Diğer Türkçe mealler
Abdulbaki Gölpınarlı
Sonucu emrimiz gelip tandırın altından su kaynamaya başlayınca her mahluktan birer çifti ve helaki taktir edilenden başka ailenden olanları ve inananları gemiye yükle dedik; zaten maiyetinde bulunan inanmış kişiler de pek azdı.
Besim Atalay (1965)
Buyrumumuz gelince, fırın kaynadı, ona dedik ki: «Her canlıdan birer çiftle, inananları, ailenden olup da, haklarında bir söz geçmiyenleri, yüklet gemiye», inanan azdı onunla bile
Cemal Külünkoğlu
Sonunda emrimiz gereği sular coşup yükselmeye başlayınca Nuh'a dedik ki: “Her cins hayvandan birer çift al ve (boğulacaklarına dair) haklarında hüküm verilmiş olanlar dışında aileni ve iman edenleri gemiye bindir!” Zaten onunla birlikte iman edenlerin sayısı pek azdı.
Cemil Said (1924)
Emirlerimiz virildi ve tennûr [1]dan su kaynayub fışkırdı. Açıldığı vakit Allâh te’âlâ Nûh’a didi ki: "Bu sefîneye her cins hayvândan birer çift ve ’aleyhinde hüküm virilenden mâ’adâ tekmîl ’âileni ve mü’minleri irkâb it." Lâkin mü’minlerin ’adedi pek az idi.
Diyanet Vakfı
Nihayet emrimiz gelip de sular coşup yükselmeye başlayınca Nuh'a dedik ki: «(Canlı çeşitlerinin) her birinden birer çift ile -(boğulacağına dair) aleyhinde söz geçmiş olanlar dışında- aileni ve iman edenleri gemiye yükle!» Zaten onunla beraber pek azı iman etmişti.
Edip Yüksel
Nihayet emrimiz gelip de gök kaynayıp taşınca, kendisine dedik ki: "Her türden birer çifti, daha önce mahkum edilmiş olanlar hariç, çoluk çocuğunu ve inananları ona yükle." Kendisiyle birlikte inanmış olanlar zaten bir kaç kişiydi.
Elmalılı Hamdi Yazır
Nihayet emrimiz geldiği ve tennur feveran ettiği vakıt dedik ki: yükle içine her birinden ikişer çift, ve aleyhinde huküm sebketmiş olandan maada ehlini ve iyman edenleri, maamafih pek azından maadası beraberinde iyman etmemişti, dedi
Elmalılı (Sadeleştirilmiş)
Nihayet emrimiz geldiği ve tennur (tandır veya geminin kazanı) tutuşup parladığı zaman dedik ki; "Erkeği ve dişisi olan her canlıdan ikişer tane, aleyhlerinde hüküm verilmiş olanların dışında, aileni ve iman etmiş olanları geminin içine yükle". Zaten beraberinde iman edenler çok az idi.
Emrah Demiryent
Nihâyet (helâk) emrimiz (in zamanı) gelip de (azap alametlerinden biri olan) tandır kaynamaya başlayınca, Nûh’a buyurduk ki: “Her şeyden (her tür canlıdan erkekli dişili olmak üzere) birer çift (gemiye al) bir de (yapmış oldukları inkâr ve isyandan dolayı, boğulacaklarına dair) kendileri hakkında önceden hüküm verilmiş olanlar dışında, aileni ve (diğer) îmân edenleri ona (gemiye) bindir.” Zaten beraberinde îmân eden pek az kimse vardı.
Abdullah-Ahmet Akgül
Hatta ki; nihayet emrimiz geldiği anda ve tandır feveran ettiği (yerden ve gökten suların kaynayıp fışkırdığı) zaman, (Nuh’a) dedik ki: "(Lazım olan evcil hayvanlardan) İkişer çift ile aleyhine söz geçmiş (ve küfrü kesinleşmiş) olanlar dışındaki aile fertlerini ve iman edenleri artık ona (gemiye) yükle!" Zaten çok az bir gruptan başka, kimse onunla birlikte iman etmemişti.
Erhan Aktaş
Buyruğumuz gelip tandır kaynamağa¹ başladığı zaman, Biz dedik ki: “Her cinsten birer çift ve aleyhlerinde hüküm verilmiş olanlar hariç aileni ve iman edenleri ona yükle.” Zaten onunla birlikte çok az kimse iman etmişti.
Eski Anadolu Türkçesi
ol vaķt kim geldi buyruġumuz daħı ķaynayu geldi tennur eyittük “götür anuñ içinde her çiftlerden iki daħı 'ayāluñı illā anı kim ilerü geçdi anuñ üzere söz daħı anı kim įmān getürdi.” daħı įmān getürmedi anuñ-ile illā az ya'nį ķırķ er ķırķ 'avrat.
