İbrahim Suresi 43. Ayet

Arabic Uthmani · Diyanet İşleri

43. Ayet

مُهْطِع۪ينَ مُقْنِع۪ي رُؤُ۫سِهِمْ لَا يَرْتَدُّ اِلَيْهِمْ طَرْفُهُمْۚ وَاَفْـِٔدَتُهُمْ هَوَٓاءٌۜ

O gün başlarını dikerek (çağırıldıkları yere doğru) koşarlar. Gözleri kendilerine bile dönmez, kalpleri de bomboştur.

Diğer Türkçe mealler

Abdulbaki Gölpınarlı

O gün, başları göğe çevrilmiş, koşup dururlar, göz çevirip kendilerine bile bakmazlar ve yürekleri bomboştur.

Besim Atalay (1965)

Başları kaymış, gözleri dönük; gönülleri boş koşar oldukları halde, Allah onları gözlerin karardığı bir gün için bırakmaktadır !»

Cemal Külünkoğlu

(O gün onlar) havaya dikilmiş başları ve hiçbir tarafa bakamayan gözleri ile gönülleri bomboş bir şekilde (umutsuzca çağrıldıkları tarafa doğru) koşarlar.

Cemil Said (1924)

Başları kalkmış acele ile koşar iken nazarları sâbit ve kalbleri tehî kalacakdır.

Diyanet Vakfı

Zihinleri bomboş olarak kendilerine bile dönüp bakamaz durumda, gözleri göğe dikilmiş bir vaziyette koşarlar.

Edip Yüksel

Başları boyunları üstüne kaskatı dikilmiş, göz kapakları kıpırdamaksızın korkudan dolayı zihinleri bomboş bir halde koşuşurlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Başlarını dikerek koşarlar, nazarları kendilerine dönmez, ve yüreklerinin içi bom boş hevâ kesilmiştir

Elmalılı (Sadeleştirilmiş)

O gün, başlarını dikerek koşacaklar, gözleri kendilerine bile dönmeyecek ve gönülleri bomboş kalacaktır.

Emrah Demiryent

(O gün onlar) havaya dikilmiş başları ve hiçbir tarafa bakamayan gözleri ile kalplerinin içi bomboş bir şekilde (umutsuzca çağrıldıkları tarafa doğru) koşarlar.

Abdullah-Ahmet Akgül

(O gün öyle bir hale geleceklerdir ki) Başlarını dikerek panikle kaçışıvereceklerdir, göz uçları (dehşete kapılıp donmuş gibi) kendilerine dönüp çevrilmeyecektir. (Herkes en yakınlarını bile unutup, kendi derdine düşecektir) ve gönülleri sanki bomboş kesilmiştir.

Erhan Aktaş

Başlarını yukarı dikerek¹, bakışları donup kalmış bir şekilde umutsuzca koşarlar.²

Eski Anadolu Türkçesi

ivicilerken ya'nį oķıyıcı dapa götüricilerken başlarını. dönmeye anlaruñ dapa gözleri depretmegi [133a] daħı göñülleri anlaruñ boşdur.

Hasan Basri Çantay

(O haldeki) hepsi de başlarını dikerek koşacaklar. Gözleri kendilerine bile dönüb bakamayacak. Kalblerinin içi ise (müdhiş korkularından dolayı akıldan) bomboşdur.

Hayrat Neşriyat

(O gün onlar, artık) başlarını (kendilerine her seslenene) korkuyla kaldıranlar olarak(çağrıldıkları yere) koşacak olan kimselerdir; (öyle ki) bakışları kendilerine (bile) dönemez. Kalbleri ise bomboştur (kapıldıkları dehşetten dolayı hiçbir şey anlamazlar).

İhsan Aktaş

O Gün onlar, başları (bir medet ararcasına) yukarı kalkık, bakışları kendi hâllerini göremeyecek kadar çarpılmış ve kalbleri (akıl, gönül ve duyguları) bomboş, oradan oraya koşuşup dururlar.

İlyas Yorulmaz

Başları önlerine eğik, gözleri kendi hallerini göremeyecek durumda ve kalpleri boş bir halde koşuşturup duruyorlar.

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

O gün onlar başları kalkık, gözleri dikik, içleri bom boş koşup dururlar.

İsmail Hakkı İzmirli

43, 44. Nâs/ı, kendilerine gelecek azap günü ile korkut, zalimler o gün «— Ey Rabbimiz! Az bir vakit bize mühlet ver ki dâvetine icabet edelim, peygamberlere de tâbi olalım» diyecekler. Onlara denir ki bundan evvel dünyada sizin için hiçbir zeval [¹] yok diye yemin etmemiş miydiniz?

İsmail Yakıt

Onlar başlarını kaldırmış, gözleri kendilerini görmez, yürekleri de bomboş/akılları uçmuş bir şekilde (çağrıldıkları yere) koşuşurlar.⁵

Kadri Çelik

(O gün) Onlar havaya dikilmiş başları, kendilerine dönmeyen donuk gözleri ve bomboş gönülleriyle zillet içinde bakıp koşuşurlar.

Abdullah Parlıyan

O gün onlar, başları bir kurtarıcı ararcasına yukarı kalkık, bakışları kendilerine bile çevrilip bakamaz halde kalpleri bomboş oradan oraya koşuşup dururlar.

Kuran Yolu

Başları yukarıya kalkık, bakışları bir noktaya sabitlenmiş, zihinleri bomboş kalmış olarak toplanma yerine koşarlar.

