Diğer Türkçe mealler
Abdulbaki Gölpınarlı
Emrimiz gelince Hud'u ve onunla beraber bulunan inanmış kişileri, bizden bir rahmet olarak kurtardık ve onlara ağır bir azaptan necat verdik.
Besim Atalay (1965)
Buyrumumuz gelince, Hûd ile birlikte olan inananları rahmetimle kurtardık, kurtardık onları katı azaptan
Cemal Külünkoğlu
Ve nihayet, (azap) emrimiz gelince (zalimleri helâk ettik), Hud'u ve onunla aynı inancı paylaşanları katımızdan bir koruma lütfuyla kurtardık; ayrıca kendilerini (ahiretteki) ağır ve zorlu azaptan (da) koruduk.
Cemil Said (1924)
’Azâb emrimiz geldiği vakit rahmetimiz ile Hûd’ı ve îmân idenleri kurtardık ânlar galîz bir ’azâbdan kurtuldılar.
Diyanet Vakfı
Emrimiz gelince, Hûd'u ve onunla beraber iman edenleri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık, onları ağır bir azaptan kurtuluşa erdirdik.
Edip Yüksel
Emrimiz gelince Hud'u ve beraberindeki inananları bizden bir rahmetle kurtardık. Onları dehşetli bir azaptan kurtardık.
Elmalılı Hamdi Yazır
Vaktâ ki emrimiz geldi, Hûdu ve maıyyetinde iyman etmiş olanları tarafımızdan bir rahmet ile kurtardık, hem onları galîz bir azâbdan kurtardık
Elmalılı (Sadeleştirilmiş)
Ne zaman ki emrimiz geldi, Hud'u ve beraberindeki iman edenleri, tarafımızdan bir rahmet ile kurtardık, ayrıca onları çok ağır bir azaptan da kurtardık.
Emrah Demiryent
Ne zaman ki (helâk) emrimiz geldi, Hûd’u ve beraberindeki îmân edenleri, tarafımızdan bir rahmet ile kurtardık ve (ayrıca) onları (hakkı inkâr edenlerin uğrayacağı, âhiretteki şiddetli) ağır bir azaptan (da) kurtuluşa erdirdik.
Abdullah-Ahmet Akgül
Nihayet (mü’minlere zafer, zalimlere hezimet) emrimiz(in vakti) gelince, tarafımızdan bir rahmet (ve inayetle), Hud’u ve onunla beraber iman eden (grubu) kurtardık. (Böylece) Onları ağır bir azaptan (şiddetli sıkıntılardan ve dehşetli baskılardan) çekip çıkardık (izzete ve devlete ulaştırdık).
Erhan Aktaş
Buyruğumuz gerçekleşince, Hûd'u ve beraberindeki iman edenleri Bizden bir rahmetle kurtardık. Onları şiddeti çok ağır bir azaptan kurtardık.
Eski Anadolu Türkçesi
daħı ol vaķt kim geldi buyruġumuz ķurtarduķ hūd’ı daħı anları kim įmān getürdiler anuñ-ile raḥmet-ıla bizden. daħı ķurtarduķ anları 'aźābdan ķalıñ.
Hasan Basri Çantay
Vaktaki (azâb) emrimiz geldi. Hûd'ü de, maiyyetindeki mü'minleri de, bizden bir rahmet olarak, selâmete erdirdik, onları ağır azâbdan kurtardık.
Hayrat Neşriyat
Nihâyet emrimiz gelince, Hûd'u ve berâberindeki îmân edenleri tarafımızdan bir rahmetle kurtuluşa erdirdik ve onları şiddetli bir azabdan kurtardık.
İhsan Aktaş
Ve (o zalim ve azgın halkın helâki için) emrimiz gelince, Hûd’u ve onunla beraber iman etmiş olanları tarafımızdan bir rahmetle kurtardık ve onları (ahiretteki) ağır (ve zorlu) bir azaptan da kurtarmış (olacağ)ız. *
İlyas Yorulmaz
Azap emrimiz onlara geldiği zaman, bizden onlara bir rahmet olarak, Hud’u ve o’nunla birlikte iman edenleri, çok şiddetli bir azaptan kurtardık.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
Buyruğumuz erişince Hud’u da, onunla birlikte olan inananları da, esirgeyiciliğimizden ötürü kurtardık. Onları ağır bir azaptan kurtardık.
İsmail Hakkı İzmirli
Fermanımız gelince Hud/u onunla beraber iman getirenleri merhametimizle kurtardık. Onları ağır azaptan kurtardık.
İsmail Yakıt
Emrimiz gelince, Hûd’u ve onunla beraber inanmış olanları bizden bir rahmetle kurtardık. Onları ağır [ğalîz] bir azaptan kurtardık.
Kadri Çelik
Buyruğumuz gelince, Hûd'u ve beraberindeki iman edenleri, tarafımızdan bir rahmet ile kurtardık ve onları çok ağır bir azaptan koruduk.
Abdullah Parlıyan
Azap emrimiz gelince, Hûd'u ve onunla beraber inanmış olanları, kendi tarafımızdan bir rahmetle kurtardık; ve böylece onları, ahiretteki ağır ve zorlu azaptan da kurtarmış olduk.
Kuran Yolu
Emrimiz gelince, Hûd’u ve onunla beraber iman edenleri katımızdan bir rahmetle kurtardık, böylece onları ağır bir azaptan da kurtardık.
Mahmut Kısa
Ve nihâyet azap emrimiz gelince zâlimleri helâk ettik; Hûd’u ve beraberindeki müminleri ise, lütuf ve merhametimiz sayesinde kurtuluşa erdirdik ve kendilerini, âhiretteki şiddetli azaptan da kurtardık.
