29. Ayet
فَكَفٰى بِاللّٰهِ شَه۪يدًا بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمْ اِنْ كُنَّا عَنْ عِبَادَتِكُمْ لَغَافِل۪ينَ
“Şimdi ise sizin bize tapınmanızdan habersiz olduğumuza dair sizinle bizim aramızda şâhit olarak Allah yeter.”
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
فَكَفٰى بِاللّٰهِ شَه۪يدًا بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمْ اِنْ كُنَّا عَنْ عِبَادَتِكُمْ لَغَافِل۪ينَ
“Şimdi ise sizin bize tapınmanızdan habersiz olduğumuza dair sizinle bizim aramızda şâhit olarak Allah yeter.”
Şüphe yok, bizimle sizin aranızda Allah tanıktır ki sizin kulluğunuzdan haberimiz bile yoktu.
Sizinle aramızda Allah yeter tanıklığa; biz sizin, bize tapmanızdan habersizdik
28-29. O gün onları bir araya topladıktan sonra, şirk koşanlara, “Haydi siz ve ortak koştuklarınız, yerlerinize!” deriz. Sonra onları birbirinden ayırırız. O zaman bize ortak koşulan varlıklar, ortak koşanlara şöyle derler: “Sizinle bizim aramızda Allah şahittir ki; (dünyada iken) sizin tapınıp durduklarınız biz değildik, sizin tapmanızdan haberimiz bile yoktu.”
28, 29. Bir gün hepsini cem’ ideriz. Ve Allâh’a şirk koşanlara : "Siz ve putlarınız yerinize geçiniz" diriz ba’dehû biri birilerinden ayırırız. O vakit putlar: "Siz bize tapmadınız. Kendi hevâ ve hevesinize tapdınız, sizin ile bizim beynimizde Allâh şâhid ve ’âdildir. Biz sizin ’ibâdetinizden haberdâr bile olmadık." dirler.
Bu yüzden bizimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. Şüphesiz ki biz sizin (bize) tapmanızdan tamamen habersizdik.»
"Bizimle sizin aranızda ALLAH tanıktır ki, biz sizin kulluk etmenizden habersizdik."
Şimdi sizinle bizim aramızda şahid olarak, Allah yeter doğrusu «sizin ibadetinizden bizim asla haberimiz yoktu»
"Şimdi sizinle bizim aramızda şahit olarak Allah yeter. Sizin bize ibadet ettiğinizden bizim haberimiz yoktur" (diyecekler).
(Yine o putlar,) “Bizimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. Gerçek şu ki, bizler, (cansız varlıklar olmamız hasebiyle), sizin (bize) ibadet ettiğinizden haberimiz (bile) yoktu” derler.
"Bizim ile sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. Gerçekten biz, sizin ibadetinizden habersizdik" (deyip kendi başlarının çaresine bakacaklardır.)
Sizinle bizim aramızda tanık olarak Allah yeter. Doğrusu, sizin bize kulluğunuzdan haberimiz yoktu.
“pes ŧap oldı Tañrı ŧanuķ aramuzda daħı arañuzda bayıķ olduķ biz ŧapmaġuñuzdan ġāfiller.”
«Bizimle sizin aranızda şâhid olarak Allah yeter. Biz sizin tapmanızdan şübhesiz ki gaafildik (habersizdik)».
“Şimdi bizimle sizin aranızda şâhid olarak Allah yeter; doğrusu (biz) sizin (bize)tapmanızdan tamâmen habersiz olanlardık!”
“Şimdi ise sizin bize tapınmanızdan habersiz olduğumuza dair sizinle bizim aramızda şahit olarak Allah yeter.” *
“Sizin bize ibadet ettiğinizden bizim kesinlikle haberimiz yoktu. Zaten bunun böyle olduğuna, bizimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter” derler.
Bizimle sizin aranızda Allah’ın tanık olması yeter. Doğrusu sizin bize tapmanızdan biz bilgili değildik."
Bizim ile sizin aranızda cereyan eden hâle Allah/ın hakkıyle şahit olması elverir. Hakikatte biz sizin tapmanızdan bihaber idik [⁶].
“Şimdi bizimle sizin aranızda Allah’ın şahit olması yeter. Doğrusu biz sizin bize ibadetinizden habersizdik!”
“Allah, sizinle bizim aramızda şahit olarak yeter. Gerçekten sizin tapınmanızdan bizim haberimiz yoktu (derler).”
Bizimle sizin aranızda hiç kimse, Allah'ın yaptığı gibi şahitlik yapamaz. Gerçek şu ki, bize tapındığınızın farkında bile değildik.
28-29. Bir gün ki, onların hepsini bir araya getireceğiz sonra bize ortak olarak yakıştırdıklarına, “Siz ve ortaklarınız yerlerinizde durup bekleyin!” diyeceğiz, böylece aralarını böleceğiz ve yakıştırdıkları ortaklar onlara, “Siz bize tapmıyordunuz, sizin bize ibadet ettiğinizin farkında bile olmadığımıza Allah şahittir” diyecekler...
“Artık bizimle sizin aranızda şâhit olarak, Allah yeter. Doğrusu biz, sizin bize tapındığınızın farkında bile değildik. Ve asla ilâhlık iddiasında da bulunmamıştık. O hâlde bunun sorumluluğu, yalnızca size aittir.”
“Sizin bize kulluğunuzdan elbette gâfildik; bizim ve sizin aramızda şahid olarak Allah yeter”.
