Hûd Suresi 8. Ayet

Arabic Uthmani · Diyanet İşleri

8. Ayet

وَلَئِنْ اَخَّرْنَا عَنْهُمُ الْعَذَابَ اِلٰٓى اُمَّةٍ مَعْدُودَةٍ لَيَقُولُنَّ مَا يَحْبِسُهُۜ اَلَا يَوْمَ يَأْت۪يهِمْ لَيْسَ مَصْرُوفًا عَنْهُمْ وَحَاقَ بِهِمْ مَا كَانُوا بِه۪ يَسْتَهْزِؤُ۫نَ۟

Andolsun, biz onlardan azabı belirli bir süreye kadar geciktirsek, o zaman da mutlaka “Onu ne alıkoyuyor?” derler. İyi bilin ki, azap onlara geleceği gün, kendilerinden bir daha uzaklaştırılmaz ve alay etmekte oldukları şey, kendilerini çepeçevre kuşatmış olur.

Diğer Türkçe mealler

Abdulbaki Gölpınarlı

Onların uğrayacakları azabı, mukadder bir zamana kadar geciktirirsek, bunun teahhuruna da sebep nedir derler. Bilin ki onlara azabın gelip çattığı gün o azap, artık geriye bırakılamaz ve alay ettikleri musibet, onları çepeçevre kuşatır.

Besim Atalay (1965)

Biz azabı onlardan — sayılı bir zamançin— geciktirirsek, herhalde diyecekler ki: «Nedir bunu durduran?», iyi bilin, o gelirse, onlardan geri dönecek değil, alay ettikleri şey onları saracaktır

Cemal Külünkoğlu

Şayet azabı onlardan sayılı bir zaman/süreye kadar geciktirecek olsak: “Onu engelleyip alıkoyan nedir?” diyecekler. Bilin ki azap onlara geldiği gün, artık kendilerinden çevrilecek değildir ve alaya aldıkları şey onları iyiden iyiye kuşatacaktır.

Cemil Said (1924)

’Azâbı yevm-i mu’ayyene ta’lîk itdiğimiz zamân niçün şimdi yapmıyor diyorlar, o istihzâ itdikleri yevm-i hesâb bir gün gelecekdir ve o gün kimse ânları kurtarmıyacakdır.

Diyanet Vakfı

Andolsun, eğer biz onlardan azabı sayılı bir süreye kadar ertelesek, mutlaka «Onun gelmesini engelleyen nedir?» derler. Bilesiniz ki, kendilerine azap geldiği gün, bir daha onlardan uzaklaştırılacak değildir. Ve alay etmekte oldukları şey, onları çepeçevre kuşatacaktır.

Edip Yüksel

Onlardan azabı belli bir süre için ertelesek, "Onu tutan nedir," derler. Doğrusu, onlara geldiği gün, kendilerinden geri çevrilemez ve alay ettikleri şey kendilerini kuşatacaktır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve eğer ilerideki sayılı bir müddete kadar kendilerinden azâbı te'hır edersek o vakıt da mutlak şöyle derler: onu ne men'ediyor? O, onlara geleceği gün kendilerinden çevrilecek değildir, ve o istihzâ ettikleri şey, kendilerini sarmış bulunacaktır

Elmalılı (Sadeleştirilmiş)

Ve eğer bunlardan bir kısmının göreceği azabı belli bir süreye kadar erteleyecek olursak, o zaman da "onu engelleyen nedir ki?" diyecekler. İyi bilin ki, o azap onlara geldiği gün kendilerinden geri çevrilecek değildir. Ve o alay ettikleri şey kendilerini kuşatmış olacaktır.

Emrah Demiryent

Ve eğer onlardan azabı belli bir süreye kadar ertelesek, mutlaka, “Ona (o azabın gelmesine) mâni olan nedir?” derler. Şunu iyi bilin ki, kendilerine azap geldiği gün, onlardan geri çevrilecek değildir ve alaya aldıkları şey (azap) onları çepeçevre kuşatacaktır.

Abdullah-Ahmet Akgül

Andolsun muayyen bir taifeye (veya belirli bir süreye) kadar onlardan azabı erteleyecek olursak; hemen hepsi birden; "O’nu engelleyen nedir? (Hadi cezamızı verse ya!)" derler. Şunu iyi bilin ki; onlara bu azabın geleceği (ve şeytani iktidarlarının devrileceği) gün (kesindir) ve bu, onlardan asla geri çevrilecek değildir. Ve alaya aldıkları şey de kendilerini çepeçevre kuşatıp (onları rezil ve zelil edecektir.)

Erhan Aktaş

Eğer, bir ümmet¹ için azabı onlardan belli bir süreye kadar erteleyecek olursak, “Bunu engelleyen şey nedir ki?” derler. Bilesiniz ki, onlara azap geldiği gün, artık geri çevrilmez. Alaya aldıkları azap onları kuşattır.