Hasan Basri Çantay
Nihayet emrimiz gelib de fırın kaynadığı zaman (Nuha) dedik ki: «Her birinden (her bir neviden erkek ve dişi) ikişer çift ile — aleyhinde söz geçmiş (helakleri takdîr edilmiş) olanlar müstesna — aileni ve îman edenleri içine yükle». Zâten onun maiyyetindeki az kimselerden başkası da îman etmemişdi.
Hayrat Neşriyat
Nihâyet emrimiz gelip de fırın kaynadığı(1) (iş kızışıp, sular kabarmak üzere olduğu) zaman, (Nûh'a) buyurduk ki: “(Canlıların) her birinden (erkek ve dişi olmak üzere) ikişer eş ile (sana îmân etmediklerinden, boğulacaklarına dâir) aleyhinde söz geçmiş olanlar (bir oğlun ile diğer zevcen) dışında âileni ve îmân edenleri ona (gemiye)yükle!” Zâten onunla berâber ancak pek az kimse îmân etmişti.
İhsan Aktaş
Nihayet emrimiz gelip de tennûr (geminin kazanı) kaynayınca Nuh’a: (Muhtaç olduğunuz evcil hayvanlardan) «Her birinden ikişer çift alıp, (zulüm ve azgınlıkları sebebiyle) aleyhinde hüküm geçmiş olanların dışında aileni ve iman etmiş olanları gemiye yükle!» dedik. Zaten onunla birlikte pek azı dışında kimse iman etmemişti. *
İlyas Yorulmaz
Emrimiz gelip çattığı ve azap belirtileri başladığında. Nuh’a “Her çiftten ikişer adet ve yalnızca azap sözünün kendisine bildirilenler dışında ki ev halkını ve iman edenleri geminin içine al. Ancak Nuh ile birlikte kavminden pek az kişi iman etmişti.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
Sonunda buyruğumuz erişip de yerden sular kaynamıya başlayınca, Nuh’a dedik: "Her türden erkekli dişili birer çift al, sözü edilenleri bir yana bırak, yalnız çoluğunu çocuğunu bir de inananları bindir." Ancak, Nuh ile birlikte inanmış olanlar pek azdı.
İsmail Hakkı İzmirli
Nihayet fermanımız gelip yeryüzü kaynayınca [¹] Nuh/a dedik ki: Her çift hayvandan erkekli dişili olmak üzere ikişer taneyi; bir de haklarında söz geçen kimselerden [²] maada aileni ve iman getirenleri gemiye yüklet. Onunla beraber iman eden pek az kimseden ibaretti.
İsmail Yakıt
Nihayet emrimiz gelip de sular kaynamaya başlayınca [fâre’t-tennûr]¹¹ Nûh’a dedik ki: “(Evcil) her cins hayvandan¹² birer çift/erkekli dişili, aleyhlerine daha önce hüküm verdiklerimiz hariç olmak üzere aileni ve inananları gemiye yükle!” Onunla beraber iman eden zaten çok az kişi idi.
Kadri Çelik
Buyruğumuz gelip tandır (içinden sular) kaynamağa başlayınca, “Her cinsten birer çifti, aleyhine hüküm verilmiş olanın dışında kalan ehlini ve iman edenleri gemiye bindir” dedik. Zaten onunla birlikte çok azından başkası iman etmemişti.
Abdullah Parlıyan
Nihayet emrimiz gelip de iş ciddileşip, sular kaynamaya başlayınca, Nuh'a dedik ki: “Her cins hayvandan birer çift ve haklarında hüküm verilmiş olanlar değil, yalnız aileni ve iman edenleri gemiye bindir.” Ancak ona inananlar küçük bir topluluktu.
Kuran Yolu
Nihayet emrimiz geldi ve sular coşup yükseldi. Nûh’a dedik ki: “Her türden (hayvan) birer çift ile -daha önce haklarında hüküm verilmiş olanlar dışında- aileni ve iman edenleri gemiye bindir!” Zaten onunla birlikte pek azı iman etmişti.
Mahmut Kısa
Nihâyet tufan emrimiz gelip çattı; gökten yağmurlar boşanmaya, yerden pınarlar fışkırmaya ve sular coşup kaynamaya başlayınca, Nûh’a, “Her cins hayvandan birer çift al ve boğulacaklarına dâir haklarında hüküm verilmiş olanlar hariç, aileni ve iman edenleri gemiye bindir!” dedik. Zaten onunla birlikte iman edenlerin sayısı pek azdı.
Mahmut Özdemir
Sonunda bizim emrimiz geldiği ve Tandır kaynadığı (kabardığı) zaman: “Her birinden ikişer çifti, aleyhinde Söz geçmiş kimse dışında senin ehlini / aileni ve inanmış kimseleri içine yükle!” dedik. Birazı dışında kimse onunla birlikte inanmadı.