Buyurun Allah söylesin, sizin bize ibadet ettiğinizden, bizim haberimiz var mıydı yok muydu. " derler.
"Şimdi bizimle sizin aranızda Allah’ın şahit olması yeter. Doğrusu biz sizin bize ibadet etmenizden habersizdik." diyerek yalanlarlar. Gerçekten kendisine İlah diye tapınılan ayın, güneşin, yıldızın, ateşin veya herhangi bir insanın, cahil insanların yaptıklarından haberleri yoktur. İlahlaştırılıp tapılan Allah’ın Resullerinin ne günahı vardır? Kendisine tapınılan ayın, güneşin, yıldızların, ateşin veya tahtadan, taştan, tunçtan yaptıkları heykellerin ne günahı var? İnsanların içinde yaşamış doğru, temiz, akıllı ve bilgin insanların, sonraki yıllarda kendilerinin ilahlaştırılıp tapınılmasında ne günahları var? Yeryüzünde şeytanlaşarak tağutlaşmamış, insanlara kendi yasalarıyla hükmederek yaşarken ilahlığını dikte ettirmemiş insanların ne günahı vardır? Elbette; suçlular ile suçsuzlar ahirette birbirlerinden ayrılacak, gerçekler bütün çıplaklığıyla ortaya çıkacaktır.
Bu yüzden bizimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. Şüphesiz ki biz sizin (bize) tapmanızdan tamamen habersizdik.”
…şimdi Allah bizimle sizin aranızda şâhit olsun ki, kesinlikle biz sizin bize tapınmanızdan habersizdik” derler.
bizimle sizin aranızda hiç kimse Allah’ın yaptığı gibi şahitlik yapamaz: gerçek şu ki, [bize] tapındığınızın farkında bile değildik”. ⁴⁷
– Sizinle bizim aramızda Allah’ın şahitliği yeter. Sizin bize kulluk ettiğinizden haberimiz bile yoktu, derler. 2/165...167, 46/4..6
“Bizimle sizin aranızdaki konularda şâhit olarak Allah yeter, sizin bize taptığınızdan kesinlikle bizim haberimiz yok.”
ve artık bizimle sizin aranızda şahid olarak Allah’ın yeterli olduğu (bir hakikat var) ki, o da şu: Sizin (bize) kulluk ettiğinizden bizim hiç haberimiz olmadı bile.”
«İmdi Allah Teâlâ, bizim aramızla sizin aranızda şahit olmak için yeter. Muhakkak ki, biz sizin tapınmanızdan elbette habersiz idik.»
Şimdi sizinle bizim aramızda şahit olarak (elbette) Allah yeter. Şüphe yok ki sizin bize ibadet ettiğinizden bizim haberimiz yoktu” diyeceklerdir.
Eğer sizin bize kulluk etmenizden habersiz isek de sizinle bizim aramızda Allah’ın şahit olması yeterlidir.
28,29. -O gün onların hepsini bir araya toplarız. Sonra şirk koşanlara:-Siz ve ortaklarınız (şirk koştuklarınız) yerlerinize!deriz. Ve aralarını ayırırız. Ortak koştukları :-Siz bize kulluk etmiyordunuz. Allah, sizinle bizim aramızda şahit olarak yeter. Sizin bize kulluk ettiğinizden haberimiz yoktu, derler.
Yitişür Tañrı Ta‘ālā ṭanuḳ bizümle sizüñ ortañuzda. Biz sizüñ ‘ibādetüñüzden ġāfiller‐idük.
28, 29. Gün gelir, onların hepsini bir araya toplayıp sonra Allah'a şirk koşanlara: “Siz de, taptığınız şerikleriniz de yerlerinize! ” deriz. Artık onları putlarından tamamen ayırmışızdır. Şerikleri: “Siz dünyada bize tapmıyordunuz. Allah da üzerimizde şahittir ki sizin bize taptığınızdan hiç mi hiç haberimiz yoktu! ” derler. [18, 47; 30, 14-43; 19, 82; 46, 5-6]
Şimdi bizimle sizin aranızda Allah'ın şahid olması yeter; doğrusu biz sizin (bize) tapmanızdan tamamen habersizdik!
"Sizin ile bizim aramızda şâhid olarak Allâh kâfîdir ki, biz sizin bize 'ibâdetinizden gâfiller idik" dirler.
“Aramızda şahit olarak Allah yeter. Bize kulluk ettiğinizi, gerçekten fark edememiştik.”
Şimdi sizinle bizim aramızda şahit olarak Allah yeter. Şüphesiz biz sizin tapınmanızdan habersizdik."
“Sizinle bizim aramızda şahit olarak Allah kâfidir. Sizin ibadetinizden bizim haberimiz bile yoktu!”
"Sizinle bizim aramızda tanık olarak Allah yeter. Doğrusu, biz sizin ibadetinizden tamamen habersizdik."
'Bizim ile sizin aranızda şahid olarak Allah yeter. Gerçekten biz, sizin ibadetinizden habersizdik.'
Şimdi sizinle bizim aramızda şâhid olarak Allah yeter. Doğrusu, ey müşrikler, sizin ibadetinizden, bizim aslâ haberimiz yoktu (çünkü işitmez, görmez ve duymazdık.)”
“Bizimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. Gerçekten biz, sizin bize ibadet ettiğinizden habersizdik” derler.(*)
“Bu yüzden bizimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. Şüphesiz ki biz sizin bize tapmanızdan tamamen habersizdik.”