Yusuf Suresi 31. Ayet

Arabic Uthmani · Diyanet İşleri

31. Ayet

فَلَمَّا سَمِعَتْ بِمَكْرِهِنَّ اَرْسَلَتْ اِلَيْهِنَّ وَاَعْتَدَتْ لَهُنَّ مُتَّكَـًٔا وَاٰتَتْ كُلَّ وَاحِدَةٍ مِنْهُنَّ سِكّ۪ينًا وَقَالَتِ اخْرُجْ عَلَيْهِنَّۚ فَلَمَّا رَاَيْنَهُٓ اَكْبَرْنَهُ وَقَطَّعْنَ اَيْدِيَهُنَّ وَقُلْنَ حَاشَ لِلّٰهِ مَا هٰذَا بَشَرًاۜ اِنْ هٰذَٓا اِلَّا مَلَكٌ كَر۪يمٌ

Kadın, bunların dedikodularını işitince haber gönderip onları çağırdı. (Ziyafet düzenleyip) onlar için oturup yaslanacakları yer hazırladı. Her birine birer de bıçak verdi ve Yûsuf’a, “Çık karşılarına” dedi. Kadınlar Yûsuf’u görünce, onu pek büyüttüler ve şaşkınlıkla ellerini kestiler. “Hâşâ! Allah için, bu bir insan değil, ancak şerefli bir melektir” dediler.

Diğer Türkçe mealler

Abdulbaki Gölpınarlı

Dedikodularını duyunca davet etti onları ve dayanacak şeyler getirdi, sofra çıkardı ve her birine birer bıçak verdi ve Yusuf'a, görün şunlara, gel dedi. Kadınlar, onu görünce şaşırdılar, meyve yerine ellerini doğradılar ve tenzih ederiz Allah'ı dediler, haşa bu insan değil, olsaolsa büyük ve şerefli bir melek.

Besim Atalay (1965)

Bunların sözlerini kadın işittiğinde, çağırdı evine o kadınları, birer koltuk hazırladı, sofrada, herbirine birer bıçak dağıttı, Yusuf'a da «Gel!» dedi; kadınlar Yusuf'u gördüklerinde şaşaladılar, ellerini kestiler, dediler ki: «Olmaya ki Allahım, bu insan değil ancak güzel bir melek !»

Cemal Külünkoğlu

(Azizin karısı Züleyha) onların bu tür dedikodularını işitince (bir davetçi) gönderip onları çağırdı. Onlar için oturup yaslanacakları bir yer hazırladı. Her birine birer de bıçak verdi ve Yusuf'a: “Çık karşılarına” dedi. Kadınlar Yusuf'u görünce güzelliği karşısında büyülendiler (şaşkınlıklarından) ellerini kestiler ve “Allah'ım, sen ne büyüksün! Bu bir insan değil, ancak saygın bir melektir” dediler.

Cemil Said (1924)

’Azîz’in zevcesi bunları işidince kadınları da’vet itdi bir ziyâfet tertîb itdi ve her birine bir bıçak virdi sonra Yûsuf’a gelmesini söyledi kadınlar Yûsuf’ı görince meclûb oldılar şaşkınlıkla parmaklarını kesdiler "Bu insân değil güzel bir melekdir" didiler.

Diyanet Vakfı

Kadın, onların dedikodusunu duyunca, onlara dâvetçi gönderdi; onlar için dayanacak yastıklar hazırladı. Onlardan herbirine bir bıçak verdi. (Kadınlar meyveleri soyarken Yusuf'a): «Çık karşılarına!» dedi. Kadınlar onu görünce, onun büyüklüğünü anladılar. (Şaşkınlıklarından) ellerini kestiler ve dediler ki: Hâşâ Rabbimiz! Bu bir beşer değil... Bu ancak üstün bir melektir!

