Diğer Türkçe mealler
Abdulbaki Gölpınarlı
Etrafınız kuşatılmadıkça dedi, onu mutlaka geri getireceğinize dair Allah adına bir söz vermezseniz sizinle imkanı yok göndermem onu. Onlar, söz verince de bu dediklerimize Allah tanık olsun dedi.
Besim Atalay (1965)
Babaları dedi ki: «Hepiniz ölmedikçe, bunu bana getirmek üzre, Allahın adına belge vermedikçe, onu sizinle hiç yollayamam»; ona belge verilince dedi: «Allah sözünüze tanıktır»
Cemal Külünkoğlu
Babaları: “Hep birlikte ölüm çemberine düşmeniz ihtimali dışında, onu (Bünyamin'i) kesinlikle geri getireceğinize dair bana Allah adına sağlam bir güvence, bağlayıcı bir söz vermedikçe onu sizinle birlikte göndermem” dedi. Oğullarının istediği güvenceyi vermeleri üzerine (Yakup): “Bu söylediklerimize Allah vekildir” dedi (ve kardeşleri Bünyamin'i onlarla beraber Mısır'a gönderdi).
Cemil Said (1924)
Ya’kûb didi ki: "Feka’l’âde bir hal başınıza gelmediği halde bana sağ sâlim tekrâr getüreceğinize Allâh’ın huzûrunda yemîn itmedikce ânı bırakmıyacağım" Bu va’adde bulundıkları zamân Ya’kûb "Allâh sizin ta’ahhüdâtınıza şâhiddir" didi.
Diyanet Vakfı
(Ya'kub) dedi ki: Kuşatılmanız (ve çaresiz kalma durumunuz) hariç, onu bana mutlaka getireceğinize dair Allah adına bana sağlam bir söz vermediğiniz takdirde onu sizinle beraber göndermem!» Ona (istediği şekilde) teminatlarını verdiklerinde dedi ki: Söylediklerimize Allah şahittir.
Edip Yüksel
"Hepiniz kuşatılıp engellenmedikçe onu bana getireceğinize dair bana, ALLAH adına sağlam bir söz vermezseniz, onu sizinle beraber göndermem. Onlar ona söz verince, "Söylediklerimize ALLAH tanıktır," dedi.
Elmalılı Hamdi Yazır
Dedi: ihtimali yok onu sizinle beraber göndermem, tâ ki bana hepiniz ihata edilmedikçe onu behamehal getireceğinize dâir Allahdan bir mîsak veresiniz, vaktâ ki misaklarını verdiler, dedi ki: Allah söylediklerimize karşı vekil
Elmalılı (Sadeleştirilmiş)
Babaları dedi ki: "Hepiniz çaresiz kalmadıkça onu bana mutlaka getireceğinize dair Allah'dan bir yemin vermedikçe, onu, kesinlikle sizinle göndermem". Onlar da Allah'a and içerek babalarına söz verince, babaları dedi ki: "Bu söylediklerinize Allah vekildir".
Emrah Demiryent
(Ya’kûb) dedi ki: “Çepeçevre kuşatılıp (çaresiz kalmanız) dışında onu (Bünyâmin’i) bana mutlaka getireceğiniz üzere Allah adına kesin söz vermediğiniz sürece onu sizinle göndermeyeceğim.” Ona (Allah’ın adıyla) kesin söz verdiklerinde: “Allah, bu söylediklerimize vekildir (şahittir)!” dedi.
Abdullah-Ahmet Akgül
(Babaları Yakub ise:) "Bana etrafınızın çepeçevre kuşatılması (ve çaresiz bırakılmanız) dışında, ne olursa olsun onu mutlaka bana getireceğinize dair Allah adına kesin bir söz verinceye kadar, onu sizinle asla gönderemem." dedi. Böylelikle ona kesin bir söz verilince dedi ki: "Allah, bu söylediklerimize (şahit ve) Vekîl’dir."
Erhan Aktaş
“Saldırıya uğrayıp çaresiz kalmadıkça, kesinlikle onu bana getireceğinize dair Allah adına sağlam bir söz vermedikçe, onu sizinle asla göndermem.” dedi. Onlar, söz verince: “Allah söylediklerimize vekildir.” dedi.
Eski Anadolu Türkçesi
eyitti “hergiz viribimeyem anı sizüñ-ile tā viresiz baña inanası ķavl Tañrı’dan kim getüresiz baña anı illā meger helāk olınasız.” pes ol vaķt kim getürdiler aña inanası ķavullarını eyitti “Tañrı anuñ üzere kim eydürüz śaķlayıcıdur.”