Mahmut Özdemir
Bizim emrimiz geldiğinde bizden bir rahmet ile Hûd’u ve onunla birlikte inanmış kimseleri kurtardık. Onları çetin bir azaptan kurtardık.
Mehmet Çakır
Yıkım fermanımız gelince, Hûd'u ve yanındaki inananları, bir sevgi işareti olarak, o büyük felaketten kurtardık.
Mehmet Çoban
Azap emrimizi onların üzerine gönderince Hud’u ve onunla beraber olanları kurtardık! Böylece inananlar inkâr edenlerin üzerine yazılmış olan korkutucu azaptan kurtuldular.
Mehmet Okuyan
(Azap) emrimiz gelince Hud’u ve onunla birlikte iman edenleri tarafımızdan bir merhametle kurtarmıştık. Biz onları ağır bir azaptan kurtarmıştık.
Mehmet Türk
(Helâk) emrimiz gelince, Hûd’u ve onunla birlikte îman edenleri katımızdan bir rahmetle (helâkten) kurtardık.¹ (Hatta) onları çok daha şiddetli (olan âhiret) azabından da kurtardık.
Muhammed Esed
Ve böylece, hükmümüz vaki olunca, ⁸³ Hûd’u ve o’nunla aynı inancı paylaşanları katımızdan bir koruma lütfuyla kurtardık; kendilerini [ahiretteki] ağır ve zorlu azaptan (da) kurtardık. ⁸⁴
Mustafa Çavdar
Ve cezalandırma emrimiz gelince Hud’u ve onunla beraber iman edenleri katımızdan rahmet ve şefkatle kurtardık. Evet, onları berbat bir azaptan kurtardık. 10/103, 30/47, 40/51
Ahmet Tekin
Planımız, azâbımız gerçekleştirilirken, Hûd'u ve onunla birlikte iman edenleri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Onları ağır bir cezadan kurtarmış olduk.
Mustafa İslamoğlu
Ve (cezalandırma) talimatımız geldiğinde, Hûd’u ve inançlarıyla onun yanında yer alanları katımızdan bir rahmetle kurtardık;[¹⁷⁵³] dahası onları (âhiretin) ağır ve berbat azabından halas ettik.
Ömer Nasuhi Bilmen
Vaktâ ki emrimiz geldi. Hûd'u ve O'nunla beraber imân etmiş olanları Bizden bir rahmet ile kurtardık ve onları kaba bir azaptan da hâlâs ettik.
Orhan Kuntman
(Azap) Emrimiz geldiğinde (şirk ve küfürde direnenler helak olurken) Hud'u ve onunla beraber iman etmiş olanları katımızdan bir rahmet ile kurtardık. (Ayrıca) Onları (ahirette diğerlerinin uğrayacakları) ağır azaptan (cehennem azabından) da kurtuluşa erdirdik.
Osman Fırat
Ne zaman (onları helak) emrimiz geldi Hûd’u ve beraberindeki iman etmiş olanları, tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. (Kafirleri helak ederek) Onları (iman edenleri) ağır bir azaptan kurtardık.
Şaban Piriş
Emrimiz gelince Hûd'u ve yanındaki müminleri rahmetimizle kurtardık. Onları çetin bir azaptan koruduk.
Satıraltı Meal (1534)
Ol vaḳt ki ‘aẕābumuz geldi, Hūdı ḳurtarduḳ, Hūd‐ıla olan mü’minleri daḫı,bizüm raḥmetümüzle ve ḳurtarduḳ anları ulu ‘aẕābdan.
Suat Yıldırım
Azaba dair emrimiz gelince Hûd ve beraberinde olan müminleri, tarafımızdan bir rahmet eseri olarak kurtardık, onları pek ağır bir azaptan selâmete çıkardık.
Süleyman Ateş
Emrimiz gelince Hud'u ve onunla beraber inanmış olanları bizden bir rahmetle kurtardık; onları katı bir azabdan kurtardık.
Süleyman Tevfik (1927)
Vaktâ ki emrimiz (helâkleri hakkındaki hükmümüz) geldi. Hûd'ı, îmân idenlerle berâber tarafımmızdan rahmet ile ağır 'azâbdan kurtardık.
Süleymaniye Vakfı
Emrimiz gelince Hud’u ve onunla birlikte olan müminleri, bizden bir ikram olarak kurtardık. Evet, onları ağır bir azaptan kurtardık.
Ahmet Varol
Emrimiz gelince Hud'u ve beraberindeki iman edenleri bizden bir rahmetle kurtardık. Onları kaskatı bir azaptan koruduk.
Ümit Şimşek
Emrimiz geldiğinde, Hud'u ve beraberindeki iman edenleri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Onları kıyamet gününde ağır bir azaptan da kurtardık.
Yaşar Nuri Öztürk
Emrimiz gelince, Hûd'u ve onunla birlikte iman etmiş olanları bizden bir rahmetle kurtardık. Biz onları çok ağır bir azaptan kurtardık.
Ali Bulaç
Emrimiz geldiği zaman, tarafımızdan bir rahmet ile Hud'u ve onunla birlikte iman edenleri kurtardık. Onları şiddetli-ağır bir azabtan kurtardık.
Ali Fikri Yavuz
Helâk emrimiz gelince, bizden bir rahmet olarak Hûd'u ve beraberindeki müminleri kurtardık; hem onları çok ağır bir azabdan kurtardık.
Bahaeddin Sağlam
Azap emrimiz geldiğinde Hûd ve onunla beraber inananları, Biz’den bir rahmet ile kurtardık. Onları, (kavmi tarafından onlara reva görülen) kaba bir azaptan da kurtardık.
Bayraktar Bayraklı
Emrimiz gelince, Hûd'u ve onunla beraber iman edenleri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık, onları ağır bir azaptan kurtuluşa erdirdik.