Edip Yüksel

Kadın, onların dedikodusunu işitince onları davet etti. Onlar için konforlu yerler hazırladı. Her birine birer bıçak verdi. (Kadınlar, meyvelerini soymakla meşgul iken Yusuf'a:) "Onların huzuruna çık," dedi. Kadınlar onu görünce, öyle etkilendiler ki ellerini kestiler ve: "ALLAH korusun, bu bir insan değil; bu ancak asil bir melektir," dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Vaktâ ki bunların gizliden gizliye dedikodularını işitti, onlara da'vetçi gönderdi ve onlar için dayalı döşeli bir sofra hazırladı ve her birine bir bıçak verdi, beriden de çık karşılarına dedi, hepsi onu görür görmez çok büyüttüler, kendilerinin ellerini doğradılar ve hâşâ, dediler, Allah için bu bir beşer değil, mahzâ bir Meleki kerîm.

Elmalılı (Sadeleştirilmiş)

Azizin karısı, onların gizliden gizliye dedikodu yaydıklarını işitince, onlara davetçi gönderdi ve onlara mükellef bir sofra hazırladı. Her birine bir bıçak verdi, beri taraftan da Yusuf'a "çık karşılarına" dedi. Görür görmez hepsi onu gözlerinde çok büyüttüler ve (şaşkınlıkla) ellerini kestiler. Dediler ki: "Hâşâ! Allah için, bu bir insan değil, olsa olsa yüce bir melektir."

Emrah Demiryent

(Vezirin karısı) onların düzenlerini (kendisi hakkında yaptıkları dedikoduları) işitince, onlara (saraya davet etmek üzere bir davetçi) gönderdi. (Sarayda) onlara oturup dayanacakları yastıklar/yerler hazırladı ve onların her birine (sofradaki meyveleri soymaları için keskin) bıçaklar verdi. (Kadınlar, tabaklarındaki meyveyi yemek üzere bıçakla kesmeye başlayınca, vezirin karısı Yûsuf’a,) “*Çık, karşılarına!” dedi. Böylece onlar, onu (Yûsuf’u) görünce (gözlerinde) büyüttüler de (şaşkınlıklarından/hayranlıklarından, farkına bile varmadan) ellerini kestiler ve “*Hâşe lillah! Bu bir beşer değil! Bu (olsa olsa) ancak çok değerli bir melektir!” dediler.

Abdullah-Ahmet Akgül

(Aziz’in karısı Züleyha) Onların (dediklerini ve) düzenlerini işitince, onlara (bir davetçi) yolladı, (kendilerine yastık gibi) oturup dayanacakları yerler hazırladı ve her birinin önüne (sofradaki meyveleri soymaları için keskin) bıçaklar bıraktı. (Yusuf’a da:) "Çık, onlara (görün ve kadınların karşısında yürü)" dedi. Böylece onlar onu (olağan dışı güzellikte) görünce (insanüstü bir varlıkmış gibi gözlerinde) büyütmüşler, (şaşkınlıklarından) ellerini kesmişler ve: "Allah’ı tenzih ederiz; bu bir beşer değildir. Bu, ancak üstün değerli bir melektir" demişlerdi.

Erhan Aktaş

Kadın dedikoduları işitince, onları davet etti, onlar için güzel bir ortam ve ziyafet hazırlayarak her birine birer bıçak verdi. Yûsuf'a “Kadınların karşılarına çık.” dedi. Kadınlar, gördükleri karşısında adeta büyülendiler; şaşkınlıkla ellerini kestiler. “Aman Allah'ım! Bu bir beşer¹ değil, bu ancak şerefli bir melektir.” dediler.

Eski Anadolu Türkçesi

pes ol vaķt kim ışiddi zelįħā yavuz śanmaġını anlaruñ viribidi anlara ya'nį ķıġırdı daħı yaraķladı anlaruñ içün söylenecek nesene daħı virdi her birisine anlardan bıçaķ daħı eyitti “çıķ ya'nį iy yūsuf anlaruñ üzere!” pes ol vaķt kim gördiler anı ulu gördiler anı daħı kesdiler ellerini daħı eyittiler “aru ŧutmaķdur Tañrı’nuñ degül uşbu ādemį degül uşbu illā firişte görklü yā 'izzetlü .”