Hasan Basri Çantay
(Ya'kub): «Etraafınız kuşatılıb (çaresiz kalmanız müstesna) onu bana behemehal getireceğinize dâir Allahdan bana sağlam bir teahhüd verilinceye kadar onu sizinle beraber, (kaabil değil) göndermem» dedi. Artık ona (babalarına) te'mînâtlarını verince o da: «Allah benim ve sizin bu dediklerimize vekîl (şâhid olsun)» dedi.
Hayrat Neşriyat
(Babaları) dedi ki: “Etrâfınız kuşatılmadıkça (öylesine çâresiz kalmanız müstesnâ), onu bana mutlaka getireceğinize dâir, Allah adına bana sağlam bir söz vermedikçe, onu sizinle berâber aslâ göndermem!” Ne zaman ki ona te'mînâtlarını verdiler,(o da:) “Allah, söylediklerimize Vekîldir” dedi.
İhsan Aktaş
(Bunun üzerine Yakup) dedi ki: Kuşatılmanız (ve çaresiz kalma durumunuz) hariç, onu bana getireceğinize dair Allah adına sağlam bir söz vermezseniz onu sizinle göndermem. Onlar (geri getireceklerine dair) kendisine taahhüt edince, (Yakup bakın,) ’Bu söylediklerimiz üzerinde Allah görüp gözeticidir’ dedi.
İlyas Yorulmaz
Babaları “Allah’dan beni ikna edecek sağlam bir delil getirmedikçe, kardeşinizi sizinle göndermeyeceğim. Getireceğiniz sağlam delil hepinizi kapsasın” dedi. Onlarda (Allah adına yemin ederek) sağlam bir delil getirdiler ve “Allah söylediklerimize şahittir (vekil)” dediler.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
Yakup dedi: "Ne olursa olsun ben onu sizinle birlikte gönderemem. Onu bana gerisin geriye getireceğinize Allah’ın adına inandırasıya söz verecek olursanız bak ona diyeceğim yok. Meğer ki sizi kuşatmış olalar." Bunun üzerine babalarına inandırasıya söz verdiler. Yakup Dedi: "Allah bütün dediklerimize tanık olsun."
İsmail Hakkı İzmirli
Yakup «— Bana salimen getireceğinize dair Allah/a karşı aht-ü peymanda bulunmazsanız onu sizinle beraber gönderemem, meğer ki etrafınız kuşatılıp çaresiz kalasınız» [²] dedi. Vaktaki pederlerine aht-ü peymanda bulundular. Yakup «— Allah bu dediklerimize şahit olsun» dedi. Bünyamin/i onlarla beraber gönderdi.
İsmail Yakıt
(Yakup) “Kuşatılıp çaresiz durumda kalmanız hariç, onu bana geri getireceğinize dair Allah adına sağlam bir söz vermedikçe, onu asla sizinle göndermem!” dedi. Onlar da söz verdiklerinde (Yakup) “Söylediklerimize Allah Vekil’dir” dedi.
Kadri Çelik
(Yakub,) “Bana etrafınızın çepeçevre kuşatılması (çaresizlik) dışında, onu ne olursa olsun mutlaka bana getireceğinize dair Allah adına kesin bir söz verinceye kadar, onu sizinle asla gönderemem” dedi. Böylelikle ona kesin bir söz verdiklerinde dedi ki: “Allah, söylediklerimize karşı vekildir.”
Abdullah Parlıyan
Ya'kub: “Hepiniz ölümle kuşatılıp kıstırılmadıkça, onu bana geri getireceğinize dair bana Allah huzurunda yeminle söz vermedikçe, onu sizinle göndermeyeceğim!” dedi. Hepsi birden, yeminle söz verdiklerinde Ya'kub: “Allah bu dediklerimize karşı vekildir!” diyerek razı oldu.
Kuran Yolu
Ya‘kūb şöyle cevap verdi: “Aşılamaz engellerle kuşatılmanız hariç, onu bana mutlaka getireceğinize dair Allah adına yeminle kesin söz vermediğiniz takdirde onu sizinle beraber göndermem!” Ona hepsi de kesin söz verince, “Söylediklerimize Allah şahittir” dedi.
Mahmut Kısa
Bunun üzerine Yakup, “Etrafınız düşmanlarla kuşatılıp eliniz kolunuz bağlanmadıkça, onu bana geri getireceğinize dâir Allah adına bana söz vermeden, onun sizinle gitmesine asla izin vermeyeceğim!” dedi. Çocukları ona istediği şekilde söz verince, “Bakın, bu konuştuklarımıza Allah şâhittir!” dedi.
Mahmut Özdemir
-“Çepeçevre kuşatılmanız dışında onu bana geri getireceğinize dair Allah tarafından bana bir mevsik / açık ve kesin sağlam söz verinceye kadar onu sizinle göndermeyeceğim!” dedi. Ona mevsiklerini / açık ve kesin sağlam sözlerini verdiklerinde: -“Diyeceklerimize Allah vekîldir” dedi.
