Diğer Türkçe mealler
Abdulbaki Gölpınarlı
Yoksa dediler, sen Yusuf musun? Ben dedi Yusuf'um, bu da kardeşim. Allah lutfetti bize. Şüphe yok ki kim çekinir ve sabrederse mutlaka Allah, bu çeşit iyilik edenlerin ecrini zayi etmez.
Besim Atalay (1965)
Dediler ki: «Sen Yusuf musun?», o dedi ki: «Ben Yusuf'um, bu da benim kardeşim, Allah bizi kayırdı, kim sabredip, sakınırsa, Allah iylik edenlerin yitirmez sevabını»
Cemal Külünkoğlu
“Ne? Yoksa sen Yusuf musun?” diye haykırdılar. “Evet, ben Yusuf'um” dedi. “Ve bu da benim kardeşimdir. Allah bize lütfetti. Gerçek şu ki, kişi Allah'a karşı duyarlı ve bilinçli olmaya çalışır ve güçlüklere göğüs gererse, (bilsin ki,) Allah iyilerin emeklerini boşa çıkarmaz!”
Cemil Said (1924)
"Sen Yûsuf mısın!" didiler "Evet ben Yûsuf’um bu da birâderimdir Allâh bize rahm itdi kim Allâh’dan korkar ve sabır ider ise mükâfâtını görir Allâh muhsinlerin mükâfâtını zâyi’ iylemez." cevâbını virdi.
Diyanet Vakfı
Yoksa sen, gerçekten Yusuf musun? dediler. O da: (Evet) ben Yusuf'um, bu da kardeşim. (Birbirimize kavuşmayı) Allah bize lütfetti. Çünkü kim (Allah'tan) korkar ve sabrederse, şüphesiz Allah güzel davrananların mükâfatını zayi etmez, dedi.
Edip Yüksel
"Yoksa sen, sen gerçekten Yusuf musun," dediler. "Ben Yusuf'um, bu da kardeşimdir. ALLAH bize iyilikte bulundu. Kim erdemli davranır ve sabrederse elbette ALLAH güzel davrananları ödülsüz bırakmaz," dedi.
Elmalılı Hamdi Yazır
A a, sen, sen Yusüf müsün? dediler, ben, dedi: Yusüfüm, bu da kardeşim, Allah bize lutfile in'am buyurdu: hakikat bu: her kim Allahdan korkar ve sabr ederse her halde Allah, muhsinlerin ecrini zayi' etmez
Elmalılı (Sadeleştirilmiş)
Onlar "Yoksa sen, sahiden Yusuf musun?" dediler. O da "Ben Yusuf'um, bu da kardeşim" dedi, "Doğrusu Allah, bizi, lutfuyla nimetlendirdi. Gerçekten de kim Allah'dan korkar ve sabrederse, Allah, muhakkak ki, güzel işler yapanların mükafatını zayi etmez."
Emrah Demiryent
(Şaşıran kardeşleri, “Yoksa) sen gerçekten Yûsuf musun, sensin öyle mi?” dediklerinde, “(Evet) Ben Yûsufum!” demişti. Ve (Bünyâmin’i göstererek,) “Bu da kardeşimdir. Doğrusu (bizi kavuşturmakla) Allah bize lütufta bulundu. Gerçek şu ki, kim (Allah’tan) korkar ve sabrederse, şüphesiz Allah, güzel davrananların ecrini (mükâfatını) zayi etmez!” dedi.
Abdullah-Ahmet Akgül
(Şaşkınlaşan kardeşleri: Yoksa) "Sen gerçekten Yusuf musun, sensin öyle mi?" dediklerinde: "(Evet) Ben Yusuf’um" demişti. "Ve bu da (Bünyamin, öz) kardeşimdir. Doğrusu Allah bize lütufta bulundu (da işte bu imkân ve makamlara eriştirdi). Gerçek şu ki, kim (kötülük ve nankörlükten) sakınır ve sabrederse, şüphesiz Allah, muhsinlerin (iyilik ve ibadetlerinde dikkat ve ihlas sahiplerinin) ecrini ve emeğini boşa çıkarmaz" diyerek (olup biteni tek tek haber vermişti).