Eski Anadolu Türkçesi

daħı eger girü ķoyavuz anlardan 'aźābı bir zamaña degin śaġışlanmış eyideler “ne nesene yıġar anı?” iy ol gün kim gele anlara degül girü döndürinilmiş anlardan! daħı indi anlara ol kim oldılar anı yanśularlar.

Hasan Basri Çantay

Andolsun ki biz kendilerinden azabı sayılı bir müddete kadar gecikdirsek mutlakaa diyeceklerdir ki: «Bunu alıkoyan (sebeb) de ne»? Haberiniz olsun ki, o bunlara geleceği gün kendilerinden döndürülecek değildir. Eğlenceye alageldikleri şey (azâb) onları çepçevre kuşatacakdır.

Hayrat Neşriyat

Ve and olsun ki onlardan azâbı sayılı bir müddete kadar ertelesek, mutlaka: “Ona (o azâbın gelmesine) mâni' olan nedir?” derler. Dikkat edin! (O azab) onlara geleceği gün, kendilerinden geri çevrilecek değildir ve kendisiyle alay etmekte oldukları (azab), onları kuşatmış olacaktır.

İhsan Aktaş

Ve eğer (hak ettikleri) azabı üzerlerine hemen göndermeyip, (birtakım sebep ve hikmetler gereği) belli bir süre için ertelesek, onu (alay edip durdukları o azabı) engelleyip alıkoyan nedir?” diyecekler. (Onlar) iyi bilsinler ki, o azap başlarına geldiği gün artık onlardan geriye çevrilecek değildir ve alaya aldıkları o azap, kendilerini çepeçevre kuşatmış (olacak)tır.

İlyas Yorulmaz

Eğer bu inkârlarından sonra bir takım topluluklara (hak ettikleri) azabı belirli bir vakte kadar ertelesek “Bize azap etmekten O’nu (Allah’ı) alıkoyan nedir” derler. Onlara azap geldiğinde, onlardan bu azabı savabilecek var mı? Alay ettikleri azap onları sarmıştır (mutlaka gelecektir).

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Eğer Biz onları vereceğimiz sayılı bir güne değin geciktirecek olursak besbelli ki onlar : "Bu azabın gecikmesi neden?" derler. Bilin ki onlara azap bir kere erişti mi, artık geri döndürülmiyecektir. Onların eğlence yerine koydukları azap onları kuşatacaktır.

İsmail Hakkı İzmirli

* Biz azabı sayılı bir zamana [⁴] kadar tehir edecek olursak onlar «— Bunu men eden nedir?» diyecekler. Haberleri olsun ki azap onlara geldiği gün [⁵] asla geri dönmeyecek, eğlenceye aldıkları azap da onları kuşatacaktır.

İsmail Yakıt

Eğer Biz onlardan azabı belirli bir süre/bir neslin [ummet] ömrü kadar geciktirsek, “Onu önleyen ne?” derler. İyi biliniz ki, o azap onlara geldiği gün, asla onlardan geri çevrilmez ve alay ettikleri şey kendilerini çepeçevre kuşatır.

Kadri Çelik

Hiç şüphesiz onların azabını sayılı bir süreye kadar ertelesek, muhakkak “Onu alıkoyan nedir?” derler. İyi bilin ki onlara azap geldiği gün, onlardan geri çevrilecek değildir ve alaya almakta oldukları şey de kendilerini çepeçevre kuşatacaktır.

Abdullah Parlıyan

Şayet azabı onlardan sayılı bir süreye kadar geciktirecek olsak, “Onu engelleyip alıkoyan nedir?” diyecekler. Bilin ki, azap onlara geldiği gün, artık kendilerinden çevrilecek değildir ve alaya aldıkları şey, onları çepeçevre kuşatmış olacaktır.

Kuran Yolu

Andolsun, eğer biz onlardan azabı belirli bir süreye kadar ertelesek mutlaka, “Onu engelleyen nedir?” derler. Bilesiniz ki onlara azap geldiği gün artık ondan kurtulmaları mümkün değildir. Alay etmekte oldukları şey kendilerini çepeçevre kuşatacaktır.

Mahmut Kısa

Eğer Biz, isyankârlıklarından dolayı onları derhal yok etmeyip de, hak ettikleri azâbıbelirlenmiş bir vakte kadar ertelesek, bunun hikmetini hiç düşünmeden, “Onun hemen gerçekleşmesini engelleyen ne? Hani Allah kâfirlere azap edecekti? Demek tüm uyarılar, tehditler yalanmış!” diyerek alaycı bir tavırla, azâbın bir an önce gelmesini isteyecekler. Fakat şunu iyi bilsinler ki, kendilerine vaadedilen o azap gelip çattı mı, bir daha asla geri çevrilecek değildir veişte o zaman, öteden beri alay edip durdukları cehennem, kendilerini çepeçevre kuşatmış olacaktır. Fakat gel gör ki:

Mahmut Özdemir

And olsun Azab’ı onlardan sayılı bir ümmete / belirli bir süreye kadar ertelediğimizde de: “Onu ne tutuyor?” diyorlar. Dikkat edin! Onlara gelecek olan gün, onlardan geri çevrilmiş değildir. Alay ediyor oldukları şeyler onları kuşatarak içine aldı.

