bıyığı kısaltmak." Mâlik bunu mevkuf olarak rivayet etmiştir.

5044. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ مَالِكٍ، عَنِ الْمَقْبُرِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ خَمْسٌ مِنَ الْفِطْرَةِ تَقْلِيمُ الأَظْفَارِ وَقَصُّ الشَّارِبِ وَنَتْفُ الإِبْطِ وَحَلْقُ الْعَانَةِ وَالْخِتَانُ ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi, Mâlik'ten, o Makburî'den, o Ebû Hureyre'den, dedi ki: "Beş şey fıtrattandır: Tırnakları kesmek, bıyığı kesmek, koltuk altını yolmak, etek tıraşı olmak ve sünnet olmak."

5045. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَلْقَمَةَ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ أَحْفُوا الشَّوَارِبَ وَأَعْفُوا اللِّحَى ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr haber verdi, dedi ki: Bize Abdurrahman haber verdi, dedi ki: Bize Süfyan haber verdi, Abdurrahman b. Alkame'den, o İbn Ömer'den, Peygamber'den sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurduğu (nakledildi): "Bıyıkları iyice kısaltın, sakalları (kendi haline) bırakın."

5046. Hadis

أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ أَبِي عَلْقَمَةَ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ عُمَرَ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ أَعْفُوا اللِّحَى وَأَحْفُوا الشَّوَارِبَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Amr b. Ali haber verdi, dedi ki: Bize Abdurrahman haber verdi, dedi ki: Bize Süfyan haber verdi, dedi ki: Bize Abdurrahman b. Ebî Alkame haber verdi, dedi ki: İbn Ömer'i şöyle derken işittim: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: "Sakalları uzatın (gür bırakın), bıyıkları ise iyice kısaltın."

5047. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا الْمُعْتَمِرُ، قَالَ سَمِعْتُ يُوسُفَ بْنَ صُهَيْبٍ، يُحَدِّثُ عَنْ حَبِيبِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَرْقَمَ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ مَنْ لَمْ يَأْخُذْ شَارِبَهُ فَلَيْسَ مِنَّا ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdilalâ haber verdi, dedi ki: Bize Mu'temir haber verdi, dedi ki: Yusuf b. Suhayb'ı, Habîb b. Yesâr'dan, o Zeyd b. Erkam'dan hadis naklederken işittim, dedi ki: Resûlullah'ı sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle derken işittim: "Kim bıyığından almazsa (kısaltmazsa) bizden değildir."

5048. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَنْبَأَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، قَالَ أَنْبَأَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم رَأَى صَبِيًّا حَلَقَ بَعْضَ رَأْسِهِ وَتَرَكَ بَعْضَ فَنَهَى عَنْ ذَلِكَ وَقَالَ ‏ "‏ احْلِقُوهُ كُلَّهُ أَوِ اتْرُكُوهُ كُلَّهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize İshak b. İbrahim haber verdi, dedi ki: Bize Abdurrezzâk haber verdi, dedi ki: Bize Ma'mer haber verdi, Eyyûb'dan, o Nâfi'den, o İbn Ömer'den (naklettiğine göre): Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem, başının bir kısmını tıraş edip bir kısmını bırakan bir çocuk gördü. Bunu yasakladı ve: "Ya tamamını tıraş edin yahut tamamını (kendi haline) bırakın" buyurdu.

5049. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مُوسَى الْحَرَشِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، قَالَ حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ خِلاَسٍ، عَنْ عَلِيٍّ، نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ تَحْلِقَ الْمَرْأَةُ رَأْسَهَا ‏.‏

Bize Muhammed b. Musa el-Haraşî haber verdi, dedi ki: Bize Ebû Dâvûd haber verdi, dedi ki: Bize Hemmâm haber verdi, Katâde'den, o Hılâs'tan, o Ali'den (naklettiğine göre): Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, kadının başını (saçını) tıraş etmesini yasakladı.

5050. Hadis

أَخْبَرَنِي عِمْرَانُ بْنُ يَزِيدَ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ أَبِي الرِّجَالِ، عَنْ عُمَرَ بْنِ نَافِعٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ نَهَانِي اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ عَنِ الْقَزَعِ ‏"‏ ‏.‏

Bana İmrân b. Yezid haber verdi, dedi ki: Bize Abdurrahman b. Muhammed b. Ebî'r-Ricâl haber verdi, Ömer b. Nâfi'den, o babasından, o Abdullah b. Ömer'den, o Peygamber'den sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurduğu (nakledildi): "Allah azze ve celle beni kaza'dan (saçın bir kısmını tıraş edip bir kısmını bırakmaktan) nehyetti."

5051. Hadis

أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، رضى الله عنهما قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْقَزَعِ ‏.‏ قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ حَدِيثُ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ وَمُحَمَّدِ بْنِ بِشْرٍ أَوْلَى بِالصَّوَابِ ‏.‏

Bize Ahmed b. Süleyman haber verdi, dedi ki: Bize Ebû Dâvûd haber verdi, Süfyan'dan, o Ubeydullah b. Ömer'den, o Nâfi'den, o İbn Ömer'den radıyallâhu anhuma, dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem kaza'yı (saçın bir kısmını tıraş edip bir kısmını bırakmayı) yasakladı. Ebû Abdurrahmân dedi ki: Yahya b. Said ve Muhammed b. Bişr'in (rivayet ettikleri) hadis, doğruya daha yakındır (önceliklidir).

5052. Hadis

أَخْبَرَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، أَخُو قَبِيصَةَ وَمُعَاوِيَةُ بْنُ هِشَامٍ قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ حَدَّثَنَا عَاصِمُ بْنُ كُلَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ وَائِلِ بْنِ حُجْرٍ، قَالَ أَتَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَلِي شَعْرٌ فَقَالَ ‏"‏ ذُبَابٌ ‏"‏ ‏.‏ فَظَنَنْتُ أَنَّهُ يَعْنِينِي فَأَخَذْتُ مِنْ شَعْرِي ثُمَّ أَتَيْتُهُ فَقَالَ لِي ‏"‏ لَمْ أَعْنِكَ وَهَذَا أَحْسَنُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Mahmud b. Gaylân haber verdi, dedi ki: Bize Kabîsa'nın kardeşi Süfyan ve Muaviye b. Hişâm haber verdi. İkisi dedi ki: Bize Süfyan haber verdi, dedi ki: Bize Âsım b. Küleyb haber verdi, babasından, o Vâil b. Hucr'dan, dedi ki: Peygamber'e sallallâhu aleyhi ve sellem geldim; saçım (uzun) idi. (Beni görünce): "Uğursuzluk (kötülük)!" buyurdu. Beni kastettiğini zannettim ve saçımı (kısaltıp) aldım. Sonra yanına geldim. Bana: "Seni kastetmemiştim ama bu daha güzel" buyurdu.

5053. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ حَدَّثَنَا وَهْبُ بْنُ جَرِيرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبِي قَالَ، سَمِعْتُ قَتَادَةَ، يُحَدِّثُ عَنْ أَنَسٍ، قَالَ كَانَ شَعْرُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم شَعْرًا رَجِلاً لَيْسَ بِالْجَعْدِ وَلاَ بِالسَّبْطِ بَيْنَ أُذُنَيْهِ وَعَاتِقِهِ ‏.‏

Bize Muhammed b. el-Müsennâ haber verdi, dedi ki: Bize Vehb b. Cerir haber verdi, dedi ki: Babam bana haber verdi, dedi ki: Katâde'yi, Enes'ten hadis naklederken işittim, dedi ki: Peygamber'in sallallâhu aleyhi ve sellem saçı dalgalıydı; ne kıvırcık ne de düzdü. (Uzunluğu) kulakları ile omuzları arasındaydı.

5054. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ دَاوُدَ الأَوْدِيِّ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْحِمْيَرِيِّ، قَالَ لَقِيتُ رَجُلاً صَحِبَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَمَا صَحِبَهُ أَبُو هُرَيْرَةَ أَرْبَعَ سِنِينَ قَالَ نَهَانَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ يَمْتَشِطَ أَحَدُنَا كُلَّ يَوْمٍ ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi, dedi ki: Bize Ebû Avâne haber verdi, Dâvûd el-Evdî'den, o Humeyd b. Abdurrahman el-Hımyerî'den, dedi ki: Ebû Hureyre gibi Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem ile dört sene arkadaşlık etmiş olan bir adamla karşılaştım. Dedi ki: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize her gün taranmayı yasakladı."

5055. Hadis

أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، عَنْ هِشَامِ بْنِ حَسَّانَ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُغَفَّلٍ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ التَّرَجُّلِ إِلاَّ غِبًّا ‏.‏

Bize Ali b. Hucr haber verdi, dedi ki: Bize İsa b. Yunus haber verdi, Hişâm b. Hassân'dan, o Hasan'dan, o Abdullah b. Muğaffel'den, dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem gün aşırı olmadıkça taranmayı yasakladı.

5056. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، قَالَ حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنِ الْحَسَنِ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنِ التَّرَجُّلِ إِلاَّ غِبًّا ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr haber verdi, dedi ki: Bize Ebû Dâvûd haber verdi, dedi ki: Bize Hammâd b. Seleme haber verdi, Katâde'den, o Hasan'dan (naklettiğine göre): Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem gün aşırı olmadıkça taranmayı yasakladı.

5057. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا بِشْرٌ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ الْحَسَنِ، وَمُحَمَّدٍ، قَالاَ التَّرَجُّلُ غِبٌّ ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi, dedi ki: Bize Bişr haber verdi, Yunus'tan, o Hasan ve Muhammed'den. İkisi dediler ki: "Taranmak gün aşırı olmalıdır."

5058. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ الْحَارِثِ، عَنْ كَهْمَسٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ شَقِيقٍ، قَالَ كَانَ رَجُلٌ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم عَامِلاً بِمِصْرَ فَأَتَاهُ رَجُلٌ مِنْ أَصْحَابِهِ فَإِذَا هُوَ شَعِثُ الرَّأْسِ مُشْعَانٌّ قَالَ مَا لِي أَرَاكَ مُشْعَانًّا وَأَنْتَ أَمِيرٌ قَالَ كَانَ نَبِيُّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَنْهَانَا عَنِ الإِرْفَاهِ ‏.‏ قُلْنَا وَمَا الإِرْفَاهُ قَالَ التَّرَجُّلُ كُلَّ يَوْمٍ ‏.‏

Bize İsmail b. Mes'ûd haber verdi, dedi ki: Bize Hâlid b. el-Hâris haber verdi, Kehmes'ten, o Abdullah b. Şakîk'ten, dedi ki: Peygamber'in sallallâhu aleyhi ve sellem ashabından bir adam Mısır'da vali idi. Yanına arkadaşlarından biri geldi. Bir de baktı ki (valinin) saçı başı dağınık ve perişan bir halde. (Arkadaşı): "Sen bir emir (yönetici) olduğun halde neden seni böyle saçı başı dağınık görüyorum?" dedi. (Vali) dedi ki: "Allah'ın Nebisi sallallâhu aleyhi ve sellem bizi irfah'tan (lüks ve konfora düşkünlükten/aşırı süslenmekten) nehyederdi." Biz: "İrfah nedir?" dedik. (Vali): "Her gün taranmaktır" dedi.

5059. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَعْمَرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ بِشْرٍ، عَنْ أَشْعَثَ بْنِ أَبِي الشَّعْثَاءِ، عَنِ الأَسْوَدِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُحِبُّ التَّيَامُنَ يَأْخُذُ بِيَمِينِهِ وَيُعْطِي بِيَمِينِهِ وَيُحِبُّ التَّيَمُّنَ فِي جَمِيعِ أُمُورِهِ ‏.‏

Bize Muhammed b. Ma'mer haber verdi, dedi ki: Bize Ebû Âsım haber verdi, Muhammed b. Bişr'den, o Eş'as b. Ebî'ş-Sha'sâ'dan, o Esved b. Yezid'den, o Âişe'den, dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem sağdan başlamayı (teyâmünü) severdi; sağ eliyle alır, sağ eliyle verirdi. Bütün işlerinde sağdan başlamayı severdi.

5060. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا الْمُعَافَى، عَنْ إِسْرَائِيلَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الْبَرَاءِ، قَالَ مَا رَأَيْتُ أَحَدًا أَحْسَنَ فِي حُلَّةٍ حَمْرَاءَ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَجُمَّتُهُ تَضْرِبُ مَنْكِبَيْهِ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdullah b. Ammâr haber verdi, dedi ki: Bize el-Muâfâ haber verdi, İsrail'den, o Ebû İshak'tan, o Berâ'dan, dedi ki: "Ben kırmızı hülle (takım elbise) içinde, saçı omuzlarına dökülmüş halde Resûlullah'tan sallallâhu aleyhi ve sellem daha güzel hiç kimseyi görmedim."