Erhan Aktaş
“Yoksa sen Yûsuf musun?” dediler. “Ben Yûsuf'um, bu da kardeşim.” dedi. Doğrusu, Allah bizi nimetlendirdi. Çünkü kim takvalı olur ve sabrederse, o zaman Allah, kesinlikle iyilerin yaptığını karşılıksız bırakmaz.
Eski Anadolu Türkçesi
eyittiler “bayıķ sen yūsuf mısın?” eyitti “ben yūsuf’van daħı uşbu ķarındaşumdur! bayıķ minnet eyledi Tañrı üzerümüze. bayıķ her kim ķorķa daħı ķadar bayıķ Tañrı żāyı' eylemez eylük eyleyiciler müzdini.”
Hasan Basri Çantay
«A, sen, sen, saahi Yuusuf musun?» dediler. O da: «Ben, dedi, Yuusufum. Bu da kardeşim. Allah bize (selâmet ve kerametle) lûtfetdi. Zîrâ hakıykat şudur ki: Kim (Allahdan) korkar, (belâlara) katlanırsa her halde Allah iyi hareket edenlerin mükâfatını zaayi etmez».
Hayrat Neşriyat
(Onlar:) “Yoksa sen, gerçekten sen, Yûsuf musun?” dediler. (O da:) “(Evet) ben Yûsuf'um, bu da kardeşim! Şübhesiz ki Allah bize lütufta bulundu. Doğrusu şu ki, kim(Allah'dan) sakınır ve sabrederse, artık şübhesiz Allah, iyilik edenlerin mükâfâtını zâyi' etmez” dedi.
İhsan Aktaş
Kardeşleri, “ Yoksa sen Yusuf musun?” dediler. O da, “Ben Yusuf’um, bu da kardeşim. Allah, bize iyilikte bulundu. Gerçek şu ki, kim (kötülüklerden) sakınır, (Allah’a karşı duyarlı ve bilinçli olmaya çalışır) ve güçlüklere göğüs gererse, (bilsin ki,) Allah iyilik yapanların (erdemli insanların) mükâfatlarını (emeklerini) zayi etmeyecek!”
İlyas Yorulmaz
Onlar da “O zaman sen mutlaka Yusuf olmalısın” dediler. O da “Evet ben Yusuf’um bu da kardeşim. Allah bize iyilikte bulunmuştur. Kim Allah’dan sakınıp korunur ve güçlükler karşısında inancını yitirmezse (sabrederse), Allah, güzel ve doğru davranarak iyilik yapanların karşılıklarını eksiltmez” dedi.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
Dediler: "Sakın sen Yusuf olmıyasın?" Yusuf dedi: "Evet, ben Yusuf’um. Bu da benim kardeşim. İşte Allah bize iyilik etti. Çünkü herkim sakınacak, katlanacak olursa gerçekten Allah da böyle iyilik edenleri karşılıksız bırakmaz."
İsmail Hakkı İzmirli
Onlar «— Ay! Sen Yusuf musun?» dediler. O da dedi: Evet ben Yusuf/um, bu da kardeşimdir. Allah bize in/am ve ihsan eyledi. Çünkü her kim sakınır, katlanırsa [¹] Allah bu gibi iyi işleyenlerin mükâfatını zâyi kılmaz.
İsmail Yakıt
“Aaa! Yoksa sen gerçekten Yûsuf musun?”¹⁷ dediler. O da dedi ki: “Evet ben Yûsuf’um ve bu da kardeşim! Allah bize lütufta [menn] bulundu. Şüphesiz ki kim sorumluluk bilincine sahip olur ve sabrederse/göğüs gererse, muhakkak ki Allah iyilik yapanların ecrini zayi etmez!”
Kadri Çelik
“Yoksa sen Yusuf musun?” dediler. (Yusuf,) “Ben Yusuf'um, bu da kardeşim. Allah bize iyilikte bulundu. Doğrusu kim takva sahibi olur ve sabrederse (bilsin ki) Allah ihsan sahiplerinin ecrini asla zayi etmez” dedi.