Hasan Basri Çantay

Vaktaki (kadın) onların gizliden gizliye yapdıkları dedi koduları işitdi, kendilerine (da'vetci) yolladı, onlar için (rahatça) yaslanacak bir yer (bir de sofra) hazırladı, onlardan her birine birer bıçak verdi. (Yuusufa): «Çık karşılarına» dedi; şimdi onlar bunu görünce kendisini büyük bir varlık olarak tanıdılar, (hayranlıklarından) ellerini kesdiler ve dediler ki: «Allâhı tenzîh ederiz. Bu, bir beşer değildir. Bu, çok şerefli bir melekden başkası değildir».

Hayrat Neşriyat

Sonunda (o kadın) onların gizli dedikodularını işitince, kendilerine (haber) gönderdi ve onlar için yaslanacak bir yer (yastıklar ve bir sofra) hazırladı; herbirine ise birer (keskin)bıçak verdi ve (meyveleri soy maya baş ladıklarında, Yûsuf'a): “Kar şıla rı na çık!” dedi. Bunun üzerine (kadınlar) onu (Yû suf'u) görünce, (eşsiz güzelliğine ve fa zîletine meftûn olarak) onu pek yüce gördüler de (hayranlıklarından farkına bile varmadan) ellerini kestiler ve: “Hâşâ! Allah için, bu bir insan değildir! Bu, ancak çok şerefli bir melektir!” dediler.

İhsan Aktaş

(Kadın) onların düzenlerini işitince, onlara (bir davetçi) yolladı, oturup dayanacakları yerler hazırladı ve her birinin eline (önlerindeki meyveleri soymaları için) bıçak verdi. (Yusuf’a da:) «Çık, onlara (görün)» dedi. Böylece onlar onu (olağanüstü güzellikte) görünce (insanüstü bir varlıkmış gibi gözlerinde) büyüttüler, (şaşkınlıklarından meyve yerine) ellerini (bazı parmak uçlarını) kestiler (çizip yaraladılar) ve: «Allah’ı tenzih ederiz; bu bir beşer değildir. Bu, ancak saygın bir melektir» dediler. *

İlyas Yorulmaz

Azizin karısı, kadınların aralarında aleyhindeki suçlayıcı konuşmaları işitince, kadınlara hazırlık yapıp (davet etti), her birisinin ellerine birer bıçak verdikten sonra, Yusuf’a “Onların yanına çık” dedi. Yusuf’u gördüklerinde, kadınların gözleri şaşkınlıktan kocaman oldu, bıçaklarla ellerini kestiler ve “Allah için, bu bir insan olamaz, bu adam ancak değerli bir melek olmalı” dediler.

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Bu dedikodular kadının kulağına gidince onları çağırdı. Bir sofra kurdu. Ellerine bıçak verdi. Sonra Yusuf’a : "Haydi onların yanına çık" dedi. Kadınlar Yusuf’u görünce kendilerinden geçip ellerini kestiler. Dediler: "Allah’ı ulularız. Bu bir Ademoğlu değil, belki gözleri kamaştıran bir melek."

İsmail Hakkı İzmirli

Vaktaki vezirin karısı o kadınların bu tâyiplerini işitti, onlara haber gönderdi, onları dâvet etti, onlar için bir meclis ve ziyafet hazırladı. Her birinin eline birer bıçak verdi, Yusuf/a da onların huzuruna çık, dedi. Kadınlar Yusuf/u görünce büyüksenerek [¹] ellerini kestiler [²] «— Haşa! [³] bu, insan değildir, bu mükerrem bir melekten başka bir şey değildir» dediler.

İsmail Yakıt

Kadın⁷, aleyhindeki kötü konuşmaları [mekrihinne] işittiğinde onlara haber gönderip evine davet etti. Onlar için dayanacak yastıklar hazırladı ve her birinin ellerine birer de bıçak verdi ve (Yûsuf’a) “Haydi karşılarına çık!” dedi. Kadınlar onu gördü ve (güzelliğine) büyük değer verdiler/hayran kaldılar ve (şaşkınlıktan) ellerini kestiler ve dediler ki: “Hâşâ! Allah için, bu bir insan değil, bu ancak yüce bir melek!”