Mehmet Çakır
Sonunda fermanımız çıktı. Ocak içlerinden bile sular fışkırmaya başlayınca Nuh'a: " gemiye her şeyden bir çift yükle, aileni de. Ailenden, sadece inanları al. Daha önce ölüme mahkum olanları bırak " dedik. Zaten inanıp ona destek olan çok azdı.
Mehmet Çoban
Nihayet emrimiz gelip yeryüzünde sular kaynamaya başlayınca, her yeri sular kaplamaya başladı. Nuh’a seslendik: "Her şeyden ikişer çifti, aileni ve inandıkları için kurtulacaklarına söz verdiklerimizi gemiye yükle!" Zaten onunla beraber inanan çok azdı.
Mehmet Okuyan
Sonunda emrimiz gelip de tandır kaynayınca [*] (Nuh’a) şöyle demiştik: “Her tür (canlı)dan iki çift [*] ile –içlerinden (boğulacağına dair) aleyhinde söz geçen(ler) dışında- aileni ve iman etmiş olan(lar)ı ona (gemiye) bindir!” (Nitekim) onunla birlikte çok az (kişi)den başkası iman etmemişti.
Mehmet Türk
Sonunda emrimiz gelince ve tandır¹ kaynamaya² başlayınca³ (Nûh’a): “çifti olan her şeyden⁴ ikişer (tane) ve (küfründen dolayı) helâki kesinleşmiş olanlar dışında⁵ aileni ve îman edenleri ona yükle.” dedik. -Zâten onunla birlikte (Allah’a) çok az kimse, îman etmişti.-
Muhammed Esed
[Bu böylece devam etti] tâ ki, hükmümüz vaki olup da yeryüzünde sular taşkınlar halinde kaynayıp coşuncaya ⁶² kadar. [Nûh’a]: “Her cins [hayvandan] birer çift ⁶³ ve haklarında hüküm verilmiş olanları değil, ⁶⁴ yalnız aileni ve imana erişenleri gemiye bindir!” dedik, çünkü o’nun inancını paylaşanlar zaten küçük bir topluluktu.
Mustafa Çavdar
Sonunda azap ve helak emrimiz gelip de, her yerden sular fışkırmaya başlayınca Nuh’a dedik ki: – Her canlıdan birer çift ve haklarında helak hükmü verilmiş olanlar dışında kalan aileni ve iman edenleri gemiye bindir. Zaten onunla birlikte iman etmiş olanların sayısı çok azdı. 10/83, 12/103, 51/36
Ahmet Tekin
Nihayet gemilerin yapımı bitirilip, planımızın icra vakti geldiğinde, bütün kaynaklardan fışkıran sularla, yeryüzünde sular yükselirken, tan yeri ağardığı sırada; buhar kazanları çalıştırılıp istim yükselmeye başlayınca, biz Nûh'a: “Canlıların her birinden erkekli dişili birer çift ile, aleyhinde hüküm verilenlerin dışında aileni ve iman edenleri gemiye al, yükle” dedik. Zaten onunla beraber kavminden pek azı iman etmişti.
Mustafa İslamoğlu
En nihayet, hükmümüzün vakti gelince tandır kaynadı.[¹⁷³¹] (Nûh’a) “O gemiye her tür (canlıdan) birer çift[¹⁷³²] al; bir de haklarında hüküm kesinleşmiş olanlar dışında[¹⁷³³] aileni ve iman eden kimseleri (al)” talimatını vermiştik. Zaten onun inancını paylaşan kimseler çok azdı.[¹⁷³⁴]
Ömer Nasuhi Bilmen
Nihâyet emrimiz geldiği ve tennur kaynadığı vakit dedi ki: «Onun içine herbirinden ikişer çift ve aleyhine hüküm sabketmiş olandan maada ehlini ve imân etmiş olanları yükle.» Ve maamafih pek azından başkası onunla beraber imân etmemişti.
Orhan Kuntman
Sonunda emrimiz gelip de sular fışkırmaya başladığında Nuh'a: "Her cinsten birer çifti ve -haklarında boğulacaklarına dair hüküm verilmiş olanların dışında kalan- aileni ve iman edenleri gemiye yükle" diye emrettik. Zaten onunla beraber pek az kimse iman etmişti.
Osman Fırat
Nihayet emrimiz gelip, tandır kaynamaya başlayınca (sular coşup taşınca) Nûh’a dedik ki: "Her eşi bulunandan (erkeklidişili) birer çift, bir de kendileri hakkında daha önce hüküm verilmiş olanlar dışındaki âilen ile iman edenleri ona yükle. " Ancak onunla (Nuh’la) beraber az kimse iman etmişti.