Mahmut Kısa

O dehşet gününde, başları göğe dikilmiş, bakışları bir noktaya kilitlenmiş ve yerlerinden fırlayacakmış gibi çarpan yürekleri bomboş bir hâlde, Rab’lerinin huzuruna varmak üzere nefes nefese koşacaklar. İşte Allah’ın ertelediği o dehşetli Gün budur.

Mahmut Özdemir

Başlarını gönüllü uzatarak koşuyorlar. Bakışları kendilerine dönmez. Gönülleri bomboştur.

Mehmet Çakır

O gün herkes, başları havada gözleri ileride, bakışları donmuş, nefesler tutulmuş bekleşir.

Mehmet Çoban

O gün zihinleri bomboş, gördükleri dehşetten akıllarını kaybetmiş, ne yaptıklarını bilmez bir şekilde gözleri göğe dikilmiş sağa sola koştururlar. Sanki kaçacak yer arıyorlar.

Mehmet Okuyan

Kalpleri bomboş olarak bakışlarını kontrol edemez şekilde, başları yukarı dikilmiş bir durumda (davetçiye doğru) seğirtip koşarlar. [*]

Mehmet Türk

(İşte o gün) gönülleri bomboş bir şekilde, onların gözleri belerir kalır, başlarını dikerek, kendilerini (bile) görecek halleri olmadan kalakalırlar.¹

Muhammed Esed

O Gün onlar, başları [bir medet ararcasına] yukarı kalkık, bakışları kendi hallerini göremeyecek kadar çarpılmış, ⁵⁶ ve kalpleri bomboş, oradan oraya koşuşup dururlar.

Mustafa Çavdar

O gün başlarını yukarıya dikmiş, bakışları kendilerine dönemeyecek şekilde gözleri donup kalmış, akılları başlarından gitmiş, panik bir halde çağrıldıkları yere doğru koşarlar. 18/53, 36/51...54, 42/45

Ahmet Tekin

O gün onlar, kalpleri, zihinleri bomboş olarak, kendilerine göz ucuyla bile bakamaz bir durumda, başları göğe dikilmiş bir vaziyette medet beklercesine davet edene doğru koşarlar.

Mustafa İslamoğlu

(O gün) onlar arkaya kaykılmış[²⁰¹⁷] başları, yuvalarına bir türlü dönmeyen fırlamış bakışları ve tamtakır yürekleriyle panik içinde seğirtip dururlar.[²⁰¹⁸]

Ömer Nasuhi Bilmen

(Öyle ki) Başlarını yukarıya dikerek koşarlar. Gözleri kendilerine dönüp bakamaz ve yürekleri ise bomboş hava kesilmiş bulunur.

Orhan Kuntman

(O gün geldiğinde ise, onlar kabirlerinden çıkarlar ve korku ile dehşetten) Başları dimdik (gözleri havada bir noktaya çakılmış.. ne etraflarına ne de) kendilerine dönüp bakmadan, gönülleri bomboş (umudlarını yitirmiş olarak mahşere) toplanma yerine doğru koşarlar.

Osman Fırat

(O gün) başlarını dikerek(çağırana doğru) koşarlar, bakışları bile kendilerine dönmez, gönülleri de bomboşdur

Şaban Piriş

Gözleri, bakışları kendilerine dönemeyecek şekilde donuklaşmış ve başları dikilmiş olarak dururlar. Gönülleri ise bomboş...

Satıraltı Meal (1534)

İviciler‐iken, götüriciler‐iken başların. Dönmeye anlara gözler, daḫı göñül‐leri anlaruñ boşdur.

Suat Yıldırım

O gün onlar başlarını dikmiş, gözleri donup kalmış, kalpleri bomboş koşup dururlar. [54, 8; 20, 108-111; 70, 44]

Süleyman Ateş

(O gün) başlarını dikerek koşarlar, bakışları kendilerine dönmez, (öyle donup kalmıştır sanki). Yüreklerinin içi de bomboş havadır. (Şaşkınlıktan, kafalarında düşünce adına bir şey kalmamıştır).

Süleyman Tevfik (1927)

O gün gözlerini âsumâna dikmiş ve başlarını kaldırmış oldukları halde hayrân ve mebhût dururlar. Kendilerini bile göremezler. Kalbleri idrâk ve fehm kâbiliyetini zâyi' ider.

Süleymaniye Vakfı

O gün kafaları ikna edilmiş, gözleri kırpılmaz halde ve gönülleri arayış içinde boyun eğmiş olurlar.

Ahmet Varol

(O gün) başlarını dikerek koşarlar. Gözleri hiç kendilerine doğru dönmez. Kalpleri ise bomboştur.

Ümit Şimşek

O gün onlar başlarını dikmiş, kendilerine bakacak halleri kalmamış, kalpleri havalanmış, koşuşup durmaktadırlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Başlarını dikerek koşuşurlar. Bakışları kendilerine dönmez. Yürekleri tamamen boşalmıştır.

Ali Bulaç

Başlarını dikerek koşarlar, gözleri kendilerine dönüp-çevrilmez. Kalbleri (sanki) bomboştur.

Ali Fikri Yavuz

Öyle ki, başlarını dikerek koşacaklar; gözleri, kendilerine bile dönüp bakamıyacak. Kalblerinin içi ise, hayır namına her şeyden boştur.

Bahaeddin Sağlam

O gün başlarını kaldırarak (kendilerini çağıran çağırıcıya) koşup gelirler. (Korkudan) gözleri kapanmaz, gönülleri de bomboştur.

Bayraktar Bayraklı

O gün başlarını dikerek koşarlar; bakışları kendilerine dönmez. Yüreklerinin içi de bomboştur.