Diğer Türkçe mealler
Abdulbaki Gölpınarlı
Emrimiz gelince Şuayb'i ve onunla beraber inanmış olanları, bizden bir rahmet olarak kurtardık, zulmedenleriyse bir bağırış kavrayıverdi ve hepsi de yurtlarında diz çökmüş bir halde helak oluverdi.
Besim Atalay (1965)
Buyrumumuz gelince, inanmış olanlarla bile, Şuayb'ı rahmetimizle kurtardık, zalimlere bir gürültü çattı ki, yüzü kuylu serildiler, yurtlarında yerlere
Cemal Külünkoğlu
Nihayet (azap) emrimiz gelince Şuayb'ı ve onunla birlikte iman edenleri katımızdan bir rahmetle kurtardık. Zulüm ve haksızlık içinde olanları korkunç bir gürültü yakaladı; öyle ki, kendi yurtlarında/evlerinde dizüstü yığılıp kaldılar.
Cemil Said (1924)
’Azâb emrimiz geldiği vakit rahmetimiz ile Şu’ayb’ı ve ânınla berâber îmân idenleri kurtardık. Zâlimleri şiddetli bir ra’şe yakaladı, irtesi güni hepsini hânelerinde ölmüş buldılar.
Diyanet Vakfı
Emrimiz gelince, Şuayb'ı ve onunla beraber iman edenleri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık; zulmedenleri ise korkunç bir gürültü yakaladı da yurtlarında diz üstü çökekaldılar.
Edip Yüksel
Emrimiz gelince Şuayb'ı ve kendisiyle beraber inanmış olanları bizden bir rahmetle kurtardık. Zulmedenleri korkunç gürültü yakaladı; yurtlarında çöküp kaldılar.
Elmalılı Hamdi Yazır
Vaktâ ki emrimiz geldi Şuaybı ve ma'ıyyetinde iyman edenleri tarafımızdan bir rahmet ile kurtardık, o zulmedenleri ise, sayha yakaladı da diyarlarında çöke kaldılar
Elmalılı (Sadeleştirilmiş)
Ne zaman ki, emrimiz geldi, Şu'ayb ve beraberindeki müminler, tarafımızdan bir rahmet sayesinde kurtuldular. Ve o zalimleri korkunç bir gürültü yakaladı da oldukları yerde çöküp kaldılar.
Emrah Demiryent
(Nihâyet azap) emrimiz gelince Şuayb’ı ve beraberindeki mü’minleri, tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Zulmedenleri/kâfirleri ise o korkunç sayhâ yakaladı da yurtlarında diz üstü çöküp kaldılar (helâk oldular).
Abdullah-Ahmet Akgül
(Artık intikam vakti ve azap) Emrimiz geldiği zaman, tarafımızdan bir rahmetle Şuayb’ı ve onunla birlikte iman edenleri kurtardık; o zulmedenleri (ise) dayanılmaz korkunç bir çığlık (sayha) yakaladı da kendi yurtlarında diz üstü çökmüş (ve hepsi ölmüş) olarak sabahlamışlardı.
Erhan Aktaş
Hükmümüz gerçekleşince Şu'ayb'ı ve onunla birlikte iman etmiş olanları, Tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Zulmedenleri de dehşete düşürücü bir ses yakaladı. Yurtlarında dizüstü çökmüş olarak sabahladılar.
Eski Anadolu Türkçesi
daħı ol vaķt kim geldi buyruġumuz ķurtarduķ şu'ayb’ı daħı anları kim įmān getürdiler anuñ-ile raḥmet-ile bizden. daħı duttı anları kim žulm eylediler ün pes oldılar illeri içinde gögüz üzere yatıcılar.
Hasan Basri Çantay
Vaktaki (azâb) emrimiz geldi. Hem Şuaybı, hem onun maiyyetinde îman etmiş olanları, bizden bir esirgeme olarak, kurtardık. Zulmedenleri ise korkunç bir ses yakaladı da yurdlarında diz üstü çöke kaldılar (helak oldular).
Hayrat Neşriyat
Nihâyet (azab) emrimiz gelince, Şuayb'ı ve berâberindeki îmân edenleri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık; zulmedenleri ise o korkunç ses yakaladı da bulundukları yerde çöküp kalmış kimseler oldular.
İhsan Aktaş
(Azap) emrimiz gelince, Şuayb’ı ve beraberinde iman etmiş olanları tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. O zulmetmiş olanları ise, bir sayha (korkunç bir gürültü, sarsıntı ve patlama) yakalayıverdi de yurtlarında çöküp helâk oldular. *
İlyas Yorulmaz
Azap emrimiz onlara geldiğinde, Şuayb ve onunla birlikte iman edenleri, bizden bir rahmet olarak kurtardık. Arkasından şiddetli bir ses dalgası, zulmedip haksızlık yapanları yakaladı ve bulundukları yerde dizlerinin üstlerine çöke kaldılar.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
Buyruğumuz erişince Şuayb’ı, onunla birlikte inananları esirgeyiciliğimizle kurtardık. Kıyıcılar ise korkunç bir haykırış işittiler, oldukları yere yüzü koyun düşüp öldüler.