Abdullah Parlıyan
“Aaa, yoksa sen Yûsuf musun?” diye haykırdılar. O da: “Ben Yûsuf'um, bu da benim kardeşim Bünyamin, Allah bize birbirimize kavuşmayı lütfetti, bize yardımda bulunarak korudu ve yüceltti. Gerçek şu ki, kim yolunu Allah ve kitabıyla bulmaya çalışırlar ve güçlüklere göğüs gererse bilsin ki, Allah iyilikte bulunanların emeklerini boşa çıkarmaz.”
Kuran Yolu
“Yoksa sen, gerçekten sen Yûsuf musun?” diye sordular. O da “Evet” dedi, “Ben Yûsufum, bu da kardeşim. Allah bize iyilik etti. Kim Allah’tan korkar ve sabrederse, şüphesiz Allah güzel davrananların mükâfatını zayi etmez.”
Mahmut Kısa
Bu sözler üzerine, bütün ihtişâmıyla karşılarında duran Yusuf’a yeniden ve dikkatle bir daha baktılar. Sonra hayret ve dehşet içerisinde, “Aman Allah’ım!” diye haykırdılar, “Sen, yoksa sen Yûsuf musun?” O da: “Evet, ben Yûsuf’um ya!” diye karşılık verdi. Sonra Bünyamin’i göstererek, “İşte bu da kardeşim, Allah ikimize de lütufta bulundu. Evet, her kim dürüst ve erdemlice bir hayatı tercih ederek kötülüklerden sakınır vezorluklar karşısında göğüs gererek sabretmesini bilirse, hiç kuşkusuz Allah, iyilik yapanların emeğini boşa çıkarmayacaktır!”
Mahmut Özdemir
-“Yoksa sen, gerçekten Yûsuf musun?” dediler. “Ben Yûsuf’um! Bu da kardeşimdir. Gerçekten Allah bize karşılıksız nimet verdi / lutfetti. Şu bir gerçektir ki; kim sakınıp korunur ve sabrederse, Allah, Muhsinler’in / İyilik-Güzellik Edenler’in ödülünü yitirmez” dedi.
Mehmet Çakır
Kardeşler: " Aa! Yoksa sen Yusuf musun ? Yusuf: " Evet ben Yusuf’um, bu da kardeşim. Allah bizi esirgedi. Gördüğünüz gibi Allah, sağlamcı, sabırlı ve iyi niyetli kullarının yaptıklarını hiç de zayi etmiyor. "
Mehmet Çoban
Kardeşleri şaşkınlık içinde: "Yoksa sen Yusuf musun?" dediler. Yusuf dedi ki: "Evet ben Yusuf’um! Bu da kardeşimdir! Allah bize lütfetti! Bizi korudu! Bizi yüceltti! Kim Allah’tan korkar, yolunda sabrederse, şüphesiz Allah iyilik edenlerin mükâfatını verir."
Mehmet Okuyan
(Kardeşleri) “Yoksa sen -evet sen- Yusuf musun?” diye sormuşlar, o da “(Evet) ben Yusuf’um, bu da kardeşim!” cevabını vermişti. “(Birbirimize kavuşmayı) Allah bize lütfetti. Çünkü kim (Allah’a) karşı [takvâ]lı (duyarlı) olur ve sabrederse, şüphesiz ki Allah güzel davrananların ödülünü boşa çıkarmaz.”
Mehmet Türk
(Yûsuf’un kardeşleri): “Yoksa sen, sahiden Yûsuf musun?” dediler. O da: “(Evet) ben Yûsuf’um, bu da kardeşimdir. Doğrusu Allah, bize iyilikte bulundu. Gerçek şu ki, kim fenalıklardan sakınır ve (sıkıntılara) sabrederse, kesinlikle Allah iyilikte bulunanların karşılığını boşa çıkarmaz.” dedi.
Muhammed Esed
“Ne? Yoksa sen Yusuf musun?” diye haykırdılar. “Ben Yusuf’um” dedi, “ve bu da benim kardeşim. Allah bize lütfetti. Gerçek şu ki, kişi ⁹² Allah’a karşı duyarlı ve bilinçli olmaya çalışıyor ve güçlüklere göğüs geriyorsa, bilsin ki, Allah iyilikte bulunanların emeklerini boşa çıkarmaz!”