5061. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، قَالَ حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ كَانَ شَعْرُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلَى أَنْصَافِ أُذُنَيْهِ ‏.‏

Bize İshak b. İbrahim haber verdi, dedi ki: Bize Abdurrezzâk haber verdi, dedi ki: Bize Ma'mer haber verdi, Sâbit'ten, o Enes'ten, dedi ki: "Resûlullah'ın sallallâhu aleyhi ve sellem saçı kulaklarının yarısına kadar (gelir)di."

5062. Hadis

أَخْبَرَنَا عَبْدُ الْحَمِيدِ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مَخْلَدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ حَدَّثَنِي الْبَرَاءُ، قَالَ مَا رَأَيْتُ رَجُلاً أَحْسَنَ فِي حُلَّةٍ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ قَالَ وَرَأَيْتُ لَهُ لِمَّةً تَضْرِبُ قَرِيبًا مِنْ مَنْكِبَيْهِ ‏.‏

Bize Abdulhamid b. Muhammed haber verdi, dedi ki: Bize Mahled haber verdi, dedi ki: Bize Yunus b. Ebî İshak haber verdi, babasından, dedi ki: Bana Berâ haber verdi, dedi ki: "Ben Resûlullah'tan sallallâhu aleyhi ve sellem daha güzel, (takım) elbise içinde bir adam görmedim. Onun omuzlarına yakın dökülen bir saçı (limme) vardı."

5063. Hadis

أَخْبَرَنَا الْحَسَنُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ بْنِ سُلَيْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ هُبَيْرَةَ بْنِ يَرِيمَ، قَالَ قَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْعُودٍ عَلَى قِرَاءَةِ مَنْ تَأْمُرُونِّي أَقْرَأُ لَقَدْ قَرَأْتُ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِضْعًا وَسَبْعِينَ سُورَةً وَإِنَّ زَيْدًا لَصَاحِبُ ذُؤَابَتَيْنِ يَلْعَبُ مَعَ الصِّبْيَانِ ‏.‏

Bize Hasen b. İsmail b. Süleyman haber verdi, dedi ki: Bize Abde b. Süleyman haber verdi, A'meş'ten, o Ebû İshak'tan, o Hubeyre b. Yerîm'den, dedi ki: Abdullah b. Mes'ûd dedi ki: "Bana kimin kıraati üzere okumamı emrediyorsunuz? Andolsun ki ben yetmiş küsur sureyi bizzat Resûlullah'a sallallâhu aleyhi ve sellem okudum. O zaman Zeyd (b. Sâbit), çocuklarla oynayan, iki örgülü (saçı olan) bir çocuktu."

5064. Hadis

أَخْبَرَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ يَعْقُوبَ، قَالَ حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو شِهَابٍ، قَالَ حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، قَالَ خَطَبَنَا ابْنُ مَسْعُودٍ فَقَالَ كَيْفَ تَأْمُرُونِّي أَقْرَأُ عَلَى قِرَاءَةِ زَيْدِ بْنِ ثَابِتٍ بَعْدَ مَا قَرَأْتُ مِنْ فِي رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِضْعًا وَسَبْعِينَ سُورَةً وَإِنَّ زَيْدًا مَعَ الْغِلْمَانِ لَهُ ذُؤَابَتَانِ ‏.‏

Bana İbrahim b. Ya'kûb haber verdi, dedi ki: Bize Said b. Süleyman haber verdi, dedi ki: Bize Ebû Şihâb haber verdi, dedi ki: Bize A'meş haber verdi, Ebû Vâil'den, dedi ki: İbn Mes'ûd bize hutbe verdi ve şöyle dedi: "Bana Zeyd b. Sâbit'in kıraati üzere okumamı nasıl emredersiniz? Oysa ben yetmiş küsur sureyi bizzat Resûlullah'ın sallallâhu aleyhi ve sellem ağzından (dinleyip) okudum. O zaman Zeyd, iki örgülü (saçı olan), çocuklarla birlikte (oynayan) bir çocuktu."

5065. Hadis

أَخْبَرَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ الْمُسْتَمِرِ الْعُرُوقِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا الصَّلْتُ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا غَسَّانُ بْنُ الأَغَرِّ بْنِ حُصَيْنٍ النَّهْشَلِيُّ، قَالَ حَدَّثَنِي عَمِّي، زِيَادُ بْنُ الْحُصَيْنِ عَنْ أَبِيهِ، قَالَ لَمَّا قَدِمَ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِالْمَدِينَةِ فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ ادْنُ مِنِّي ‏"‏ ‏.‏ فَدَنَا مِنْهُ فَوَضَعَ يَدَهُ عَلَى ذُؤَابَتِهِ ثُمَّ أَجْرَى يَدَهُ وَسَمَّتَ عَلَيْهِ وَدَعَا لَهُ ‏.‏

Bize İbrahim b. el-Mustemir el-Urûkî haber verdi, dedi ki: Bize Salt b. Muhammed haber verdi, dedi ki: Bize Gassân b. el-Eğarr b. Husayn en-Nehşelî haber verdi, dedi ki: Bana amcam Ziyâd b. el-Husayn haber verdi, babasından, dedi ki: Medine'de Peygamber'in sallallâhu aleyhi ve sellem yanına geldiğinde, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona: "Bana yaklaş" buyurdu. O da yaklaştı. (Peygamber) elini onun saç örgüsünün (perçeminin) üzerine koydu, sonra elini (başı üzerinde) gezdirdi, ona bereket diledi ve dua etti.

5066. Hadis

أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ حَرْبٍ، قَالَ حَدَّثَنَا قَاسِمٌ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ كُلَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ وَائِلِ بْنِ حُجْرٍ، قَالَ أَتَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَلِي جُمَّةٌ قَالَ ‏"‏ ذُبَابٌ ‏"‏ ‏.‏ وَظَنَنْتُ أَنَّهُ يَعْنِينِي فَانْطَلَقْتُ فَأَخَذْتُ مِنْ شَعْرِي فَقَالَ ‏"‏ إِنِّي لَمْ أَعْنِكَ وَهَذَا أَحْسَنُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ahmed b. Harb haber verdi, dedi ki: Bize Kâsım haber verdi, dedi ki: Bize Süfyan haber verdi, Âsım b. Küleyb'den, o babasından, o Vâil b. Hucr'dan, dedi ki: Peygamber'e sallallâhu aleyhi ve sellem geldim; omuzlarıma dökülen saçım (cümme) vardı. "Uğursuzluk (kötülük)!" buyurdu. Beni kastettiğini zannettim ve gidip saçımdan aldım (kısalttım). Buyurdu ki: "Ben seni kastetmemiştim ama bu daha güzel."

5067. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، عَنْ حَيْوَةَ بْنِ شُرَيْحٍ، وَذَكَرَ، آخَرَ قَبْلَهُ عَنْ عَيَّاشِ بْنِ عَبَّاسٍ الْقِتْبَانِيِّ، أَنَّ شُيَيْمَ بْنَ بَيْتَانَ، حَدَّثَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ رُوَيْفِعَ بْنَ ثَابِتٍ، يَقُولُ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ يَا رُوَيْفِعُ لَعَلَّ الْحَيَاةَ سَتَطُولُ بِكَ بَعْدِي فَأَخْبِرِ النَّاسَ أَنَّهُ مَنْ عَقَدَ لِحْيَتَهُ أَوْ تَقَلَّدَ وَتَرًا أَوِ اسْتَنْجَى بِرَجِيعِ دَابَّةٍ أَوْ عَظْمٍ فَإِنَّ مُحَمَّدًا بَرِيءٌ مِنْهُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Seleme haber verdi, dedi ki: Bize İbn Vehb haber verdi, Hayve b. Şureyh'ten -ve ondan önce bir başkasını zikretti-, o Ayyaş b. Abbâs el-Kitbânî'den; Şuyeym b. Beytân ona haber vermiş ki, o Ruveyfi' b. Sâbit'i şöyle derken işitmiş: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: "Ey Ruveyfi'! Muhtemelen benden sonra hayatın uzun olacak. İnsanlara haber ver ki; kim sakalını düğümlerse (örerse) veya (boynuna) kiriş (boncuk/nazarlık) takarsa veya hayvan tezeği ya da kemikle taharetlenirse, şüphesiz Muhammed ondan beridir (uzaktır)."

5068. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ، عَنْ عُمَارَةَ بْنِ غَزِيَّةَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنْ نَتْفِ الشَّيْبِ ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi, Abdulaziz'den, o Umâre b. Gaziyye'den, o Amr b. Şuayb'dan, o babasından, o dedesinden (naklettiğine göre): Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem beyaz kılı (ak düşmüş saçı/sakalı) yolmayı yasakladı.

5069. Hadis

أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ سَعْدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا عَمِّي، قَالَ حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ صَالِحٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ قَالَ أَبُو سَلَمَةَ إِنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ قَالَ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ح وَأَخْبَرَنَا يُونُسُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى قَالَ أَنْبَأَنَا ابْنُ وَهْبٍ قَالَ أَخْبَرَنِي يُونُسُ عَنِ ابْنِ شِهَابٍ عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ أَخْبَرَهُ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ الْيَهُودُ وَالنَّصَارَى لاَ تَصْبُغُ فَخَالِفُوهُمْ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ubeydullah b. Sa'd b. İbrahim haber verdi, dedi ki: Amcam bana haber verdi, dedi ki: Babam bana haber verdi, Sâlih'ten, o İbn Şihâb'dan, dedi ki: Ebû Seleme dedi ki: Ebû Hureyre dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem... Yine bize Yunus b. Abdila'lâ haber verdi, dedi ki: Bize İbn Vehb haber verdi, dedi ki: Bana Yunus haber verdi, İbn Şihâb'dan, o Ebû Seleme b. Abdurrahman'dan, ona da Ebû Hureyre haber vermiş ki, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Yahudiler ve Hristiyanlar (saç ve sakallarını) boyamazlar; siz onlara muhalefet edin."

5070. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، قَالَ حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِهِ ‏.‏

Bize İshak b. İbrahim haber verdi, dedi ki: Bize Abdurrezzâk haber verdi, dedi ki: Bize Ma'mer haber verdi, Zührî'den, o Ebû Seleme'den, o Ebû Hureyre'den, o Resûlullah'tan sallallâhu aleyhi ve sellem (naklettiğine göre); o bunun benzerini (söyledi).

5071. Hadis

أَخْبَرَنِي الْحُسَيْنُ بْنُ حُرَيْثٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا الْفَضْلُ بْنُ مُوسَى، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِنَّ الْيَهُودَ وَالنَّصَارَى لاَ تَصْبُغُ فَخَالِفُوا عَلَيْهِمْ فَاصْبُغُوا ‏"‏ ‏.‏

Bana Hüseyin b. Hureys haber verdi, dedi ki: Bize Fadl b. Musa haber verdi, Ma'mer'den, o Zührî'den, o Ebû Seleme'den, o Ebû Hureyre'den, dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Şüphesiz Yahudiler ve Hristiyanlar (saçlarını) boyamazlar. Siz onlara muhalefet edin ve boyayın."

5072. Hadis

أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ خَشْرَمٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عِيسَى، - وَهُوَ ابْنُ يُونُسَ - عَنِ الأَوْزَاعِيِّ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سُلَيْمَانَ، وَأَبِي، سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِنَّ الْيَهُودَ وَالنَّصَارَى لاَ تَصْبُغُ فَخَالِفُوهُمْ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ali b. Haşrem haber verdi, dedi ki: Bize İsa -ki o İbn Yunus'tur- haber verdi, Evzâî'den, o Zührî'den, o Süleyman ve Ebû Seleme b. Abdurrahman'dan, o Ebû Hureyre'den, Peygamber'den sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurduğu (nakledildi): "Şüphesiz Yahudiler ve Hristiyanlar (saçlarını) boyamazlar. Siz onlara muhalefet edin."

5073. Hadis

أَخْبَرَنِي عُثْمَانُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ جَنَابٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ غَيِّرُوا الشَّيْبَ وَلاَ تَشَبَّهُوا بِالْيَهُودِ ‏"‏ ‏.‏

Bana Osman b. Abdullah haber verdi, dedi ki: Bize Ahmed b. Cenâb haber verdi, dedi ki: Bize İsa b. Yunus haber verdi, Hişâm b. Urve'den, o babasından, o İbn Ömer'den, dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Beyaz saçı değiştirin (boyayın) ve Yahudilere benzemeyin."