İsmail Hakkı İzmirli
Vaktaki fermanımız geldi, Şuayb/ı onunla beraber iman getirenleri merhametimizle kurtardık, zalim olanlar korkunç bir sese giriftar oldular, yurtlarında yüzüstü düştüler.
İsmail Yakıt
Emrimiz/buyruğumuz gelince, Şuayb’ı ve onunla beraber inananları katımızdan bir rahmetle kurtardık. Zulmedenleri ise o korkunç ses yakaladı ve evlerinde diz üstü çökekaldılar.³⁶
Kadri Çelik
Buyruğumuz gelince, Şuayb'ı ve beraberindeki iman edenleri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Zulmedenleri bir çığlık yakaladı da yurtlarında dizüstü çökmüş kimseler olarak sabahladılar.
Abdullah Parlıyan
Azap emrimiz gelince, Şuayb'ı ve onunla beraber iman edenleri, bizden bir rahmetle kurtardık. Varoluş gayesine aykırı davrananları, bir ses ve gürleme yakalayıverdi. Öyle ki, kendi yurtlarında dizlerinin bağı çözülüp cansız yere yığılıp kaldılar.
Kuran Yolu
Emrimiz gelince, Şuayb’ı ve onunla beraber iman edenleri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık; haksızlık edenleri de korkunç bir gürültü yakaladı, yurtlarında diz üstü çöküp kaldılar.
Mahmut Kısa
Ve nihâyet azap emrimiz gelip çatınca, Şuayb’ı ve beraberindeki müminleri sonsuz rahmetimizle kurtardık; zulüm ve haksızlık yapanlara gelince,her şeyi yıkıp yok eden korkunç bir gürültü çarpıverdi onları; böylece kendi yurtlarında oldukları yere cansız bir hâlde serilip kaldılar! Öyle ki:
Mahmut Özdemir
Emrimiz geldiğinde bizden bir rahmetle Şuayb’i ve onunla birlikte inanmış kimseleri kurtardık. Zulmetmiş olanları Sayha / Yüksek Ses yakaladı. Yurtlarında cansız olarak yığılıp kaldılar.
Mehmet Çakır
Yıkım fermanımız gelince, Şuayb’ı ve onun safında yer alan müminleri, acıdığımız için kurtardık. Saygısızlar ise, büyük bir ses patlamasıyla şok oldular. Hepsi köşkleri içerisinde, büzüşüp kaldılar.
Mehmet Çoban
Onlara azap emrimiz gelince Şuayb’ı ve onunla beraber olanları kurtardı! İnkâr ederek kendilerine zulmedenleri korkunç bir ses yakaladı. Yurtlarında çöküp kaldılar. Yaşamlarından sadece izleri kaldı.
Mehmet Okuyan
94,95. (Azap) emrimiz gelince, Şuayb’ı ve onunla birlikte iman edenleri tarafımızdan bir merhametle (azaptan) kurtarmıştık. Haksızlık edenleri de o korkunç ses yakalamış ve sanki orada hiç oturmamışlar gibi yurtlarında diz üstü (hareketsiz) kalmışlardı. [*] Dikkat edin! Semûd (kavmi Allah’ın merhametinden) uzak olduğu gibi Medyen (kavmi) de uzak kılınmıştı.
Mehmet Türk
(Helâk) emrimiz gelince, tarafımızdan bir rahmetle Şuayb’ı ve onunla birlikte îman edenleri kurtardık ve o zâlimleri korkunç bir ses yakaladı ve onlar yurtlarında yere yüzüstü çakılarak, helâk oldular.
Muhammed Esed
Ve derken, hükmümüz vaki olunca, katımızdan bir rahmetle Şuayb’ı ve o’nunla aynı inancı paylaşanları kurtardık; zulüm ve haksızlık içinde olanları ise bir sayha, bir gürlemeyle tepeledik; öyle ki, kendi evlerinde cansız yere yığılıp kaldılar, ¹²⁸
Mustafa Çavdar
Nihayet cezalandırma emrimiz gelince, Şuayb’i ve onunla beraber iman edenleri katımızdan bir rahmetle kurtardık. O zalimleri ise korkunç bir ses yakalayıverdi ve yurtlarında diz üstü cansız olarak yığılıp kaldılar. 10/103, 30/47, 40/51
Ahmet Tekin
Planımız, azâbımız gerçekleşirken, Şuayb ve onunla birlikte iman edenleri, tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Şiddetli bir gürleme halinde âni bir darbe haksızlık edenlerin, zulmedenlerin işini bitirdi. Sabahleyin yurtlarında yere çarpılarak çakılıp kalanlar oldular.