Kadri Çelik

(Kadın) Onların düzenlerini işitince, onlara (kurye) yolladı, onlar için bir eğlence partisi düzenledi ve her birinin eline (önlerindeki meyveleri soymaları için) bıçak verdi. (Yusuf'a da:) “Çık, onlara (görün)” dedi. Böylece onlar onu görünce (gözlerinde) büyüttüler, (şaşkınlıklarından) ellerini kestiler ve “Allah'ı tenzih ederiz! Bu bir beşer değildir, bu, ancak yüce bir melektir” dediler.

Abdullah Parlıyan

Kadın, onların dedikodu yaparak kendisini dile düşürme düzenlerini işitince, onları davet edip kendileri için mükellef bir ziyafet hazırladı ve herbirinin eline de yiyecekleri eti ve meyveyi kesmek üzere bir bıçak tutuşturdu. Sonra Yûsuf'a: “Çık şimdi onların karşısına!” dedi. Kadınlar onu görünce, güzelliği karşısında şaşırıp kaldılar da onu gözlerinde büyüttüler ve şaşkınlıklarından ellerini kestiler: “Aman Allah'ım!” dediler. “Bu ölümlü bir insan olamaz, olsa olsa gözde bir melektir bu.”

Kuran Yolu

Aziz’in karısı, kadınların dedikodularını duyunca onlara davetçi gönderdi; yaslanmaları için yastıklar hazırladı ve onlardan her birine bir bıçak verdi. (Kadınlar meyvelerini soyarken Yûsuf’a), “karşılarına çık!” dedi. Kadınlar Yûsuf’u görünce güzelliği karşısında şaşırıp kaldılar. Bu yüzden ellerini kestiler ve “Aman Allahım! Bu bir beşer değil, bu ancak seçkin bir melektir!” dediler.

Mahmut Kısa

Vezirin karısı, kadınların kendi aleyhindeki dedikodularını işitince, onlar için dört başı mamur bir sofra hazırlayıp kendilerini yemeğe dâvet etti. Ayrıca her birinin önüne, sunulan meyveleri soymak için birer bıçak koydu. Kadınlar gelip yemeklerini yedikten sonra, tam meyveleri soyarlarken, perde arkasında bekleyen Yûsuf’a gizlice, “Şimdionların karşısına çık!” diye emretti. Kadınlar onu âniden karşılarında görünce,olağanüstü güzelliği karşısında âdetâ büyülendiler; şaşkınlıktan, meyve yerine ellerini kestiler ve “Aman Allah’ım!” dediler, “Bu güzellikteki bir varlık, insan olamaz; olsa olsa, yüce bir melektir bu!”

Mahmut Özdemir

Tuzaklarını işittiğinde onlara (davetçi elçi) gönderdi. Onlar için bir oturum hazırladı. Her birine birer bıçak verdi. “Çık karşılarına!” dedi. Kadınlar onu gördüğünde çok büyüttüler / hayran kalıp çarpıldılar; ellerini kestiler / donup kaldılar. “Hâşâ! Allah için, bu bir beşer değil! Bu çok kerîm / değerli / cömert bir melek!” dediler.

Mehmet Çakır

Hanım, kadınların hakkındaki dedikodularını duyunca, hepsini saraya davet etti. Onlar için sofralar hazırlattı. Her birinin eline bir meyve bıçağı verdi ve Yusuf’a: " çık da hanımlar seni bir görsünler " dedi. Yusuf'u görünce, kendilerini kaybedip ellerini kesen misafir hanımlar: " Aman Allah'ım! Bu insan olamaz. Bu olsa olsa bir melek olabilir. "

Mehmet Çoban

Kadın dedikoduları duyunca; dedikodu eden kadınları evine davet etti. Onlar için dayanacak yastıklar hazırladı. Onlardan her birinin önüne meyve tabaklarını koyarak ellerine bir bıçak verdi. Yusuf’a: "Meyve yerlerken karşılarına çık!" dedi. Kadınlar Yusuf’un fiziğinden etkilendiler. Yusuf’a baygın baygın bakarak elma soymaya çalışıyorlardı. Ellerini kestiler. Dediler ki: "Hâşâ Rabbimiz! Bu bir beşer değil! Bu ancak üstün bir melektir!"

