73. Ayet
فَاَخَذَتْهُمُ الصَّيْحَةُ مُشْرِق۪ينَۙ
Derken güneşin doğuşu sırasında, o korkunç uğultulu ses onları yakalayıverdi.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
فَاَخَذَتْهُمُ الصَّيْحَةُ مُشْرِق۪ينَۙ
Derken güneşin doğuşu sırasında, o korkunç uğultulu ses onları yakalayıverdi.
Güneş doğduktan sonra onları bir bağırış, helak ediverdi.
Gün doğarken bir gürültü yakaladı onları
Ve derken güneşin doğuşu sırasında, onları korkunç bir ses yakalayıverdi.
Sabahleyin bir furtınaya tutuldılar.
Güneş doğarken onları o korkunç ses yakaladı.
Tan ağarırken onları felaketli bir gürültü yakaladı.
Derken işrak vaktine girdikleri sırada bunları o sayha tutuverdi
Güneş doğarken o korkunç çığlık onları yakaladı.
(Nihâyet) güneş doğarken onları o korkunç bir sayhâ yakaladı.
Derken, tan yerinin ağarma vaktine girdiklerinde onları (o korkunç ve dayanılmaz) çığlık yakalayıvermişti.
Tan yeri ağarırken korkunç bir ses onları yakaladı.
daħı ŧuttı anları ün gün doġduġı vaķta giricilerken.
Derken onları, işrak vaktına girdikleri sırada, o (korkunç) ses yakalayıverdi.
Nihâyet gündoğumuna ulaşan kimseler iken o (korkunç) ses onları yakaladı.
Nihayet (Lût ve ailesi geceleyin çıktıktan sonra) güneşin doğma vaktine girmeleriyle birlikte o korkunç gürültü (volkanik patlama) onları yakalayıverdi. *
Sabah güneş doğarken, yok edici (yüksek frekanslı) bir ses onları yakaladı.
Gün doğarken onları bir haykırmadır çarptı.
Güneş doğduğu sırada onlar korkunç bir sese giriftar oldular.
Derken güneşin doğuşu sırasında o korkunç ses [sayha] onları yakaladı.
Derken, tan yeri ağarırken onları (o korkunç ve dayanılmaz) çığlık yakalayıverdi.
Ve tan yeri ağarırken, hak ettikleri azabın gürültüsü, apansız yakaladı onları.
Nihayet ortalık aydınlanırken korkunç ses onları yakalayıverdi!
Güneş doğarken, müthiş bir gürültü kıskıvrak yakalayıverdi onları.
İşrak vaktine girdiklerinde / gün doğarken onları Sayha / Yüksek Ses yakaladı.
Şafak sökerken müthiş bir patlama oldu.
Güneşin doğma zamanına doğru korkunç bir ses onları yakaladı.
Güneş doğarken onları o korkunç ses yakalamıştı.
Tan yeri ağarırken onları o korkunç ses yakalayıverdi. ¹
Ve derken, tan yeri ağarırken, [hak ettikleri azabın] gürültüsü apansız yakaladı onları ⁵²
Nihayet güneşin doğuşuyla birlikte onları korkunç bir çığlık yakalayıverdi. 11/81, 37/137-138
Güneş doğarken, şiddetli bir gürleme halinde âni bir darbe onların işini bitirdi.
Ve şafak ağarırken, onları (dehşetli) sayha[²⁰⁶⁴] kıskıvrak yakalayıverdi;
Artık onları işrak vaktine girdikleri sırada, o sayha tutuverdi.
(Nitekim, Lut ailesi şehirden ayrılıp) Güneş doğarken, o korkunç ses onları yakalayıverdi.
Ve derken, tan yeri ağarırken, (hak ettikleri azabın) gürültüsü onları yakaladı.
Güneşin doğuşuyla birlikte onları bir çığlık yakaladı.
Pes helāk itdi anları Cebrā’īlüñ heybetlü āvāzı güneş çıḳduġı vaḳt.
Güneş doğarken o korkunç ses bastırıverdi onları!
Güneşin doğma zamanına girerlerken korkunç ses onları yakaladı.
Güneş doğmazdan evvel onları sayha alub helâk itdi.
Gün doğarken dehşet bir sesle sarsıldılar.
Derken güneşin doğma vaktine girmeleriyle birlikte onları o çığlık alıverdi.
Gün doğarken o korkunç ses onları yakaladı.
Nihayet o korkunç titreşimli ses, onları güneş doğarken yakaladı.
Derken, tan yerinin ağarma vaktine girdiklerinde onları (o korkunç ve dayanılmaz) çığlık yakalayıverdi.
Nihayet onları, güneşin doğma vaktinde korkunç gürültü yakalayıverdi.
Sabah güneş doğarken bir ses ve patlama onları yakalayıverdi.
Güneş doğarken onları o korkunç ses yakaladı.