Mehmet Çakır

Vereceğimiz cezayı azıcık erteleyelim desek: " mani olan mı var ? " derler. Kıyamet gelince, onları es geçecek değildir. Alay ettikleri, tam beyinlerinde patlayacaktır.

Mehmet Çoban

İnkârlarından dolayı kendilerine azap sözü verdiğimiz, ancak bazı nedenlerden dolayı süre tanıdığımız toplumlar, istedikleri azap gelmeyince, bunu inkârlarına bir delil sayarlar. Azapları katımızdaki süreye kadar ertelenen toplumlar; "Azabın bize gelmesine engel olan nedir?" derler. İyi bilin ki, o azap başlarına geldiği gün, bir daha onlardan geri çevrilmez. Artık alay ettikleri şey kendilerini bütün gerçekliğiyle kuşatmış olur.

Mehmet Okuyan

Onlardan azabı sayılı (belirli) bir süreye [*] kadar ertelesek, mutlaka “Onu(n gelmesini) engelleyen nedir?” derler. Dikkat edin! Kendilerine azap geldiği gün, bir daha onlardan uzaklaştırılacak değildir. [*] Alay etmekte oldukları şey, onları çepeçevre kuşatmış (olacak)tır.

Mehmet Türk

Yemin olsun! Eğer onlardan azabı bir süreye¹ kadar ertelesek, (bu defa da) kesinlikle: “Onu alıkoyan (sebep) nedir?” diyecekler. Şunu iyi bilin ki; o (azap) onlara geldiği gün (bir daha) asla geri çevrilmez ve alaya aldıkları o şey de onları, çepeçevre kuşatı(veri)r.

Muhammed Esed

Ve ayrıca, onların (hak ettiği) azabı [tarafımızdan] belirlenmiş bir vakte kadar ertelesek ¹³ hemen şöyle derler: “Onun [hemen gerçekleşmesini] önleyen ne?” ¹⁴ Bilin ki, o Gün (o sözü geçen azap) onların başına geldiği zaman, onu kendilerinden uzak tutacak hiçbir güç olmayacak; ve alay edip durdukları şey onları kuşatıp bunaltacaktır. ¹⁵

Mustafa Çavdar

Şayet onlardan o azabı belli bir süre ertelersek: – Onu engelleyen nedir, derler. İyi bilin ki o azap geldiği gün onu onlardan savuşturacak hiçbir güç olmayacak ve hafife aldıkları şey kendilerini çepeçevre kuşatacaktır. 16/61, 18/58- 59, 35/45

Ahmet Tekin

Eğer biz onlara azâbı belli bir süre ertelesek, andolsun: “Onun hemen gerçekleşmesini engelleyen nedir?” derler. Bilin ki, azap onlara geldiği gün, kendilerinden geri çevrilecek değildir. Alay edip durdukları şeylerin gücü de kendilerini abluka altına almış olacaktır, işlerini bitirecektir.

Mustafa İslamoğlu

Ama eğer onların cezasını sayılı bir süreye[¹⁶⁹⁷] ertelesek, bu kez de “Onu tutan mı var?” derler. Bakın, o gün geldiğinde, onu onlardan savuşturacak hiçbir güç olmayacak; dahası, alaya aldıkları gerçek onları çepeçevre kuşatacak.[¹⁶⁹⁸]

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve andolsun ki, eğer onlardan azabı sayılı bir müddete kadar geri bırakacak olsak elbette diyeceklerdir ki: «Onu men eden nedir?» Haberiniz olsun ki, onlara geleceği gün, kendilerinden bertaraf edilecek değildir ve kendisiyle istihzâda bulundukları şey, onları ihata edecektir.

Orhan Kuntman

Andolsun ki biz o kafirlerden azabı belli bir süreye kadar erteleyecek olsak, bu kez onlar "O azabı engelleyen sebeb de ne? (Demek ki bize yapılan tehditler boş ve asılsız imiş)" derler. Haberiniz olsun ki, o azap başlarına geldiği gün asla geri çevrilecek (ertelenecek) değildir, alaya aldıkları o şey (o azap) onları çepeçevre kuşatacaktır.