5074. Hadis

أَخْبَرَنَا حُمَيْدُ بْنُ مَخْلَدِ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ كُنَاسَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عُرْوَةَ، عَنْ عُثْمَانَ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ الزُّبَيْرِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ غَيِّرُوا الشَّيْبَ وَلاَ تَشَبَّهُوا بِالْيَهُودِ ‏"‏ ‏.‏ وَكِلاَهُمَا غَيْرُ مَحْفُوظٍ ‏.‏

Bize Humeyd b. Mahled haber verdi, dedi ki: Bize Muhammed b. Künâse haber verdi, dedi ki: Bize Hişâm b. Urve haber verdi, Osman b. Urve'den, o babasından, o Zübeyr'den, dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Beyaz saçı değiştirin (boyayın) ve Yahudilere benzemeyin." (İmam Nesâî dedi ki): Her ikisi de mahfuz değildir.

5075. Hadis

أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ عُبَيْدِ اللَّهِ الْحَلَبِيُّ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، - وَهُوَ ابْنُ عَمْرٍو - عَنْ عَبْدِ الْكَرِيمِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، رَفَعَهُ أَنَّهُ قَالَ ‏ "‏ قَوْمٌ يَخْضِبُونَ بِهَذَا السَّوَادِ آخِرَ الزَّمَانِ كَحَوَاصِلِ الْحَمَامِ لاَ يَرِيحُونَ رَائِحَةَ الْجَنَّةِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Abdurrahman b. Ubeydullah el-Halebî haber verdi, Ubeydullah'tan -ki o İbn Amr'dır-, o Abdulkerim'den, o Said b. Cübeyr'den, o İbn Abbâs'tan, (Resûlullah'a) ref ederek şöyle dediğini (nakletti): "Ahir zamanda (saçlarını) şu siyahla; güvercin kursakları gibi (kapkara) boyayan bir kavim olacaktır. Onlar cennetin kokusunu alamayacaklardır."

5076. Hadis

أَخْبَرَنَا يُونُسُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي ابْنُ جُرَيْجٍ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ أُتِيَ بِأَبِي قُحَافَةَ يَوْمَ فَتْحِ مَكَّةَ وَرَأْسُهُ وَلِحْيَتُهُ كَالثَّغَامَةِ بَيَاضًا فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ غَيِّرُوا هَذَا بِشَىْءٍ وَاجْتَنِبُوا السَّوَادَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Yunus b. Abdila'lâ haber verdi, dedi ki: Bize İbn Vehb haber verdi, dedi ki: Bana İbn Cureyc haber verdi, Ebû'z-Zübeyr'den, o Câbir'den, dedi ki: Mekke'nin fethi günü Ebû Kuhâfe (Peygamber'in huzuruna) getirildi. Saçı ve sakalı, beyazlıktan dolayı sağâme (çiçeği/meyvesi bembeyaz olan bir bitki) gibiydi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Bunu bir şeyle değiştirin (boyayın), fakat siyahtan kaçının."

5077. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مُسْلِمٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا بِهِ أَبِي، عَنْ غَيْلاَنَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ ابْنِ أَبِي لَيْلَى، عَنْ أَبِي ذَرٍّ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ أَفْضَلُ مَا غَيَّرْتُمْ بِهِ الشَّمَطَ الْحِنَّاءُ وَالْكَتَمُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Müslim haber verdi, dedi ki: Bize Yahya b. Ya'lâ haber verdi, dedi ki: Bunu bize babam haber verdi, Gaylân'dan, o Ebû İshak'tan, o İbn Ebî Leylâ'dan, o Ebû Zerr'den, Peygamber'den sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurduğu (nakledildi): "Şu beyazlığı (ak düşmüş saçı) kendisiyle değiştirdiğiniz (boyadığınız) şeylerin en faziletlisi, kına ve ketemdir."

5078. Hadis

أَخْبَرَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنِ الأَجْلَحِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ أَبِي الأَسْوَدِ الدِّيلِيِّ، عَنْ أَبِي ذَرٍّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِنَّ أَحْسَنَ مَا غَيَّرْتُمْ بِهِ الشَّيْبَ الْحِنَّاءُ وَالْكَتَمُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ya'kûb b. İbrahim haber verdi, dedi ki: Bize Yahya b. Said haber verdi, Ecleh'ten, o Abdullah b. Bureyde'den, o Ebû'l-Esved ed-Dîlî'den, o Ebû Zerr'den, dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Şüphesiz şu beyazlığı kendisiyle değiştirdiğiniz şeylerin en güzeli, kına ve ketemdir."

5079. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَشْعَثَ، قَالَ حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ عِيسَى، قَالَ حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، قَالَ أَخْبَرَنِي ابْنُ أَبِي لَيْلَى، عَنِ الأَجْلَحِ، فَلَقِيتُ الأَجْلَحَ فَحَدَّثَنِي عَنِ ابْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ أَبِي الأَسْوَدِ الدِّيلِيِّ، عَنْ أَبِي ذَرٍّ، قَالَ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ إِنَّ مِنْ أَحْسَنِ مَا غَيَّرْتُمْ بِهِ الشَّيْبَ الْحِنَّاءَ وَالْكَتَمَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdurrahman b. Eş'as haber verdi, dedi ki: Bana Muhammed b. İsa haber verdi, dedi ki: Bize Hüşeym haber verdi, dedi ki: Bana İbn Ebî Leylâ haber verdi, Ecleh'ten. (Ravi dedi ki:) Ecleh ile karşılaştım, bana İbn Bureyde'den, o Ebû'l-Esved ed-Dîlî'den, o Ebû Zerr'den haber verdi, dedi ki: Peygamber'i sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle derken işittim: "Şüphesiz şu beyazlığı kendisiyle değiştirdiğiniz şeylerin en güzeli, kına ve ketemdir."

5080. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْثَرٌ، عَنِ الأَجْلَحِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ أَبِي الأَسْوَدِ الدِّيلِيِّ، عَنْ أَبِي ذَرٍّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِنَّ أَحْسَنَ مَا غَيَّرْتُمْ بِهِ الشَّيْبَ الْحِنَّاءُ وَالْكَتَمُ ‏"‏ ‏.‏ خَالَفَهُ الْجُرَيْرِيُّ وَكَهْمَسٌ ‏.‏

Bize Kuteybe haber verdi, dedi ki: Bize Abser haber verdi, Ecleh'ten, o Abdullah b. Bureyde'den, o Ebû'l-Esved ed-Dîlî'den, o Ebû Zerr'den, dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Şüphesiz şu beyazlığı kendisiyle değiştirdiğiniz şeylerin en güzeli, kına ve ketemdir." El-Cureyrî ve Kehmes ona (Ecleh'e) muhalefet etmiştir.

5081. Hadis

أَخْبَرَنَا حُمَيْدُ بْنُ مَسْعَدَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، قَالَ حَدَّثَنَا الْجُرَيْرِيُّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بُرَيْدَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِنَّ أَحْسَنَ مَا غَيَّرْتُمْ بِهِ الشَّيْبَ الْحِنَّاءُ وَالْكَتَمُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Humeyd b. Mes'ade haber verdi, dedi ki: Bize Abdulvaris haber verdi, dedi ki: Bize El-Cureyrî haber verdi, Abdullah b. Bureyde'den, dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Şüphesiz şu beyazlığı kendisiyle değiştirdiğiniz şeylerin en güzeli, kına ve ketemdir."

5082. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا الْمُعْتَمِرُ، قَالَ سَمِعْتُ كَهْمَسًا، يُحَدِّثُ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بُرَيْدَةَ، أَنَّهُ بَلَغَهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِنَّ أَحْسَنَ مَا غَيَّرْتُمْ بِهِ الشَّيْبَ الْحِنَّاءُ وَالْكَتَمُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdilalâ haber verdi, dedi ki: Bize Mu'temir haber verdi, dedi ki: Kehmes'i, Abdullah b. Bureyde'den hadis naklederken işittim; ona ulaştığına göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz şu beyazlığı kendisiyle değiştirdiğiniz şeylerin en güzeli, kına ve ketemdir."

5083. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ إِيَادِ بْنِ لَقِيطٍ، عَنْ أَبِي رِمْثَةَ، قَالَ أَتَيْتُ أَنَا وَأَبِي النَّبِيَّ، صلى الله عليه وسلم وَكَانَ قَدْ لَطَخَ لِحْيَتَهُ بِالْحِنَّاءِ ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr haber verdi, dedi ki: Bize Abdurrahman haber verdi, Süfyan'dan, o İyâd b. Lakît'ten, o Ebû Rimse'den, dedi ki: "Ben ve babam Peygamber'e sallallâhu aleyhi ve sellem geldik. Sakalını kına ile boyamıştı."

5084. Hadis

أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ إِيَادِ بْنِ لَقِيطٍ، عَنْ أَبِي رِمْثَةَ، رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ أَتَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَرَأَيْتُهُ قَدْ لَطَخَ لِحْيَتَهُ بِالصُّفْرَةِ ‏.‏

Bize Amr b. Ali haber verdi, dedi ki: Bize Abdurrahman haber verdi, Süfyan'dan, o İyâd b. Lakît'ten, o Ebû Rimse'den radıyallâhu anh, dedi ki: "Peygamber'e sallallâhu aleyhi ve sellem geldim. Sakalını sarı (boya) ile boyadığını gördüm."

5085. Hadis

أَخْبَرَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا الدَّرَاوَرْدِيُّ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، قَالَ رَأَيْتُ ابْنَ عُمَرَ يُصَفِّرُ لِحْيَتَهُ بِالْخَلُوقِ فَقُلْتُ يَا أَبَا عَبْدِ الرَّحْمَنِ إِنَّكَ تُصَفِّرُ لِحْيَتَكَ بِالْخَلُوقِ ‏.‏ قَالَ إِنِّي رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصَفِّرُ بِهَا لِحْيَتَهُ وَلَمْ يَكُنْ شَىْءٌ مِنَ الصِّبْغِ أَحَبَّ إِلَيْهِ مِنْهَا وَلَقَدْ كَانَ يَصْبُغُ بِهَا ثِيَابَهُ كُلَّهَا حَتَّى عِمَامَتَهُ ‏.‏ قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ وَهَذَا أَوْلَى بِالصَّوَابِ مِنْ حَدِيثِ قُتَيْبَةَ ‏.‏

Bize Ya'kûb b. İbrahim haber verdi, dedi ki: Bize Derâverdî haber verdi, Zeyd b. Eslem'den, dedi ki: İbn Ömer'i sakalını halûk (safranlı sarı koku/boya) ile sarıya boyarken gördüm. Dedim ki: "Ey Ebû Abdurrahman! Sakalını halûk ile sarıya boyuyorsun?" Dedi ki: "Ben Resûlullah'ı sallallâhu aleyhi ve sellem sakalını onunla sarıya boyarken gördüm. Boyalardan hiçbiri ona bundan daha sevimli değildi. Hatta o, bütün elbiselerini, sarığını bile onunla boyardı." Ebû Abdurrahmân dedi ki: Bu (rivayet), Kuteybe'nin hadisinden doğruya daha yakındır.

5086. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، قَالَ حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّهُ سَأَلَهُ هَلْ خَضَبَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ لَمْ يَبْلُغْ ذَلِكَ إِنَّمَا كَانَ شَىْءٌ فِي صُدْغَيْهِ ‏.‏

Muhammed b. el-Müsennâ bize haber verip dedi ki: Ebû Dâvûd bize anlatıp dedi ki: Hammâm bize Katâde’den, o da Enes’ten (naklen) anlattı: Kendisine Resûlullah’ın (sallallâhu aleyhi ve sellem) (saçlarını) boyayıp boyamadığı soruldu. Şöyle dedi: "(Saçlarındaki beyazlık) o dereceye ulaşmamıştı. Sadece şakaklarında birazcık (beyazlık) vardı."

5087. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الصَّمَدِ، قَالَ حَدَّثَنَا الْمُثَنَّى، - يَعْنِي ابْنَ سَعِيدٍ - قَالَ حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَمْ يَكُنْ يَخْضِبُ إِنَّمَا كَانَ الشَّمَطُ عِنْدَ الْعَنْفَقَةِ يَسِيرًا وَفِي الصُّدْغَيْنِ يَسِيرًا وَفِي الرَّأْسِ يَسِيرًا ‏.‏

Muhammed b. el-Müsennâ bize haber verip dedi ki: Abdüssamed bize anlatıp dedi ki: Müsennâ —yani İbn Saîd— bize anlatıp dedi ki: Katâde bize Enes’ten (naklen) anlattı: Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) (saçlarını) boyamazdı. Sadece alt dudağının altındaki tüylerde (anfeka), şakaklarında ve başında az miktarda beyazlık (şamat) vardı.

