الفصل السابع: في إسرائه ومعراجه صلى الله عليه وآله وسلم وشرف وكرم ومجد وعظم ووالى عليه وأنعم
7. Fasıl: İsrâ ve Mi'rac
يَا خَيْرَ مَنْ يَمَّمَ الْعَافُونَ سَاحَتَهُ سَعْياً وَفَوْقَ مُتُونِ الأَيْنُقِ الرُّسُمِ
Ey ihsan dileyenlerin yaya olarak ve iz bırakan Hızlı develerin sırtında avlusuna yöneldiği zatların en hayırlısı!
وَمَنْ هُوَ الآيَةُ الْكُبْرَى لِمُعْتَبِرٍ وَمَنْ هُوَ النِّعْمَةُ الْعُظْمَى لِمُغْتَنِمِ
Ey ibret alan kimse için en büyük ayet olan, Ve ganimet bilen kimse için en yüce nimet olan zat!
سَرَيْتَ مِنْ حَرَمٍ لَيْلاً إِلَى حَرَمٍ كَمَا سَرَى الْبَدْرُ فِي دَاجٍ مِنَ الظُّلَمِ
Bir gece bir Harem’den diğer bir Harem’e yürüdün; Tıpkı dolunayın koyu karanlıklar içinde süzüldüğü gibi.
وَبِتَّ تَرْقَى إِلَى أَنْ نِلْتَ مَنْزِلَةً مِنْ قَابِ قَوْسَيْنِ لَمْ تُدْرَكْ وَلَمْ تُرَمِ
Gece boyunca yükseldin; nihayet ulaşılamayan ve talep dahi edilemeyen İki yay aralığı kadar yakınlık makamına eriştin.
وَقَدَّمَتْكَ جَمِيعُ الأَنْبِيَاءِ بِهَا وَالرُّسْلِ تَقْدِيمَ مَخْدُومٍ عَلَى خَدَمِ
Orada bütün nebiler ve elçiler seni öne geçirdi; Tıpkı efendinin hizmetçilerin önüne geçirilişi gibi!
وَأَنْتَ تَخْتَرِقُ السَّبْعَ الطِّبَاقَ بِهِمْ فِي مَوْكِبٍ كُنْتَ فِيهِ صَاحِبَ الْعَلَمِ
Sen onlarla birlikte yedi kat göğü aşıp geçtin; O öyle bir alaydı ki sancağı taşıyan sendin!
حَتَّى إِذَا لَمْ تَدَعْ شَأْواً لِمُسْتَبِقٍ مِنَ الدُّنُوِّ وَلاَ مَرْقىً لِمُسْتَنِمِ
Nihayet yakınlıkta yarışacak kimseye hiçbir menzil bırakmadın, Ne de daha yükseğe çıkmak isteyen kimseye bir basamak!
خَفَضْتَ كُلَّ مَقَامٍ بِالإِضَافَةِ إِذْ نُودِيتَ بِالرَّفْعِ مِثْلَ الْمُفْرَدِ الْعَلَمِ
Senin makamına nispetle bütün makamlar aşağıda kaldı; çünkü Tekil bir özel isim gibi, yüceltilerek sana seslenildi.
كَيْمَا تَفُوزَ بِوَصْلٍ أَيِّ مُسْتَتِرٍ عَنِ الْعُيُونِ وَسِرٍّ أَيِّ مُكْتَتَمِ
Gözlerden bütünüyle gizlenmiş bir vuslata eresin diye, Ve son derece saklı kalmış eşsiz bir sırra kavuşasın diye!
فَحُزْتَ كُلَّ فَخَارٍ غَيْرِ مُشْتَرَكٍ وَجُزْتَ كُلَّ مَقَامٍ غَيْرِ مُزْدَحَمِ
Kimsenin ortak olamayacağı bütün iftiharları elde ettin; Ve kimsenin adım atamayacağı kalabalıktan uzak bütün makamları aştın.
وَجَلَّ مِقْدَارُ مَا وُلِّيتَ مِنْ رُتَبٍ وَعَزَّ إِدْرَاكُ مَا أُولِيتَ مِنْ نِعَمِ
Sana tevdi edilen mertebelerin kadrü kıymeti ne yücedir, Sana bağışlanan nimetleri akılla kavramak ne kadar imkânsızdır!
بُشْرَى لَنَا مَعْشَرَ الإِسْلاَمِ إِنَّ لَنَا مِنَ الْعِنَايَةِ رُكْناً غَيْرَ مُنْهَدِمِ
Müjdeler olsun bize ey İslam topluluğu! Şüphesiz bizim İlahi inayetten asla yıkılmayacak sapasağlam bir dayanağımız vardır.
لَمَّا دَعَا اللَّهُ دَاعِينَا لِطَاعَتِهِ بِأَكْرَمِ الرُّسْلِ كُنَّا أَكْرَمَ الأُمَمِ
Allah bizi itaate çağıran elçimizi "En şerefli elçi" diye andığında, Biz de ümmetlerin en şereflisi olduk.