5379. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرٍو، ح وَأَنْبَأَنَا مُحَمَّدُ بْنُ آدَمَ بْنِ سُلَيْمَانَ، عَنِ ابْنِ الْمُبَارَكِ، عَنْ سُفْيَانَ بْنِ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ أَوْسٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرِو بْنِ الْعَاصِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنَّ الْمُقْسِطِينَ عِنْدَ اللَّهِ تَعَالَى عَلَى مَنَابِرَ مِنْ نُورٍ عَلَى يَمِينِ الرَّحْمَنِ الَّذِينَ يَعْدِلُونَ فِي حُكْمِهِمْ وَأَهْلِيهِمْ وَمَا وَلُوا ". قَالَ مُحَمَّدٌ فِي حَدِيثِهِ " وَكِلْتَا يَدَيْهِ يَمِينٌ ".
Abdullah b. Amr b. el-Âs'tan rivayet edildiğine göre Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Muhakkak ki adaletli olanlar (muksitûn), Allah Teâlâ katında Rahman'ın sağında nurdan minberler üzerindedirler. Onlar; hükümlerinde, ailelerinde ve velayeti altında bulunanlar hakkında adil davrananlardır." Muhammed (b. Adem) kendi rivayetinde şu fazlalığı zikretti: "O'nun (Allah'ın) her iki eli de sağdır."
5380. Hadis
أَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ خُبَيْبِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ حَفْصِ بْنِ عَاصِمٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " سَبْعَةٌ يُظِلُّهُمُ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ يَوْمَ الْقِيَامَةِ يَوْمَ لاَ ظِلَّ إِلاَّ ظِلُّهُ إِمَامٌ عَادِلٌ وَشَابٌّ نَشَأَ فِي عِبَادَةِ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ وَرَجُلٌ ذَكَرَ اللَّهَ فِي خَلاَءٍ فَفَاضَتْ عَيْنَاهُ وَرَجُلٌ كَانَ قَلْبُهُ مُعَلَّقًا فِي الْمَسْجِدِ وَرَجُلاَنِ تَحَابَّا فِي اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ وَرَجُلٌ دَعَتْهُ امْرَأَةٌ ذَاتُ مَنْصِبٍ وَجَمَالٍ إِلَى نَفْسِهَا فَقَالَ إِنِّي أَخَافُ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ وَرَجُلٌ تَصَدَّقَ بِصَدَقَةٍ فَأَخْفَاهَا حَتَّى لاَ تَعْلَمَ شِمَالُهُ مَا صَنَعَتْ يَمِينُهُ ".
Ebu Hureyre'den rivayet edildiğine göre Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Allah Azze ve Celle, kendi gölgesinden başka hiçbir gölgenin bulunmadığı kıyamet gününde yedi kişiyi gölgelendirir: Adil imam (devlet başkanı), Allah Azze ve Celle'ye ibadet içinde büyüyen genç, tenhada Allah'ı zikredip de gözleri yaşaran adam, kalbi mescide bağlı olan adam, Allah Azze ve Celle için birbirini seven iki adam, makam ve güzellik sahibi bir kadının kendisini (zinaya) çağırdığı ve 'Ben Allah Azze ve Celle'den korkarım' diyen adam, sağ elinin verdiğini sol eli bilmeyecek kadar sadakayı gizleyen adam."
5381. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، قَالَ أَنْبَأَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي بَكْرِ، {بْنِ} مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرِو بْنِ حَزْمٍ عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا حَكَمَ الْحَاكِمُ فَاجْتَهَدَ فَأَصَابَ فَلَهُ أَجْرَانِ وَإِذَا اجْتَهَدَ فَأَخْطَأَ فَلَهُ أَجْرٌ ".
Ebu Hureyre şöyle dedi: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Hâkim hüküm verirken içtihat eder ve isabet ederse ona iki ecir vardır. Eğer içtihat eder ve hata ederse ona bir ecir vardır."
5382. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ عَلِيٍّ، عَنْ أَبِي عُمَيْسٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي مُوسَى، قَالَ أَتَانِي نَاسٌ مِنَ الأَشْعَرِيِّينَ فَقَالُوا اذْهَبْ مَعَنَا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَإِنَّ لَنَا حَاجَةً. فَذَهَبْتُ مَعَهُمْ فَقَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ اسْتَعِنْ بِنَا فِي عَمَلِكَ. قَالَ أَبُو مُوسَى فَاعْتَذَرْتُ مِمَّا قَالُوا وَأَخْبَرْتُ أَنِّي لاَ أَدْرِي مَا حَاجَتُهُمْ فَصَدَّقَنِي وَعَذَرَنِي. فَقَالَ " إِنَّا لاَ نَسْتَعِينُ فِي عَمَلِنَا بِمَنْ سَأَلَنَا ".
Ebu Musa şöyle dedi: Eş'arilerden bazı insanlar bana geldi ve: "Bizimle beraber Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e gel, zira bir ihtiyacımız var" dediler. Ben de onlarla beraber gittim. (Rasûlullah'ın huzurunda) şöyle dediler: "Ey Allah'ın Resulü! İdarecilik işlerinde bizi görevlendir." Ebu Musa dedi ki: "Onların bu sözlerinden dolayı (Peygamber'den) özür diledim ve ne istediklerini (önceden) bilmediğimi söyledim. (Rasûlullah) beni doğruladı ve mazur gördü. Sonra şöyle buyurdu: "Biz işimizde, (görev) isteyeni çalıştırmayız (görevlendirmeyiz)."
5383. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، قَالَ سَمِعْتُ أَنَسًا، يُحَدِّثُ عَنْ أُسَيْدِ بْنِ حُضَيْرٍ، أَنَّ رَجُلاً، مِنَ الأَنْصَارِ جَاءَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ أَلاَ تَسْتَعْمِلْنِي كَمَا اسْتَعْمَلْتَ فُلاَنًا قَالَ " إِنَّكُمْ سَتَلْقَوْنَ بَعْدِي أَثَرَةً فَاصْبِرُوا حَتَّى تَلْقَوْنِي عَلَى الْحَوْضِ ".
Useyd b. Hudayr'dan rivayet edildiğine göre Ensar'dan bir adam Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldi ve şöyle dedi: "Filanı görevlendirdiğin gibi beni de görevlendirmez misin?" (Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Siz benden sonra (adam kayırma ve) bencilliklerle karşılaşacaksınız. Havuz başında bana kavuşuncaya kadar sabredin."
5384. Hadis
أَخْبَرَنَا مُجَاهِدُ بْنُ مُوسَى، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ سَمُرَةَ، ح وَأَنْبَأَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ عَوْنٍ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ سَمُرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ تَسْأَلِ الإِمَارَةَ فَإِنَّكَ إِنْ أُعْطِيتَهَا عَنْ مَسْأَلَةٍ وُكِلْتَ إِلَيْهَا وَإِنْ أُعْطِيتَهَا عَنْ غَيْرِ مَسْأَلَةٍ أُعِنْتَ عَلَيْهَا ".
Abdurrahman b. Semure şöyle dedi: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Yöneticilik (emirlik) isteme. Şayet bu görev sana isteğin üzerine verilirse, onunla baş başa bırakılırsın (Allah'ın yardımı olmaz). Eğer istemeden verilirse, o görevde (Allah tarafından) yardım görürsün."
5385. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ آدَمَ بْنِ سُلَيْمَانَ، عَنِ ابْنِ الْمُبَارَكِ، عَنِ ابْنِ أَبِي ذِئْبٍ، عَنِ الْمَقْبُرِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنَّكُمْ سَتَحْرِصُونَ عَلَى الإِمَارَةِ وَإِنَّهَا سَتَكُونُ نَدَامَةً وَحَسْرَةً يَوْمَ الْقِيَامَةِ فَنِعْمَتِ الْمُرْضِعَةُ وَبِئْسَتِ الْفَاطِمَةُ ".
Ebu Hureyre'den rivayet edildiğine göre Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Siz yöneticiliğe çok hırslı olacaksınız. Halbuki o, kıyamet günü pişmanlık ve hasret olacaktır. O (dünyada süt veren) ne güzel bir sütanne, (ahirette sütten kesen) ne kötü bir sütten kesicidir!"
5386. Hadis
أَخْبَرَنَا الْحَسَنُ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا حَجَّاجٌ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي ابْنُ أَبِي مُلَيْكَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الزُّبَيْرِ، أَخْبَرَهُ أَنَّهُ، قَدِمَ رَكْبٌ مِنْ بَنِي تَمِيمٍ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ أَبُو بَكْرٍ أَمِّرِ الْقَعْقَاعَ بْنَ مَعْبَدٍ. وَقَالَ عُمَرُ رضى الله عنه بَلْ أَمِّرِ الأَقْرَعَ بْنَ حَابِسٍ. فَتَمَارَيَا حَتَّى ارْتَفَعَتْ أَصْوَاتُهُمَا فَنَزَلَتْ فِي ذَلِكَ {يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لاَ تُقَدِّمُوا بَيْنَ يَدَىِ اللَّهِ وَرَسُولِهِ} حَتَّى انْقَضَتِ الآيَةُ {وَلَوْ أَنَّهُمْ صَبَرُوا حَتَّى تَخْرُجَ إِلَيْهِمْ لَكَانَ خَيْرًا لَهُمْ}.
Abdullah b. Zübeyr'in haber verdiğine göre, Beni Temim'den bir heyet Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldi. Ebu Bekir: "Ka'ka' b. Ma'bed'i (başlarına) emir tayin et" dedi. Ömer radıyallâhu anh ise: "Hayır, Akra' b. Hâbis'i emir tayin et" dedi. (Bu konuda) çekiştiler, hatta sesleri yükseldi. Bunun üzerine şu ayetler indi: "Ey iman edenler! Allah'ın ve Resulünün önüne geçmeyin..." (Hucurat, 1) ayetinden "Eğer onlar, sen yanlarına çıkıncaya kadar sabretselerdi, elbette kendileri için daha hayırlı olurdu" (Hucurat, 5) ayetine kadar.
5387. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا يَزِيدُ، وَهُوَ ابْنُ الْمِقْدَامِ بْنِ شُرَيْحٍ {عَنْ أَبِيهِ،} عَنْ شُرَيْحِ بْنِ هَانِئٍ، عَنْ أَبِيهِ، هَانِئٍ أَنَّهُ لَمَّا وَفَدَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم سَمِعَهُ وَهُمْ يَكْنُونَ هَانِئًا أَبَا الْحَكَمِ فَدَعَاهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ لَهُ " إِنَّ اللَّهَ هُوَ الْحَكَمُ وَإِلَيْهِ الْحُكْمُ فَلِمَ تُكَنَّى أَبَا الْحَكَمِ ". فَقَالَ إِنَّ قَوْمِي إِذَا اخْتَلَفُوا فِي شَىْءٍ أَتَوْنِي فَحَكَمْتُ بَيْنَهُمْ فَرَضِيَ كِلاَ الْفَرِيقَيْنِ. قَالَ " مَا أَحْسَنَ مِنْ هَذَا فَمَا لَكَ مِنَ الْوُلْدِ ". قَالَ لِي شُرَيْحٌ وَعَبْدُ اللَّهِ وَمُسْلِمٌ. قَالَ " فَمَنْ أَكْبَرُهُمْ ". قَالَ شُرَيْحٌ. قَالَ " فَأَنْتَ أَبُو شُرَيْحٍ ". فَدَعَا لَهُ وَلِوَلَدِهِ.
Hâni'den rivayet edildiğine göre, kendisi bir heyetle Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldiğinde, insanların (kavminin) kendisine "Ebu'l-Hakem" künyesiyle hitap ettiklerini duydu. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onu çağırdı ve ona şöyle buyurdu: "Şüphesiz 'el-Hakem' (hüküm veren) Allah'tır ve hüküm O'na aittir. Neden Ebu'l-Hakem künyesini kullanıyorsun?" Hâni dedi ki: "Kavmim bir konuda ihtilafa düştüklerinde bana gelirler, ben de aralarında hüküm veririm ve her iki taraf da buna razı olur." Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Bu ne güzel şey! Çocuklarından kimler var?" buyurdu. Hâni: "Şurayh, Abdullah ve Müslim" dedi. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "En büyükleri kim?" diye sordu. Hâni: "Şurayh" dedi. Bunun üzerine Rasûlullah: "Öyleyse sen Ebu Şurayh'sın" buyurdu. Kendisine ve çocuğuna dua etti.
