102. Ayet
وَكَذٰلِكَ اَخْذُ رَبِّكَ اِذَٓا اَخَذَ الْقُرٰى وَهِيَ ظَالِمَةٌۜ اِنَّ اَخْذَهُٓ اَل۪يمٌ شَد۪يدٌ
Zulme sapmış memleketlerin halkını yakaladığında, Rabbinin yakalaması işte böyledir! Şüphesiz O’nun yakalaması can yakıcı ve şiddetlidir.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
وَكَذٰلِكَ اَخْذُ رَبِّكَ اِذَٓا اَخَذَ الْقُرٰى وَهِيَ ظَالِمَةٌۜ اِنَّ اَخْذَهُٓ اَل۪يمٌ شَد۪يدٌ
Zulme sapmış memleketlerin halkını yakaladığında, Rabbinin yakalaması işte böyledir! Şüphesiz O’nun yakalaması can yakıcı ve şiddetlidir.
İşte Rabbin, zulmeden şehirleri böyle alıverir, aldığı, azabına uğrattığı zaman da şüphe yok ki onun kavrayışı pek elemlidir, pek çetindir.
Zalim olan şehirleri yoketmek isterse, işte Tanrın bunculayın yakalar, onun yakalaması hem acıdır, hem katı
İşte Rabbin, halkı zalim olan memleketlerin yakasından tutunca böyle tutar. Hiç kuşkusuz O'nun yakalaması pek sert ve acıklıdır.
Zâlimleri kahr itdiği vakit Allâh böyle kahr ider. İntikâmı elîm ve şedîd olur.
Rabbin, haksızlık eden memleketleri (onların halkını) yakaladığında, onun yakalayışı işte böyle (şiddetlidir). Şüphesiz onun yakalaması pek elem vericidir, pek çetindir!
İşte Rabbin, zulmetmekte olan kentleri yakaladığı zaman böyle yakalar. O'nun yakalaması acıdır, çetindir.
Ve işte rabbın medeniyetleri zulmederlerken çarptığı vakıt böyle çarpar, çünkü onun muahazesi çok elîm, çok şiddetlidir
İşte Rabbin, zalim memleketleri cezalandırdığı zaman böyle cezalandırır. Çünkü O'nun cezası çok acı, çok çetindir.
İşte Rabbin, zâlim memleketleri (onların halkını) cezalandırdığı zaman böyle cezalandırır. Şüphesiz onun cezalandırması çok elem vericidir, çok şiddetlidir.
İşte Rabbinin (kahırla) yakalaması böyledir. Onlar zulüm işlemektelerken, (Allah o) ülkeleri (ve içindekileri azapla) yakalayıp çarptığı zaman (son pişmanlıkları fayda vermemiştir). Gerçekten O’nun (azapla) yakalaması çok acı vericidir, pek şiddetlidir.
İşte Rabb'in, zulmeden kentleri cezalandırdığı zaman, böyle cezalandırır. O'nun cezası çok acı verici ve çok şiddetlidir.
daħı ancılayın dutmaġı çalabunuñ ol vaķt kim duttı köyleri daħı ol žulm eyleyici-y-iken. bayıķ dutmaġı anuñ aġrıdıcıdur ķatı.
Rabbinin yakalayışı — (ahâlîsi) zulmeder halde bulunan memleketleri yakaladığı zaman — işte böyle (olur). Şübhesiz ki Onun çarpması (cezası) pek acıklıdır, pek çetindir.
İşte, (halkı) zâlim bir hâlde bulunan şehirleri (azâbıyla) yakaladığı zaman, Rabbinin yakalaması böyledir. Şübhesiz ki O'nun yakalaması, pek elemlidir, pek şiddetlidir!
Rabbin, (halkı) zalim olan şehirleri (yıkıma uğratmak için) yakaladığında işte böyle yakalar. Gerçekten O’nun (zalim, zorba ve despotları) yakalaması pek acı, pek şiddetlidir.
İşte Rabbinin bu yakalayışı, zulüm ederek haksızlık yapan bu kasaba halkını cezalandırışıdır. Allah’ın yakalayıp ceza verişi çok acıklı ve çok şiddetlidir.
Senin çalabın ülkeleri kıyıcılıkları yüzünden çarpmak istedi mi işte böyle çarpar. Gerçekten Onun çarpışı çok acıklı, çok ağır olur.
Rab/bin, kasaba ahalisini, zalim iken yakaladığı zaman, işte böyle yakalar. Çünkü O/nun yakalaması elemlidir, şiddetlidir.
İşte Rabbin zulmeden beldeleri yakaladığı zaman böyle yakalar. O’nun yakalaması can yakıcı ve şiddetlidir.
Allah zalim ülkeleri yakalayınca, işte böyle yakalar. Şüphesiz onun yakalaması elim ve şiddetlidir.
İşte senin Rabbin varoluş gayesine aykırı hareket eden kentlerin toplumlarını, böylece kıskıvrak yakalayıverir. Şüphesiz ki, O'nun yakalaması çok şiddetli ve çok zorludur.
Rabbin, zulme sapan toplulukları yakaladığında işte böyle yakalar! Şüphesiz onun cezalandırması pek elem vericidir, pek çetindir!