Mehmet Okuyan

(Züleyha) onların dedikodusunu duyunca, [*] onlara (davetçi) göndermiş, onlar için dayanacak yastıklar (iyi bir sofra ortamı) hazırlamış, her birine bir bıçak vermiş, (Yusuf’a da): “Çık karşılarına!” demişti. (Kadınlar) onu görünce, onu (gözlerinde) büyütmüş, (şaşkınlıklarından) ellerini kesmişler ve şöyle demişlerdi: “Haşa, Rabbimiz! Bu, bir insan olamaz. Bu ancak değerli bir melektir!”

Mehmet Türk

Onların dedikodularını işitince, (kadın) onlara (davetçiler) yolladı ve (onlar gelince önlerine) meyve sofrası¹ hazırlayıp her birinin eline birer bıçak verdi. (Yûsuf’a:) “Onların (karşısına) çık.” dedi. Kadınlar onu görünce (gözlerinde o kadar) büyüttüler ki, (şaşkınlıklarından, meyvelerin yerine) ellerini kestiler ve: “Allah’a sığınırız. Bu, bir insan olamaz, olsa olsa üstün bir melek olur.” dediler.

Muhammed Esed

Kadınların bu kötü konuşmaları kulağına değince, kişizadenin karısı, onları davet edip kendileri için mükellef bir ziyafet hazırladı, ²⁸ ve her birinin eline bir bıçak tutuşturdu. Sonra [Yusuf’a]: “Çık [şimdi] onların karşısına!” dedi. Kadınlar o’nu görünce güzelliği karşısında şaşırıp kaldılar ²⁹ ve şaşkınlıklarından ellerini kestiler: “Aman Allahım!” dediler, “Bu ölümlü biri olamaz; olsa olsa gözde bir melek bu!”

Mustafa Çavdar

Azizin hanımı, kadınların kendisi hakkındaki dedikodularını duyunca; onları evine davet etti ve onlara mükellef bir sofra hazırladı. Ve her birinin eline bıçak verdi. O sırada Yusuf’a, “Çık onların yanına.” dedi. Kadınlar onu görünce, onun güzelliğine hayran kalıp kendilerinden geçtiler, o işten ellerini kestiler. Ve: “Aman Allah’ım! Bu bir beşer olamaz olsa olsa harika bir melektir.” dediler. 12/50

Ahmet Tekin

Kadın, onların gizliden gizliye dedikodu yaydıklarını duyunca, onları davet etmek için adamlar gönderdi. Onlara rahat koltuklar, meyva dolu siniler hazırlamıştı. Onların her birine birer bıçak verdi. Yûsuf'a da: “Çık şunların karşılarına” dedi. Onu gördüklerinde, gözlerinde çok büyüttüler. Şaşkınlıktan ellerini kestiler. “Hâşâ, Allah için, bu bir beşer değil, bu ancak, üstün vasıflı bir melek” dediler.

Mustafa İslamoğlu

(Kadın) onların (bu tür) dedikodularını işitince, onları davet ederek kendileri için dayalı döşeli bir ziyafet sofrası hazırladı,[¹⁸⁵⁰] her birinin eline de birer bıçak tutuşturdu ve (Yusuf’a) “Çık karşılarına!” dedi. Hanımlar onu görünce kendilerinden geçip hayran kaldılar;[¹⁸⁵¹] dahası (bu yüzden) ellerini kestiler ve “Olamaz!” dediler, “Aman Allah’ım! Bu bir insan olamaz, olsa olsa bu yüce bir melektir!”[¹⁸⁵²]

Ömer Nasuhi Bilmen

Vaktâ ki, onların gizledikleri dedikodularını işitti, onlara (bir davetci) gönderdi ve onlar için çakı ile kesilecek bir taam sofrası hazırladı. Ve onlardan her birine bir bıçak verdi. Ve (Ey Yusuf!), «Onların karşılarına çık!» dedi. Vaktâ ki O'nu gördüler, O'nu pek büyüttüler ve kendi ellerini kesiverdiler ve dediler ki: «Allah Teâlâ'yı tenzih ederiz, bu bir insan değil, bu ancak bir kerîm melektir.»