5388. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ الْحَارِثِ، قَالَ حَدَّثَنَا حُمَيْدٌ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ أَبِي بَكْرَةَ، قَالَ عَصَمَنِي اللَّهُ بِشَىْءٍ سَمِعْتُهُ مِنْ، رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَمَّا هَلَكَ كِسْرَى قَالَ " مَنِ اسْتَخْلَفُوا ". قَالُوا بِنْتَهُ. قَالَ " لَنْ يُفْلِحَ قَوْمٌ وَلَّوْا أَمْرَهُمُ امْرَأَةً ".
Ebu Bekre şöyle dedi: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den işittiğim bir şey sebebiyle Allah beni (fitneye karışmaktan) korudu. Kisrâ helak olunca, (Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem): "Yerine kimi geçirdiler?" diye sordu. Dediler ki: "Kızını." Bunun üzerine: "İşlerini bir kadına tevdi eden (yükleyen) bir kavim asla iflah olmaz" buyurdu.
5389. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ هَاشِمٍ، عَنِ الْوَلِيدِ، عَنِ الأَوْزَاعِيِّ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ يَسَارٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنِ الْفَضْلِ بْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّهُ كَانَ رَدِيفَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم غَدَاةَ النَّحْرِ فَأَتَتْهُ امْرَأَةٌ مِنْ خَثْعَمٍ فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ فَرِيضَةَ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ فِي الْحَجِّ عَلَى عِبَادِهِ أَدْرَكَتْ أَبِي شَيْخًا كَبِيرًا لاَ يَسْتَطِيعُ أَنْ يَرْكَبَ إِلاَّ مُعْتَرِضًا أَفَأَحُجُّ عَنْهُ قَالَ " نَعَمْ حُجِّي عَنْهُ فَإِنَّهُ لَوْ كَانَ عَلَيْهِ دَيْنٌ قَضَيْتِيهِ ".
Fadl b. Abbas'tan rivayet edildiğine göre, o Kurban Bayramı sabahında Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in terkisinde idi. Has'am kabilesinden bir kadın geldi ve şöyle dedi: "Ey Allah'ın Resulü! Allah Azze ve Celle'nin kullarına farz kıldığı hac emri, babama çok yaşlı iken erişti. O, binek üzerinde duramıyor. Onun yerine hac edebilir miyim?" (Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem): "Evet, onun yerine hac et. Zira onun üzerinde bir borç olsaydı, onu öderdin değil mi?" buyurdu.
5390. Hadis
أَخْبَرَنِي عَمْرُو بْنُ عُثْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ، عَنِ الأَوْزَاعِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي ابْنُ شِهَابٍ، ح وَأَخْبَرَنِي مَحْمُودُ بْنُ خَالِدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عُمَرُ، عَنِ الأَوْزَاعِيِّ، حَدَّثَنِي الزُّهْرِيُّ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ يَسَارٍ، أَنَّ ابْنَ عَبَّاسٍ، أَخْبَرَهُ أَنَّ امْرَأَةً مِنْ خَثْعَمٍ اسْتَفْتَتْ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَالْفَضْلُ رَدِيفُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ فَرِيضَةَ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ فِي الْحَجِّ عَلَى عِبَادِهِ أَدْرَكَتْ أَبِي شَيْخًا كَبِيرًا لاَ يَسْتَطِيعُ أَنْ يَسْتَوِيَ عَلَى الرَّاحِلَةِ فَهَلْ يُجْزِئُ قَالَ مَحْمُودٌ فَهَلْ يَقْضِي - أَنْ أَحُجَّ عَنْهُ فَقَالَ لَهَا " نَعَمْ ". قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ وَقَدْ رَوَى هَذَا الْحَدِيثَ غَيْرُ وَاحِدٍ عَنِ الزُّهْرِيِّ فَلَمْ يَذْكُرْ فِيهِ مَا ذَكَرَ الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ.
İbn Abbas'ın haber verdiğine göre, Has'am kabilesinden bir kadın Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den fetva istedi. O sırada Fadl, Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in terkisindeydi. Kadın şöyle dedi: "Ey Allah'ın Resulü! Allah Azze ve Celle'nin kullarına farz kıldığı hac emri, babama çok yaşlı iken erişti. O, binek üzerinde (dengeli) duramıyor. Onun yerine hac etmem yeterli olur mu?" (Ravi) Mahmud (kendi rivayetinde): "Onun borcunu öder mi (yerini tutar mı)?" dedi. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem o kadına: "Evet" buyurdu. Ebu Abdurrahman (Nesai) dedi ki: Bu hadisi Zühri'den birden fazla kişi rivayet etti, ancak (önceki hadiste) Velid b. Müslim'in zikrettiği (borç benzetmesi) şeyi zikretmediler.
5391. Hadis
قَالَ الْحَارِثُ بْنُ مِسْكِينٍ قِرَاءَةً عَلَيْهِ وَأَنَا أَسْمَعُ، عَنِ ابْنِ الْقَاسِمِ، حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ كَانَ الْفَضْلُ بْنُ عَبَّاسٍ رَدِيفَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَجَاءَتْهُ امْرَأَةٌ مِنْ خَثْعَمٍ تَسْتَفْتِيهِ فَجَعَلَ الْفَضْلُ يَنْظُرُ إِلَيْهَا وَتَنْظُرُ إِلَيْهِ وَجَعَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَصْرِفُ وَجْهَ الْفَضْلِ إِلَى الشِّقِّ الآخَرِ فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ فَرِيضَةَ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ عَلَى عِبَادِهِ فِي الْحَجِّ أَدْرَكَتْ أَبِي شَيْخًا كَبِيرًا لاَ يَسْتَطِيعُ أَنْ يَثْبُتَ عَلَى الرَّاحِلَةِ أَفَأَحُجُّ عَنْهُ قَالَ " نَعَمْ ". وَذَلِكَ فِي حَجَّةِ الْوَدَاعِ.
Abdullah b. Abbas şöyle dedi: Fadl b. Abbas, Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in terkisindeydi. Has'am'dan bir kadın fetva sormak üzere geldi. Fadl ona bakmaya, kadın da Fadl'a bakmaya başladı. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Fadl'ın yüzünü diğer tarafa çevirdi. Kadın şöyle dedi: "Ey Allah'ın Resulü! Allah Azze ve Celle'nin kullarına farz kıldığı hac emri, babama çok yaşlı iken erişti. O, binek üzerinde duramıyor. Onun yerine hac edebilir miyim?" (Rasûlullah): "Evet" buyurdu. Bu olay Veda Haccı'nda idi.
5392. Hadis
أَخْبَرَنَا أَبُو دَاوُدَ، قَالَ حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ صَالِحِ بْنِ كَيْسَانَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَنَّ سُلَيْمَانَ بْنَ يَسَارٍ، أَخْبَرَهُ أَنَّ ابْنَ عَبَّاسٍ أَخْبَرَهُ أَنَّ امْرَأَةً مِنْ خَثْعَمٍ قَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ فَرِيضَةَ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ فِي الْحَجِّ عَلَى عِبَادِهِ أَدْرَكَتْ أَبِي شَيْخًا كَبِيرًا لاَ يَسْتَوِي عَلَى الرَّاحِلَةِ فَهَلْ يَقْضِي عَنْهُ أَنْ أَحُجَّ عَنْهُ قَالَ لَهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " نَعَمْ ". فَأَخَذَ الْفَضْلُ يَلْتَفِتُ إِلَيْهَا - وَكَانَتِ امْرَأَةً حَسْنَاءَ - وَأَخَذَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْفَضْلَ فَحَوَّلَ وَجْهَهُ مِنَ الشِّقِّ الآخَرِ.
İbn Abbas'ın haber verdiğine göre, Has'am kabilesinden bir kadın şöyle dedi: "Ey Allah'ın Resulü! Allah Azze ve Celle'nin kullarına farz kıldığı hac emri, babama çok yaşlı iken erişti. O, binek üzerinde dengeli duramıyor. Onun yerine hac etmem, onun borcunu öder mi (haccın yerini tutar mı)?" Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona: "Evet" buyurdu. Fadl ona bakmaya başladı -ki o güzel bir kadındı-. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Fadl'ı tuttu ve yüzünü diğer tarafa çevirdi.
5393. Hadis
أَخْبَرَنَا مُجَاهِدُ بْنُ مُوسَى، عَنْ هُشَيْمٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ رَجُلاً، سَأَلَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم إِنَّ أَبِي أَدْرَكَهُ الْحَجُّ وَهُوَ شَيْخٌ كَبِيرٌ لاَ يَثْبُتُ عَلَى رَاحِلَتِهِ فَإِنْ شَدَدْتُهُ خَشِيتُ أَنْ يَمُوتَ أَفَأَحُجُّ عَنْهُ قَالَ " أَفَرَأَيْتَ لَوْ كَانَ عَلَيْهِ دَيْنٌ فَقَضَيْتَهُ أَكَانَ مُجْزِئًا ". قَالَ نَعَمْ. قَالَ " فَحُجَّ عَنْ أَبِيكَ ".
Abdullah b. Abbas'tan rivayet edildiğine göre, bir adam Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e sordu: "(Ey Allah'ın Resulü!) Hac emri babama, o çok yaşlı iken erişti. Bineği üzerinde duramıyor. Eğer onu (bineğe) bağlarsam öleceğinden korkuyorum. Onun yerine hac edebilir miyim?" (Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Söyle bakalım, eğer onun bir borcu olsaydı ve sen onu ödeseydin, bu yeterli olur muydu?" Adam: "Evet" dedi. (Rasûlullah): "Öyleyse babanın yerine hac et" buyurdu.
5394. Hadis
أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا يَزِيدُ، قَالَ حَدَّثَنَا هِشَامٌ، عَنْ مُحَمَّدٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ يَسَارٍ، عَنِ الْفَضْلِ بْنِ الْعَبَّاسِ، أَنَّهُ كَانَ رَدِيفَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَجَاءَهُ رَجُلٌ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ أُمِّي عَجُوزٌ كَبِيرَةٌ إِنْ حَمَلْتُهَا لَمْ تَسْتَمْسِكْ وَإِنْ رَبَطْتُهَا خَشِيتُ أَنْ أَقْتُلَهَا. فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَرَأَيْتَ لَوْ كَانَ عَلَى أُمِّكَ دَيْنٌ أَكُنْتَ قَاضِيَهُ ". قَالَ نَعَمْ. قَالَ " فَحُجَّ عَنْ أُمِّكَ ".
Fadl b. Abbas'tan rivayet edildiğine göre, o Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in terkisindeydi. Bir adam geldi ve şöyle dedi: "Ey Allah'ın Resulü! Annem çok yaşlı bir kadındır. Onu (bineğe) bindirsem (üzerinde) duramıyor. Eğer bağlarsam onu öldürmekten korkuyorum." Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Söyle bakalım, eğer annenin bir borcu olsaydı onu öder miydin?" buyurdu. Adam: "Evet" dedi. Rasûlullah: "Öyleyse annen adına hac et" buyurdu.
5395. Hadis
أَخْبَرَنَا أَبُو دَاوُدَ، قَالَ حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ نَافِعٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي إِسْحَاقَ، قَالَ سَمِعْتُ سُلَيْمَانَ بْنَ يَسَارٍ، يُحَدِّثُهُ عَنِ الْفَضْلِ بْنِ الْعَبَّاسِ، قَالَ جَاءَ رَجُلٌ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا نَبِيَّ اللَّهِ إِنَّ أَبِي شَيْخٌ كَبِيرٌ لاَ يَسْتَطِيعُ الْحَجَّ وَإِنْ حَمَلْتُهُ لَمْ يَسْتَمْسِكْ أَفَأَحُجَّ عَنْهُ قَالَ " حُجَّ عَنْ أَبِيكَ ". قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ سُلَيْمَانُ لَمْ يَسْمَعْ مِنَ الْفَضْلِ بْنِ الْعَبَّاسِ.
