İsrâ Suresi 26. Ayet

Arabic Uthmani · Diyanet İşleri

26. Ayet

وَاٰتِ ذَا الْقُرْبٰى حَقَّهُ وَالْمِسْك۪ينَ وَابْنَ السَّب۪يلِ وَلَا تُبَذِّرْ تَبْذ۪يرًا

Akrabaya, yoksula ve yolda kalmış yolcuya haklarını ver, fakat saçıp savurma.

Diğer Türkçe mealler

Abdulbaki Gölpınarlı

Akrabaya, yoksula, yolda kalmışa hakkını ver ve israfta ileri giderek boş yere, haksız yere malını saçma, savurma.

Besim Atalay (1965)

Hısımlara, yoksullara, yolda kalan kimselere haklarını vermelisin, malını da çok israf etme

Cemal Külünkoğlu

Akrabaya (yakınında bulunanlara), yoksula ve yolda kalmışa haklarını ver! (Elindeki imkânları) gereksiz yere saçıp savurma!

Cemil Said (1924)

Akrabânın hakkını vir, fakire ve yolcuya mu’âvenet it, fakat müsrif olma.

Diyanet Vakfı

Bir de akrabaya, yoksula, yolcuya hakkını ver. Gereksiz yere de saçıp savurma.

Edip Yüksel

Akrabalara haklarını ver. İhtiyaç sahiplerine ve yolcuya da... Ancak saçıp savurma

Elmalılı Hamdi Yazır

Karabet sahibine de hakkını ver, miskîne de, yolda kalmış da, bununla beraber saçıp savurma

Elmalılı (Sadeleştirilmiş)

Akrabaya, yoksula ve yolda kalmışa hakkını ver. Bununla beraber malını saçıp savurma.

Emrah Demiryent

26-27. (Ey insanoğlu! Rabbin tarafından sana bahşedilen nimetlerin şükrünü eda etmek üzere, sırf Allah rızası için,) akrabaya, yoksula ve yolcuya (zekât veya sadaka ile) haklarını ver, malını harâma sarf etmek sûretiyle saçıp savurma. Şüphesiz ki (kendilerine bahşedilen nimetlerin şükrünü eda etmek yerine) mallarını harâm yollarda harcayanlar (Rablerine karşı nankörlük etmektedirler, işte bu kimseler böyle yapmakla) şeytanların kardeşleri olmuşlardır. (Unutma ki) şeytan Rabbine karşı pek nankördür.

Abdullah-Ahmet Akgül

Akrabaya hakkını ver, (onları yardımsız bırakma ve alâkanı koparma,) yoksula ve yolda kalmışa da (el uzat), ama (elindekini) israf ederek saçıp savurma (ki böyleleri perişan hale düşecektir).

Erhan Aktaş

Yakınlık sahibine¹, düşkünlere ve kendisini Allah'ın yoluna adamış olanlara² yardım yap! Savurganlık yaparak saçıp savurma.

Eski Anadolu Türkçesi

daħı vir ħıśımlıķ issine ḥaķķını daħı miskine daħı yol erine daħı orandan geçürme orandan geçürmek ħarcı.

Hasan Basri Çantay

Hısıma, yoksula, yolda kalmışa hak (lar) ını ver. (Malını) israf ile saçıb savurma.

Hayrat Neşriyat

Akrabâya, yoksula ve yolda kalmışa da hakkını ver; fakat isrâf ederek saçıp savurma! (2)

İhsan Aktaş

Ve (ey insanoğlu!) Yakınlık sahiplerine (yakınlarına, himaye ettiklerine, yanında yer alanlara) hak(lar)ını (tastamam) ver; yoksula (işsiz kalana, çalışamayana, kimsesi olmayana, yeri-yurdu ve barınağı sokaklar olana), yolcuya (yiyecek, içecek, barınma ve yol masrafları bulunmayana) da (haklarını ver). Ama gereksiz yere de saçıp savurma.*

İlyas Yorulmaz

Yakın akrabalara haklarını ver. Miskinlere (çalışamayacak duruma gelmişlere) ve yolda kalmışlara da ver. Ama (ölçülü ol) saçıp savurma.

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Yakınlara, yoksullara, yolda kalanlara hakkını ver. Malını sakın saçıp savurma.

İsmail Hakkı İzmirli

Hısımlara, yoksullara, yolda kalmışlara haklarını ver [⁸], malını ulu orta saçıp dağıtma.

İsmail Yakıt

Akrabaya, yoksula/düşküne ve yolcuya hakkını ver! Amaçsız, boş yere saçıp savurma!

Kadri Çelik

Akrabaya, yoksula ve yolda kalmışa hakkını ver ve de israf ederek saçıp savurma.

Abdullah Parlıyan

Akrabaya, yoksula, yolda kalmışa hakkını ver ve israfta ileri giderek boş yere, haksız yere malını saçıp savurma.

Kuran Yolu

Akrabaya, yoksula ve yolcuya hakkını ver. Gereksiz yere de saçıp savurma!