Osman Fırat

Ve şayet onlardan azâbı sayılı bir ümmete ertelesek, derler ki "Onu(azabın gelmesini) tutan nedir?’’. İyi bilin ki, O başlarına geldiği gün, onlardan O geri çevrilmez ve alay ettikleri şey, kendilerini kuşatmış olur.

Şaban Piriş

Şayet azabı onlardan sayılı bir süreye kadar ertelersek:-O'nu engelleyen nedir? derler. Dikkat edin. Alay ettikleri şey onlara geldiği gün; onlardan hiç ayrılmaz ve onları çepeçevre içine alır.

Satıraltı Meal (1534)

Daḫı eger te’ḫīr eylesevüz anlardan ‘aẕābı bir ṣayılmış vaḳta degin, ey‐dürler: Niçün te’ḫīr ider anı bilmiş oluñ ‘aẕāb geldükde anlara? Hergiz ḳaytarılmaz üstlerinden, daḫı vācib olur üstlerine ol nesne ki masḫaralıġaalurlardı.

Suat Yıldırım

Şayet Biz kendilerine azap göndermeyi belirli bir zamana kadar ertelersek: “Bu azabı alıkoyan sebep nedir? ” derler. İyi bilin ki o azap başlarına geldiği gün, artık onlardan geriye çevrilmez ve alaya aldıkları o azap, kendilerini çepeçevre kuşatmış olur. ”

Süleyman Ateş

Andolsun onlardan azabı sayılı bir ümmete (belli bir süreye) ertelesek, "Onu tut(up bize gelmesine engel ol)an nedir?" derler. İyi bilin ki, o (azab) başlarına geldiği gün, bir daha onlardan geri çevrilmez ve alay ettikleri şey, kendilerini kuşatmışolur.

Süleyman Tevfik (1927)

Eğer onlardan, bir vakt-i merhûna kadar, 'azâbı te'hîr itsek (istihzâ ile) "Bu 'azâbı gelmekden ne men' itdi" dirler. Âgâh olun ki: O 'azâb kendilerine geldiği gün onları dört taraflarından ihâta ider.

Süleymaniye Vakfı

Onlara vereceğimiz azabı belli bir süre ertelesek “Onu tutan ne ki?” derler. Şunu bilin ki azap geldiği gün onlardan savılacak değildir. Hafife aldıkları o şey başlarına gelecektir.

Ahmet Varol

Onlardan azabı sayılı bir süre için geciktirsek mutlaka: "Onu alıkoyan nedir?" derler. Haberiniz olsun ki, o geldiği gün artık kendilerinden geri çevrilmez ve alaya aldıkları şey onları kuşatmış olur.

Ümit Şimşek

Onlara göndereceğimiz azabı belirli bir zamana erteleyecek olsak, bu defa da “Onu alıkoyan ne?” derler. Heyhat! Azap başlarına geldiği gün, bir daha asla geri çevrilecek değildir; artık alaya aldıkları şey kendilerini çepeçevre kuşatmıştır.

Yaşar Nuri Öztürk

Ve eğer onlardan azabı, belirlenmiş bir süreye kadar ertelesek, mutlaka şöyle diyeceklerdir: "Onu erteleyen de ne?" Gözünüzü açın, azap onlara geldiği gün, kendilerinden geri çevrilecek değildir. Ve alay edip durdukları şey, kendilerini sarmış olacaktır.

Ali Bulaç

Andolsun, onlardan azabı sayılı bir topluluğa (veya belirli bir süreye) kadar ertelesek, mutlaka: 'Onu alıkoyan nedir?' derler. Haberiniz olsun; bunun geleceği gün, onlardan geri çevrilecek değildir ve alaya almakta oldukları şey de kendilerini çepeçevre kuşatacaktır.

Ali Fikri Yavuz

Eğer ilerideki belirli bir müddete kadar kendilerinden azabı geciktirirsek, o vakit de muhakkak (alay tarzında) şöyle derler: “- Bu azabın inişini engelliyen nedir?” Bilsinler ki, azap onlara geleceği gün, kendilerinden çevrilecek değildir. O alay ettikleri azab da kendilerini sarmış bulunacaktır.

Bahaeddin Sağlam

Eğer sayılı bir müddete kadar onlardan azabı geciktirsek, “Bu azabın gelmesini engelleyen nedir?” diye soracaklar. İşte azabın onlara geleceği gün, asla onlardan geri çevrilmeyecektir. Ve alaya aldıkları (azap,) onları kuşatacaktır.

Bayraktar Bayraklı

Andolsun, eğer biz onlardan azabı sayılı bir süreye kadar ertelersek, elbette, “Onun gelmesini engelleyen nedir?” derler. Bilesiniz ki, kendilerine azap geldiği gün, bir daha onlardan uzaklaştırılacak değildir. Alay etmekte oldukları şey, onları çepeçevre kuşatmış olacaktır.