Fadl b. Abbas şöyle dedi: Bir adam Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldi ve şöyle dedi: "Ey Allah'ın Peygamberi! Babam çok yaşlı bir adamdır, hacca gitmeye güç yetiremiyor. Onu bindirsem (üzerinde) duramıyor. Onun yerine hac edebilir miyim?" (Rasûlullah): "Babanın yerine hac et" buyurdu. Ebu Abdurrahman (Nesai) dedi ki: Süleyman, Fadl b. Abbas'tan (hadis) işitmemiştir.
5396. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَعْمَرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، عَنْ زَكَرِيَّا بْنِ إِسْحَاقَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنْ أَبِي الشَّعْثَاءِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ رَجُلاً، جَاءَ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ إِنَّ أَبِي شَيْخٌ كَبِيرٌ أَفَأَحُجُّ عَنْهُ قَالَ " نَعَمْ أَرَأَيْتَ لَوْ كَانَ عَلَيْهِ دَيْنٌ فَقَضَيْتَهُ أَكَانَ يُجْزِئُ عَنْهُ ".
İbn Abbas'tan rivayet edildiğine göre, bir adam Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldi ve şöyle dedi: "Babam çok yaşlı bir adamdır. Onun yerine hac edebilir miyim?" (Rasûlullah): "Evet. Söyle bakalım, eğer onun bir borcu olsaydı ve sen onu ödeseydin, bu onun borcunu karşılar mıydı?" buyurdu.
5397. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ عُمَارَةَ، هُوَ ابْنُ عُمَيْرٍ عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ يَزِيدَ، قَالَ أَكْثَرُوا عَلَى عَبْدِ اللَّهِ ذَاتَ يَوْمٍ فَقَالَ عَبْدُ اللَّهِ إِنَّهُ قَدْ أَتَى عَلَيْنَا زَمَانٌ وَلَسْنَا نَقْضِي وَلَسْنَا هُنَالِكَ ثُمَّ إِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ قَدَّرَ عَلَيْنَا أَنْ بَلَغْنَا مَا تَرَوْنَ فَمَنْ عَرَضَ لَهُ مِنْكُمْ قَضَاءٌ بَعْدَ الْيَوْمِ فَلْيَقْضِ بِمَا فِي كِتَابِ اللَّهِ فَإِنْ جَاءَ أَمْرٌ لَيْسَ فِي كِتَابِ اللَّهِ فَلْيَقْضِ بِمَا قَضَى بِهِ نَبِيُّهُ صلى الله عليه وسلم فَإِنْ جَاءَ أَمْرٌ لَيْسَ فِي كِتَابِ اللَّهِ وَلاَ قَضَى بِهِ نَبِيُّهُ صلى الله عليه وسلم فَلْيَقْضِ بِمَا قَضَى بِهِ الصَّالِحُونَ فَإِنْ جَاءَ أَمْرٌ لَيْسَ فِي كِتَابِ اللَّهِ وَلاَ قَضَى بِهِ نَبِيُّهُ صلى الله عليه وسلم وَلاَ قَضَى بِهِ الصَّالِحُونَ فَلْيَجْتَهِدْ رَأْيَهُ وَلاَ يَقُولُ إِنِّي أَخَافُ وَإِنِّي أَخَافُ فَإِنَّ الْحَلاَلَ بَيِّنٌ وَالْحَرَامَ بَيِّنٌ وَبَيْنَ ذَلِكَ أُمُورٌ مُشْتَبِهَاتٌ فَدَعْ مَا يَرِيبُكَ إِلَى مَا لاَ يَرِيبُكَ. قَالَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ هَذَا الْحَدِيثُ جَيِّدٌ جَيِّدٌ.
Abdurrahman b. Yezid şöyle dedi: (İnsanlar) bir gün Abdullah (b. Mesud)'a çok soru sordular. Bunun üzerine Abdullah şöyle dedi: "Öyle bir zaman geçirdik ki biz hüküm vermezdik ve biz o konumda değildik. Sonra Allah Azze ve Celle takdir etti ve gördüğünüz bu konuma ulaştık. Bugünden sonra içinizden kime bir hüküm (verme durumu) gelirse, Allah'ın Kitabı'ndaki ile hükmetsin. Eğer Allah'ın Kitabı'nda bulunmayan bir mesele gelirse, Nebisi sallallâhu aleyhi ve sellem'in hükmettiği ile hükmetsin. Eğer Allah'ın Kitabı'nda ve Nebisi sallallâhu aleyhi ve sellem'in hükümlerinde bulunmayan bir mesele gelirse, Salihlerin (önceki alimlerin/ashabın) hükmettiği ile hükmetsin. Eğer Allah'ın Kitabı'nda, Nebisi sallallâhu aleyhi ve sellem'in hükümlerinde ve Salihlerin hükümlerinde bulunmayan bir mesele gelirse, o takdirde kendi görüşüyle içtihat etsin. 'Korkuyorum, korkuyorum' demesin. Çünkü helal bellidir, haram bellidir. Bu ikisi arasında şüpheli işler vardır. Seni şüphelendireni bırak, şüphelendirmeyene git." Ebu Abdurrahman (Nesai) dedi ki: Bu hadis ceyyiddir, ceyyiddir (çok iyidir).
5398. Hadis
أَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ عَلِيِّ بْنِ مَيْمُونٍ، قَالَ حَدَّثَنَا الْفِرْيَابِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ عُمَارَةَ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنْ حُرَيْثِ بْنِ ظُهَيْرٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، قَالَ أَتَى عَلَيْنَا حِينٌ وَلَسْنَا نَقْضِي وَلَسْنَا هُنَالِكَ وَإِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ قَدَّرَ أَنْ بَلَغْنَا مَا تَرَوْنَ فَمَنْ عَرَضَ لَهُ قَضَاءٌ بَعْدَ الْيَوْمِ فَلْيَقْضِ فِيهِ بِمَا فِي كِتَابِ اللَّهِ فَإِنْ جَاءَ أَمْرٌ لَيْسَ فِي كِتَابِ اللَّهِ فَلْيَقْضِ بِمَا قَضَى بِهِ نَبِيُّهُ فَإِنْ جَاءَ أَمْرٌ لَيْسَ فِي كِتَابِ اللَّهِ وَلَمْ يَقْضِ بِهِ نَبِيُّهُ صلى الله عليه وسلم فَلْيَقْضِ بِمَا قَضَى بِهِ الصَّالِحُونَ وَلاَ يَقُولُ أَحَدُكُمْ إِنِّي أَخَافُ وَإِنِّي أَخَافُ فَإِنَّ الْحَلاَلَ بَيِّنٌ وَالْحَرَامَ بَيِّنٌ وَبَيْنَ ذَلِكَ أُمُورٌ مُشْتَبِهَةٌ فَدَعْ مَا يَرِيبُكَ إِلَى مَا لاَ يَرِيبُكَ.
Abdullah b. Mesud şöyle dedi: "Öyle bir zaman geçirdik ki biz hüküm vermezdik ve biz o konumda değildik. Şüphesiz Allah Azze ve Celle takdir etti ve gördüğünüz bu konuma ulaştık. Bugünden sonra kime bir hüküm (verme durumu) gelirse, o konuda Allah'ın Kitabı'ndaki ile hükmetsin. Eğer Allah'ın Kitabı'nda bulunmayan bir mesele gelirse, Nebisi'nin hükmettiği ile hükmetsin. Eğer Allah'ın Kitabı'nda bulunmayan ve Nebisi sallallâhu aleyhi ve sellem'in hükmetmediği bir mesele gelirse, Salihlerin hükmettiği ile hükmetsin. Sizden hiç kimse 'Korkuyorum, korkuyorum' demesin. Çünkü helal bellidir, haram bellidir. Bu ikisi arasında şüpheli işler vardır. Seni şüphelendireni bırak, şüphelendirmeyene git."
5399. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو عَامِرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الشَّيْبَانِيِّ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ شُرَيْحٍ، أَنَّهُ كَتَبَ إِلَى عُمَرَ يَسْأَلُهُ فَكَتَبَ إِلَيْهِ أَنِ اقْضِ بِمَا فِي كِتَابِ اللَّهِ فَإِنْ لَمْ يَكُنْ فِي كِتَابِ اللَّهِ فَبِسُنَّةِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَإِنْ لَمْ يَكُنْ فِي كِتَابِ اللَّهِ وَلاَ فِي سُنَّةِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَاقْضِ بِمَا قَضَى بِهِ الصَّالِحُونَ فَإِنْ لَمْ يَكُنْ فِي كِتَابِ اللَّهِ وَلاَ فِي سُنَّةِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَلَمْ يَقْضِ بِهِ الصَّالِحُونَ فَإِنْ شِئْتَ فَتَقَدَّمْ وَإِنْ شِئْتَ فَتَأَخَّرْ وَلاَ أَرَى التَّأَخُّرَ إِلاَّ خَيْرًا لَكَ وَالسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ.
Şurayh'tan rivayet edildiğine göre, o, Ömer (b. Hattab)'a mektup yazarak (nasıl hükmedeceğini) sordu. Ömer ona şöyle yazdı: "Allah'ın Kitabı'nda olanla hükmet. Eğer Allah'ın Kitabı'nda yoksa, Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in sünnetiyle hükmet. Eğer Allah'ın Kitabı'nda ve Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in sünnetinde yoksa, Salihlerin hükmettiği ile hükmet. Eğer Allah'ın Kitabı'nda yok, Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in sünnetinde yok ve Salihler de onunla hükmetmemişse; dilersen ilerle (hüküm ver), dilersen geri dur (hüküm verme). Geri durmanı senin için daha hayırlı görüyorum. Ve's-Selamu aleyküm."
5400. Hadis
أَخْبَرَنَا الْحُسَيْنُ بْنُ حُرَيْثٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا الْفَضْلُ بْنُ مُوسَى، عَنْ سُفْيَانَ بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ السَّائِبِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ كَانَتْ مُلُوكٌ بَعْدَ عِيسَى ابْنِ مَرْيَمَ عَلَيْهِ الصَّلاَةُ وَالسَّلاَمُ بَدَّلُوا التَّوْرَاةَ وَالإِنْجِيلَ وَكَانَ فِيهِمْ مُؤْمِنُونَ يَقْرَءُونَ التَّوْرَاةَ قِيلَ لِمُلُوكِهِمْ مَا نَجِدُ شَتْمًا أَشَدَّ مِنْ شَتْمٍ يَشْتِمُونَّا هَؤُلاَءِ إِنَّهُمْ يَقْرَءُونَ {وَمَنْ لَمْ يَحْكُمْ بِمَا أَنْزَلَ اللَّهُ فَأُولَئِكَ هُمُ الْكَافِرُونَ} وَهَؤُلاَءِ الآيَاتِ مَعَ مَا يَعِيبُونَّا بِهِ فِي أَعْمَالِنَا فِي قِرَاءَتِهِمْ فَادْعُهُمْ فَلْيَقْرَءُوا كَمَا نَقْرَأُ وَلْيُؤْمِنُوا كَمَا آمَنَّا. فَدَعَاهُمْ فَجَمَعَهُمْ وَعَرَضَ عَلَيْهِمُ الْقَتْلَ أَوْ يَتْرُكُوا قِرَاءَةَ التَّوْرَاةِ وَالإِنْجِيلِ إِلاَّ مَا بَدَّلُوا مِنْهَا فَقَالُوا مَا تُرِيدُونَ إِلَى ذَلِكَ دَعُونَا. فَقَالَتْ طَائِفَةٌ مِنْهُمُ ابْنُوا لَنَا أُسْطُوَانَةً ثُمَّ ارْفَعُونَا إِلَيْهَا ثُمَّ اعْطُونَا شَيْئًا نَرْفَعُ بِهِ طَعَامَنَا وَشَرَابَنَا فَلاَ نَرِدُ عَلَيْكُمْ. وَقَالَتْ طَائِفَةٌ مِنْهُمْ دَعُونَا نَسِيحُ فِي الأَرْضِ وَنَهِيمُ وَنَشْرَبُ كَمَا يَشْرَبُ الْوَحْشُ فَإِنْ قَدَرْتُمْ عَلَيْنَا فِي أَرْضِكُمْ فَاقْتُلُونَا. وَقَالَتْ طَائِفَةٌ مِنْهُمُ ابْنُوا لَنَا دُورًا فِي الْفَيَافِي وَنَحْتَفِرُ الآبَارَ وَنَحْتَرِثُ الْبُقُولَ فَلاَ نَرِدُ عَلَيْكُمْ وَلاَ نَمُرُّ بِكُمْ وَلَيْسَ أَحَدٌ مِنَ الْقَبَائِلِ إِلاَّ وَلَهُ حَمِيمٌ فِيهِمْ. قَالَ فَفَعَلُوا ذَلِكَ فَأَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ {وَرَهْبَانِيَّةً ابْتَدَعُوهَا مَا كَتَبْنَاهَا عَلَيْهِمْ إِلاَّ ابْتِغَاءَ رِضْوَانِ اللَّهِ فَمَا رَعَوْهَا حَقَّ رِعَايَتِهَا} وَالآخَرُونَ قَالُوا نَتَعَبَّدُ كَمَا تَعَبَّدَ فُلاَنٌ وَنَسِيحُ كَمَا سَاحَ فُلاَنٌ وَنَتَّخِذُ دُورًا كَمَا اتَّخَذَ فُلاَنٌ. وَهُمْ عَلَى شِرْكِهِمْ لاَ عِلْمَ لَهُمْ بِإِيمَانِ الَّذِينَ اقْتَدَوْا بِهِ فَلَمَّا بَعَثَ اللَّهُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَلَمْ يَبْقَ مِنْهُمْ إِلاَّ قَلِيلٌ انْحَطَّ رَجُلٌ مِنْ صَوْمَعَتِهِ وَجَاءَ سَائِحٌ مِنْ سِيَاحَتِهِ وَصَاحِبُ الدَّيْرِ مِنْ دَيْرِهِ فَآمَنُوا بِهِ وَصَدَّقُوهُ فَقَالَ اللَّهُ تَبَارَكَ وَتَعَالَى {يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ وَآمِنُوا بِرَسُولِهِ يُؤْتِكُمْ كِفْلَيْنِ مِنْ رَحْمَتِهِ} أَجْرَيْنِ بِإِيمَانِهِمْ بِعِيسَى وَبِالتَّوْرَاةِ وَالإِنْجِيلِ وَبِإِيمَانِهِمْ بِمُحَمَّدٍ صلى الله عليه وسلم وَتَصْدِيقِهِمْ قَالَ {يَجْعَلْ لَكُمْ نُورًا تَمْشُونَ بِهِ} الْقُرْآنَ وَاتِّبَاعَهُمُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ {لِئَلاَّ يَعْلَمَ أَهْلُ الْكِتَابِ} يَتَشَبَّهُونَ بِكُمْ {أَنْ لاَ يَقْدِرُونَ عَلَى شَىْءٍ مِنْ فَضْلِ اللَّهِ} الآيَةَ.