Mahmut Kısa

Ey insanoğlu! Akrabaya, yoksullara ve yolda kalmışlara hakları olan zekât ve sadakalarını ver fakat Allah’ın yasakladığı yerlere harcama yaparak, veya kendini ve aileni başkalarına muhtaç bırakacak şekilde malını dağıtarak büsbütün de saçıp savurma.

Mahmut Özdemir

Yakın (Akraba)lığı olana hakkını ver; Miskîn’e / Düşkün Yoksul’a da, Yolda Kalmış’a da! Büsbütün saçıp savurma!

Mehmet Çakır

Yakın akrabaların hakkını verin, yoksulların, yol mağdurlarının da hakkını verin. Döküp saçmayın.

Mehmet Çoban

Akrabaya, yoksula, yolcuya hakkını ver! Sana verilen zenginlikleri gereksiz yere saçıp savurma! Rabbin zenginliklerinizi nasıl değerlendireceğinizi yasalarında belirtmiştir. Yasamıza uyarsanız israf etmemiş, zenginliklerinizi boşa saçıp savurmamış olursunuz.

Mehmet Okuyan

Akrabaya, yoksula ve yolda kalmışa hakkını ver! [*] Saçıp savurma! [*]

Mehmet Türk

Akrabaya, yoksula ve yolda kalmışa¹ hakkını² ver ve sakın saçıp savurma.³

Muhammed Esed

Ve (ey insanoğlu,) yakın(ların)a ³⁰ hak(lar)ını ver; düşküne de, yolda kalmışa ³¹ da; ama sakın [elindekini] anlamsız, amaçsız bir biçimde ³² saçıp savurma.

Mustafa Çavdar

Akrabaya, düşküne ve yolda kalmışa hakkını ver fakat gereksiz yere saçıp savurma! 6/141, 7/31, 17/27, 25/67

Ahmet Tekin

Akrabalara, çevresi çaresi olmayan yoksullara, yolda kalan muhtaç yolcuya, Allah'ın tanıdığı, belirlediği sorumluluğu yerine getir, onların hakkını ver. Malını gayr-i meşru yerlerde harcayarak saçıp savurma.

Mustafa İslamoğlu

(Ey insan!) Yakınlık sahiplerine hakkını ver; düşküne ve yolda kalmışa da… Fakat sakın ola ki (elinde avucunda olanı) amaçsız bir biçimde saçıp savurma!

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve karabet sahibine hakkını ver, düşküne de, parasız kalmış yolcuya da (ver). Ve saçıp savurma.

Orhan Kuntman

Akrabaya, yoksula ve yolda kalmış olanlara da hakkını verin, fakat gereksiz yere de saçıp savurmayın! (Gösteriş için harcama yapmayın)

Osman Fırat

Akrabaya, miskinlere ve yolda olan yolcuya haklarını ver, fakat saçıp da savurma.

Şaban Piriş

26,27. -Akrabaya, düşküne ve yolda kalmışa hakkını ver. Fakat, saçıp savurma! Çünkü saçıp savuranlar, şeytanların kardeşleridir. Şeytan ise Rabbine karşı pek nankördür.

Satıraltı Meal (1534)

Daḫı vir ḳarāyiblere ḥaḳlarını, miskīnlere daḫı, ġarīblere daḫı. Daḫı isrāfeyleme, isrāf eylemek.

Suat Yıldırım

26, 27. Yakınlarına, yoksula, yolda kalmışa hakkını ver, sakın saçıp savurma! Çünkü savurganlar şeytanların kardeşleri olmuşlardır. Şeytan ise Rabbine karşı pek nankördür. [25, 67]

Süleyman Ateş

Akrabaya, yoksula ve yolcuya hakkını ver, fakat saçıp savurma.

Süleyman Tevfik (1927)

Akrabâya, fakîrlere, yolculara hakkını vir ve isrâf itme.

Süleymaniye Vakfı

Yakınlarına, yoksullara ve yolda kalanlara hakkını ver ama saçıp savurma.

Ahmet Varol

Yakına hakkını ver. Yoksula ve yolda kalmışa da. (Malını) saçıp savurma.

Ümit Şimşek

Akrabaya, yoksullara, yolculara hakkını ver; israfla saçıp savurma.

Yaşar Nuri Öztürk

Akrabaya hakkını ver! Çaresize, yolda kalana da. Fakat saçıp savurma!

Ali Bulaç

Akrabaya hakkını ver, yoksula ve yolda kalmışa da. İsraf ederek saçıp-savurma.

Ali Fikri Yavuz

Akrabaya, yoksula ve yolda kalmışa hakkını ver. Bununla beraber (malını) büsbütün saçıp savurma.

Bahaeddin Sağlam

Akraba hakkını, yoksul hakkını, yolcu hakkını ver. Sakın saçıp savurarak bozgunculuk etme.

Bayraktar Bayraklı

Bir de akrabaya, yoksula ve yolcuya/çaresiz kalana hakkını ver! Gereksiz yere de saçıp savurma![287]