5088. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا الْمُعْتَمِرُ، قَالَ سَمِعْتُ الرُّكَيْنَ، يُحَدِّثُ عَنِ الْقَاسِمِ بْنِ حَسَّانَ، عَنْ عَمِّهِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ حَرْمَلَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، أَنَّ نَبِيَّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَكْرَهُ عَشْرَ خِصَالٍ الصُّفْرَةَ يَعْنِي الْخَلُوقَ وَتَغْيِيرَ الشَّيْبِ وَجَرَّ الإِزَارِ وَالتَّخَتُّمَ بِالذَّهَبِ وَالضَّرْبَ بِالْكِعَابِ وَالتَّبَرُّجَ بِالزِّينَةِ لِغَيْرِ مَحِلِّهَا وَالرُّقَى إِلاَّ بِالْمُعَوِّذَاتِ وَتَعْلِيقَ التَّمَائِمِ وَعَزْلَ الْمَاءِ بِغَيْرِ مَحِلِّهِ وَإِفْسَادَ الصَّبِيِّ غَيْرَ مُحَرِّمِهِ ‏.‏

Muhammed b. Abdila’lâ bize haber verip dedi ki: Mu’temir bize anlatıp dedi ki: Rukeyn’i, Kâsım b. Hassân’dan, o amcası Abdurrahman b. Harmele’den, o da Abdullah b. Mes’ûd’dan (naklen) anlatırken işittim: Allah’ın Nebisi (sallallâhu aleyhi ve sellem) on hasletten hoşlanmazdı: Sarılık yani halûk (safranlı koku sürünmek), beyaz saçı(n rengini) değiştirmek, elbiseyi (yerde) sürüklemek, altın yüzük takmak, zarla (tavla vb.) oynamak, ziynetini uygun olmayan yerde (yabancı erkeklere) göstermek, Muavvizeteyn (Felak ve Nâs sureleri) dışındakilerle rukye yapmak, nazarlık asmak, uygun olmayan yerde azil yapmak ve (emziren kadınla ilişkiye girerek) çocuğun zarar görmesine sebep olmak; (fakat) bunu haram kılmazdı.

5089. Hadis

أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا الْمُعَلَّى بْنُ أَسَدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُطِيعُ بْنُ مَيْمُونٍ، حَدَّثَتْنَا صَفِيَّةُ بِنْتُ عِصْمَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ امْرَأَةً، مَدَّتْ يَدَهَا إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِكِتَابٍ فَقَبَضَ يَدَهُ فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَدَدْتُ يَدِي إِلَيْكَ بِكِتَابٍ فَلَمْ تَأْخُذْهُ ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ إِنِّي لَمْ أَدْرِ أَيَدُ امْرَأَةٍ هِيَ أَوْ رَجُلٍ ‏"‏ ‏.‏ قَالَتْ بَلْ يَدُ امْرَأَةٍ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ لَوْ كُنْتِ امْرَأَةً لَغَيَّرْتِ أَظْفَارَكِ بِالْحِنَّاءِ ‏"‏ ‏.‏

Amr b. Mansûr bize haber verip dedi ki: Muallâ b. Esed bize anlatıp dedi ki: Mutî’ b. Meymûn bize anlatıp dedi ki: Safiyye bint Isme bize Âişe’den (naklen) anlattı: Bir kadın Nebi’ye (sallallâhu aleyhi ve sellem) bir mektup (vermek için) elini uzattı. (Nebi) elini çekti. Kadın: "Ey Allah’ın Resûlü! Sana elimi mektupla uzattım ama almadın" dedi. Bunun üzerine (Resûlullah): "Kadın eli mi yoksa erkek eli mi olduğunu bilemedim" buyurdu. Kadın: "Bilakis kadın eli" dedi. (Resûlullah): "Eğer (gerçekten) kadın olsaydın tırnaklarını kına ile değiştirirdin (boyardın)" buyurdu.

5090. Hadis

أَخْبَرَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ يَعْقُوبَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو زَيْدٍ، سَعِيدُ بْنُ الرَّبِيعِ قَالَ حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ الْمُبَارَكِ، قَالَ سَمِعْتُ كَرِيمَةَ، قَالَتْ سَمِعْتُ عَائِشَةَ، سَأَلَتْهَا امْرَأَةٌ عَنِ الْخِضَابِ، بِالْحِنَّاءِ قَالَتْ لاَ بَأْسَ بِهِ وَلَكِنْ أَكْرَهُ هَذَا لأَنَّ حِبِّي صلى الله عليه وسلم كَانَ يَكْرَهُ رِيحَهُ ‏.‏ تَعْنِي النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏

İbrahim b. Ya’kûb bana haber verip dedi ki: Ebû Zeyd Saîd b. er-Rabî’ bize anlatıp dedi ki: Ali b. el-Mübârek bize anlatıp dedi ki: Kerîme’yi şöyle derken işittim: Âişe’den (naklen) işittim; bir kadın ona kına yakmanın hükmünü sordu. Şöyle dedi: "Bunda bir sakınca yoktur. Fakat ben bundan hoşlanmam. Çünkü sevgilim (sallallâhu aleyhi ve sellem) onun kokusundan hoşlanmazdı." (Sevgilim ile) Nebi’yi (sallallâhu aleyhi ve sellem) kastediyordu.

5091. Hadis

أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ الْحَكَمِ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبِي وَأَبُو الأَسْوَدِ النَّضْرُ بْنُ عَبْدِ الْجَبَّارِ، قَالاَ حَدَّثَنَا الْمُفَضَّلُ بْنُ فَضَالَةَ، عَنْ عَيَّاشِ بْنِ عَبَّاسٍ الْقِتْبَانِيِّ، عَنْ أَبِي الْحُصَيْنِ الْهَيْثَمِ بْنِ شُفَىٍّ، - وَقَالَ أَبُو الأَسْوَدِ شَفِيٌّ - إِنَّهُ سَمِعَهُ يَقُولُ خَرَجْتُ أَنَا وَصَاحِبٌ، لِي يُسَمَّى أَبَا عَامِرٍ - رَجُلٌ مِنَ الْمَعَافِرِ - لِنُصَلِّيَ بِإِيلِيَاءَ وَكَانَ قَاصُّهُمْ رَجُلاً مِنَ الأَزْدِ يُقَالُ لَهُ أَبُو رَيْحَانَةَ مِنَ الصَّحَابَةِ قَالَ أَبُو الْحُصَيْنِ فَسَبَقَنِي صَاحِبِي إِلَى الْمَسْجِدِ ثُمَّ أَدْرَكْتُهُ فَجَلَسْتُ إِلَى جَنْبِهِ فَقَالَ هَلْ أَدْرَكْتَ قَصَصَ أَبِي رَيْحَانَةَ فَقُلْتُ لاَ ‏.‏ فَقَالَ سَمِعْتُهُ يَقُولُ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ عَشْرٍ عَنِ الْوَشْرِ وَالْوَشْمِ وَالنَّتْفِ وَعَنْ مُكَامَعَةِ الرَّجُلِ الرَّجُلَ بِغَيْرِ شِعَارٍ وَعَنْ مُكَامَعَةِ الْمَرْأَةِ الْمَرْأَةَ بِغَيْرِ شِعَارٍ وَأَنْ يَجْعَلَ الرَّجُلُ أَسْفَلَ ثِيَابِهِ حَرِيرًا مِثْلَ الأَعَاجِمِ أَوْ يَجْعَلَ عَلَى مَنْكِبَيْهِ حَرِيرًا أَمْثَالَ الأَعَاجِمِ وَعَنِ النُّهْبَى وَعَنْ رُكُوبِ النُّمُورِ وَلُبُوسِ الْخَوَاتِيمِ إِلاَّ لِذِي سُلْطَانٍ ‏.‏

Abdurrahman b. Abdullah b. Abdilhakem bize haber verip dedi ki: Babam ve Ebu’l-Esved en-Nadr b. Abdilcebbâr bize anlatıp dediler ki: Mufaddal b. Fadâle bize Ayyaş b. Abbas el-Kıtbânî’den, o Ebu’l-Husayn Heysem b. Şüfey’den —Ebu’l-Esved ‘Şefiy’ dedi— (naklen) anlattı: Onun (Ebu’l-Husayn’ın) şöyle dediğini işitmiş: Ben ve Meâfir’den Ebû Âmir isimli bir arkadaşım İlya’da (Kudüs’te) namaz kılmak için çıktık. Onların kıssacısı (vaizi) Ezd kabilesinden Ebû Reyhâne denilen ve sahabeden olan bir adamdı. Ebu’l-Husayn dedi ki: Arkadaşım mescide (gitmekte) beni geçti. Sonra ona yetiştim ve yanına oturdum. Dedi ki: "Ebû Reyhâne’nin kıssasına (vaazına) yetiştin mi?" "Hayır" dedim. Dedi ki: Onu şöyle derken işittim: Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) on şeyi yasakladı: Dişleri inceltmek (veşr), dövme yapmak (veşm), (yüzdeki) tüyleri yolmak (netf), erkeğin erkekle (arada) örtü olmaksızın yatması, kadının kadınla (arada) örtü olmaksızın yatması, erkeğin Acemler gibi elbisesinin altına ipek (astar) koyması veya Acemler gibi omuzlarına ipek (kumaş) koyması, yağmacılık (nuhbâ), kaplan (postu) üzerine binmek ve idareci (sultan) olanlar dışında yüzük takmak.

5092. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، عَنْ هِشَامٍ، قَالَ حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، أَنَّ مُعَاوِيَةَ، قَالَ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنِ الزُّورِ ‏.‏

Muhammed b. Abdila’lâ bize haber verip dedi ki: Hâlid bize Hişâm’dan, o Katâde’den, o da Saîd b. el-Müseyyeb’den (naklen) anlattı ki: Muâviye şöyle dedi: "Şüphesiz Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) 'zûr'dan (sahte saçtan) yasakladı."

5093. Hadis

أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ السَّرْحِ، قَالَ أَنْبَأَنَا ابْنُ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي مَخْرَمَةُ بْنُ بُكَيْرٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ سَعِيدٍ الْمَقْبُرِيِّ، قَالَ رَأَيْتُ مُعَاوِيَةَ بْنَ أَبِي سُفْيَانَ عَلَى الْمِنْبَرِ وَمَعَهُ فِي يَدِهِ كُبَّةٌ مِنْ كُبَبِ النِّسَاءِ مِنْ شَعْرٍ فَقَالَ مَا بَالُ الْمُسْلِمَاتِ يَصْنَعْنَ مِثْلَ هَذَا إِنِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ أَيُّمَا امْرَأَةٍ زَادَتْ فِي رَأْسِهَا شَعْرًا لَيْسَ مِنْهُ فَإِنَّهُ زُورٌ تَزِيدُ فِيهِ ‏"‏ ‏.‏

Ahmed b. Amr b. es-Serh bize haber verip dedi ki: İbn Vehb bize bildirip dedi ki: Mahreme b. Bükeyr bana babasından, o da Saîd el-Makburî’den (naklen) haber verdi. Dedi ki: Muâviye b. Ebî Süfyân’ı minberde gördüm. Elinde kadınlara ait saçlardan bir yumak vardı. Şöyle dedi: "Müslüman kadınlara ne oluyor da bunun gibi şeyler yapıyorlar? Ben Resûlullah’ın (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurduğunu işittim: 'Hangi kadın, kendinden olmayan bir saçı başına eklerse, şüphesiz bu, onunla artırdığı bir sahteliktir (zûr).'"

5094. Hadis

أَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو النَّضْرِ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنِ امْرَأَتِهِ، فَاطِمَةَ عَنْ أَسْمَاءَ بِنْتِ أَبِي بَكْرٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَعَنَ الْوَاصِلَةَ وَالْمُسْتَوْصِلَةَ ‏.‏

Muhammed b. İsmail b. İbrahim bana haber verip dedi ki: Ebu’n-Nadr bize anlatıp dedi ki: Şu’be bize Hişâm b. Urve’den, o hanımı Fâtıma’dan, o da Esmâ bint Ebî Bekir’den (naklen) anlattı: Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem), saç ekleyene ve ekletene lanet etti.

5095. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بِشْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ لَعَنَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْوَاصِلَةَ وَالْمُسْتَوْصِلَةَ وَالْوَاشِمَةَ وَالْمُوتَشِمَةَ ‏.‏ أَرْسَلَهُ الْوَلِيدُ بْنُ أَبِي هِشَامٍ ‏.‏

İshak b. İbrahim bize haber verip dedi ki: Muhammed b. Bişr bize anlatıp dedi ki: Ubeydullah bize Nâfi’den, o da İbn Ömer’den (naklen) anlattı: Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem), saç ekleyene, ekletene, dövme yapana ve yaptırana lanet etti.