İbn Abbas şöyle dedi: Meryem oğlu İsa aleyhisselam'dan sonra birtakım krallar (hükümdarlar) geldi. Tevrat'ı ve İncil'i değiştirdiler. Ancak onların içinde Tevrat'ı (aslıyla) okuyan müminler vardı. Krallarına şöyle denildi: "Şunların bize ettiği küfürden (hakaretten) daha ağır bir küfür işitmedik. Onlar şu ayetleri okuyorlar: 'Kim Allah'ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar kâfirlerin ta kendileridir' (Maide, 44). Bu ayetlerle birlikte, yaptıklarımızdan dolayı bizi ayıpladıkları şeyleri de okuyorlar. Onları çağır; ya bizim okuduğumuz gibi okusunlar ve bizim inandığımız gibi inansınlar (ya da onları öldür)." Kral onları çağırdı, topladı ve onlara ya öldürülmeyi ya da Tevrat ve İncil'i okumayı -değiştirilen kısımlar hariç- bırakmayı teklif etti. Onlar şöyle dediler: "Bunda ne istiyorsunuz (bizi zorlamaktaki amacınız ne)? Bizi bırakın." Onlardan bir grup şöyle dedi: "Bizim için bir kule (sütun) yapın, bizi oraya çıkarın, sonra bize yemeğimizi ve içeceğimizi uzatacak bir şey verin, biz de size karışmayalım." Bir grup şöyle dedi: "Bizi bırakın, yeryüzünde dolaşalım, gezelim, vahşi hayvanların içtiği gibi içelim. Eğer bizi arazinizde yakalarsanız bizi öldürün." Bir başka grup ise şöyle dedi: "Bize çöllerde evler yapın, kuyular kazalım, sebze ekelim. Size gelmeyelim, size uğramayalım." Kabilelerden olup da onlardan (bu müminlerden) bir yakını olmayan kimse yoktu. Dedi ki: Onlar bunu yaptılar. Bunun üzerine Allah Azze ve Celle şu ayeti indirdi: "Uydurdukları ruhbanlığa gelince, onu biz yazmadık. Fakat kendileri Allah rızasını kazanmak için yaptılar. Ama buna da gereği gibi uymadılar." (Hadid, 27). Daha sonrakiler (nesiller): "Filanın ibadet ettiği gibi ibadet ediyoruz, filanın gezdiği gibi geziyoruz, filanın ev edindiği gibi ev ediniyoruz" dediler. Halbuki onlar şirk üzerindeydiler ve kendilerine uydukları kişilerin imanından habersizdiler. Allah, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'i gönderdiğinde onlardan (hakiki müminlerden) çok azı kalmıştı. (O zaman) kulesinden bir adam indi, seyahatinden bir gezgin geldi, manastırından manastır sahibi geldi. Ona (Peygamber'e) iman ettiler ve onu tasdik ettiler. Bunun üzerine Allah Tebâreke ve Teâlâ şöyle buyurdu: "Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve Peygamberine inanın ki O, size rahmetinden iki kat versin..." (Hadid, 28). (Yani) İsa'ya, Tevrat'a ve İncil'e iman etmeleri sebebiyle bir ecir, Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem'e iman etmeleri ve onu tasdik etmeleri sebebiyle de bir ecir (verilecektir). (Devamla) buyurdu ki: "...ve size ışığında yürüyeceğiniz bir nur lütfetsin..." (Bu nur) Kur'an ve Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e uymalarıdır. (Devamla) buyurdu ki: "Böylece Kitap ehli bilsinler ki..." (Hadid, 29). Yani size benzemeye çalışanlar (şirk üzerindeki taklitçiler) bilsinler ki; "...Allah'ın lütfundan hiçbir şeye güç yetiremezler (elde edemezler)."
5401. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، قَالَ حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عُرْوَةَ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ زَيْنَبَ بِنْتِ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنَّكُمْ تَخْتَصِمُونَ إِلَىَّ وَإِنَّمَا أَنَا بَشَرٌ وَلَعَلَّ بَعْضَكُمْ أَلْحَنُ بِحُجَّتِهِ مِنْ بَعْضٍ فَمَنْ قَضَيْتُ لَهُ مِنْ حَقِّ أَخِيهِ شَيْئًا فَلاَ يَأْخُذْهُ فَإِنَّمَا أَقْطَعُهُ بِهِ قِطْعَةً مِنَ النَّارِ " .
Ümmü Seleme'den rivayet edildiğine göre Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Siz bana davalarınızı (hasımlaşarak) getiriyorsunuz. Ben ancak bir beşerim. Belki biriniz, delilini (savunmasını) diğerinden daha düzgün/ikna edici bir dille anlatabilir. Ben kime kardeşinin hakkından bir şey hükmedersem (bilsin ki), ona ancak ateşten bir parça kesmişimdir (vermişimdir); sakın onu almasın!"
5402. Hadis
أَخْبَرَنَا عِمْرَانُ بْنُ بَكَّارِ بْنِ رَاشِدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَيَّاشٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعَيْبٌ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو الزِّنَادِ، مِمَّا حَدَّثَهُ عَبْدُ الرَّحْمَنِ الأَعْرَجُ، مِمَّا ذَكَرَ أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ، يُحَدِّثُ بِهِ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ وَقَالَ " بَيْنَمَا امْرَأَتَانِ مَعَهُمَا ابْنَاهُمَا جَاءَ الذِّئْبُ فَذَهَبَ بِابْنِ إِحْدَاهُمَا فَقَالَتْ هَذِهِ لِصَاحِبَتِهَا إِنَّمَا ذَهَبَ بِابْنِكِ . وَقَالَتِ الأُخْرَى إِنَّمَا ذَهَبَ بِابْنِكِ . فَتَحَاكَمَتَا إِلَى دَاوُدَ عَلَيْهِ السَّلاَمُ فَقَضَى بِهِ لِلْكُبْرَى فَخَرَجَتَا إِلَى سُلَيْمَانَ بْنِ دَاوُدَ فَأَخْبَرَتَاهُ فَقَالَ ائْتُونِي بِالسِّكِّينِ أَشُقُّهُ بَيْنَهُمَا . فَقَالَتِ الصُّغْرَى لاَ تَفْعَلْ يَرْحَمُكَ اللَّهُ هُوَ ابْنُهَا . فَقَضَى بِهِ لِلصُّغْرَى " . قَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ وَاللَّهِ مَا سَمِعْتُ بِالسِّكِّينِ قَطُّ إِلاَّ يَوْمَئِذٍ مَا كُنَّا نَقُولُ إِلاَّ الْمُدْيَةَ .
Ebu Hureyre'nin, Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den naklettiğine göre o şöyle buyurdu: "İki kadın ve beraberlerinde iki oğulları vardı. Bir kurt geldi ve kadınlardan birinin oğlunu alıp götürdü. Bu kadın arkadaşına: '(Kurt) senin oğlunu götürdü' dedi. Diğeri ise: '(Hayır) senin oğlunu götürdü' dedi. Davud aleyhisselam'a başvurup davalaştılar. Davud (çocuğun) büyük kadına ait olduğuna hükmetti. Oradan çıkıp Süleyman b. Davud'a gittiler ve ona durumu anlattılar. Süleyman: 'Bana bıçak getirin, onu (çocuğu) aranızda ikiye böleceğim' dedi. Bunun üzerine küçük kadın: 'Yapma! Allah sana rahmet etsin, o (diğer kadının) oğludur' dedi. (Süleyman) çocuğun küçük kadına ait olduğuna hükmetti." Ebu Hureyre dedi ki: "Vallahi ben o güne kadar 'sikkîn' (bıçak) kelimesini duymamıştım. Biz sadece 'müdye' derdik."
5403. Hadis
أَخْبَرَنَا الرَّبِيعُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعَيْبُ بْنُ اللَّيْثِ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنِ ابْنِ عَجْلاَنَ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ " خَرَجَتِ امْرَأَتَانِ مَعَهُمَا صَبِيَّانِ لَهُمَا فَعَدَا الذِّئْبُ عَلَى إِحْدَاهُمَا فَأَخَذَ وَلَدَهَا فَأَصْبَحَتَا تَخْتَصِمَانِ فِي الصَّبِيِّ الْبَاقِي إِلَى دَاوُدَ عَلَيْهِ السَّلاَمُ فَقَضَى بِهِ لِلْكُبْرَى مِنْهُمَا فَمَرَّتَا عَلَى سُلَيْمَانَ فَقَالَ كَيْفَ أَمْرُكُمَا فَقَصَّتَا عَلَيْهِ فَقَالَ ائْتُونِي بِالسِّكِّينِ أَشُقُّ الْغُلاَمَ بَيْنَهُمَا . فَقَالَتِ الصُّغْرَى أَتَشُقُّهُ قَالَ نَعَمْ . فَقَالَتْ لاَ تَفْعَلْ حَظِّي مِنْهُ لَهَا . قَالَ . هُوَ ابْنُكِ . فَقَضَى بِهِ لَهَا " .
Ebu Hureyre'den rivayet edildiğine göre Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "İki kadın ve beraberlerinde iki çocukları (ile dışarı) çıktılar. Bir kurt kadınlardan birine saldırdı ve çocuğunu kaptı. Sabah olunca geriye kalan çocuk hakkında (anlaşamayıp) Davud aleyhisselam'a davalaşmaya gittiler. O, çocuğun büyük kadına ait olduğuna hükmetti. Oradan (çıkıp) Süleyman'a uğradılar. (Süleyman): 'Durumunuz nedir?' diye sordu. Ona olayı anlattılar. O da: 'Bana bıçak getirin, çocuğu aranızda ikiye böleceğim' dedi. Küçük kadın: 'Onu bölecek misin?' dedi. O: 'Evet' dedi. Kadın: 'Yapma! Ondaki payım (hakkım) onun olsun' dedi. Süleyman: 'O senin oğlundur' dedi ve çocuğun ona ait olduğuna hükmetti."