Mustafa Çavdar
Onlar: “Ne! Yoksa sen Yusuf musun?” dediler. O da; “Evet ben Yusuf’um, bu da kardeşim! Gerçekten Allah bize lütufta bulundu. Doğrusu, kim kötülükten sakınır ve sıkıntılara sabrederse, iyi bilsin ki Allah böyle güzel işler yapanları mükâfatsız bırakmaz.” dedi. 39/10
Ahmet Tekin
Onlar: “Yoksa sen, gerçekten Yûsuf musun?” dediler. “Ben Yûsuf'um. Bu da kardeşim. Birbirimize kavuşmayı Allah bize lütfetti. Çünkü kim Allah'a sığınır, emirlerine yapışır, günahlardan arınıp, azaptan korunur, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkarak şahsiyetli davranır, dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olur ve sabrederek mücadeleye devam ederse, Allah iyiliği, iyi niyetleri, dinin, ahlâkın ve kamu vicdanının emirlerini, devamlı davranışlarına, ilişkilerine, görevlerine, hayatlarına yansıtan, samimiyetle ibadet eden, aktif olarak iyiliğe, iyi uygulamaya, iyileştirmeye örnek olan, işlerinde mükemmellik, dürüstlük ve başarı için dikkat harcayan, hayırlı icraatlar, kalıcı hizmetler yapan müslüman idarecilerin ve müslümanların mükâfatını zâyi etmez.” dedi.
Mustafa İslamoğlu
Onlar atılıverdiler: “Ne? Yoksa sen… sen Yusuf musun?”[¹⁹⁰⁸] (Yusuf): “Ben Yusuf’um, işte bu da kardeşimdir!” diyerek ekledi: “Allah bize lütfetti; çünkü her kim Allah’a karşı gelmekten sakınır ve (musibete) sabrederse,[¹⁹⁰⁹] iyi bilsin ki Allah iyilerin yaptığını karşılıksız bırakmaz.”[¹⁹¹⁰]
Ömer Nasuhi Bilmen
Dediler ki: «A sen evet... Muhakkak sen Yusuf musun?» Dedi ki: «Ben Yusuf'um ve bu da kardeşimdir. Şüphe yok ki, Allah Teâlâ bizim üzerimize âtifette bulundu. Çünkü her kim ittika'da bulunur ve sabrederse, artık muhakkak ki, Allah Teâlâ muhsinlerin mükâfaatını zâyi etmez.»
Orhan Kuntman
(Bu söz onların gönlünde ve zihninde şimşek gibi çaktı, onun Yusuf olduğunu anladılar ve hayretten adeta kekeliverek) "A, sen, sahi sen Yusuf musun?" dediler, O da: "Evet, ben Yusuf um; bu da kardeşim. Doğrusu Allah bize lütfetti; (benimle kardeşimin arasını yıllarca ayırdıktan sonra buluşmamızı sağladı) dedi. Şüphe yok ki kim Allah'tan korkar ve sabrederse; elbette Allah (böyle) güzel davrananların mükâfatını eksik etmez (fazlasıyle verir)
Osman Fırat
Yoksa sen, sen Yûsuf musun? dediler. "Ben Yûsuf’um, bu da kardeşimdir, dedi. Allâh bize lutfetti doğrusu kim (Allah’tan) korkar ve sabrederse, Allâh iyilik edenlerin ecrini zayi etmez. "
Şaban Piriş
- Yoksa sen Yusuf musun? dediler. -Ben Yusuf'um, bu da kardeşim. Allah bize bağışta bulundu; doğrusu kim kötülükten sakınır ve sabrederse bilsin ki Allah iyi kimseleri mükafatsız bırakmaz, dedi.
Satıraltı Meal (1534)
Eyitdiler: Sen Yūsuf mısın? Eyitdi: Evet, ben Yūsufam, bu ḳardaşumdur,didi. Taḥḳīḳ Tañrı minnet eyledi bizüm üstümüze. Kim ki Tañrıdan ḳorḳsa,ḫayr eylese Tañrı Ta‘ālā yitürmez muḥsinlerüñ müzdin.