5096. Hadis

أَخْبَرَنَا الْعَبَّاسُ بْنُ عَبْدِ الْعَظِيمِ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ أَسْمَاءَ، قَالَ حَدَّثَنَا جُوَيْرِيَةُ بْنُ أَسْمَاءَ، عَنِ الْوَلِيدِ بْنِ أَبِي هِشَامٍ، عَنْ نَافِعٍ، أَنَّهُ بَلَغَهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَعَنَ الْوَاصِلَةَ وَالْمُسْتَوْصِلَةَ وَالْوَاشِمَةَ وَالْمُسْتَوْشِمَةَ ‏.‏

Abbâs b. Abdilazîm bize haber verip dedi ki: Abdullah b. Muhammed b. Esmâ bize anlatıp dedi ki: Cüveyriye b. Esmâ bize Velîd b. Ebî Hişâm’dan, o da Nâfi’den (naklen) anlattı: Kendisine ulaştığına göre Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) saç ekleyene, ekletene, dövme yapana ve yaptırana lanet etmiştir.

5097. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ وَهْبٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مِسْكِينُ بْنُ بُكَيْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ، عَنِ الْحَسَنِ بْنِ مُسْلِمٍ، عَنْ صَفِيَّةَ بِنْتِ شَيْبَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لَعَنَ اللَّهُ الْوَاصِلَةَ وَالْمُسْتَوْصِلَةَ ‏"‏ ‏.‏

Muhammed b. Vehb bize haber verip dedi ki: Miskîn b. Bükeyr bize anlatıp dedi ki: Şu’be bize Amr b. Mürre’den, o Hasan b. Müslim’den, o Safiyye bint Şeybe’den, o da Âişe’den (naklen) anlattı. Dedi ki: Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Allah, saç ekleyene ve ekletene lanet etsin."

5098. Hadis

أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا خَلَفُ بْنُ مُوسَى، قَالَ حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ عَزْرَةَ، عَنِ الْحَسَنِ الْعُرَنِيِّ، عَنْ يَحْيَى بْنِ الْجَزَّارِ، عَنْ مَسْرُوقٍ، أَنَّ امْرَأَةً، أَتَتْ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ مَسْعُودٍ فَقَالَتْ إِنِّي امْرَأَةٌ زَعْرَاءُ أَيَصْلُحُ أَنْ أَصِلَ فِي شَعْرِي فَقَالَ لاَ ‏.‏ قَالَتْ أَشَىْءٌ سَمِعْتَهُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَوْ تَجِدُهُ فِي كِتَابِ اللَّهِ قَالَ لاَ بَلْ سَمِعْتُهُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَجِدُهُ فِي كِتَابِ اللَّهِ ‏.‏ وَسَاقَ الْحَدِيثَ ‏.‏

Amr b. Mansûr bize haber verip dedi ki: Halef b. Musa bize anlatıp dedi ki: Babam bize Katâde’den, o Azra’dan, o Hasan el-Uranî’den, o Yahya b. el-Cezzâr’dan, o da Mesrûk’tan (naklen) anlattı: Bir kadın Abdullah b. Mes’ûd’a gelip şöyle dedi: "Ben saçı az (seyrek) bir kadınım. Saçıma saç eklemem uygun olur mu?" Abdullah "Hayır" dedi. Kadın: "Bunu Resûlullah’tan (sallallâhu aleyhi ve sellem) mı işittin yoksa Allah’ın Kitabında mı buluyorsun?" diye sordu. Abdullah: "Hayır, bilakis bunu Resûlullah’tan (sallallâhu aleyhi ve sellem) işittim ve Allah’ın Kitabında da buluyorum" dedi. (Ve hadisin devamını) zikretti.

5099. Hadis

أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ سَلاَّمٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ الْحَفَرِيُّ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَلْقَمَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ لَعَنَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْوَاشِمَاتِ وَالْمُوتَشِمَاتِ وَالْمُتَنَمِّصَاتِ وَالْمُتَفَلِّجَاتِ لِلْحُسْنِ الْمُغَيِّرَاتِ ‏.‏

Abdurrahman b. Muhammed b. Sellâm bize haber verip dedi ki: Ebû Dâvûd el-Haferî bize Süfyân’dan, o Mansûr’dan, o İbrahim’den, o Alkame’den, o da Abdullah (b. Mes’ûd)’dan (naklen) anlattı. Dedi ki: Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) dövme yapanlara, yaptıranlara, (yüzdeki) tüyleri yolanlara ve güzellik için dişlerini seyreltip (Allah’ın yarattığını) değiştirenlere lanet etti.

5100. Hadis

أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ حَرْبٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ قَالَ عَبْدُ اللَّهِ الْمُتَفَلِّجَاتِ ‏.‏ وَسَاقَ الْحَدِيثَ ‏.‏

Ahmed b. Harb bize haber verip dedi ki: Ebû Muâviye bize A’meş’ten, o İbrahim’den (naklen) anlattı. Dedi ki: Abdullah: "(Dişlerini) seyreltenler..." dedi ve hadisin devamını zikretti.

5101. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبَانُ بْنُ صَمْعَةَ، عَنْ أُمِّهِ، قَالَتْ سَمِعْتُ عَائِشَةَ، تَقُولُ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْوَاشِمَةِ وَالْمُسْتَوْشِمَةِ وَالْوَاصِلَةِ وَالْمُسْتَوْصِلَةِ وَالنَّامِصَةِ وَالْمُتَنَمِّصَةِ ‏.‏

Muhammed b. Abdila’lâ bize haber verip dedi ki: Hâlid bize Ebân b. Sam’a’dan, o annesinden (naklen) anlattı. Dedi ki: Âişe’nin şöyle dediğini işittim: Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) dövme yapandan, dövme yaptırandan, saç ekleyenden, saç ekletenden, (yüzdeki) tüyleri yolandan ve yoldurandan yasakladı (bunları menetti).

5102. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، قَالَ سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ مُرَّةَ، يُحَدِّثُ عَنِ الْحَارِثِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ آكِلُ الرِّبَا وَمُوكِلُهُ وَكَاتِبُهُ إِذَا عَلِمُوا ذَلِكَ وَالْوَاشِمَةُ وَالْمَوْشُومَةُ لِلْحُسْنِ وَلاَوِي الصَّدَقَةِ وَالْمُرْتَدُّ أَعْرَابِيًّا بَعْدَ الْهِجْرَةِ مَلْعُونُونَ عَلَى لِسَانِ مُحَمَّدٍ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ الْقِيَامَةِ ‏.‏

İsmail b. Mes’ûd bize haber verip dedi ki: Hâlid bize Şu’be’den, o A’meş’ten (naklen) anlattı. Dedi ki: Abdullah b. Mürre’yi, Hâris’ten, o da Abdullah (b. Mes’ûd)’dan (naklen) anlatırken işittim. Şöyle dedi: Faizi yiyen, yediren, -bunu bildikleri takdirde- yazan, güzellik için dövme yapan ve yapılan, zekâtı vermeyen (veya geciktiren) ve hicretten sonra (tekrar) bedeviliğe dönen (irtidad eden) kimseler, Kıyamet gününde Muhammed’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) diliyle lanetlenmişlerdir.

5103. Hadis

أَخْبَرَنِي زِيَادُ بْنُ أَيُّوبَ، قَالَ حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، قَالَ أَنْبَأَنَا حُصَيْنٌ، وَمُغِيرَةُ، وَابْنُ، عَوْنٍ عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنِ الْحَارِثِ، عَنْ عَلِيٍّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَعَنَ آكِلَ الرِّبَا وَمُوكِلَهُ وَكَاتِبَهُ وَمَانِعَ الصَّدَقَةِ وَكَانَ يَنْهَى عَنِ النَّوْحِ ‏.‏ أَرْسَلَهُ ابْنُ عَوْنٍ وَعَطَاءُ بْنُ السَّائِبِ ‏.‏

Ziyâd b. Eyyûb bana haber verip dedi ki: Hüşeym bize anlatıp dedi ki: Husayn, Muğîre ve İbn Avn bize Şa’bî’den, o Hâris’ten, o da Ali’den (naklen) bildirdi: Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) faiz yiyene, yedirene, yazana ve zekâtı vermeyene lanet etti. Ve (ölünün arkasından bağırıp çağırarak) yas tutmayı (nevh) yasaklardı.

5104. Hadis

أَخْبَرَنَا حُمَيْدُ بْنُ مَسْعَدَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ عَوْنٍ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنِ الْحَارِثِ، قَالَ لَعَنَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم آكِلَ الرِّبَا وَمُوكِلَهُ وَشَاهِدَهُ وَكَاتِبَهُ وَالْوَاشِمَةَ وَالْمُوتَشِمَةَ قَالَ إِلاَّ مِنْ دَاءٍ فَقَالَ نَعَمْ وَالْحَالُّ وَالْمُحَلَّلُ لَهُ وَمَانِعُ الصَّدَقَةِ وَكَانَ يَنْهَى عَنِ النَّوْحِ وَلَمْ يَقُلْ لَعَنَ ‏.‏

Humeyd b. Mes’ade bize haber verip dedi ki: Yezîd b. Zürey’ bize anlatıp dedi ki: İbn Avn bize Şa’bî’den, o Hâris’ten (naklen) anlattı. Dedi ki: Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) faiz yiyene, yedirene, şahidine, yazana, dövme yapana ve yaptırana lanet etti. (Ravi): "Hastalık sebebiyle olan hariç mi?" dedi. O da: "Evet" dedi. (Ayrıca Resûlullah) hülle yapana ve hülle yapılana (boşadığı eşini helal kılan ve kılınan kimseye) ve zekâtı vermeyene (lanet etti). Yas tutmayı (nevh) da yasaklardı fakat (nevh yapanlar için) "lanet etti" demedi.

5105. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا خَلَفٌ، - يَعْنِي ابْنَ خَلِيفَةَ - عَنْ عَطَاءِ بْنِ السَّائِبِ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، قَالَ لَعَنَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم آكِلَ الرِّبَا وَمُوكِلَهُ وَشَاهِدَهُ وَكَاتِبَهُ وَالْوَاشِمَةَ وَالْمُوتَشِمَةَ وَنَهَى عَنِ النَّوْحِ وَلَمْ يَقُلْ لَعَنَ صَاحِبَ ‏.‏

Kuteybe bize anlatıp dedi ki: Halef —yani İbn Halîfe— bize Atâ b. es-Sâib’den, o Şa’bî’den (naklen) anlattı. Dedi ki: Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) faiz yiyene, yedirene, şahidine, yazana, dövme yapana ve yaptırana lanet etti. Yas tutmayı (nevh) yasakladı fakat (nevh) yapan(a) lanet etmedi.

5106. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا جَرِيرٌ، عَنْ عُمَارَةَ، عَنْ أَبِي زُرْعَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ أُتِيَ عُمَرُ بِامْرَأَةٍ تَشِمُ فَقَالَ أَنْشُدُكُمْ بِاللَّهِ هَلْ سَمِعَ أَحَدٌ مِنْكُمْ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ فَقُمْتُ فَقُلْتُ يَا أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ أَنَا سَمِعْتُهُ ‏.‏ قَالَ فَمَا سَمِعْتَهُ قُلْتُ سَمِعْتُهُ يَقُولُ ‏ "‏ لاَ تَشِمْنَ وَلاَ تَسْتَوْشِمْنَ ‏"‏ ‏.‏

İshak b. İbrahim bize haber verip dedi ki: Cerîr bize Umâre’den, o Ebû Zür’a’dan, o da Ebû Hureyre’den (naklen) bildirdi. Dedi ki: Ömer’e dövme yapan bir kadın getirildi. (Ömer): "Size Allah adına soruyorum: Sizden kimse Resûlullah’tan (sallallâhu aleyhi ve sellem) (bununla ilgili bir şey) işitti mi?" dedi. Ebû Hureyre dedi ki: "Ben kalktım ve: 'Ey Müminlerin Emiri! Ben işittim' dedim." (Ömer): "Ne işittin?" dedi. "Şöyle buyururken işittim: 'Dövme yapmayın ve dövme yaptırmayın'" dedim.

