52. Ayet
ثُمَّ ق۪يلَ لِلَّذ۪ينَ ظَلَمُوا ذُوقُوا عَذَابَ الْخُلْدِۚ هَلْ تُجْزَوْنَ اِلَّا بِمَا كُنْتُمْ تَكْسِبُونَ
Sonra da zulmedenlere, “Ebedî azabı tadın! Siz ancak vaktiyle kazanmakta olduğunuzun cezasına çarptırılıyorsunuz” denilecektir.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
ثُمَّ ق۪يلَ لِلَّذ۪ينَ ظَلَمُوا ذُوقُوا عَذَابَ الْخُلْدِۚ هَلْ تُجْزَوْنَ اِلَّا بِمَا كُنْتُمْ تَكْسِبُونَ
Sonra da zulmedenlere, “Ebedî azabı tadın! Siz ancak vaktiyle kazanmakta olduğunuzun cezasına çarptırılıyorsunuz” denilecektir.
Sonra da zulmedenlere, tadın ebedi azabı denecek, kazandığınızın karşılığı neyse ondan başka bir şeyle mi cezaya uğrayacaktınız?
Sonra da, zulüm edenlere: «Sonsuz azabı tadın, size ancak yaptığınızla ceza olunursuz» denilecektir
Sonra da zulmedenlere: “Ebedî azabı tadın! Siz ancak vaktiyle kazanmakta olduğunuzun cezasına çarptırılıyorsunuz” denilecek.
O vakit zâlimlere dinilecek ki: " ’Azâb-ı ebedîyi tadınız müstehak oldığınızdan başka dürlü mu’âmele görmiyeceksiniz."
Sonra o (kendilerine) zulmedenlere, «Ebedî azabı tadın!» denilecek. Kazanmakta olduğunuzdan başkasının karşılığını mı bulacaksınız?
Sonra zulmedenlere: "Ebedi azabı tadın," denir, "Kazandığınızdan başka bir karşılık mı bekliyordunuz?"
Sonra denilecek o zulm edenlere ki tadın bakalım huld azâbını, vaktile kazandığınızdan başka bir sebeble cezalandırılacak değilsiniz?
Sonra o zulüm yapanlara "Tadın bakalım şu ebedi azabı!" denilecek. Vaktiyle kazandığınızdan başkası ile mi cezalandırılacaksınız?"
Sonra o (kendilerine) zulmeden (küfür üzere ölen) lere şöyle buyurulur: “(Haydi,) tadın sonsuz azabı! Siz ancak vaktiyle kazanmakta olduğunuzun cezasına çarptırılıyorsunuz!”
(Bu dünya zilletinden) Sonra (ahirette de) o zulmetmekte olanlara: (Artık) "Sürekli azabı tadın" denilecektir. (Küfür, zulüm ve kötülük olarak) Kazandıklarınız dışında, bir başka şeyle mi cezalandırılacağınızı (zannetmiştiniz?)
Sonra zulmedenlere, “Süresiz azabı tadın.” denir. Kazandığınızdan başka bir karşılık mı bekliyordunuz?
andan eyidildi anlara kim žulm eylediler “ŧaduñ ebed ķalmaķ 'aźābını cezā virinilmezsiz illā anı kim olduñuz ķazanursız.”
Sonra, o zulmedenlere «Ebedî azabı tadın, denilecek, (vaktiyle) ne kazanıyor idiyseniz ondan başkasıyle mi cezâlandırılacakdınız ya»?.
Sonra o zulmedenlere: “Ebedî azâbı tadın! Vaktiyle kazanmakta olduğunuz(günahlar)dan başkası ile cezâlandırılacak değilsiniz!” denilecek.
Sonra (dünya hayatında) o zulmetmiş olanlara (âhirette) «tadın (Allah’ın dilediği vakte kadar) kalıcı olan azabı, siz ancak elde ettiğinize karşılık ceza görüyorsunuz» denilecek.
Sonra dirilmeyi yalanlayıp kendilerine haksızlık yapanlara “Sürekli olan azabı tadın. Yalnızca sizin kendi başınıza kazandıklarınız la cezalandırılırsınız” denir.
Sonra kıyıcılara denilecek : "Şimdi sonu olmıyan azabı tadın bakalım. Kazandığınız günahlardan dolayı başka türlü bir karşılık mı görecektiniz?"
Sonra zalim olanlara denir: Azab-ı daimiyi [¹⁰] tatın. Siz, ancak kazancınızdan dolayı ceza görürsünüz.
Sonra zulmedenlere denecek ki: “Sürekli olan bu azabı tadınız! Siz ancak vaktiyle kazanmış olduğunuz şeylerle cezalandırılıyorsunuz!”
Sonra o zulmetmiş olanlara, “Temelli azabı tadın; kazanmakta olduklarınızdan başka bir şeyle mi cezalandırılacaksınız?” denilecek.
O gün ki, dünya hayatında, yaratılış gayesine aykırı davrananlara “Tadın bitmeyen azabı” denecek. “Yaptığınız işlerin karşılığından başkasıyla mı cezalandırılıyorsunuz sanki.”
Sonra o kötülük edenlere şöyle denilir: “Tadın bitmeyen azabı! Vaktiyle yaptıklarınızdan başka şeyler sebebiyle mi cezalandırılıyorsunuz?”