Mehmet Çakır
Yakûb: " Bana Allah adına yemin edin, yoksa onu sizinle dünyada göndermem. Hepiniz birden yok olmadıkça onu bana mutlaka getireceksiniz tamam mı!? " Çocukları yemin edip söz verince: " Artık Allah söylediklerimize teminat olsun.
Mehmet Çoban
Yakup: "Hepiniz düşmanlar tarafından kuşatılıp engellenmedikçe, elinizde olmadan güçsüz takatsiz kalmadıkça, onu bana geri getireceğinize dair Allah adına sağlam bir söz vermeden sizinle göndermem." dedi. Kardeşleri babalarının istediği sözü verdiler. Babaları çocuklarına şunları söyledi: "Söylediğimize Allah vekildir."
Mehmet Okuyan
(Yakup, oğullarına): “Kuşatılmanız hariç, onu bana mutlaka getireceğinize dair Allah adına bana sağlam bir söz verinceye kadar onu sizinle birlikte asla göndermem!” demişti. Ona (istediği şekilde) güvencelerini verdiklerinde (Yakup) “Söylediklerimize Allah [vekil]dir (şahittir)” demişti. [*]
Mehmet Türk
(Yâkûb): “Yapacak hiç bir şeyiniz kalmaması hariç,¹ onu bana mutlaka geri getireceğinize dâir, Allah adına bana kesin bir söz vermedikçe, onu sizinle asla gönderemem.” dedi. Onlar ona (geri getireceklerine dâir) kesin söz verince de (Yâkûb): “Şu konuştuklarımıza Allah vekildir.” dedi.²
Muhammed Esed
[Yakub,] “Hepiniz [ölümle] kuşatılıp-kıstırılmadıkça” dedi, “onu bana geri getireceğinize dair bana Allah huzurunda yeminle söz verinceye kadar onu sizinle göndermeyeceğim!” Ve yeminle söz verdiklerinde de, “(Bu) konuştuklarımıza Allah şahittir!” dedi.
Mustafa Çavdar
Babaları: “Hepiniz kuşatılıp saldırıya uğrayarak yok olmadıkça; onu bana getireceğinize dair Allah adına yemin ederek söz vermezseniz, onu sizinle göndermem.” Onlar yemin ederek kesin söz verince Yakup: “Bu konuştuklarımıza Allah vekildir.” dedi. 4/166, 6/19, 10/61
Ahmet Tekin
Babaları: “Hepiniz kuşatılıp, çaresiz kalmadıkça, onu mutlaka bana getireceğinize dair Allah adına bir söz, bir yemin vermedikçe, onu asla sizinle göndermem” dedi. Onlar da, Allah'a and içerek babalarına söz verince, babaları: “Bu söylediklerimizi denetleyen, kaydeden, hesabını soracak, şâhitlik edecek olan Allah'tır” dedi.
Mustafa İslamoğlu
(Yakub) dedi ki: “Her tarafınızdan kuşatılıp tüm imkânlarınız tükenmedikçe onu bana geri getireceğinize dair Allah adına sağlam bir yemin edip söz vermedikçe, onu sizinle birlikte asla yollamam!” Onlar yemin ettiklerinde ise (Yakub), “Allah bütün bu konuştuklarımıza müdahil olan bir şahittir!”[¹⁸⁸⁴] dedi
Ömer Nasuhi Bilmen
Dedi ki: «Onu sizinle beraber göndermem, onu bana getireceğinize dair Allah Teâlâ'dan bana sağlam bir ahidde bulunacağınıza değin. Meğer ki, etrafınız ihata edilecek olsun.» Vaktâ ki, ona ahidlerini getiriverdiler. Dedi ki: «Allah Teâlâ da dediklerimizin üzerine şahiddir.»
Orhan Kuntman
Yakub da: "-Etrafınız kuşatılmak gibi bir tehlike dışında- Bünyamin'i bana geri getireceğinize dair, Allah adına bana sağlam bir söz vermedikçe (yemin etmedikçe) onu sizinle beraber göndermem" dedi. Onlar onun istediği güvenceyi verince de "Allah söylediklerinize şahittir" diyerek izin verdi.
Osman Fırat
Babaları, "Kuşatılmanız/tutuklanmanız hariç, onu bana geri getireceğinize dair Allah adına sağlam bir söz vermedikçe, onu sizinle göndermeyeceğim" dedi. Ona güvencelerini verdiklerinde, O da "Allah söylediklerimize vekildir" dedi.
