الفصل العاشر: في المناجاة وعرض الحاجات
10. Fasıl: Münâcât ve dilekler
يَا أَكْرَمَ الْخَلْقِ مَا لِي مَنْ أَلُوذُ بِهِ سِوَاكَ عِنْدَ حُلُولِ الْحَادِثِ الْعَمِمِ
Ey mahlukatın en kerimi, sığınabileceğim hiç kimsem yok Her yanı saran büyük kıyamet felaketi koptuğu anda senden başka!
وَلَنْ يَضِيقَ رَسُولَ اللَّهِ جَاهُكَ بِي إِذَا الْكَرِيمُ تَجَلَّى بِاسْمِ مُنْتَقِمِ
Ey Allah’ın Resûlü, senin yüce makamın beni almaktan daralmaz, Kerîm olan Allah, cezalandırıcı "Müntakim" ismiyle tecelli ettiği vakit!
فَإِنَّ مِنْ جُودِكَ الدُّنْيَا وَضَرَّتَهَا وَمِنْ عُلُومِكَ عِلْمَ اللَّوْحِ وَالْقَلَمِ
Zira dünya da onun karşıtı olan ahiret de senin cömertliğindendir; Levh-i Mahfûz ve Kalem’in ilmi de senin ilimlerindendir.
يَا نَفْسُ لاَ تَقْنَطِي مِنْ زَلَّةٍ عَظُمَتْ إِنَّ الْكَبَائِرَ فِي الْغُفْرَانِ كَاللَّمَمِ
Ey nefsim, ne kadar büyük olursa olsun günahından ötürü ümitsizliğe düşme; Çünkü ilahi mağfiret karşısında büyük günahlar küçük günahlar gibidir.
لَعَلَّ رَحْمَةَ رَبِّي حِينَ يَقْسِمُهَا تَأْتِي عَلَى حَسَبِ الْعِصْيَانِ فِي الْقِسَمِ
Umulur ki Rabbim rahmetini paylaştırdığı zaman, Taksimatta işlenen günahların büyüklüğüne göre nasip verir.
يَا رَبِّ وَاجْعَلْ رَجَائِي غَيْرَ مُنْعَكِسٍ لَدَيْكَ وَاجْعَلْ حِسَابِي غَيْرَ مُنْخَرِمِ
Yâ Rabbi, katındaki umudumu boşa çıkarma; Affından umduğumu da eksik bırakma.
وَالْطُفْ بِعَبْدِكَ فِي الدَّارَيْنِ إِنَّ لَهُ صَبْراً مَتَى تَدْعُهُ الأَهْوَالُ يَنْهَزِمِ
Her iki yurtta da kuluna lütfet; zira onun öyle bir sabrı vardır ki Ne zaman korkunç musibetler çağırsa hemen bozguna uğrar.
وَأْذَنْ لِسُحْبِ صَلاَةٍ مِنْكَ دَائِمَةٍ عَلَى النَّبِيِّ بِمُنْهَلٍّ وَمُنْسَجِمِ
Ve Peygamber’in üzerine Senin katından kesintisiz rahmet bulutlarına izin ver, Bardaktan boşanırcasına ve sağanak sağanak dökülmeye!
مَا رَنَّحَتْ عَذَبَاتِ الْبَانِ رِيحُ صَبًا وَأَطْرَبَ الْعِيسَ حَادِي الْعِيسِ بِالنَّغَمِ
Sabah seher rüzgârı bân ağacının taze dallarını salındırdıkça, Ve deve kervancısı nağmeleriyle ak develeri coşturdukça!