İsrâ Suresi 48. Ayet

Arabic Uthmani · Diyanet İşleri

48. Ayet

اُنْظُرْ كَيْفَ ضَرَبُوا لَكَ الْاَمْثَالَ فَضَلُّوا فَلَا يَسْتَط۪يعُونَ سَب۪يلًا

Bak, senin için ne türlü benzetmeler yaptılar da saptılar. Artık (doğru) yolu bulamazlar.

Diğer Türkçe mealler

Abdulbaki Gölpınarlı

Bak da gör, sana nasıl örnekler getirip de saptılar ve artık bir yol bulmaya güçleri yetmeyecek onların.

Besim Atalay (1965)

Bak, seni nelere benzeterek saptılar, artık doğru yolu bulamazlar

Cemal Külünkoğlu

(Ey Resul!) Bak, senin için (sihirbaz, kâhin, mecnun gibi) ne türlü benzetmeler yaptılar da saptılar. Artık onların doğru yolu bulmaya güçleri kalmamıştır.

Cemil Said (1924)

Bak sana meseller darb idiyorlar lâkin dalâletdedirler hak yolunı bulamıyacaklardır.

Diyanet Vakfı

Baksana; senin için ne türlü benzetmeler yaptılar! Bu yüzden, (öyle bir) saptılar ki, artık (doğru) yolu bulamayacaklardır.

Edip Yüksel

Dikkat et, seni nasıl da tanımlayarak sapıyorlar ve artık bir daha yol bulamazlar

Elmalılı Hamdi Yazır

Biz pek âlâ biliyoruz seni dinlerken ne suretle dinliyorlar? Birbirleriyle fısıldaşırlarken de ve o zalimler derlerken de: başka değil, sırf bir sihirli adama tâbi' oluyorsunuz

Elmalılı (Sadeleştirilmiş)

Bak senin için nasıl misaller verdiler de bu yüzden nasıl sapıklığa düştüler! Artık hak yolu bulmaya güçleri yetmez.

Emrah Demiryent

(Resûlüm! O müşriklerin) senin için ne türlü benzetmeler yaptıklarına (sana yakıştırdıkları kötü sıfatlara) bir bak. (Senin hakkında; “o bir sihirbazdır, kâhindir ya da mecnundur diyorlar.) Onlar (senin hakkında söyledikleri bu sözler ile daha da) saptılar. Artık onlar (hidâyete ulaşmak üzere gayret sarf etmedikleri müddetçe, doğru) yolu bulamazlar.

Abdullah-Ahmet Akgül

(Dikkat et) Sana nasıl örnekler (kafa karıştırıcı şeytani misaller) vererek saptıklarına bir bak, artık onların (İslam ve insanlık adına hayırlı) bir yola (girmeye iz’an ve vicdan) güçleri yetmemektedir.

Erhan Aktaş

Seni neye benzettiklerine¹ bir bak! Bu yüzden sapkınlaştılar. Artık, bir daha doğru yolu bulamazlar.

Eski Anadolu Türkçesi

baķ nite urdılar saña meŝelleri pes azdılar pes [147a] güçleri yitmezler yola.

Hasan Basri Çantay

Bak, sana nasıl misâller getirib sapdılar. Artık onlar bir yol (bulmıy) a güc yetiremiyeceklerdir.

Hayrat Neşriyat

Bak, senin için (şâir, sihirbaz ve kâhin diyerek) nasıl misâller getirdiler de bu yüzden dalâlete düştüler; artık (hakka giden) bir yola güçleri yetmez.

İhsan Aktaş

Bak (Resulüm), hakkında ne tuhaf benzetmeler uyduruyorlar (sana bazen büyücü, bazen şair, bazen büyülenmiş, bazen mecnun, bazen da kâhin diyorlar); Böyle diye diye tamamen sapıp gittiler de, artık kendilerini hidayete ulaştıracak (doğru) yolu da bulabilecek durumda değildirler.

İlyas Yorulmaz

Onları bekle gör ki, senin için daha ne misaller anlatacaklar. Artık onlar doğrulardan sapmış olup, hakikate ulaşmak için kendilerine asla bir yol bulamayacaklar.

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Bak, seni kimlere benzettiler! Onlar bir kere sapıtmışlardır, artık yollarını bulmıya güçleri yetmiyecektir.

İsmail Hakkı İzmirli

Baksana: Seni kimlere benzettiler [⁷] de sapıttılar, onların doğru yol bulmaya güçleri de yoktur.

İsmail Yakıt

(Ey Peygamber!) Bak, senin için ne benzetmeler [emsâl]²⁵ yaptılar da sapıttılar. Artık doğru yolu bulamazlar.

Kadri Çelik

Sana nasıl örnekler (kötü sıfatlar) vererek saptıklarına bir bak! Artık onların (doğru) yolu bulmaya güçleri yetmemektedir.

Abdullah Parlıyan

Baksana, onlar seni kimlere benzettiler de saptılar. Artık bir yol bulmaya güçleri yetmeyecek onların.

Kuran Yolu

Bak işte, senin hakkında ne türlü benzetmeler yapıyorlar! Böylece yoldan saptılar, bir daha da doğru yolu bulamıyorlar.