5107. Hadis

أَخْبَرَنَا أَبُو عَلِيٍّ، مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى الْمَرْوَزِيُّ قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُثْمَانَ، عَنْ أَبِي حَمْزَةَ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنِ الْعُرْيَانِ بْنِ الْهَيْثَمِ، عَنْ قَبِيصَةَ بْنِ جَابِرٍ، عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَلْعَنُ الْمُتَنَمِّصَاتِ وَالْمُتَفَلِّجَاتِ وَالْمُوتَشِمَاتِ اللاَّتِي يُغَيِّرْنَ خَلْقَ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ ‏.‏

Ebû Ali Muhammed b. Yahya el-Mervezî bize haber verip dedi ki: Abdullah b. Osman bize anlatıp dedi ki: Ebû Hamza bize Abdulmelik b. Umeyr’den, o Uryân b. el-Heysem’den, o Kabîsa b. Câbir’den, o da İbn Mes’ûd’dan (naklen) anlattı. Dedi ki: Resûlullah’ı (sallallâhu aleyhi ve sellem), (yüzdeki) tüyleri yolanlara, (güzellik için) dişlerini seyreltip (törpüleyenlere) ve dövme yaptıranlara; Allah’ın (azze ve celle) yarattığını değiştiren (bu kadınlara) lanet ederken işittim.

5108. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَعْمَرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَمَّادٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنِ الْعُرْيَانِ بْنِ الْهَيْثَمِ، عَنْ قَبِيصَةَ بْنِ جَابِرٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَلْعَنُ الْمُتَنَمِّصَاتِ وَالْمُتَفَلِّجَاتِ وَالْمُوتَشِمَاتِ اللاَّتِي يُغَيِّرْنَ خَلْقَ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ ‏.‏

Muhammed b. Ma’mer bize haber verip dedi ki: Yahya b. Hammâd bize anlatıp dedi ki: Ebû Avâne bize Abdulmelik b. Umeyr’den, o Uryân b. el-Heysem’den, o Kabîsa b. Câbir’den, o da Abdullah (b. Mes’ûd)’dan (naklen) anlattı. Dedi ki: Resûlullah’ı (sallallâhu aleyhi ve sellem), (yüzdeki) tüyleri yolanlara, (güzellik için) dişlerini seyreltip (törpüleyenlere) ve dövme yaptıranlara; Allah’ın (azze ve celle) yarattığını değiştiren (bu kadınlara) lanet ederken işittim.

5109. Hadis

أَخْبَرَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ يَعْقُوبَ، قَالَ حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ الْحَسَنِ بْنِ شَقِيقٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا الْحُسَيْنُ بْنُ وَاقِدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ عُمَيْرٍ، عَنِ الْعُرْيَانِ بْنِ الْهَيْثَمِ، عَنْ قَبِيصَةَ بْنِ جَابِرٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ لَعَنَ اللَّهُ الْمُتَنَمِّصَاتِ وَالْمُوتَشِمَاتِ وَالْمُتَفَلِّجَاتِ اللاَّتِي يُغَيِّرْنَ خَلْقَ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ ‏"‏ ‏.‏

İbrahim b. Ya’kûb bize haber verip dedi ki: Ali b. el-Hasan b. Şakîk bize anlatıp dedi ki: Hüseyin b. Vâkıd bize bildirip dedi ki: Abdulmelik b. Umeyr bize Uryân b. el-Heysem’den, o Kabîsa b. Câbir’den, o da Abdullah (b. Mes’ûd)’dan (naklen) anlattı. Dedi ki: Resûlullah’ın (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurduğunu işittim: "Allah, (yüzdeki) tüyleri yolanlara, dövme yaptıranlara ve (güzellik için) dişlerini seyreltip (törpüleyenlere); Allah’ın (azze ve celle) yarattığını değiştiren (bu kadınlara) lanet etsin."

5110. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ، قَالَ حَدَّثَنَا حِبَّانُ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ حَيْوَةَ بْنِ شُرَيْحٍ، قَالَ حَدَّثَنِي عَيَّاشُ بْنُ عَبَّاسٍ الْقِتْبَانِيُّ، عَنْ أَبِي الْحُصَيْنِ الْحِمْيَرِيِّ، أَنَّهُ كَانَ هُوَ وَصَاحِبٌ لَهُ يَلْزَمَانِ أَبَا رَيْحَانَةَ يَتَعَلَّمَانِ مِنْهُ خَيْرًا قَالَ فَحَضَرَ صَاحِبِي يَوْمًا فَأَخْبَرَنِي صَاحِبِي أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا رَيْحَانَةَ يَقُولُ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَرَّمَ الْوَشْرَ وَالْوَشْمَ وَالنَّتْفَ ‏.‏

Muhammed b. Hâtim bize haber verip dedi ki: Hibbân bize anlatıp dedi ki: Abdullah bize Hayve b. Şürayh’tan, o Ayyaş b. Abbas el-Kıtbânî’den, o da Ebu’l-Husayn el-Himyerî’den (naklen) anlattı: Kendisi ve bir arkadaşı Ebû Reyhâne’den hayır (ilim) öğrenmek için yanından ayrılmazlardı. (Ebu’l-Husayn) dedi ki: Bir gün arkadaşım geldi ve bana, Ebû Reyhâne’nin şöyle dediğini işittiğini haber verdi: Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) dişleri inceltip törpülemeyi (veşr), dövme yapmayı (veşm) ve (yüzdeki) tüyleri yolmayı (netf) haram kıldı.

5111. Hadis

أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ السَّرْحِ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي اللَّيْثُ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، عَنْ أَبِي الْحُصَيْنِ الْحِمْيَرِيِّ، عَنْ أَبِي رَيْحَانَةَ، قَالَ بَلَغَنَا أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنِ الْوَشْرِ وَالْوَشْمِ ‏.‏

Ahmed b. Amr b. es-Serh bize haber verip dedi ki: İbn Vehb bize anlatıp dedi ki: Leys bana Yezîd b. Ebî Habîb’den, o Ebu’l-Husayn el-Himyerî’den, o da Ebû Reyhâne’den (naklen) haber verdi. Dedi ki: Bize ulaştığına göre Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) dişleri inceltip törpülemeyi (veşr) ve dövme yapmayı (veşm) yasakladı.

5112. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، عَنْ أَبِي الْحُصَيْنِ الْحِمْيَرِيِّ، عَنْ أَبِي رَيْحَانَةَ، قَالَ بَلَغَنَا أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنِ الْوَشْرِ وَالْوَشْمِ ‏.‏

Kuteybe bize anlatıp dedi ki: Leys bize Yezîd b. Ebî Habîb’den, o Ebu’l-Husayn el-Himyerî’den, o da Ebû Reyhâne’den (naklen) anlattı. Dedi ki: Bize ulaştığına göre Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) dişleri inceltip törpülemeyi (veşr) ve dövme yapmayı (veşm) yasakladı.

5113. Hadis

أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا دَاوُدُ، - وَهُوَ ابْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْعَطَّارُ - عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُثْمَانَ بْنِ خُثَيْمٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِنَّ مِنْ خَيْرِ أَكْحَالِكُمُ الإِثْمِدَ إِنَّهُ يَجْلُو الْبَصَرَ وَيُنْبِتُ الشَّعَرَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُثْمَانَ بْنِ خُثَيْمٍ لَيِّنُ الْحَدِيثِ ‏.‏

Kuteybe bize haber verip dedi ki: Dâvûd —yani İbn Abdurrahman el-Attâr— bize Abdullah b. Osman b. Huseym’den, o Saîd b. Cübeyr’den, o da İbn Abbas’tan (naklen) anlattı: Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Sürmelerinizin en hayırlısı ismiddir (sürme taşı). Çünkü o gözü parlatır (görmeyi keskinleştirir) ve kirpikleri besler (bitirir)." Ebû Abdurrahman (Nesâî) dedi ki: Abdullah b. Osman b. Huseym hadis konusunda leyyindir (zayıftır).

5114. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ سِمَاكٍ، قَالَ سَمِعْتُ جَابِرَ بْنَ سَمُرَةَ، سُئِلَ عَنْ شَيْبِ، رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ كَانَ إِذَا ادُّهِنَ رَأْسُهُ لَمْ يُرَ مِنْهُ وَإِذَا لَمْ يُدَّهَنْ رُئِيَ مِنْهُ ‏.‏

Muhammed b. el-Müsennâ bize haber verip dedi ki: Ebû Dâvûd bize anlatıp dedi ki: Şu’be bize Simâk’tan (naklen) anlattı. Dedi ki: Câbir b. Semüre’nin, Resûlullah’ın (sallallâhu aleyhi ve sellem) (saçındaki) beyazları hakkında sorulduğunu işittim. Şöyle dedi: "(Resûlullah) başını yağladığı zaman ondan (o beyazlardan) bir şey görülmezdi, yağlamadığı zaman ise ondan (o beyazlar) görülürdü."

5115. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَلِيِّ بْنِ مَيْمُونٍ، قَالَ حَدَّثَنَا الْقَعْنَبِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ ابْنَ عُمَرَ، كَانَ يَصْبُغُ ثِيَابَهُ بِالزَّعْفَرَانِ فَقِيلَ لَهُ فَقَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَصْبُغُ ‏.‏

Muhammed b. Ali b. Meymûn bize haber verip dedi ki: Ka’nebî bize anlatıp dedi ki: Abdullah b. Zeyd bize babasından (naklen) anlattı ki: İbn Ömer elbiselerini safranla boyardı. Kendisine (bunun sebebi) sorulduğunda şöyle dedi: "Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) (elbiselerini safranla) boyardı."

5116. Hadis

أَخْبَرَنَا أَبُو عُبَيْدَةَ بْنُ أَبِي السَّفَرِ، عَنْ عَبْدِ الصَّمَدِ بْنِ عَبْدِ الْوَارِثِ، قَالَ حَدَّثَنَا بَكْرٌ الْمُزَلِّقُ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَطَاءٍ الْهَاشِمِيُّ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَلِيٍّ، قَالَ سَأَلْتُ عَائِشَةَ أَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَتَطَيَّبُ قَالَتْ نَعَمْ بِذِكَارَةِ الطِّيبِ الْمِسْكِ وَالْعَنْبَرِ ‏.‏

Ebû Ubeyde b. Ebi’s-Sefer bize haber verip dedi ki: Abdüssamed b. Abdilvâris, Bekir el-Müzallik’ten, o Abdullah b. Atâ el-Hâşimî’den, o da Muhammed b. Ali’den (naklen) bize anlatıp dedi ki: Âişe’ye: "Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) koku sürünür müydü?" diye sordum. "Evet, kokuların en hası (en güzeli) olan misk ve amber ile (sürünürdü)" dedi.

5117. Hadis

أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، - يَعْنِي الْحَفَرِيَّ - عَنْ سُفْيَانَ، عَنِ الْجُرَيْرِيِّ، عَنْ أَبِي نَضْرَةَ، عَنْ رَجُلٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ طِيبُ الرِّجَالِ مَا ظَهَرَ رِيحُهُ وَخَفِيَ لَوْنُهُ وَطِيبُ النِّسَاءِ مَا ظَهَرَ لَوْنُهُ وَخَفِيَ رِيحُهُ ‏"‏ ‏.‏

Ahmed b. Süleyman bize haber verip dedi ki: Ebû Dâvûd —yani el-Haferî— bize Süfyân’dan, o Cüreyri’den, o Ebû Nadre’den, o bir adamdan, o da Ebû Hureyre’den (naklen) anlattı. Dedi ki: Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Erkeklerin kokusu, kokusu duyulan ve rengi gizli olandır. Kadınların kokusu ise rengi görünen ve kokusu gizli olandır."

5118. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَلِيِّ بْنِ مَيْمُونٍ الرَّقِّيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ الْفِرْيَابِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الْجُرَيْرِيِّ، عَنْ أَبِي نَضْرَةَ، عَنِ الطُّفَاوِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ طِيبُ الرِّجَالِ مَا ظَهَرَ رِيحُهُ وَخَفِيَ لَوْنُهُ وَطِيبُ النِّسَاءِ مَا ظَهَرَ لَوْنُهُ وَخَفِيَ رِيحُهُ ‏"‏ ‏.‏

Muhammed b. Ali b. Meymûn er-Rakkî bize haber verip dedi ki: Muhammed b. Yûsuf el-Firyâbî bize anlatıp dedi ki: Süfyân bize Cüreyri’den, o Ebû Nadre’den, o Tufâvî’den, o da Ebû Hureyre’den (naklen) anlattı. Nebi (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Erkeklerin kokusu, kokusu duyulan ve rengi gizli olandır. Kadınların kokusu ise rengi görünen ve kokusu gizli olandır."

5119. Hadis

أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ سَلاَّمٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شَبَابَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ خُلَيْدِ بْنِ جَعْفَرٍ، عَنْ أَبِي نَضْرَةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِنَّ امْرَأَةً مِنْ بَنِي إِسْرَائِيلَ اتَّخَذَتْ خَاتِمًا مِنَ ذَهَبٍ وَحَشَتْهُ مِسْكًا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ هُوَ أَطْيَبُ الطِّيبِ ‏"‏ ‏.‏

Abdurrahman b. Muhammed b. Sellâm bize haber verip dedi ki: Şebâbe bize anlatıp dedi ki: Şu’be bize Huleyd b. Ca’fer’den, o Ebû Nadre’den, o da Ebû Saîd el-Hudrî’den (naklen) anlattı. Dedi ki: Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "İsrailoğullarından bir kadın altından bir yüzük edindi ve içini miskle doldurdu." Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) (devamla) şöyle buyurdu: "O, kokuların en güzelidir."