O hâlde, dikkat edin; Rabb’in, zulüm ve haksızlıkta direten bir ülkeyi cezalandırdı mı, işte böyle cezalandırır! Unutmayın, O’nun azâbı gerçekten can yakıcıdır, çok çetindir!
Şehirler’i, zâlim iken yakaladığı zaman, senin rabbinin yakalaması işte böyledir. O’nun yakalaması, şiddetli acı vericidir.
Senin Rabb’inin azgın kentlere düzenlediği suçüstü baskınları hep böyle olmuştur. Evet onun baskınları inletir ve kıvrandırır.
Rabbin zulmeden şehirleri yakaladığı zaman böyle yakalar. Çünkü Rabbinin yakalaması çok acı, çok çetindir.
Haksızlık eden şehirleri(n halkını helak için) yakaladığında, Rabbinin yakalayışı işte böyle (şiddetli)dir. Şüphesiz ki O’nun yakalaması elem vericidir; şiddetlidir!
O zâlim memleketleri, Rabbin yakalarsa, işte böyle yakalar.¹ Gerçekten Onun yakalaması, pek acıklı ve çok şiddetlidir.
İşte senin Rabbin, tepelediği zaman böyle tepeler; halkı zalim olan kasabaları gerçekten de O’nun tepelemesi çok acı verici, çok zorludur!
– Senin Rabbin, halkları zalim olan ülkeleri cezalandırdığı zaman işte böyle cezalandırır. Şüphesiz O’nun cezalandırması çok can yakıcıdır ve pek dehşetlidir. 18/58- 59, 22/48
Baskıyı, zulmü, işkenceyi, isyanı ve küfrü alışkanlık haline getiren, Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engelleyen bir memleketi cezalandırırken, senin Rabbin işte böyle cezalandırır. Onun cezalandırması çok can yakıcı, çok inletici, çok müthiştir.
Ve senin Rabbin, kentleri cezalandırmak istediği zaman işte böyle cezalandırır; ki onlar zulmetmiştiler: hiç şüphesiz O’nun cezalandırması çok can yakıcı, pek dehşet vericidir.
Ve işte Rabbin yakalaması böyledir, karyeleri zalim oldukları halde yakaladığı zaman, şüphe yok ki O'nun yakalaması pek acıklıdır, pek şiddetlidir.
(Ey Muhammed) İşte Rabbinin -ahalisi zalim olan- beldeleri yakalayışı böyledir. Şüphe yok ki, O’nun (şirk ve küfürde direnenleri) yakalaması ve cezalarını vermesi pek çetindir.
Ve işte Rabbinin yakalaması böyledir... Zalim olan şehirleri yakaladığında muhakkak ki yakalaması pek şidetlidir.
Rabbin, zalim ülkeleri böyle yakalar. Şüphesiz O'nun yakalaması acı verici, şiddetlidir.
Anuñ gibidür Tañrı Ta‘ālānuñ muḥkem dutup ‘aẕāb etmegi, ḳaçan kimşehrler ḳavmini helāk eylemek dilese anlar ẓālimler‐iken. Taḥḳīḳ TañrıTa‘ālānuñ dutmaġı ḳatı acıdıcıdur yürekleri.
Halkı zalim olan ülkeleri cezaya çarptırdığı zaman Rabbinin çarpması işte böyle olur! Şüphesiz ki O'nun çarpması pek acı, pek çetindir!
İşte Rabbin zulmeden kentleri yakaladığı zaman böyle yakalar. Doğrusu O'nun yakalaması, çok acı ve çok çetindir.
İşte rabbinin helâki, zâlim olan kurâyı helâk iylediği gibi böyledir. Onun ahz ve helâki elemli ve şiddetlidir.
Senin Rabbin, yanlışlar içine düşmüş kentleri yakaladığı zaman işte böyle yakalar. O’nun yakalaması can yakıcı ve sert olur.
Rabbinin, zulmeden şehirleri yakaladığında yakalaması işte böyledir. Şüphesiz O'nun yakalaması pek acı, pek şiddetlidir.
Ahalisi zalim olan beldeyi Rabbin yakaladığı zaman işte böyle yakalar. Onun yakalayışı gerçekten pek acı ve pek şiddetlidir.
Rabbin zulme sapan kentleri/medeniyetleri çarptığı zaman, işte böyle çarpar. O'nun çarpması gerçekten korkunçtur, şiddetlidir.
Onlar, zulüm işlemektelerken, ülkeleri (veya nesilleri) yakaladığı zaman... Rabbinin yakalaması işte böyledir. Gerçekten O'nun yakalaması pek acı, pek şiddetlidir.
İşte Rabbin, zulümkâr memleketleri çarptığı zaman, böyle yakalayıp çarpar. Doğrusu onun cezalandırması çok acıklıdır, pek şiddetlidir.
Köy ve kasabalar zulmederken, Rabbinin onları yakalaması, işte böyledir. Şüphesiz Rabbinin yakalaması, elem verici ve serttir.
Rabbin, haksızlık eden memleketleri yakaladığında, O'nun yakalayışı işte böyledir. Şüphesiz onun yakalaması pek elem vericidir; pek çetindir.