Şaban Piriş
Babaları: -Hepiniz kuşatılmadıkça onu bana geri getireceğinize dair Allah'a karşı sağlam bir söz vermezseniz, onu sizinle göndermeyeceğim, dedi. Söz verdiklerinde: -Sözümüze Allah vekildir, dedi.
Satıraltı Meal (1534)
Ya‘ḳūb eyitdi: Ben anı sizüñle göndermezin ḥattā ḳaçan kim and içilmesekim Tañrı adına ki anı baña getüresiz illā ki getürmege gücüñüz yitmese. Pesol vaḳt ki and içdiler. Ya‘ḳūb eyitdi: Tañrı biz eyitgen üzerine vekīldür.
Suat Yıldırım
Yâkub şöyle cevap verdi: “Siz kendiniz helâk olmadıkça, onu bana getireceğinize dair Allah'ın huzurunda sağlam bir söz vermeden, ben asla onu sizinle göndermem! ” Onlar kendisine kesin söz verince de dedi ki: “Allah Teâlâ da bu söylediklerimize şahittir, gözeticidir. ”
Süleyman Ateş
(Ya'kub): "Hepiniz kuşatılıp engellenmedikçe siz, onu bana getireceğinize dair Allah adına bana sağlam söz vermeden onu asla sizinle göndermem!" dedi. Ne zaman ki, sözlerini verdiler, (Ya'kub): "Söylediğimize Allah, vekildir!" dedi.
Süleyman Tevfik (1927)
Ya'kûb: "Cümleniz helâk olmadıkca onı bana getireceğinize Allâh ile 'ahid ve mîsâk itmedikce onı size emniyet itmem." didi. Vaktâ ki oğulları böyle 'ahid ve mîsâk itdiler Ya'kûb: "Allâh Te'âlâ bizim 'ahid ve kavlimize şâhiddir."
Süleymaniye Vakfı
Yakup dedi ki “Ben onu sizinle göndermem; hepinizi kuşatan bir felaket olmadıkça onu bana getireceğinize dair Allah adına sağlam söz verirseniz başka.” Ona o sağlam sözü verdikleri zaman dedi ki “Konuştuklarımıza vekil olan Allah’tır.”
Ahmet Varol
Dedi ki:"Çepeçevre kuşatılıp (çaresiz kalmanız) dışında onu bana mutlaka getireceğiniz üzere Allah adına kesin söz vermediğiniz sürece onu sizinle göndermeyeceğim." Ona kesin söz verdiklerinde: "Allah, söylediklerimize vekildir" dedi.
Ümit Şimşek
Yakub dedi ki: “Hepinizi birden bir felâket kuşatmadıkça onu bana getireceğinize dair Allah adına sağlam bir söz vermezseniz onu sizinle göndermem.” Onlar bunu taahhüt edince, Yakub “Bu söylediklerimiz üzerinde Allah görüp gözeticidir” dedi.
Yaşar Nuri Öztürk
Yakub dedi: "Hepinizin çepeçevre kuşatılması müstesna, onu bana mutlaka getireceğinize dair Allah'tan bir garanti vermedikçe, onu sizinle asla göndermem." Kardeşler ona garanti verince şöyle dedi: "Şu söylediğinize Allah Vekîl'dir."
Ali Bulaç
'Bana etrafınızın çepeçevre kuşatılması dışında, onu ne olursa olsun mutlaka bana getireceğinize dair Allah adına kesin bir söz verinceye kadar, onu sizinle asla gönderemem.' dedi. Böylelikle ona kesin bir söz verince dedi ki: 'Allah, söylediklerimize vekildir.'
Ali Fikri Yavuz
Babaları: “- Siz ölümle kuşatılmadıkça, muhakkak surette onu (Bünyamin'i) bana getireceğinize dair Allah'dan sağlam bir yemini bana verişinize kadar, asla onu sizinle beraber gönderemem.” dedi. Onlar, babalarına yeminlerini verince, o şöyle dedi: “-Allah söylediklerimiz üzerine vekildir (onları yerine getirir).”
Bahaeddin Sağlam
Yakub dedi ki: “Kuşatılmanız durumu hariç, onu bana geri getireceğinize dair, Allah’tan bir güvence bana getirmedikçe, onu asla sizinle beraber göndermeyeceğim… Onlar, ona güvencelerini gösterince, Yakup “Allah, sizin dediğinize şahittir” dedi.
Bayraktar Bayraklı
Ya‘kûb dedi ki: “Hepinizin çepeçevre kuşatılması müstesna, onu bana mutlaka getireceğinize dair Allah'tan bir garanti vermedikçe, onu sizinle asla göndermem.” Kardeşler ona garanti verince şöyle dedi: “Şu söylediğimize Allah vekildir.”