5404. Hadis
أَخْبَرَنَا الْمُغِيرَةُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، قَالَ حَدَّثَنَا مِسْكِينُ بْنُ بُكَيْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعَيْبُ بْنُ أَبِي حَمْزَةَ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " خَرَجَتِ امْرَأَتَانِ مَعَهُمَا وَلَدَاهُمَا فَأَخَذَ الذِّئْبُ أَحَدَهُمَا فَاخْتَصَمَتَا فِي الْوَلَدِ إِلَى دَاوُدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَضَى بِهِ لِلْكُبْرَى مِنْهُمَا فَمَرَّتَا عَلَى سُلَيْمَانَ عَلَيْهِ السَّلاَمُ فَقَالَ كَيْفَ قَضَى بَيْنَكُمَا قَالَتْ قَضَى بِهِ لِلْكُبْرَى . قَالَ سُلَيْمَانُ أَقْطَعُهُ بِنِصْفَيْنِ لِهَذِهِ نِصْفٌ وَلِهَذِهِ نِصْفٌ . قَالَتِ الْكُبْرَى نَعَمِ اقْطَعُوهُ . فَقَالَتِ الصُّغْرَى لاَ تَقْطَعْهُ هُوَ وَلَدُهَا . فَقَضَى بِهِ لِلَّتِي أَبَتْ أَنْ يَقْطَعَهُ " .
Ebu Hureyre'den rivayet edildiğine göre Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "İki kadın ve beraberlerinde iki çocukları (ile dışarı) çıktılar. Bir kurt (gelip) birini kaptı. Çocuk hakkında Davud Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in huzurunda davalaştılar. O, çocuğun büyük kadına ait olduğuna hükmetti. Oradan (çıkıp) Süleyman aleyhisselam'a uğradılar. (Süleyman): 'Aranızda nasıl hükmetti?' diye sordu. (Kadın): 'Büyük kadına ait olduğuna hükmetti' dedi. Süleyman: 'Onu iki parçaya böleceğim; yarısı buna, yarısı şuna' dedi. Büyük kadın: 'Evet, onu bölün' dedi. Küçük kadın: 'Onu bölme! O, diğer kadının çocuğudur' dedi. Bunun üzerine Süleyman, çocuğun kesilmesini istemeyen (küçük) kadına ait olduğuna hükmetti."
5405. Hadis
أَخْبَرَنَا زَكَرِيَّا بْنُ يَحْيَى، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى بْنُ حَمَّادٍ، قَالَ حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ السَّرِيِّ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ مَعْمَرٍ، ح وَأَنْبَأَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَلِيِّ بْنِ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ مَعِينٍ، قَالَ حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ يُوسُفَ، وَعَبْدُ الرَّزَّاقِ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ بَعَثَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم خَالِدَ بْنَ الْوَلِيدِ إِلَى بَنِي جَذِيمَةَ فَدَعَاهُمْ إِلَى الإِسْلاَمِ فَلَمْ يُحْسِنُوا أَنْ يَقُولُوا أَسْلَمْنَا فَجَعَلُوا يَقُولُونَ صَبَأْنَا وَجَعَلَ خَالِدٌ قَتْلاً وَأَسْرًا - قَالَ - فَدَفَعَ إِلَى كُلِّ رَجُلٍ أَسِيرَهُ حَتَّى إِذَا أَصْبَحَ يَوْمُنَا أَمَرَ خَالِدُ بْنُ الْوَلِيدِ أَنْ يَقْتُلَ كُلُّ رَجُلٍ مِنَّا أَسِيرَهُ . قَالَ ابْنُ عُمَرَ فَقُلْتُ وَاللَّهِ لاَ أَقْتُلُ أَسِيرِي وَلاَ يَقْتُلُ أَحَدٌ - وَقَالَ بِشْرٌ - مِنْ أَصْحَابِي أَسِيرَهُ - قَالَ - فَقَدِمْنَا عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَذُكِرَ لَهُ صُنْعُ خَالِدٍ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَرَفَعَ يَدَيْهِ " اللَّهُمَّ إِنِّي أَبْرَأُ إِلَيْكَ مِمَّا صَنَعَ خَالِدٌ " . قَالَ زَكَرِيَّا فِي حَدِيثِهِ فَذُكِرَ وَفِي حَدِيثِ بِشْرٍ فَقَالَ " اللَّهُمَّ إِنِّي أَبْرَأُ إِلَيْكَ مِمَّا صَنَعَ خَالِدٌ " . مَرَّتَيْنِ .
İbn Ömer şöyle dedi: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Halid b. Velid'i, Beni Cezime kabilesine gönderdi. Halid onları İslam'a davet etti. Onlar "Eslemnâ" (Müslüman olduk) demeyi beceremediler de "Sabe'nâ" (Din değiştirdik) demeye başladılar. Halid (onları müşrik sayıp) öldürmeye ve esir almaya başladı. (İbn Ömer) dedi ki: Her birimize esirini teslim etti. Sabah olunca Halid b. Velid, her birimizin esirini öldürmesini emretti. İbn Ömer şöyle dedi: Ben dedim ki: "Vallahi ben esirimi öldürmem ve -Bişr'in rivayetine göre- arkadaşlarımdan hiçbiri de esirini öldürmeyecek." (İbn Ömer) dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldik ve Halid'in yaptığını ona anlattık. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ellerini kaldırdı ve şöyle buyurdu: "Allah'ım! Ben Halid'in yaptığından sana sığınırım (beriyim)." Zekeriya kendi hadisinde (şöyle dedi): "(Olay) zikredildi." Bişr'in hadisinde ise (şöyle dedi): "Allah'ım! Ben Halid'in yaptığından sana sığınırım" sözünü iki kez söyledi.
5406. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي بَكْرَةَ، قَالَ كَتَبَ أَبِي وَكَتَبْتُ لَهُ إِلَى عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي بَكْرَةَ وَهُوَ قَاضِي سِجِسْتَانَ أَنْ لاَ، تَحْكُمَ بَيْنَ اثْنَيْنِ وَأَنْتَ غَضْبَانُ فَإِنِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " لاَ يَحْكُمْ أَحَدٌ بَيْنَ اثْنَيْنِ وَهُوَ غَضْبَانُ " .
Abdurrahman b. Ebi Bekre şöyle dedi: Babam, Sicistan kadısı olan (kardeşim) Ubeydullah b. Ebi Bekre'ye bir mektup yazdı -ben de onun adına yazdım- (ve şöyle dedi): "Öfkeliyken iki kişi arasında hüküm verme. Zira ben Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: 'Hiç kimse öfkeliyken iki kişi arasında hüküm vermesin.'"
5407. Hadis
أَخْبَرَنَا يُونُسُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، وَالْحَارِثُ بْنُ مِسْكِينٍ، عَنِ ابْنِ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي يُونُسُ بْنُ يَزِيدَ، وَاللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَنَّ عُرْوَةَ بْنَ الزُّبَيْرِ، حَدَّثَهُ أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ الزُّبَيْرِ حَدَّثَهُ عَنِ الزُّبَيْرِ بْنِ الْعَوَّامِ، أَنَّهُ خَاصَمَ رَجُلاً مِنَ الأَنْصَارِ قَدْ شَهِدَ بَدْرًا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي شِرَاجِ الْحَرَّةِ كَانَا يَسْقِيَانِ بِهِ كِلاَهُمَا النَّخْلَ فَقَالَ الأَنْصَارِيُّ سَرِّحِ الْمَاءَ يَمُرَّ عَلَيْهِ . فَأَبَى عَلَيْهِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " اسْقِ يَا زُبَيْرُ ثُمَّ أَرْسِلِ الْمَاءَ إِلَى جَارِكَ " . فَغَضِبَ الأَنْصَارِيُّ وَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَنْ كَانَ ابْنَ عَمَّتِكَ فَتَلَوَّنَ وَجْهُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ قَالَ " يَا زُبَيْرُ اسْقِ ثُمَّ احْبِسِ الْمَاءَ حَتَّى يَرْجِعَ إِلَى الْجَدْرِ " . فَاسْتَوْفَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِلزُّبَيْرِ حَقَّهُ وَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَبْلَ ذَلِكَ أَشَارَ عَلَى الزُّبَيْرِ بِرَأْىٍ فِيهِ السَّعَةُ لَهُ وَلِلأَنْصَارِيِّ فَلَمَّا أَحْفَظَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الأَنْصَارِيُّ اسْتَوْفَى لِلزُّبَيْرِ حَقَّهُ فِي صَرِيحِ الْحُكْمِ . قَالَ الزُّبَيْرُ لاَ أَحْسَبُ هَذِهِ الآيَةَ أُنْزِلَتْ إِلاَّ فِي ذَلِكَ { فَلاَ وَرَبِّكَ لاَ يُؤْمِنُونَ حَتَّى يُحَكِّمُوكَ فِيمَا شَجَرَ بَيْنَهُمْ } وَأَحَدُهُمَا يَزِيدُ عَلَى صَاحِبِهِ فِي الْقِصَّةِ .
Zübeyr b. Avvam'dan rivayet edildiğine göre, o, Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte Bedir'e katılmış Ensar'dan bir adamla, Harre'deki (arazi) su kanalları yüzünden davalaştı. İkisi de hurmalıklarını bu suyla suluyorlardı. Ensar'dan olan adam: "Suyu salıver (geçip gitsin)" dedi. Zübeyr ise bunu reddetti. Bunun üzerine Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Ey Zübeyr! Sen sula, sonra suyu komşuna gönder" buyurdu. Ensar'dan olan adam öfkelendi ve: "Ey Allah'ın Resulü! Halanın oğlu olduğu için mi (böyle hükmettin)?" dedi. Bunun üzerine Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in yüzü (öfkeden) renk değiştirdi. Sonra şöyle buyurdu: "Ey Zübeyr! Sula, sonra su duvarlara (köklerin etrafındaki setlere) ulaşıncaya kadar suyu tut (sonra sal)." Böylece Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Zübeyr'e hakkını tam olarak verdi. Halbuki bundan önce Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Zübeyr'e, hem kendisi hem de Ensar'dan olan adam için kolaylık bulunan bir görüşle işaret etmişti. Fakat Ensar'dan olan adam Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i kızdırınca, (Peygamber) açık (kesin) hükümle Zübeyr'in hakkını tam olarak verdi. Zübeyr şöyle dedi: "Şu ayetin ancak bu olay hakkında indiğini sanıyorum: 'Hayır, Rabbine andolsun ki onlar, aralarında çıkan çekişmeli işlerde seni hakem yapmadıkça... iman etmiş olmazlar.'" (Nisa, 65). (Ravilerden Yunus veya Leys dedi ki): Bu iki raviden biri olayı anlatırken diğerinden daha fazla detay verdi.
5408. Hadis
أَخْبَرَنَا أَبُو دَاوُدَ، قَالَ حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ عُمَرَ، قَالَ أَنْبَأَنَا يُونُسُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ كَعْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّهُ تَقَاضَى ابْنَ أَبِي حَدْرَدٍ دَيْنًا كَانَ عَلَيْهِ فَارْتَفَعَتْ أَصْوَاتُهُمَا حَتَّى سَمِعَهُمَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ فِي بَيْتِهِ فَخَرَجَ إِلَيْهِمَا فَكَشَفَ سِتْرَ حُجْرَتِهِ فَنَادَى " يَا كَعْبُ " . قَالَ لَبَّيْكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ . قَالَ " ضَعْ مِنْ دَيْنِكَ هَذَا " . وَأَوْمَأَ إِلَى الشَّطْرِ قَالَ قَدْ فَعَلْتُ . قَالَ " قُمْ فَاقْضِهِ " .