Orhan Kuntman

Onların dedikodusunu işitince Zeliha onlara birer davetçi yolladı, onlar için rahatça yaslanacakları yastıklar ve meyva dolu sofralar hazırladı ve herbirinin eline birer bıçak da verdi. (Kadınlar meyveleri soyarken Zeliha) "Ey Yusuf karşılarına çık" diye emretti. Kadınlar Yusuf'u gördükleri anda ondaki nurlu güzellik karşısında dona kaldılar ve farkına varmadan kendi ellerini kesiverdiler. Allah'ı tenzih ederiz, haşa!.. bu beşer değil.. olsa olsa ancak bir melek olabilir” dediler.

Osman Fırat

Kadın, bunların (kendisi hakkında) dedikodularını işitince haber gönderip onları çağırdı. (Ziyafet düzenleyip) onlar için oturup yaslanacakları yer hazırladı. Her birine birer de bıçak verdi ve Yûsuf’a, "Çık karşılarına" dedi. Kadınlar Yûsuf’u görünce, onu pek büyüttüler ve şaşkınlıkla ellerini kestiler. "Hâşâ! Allah için, bu bir insan değil, ancak kerim bir melektir" dediler.

Şaban Piriş

Kadınların çekiştirmelerini duyunca onları davet etti. Onlara koltuk hazırladı ve her birine bir bıçak verdi. Yusuf'a 'onların yanına çık!' dedi. Kadınlar, onu görünce kendilerinden geçtiler, ellerini kestiler. ve:-Haşa, Allah için bu bir insan değil, dediler. Bu çok güzel bir melek.

Satıraltı Meal (1534)

Pes ol vaḳt ki Zelīḫā işitdi anlaruñ ġıybetlerini. Gönderdi, anları istedi.Daḫı her birisine birer oturup ṭayanaçaḳ yir eyledi. Her birisinüñ eline birbıçaḳ virdi. Daḫı Yūsufa anlar üstine çıḳ, didi. Ol vaḳt ki Yūsufı gördiler, ulu‐ladılar. Ḥüsnini ‘aẓamet gördiler kendülerinden. Ellerin kesdiler.Daḫı eyitdiler: Ḥāşā ki bu ādem oġlı degüldür illā cemāli kāmil mübārek feriş‐tehdür, didiler.

Suat Yıldırım

Hanım o kadınların kendisi aleyhindeki bu dedikodularını işitince onları konağına dâvet etmek üzere dâvetçi gönderdi. Onlar için mükellef bir sofra hazırlattı. Sofrada, ikram edilen meyveleri soysunlar diye, her misafir için bir de bıçak koydurmuştu. Onlar meyvelerini soyup kesmekle meşgul oldukları sırada, beriden de Yusuf'a: “Çık şimdi onların karşısına! ” dedi. Kadınlar onu görünce hayran kaldılar, onun güzelliğine dalıp gittiklerinden, farkında olmadan kendi ellerini kestiler ve: “Hâşâ! Allah için bu, bir insan olamaz! Bu sadece yüce bir melek! Başka bir şey olamaz! ” dediler.

Süleyman Ateş

(Kadın), onların (dedi-kodu yaparak kendisini dile düşürme) düzenlerini işitince, onlara (adam) gönderdi (yemeğe davet etti). Onlar için dayanacak yastıklar hazırladı ve her birine de birer bıçak verdi. (Yusuf'a): "Çık karşılarına!" dedi. Kadınlar, (önlerine konan meyveleri soyup yemekle meşgul iken) Yusuf'u görünce onu (gözlerinde) büyüttüler, (ona hayranlıklarından ötürü) ellerini kestiler ve: "Allah için, haşa bu, insan değildir; bu ancak güzel bir melektir!" dediler.

Süleyman Tevfik (1927)

'Azîz'in zevcesi bu sözleri işidince onlara haber gönderüb çağırtdı. Onlar içün bir ziyâfet hazırlayub her birine meyve kesmek içün bir bıçak virdi. Ve Yûsuf'a: "Meydâna çık" didi. Yûsuf'ı gördüklerinde kadınlar hayretlerinden tekbir getirdiler ve ellerini kesdiler. Ve "Hâşâ bu insân değildir. Belki kerîm bir melekdir" didiler.

