7. Ayet
وَيَمْنَعُونَ الْمَاعُونَ
Ufacık bir yardıma bile engel olurlar.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
وَيَمْنَعُونَ الْمَاعُونَ
Ufacık bir yardıma bile engel olurlar.
Ve zekat vermeyi menederler.
Hayra engel olana
(Ama yardım etmeye sıra gelince) basit şeyleri bile esirgerler.
4,5,6,7. Hayf namâzı lâkaydâne ve mahzâ gösteriş olsun diyu kılanların ve sadaka virmekden imtinâ’ idenlerin hâline!
6, 7. Onlar gösteriş yapanlardır; hayra da mâni olurlar.
Ve yardımı da engellerler.
Ve yardımlığı sakınır (zekâtı vermezler)
Ve yardımlığı sakınırlar (zekatı vermezler).
Ve (onlar, kendilerinden istenilen) en ufak bir yardımı (insanlardan) esirgerler.
(Dinin bütün hükümleriyle yerleşip yürümesi ve tüm mazlum ve yoksulların huzura ermesi yolunda) Malının az bir kısmının (kamu payı ve yoksul hakkı olarak paylaşma ve dayanışma amaçlı) alınmasına (ve ülkede zekât vergisini uygulayacak bir nizamın kurulmasına) bile mâni olup engellemeye çalışmaktadırlar. (İşte böylesine zalim, hain ve merhametsiz davranmalarının sebebi, gerçek bir imanla DİN’in aslına ve ahiret hesabına inanmamış olmalarıdır. Bir kişinin veya kesimin, ibadet alışkanlıklarıyla, helâl kazanma ve hayırda harcama gibi ekonomik sorumlulukları arasında bir uygunluk yoksa, bunların dindarlık tavrı samimiyetten uzaktır.)
Ve küçük, basit, sıradan yardımı bile esirgerler.
daħı yıġarlar ev āletin yā zekātı.
Zekâtı da men'ederler onlar.
Ve mâûn'u (zekâtı)(1) men' ederler!
Ve onlar (kamu payı ve yoksul hakkı olarak paylaşma ve dayanışma amaçlı yoksul ve muhtaç kimselere yapılan) yardıma (bile) mâni oluyorlar.*
Yardımlara da engel olan kimselerdir.
zekattan alıkoyanlardır.
Zekât ve âriyet vermeyi men/edenlerin haline!
Küçük yardıma/kamu hakkına [mâ’ûn] bile engel olurlar.
Faydası olan her şeyi engellemektedirler.
İnsanlara yapılabilecek en küçük bir iyiliği ve yardımı da esirger ve sakınırlar veya zekat vermeye engel olurlar ve reddederler.
Hayra da engel olurlar.
Ve en ufak bir iyiliğe, yardıma engel olan o sözde “dindarlara” yazıklar olsun!
MÂÛN’a / Ufak Tefek Yardım’a engel oluyorlar.
birbirilerine kap kacağı bile esirgeyenler!
Bir sürü laf söylerler ama neticesi yoktur. Onların topluma insanlara destek veriyoruz, yoksula, yetime, öksüze sahip çıkıyoruz sözleri yalandır. Bu sözleri sadece gösteriştir. Toplumu aldatmaya yöneliktir.
(En ufak) yardıma (bile) engel olurlar.
Ve onlar, kimseye en ufak bir şey¹ bile vermezler.²
ve üstelik onlar, [insanlara] en ufak bir yardımı bile reddederler! ⁴
Zira onlar en küçük bir yardımı bile esirgerler. 36/47, 50/23.25, 63/7-8
Verilmesi ve yapılması meşru olan şeyleri engelleyenlerin, hakları kısıtlayanların, hakkın aranmasını, meşru harcamayı sınırlayanların, yağmura, su ve otlak kullanımına-paylaşımına mani olanların, kâğıt kısıtlaması yapanların, mâlî mükellefiyetleri yerine getirmeyenlerin, olanından karşılıksız-ödünç vermeyenlerin, bağlılık ve itaatin, yardıma gitmenin, imdada yetişmenin önüne gerilenlerin vay haline!
ama en küçük yardımı bile esirgerler.[⁵⁹⁰⁹]
Ve men edilmesi mutad olmayan bir şeyi bile men ediverirler.
Ve (cimrilik eder) başkasına hiç bir hayır ve yardımda bulunmazlar!
Ufacık bir yardıma bile engel olurlar.
Ufak tefek yardıma bile engel olanlara..
Daḫı zekātı yā ev āletini men‘ iderler.
5, 6, 7. Ki onlar namazlarından gafildirler (Kıldıkları namazın değerini bilmez, namaza gereken ihtimamı göstermezler). İbadetlerini gösteriş için yapar, zekât ve diğer yardımlarını esirger, vermezler. [4, 142; 4, 38; 2, 264; 8, 47]
En ufak bir yardımı esirgerler.
Zekâtı veyâ ödünç istenen şeyi virmezler. [¹]
Küçük yardımlara bile engel olan kimselerdir.
Ve zekatı (veya emaneti) vermezler.
Mâuna da engel olurlar.
Ve onlar, kamu hakkına/yardıma/zekâta/iyiliğe engel olurlar.
Ve 'ufacık bir yardımı (veya zekatı) da' engellemektedirler.
Ve zekâtı vermezler...
Ve (insanların birbirine fayda vermesini ve) yardım etmesini engellerler.
Hayra da mâni olurlar.