Abdullah b. Ka'b'ın babasından (Ka'b b. Malik'ten) rivayet ettiğine göre, o, İbn Ebi Hadred'den olan alacağını istedi. Sesleri o kadar yükseldi ki, Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem evindeyken onları duydu. Yanlarına çıktı, odasının perdesini araladı ve: "Ey Ka'b!" diye seslendi. Ka'b: "Buyur ey Allah'ın Resulü!" dedi. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Alacağından şu kadarını düş" buyurdu ve eliyle yarısını işaret etti. Ka'b: "Yaptım (kabul ettim)" dedi. (Bunun üzerine Rasûlullah borçluya): "Kalk ve ona (borcunu) öde" buyurdu.
5409. Hadis
أَخْبَرَنَا الْحُسَيْنُ بْنُ مَنْصُورِ بْنِ جَعْفَرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُبَشِّرُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ رَزِينٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ حُسَيْنٍ، عَنْ أَبِي بِشْرٍ، جَعْفَرِ بْنِ إِيَاسٍ عَنْ عَبَّادِ بْنِ شَرَاحِيلَ، قَالَ قَدِمْتُ مَعَ عُمُومَتِي الْمَدِينَةَ فَدَخَلْتُ حَائِطًا مِنْ حِيطَانِهَا فَفَرَكْتُ مِنْ سُنْبُلِهِ فَجَاءَ صَاحِبُ الْحَائِطِ فَأَخَذَ كِسَائِي وَضَرَبَنِي فَأَتَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَسْتَعْدِي عَلَيْهِ فَأَرْسَلَ إِلَى الرَّجُلِ فَجَاءُوا بِهِ فَقَالَ " مَا حَمَلَكَ عَلَى هَذَا " . فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّهُ دَخَلَ حَائِطِي فَأَخَذَ مِنْ سُنْبُلِهِ فَفَرَكَهُ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَا عَلَّمْتَهُ إِذْ كَانَ جَاهِلاً وَلاَ أَطْعَمْتَهُ إِذْ كَانَ جَائِعًا ارْدُدْ عَلَيْهِ كِسَاءَهُ " . وَأَمَرَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِوَسْقٍ أَوْ نِصْفِ وَسْقٍ .
Abbad b. Şerâhil şöyle dedi: Amcalarımla birlikte Medine'ye geldim. Medine'nin bahçelerinden birine girdim ve başaklarından ufaladım (yemek için). Bahçe sahibi geldi, elbisemi aldı ve beni dövdü. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e gelip ona karşı yardım (adalet) istedim. (Peygamber) o adama haber gönderdi, onu getirttiler. (Peygamber): "Seni buna sevk eden nedir?" diye sordu. Adam: "Ey Allah'ın Resulü! Bahçeme girdi, başaklardan aldı ve ufaladı" dedi. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Cahil ise ona öğretmedin, aç ise onu doyurmadın! Elbisesini ona geri ver!" Ve Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bana bir vask veya yarım vask (yiyecek verilmesini) emretti.
5410. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ الْقَاسِمِ، عَنْ مَالِكٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، وَزَيْدِ بْنِ خَالِدٍ الْجُهَنِيِّ، أَنَّهُمَا أَخْبَرَاهُ أَنَّ رَجُلَيْنِ اخْتَصَمَا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ أَحَدُهُمَا اقْضِ بَيْنَنَا بِكِتَابِ اللَّهِ . وَقَالَ الآخَرُ وَهُوَ أَفْقَهُهُمَا . أَجَلْ يَا رَسُولَ اللَّهِ وَائْذَنْ لِي فِي أَنْ أَتَكَلَّمَ . قَالَ إِنَّ ابْنِي كَانَ عَسِيفًا عَلَى هَذَا فَزَنَى بِامْرَأَتِهِ فَأَخْبَرُونِي أَنَّ عَلَى ابْنِي الرَّجْمَ فَافْتَدَيْتُ بِمِائَةِ شَاةٍ وَبِجَارِيَةٍ لِي ثُمَّ إِنِّي سَأَلْتُ أَهْلَ الْعِلْمِ فَأَخْبَرُونِي أَنَّمَا عَلَى ابْنِي جَلْدُ مِائَةٍ وَتَغْرِيبُ عَامٍ وَإِنَّمَا الرَّجْمُ عَلَى امْرَأَتِهِ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لأَقْضِيَنَّ بَيْنَكُمَا بِكِتَابِ اللَّهِ أَمَّا غَنَمُكَ وَجَارِيَتُكَ فَرَدٌّ إِلَيْكَ " . وَجَلَدَ ابْنَهُ مِائَةً وَغَرَّبَهُ عَامًا وَأَمَرَ أُنَيْسًا أَنْ يَأْتِيَ امْرَأَةَ الآخَرِ " فَإِنِ اعْتَرَفَتْ فَارْجُمْهَا " . فَاعْتَرَفَتْ فَرَجَمَهَا .
Ebu Hureyre ve Zeyd b. Halid el-Cuhenî'nin haber verdiklerine göre, iki adam Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in huzurunda davalaştılar. Birisi: "Aramızda Allah'ın Kitabı ile hükmet" dedi. Diğeri -ki o daha anlayışlı (fakih) idi- şöyle dedi: "Evet ey Allah'ın Resulü! (Aramızda Allah'ın Kitabı ile hükmet) ve konuşmam için bana izin ver." (Adam) şöyle anlattı: "Benim oğlum bu adamın yanında işçi (ücretli çalışan) idi. Onun karısıyla zina etti. Bana, oğlumun recmedilmesi (taşlanarak öldürülmesi) gerektiği söylendi. Ben de (oğlumu kurtarmak için) yüz koyun ve bir cariyemi fidye olarak verdim. Sonra ilim ehline sordum; bana oğluma yüz değnek ve bir yıl sürgün cezası gerektiğini, recm cezasının ise (evli olduğu için) bu adamın karısına gerektiğini söylediler." Bunun üzerine Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Nefsim elinde olana yemin olsun ki, aranızda mutlaka Allah'ın Kitabı ile hükmedeceğim. Koyunların ve cariyen sana geri iade edilecek." (Rasûlullah), oğluna yüz değnek vurdu ve onu bir yıl sürgüne gönderdi. Uneys'e de: "Bu adamın karısına git, eğer itiraf ederse onu recmet" diye emretti. Kadın itiraf etti, Uneys de onu recmetti.
5411. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، وَزَيْدِ بْنِ خَالِدٍ، وَشِبْلٍ، قَالُوا كُنَّا عِنْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَامَ إِلَيْهِ رَجُلٌ فَقَالَ أَنْشُدُكَ بِاللَّهِ إِلاَّ مَا قَضَيْتَ بَيْنَنَا بِكِتَابِ اللَّهِ . فَقَامَ خَصْمُهُ - وَكَانَ أَفْقَهَ مِنْهُ - فَقَالَ صَدَقَ اقْضِ بَيْنَنَا بِكِتَابِ اللَّهِ . قَالَ " قُلْ " . قَالَ إِنَّ ابْنِي كَانَ عَسِيفًا عَلَى هَذَا فَزَنَى بِامْرَأَتِهِ فَافْتَدَيْتُ مِنْهُ بِمِائَةِ شَاةٍ وَخَادِمٍ - وَكَأَنَّهُ أُخْبِرَ أَنَّ عَلَى ابْنِهِ الرَّجْمَ فَافْتَدَى مِنْهُ - ثُمَّ سَأَلْتُ رِجَالاً مِنْ أَهْلِ الْعِلْمِ فَأَخْبَرُونِي أَنَّ عَلَى ابْنِي جَلْدُ مِائَةٍ وَتَغْرِيبُ عَامٍ . فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لأَقْضِيَنَّ بَيْنَكُمَا بِكِتَابِ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ أَمَّا الْمِائَةُ شَاةٍ وَالْخَادِمُ فَرَدٌّ عَلَيْكَ وَعَلَى ابْنِكَ جَلْدُ مِائَةٍ وَتَغْرِيبُ عَامٍ اغْدُ يَا أُنَيْسُ عَلَى امْرَأَةِ هَذَا فَإِنِ اعْتَرَفَتْ فَارْجُمْهَا " . فَغَدَا عَلَيْهَا فَاعْتَرَفَتْ فَرَجَمَهَا .
Ebu Hureyre, Zeyd b. Halid ve Şibl'den rivayet edildiğine göre şöyle dediler: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanındaydık. Bir adam ona doğru kalktı ve: "Senden Allah adına istiyorum; aramızda sadece Allah'ın Kitabı ile hükmet" dedi. Hasmı (davalı) kalktı -ki o diğerinden daha anlayışlıydı- ve: "Doğru söyledi, aramızda Allah'ın Kitabı ile hükmet" dedi. (Rasûlullah ona): "Söyle" buyurdu. Adam şöyle dedi: "Benim oğlum bu adamın yanında işçi idi. Onun karısıyla zina etti. Ben de ondan (oğlumu kurtarmak için) yüz koyun ve bir hizmetçi ile fidye verdim -sanki ona oğlunun recmedilmesi gerektiği söylenmiş, o da bu fidyeyi vermişti-. Sonra ilim ehlinden bazı kimselere sordum. Bana oğluma yüz değnek ve bir yıl sürgün cezası gerektiğini haber verdiler." Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona şöyle buyurdu: "Nefsim elinde olana yemin olsun ki, ikinizin arasında mutlaka Allah Azze ve Celle'nin Kitabı ile hükmedeceğim. Yüz koyun ve hizmetçi sana geri iade edilecek. Oğluna da yüz değnek ve bir yıl sürgün cezası vardır. Ey Uneys! Bu adamın karısına git (sabah erkenden var), eğer itiraf ederse onu recmet." (Uneys) kadına gitti, kadın itiraf etti, o da onu recmetti.
5412. Hadis
أَخْبَرَنَا الْحَسَنُ بْنُ أَحْمَدَ الْكَرْمَانِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو الرَّبِيعِ، قَالَ حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ أَبِي أُمَامَةَ بْنِ سَهْلِ بْنِ حُنَيْفٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أُتِيَ بِامْرَأَةٍ قَدْ زَنَتْ فَقَالَ " مِمَّنْ " . قَالَتْ مِنَ الْمُقْعَدِ الَّذِي فِي حَائِطِ سَعْدٍ . فَأَرْسَلَ إِلَيْهِ فَأُتِيَ بِهِ مَحْمُولاً فَوُضِعَ بَيْنَ يَدَيْهِ فَاعْتَرَفَ فَدَعَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِإِثْكَالٍ فَضَرَبَهُ وَرَحِمَهُ لِزَمَانَتِهِ وَخَفَّفَ عَنْهُ .
Ebu Umame b. Sehl b. Huneyf'ten rivayet edildiğine göre, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e zina etmiş bir kadın getirildi. (Nebi): "Kiminle?" diye sordu. Kadın: "Sa'd'ın bahçesindeki kötürüm adamla" dedi. (Nebi) ona haber gönderdi, adam taşınarak getirildi ve önüne konuldu. Adam (suçunu) itiraf etti. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, üzerinde hurma salkımı sapları bulunan bir demet (iskâl) istedi ve (bununla) adama (bir kere) vurdu. Sakatlığından dolayı ona merhamet etti ve cezasını hafifletti (yüz değnek yerine yüz çöpü bir kerede vurdu).
5413. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو حَازِمٍ، قَالَ سَمِعْتُ سَهْلَ بْنَ سَعْدٍ السَّاعِدِيَّ، يَقُولُ وَقَعَ بَيْنَ حَيَّيْنِ مِنَ الأَنْصَارِ كَلاَمٌ حَتَّى تَرَامَوْا بِالْحِجَارَةِ فَذَهَبَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم لِيُصْلِحَ بَيْنَهُمْ فَحَضَرَتِ الصَّلاَةُ فَأَذَّنَ بِلاَلٌ وَانْتُظِرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَاحْتُبِسَ فَأَقَامَ الصَّلاَةَ وَتَقَدَّمَ أَبُو بَكْرٍ رضى الله عنه فَجَاءَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَأَبُو بَكْرٍ يُصَلِّي بِالنَّاسِ فَلَمَّا رَآهُ النَّاسُ صَفَّحُوا - وَكَانَ أَبُو بَكْرٍ لاَ يَلْتَفِتُ فِي الصَّلاَةِ - فَلَمَّا سَمِعَ تَصْفِيحَهُمُ الْتَفَتَ فَإِذَا هُوَ بِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَرَادَ أَنْ يَتَأَخَّرَ فَأَشَارَ إِلَيْهِ أَنِ اثْبُتْ فَرَفَعَ أَبُو بَكْرٍ رضى الله عنه يَعْنِي يَدَيْهِ ثُمَّ نَكَصَ الْقَهْقَرَى وَتَقَدَّمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَصَلَّى فَلَمَّا قَضَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الصَّلاَةَ قَالَ " مَا مَنَعَكَ أَنْ تَثْبُتَ " . قَالَ مَا كَانَ اللَّهُ لِيَرَى ابْنَ أَبِي قُحَافَةَ بَيْنَ يَدَىْ نَبِيِّهِ . ثُمَّ أَقْبَلَ عَلَى النَّاسِ فَقَالَ " مَا لَكُمْ إِذَا نَابَكُمْ شَىْءٌ فِي صَلاَتِكُمْ صَفَّحْتُمْ إِنَّ ذَلِكَ لِلنِّسَاءِ مَنْ نَابَهُ شَىْءٌ فِي صَلاَتِهِ فَلْيَقُلْ سُبْحَانَ اللَّهِ " .
