99. Ayet
وَاُتْبِعُوا ف۪ي هٰذِه۪ لَعْنَةً وَيَوْمَ الْقِيٰمَةِۜ بِئْسَ الرِّفْدُ الْمَرْفُودُ
Onlar, hem bu dünyada, hem de kıyamet gününde lânete uğratıldılar. Ne kötü destektir onlara verilen destek!
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
وَاُتْبِعُوا ف۪ي هٰذِه۪ لَعْنَةً وَيَوْمَ الْقِيٰمَةِۜ بِئْسَ الرِّفْدُ الْمَرْفُودُ
Onlar, hem bu dünyada, hem de kıyamet gününde lânete uğratıldılar. Ne kötü destektir onlara verilen destek!
Burada da lanete uğradılar, kıyamet gününde de. Şu bağışlanan bağış, ne de kötü bağıştır.
Hem bu dünyada, hem de kıyamet günü, lanet bırakmaz onları; onlara verilen ne kötü bir veriştir
Çarpıldıkları azaba ilave olarak hem dünyada hem de ahirette lânete uğramışlardır. Ne kötü bir ikramdır onlara verilen bu ikram.
Dünyâda ve âhiretde la’nete dûçâr olan bu kavim içün kıyâmet güni ânlara ne fenâ hediye vardır.
Onlar burada da, kıyamet gününde de lânete uğratıldılar. (Onlara) verilen bu armağan ne kötü armağandır!
Burada da, ahirette de peşlerine lanet takılmıştır. Aldıkları armağan ne kötü armağandır!
Hem burada arkalarından bir lâ'netle ta'kıb edildiler hem Kıyamet günü, bu vurulan destek ne fena destektir
Hem burada, hem de kıyamet gününde lanetle izlendiler. Onlara verilen bu karşı destek ne fena bir destektir!
Onlar burada da hesap gününde de lânete uğratıldılar. (Onlara) yapılan yardım ne de kötü bir yardımdır!” (Müstahak oldukları üzere lânet üstüne lânete uğradılar!)
Onlar burada (dünyada) da, kıyamet gününde de lanete tâbi tutuluverdiler. (Onlara) Verilen (geçici) imkân ve bağış (küfür ve zulüm fırsatı), ne kötü bir bağış ve destektir. (Keşke düşünüp bilselerdi.)
Bu dünyada da Kıyamet Günü'nde de lanete uğratıldılar. Paylarına düşen ne kötü bir paydır.
daħı uydurınıldılar işbunda la'net ya'nį ġarķ olmaķ daħı ķıyamet güni. ne yavuzdur arķa yā 'ata virmek arķa virinilmiş yā 'ata virinilmiş.
Burada da, kıyaamet gününde de lâ'nete tâbi tutuldular onlar. (Kendilerine) verilen bu vergi ne kötü vergidir!
(Onlar) hem burada (dünyada), hem de kıyâmet gününde lâ'nete tâbi' tutuldular.(Onlara) yapılan bu ikram, ne kötü ikramdır!
Ve onlar (Firavun ve ona uyanlar) burada (bu dünyada) dışlanmaya tabi tutuldular, Kıyamet gününde de (onunla tepelenecekler). Ne kötü bir bağıştır (onlara) verilen bu bağış!
Onlar kendilerini bu lanet yere sürükleyecek şeylere uydular ve kıyamet gününde de paylarına düşen ne kadar kötüdür.
Onlar bu dünyada da, kıyamet gününde de lanete uğradılar. Onlara verilen de ne kötü bir verintidir.
Burada da, kıyamet gününde de lânet arkalarından gitmiştir. Onlara verilen vergi ne kötü bir vergidir l.
Onlar hem bu dünyada hem de kıyamet günü lanete tabi tutulurlar. Ne kötü bir armağandır o verilen armağan!
Onlar, burada da kıyamet gününde de lanetle izlendiler. Pek de kötü bir bağıştır, bu verilen bağış!
Öyle ya, bu dünyada Allah'ın laneti kovaladı durdu onları, kıyamet gününde de aynen öyle olacak. Onlara verilen bu bahşiş ve yardım ne kötüdür.