Mahmut Kısa

Ey Muhammed! Bak; zâlimler, gerçeği çarpıtmak için senin hakkında kimi zaman büyücü, kimi zaman büyülenmiş, bazan zeki bir düzenbaz, bazan deli, bazan da şâir diyerek nasıl saçma ve anlamsız örnekler getirdiler de doğru yoldan iyice saptılar; bu bakış açısıyla, bir daha da doğru yola gelemezler!

Mahmut Özdemir

Bir bak, sana nasıl Misâller verdiler? Sapıttılar; artık yol bulamazlar.

Mehmet Çakır

Senin için neler uyduruyorlar görüyor musun? İyice sapıttılar, artık çaresizler...

Mehmet Çoban

Baksana: Seni nelere benzetiyorlar. Bu yüzden öyle saptılar ki artık doğru yolu bulamayacaklar.

Mehmet Okuyan

Baksana; senin için ne türlü benzetmeler yapıp saptılar; (doğru) yolu bulamazlar.

Mehmet Türk

Bak, seni nelerle mukayese ederek, nasıl da sapkınlığa düştüler. Artık onlar, hak yolu asla bulamazlar.¹

Muhammed Esed

Seni benzettikleri şeye bak [ey Peygamber!] Bir kere yoldan çıkmış bunlar ve bu yüzden [hakka çıkan] bir yol da bulacak durumda değiller artık!

Mustafa Çavdar

Şunlara bak, sana neler yakıştırıyorlar öyle! Ve öyle bir sapıyorlar ki, artık doğru yolu bulmalarına imkân yok. 10/90...93, 23/25, 25/41, 51/52

Ahmet Tekin

İbret nazarıyla bak, senin için ne türlü benzetmeler yaptılar. Bu yüzden başlarına buyruk hareket ederek hak yoldan uzaklaştılar, dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercih ettiler, artık doğru yola ulaşabilecekleri bir çıkış yolu da bulamayacaklar.

Mustafa İslamoğlu

Şunların seni neye benzettiklerine bir bak hele! Ve sonuçta öyle bir sapıttılar ki, bir daha doğru yolu bulacak (muhakeme) gücünü asla kendilerinde bulamayacaklar.[²²⁷⁹]

Ömer Nasuhi Bilmen

Bak senin için nasıl misaller irad ettiler, artık onlar sapıtmış oldular, artık onlar doğru bir yola (gitmeğe) güç yetiremezler.

Orhan Kuntman

(Ey Muhammed) Bak o müşrikler, senin için (şair, sihirbaz, kâhin ve mecnun gibi birbirini tutmaz) ne benzetmeler yaptılar da bu yüzden sapıklığa düştüler, artık onlar doğru yolu bulmaya güç yetiremezler.

Osman Fırat

Bak, senin için ne misaller veriyorlar ve böylece saptılar. Artık (doğru) yolu bulamaya güç yetiremezler.

Şaban Piriş

Sana nasıl örnek verdiklerine bir bak! Bu sebeple onlar sapıtmışlardır. Artık yol da bulamazlar.

Satıraltı Meal (1534)

Gör niçe urdılar saña meẟelleri, pes azdılar ḥaḳdan, yol ṭapmadılar.

Suat Yıldırım

Bak Resulüm, seni nelere kıyas ettiler (gâh şair, gâh büyücü, gâh kâhin, gâh mecnûn dediler) de nasıl dalâlete düştüler? Hem öyle sersemleştiler ki artık yol bulacak halleri kalmadı.

Süleyman Ateş

Bak, nasıl misaller verdiler (seni şa'ire, büyücüye, kahine ve mecnuna benzettiler) de şaştılar. Artık bir daha yolu bulamazlar.

Süleyman Tevfik (1927)

(Yâ Muhammed) Senin içün nasıl meseller darb iderek dalâlete düşürdüklerine ve hakka yol bulamadıklarına nazar it.

Süleymaniye Vakfı

Baksana seni nelere benzettiler de sapıttılar. Artık bir çıkış yolu bulamazlar.

Ahmet Varol

Bak sana nasıl örnekler verdiler de saptılar. Artık bir yol (bulmay)a güç yetiremezler.

Ümit Şimşek

Seni benzettikleri şeye bak! Onlar öyle bir saptılar ki, bir daha da yollarını bulamıyorlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Bak nasıl örnekler verdiler sana, nasıl sapıttılar. Artık hiçbir yola varamazlar.

Ali Bulaç

Sana nasıl örnekler vererek saptıklarına bir bak, artık onların bir yola güçleri yetmemektedir.

Ali Fikri Yavuz

Bak, seni nelere nisbet ettiler (şairdir, sahirdir, mecnundur dediler) de nasıl dalâlete düştüler! Artık hak yolu bulmağa güçleri yetmez.

Bahaeddin Sağlam

İşte bak; senin için nasıl örnekler verdiler! Onun için öyle saptılar ki yol bulamıyorlar.

Bayraktar Bayraklı

Baksana, senin için ne türlü benzetmeyi yaptılar! Bu yüzden öylesine saptılar ki, artık doğru yolu bulamayacaklardır.