Sehl b. Sa'd es-Sâidî şöyle anlatıyor: Ensar'dan iki kabile arasında bir tartışma çıktı, hatta birbirlerine taş attılar. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onların arasını düzeltmek için gitti. Namaz vakti geldi, Bilal ezan okudu ve Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i bekledi ama o (görüşmeler yüzünden) gecikti. Bilal kamet getirdi ve Ebu Bekir radıyallâhu anh öne geçti (namazı kıldırmaya başladı). Derken Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem geldi, Ebu Bekir insanlara namaz kıldırıyordu. İnsanlar onu görünce el çırpmaya (tasfih) başladılar -Ebu Bekir namazda etrafına bakmazdı-. El çırpmalarını işitince döndü ve Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i gördü. (Peygamber) ona yerinde kalmasını işaret etti. Ebu Bekir radıyallâhu anh ellerini kaldırdı (Allah'a hamd etti), sonra geri geri çekildi. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem öne geçti ve namazı kıldırdı. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem namazı bitirince (Ebu Bekir'e): "(Yerinde) durmaktan seni alıkoyan neydi?" diye sordu. O da: "Allah'ın, Ebu Kuhafe'nin oğlunu Peygamberinin önünde görmesi olacak şey değildir (uygun düşmez)" dedi. Sonra (Peygamber) insanlara döndü ve şöyle buyurdu: "Size ne oluyor da namazınızda bir durum meydana gelince el çırpıyorsunuz? Şüphesiz bu (el çırpmak) kadınlar içindir. Namazında başına bir iş gelen kimse 'Subhanallah' desin."
5414. Hadis
أَخْبَرَنَا الرَّبِيعُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعَيْبُ بْنُ اللَّيْثِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَعْفَرِ بْنِ رَبِيعَةَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ كَعْبِ بْنِ مَالِكٍ الأَنْصَارِيِّ، عَنْ كَعْبِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّهُ كَانَ لَهُ عَلَى عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي حَدْرَدٍ الأَسْلَمِيِّ - يَعْنِي دَيْنًا - فَلَقِيَهُ فَلَزِمَهُ فَتَكَلَّمَا حَتَّى ارْتَفَعَتِ الأَصْوَاتُ فَمَرَّ بِهِمَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " يَا كَعْبُ " . فَأَشَارَ بِيَدِهِ كَأَنَّهُ يَقُولُ النِّصْفَ فَأَخَذَ نِصْفًا مِمَّا عَلَيْهِ وَتَرَكَ نِصْفًا .
Ka'b b. Malik'ten rivayet edildiğine göre, Abdullah b. Ebi Hadred el-Eslemî'de bir alacağı (borç) vardı. Onunla karşılaştı ve yakasına yapıştı. Konuştular, hatta sesleri yükseldi. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem yanlarına uğradı ve: "Ey Ka'b!" dedi. Eliyle sanki "Yarısı(nı düş)" der gibi işaret etti. Bunun üzerine Ka'b, alacağının yarısını aldı, yarısını bıraktı.
5415. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ عَوْفٍ، قَالَ حَدَّثَنِي حَمْزَةُ أَبُو عُمَرَ الْعَائِذِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا عَلْقَمَةُ بْنُ وَائِلٍ، عَنْ وَائِلٍ، قَالَ شَهِدْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حِينَ جَاءَ بِالْقَاتِلِ يَقُودُهُ وَلِيُّ الْمَقْتُولِ فِي نِسْعَةٍ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِوَلِيِّ الْمَقْتُولِ " أَتَعْفُو " . قَالَ لاَ . قَالَ " فَتَأْخُذُ الدِّيَةَ " . قَالَ لاَ . قَالَ " فَتَقْتُلُهُ " . قَالَ نَعَمْ . قَالَ " اذْهَبْ بِهِ " . فَلَمَّا ذَهَبَ فَوَلَّى مِنْ عِنْدِهِ دَعَاهُ فَقَالَ " أَتَعْفُو " . قَالَ لاَ قَالَ " فَتَأْخُذُ الدِّيَةَ " . قَالَ لاَ . قَالَ " فَتَقْتُلُهُ " . قَالَ نَعَمْ . قَالَ " اذْهَبْ بِهِ " . فَلَمَّا ذَهَبَ فَوَلَّى مِنْ عِنْدِهِ دَعَاهُ فَقَالَ " أَتَعْفُو " . قَالَ لاَ . قَالَ " فَتَأْخُذُ الدِّيَةَ " . قَالَ لاَ . قَالَ " فَتَقْتُلُهُ " . قَالَ نَعَمْ . قَالَ " اذْهَبْ بِهِ " . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عِنْدَ ذَلِكَ " أَمَا إِنَّكَ إِنْ عَفَوْتَ عَنْهُ يَبُوءُ بِإِثْمِهِ وَإِثْمِ صَاحِبِكَ " . فَعَفَا عَنْهُ وَتَرَكَهُ فَأَنَا رَأَيْتُهُ يَجُرُّ نِسْعَتَهُ .
Vâil şöyle dedi: Maktulün velisi tarafından bir iple sürüklenerek getirilen katil getirildiğinde Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanındaydım (şahit oldum). Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem maktulün velisine: "Affediyor musun?" dedi. Adam: "Hayır" dedi. (Rasûlullah): "Diyet alacak mısın?" dedi. Adam: "Hayır" dedi. (Rasûlullah): "Onu öldürecek misin?" dedi. Adam: "Evet" dedi. (Rasûlullah): "Onu götür" buyurdu. Adam gidip (Peygamberin) yanından ayrılınca, (Peygamber) onu çağırdı ve: "Affediyor musun?" dedi. Adam: "Hayır" dedi. (Rasûlullah): "Diyet alacak mısın?" dedi. Adam: "Hayır" dedi. (Rasûlullah): "Onu öldürecek misin?" dedi. Adam: "Evet" dedi. (Rasûlullah): "Onu götür" buyurdu. Adam gidip (Peygamberin) yanından ayrılınca, (Peygamber) onu (tekrar) çağırdı ve: "Affediyor musun?" dedi. Adam: "Hayır" dedi. (Rasûlullah): "Diyet alacak mısın?" dedi. Adam: "Hayır" dedi. (Rasûlullah): "Onu öldürecek misin?" dedi. Adam: "Evet" dedi. (Rasûlullah): "Onu götür" buyurdu. Bunun üzerine Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Şunu bil ki, eğer onu affedersen, o hem kendi günahını hem de arkadaşının (maktulün) günahını yüklenir." Bunun üzerine adam onu affetti ve serbest bıraktı. Ben o adamı ipini sürüklerken gördüm.
5416. Hadis
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ، أَنَّهُ حَدَّثَهُ أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ الزُّبَيْرِ حَدَّثَهُ أَنَّ رَجُلاً مِنَ الأَنْصَارِ خَاصَمَ الزُّبَيْرَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي شِرَاجِ الْحَرَّةِ الَّتِي يَسْقُونَ بِهَا النَّخْلَ فَقَالَ الأَنْصَارِيُّ سَرِّحِ الْمَاءَ يَمُرَّ . فَأَبَى عَلَيْهِ فَاخْتَصَمُوا عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " اسْقِ يَا زُبَيْرُ ثُمَّ أَرْسِلِ الْمَاءَ إِلَى جَارِكَ " . فَغَضِبَ الأَنْصَارِيُّ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَنْ كَانَ ابْنَ عَمَّتِكَ فَتَلَوَّنَ وَجْهُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ قَالَ " يَا زُبَيْرُ اسْقِ ثُمَّ احْبِسِ الْمَاءَ حَتَّى يَرْجِعَ إِلَى الْجَدْرِ " . فَقَالَ الزُّبَيْرُ إِنِّي أَحْسَبُ أَنَّ هَذِهِ الآيَةَ نَزَلَتْ فِي ذَلِكَ { فَلاَ وَرَبِّكَ لاَ يُؤْمِنُونَ } الآيَةَ .
Abdullah b. Zübeyr'in anlattığına göre, Ensar'dan bir adam, Harre'deki hurmalıklarını suladıkları su kanalları yüzünden Zübeyr ile Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in huzurunda davalaştı. Ensar'dan olan adam: "Suyu salıver, aksın" dedi. Zübeyr ise (buna) yanaşmadı. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in huzurunda çekiştiler. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Ey Zübeyr! Sen sula, sonra suyu komşuna gönder" buyurdu. Ensar'dan olan adam öfkelendi ve: "Ey Allah'ın Resulü! Halanın oğlu olduğu için mi (böyle hükmettin)?" dedi. Bunun üzerine Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in yüzü (öfkeden) renk değiştirdi. Sonra şöyle buyurdu: "Ey Zübeyr! Sula, sonra su duvarlara (köklerin etrafındaki setlere) ulaşıncaya kadar suyu tut (sonra sal)." Zübeyr şöyle dedi: "Şu ayetin bu olay hakkında indiğini sanıyorum: 'Hayır, Rabbine andolsun ki onlar iman etmiş olmazlar...'"
5417. Hadis
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ زَوْجَ، بَرِيرَةَ كَانَ عَبْدًا يُقَالُ لَهُ مُغِيثٌ كَأَنِّي أَنْظُرُ إِلَيْهِ يَطُوفُ خَلْفَهَا يَبْكِي وَدُمُوعُهُ تَسِيلُ عَلَى لِحْيَتِهِ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم لِلْعَبَّاسِ " يَا عَبَّاسُ أَلاَ تَعْجَبُ مِنْ حُبِّ مُغِيثٍ بَرِيرَةَ وَمِنْ بُغْضِ بَرِيرَةَ مُغِيثًا " . فَقَالَ لَهَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " لَوْ رَاجَعْتِيهِ فَإِنَّهُ أَبُو وَلَدِكِ " . قَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَتَأْمُرُنِي . قَالَ " إِنَّمَا أَنَا شَفِيعٌ " . قَالَتْ فَلاَ حَاجَةَ لِي فِيهِ .
İbn Abbas'tan rivayet edildiğine göre, (cariye iken azat edilen) Berîre'nin kocası, Muğîs adında bir köle idi. (İbn Abbas şöyle dedi): "Sanki onu (Muğîs'i), (ayrılmak isteyen) Berîre'nin arkasında dolaşırken, ağladığı ve gözyaşlarının sakalına aktığı bir halde görüyor gibiyim." Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Abbas'a: "Ey Abbas! Muğîs'in Berîre'ye olan sevgisine ve Berîre'nin de Muğîs'e olan nefretine şaşmıyor musun?" buyurdu. Sonra Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Berîre'ye: "Keşke ona (kocana) geri dönsen! Çünkü o senin çocuğunun babasıdır" dedi. Berîre: "Ey Allah'ın Resulü! Bana emrediyor musun?" diye sordu. O: "Ben sadece aracılık (şefaat) ediyorum" buyurdu. Berîre: "(Öyleyse) benim ona ihtiyacım yok" dedi.