Şaban Piriş
Sonunda emrimiz gelip, yerden sular kaynamağa başlayınca:-Her şeyden ikişer çift aleyhlerinde hüküm verilmiş olan dışında aileni ve iman edenleri ona bindir, dedik. Zaten onun yanında iman etmiş olan kimseler çok azdı.
Satıraltı Meal (1534)
Ḥattā ol vaḳt ki geldi buyruġumuz, daḫı ḳaynadı tennūrdan ṣu çıḳdı. Eyit‐dük Nūḥa: Götür gemide her ḥayvān cinsinden iki çift, senüñ ehlüñi daḫıgötür, illā kimseleri ki şefā‘at īmān getürenleri daḫı götür. Daḫı Nūḥa inanmadı illā az kişiler.
Suat Yıldırım
Nihayet emrimiz gelip de tennur kaynadığı zaman Nuh'a dedik ki: “Her hayvan türünden erkekli dişili ikişer eş ile haklarında helâk hükmü verilmiş olanları hariç olmak üzere, aileni bir de iman edenleri gemiye al! ” Zaten beraberinde iman eden pek az insan vardı. [3, 7; 26, 119-121; 54, 11-14] {KM, Tekvin 7, 13; I Pier 3, 20; 2, 5}
Süleyman Ateş
Nihayet emrimiz gelip de tandır kaynayınca (iş ciddileşip sular kaynamağa başlayınca, Nuh'a) dedik ki: "Her şeyden ikişer çifti ve aleyhlerinde hüküm verdiklerimiz haric olmak üzere aileni ve inananları gemiye yükle!" Zaten onunla beraber inanan pek azdı.
Süleyman Tevfik (1927)
Vaktâ ki: Emr-i kazâ cereyânımız geldi. Tandırdan su fışkırdı. Nûh'a: "Ona (sefîneye) her şeyden erkek ve dişi bir çift ile helâk olacağı mukarrer olandan gayrı ehlini ve sana îmân idenleri yüklet" didik. Îmân idenler ise pek azlık idiler.
Süleymaniye Vakfı
Sonunda emrimiz çıktı ve geminin kazanı[*] kaynadı. Nuh’a dedik ki “Erkekli dişili her türden birer çifti ve hakkında karar çıkan kişi dışındaki aileni, bir de inanıp güvenenleri gemiye bindir.” Pek azı dışında Nuh ile birlikte inanıp güvenen olmamıştı.
Ahmet Varol
Sonuçta emrimiz gelip tandır kaynayınca: "Her şeyden birer çifti ve aleyhlerine önceden hükmümüz verilmiş olanlar dışındaki aile fertlerini ve iman edenleri gemiye bindir" dedik. Zaten onunla beraber ancak çok az kimse iman etmişti.
Ümit Şimşek
Nihayet emrimiz geldi, sular kaynamaya başladı. Ve Nuh'a dedik ki: “Hepsinden birer çift ile hakkında azap hükmü verilmiş olanlar dışında aileni ve iman edenleri gemiye al.” Zaten onunla beraber iman eden pek az kişi vardı.
Yaşar Nuri Öztürk
Nihayet emrimiz gelip de tandır kaynayınca şöyle seslendik: "Yükle içine her birinden ikişer çift ve aleyhinde hüküm verilen hariç olmak üzere aileni, bir de iman etmiş olanları." Ama Nûh'la birlikte çok az bir kısmı iman etmişti.
Ali Bulaç
Sonunda emrimiz geldiğinde ve tandır feveran ettiği zaman, dedik ki: 'Her birinden ikişer çift (hayvan) ile aleyhlerinde söz geçmiş olanlar dışında, aileni ve iman edenleri ona yükle.' Zaten onunla birlikte çok azından başkası iman etmemişti.
Ali Fikri Yavuz
Nihayet helâk etme emrimiz geldiği ve fırından su taşıp fışkırdığı (yahut geminin kazanı kaynadığı) vakit Nûh'a şöyle dedik: “-Faydalanılan hayvanların her cinsinden erkek ve dişi olmak üzere ikişer tane çift ve üzerlerine boğulma emri takdir edilenler müstena, aile halkınla bir de iman edenleri gemiye yükle.” Zaten beraberinde iman edenler pek azdı.
Bahaeddin Sağlam
Nihayet emrimiz gelince ve tandır kaynayınca “(Ehli hayvanların) her birisinden iki çifti yükle, kâfir kalacak olanlar hariç, aileni ve inananları da yükle” dedik. Fakat çok az bir grup ona inanmış idi.
Bayraktar Bayraklı
Sonunda buyruğumuz gelip tandırda sular kaynamaya başlayınca, “Her cinsten birer çifti ve aleyhine hüküm verilmiş olanın dışında kalan ehlini ve inananları gemiye bindir” dedik. Ancak, pek az kimse onunla beraber inanmıştı.