Süleymaniye Vakfı

Dedikoduları kadının kulağına gelince davetçiler gönderdi. Onlara portakal[1] hazırladı; her birine bir bıçak verdi. Sonra Yusuf’a: “Haydi yanlarına çık” dedi. Kadınlar Yusuf’u görünce büyülendiler ve ellerini kestiler. Dediler ki “Olmaz böyle şey[2]! Allah için bu insan değil, olsa olsa değerli bir melek olur.”

Ahmet Varol

Kadın onların düzenlerini duyunca kendilerine (birini) gönderdi. Onlar için dayanacakları koltuklar hazırladı ve her birine bir bıçak verdi. (Yusuf'a): "Çık karşılarına" dedi. Onu gördüklerinde (gözlerinde) büyüttüler, (şaşkınlıktan) ellerini kestiler ve: "Allah'ı tenzih ederiz, bu bir beşer değildir. Bu ancak üstün bir melektir" dediler.

Ümit Şimşek

Azizin hanımı onların dedikodusunu işitince, onlara bir davet verdi. Onlara dayalı döşeli bir sofra hazırladı, herbirinin eline birer bıçak verdi, Yusuf'a da “Yanlarına çık” dedi. Onu gördüklerinde, güzelliğine hayran kaldılar da şaşkınlıkla ellerini kestiler. “Aman Allahım, bu beşer olamaz,” dediler. “Olsa olsa bu büyük bir melektir!”

Yaşar Nuri Öztürk

Kadın onların oyunlarını işitince, onlarla haber gönderdi. Kendilerine, yaslanarak yiyebilecekleri bir sofra hazırladı ve her birine bir bıçak verdi. Yûsuf'a: "Karşılarına çık!" dedi. Nihayet Yûsuf'u görünce onu öylesine yücelttiler ki, kendilerinin ellerini kestiler. Şöyle dediler: "Aman Allah'ım! Bu bir insan değil; asil bir melek bu!"

Ali Bulaç

(Kadın) Onların düzenlerini işitince, onlara (bir davetçi) yolladı, oturup dayanacakları yerler hazırladı ve her birinin eline (önlerindeki meyveleri soymaları için) bıçak verdi. (Yusuf'a da:) 'Çık, onlara (görün)' dedi. Böylece onu (olağanüstü güzellikte) görünce (insanüstü bir varlıkmış gibi gözlerinde) büyüttüler, (şaşkınlıklarından) ellerini kestiler ve: 'Allah'ı tenzih ederiz; bu bir beşer değildir. Bu, ancak üstün bir melektir' dediler.

Ali Fikri Yavuz

Hanım, şehirdeki kadınların kendisini ayıpladıklarını ve dedikodu yaptıklarını işitince, onlara dâvetçi gönderdi. Onlar için dayalı-döşeli bir sofra hazırladı ve her birine bir bıçak verdi. Sonra Yûsuf'a: “- Çık karşılarına” dedi. Kadınlar onu görünce, kendisini çok büyüttüler ve şaşkınlıklarından ellerini kestiler. Allah'ı tenzih ederiz, bu bir insan değildir. Bu, ancak kerîm bir melektir, dediler.

Bahaeddin Sağlam

Bakanın hanımı, o kadınların kendi aleyhinde konuştuklarını işitince, yanına gelmeleri için haber yolladı. Ve onlar için masa üzerinde bir sofra hazırladı. (Onlar gelince) her birinin eline bir bıçak (ve elma) verdi. Yusuf’a da “huzurlarına çık” dedi. Ne zaman ki Yusuf’u gördüler, onu gözlerinde çok büyüttüler ve ellerini kestiler: “Allah için; hâşâ! Bu bir insan değildir. Bu ancak çok güzel bir melektir” dediler.

Bayraktar Bayraklı

Kadın, onların dedikodu şeklindeki oyunlarını işitince, onlara haber gönderdi. Kendilerine, yaslanarak yiyebilecekleri bir sofra hazırladı ve her birine bir bıçak verdi. Yûsuf'a da, “Karşılarına çık” dedi. Nihayet Yûsuf'u görünce onu öylesine yücelttiler ki, bu yüzden bıçakla kendi ellerini kestiler ve şöyle dediler: “Aman Allah'ım! Bu bir insan değil; asil bir melek bu!”