5418. Hadis
أَخْبَرَنَا عَبْدُ الأَعْلَى بْنُ وَاصِلِ بْنِ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَاضِرُ بْنُ الْمُوَرِّعِ، قَالَ حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ سَلَمَةَ بْنِ كُهَيْلٍ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ أَعْتَقَ رَجُلٌ مِنَ الأَنْصَارِ غُلاَمًا لَهُ عَنْ دُبُرٍ وَكَانَ مُحْتَاجًا وَكَانَ عَلَيْهِ دَيْنٌ فَبَاعَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِثَمَانِمِائَةِ دِرْهَمٍ فَأَعْطَاهُ فَقَالَ " اقْضِ دَيْنَكَ وَأَنْفِقْ عَلَى عِيَالِكَ " .
Câbir b. Abdullah şöyle dedi: Ensar'dan bir adam, kölesini kendisinin ölümüne bağlı olarak (müdebber kılarak) azat etti. (Ancak) adam muhtaç durumdaydı ve üzerinde borç vardı. Bunun üzerine Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem o köleyi sekiz yüz dirheme sattı ve parasını o adama vererek şöyle buyurdu: "Borcunu öde ve ailene harca."
5419. Hadis
أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ حَدَّثَنَا الْعَلاَءُ، عَنْ مَعْبَدِ بْنِ كَعْبٍ، عَنْ أَخِيهِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ كَعْبٍ، عَنْ أَبِي أُمَامَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنِ اقْتَطَعَ حَقَّ امْرِئٍ مُسْلِمٍ بِيَمِينِهِ فَقَدْ أَوْجَبَ اللَّهُ لَهُ النَّارَ وَحَرَّمَ عَلَيْهِ الْجَنَّةَ " . فَقَالَ لَهُ رَجُلٌ وَإِنْ كَانَ شَيْئًا يَسِيرًا يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ " وَإِنْ كَانَ قَضِيبًا مِنْ أَرَاكٍ " .
Ebu Umame'den rivayet edildiğine göre Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim yemin ederek bir Müslüman'ın hakkını (elinden) alırsa, Allah ona ateşi vacip, cenneti ise haram kılmıştır." Bir adam ona: "Az bir şey olsa bile mi ey Allah'ın Resulü?" dedi. (Peygamber): "Erak ağacından bir dal parçası olsa bile" buyurdu.
5420. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ أَنْبَأَنَا وَكِيعٌ، قَالَ حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ جَاءَتْ هِنْدٌ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ أَبَا سُفْيَانَ رَجُلٌ شَحِيحٌ وَلاَ يُنْفِقُ عَلَىَّ وَوَلَدِي مَا يَكْفِينِي أَفَآخُذُ مِنْ مَالِهِ وَلاَ يَشْعُرُ قَالَ " خُذِي مَا يَكْفِيكِ وَوَلَدَكِ بِالْمَعْرُوفِ " .
Aişe radıyallâhu anha şöyle dedi: Hind (binti Utbe), Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldi ve: "Ey Allah'ın Resulü! Ebu Süfyan cimri bir adamdır. Bana ve çocuğuma yetecek kadar harcama yapmıyor. Onun haberi olmadan malından alabilir miyim?" dedi. (Rasûlullah): "Sana ve çocuğuna yetecek kadarını örfe uygun olarak (aşırıya kaçmadan) al" buyurdu.
5421. Hadis
أَخْبَرَنَا الْحُسَيْنُ بْنُ مَنْصُورِ بْنِ جَعْفَرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُبَشِّرُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ حُسَيْنٍ، عَنْ جَعْفَرِ بْنِ إِيَاسٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي بَكْرَةَ، - وَكَانَ عَامِلاً عَلَى سِجِسْتَانَ - قَالَ كَتَبَ إِلَىَّ أَبُو بَكْرَةَ يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " لاَ يَقْضِيَنَّ أَحَدٌ فِي قَضَاءٍ بِقَضَاءَيْنِ وَلاَ يَقْضِي أَحَدٌ بَيْنَ خَصْمَيْنِ وَهُوَ غَضْبَانُ " .
Sicistan'da yönetici olan Abdurrahman b. Ebi Bekre şöyle dedi: Ebu Bekre bana mektup yazıp şöyle dedi: Ben Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Hiç kimse bir davada iki (ayrı) hükümle hükmetmesin ve hiç kimse öfkeliyken iki hasım arasında hüküm vermesin."
5422. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ زَيْنَبَ بِنْتِ أُمِّ سَلَمَةَ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّكُمْ تَخْتَصِمُونَ إِلَىَّ وَإِنَّمَا أَنَا بَشَرٌ وَلَعَلَّ بَعْضَكُمْ أَلْحَنُ بِحُجَّتِهِ مِنْ بَعْضٍ فَإِنَّمَا أَقْضِي بَيْنَكُمَا عَلَى نَحْوِ مَا أَسْمَعُ فَمَنْ قَضَيْتُ لَهُ مِنْ حَقِّ أَخِيهِ شَيْئًا فَإِنَّمَا أَقْطَعُ لَهُ قِطْعَةً مِنَ النَّارِ " .
Ümmü Seleme'den rivayet edildiğine göre Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Siz bana davalarınızı (hasımlaşarak) getiriyorsunuz. Ben ancak bir beşerim. Belki biriniz, delilini (savunmasını) diğerinden daha düzgün (ikna edici) bir dille anlatabilir. Ben ancak duyduğuma göre aranızda hüküm veriyorum. Kime kardeşinin hakkından bir şey hükmedersem (bilsin ki), ona ancak ateşten bir parça kesmişimdir (vermişimdir)."
5423. Hadis
أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، ح وَأَنْبَأَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ حَدَّثَنِي ابْنُ جُرَيْجٍ، عَنِ ابْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ أَبْغَضَ الرِّجَالِ إِلَى اللَّهِ الأَلَدُّ الْخَصِمُ " .
Aişe radıyallâhu anha'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Allah'a en sevimsiz gelen kişi, düşmanlıkta aşırı giden, inatçı kimsedir."
5424. Hadis
أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي مُوسَى، أَنَّ رَجُلَيْنِ، اخْتَصَمَا إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي دَابَّةٍ لَيْسَ لِوَاحِدٍ مِنْهُمَا بَيِّنَةٌ فَقَضَى بِهَا بَيْنَهُمَا نِصْفَيْنِ .
Ebu Musa'dan rivayet edildiğine göre, iki adam bir hayvan hakkında Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in huzurunda davalaştılar. İkisinin de elinde bir delil yoktu. Bunun üzerine (Peygamber), hayvanın (veya bedelinin) aralarında yarı yarıya paylaştırılmasına hükmetti.
5425. Hadis
أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ سَعِيدِ بْنِ مَسْرُوقٍ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَبِي زَائِدَةَ، عَنْ نَافِعِ بْنِ عُمَرَ، عَنِ ابْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ، قَالَ كَانَتْ جَارِيَتَانِ تَخْرُزَانِ بِالطَّائِفِ فَخَرَجَتْ إِحْدَاهُمَا وَيَدُهَا تَدْمَى فَزَعَمَتْ أَنَّ صَاحِبَتَهَا أَصَابَتْهَا وَأَنْكَرَتِ الأُخْرَى فَكَتَبْتُ إِلَى ابْنِ عَبَّاسٍ فِي ذَلِكَ فَكَتَبَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَضَى أَنَّ الْيَمِينَ عَلَى الْمُدَّعَى عَلَيْهِ وَلَوْ أَنَّ النَّاسَ أُعْطُوا بِدَعْوَاهُمْ لاَدَّعَى نَاسٌ أَمْوَالَ نَاسٍ وَدِمَاءَهُمْ فَادْعُهَا وَاتْلُ عَلَيْهَا هَذِهِ الآيَةَ { إِنَّ الَّذِينَ يَشْتَرُونَ بِعَهْدِ اللَّهِ وَأَيْمَانِهِمْ ثَمَنًا قَلِيلاً أُولَئِكَ لاَ خَلاَقَ لَهُمْ فِي الآخِرَةِ } حَتَّى خَتَمَ الآيَةَ فَدَعَوْتُهَا فَتَلَوْتُ عَلَيْهَا فَاعْتَرَفَتْ بِذَلِكَ فَسَرَّهُ .
İbn Ebi Müleyke şöyle dedi: Taif'te dikiş dikmekte olan iki cariye vardı. Onlardan biri, eli kanar vaziyette dışarı çıktı ve arkadaşının kendisini yaraladığını iddia etti. Diğeri ise bunu inkar etti. Bu konuda İbn Abbas'a mektup yazdım. O da bana şöyle yazdı: "Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, yeminin davalıya (inkar edene) ait olduğuna hükmetti. Şayet insanlara sadece iddialarıyla (hakları) verilseydi, insanlar (başka) insanların mallarını ve kanlarını iddia ederlerdi. Sen onu (suçlanan cariyeyi) çağır ve ona şu ayeti oku: 'Allah'a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir karşılığa değişenler var ya, işte onların ahirette bir payı yoktur...' (Al-i İmran, 77) (ayetin sonuna kadar)." Ben de o cariyeyi çağırdım ve ona (ayeti) okudum. Bunun üzerine suçunu itiraf etti. Bu durum onu (İbn Abbas'ı) sevindirdi.
5426. Hadis
أَخْبَرَنَا سَوَّارُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنَا مَرْحُومُ بْنُ عَبْدِ الْعَزِيزِ، عَنْ أَبِي نَعَامَةَ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ النَّهْدِيِّ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ قَالَ مُعَاوِيَةُ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خَرَجَ عَلَى حَلْقَةٍ - يَعْنِي مِنْ أَصْحَابِهِ - فَقَالَ " مَا أَجْلَسَكُمْ " . قَالُوا جَلَسْنَا نَدْعُو اللَّهَ وَنَحْمَدُهُ عَلَى مَا هَدَانَا لِدِينِهِ وَمَنَّ عَلَيْنَا بِكَ . قَالَ " آللَّهِ مَا أَجْلَسَكُمْ إِلاَّ ذَلِكَ " . قَالُوا آللَّهِ مَا أَجْلَسَنَا إِلاَّ ذَلِكَ . قَالَ " أَمَا إِنِّي لَمْ أَسْتَحْلِفْكُمْ تُهَمَةً لَكُمْ وَإِنَّمَا أَتَانِي جِبْرِيلُ عَلَيْهِ السَّلاَمُ فَأَخْبَرَنِي أَنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ يُبَاهِي بِكُمُ الْمَلاَئِكَةَ " .
Ebu Said el-Hudrî şöyle dedi: Muaviye radıyallâhu anh dedi ki: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ashabından oluşan bir halkanın yanına çıktı ve: "Sizi (burada) oturtan nedir?" diye sordu. Onlar: "Otuduk, bizi dinine hidayet ettiği ve seninle bize lütufta bulunduğu için Allah'a dua ediyor ve O'na hamd ediyoruz" dediler. Rasûlullah: "Allah adına (yemin eder misiniz ki), sizi sadece bu mu oturttu?" dedi. Onlar: "Allah adına (yemin ederiz ki), bizi bundan başka bir şey oturtmadı" dediler. Bunun üzerine (Rasûlullah) şöyle buyurdu: "Haberiniz olsun ki ben sizi suçladığım (itham ettiğim) için size yemin ettirmedim. Ancak Cebrail aleyhisselam bana geldi ve Allah Azze ve Celle'nin sizinle meleklere karşı övündüğünü bana haber verdi."
5427. Hadis
أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ حَفْصٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي قَالَ، حَدَّثَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ طَهْمَانَ، عَنْ مُوسَى بْنِ عُقْبَةَ، عَنْ صَفْوَانَ بْنِ سُلَيْمٍ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " رَأَى عِيسَى ابْنُ مَرْيَمَ عَلَيْهِ السَّلاَمُ رَجُلاً يَسْرِقُ فَقَالَ لَهُ أَسَرَقْتَ قَالَ لاَ وَاللَّهِ الَّذِي لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ . قَالَ عِيسَى عَلَيْهِ السَّلاَمُ آمَنْتُ بِاللَّهِ وَكَذَّبْتُ بَصَرِي " .
Ebu Hureyre'den rivayet edildiğine göre Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Meryem oğlu İsa aleyhisselam hırsızlık yapan bir adam gördü ve ona: 'Çaldın mı?' dedi. Adam: 'Kendisinden başka ilah olmayan Allah'a yemin ederim ki hayır (çalmadım)' dedi. İsa aleyhisselam şöyle dedi: 'Allah'a inandım, gözümü yalanladım.'"