5120. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عِمْرَانَ بْنِ ظَبْيَانَ، عَنْ حُكَيْمِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ جَاءَ رَجُلٌ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِهِ رَدْعٌ مِنْ خَلُوقٍ فَقَالَ لَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ اذْهَبْ فَانْهَكْهُ ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ أَتَاهُ فَقَالَ ‏"‏ اذْهَبْ فَانْهَكْهُ ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ أَتَاهُ فَقَالَ ‏"‏ اذْهَبْ فَانْهَكْهُ ثُمَّ لاَ تَعُدْ ‏"‏ ‏.‏

Muhammed b. Mansûr bize haber verip dedi ki: Süfyân bize İmrân b. Zabyân’dan, o Hukeym b. Sa’d’dan, o da Ebû Hureyre’den (naklen) anlattı. Dedi ki: Nebi’ye (sallallâhu aleyhi ve sellem) üzerinde halûk (safranlı koku) izi olan bir adam geldi. Nebi (sallallâhu aleyhi ve sellem) ona: "Git ve onu iyice yıka (gider)" buyurdu. Sonra (adam yıkayıp) tekrar geldi. (Nebi yine): "Git ve onu iyice yıka" buyurdu. Sonra (tekrar) geldi. (Nebi): "Git ve onu iyice yıka, sonra bir daha yapma (sürünme)" buyurdu.

5121. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ السَّائِبِ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا حَفْصِ بْنَ عَمْرٍو، وَقَالَ، عَلَى إِثْرِهِ يُحَدِّثُ عَنْ يَعْلَى بْنِ مُرَّةَ، أَنَّهُ مَرَّ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ مُتَخَلِّقٌ فَقَالَ لَهُ ‏"‏ هَلْ لَكَ امْرَأَةٌ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ لاَ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَاغْسِلْهُ ثُمَّ اغْسِلْهُ ثُمَّ لاَ تَعُدْ ‏"‏ ‏.‏

Muhammed b. Abdila’lâ bize haber verip dedi ki: Hâlid bize Şu’be’den, o Atâ b. es-Sâib’den (naklen) anlattı. Dedi ki: Ebû Hafs b. Amr’ı —ve hemen peşinden (onun)— Ya’lâ b. Mürre’den (naklen) anlatırken işittim: O (Ya’lâ), üzerinde halûk (kokusu) olduğu halde Nebi’nin (sallallâhu aleyhi ve sellem) yanından geçti. (Nebi) ona: "Senin eşin var mı?" diye sordu. "Hayır" dedim. Buyurdu ki: "Onu yıka, sonra (tekrar) yıka, sonra bir daha yapma (sürünme)."

5122. Hadis

أَخْبَرَنَا مَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَطَاءٍ، قَالَ سَمِعْتُ ‏{‏ أَبَا، ‏}‏ حَفْصِ بْنَ عَمْرٍو عَنْ يَعْلَى بْنِ مُرَّةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَبْصَرَ رَجُلاً مُتَخَلِّقًا قَالَ ‏ "‏ اذْهَبْ فَاغْسِلْهُ ثُمَّ اغْسِلْهُ وَلاَ تَعُدْ ‏"‏ ‏.‏

Mahmûd b. Ğaylân bize haber verip dedi ki: Ebû Dâvûd bize anlatıp dedi ki: Şu’be bize Atâ’dan (naklen) anlattı. Dedi ki: Ebû Hafs b. Amr’ı, Ya’lâ b. Mürre’den (naklen) anlatırken işittim: Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) üzerinde halûk (kokusu) olan bir adam gördü. "Git, onu yıka, sonra (tekrar) yıka ve bir daha yapma (sürünme)" buyurdu.

5123. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنِ ابْنِ عَمْرٍو، عَنْ رَجُلٍ، عَنْ يَعْلَى، نَحْوَهُ ‏.‏ خَالَفَهُ سُفْيَانُ رَوَاهُ عَنْ عَطَاءِ بْنِ السَّائِبِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ حَفْصٍ، عَنْ يَعْلَى، ‏.‏

Muhammed b. el-Müsennâ bize haber verip dedi ki: Ebû Dâvûd bize anlatıp dedi ki: Şu’be bize Atâ’dan, o İbn Amr’dan, o bir adamdan, o da Ya’lâ’dan (naklen) bunun bir benzerini anlattı. Süfyân (bu isnadda) ona muhalefet etti. O (Süfyân) bunu Atâ b. es-Sâib’den, o Abdullah b. Hafs’tan, o da Ya’lâ’dan rivayet etmiştir.

5124. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ النَّضْرِ بْنِ مُسَاوِرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ السَّائِبِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ حَفْصٍ، عَنْ يَعْلَى بْنِ مُرَّةَ الثَّقَفِيِّ، قَالَ أَبْصَرَنِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَبِي رَدْعٌ مِنْ خَلُوقٍ قَالَ ‏"‏ يَا يَعْلَى لَكَ امْرَأَةٌ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ لاَ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ اغْسِلْهُ ثُمَّ لاَ تَعُدْ ثُمَّ اغْسِلْهُ ثُمَّ لاَ تَعُدْ ثُمَّ اغْسِلْهُ ثُمَّ لاَ تَعُدْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَغَسَلْتُهُ ثُمَّ لَمْ أَعُدْ ثُمَّ غَسَلْتُهُ ثُمَّ لَمْ أَعُدْ ثُمَّ غَسَلْتُهُ ثُمَّ لَمْ أَعُدْ ‏.‏

Muhammed b. en-Nadr b. Müsâvir bize haber verip dedi ki: Süfyân bize Atâ b. es-Sâib’den, o Abdullah b. Hafs’tan, o da Ya’lâ b. Mürre es-Sekafî’den (naklen) anlattı. Dedi ki: Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) beni üzerimde halûk (kokusu) izi varken gördü. "Ey Ya’lâ! Senin eşin var mı?" buyurdu. "Hayır" dedim. "Onu yıka ve bir daha yapma! Sonra onu yıka ve bir daha yapma! Sonra onu yıka ve bir daha yapma!" buyurdu. (Ya’lâ) dedi ki: Ben de gittim ve onu yıkadım, sonra bir daha yapmadım. Sonra yıkadım ve bir daha yapmadım. Sonra yıkadım ve bir daha yapmadım.

5125. Hadis

أَخْبَرَنِي إِسْمَاعِيلُ بْنُ يَعْقُوبَ الصَّبِيحِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ مُوسَى، - يَعْنِي مُحَمَّدًا - قَالَ أَخْبَرَنِي أَبِي، عَنْ عَطَاءِ بْنِ السَّائِبِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ حَفْصٍ، عَنْ يَعْلَى، قَالَ مَرَرْتُ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَنَا مُتَخَلِّقٌ فَقَالَ ‏"‏ أَىْ يَعْلَى هَلْ لَكَ امْرَأَةٌ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ لاَ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ اذْهَبْ فَاغْسِلْهُ ثُمَّ اغْسِلْهُ ثُمَّ اغْسِلْهُ ثُمَّ لاَ تَعُدْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ ‏.‏ فَذَهَبْتُ فَغَسَلْتُهُ ثُمَّ غَسَلْتُهُ ثُمَّ غَسَلْتُهُ ثُمَّ لَمْ أَعُدْ ‏.‏

İsmail b. Ya’kûb es-Sabîhî bana haber verip dedi ki: İbn Musa —yani Muhammed— bize anlatıp dedi ki: Babam bana Atâ b. es-Sâib’den, o Abdullah b. Hafs’tan, o da Ya’lâ’dan (naklen) haber verdi. Dedi ki: Üzerimde halûk (kokusu) olduğu halde Resûlullah’ın (sallallâhu aleyhi ve sellem) yanından geçtim. "Ey Ya’lâ! Senin eşin var mı?" buyurdu. "Hayır" dedim. "Git, onu yıka, sonra (tekrar) yıka, sonra (tekrar) yıka, sonra bir daha yapma" buyurdu. Dedi ki: Ben de gittim ve onu yıkadım, sonra yıkadım, sonra yıkadım ve bir daha yapmadım.

5126. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مَسْعُودٍ، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا ثَابِتٌ، - وَهُوَ ابْنُ عُمَارَةَ - عَنْ غُنَيْمِ بْنِ قَيْسٍ، عَنِ الأَشْعَرِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ أَيُّمَا امْرَأَةٍ اسْتَعْطَرَتْ فَمَرَّتْ عَلَى قَوْمٍ لِيَجِدُوا مِنْ رِيحِهَا فَهِيَ زَانِيَةٌ ‏"‏ ‏.‏

İsmail b. Mes’ûd bize haber verip dedi ki: Hâlid bize anlatıp dedi ki: Sâbit —yani İbn Umâre— bize Ğuneym b. Kays’tan, o Eş’arî’den (naklen) anlattı. Dedi ki: Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Her hangi bir kadın koku sürünür ve kokusunu hissetmeleri (duymaları) için bir topluluğun yanından geçerse, o zinâ etmiş (gibi) sayılır."

5127. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ دَاوُدَ بْنِ عَلِيِّ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْعَبَّاسِ الْهَاشِمِيِّ، قَالَ حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، قَالَ سَمِعْتُ صَفْوَانَ بْنَ سُلَيْمٍ، - وَلَمْ أَسْمَعْ مِنْ صَفْوَانَ غَيْرَهُ - يُحَدِّثُ عَنْ رَجُلٍ ثِقَةٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِذَا خَرَجَتِ الْمَرْأَةُ إِلَى الْمَسْجِدِ فَلْتَغْتَسِلْ مِنَ الطِّيبِ كَمَا تَغْتَسِلُ مِنَ الْجَنَابَةِ ‏"‏ ‏.‏ مُخْتَصَرٌ ‏.‏

Muhammed b. İsmail b. İbrahim bize haber verip dedi ki: Süleyman b. Dâvûd b. Ali b. Abdullah b. el-Abbâs el-Hâşimî bize anlatıp dedi ki: İbrahim b. Sa’d bize anlatıp dedi ki: Safvân b. Süleym’i —ki Safvân’dan başka bir şey işitmedim— güvenilir bir adamdan, o da Ebû Hureyre’den (naklen) anlatırken işittim. Dedi ki: Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Kadın mescide çıkacağı zaman, cünüplükten dolayı gusül abdesti aldığı gibi kokudan dolayı da yıkansın (gusletsin)." Muhtasar (kısaltılmış) bir hadistir.

5128. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ هِشَامِ بْنِ عِيسَى الْبَغْدَادِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو عَلْقَمَةَ الْفَرْوِيُّ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ حَدَّثَنِي يَزِيدُ بْنُ خُصَيْفَةَ، عَنْ بُسْرِ بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ أَيُّمَا امْرَأَةٍ أَصَابَتْ بَخُورًا فَلاَ تَشْهَدْ مَعَنَا الْعِشَاءَ الآخِرَةَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ لاَ أَعْلَمُ أَحَدًا تَابَعَ يَزِيدَ بْنَ خُصَيْفَةَ عَنْ بُسْرِ بْنِ سَعِيدٍ عَلَى قَوْلِهِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ‏.‏ وَقَدْ خَالَفَهُ يَعْقُوبُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الأَشَجِّ رَوَاهُ عَنْ زَيْنَبَ الثَّقَفِيَّةِ ‏.‏

Muhammed b. Hişâm b. Îsâ el-Bağdâdî bize haber verip dedi ki: Ebû Alkame el-Fervî Abdullah b. Muhammed bize anlatıp dedi ki: Yezîd b. Husayfe bana Büsr b. Saîd’den, o da Ebû Hureyre’den (naklen) anlattı. Dedi ki: Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Her hangi bir kadın tütsü (buhur) sürünürse bizimle birlikte yatsı namazına katılmasın." Ebû Abdurrahman (Nesâî) dedi ki: Yezîd b. Husayfe’ye, Büsr b. Saîd’den rivayetinde "Ebû Hureyre’den" demesi hususunda mutabaat eden (uyup destekleyen) bir kimse bilmiyorum. Ya’kûb b. Abdullah b. el-Eşecc (bu konuda) ona muhalefet etmiş ve bunu Zeyneb es-Sekafiyye’den rivayet etmiştir.