Sonra zâlimlere, “Tadın bakalım sonsuz azâbı!” denilecek, “Yaptığınız fenâlıklardan başka bir şeyin cezasını mı çekiyorsunuz sanki?” İşte âhirette durum bundan ibaret. Fakat zâlimlerin dünyadaki şu tavırlarına bir bakar mısınız:
Sonra zulmetmiş olanlara denildi ki: “Sürekli Azab’ı tadın! Kazanıyor olduğunuz şeyden başkasıyla mı cezalandırılırsınız?”.
O gün haksızlık yapanlara şöyle denecek: " sonu gelmez acıları çekin artık. Artık sadece yaptıklarınızın karşılığını göreceksiniz. "
İnkâr ederek kendilerine zulmedenlere; "Sürekli azabı tadın" denilecek. Onlar o gün görecekler ki, "Yalnız kendi yaptıklarına karşılık azap ediliyor." Rabbin hiç kimsenin üzerine suç atmamış. Suçsuz hiç kimseyi cezalandırmıyor. Bizim sözümüz sözdür. Yapmadıklarıyla hiç kimseye azap etmeyiz. Rabbin zulmedici değildir. İnsanlara yapmadıklarından dolayı azap edecek değildir. Rabbin suçluyu suçsuzu birbirinden ayırır.
Sonra (kendilerine) haksızlık edenlere “[Ebedî] azabı tadın!” denmiş (olacak)tır. Kazanmakta olduğunuzdan başkasının karşılığını mı bulacaksınız?
Sonra o zâlimlere (âhirette): “Şimdi sonsuz azabı tadın bakalım. (Nasıl?) yaptıklarınızın karşılığını tam görüyorsunuz değil mi?” denilecek.
O Gün ki, [dünya hayatında] haksızlık yapmaya eğilim gösterenlere, ‘Tadın bitmeyen azabı’ denecek, yapageldiğiniz işlerin karşılığından başkasıyla mı cezalandırılıyorsunuz sanki?” ⁷³
Sonra o kendilerine yazık edenlere: – Tadın bakalım kalıcı azabı, kazandıklarınızın dışında bir karşılık mı bekliyordunuz? 6/70, 27/90, 68/35…37
Sonra yalanlamaları sebebiyle kendilerine zulüm ve haksızlık yapanlara, müşriklere: “Tadın bakalım şu ebedî cezayı” denilecek. Vaktiyle işlediğiniz ameller, yüklendiğiniz günahların karşılığından başka bir ceza ile mi cezalandırılacaksınız?
Sonunda, zulmeden o kişilere[¹⁶²⁸] denilecek ki: “Tadın bitimsiz azabı! Kazanıp durduğunuz şeyler dışında bir karşılık mı bekliyordunuz?”[¹⁶²⁹]
Sonra zulmetmiş olanlara denilecektir ki, «Şimdi ebedî azabı tadınız. Siz başkasıyla değil, ancak kazanmış olduğunuz şey sebebiyle cezalandırılırsınız.»
Sonra da (kıyamet gününde, sizin gibi şirk ve küfürde direnen) zalimlere: "Sonsuza dek sürecek cehennem azabını tadın, yoksa siz dünyada işlediğiniz kötü amellerinizin cezasız kalacağım mı sanıyordunuz?” diye nida olunacaktır.
Sonra da zulmedenlere, " Tadın bakalım devamlı olan azabı! Siz başka cezayla değil, ancak kazanmış olduğunuz cezayla cezalandırılıyorsunuz. " Denilecektir.
Sonra zalimlere şöyle denir:-Sonsuz azabı tadın, Kazandıklarınızdan başkasıyla mı cezalandırılacaksınız? denir.
Andan eyidile ẓālimler[e] ki: Daduñuz dāyim olıcı ‘aẕābuñ dadını. Cezāgörmezsiz illā ḳazanduġuñuz günāhlar cezāsını.
Sonra o zalimlere: “Ebedî azabı tadın bakalım! Siz dünya hayatında neyi hak ettiyseniz, sadece onun karşılığını göreceksiniz. ” denir. [32, 14]
Sonra zulmedenlere: "Sürekli azabı tadın!" denilecek, "Yalnız kazandığınız şeylerle cezalandırılmıyor musunuz?"
Sonra küfür ve şirk ile nefislerine zulüm idenlere: "Ebedî ve dâimî 'azâbı tadınız, size bu, dünyâda iken kazandığınız günâhların cezâsıdır." dinilir.
İlerisinde yanlışlar içindeki o kimselere şöyle denecektir: “Kalıcı azabı tadın bakalım. Kazandığınızın karşılığından başka ne görecektiniz!”
Sonra zulmedenlere: "Sonsuz azabı tadın. Kazandıklarınızdan başka bir şeyle mi cezalandırılıyorsunuz?" denilir.
Sonra da o zulmedenlere denir ki: Sürekli azabı tadın bakalım! Siz ancak kendi işlediklerinizin cezasını görüyorsunuz.
Sonra, zulmedenlere şöyle denecek: " O uzun süreli azabı tadın! Kazandığınız şeyler dışında bir şeyle cezalandırılmayacaksınız!"
Sonra o zulmetmekte olanlara: 'Sürekli azabı tadın' denilecek. Kazandıklarınız dışında, bir başka şeyle mi cezalandırılacaktınız?'
Sonra o zulmedenlere: “- Ebedî azabı tadın” denilecek. Vaktiyle kazandığınızdan başka bir sebeple cezalandırılacak değilsiniz.
Sonra o zalimlere: “Ebedî bir azabı tadın! Siz kazandığınızdan başka bir şey ile cezalandırılmıyorsunuz” denilir.
Sonra zulmedenlere, “Süreli azabı tadınız” denilecek. Kazanmakta olduğunuzdan başkasının karşılığını mı bulacaksınız?