Mustafa İslamoğlu
Derken emrimizin (infaz) vakti geldi: Şuayb’i ve onunla aynı inancı paylaşan kimseleri katımızdan bir rahmet sayesinde kurtardık, zulme gömülüp gidenleri malum sayha[¹⁷⁹⁵] ansızın yakalayıverdi; öz yurtlarında cansız donakaldılar:
Ömer Nasuhi Bilmen
Vaktâ ki emrimiz geldi. Şuayb'ı ve O'nunla beraber imân etmiş olanları Bizden bir rahmet ile necâta erdirdik ve zulmetmiş olanları ise bir korkunç gürültü yakaladı. Artık yurtlarında çökekalmışlar olarak sabahladılar.
Orhan Kuntman
Azap emrimiz gelince Şuayb'ı ve onunla beraber iman etmiş olanları katımızdan bir rahmet ile kurtardık, o zalimleri ise korkunç bir ses yakaladı ve yurtlarında dizüstü çöke kaldılar.
Osman Fırat
Emrimiz geldiği zaman, Şu’ayb’i ve onunla beraber iman etmiş olanları bizden bir rahmet ile kurtardık; zulmedenleri de o korkunç sayha (ses ) yakaladı, yurtlarında cansız ceset olarak kala kaldılar.
Şaban Piriş
Emrimiz gelince, Şuayib'i ve beraberindeki mü'fminleri katımızdan bir rahmetle kurtardık. Zalimleri bir çığlık yakaladı. Oldukları yerde yapışıp kaldılar.
Satıraltı Meal (1534)
Ol vaḳt kim geldi anlara buyruġumuz, ḳurtarduḳ Şu‘aybı özi‐y‐le īmāngetürenleri, daḫı bizüm raḥmetümüzle. Daḫı helāk eyledi ẓālimleriCebrā’īl ṣayḥası. Pes ṣabāḥ olduḳda evlerinde dizlerin urup öldiler.
Suat Yıldırım
94, 95. Azap emrimiz gelince, tarafımızdan bir lütuf olarak Şuayb ve beraberindeki müminleri o azaptan kurtardık. Zulmedenleri ise o korkunç ses bastırıverdi de diyarlarında çökekaldılar. Sanki hiç orada yaşamamış gibi oldular. . . Evet, Semûd halkı defolup gittiği gibi Medyen halkı da defoldu gitti!
Süleyman Ateş
Emrimiz gelince, Şu'ayb'i ve onunla beraber inanmış olanları bizden bir acıma ile kurtardık; zulmedenleri de o korkunç ses yakaladı, yurtlarında çöküp kaldılar.
Süleyman Tevfik (1927)
Vaktâ ki emrimiz (helâklerine hüküm ve kazâmız) geldi. Şu'ayb'i ve onunla berâber mü'minleri kemâl-i rahmetimizden kurtardık ve nefislerine zulüm idenleri şiddetli sayha ahz ve helâk itdi. Hânelerinde yüzüsti düşüb telef oldılar.
Süleymaniye Vakfı
Emrimiz gelince Şuayb’ı ve onunla beraber inanmış olanları ikramımızla kurtardık. Yanlış yapanları ise dehşet bir ses yakaladı da yurtlarında diz çöküp kaldılar.
Ahmet Varol
Emrimiz gelince tarafımızdan bir rahmetle Şuayb'ı ve onunla birlikte iman etmiş olanları kurtardık. Zulmedenleri de bir çığlık aldı ve yurtlarında diz çöküp kaldılar.
Ümit Şimşek
Emrimiz geldiğinde, Şuayb'ı ve onunla birlikte iman edenleri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Zulmedenleri ise o korkunç ses yakaladı da yurtlarında yüzüstü serilip kaldılar.(17)
Yaşar Nuri Öztürk
Emrimiz gelince Şuayb'ı ve onunla birlikte iman edenleri bizden bir rahmetle kurtardık. Zulmedenleri o yüksek titreşimli sayha yakaladı da öz yurtlarında yere çömelmiş hale geldiler.
Ali Bulaç
Emrimiz geldiği zaman, tarafımızdan bir rahmetle Şuayb'ı ve O'nunla birlikte iman edenleri kurtardık; o zulmedenleri dayanılmaz bir ses sarıverdi de kendi yurtlarında dizüstü çökmüş olarak sabahladılar.
Ali Fikri Yavuz
Azab emrimiz gelince, Şuayb'ı ve beraberinde iman edenleri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. O zulmedenleri ise, korkunç bir gürültü yakaladı da yurdlarında çöküp helâk oldular.
Bahaeddin Sağlam
Emrimiz geldiğinde, Şuayb ve onunla beraber inananları Bizden bir rahmet ile kurtardık. Ve o zalimleri bir ses ve patlama yakalayıverdi, evlerinde yığılıp kaldılar.
Bayraktar Bayraklı
Emrimiz gelince, Şu‘ayb'ı ve onunla beraber iman edenleri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık; zulmedenleri ise korkunç bir gürültü yakaladı da yurtlarında diz üstü çöke kaldılar.