5129. Hadis

أَخْبَرَنِي هِلاَلُ بْنُ الْعَلاَءِ بْنِ هِلاَلٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُعَلَّى بْنُ أَسَدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَجْلاَنَ، عَنْ يَعْقُوبَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الأَشَجِّ، عَنْ بُسْرِ بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ زَيْنَبَ، امْرَأَةِ عَبْدِ اللَّهِ قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِذَا شَهِدَتْ إِحْدَاكُنَّ صَلاَةَ الْعِشَاءِ فَلاَ تَمَسَّ طِيبًا ‏"‏ ‏.‏

Hilâl b. el-Alâ b. Hilâl bana haber verip dedi ki: Muallâ b. Esed bize anlatıp dedi ki: Vüheyb bize Muhammed b. Aclân’dan, o Ya’kûb b. Abdullah b. el-Eşecc’den, o Büsr b. Saîd’den, o da Abdullah’ın hanımı Zeyneb’den (naklen) anlattı. Dedi ki: Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Sizden biriniz yatsı namazına katılacağı zaman kokuya dokunmasın (sürünmesin)."

5130. Hadis

أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا جَرِيرٌ، عَنِ ابْنِ عَجْلاَنَ، عَنْ بُكَيْرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الأَشَجِّ، عَنْ بُسْرِ بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ زَيْنَبَ، امْرَأَةِ عَبْدِ اللَّهِ قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِذَا شَهِدَتْ إِحْدَاكُنَّ الْعِشَاءَ فَلاَ تَمَسَّ طِيبًا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ حَدِيثُ يَحْيَى وَجَرِيرٍ أَوْلَى بِالصَّوَابِ مِنْ حَدِيثِ وُهَيْبِ بْنِ خَالِدٍ وَاللَّهُ تَعَالَى أَعْلَمُ ‏.‏

İshak b. İbrahim bize haber verip dedi ki: Cerîr bize İbn Aclân’dan, o Bükeyr b. Abdullah b. el-Eşecc’den, o Büsr b. Saîd’den, o da Abdullah’ın hanımı Zeyneb’den (naklen) bildirdi. Dedi ki: Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Sizden biriniz yatsı namazına katılacağı zaman kokuya dokunmasın (sürünmesin)." Ebû Abdurrahman (Nesâî) dedi ki: Yahya ve Cerîr’in hadisi, Vüheyb b. Hâlid’in hadisinden daha doğru olmaya yakındır. Allah Teâlâ en doğrusunu bilir.

5131. Hadis

أَخْبَرَنِي أَحْمَدُ بْنُ سَعِيدِ بْنِ يَعْقُوبَ الْحِمْصِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ بُكَيْرِ بْنِ الأَشَجِّ، عَنْ بُسْرِ بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ زَيْنَبَ الثَّقَفِيَّةِ، أَنَّ نَبِيَّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ أَيَّتُكُنَّ خَرَجَتْ إِلَى الْمَسْجِدِ فَلاَ تَقْرَبَنَّ طِيبًا ‏"‏ ‏.‏

Ahmed b. Saîd b. Ya’kûb el-Hımsî bana haber verip dedi ki: Osman b. Saîd bize anlatıp dedi ki: Leys bize Bükeyr b. el-Eşecc’den, o Büsr b. Saîd’den, o da Zeyneb es-Sekafiyye’den (naklen) anlattı: Allah’ın Nebisi (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Hanginiz mescide çıkarsa sakın kokuya yaklaşmasın (sürünmesin)."

5132. Hadis

أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، قَالَ حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الْقُرَشِيِّ، عَنْ بُكَيْرِ بْنِ الأَشَجِّ، عَنْ زَيْنَبَ الثَّقَفِيَّةِ، امْرَأَةِ عَبْدِ اللَّهِ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَمَرَهَا أَنْ لاَ تَمَسَّ الطِّيبَ إِذَا خَرَجَتْ إِلَى الْعِشَاءِ الآخِرَةِ ‏.‏

Amr b. Ali bize haber verip dedi ki: Ebû Dâvûd bize anlatıp dedi ki: İbrahim b. Sa’d bize Muhammed b. Abdullah el-Kureşî’den, o Bükeyr b. el-Eşecc’den, o da Abdullah’ın hanımı Zeyneb es-Sekafiyye’den (naklen) anlattı ki: Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) ona, yatsı namazına çıktığı zaman kokuya dokunmamasını emretmiştir.

5133. Hadis

أَخْبَرَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا مَنْصُورُ بْنُ أَبِي مُزَاحِمٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرِو بْنِ هِشَامٍ، عَنْ بُكَيْرٍ، عَنْ بُسْرِ بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ زَيْنَبَ الثَّقَفِيَّةِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِذَا خَرَجَتِ الْمَرْأَةُ إِلَى الْعِشَاءِ الآخِرَةِ فَلاَ تَمَسَّ طِيبًا ‏"‏ ‏.‏

Ebû Bekir b. Ali bize haber verip dedi ki: Mansûr b. Ebî Müzâhim bize anlatıp dedi ki: İbrahim b. Sa’d bize babasından, o Muhammed b. Abdullah b. Amr b. Hişâm’dan, o Bükeyr’den, o Büsr b. Saîd’den, o da Zeyneb es-Sekafiyye’den (naklen) bildirdi ki: Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Kadın yatsı namazına çıktığı zaman kokuya dokunmasın (sürünmesin)."

5134. Hadis

أَخْبَرَنِي يُوسُفُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ بَلَغَنِي عَنْ حَجَّاجٍ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي زِيَادُ بْنُ سَعْدٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ بُسْرِ بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ زَيْنَبَ الثَّقَفِيَّةِ، قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِذَا شَهِدَتْ إِحْدَاكُنَّ الصَّلاَةَ فَلاَ تَمَسَّ طِيبًا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ وَهَذَا غَيْرُ مَحْفُوظٍ مِنْ حَدِيثِ الزُّهْرِيِّ ‏.‏

Yûsuf b. Saîd bana haber verip dedi ki: Haccâc’dan, o İbn Cüreyc’den (naklen) bana ulaştı. (İbn Cüreyc dedi ki): Ziyâd b. Sa’d bana İbn Şihâb’dan, o Büsr b. Saîd’den, o da Zeyneb es-Sekafiyye’den (naklen) haber verdi. Dedi ki: Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Sizden biriniz namaza katılacağı zaman kokuya dokunmasın (sürünmesin)." Ebû Abdurrahman (Nesâî) dedi ki: Bu, Zührî’nin hadisinden mahfuz (sağlam bir rivayet olarak korunmuş) değildir.

5135. Hadis

أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ السَّرْحِ أَبُو طَاهِرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا ابْنُ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي مَخْرَمَةُ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ نَافِعٍ، قَالَ كَانَ ابْنُ عُمَرَ إِذَا اسْتَجْمَرَ اسْتَجْمَرَ بِالأُلُوَّةِ غَيْرَ مُطَرَّاةٍ وَبِكَافُورٍ يَطْرَحُهُ مَعَ الأُلُوَّةِ ثُمَّ قَالَ هَكَذَا كَانَ يَسْتَجْمِرُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏

Ahmed b. Amr b. es-Serh Ebû Tâhir bize haber verip dedi ki: İbn Vehb bize bildirip dedi ki: Mahreme bana babasından, o da Nâfi’den (naklen) haber verdi. Dedi ki: İbn Ömer tütsülendiği zaman, içine başka bir şey katılmamış (saf) öd ağacı ile ve öd ağacının içine kattığı kâfur ile tütsülenirdi. Sonra da: "Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) işte böyle tütsülenirdi" derdi.

5136. Hadis

أَخْبَرَنَا وَهْبُ بْنُ بَيَانٍ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَمْرُو بْنُ الْحَارِثِ، أَنَّ أَبَا عُشَّانَةَ، - هُوَ الْمَعَافِرِيُّ - حَدَّثَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ عُقْبَةَ بْنَ عَامِرٍ، يُخْبِرُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَمْنَعُ أَهْلَهُ الْحِلْيَةَ وَالْحَرِيرَ وَيَقُولُ ‏ "‏ إِنْ كُنْتُمْ تُحِبُّونَ حِلْيَةَ الْجَنَّةِ وَحَرِيرَهَا فَلاَ تَلْبَسُوهَا فِي الدُّنْيَا ‏"‏ ‏.‏

Vehb b. Beyân bize haber verip dedi ki: İbn Vehb bize anlatıp dedi ki: Amr b. el-Hâris bana bildirdi ki: Ebû Uşşâne —ki o el-Meâfirî’dir— ona Ukbe b. Âmir’in şöyle haber verdiğini anlattı: Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) ailesini (eşlerini ve kızlarını) ziynetten ve ipekten meneder ve şöyle buyururdu: "Eğer Cennetin ziynetini ve ipeğini seviyorsanız, dünyada bunları giymeyin (takmayın)."

5137. Hadis

أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، ح وَأَنْبَأَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ رِبْعِيٍّ، عَنِ امْرَأَتِهِ، عَنْ أُخْتِ، حُذَيْفَةَ قَالَتْ خَطَبَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏ "‏ يَا مَعْشَرَ النِّسَاءِ أَمَا لَكُنَّ فِي الْفِضَّةِ مَا تَحَلَّيْنَ أَمَا إِنَّهُ لَيْسَ مِنِ امْرَأَةٍ تَحَلَّتْ ذَهَبًا تُظْهِرُهُ إِلاَّ عُذِّبَتْ بِهِ ‏"‏ ‏.‏

Ali b. Hucr bize haber verip dedi ki: Cerîr bize Mansûr’dan anlattı. (Diğer tarikten) Muhammed b. Beşşâr bize haber verip dedi ki: Abdurrahman bize anlatıp dedi ki: Süfyân bize Mansûr’dan, o Rib’î’den, o hanımından, o da Huzeyfe’nin kız kardeşinden (naklen) anlattı. Dedi ki: Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) bize hutbe verdi ve şöyle buyurdu: "Ey kadınlar topluluğu! Sizin için gümüşte takınacağınız (ziynet) yok mu? Şunu bilin ki; altın takınıp da onu gösteren (açığa vuran) hiçbir kadın yoktur ki, onunla azap edilmesin."

5138. Hadis

أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا الْمُعْتَمِرُ، قَالَ سَمِعْتُ مَنْصُورًا، يُحَدِّثُ عَنْ رِبْعِيٍّ، عَنِ امْرَأَتِهِ، عَنْ أُخْتِ، حُذَيْفَةَ قَالَتْ خَطَبَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏ "‏ يَا مَعْشَرَ النِّسَاءِ أَمَا لَكُنَّ فِي الْفِضَّةِ مَا تَحَلَّيْنَ أَمَا إِنَّهُ لَيْسَ مِنْكُنَّ امْرَأَةٌ تُحَلَّى ذَهَبًا تُظْهِرُهُ إِلاَّ عُذِّبَتْ بِهِ ‏"‏ ‏.‏

Muhammed b. Abdila’lâ bize haber verip dedi ki: Mu’temir bize anlatıp dedi ki: Mansûr’u, Rib’î’den, o hanımından, o da Huzeyfe’nin kız kardeşinden (naklen) anlatırken işittim. Dedi ki: Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) bize hutbe verdi ve şöyle buyurdu: "Ey kadınlar topluluğu! Sizin için gümüşte takınacağınız (ziynet) yok mu? Şunu bilin ki; sizden altın takınıp da onu gösteren (açığa vuran) hiçbir kadın yoktur ki, onunla azap edilmesin."

5139. Hadis

أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ هِشَامٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، قَالَ حَدَّثَنِي مَحْمُودُ بْنُ عَمْرٍو، أَنَّ أَسْمَاءَ بِنْتَ يَزِيدَ، حَدَّثَتْهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ أَيُّمَا امْرَأَةٍ تَحَلَّتْ - يَعْنِي - بِقِلاَدَةٍ مِنْ ذَهَبٍ جُعِلَ فِي عُنُقِهَا مِثْلُهَا مِنَ النَّارِ وَأَيُّمَا امْرَأَةٍ جَعَلَتْ فِي أُذُنِهَا خُرْصًا مِنْ ذَهَبٍ جَعَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ فِي أُذُنِهَا مِثْلَهُ خُرْصًا مِنَ النَّارِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ ‏"‏ ‏.‏

Ubeydullah b. Saîd bize haber verip dedi ki: Muâz b. Hişâm bize anlatıp dedi ki: Babam bana Yahya b. Ebî Kesîr’den haber verdi. Dedi ki: Mahmûd b. Amr bana Esmâ bint Yezîd’in kendisine şöyle anlattığını haber verdi: Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Her hangi bir kadın altından bir gerdanlık takınırsa, boynuna ondan bir benzeri ateşten takılır. Ve her hangi bir kadın kulağına altından bir küpe takarsa, Allah (azze ve celle) Kıyamet gününde onun kulağına ateşten bir benzerini takar."

Okumaya devam etmek için uygulamada aşağı kaydırın.