Onların burada da kıyamet gününde de lânet peşlerini bırakmadı; verilen “ödül” ne kötü!
Böylece, hem bu dünyada, hem de Mahşer Gününde, asla yakalarını bırakmayacak bir lânet takıldı peşlerine! Bakın ve ibret alın; ne kötü bir armağandır, onlara verilen bu armağan!
Lanetlenerek bunda da takip edildiler, Kıyâmet günü’nde de! Merfûd / Verilen Destek, ne kötü Destek’tir (Rifd’dir)!
Hem bu dünyada hem öbüründe laneti hakettiler. Eyvaah! hak edene bak, hakedilene bak...
Onlar kıyamet günü cezaya uğratıldılar. Onların ödülü ne kötü bir ödüldür.
Onlar burada (dünyada) da kıyamet gününde de lanete uğratıldılar. [*] (Onlara) verilen bu armağan ne kötü armağandır! [*]
Onlar, bu (dünyada) da, kıyamet gününde de lânete tabi tutulurlar. (Bunlara) bahşiş (olarak verilen lânet) ne kötü bir bahşiştir.¹
Öyle ya; burada [bu dünyada, Allah’ın] lâneti kovaladı durdu onları, Kıyamet Günü’nde de [onunla tepelenecekler:] ¹³⁰ ne kötü bir pay, bu paylarına düşen!
Burada lanete uğradılar kıyamet günü de uğrayacaklar. Ne berbat bir paydır paylarına düşen. 40/46
Onlar bu dünyada da, Kıyamet gününde de lânete uğratıldılar. Onlara verilen armağan ne kötü bir armağandır.
Sonuçta peşlerine burada da bir lânet takıldı, Kıyamet Günü’nde de... Yardım da, yardım edilen de ne berbattır![¹⁸⁰⁰]
Burada da bir lânete tâbi tutuldular, Kıyamet gününde de. Ne kötü bir yardımdır bu yapılmış olan yardım.
Onlar dünyada da, ahirette de lanete uğradılar! Bu (katmerli lanete uğrama) ne kadar kötü bir sonuçtur,
Ve onlar, hem bu dünyada, hem de kıyamet gününde lânete uğratıldılar. (Fir’avn’nın kendilerine sunduğu) bu hediye ne kötü bir hediyedir.
Hem burada da kıyamet gününde de lanete uğrarlar. Bu ne kötü bir bağıştır.
Bu dünyāda la‘net oldı anlara, āḫiretde daḫı mel‘ūnlardur. Ne yaman ‘aṭāoldı anlara ol la‘net.
Bu dünyada da, kıyamet gününde de lânetle kovalandılar. Peşlerindeki destek, ne kötü bir destek! [28, 42; 40, 46]
Bu dünyada da (onların) ardına la'net takılmıştır, kıyamet gününde de (burada da la'netle anılacaklardır, ahirette de)! Bu vergi, ne kötü bir vergidir!
Bu dünyâda ve yevm-i kıyâmetde dûçâr-ı la'net olurlar. Bu, onlara ne çirkin bir bahşişdir.
Onlar bu dünyada da (mezardan) kalkış gününde de dışlanmışlardır (lanetlenmişlerdir). Ne kötü ikramdır o ikram!
Onlar burada da, kıyamet gününde de lanete uğratıldılar. (Onlara) verilen bu bağış ne kötü bir bağıştır!
Bu dünyada da onlar lânete uğradılar, kıyamet gününde de. Ne kötü bir ikramdır onlara sunulan!
Peşlerine lanet takılmıştır: Hem burada hem kıyamet gününde ne kötü destektir o arkalarına takılmış olan!
Onlar, burda da, kıyamet gününde de lanete tabi tutuldular. (Bu) Verilen bağış, ne kötü bir bağıştır.
Hem burada (dünyada), hem de kıyamet gününde bir lânete uğratıldılar. Onlara verilen bu bahşiş ne kötü bir bahşiştir!...
Peşlerinde, bu dünyada da lanet yağdı, kıyamet günü de. Verilmiş en kötü armağan işte o lanettir!
Hem burada hem kıyamet gününde peşlerine lanet takılmıştır. Ne kötü destektir o arkalarına takılmış olan!