Suat Yıldırım
“Aa! Sen, yoksa sen Yusuf musun? ” dediler. O da: “Evet ben Yusuf'um, bu da kardeşim! Gerçekten Allah bizi lütfuna mazhar etti. Şu kesindir ki, kim Allah'ı sayıp haramlardan sakınır, itaatlara devam ve imtihanlara sabrederse, Allah da böyle güzel hareket edenlerin mükâfatını asla zayi etmez. ”
Süleyman Ateş
A, yoksa sen, Yusuf musun? dediler. "Ben Yusuf'um, bu da kardeşimdir, dedi. Allah bize lutfetti (bizi korudu, yüceltti), doğrusu kim (Allah'tan) korkar ve sabrederse, Allah iyilik edenlerin ecrini zayi etmez."
Süleyman Tevfik (1927)
O zamân evlâd-ı Ya'kûb: "Sen Yûsuf mısın?" didiler. O da: "Evet ben Yûsuf'um ve bu da kardaşımdır. Allâh Te'âlâ bize lütuf ve ihsân itdi. Zîrâ ittikâ iden ve sabır iyleyen kimse (mazhar-ı in'âm olur) Allâh Te'âlâ iyilik idenlerin ecrini zâyi' itmez" didi.
Süleymaniye Vakfı
Dediler ki “Sen misin? Evet, sen gerçekten Yusuf’sun.” (Yusuf:) “Ben Yusuf’um. Bu da kardeşimdir. Allah bize iyilik etti. Kim Allah’tan çekinir ve sabırlı olursa Allah, güzel davrananların ödülünü eksiltmez.”
Ahmet Varol
"Yoksa sen gerçekten Yusuf musun?" dediler. O da: "Ben Yusuf'um. Bu da kerdeşimdir. Allah bize lütfetti. Kim sakınır ve sabrederse; şüphesiz Allah iyilik edenlerin karşılıklarını boşa çıkarmaz" dedi.
Ümit Şimşek
“Sakın sen Yusuf olmayasın?” dediler. “Ben Yusuf'um, bu da kardeşim,” dedi. “Allah bize lütufta bulundu. Kim kötülükten sakınır ve sabrederse, hiç şüphe yok ki Allah iyilik yapan ve iyi kulluk edenlerin ödülünü zayi etmez.”
Yaşar Nuri Öztürk
Dediler ki: "Sen, yoksa sen Yûsuf musun?" "Evet, dedi, ben Yûsuf'um. İşte şu da kardeşim. Allah bize lütufta bulundu. Kim Allah'tan korkar, sabrederse Allah güzel düşünüp güzel davrananların ödülünü yitirmez."
Ali Bulaç
'Sen gerçekten Yusuf musun, sensin öyle mi?' dediler. 'Ben Yusuf'um' dedi. 'Ve bu da kardeşimdir. Doğrusu Allah bize lütufda bulundu. Gerçek şu ki, kim sakınır ve sabrederse, şüphesiz Allah, iyilikte bulunanların karşılığını boşa çıkarmaz.'
Ali Fikri Yavuz
Onlar: Yoksa sen, Yûsuf musun? dediler. O da: “- Ben Yûsuf'um, bu da kardeşim. Gerçekten Allah bize lutfetti. Doğrusu, kim Allah'dan korkar ve düştüğü felâkete sabrederse, muhakkak ki Allah bu gibi muhsinlerin mükâfatını zayi etmez.” dedi.
Bahaeddin Sağlam
Onlar: “Yoksa sen Yusuf musun?” dediler. O: “Ben, Yusuf’um. Bu da kardeşimdir. Allah bize ikram ve iyilik etti. Şüphesiz kim, kendini kötülüklerden korursa ve sabrederse, muhakkak Allah, güzel amel yapanların ücretini zayi etmez.. “ dedi.
Bayraktar Bayraklı
“Â, yoksa sen Yûsuf musun?” dediler. “Ben Yûsuf'um, bu da kardeşimdir” dedi. “Allah bize lütfetti. Doğrusu, kim Allah'tan sakınır ve sabrederse, Allah iyilik edenlerin ödülünü vermemezlik etmez.”