89. Ayet
ثُمَّ اَتْبَعَ سَبَبًا
Sonra yine (doğuya doğru) bir yol tuttu.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
ثُمَّ اَتْبَعَ سَبَبًا
Sonra yine (doğuya doğru) bir yol tuttu.
Sonra, bir yol daha tuttu.
Sonra bir yol daha tuttu
89-90. (Zülkarneyn) sonra (Doğu'ya doğru) bir yol tuttu. Nihayet güneşin doğduğu yere (Doğuda varabileceği en uzak noktaya) vardığı zaman, kendilerine güneşe karşı hiçbir örtü kılmadığımız bir toplumun üzerine güneşin doğduğunu gördü.
Zü’l-Karneyn şarka doğrı yoluna devâm itdi.
Sonra yine bir yol tuttu.
Sonra bir yol tuttu.
Sonra da bir sebebi ta'kıb etti
Sonra Zülkarneyn yine bir yol tuttu.
Sonra (Zu’l-Karneyn, kendisine bahşettiğimiz imkânlar ile doğuya doğru) bir yol tuttu.
Sonra (yine) bir yol tuttu. (İlahi öğretiyle edindiği yüksek teknolojik vesileler ve harika yöntemlerle yol alıp durdu.)
Sonra bir sebebe¹ tabi oldu.
andan uydı maķsūda degürıci neseneye.
Sonra o, başka bir yol tutdu.
Sonra (başka) bir sebeb (doğuya doğru, bir yol) ta'kib etti.
Sonra (doğru sebep ve vesilelere başvurarak) başka bir hedefe yöneldi (yola koyuldu).
Sonra bir sebepten dolayı yola çıktı.
Sonra o başka bir yol tuttu.
Sonra diğer bir yol tuttu.
Sonra bir yol daha tuttu;
Sonra (Zülkarneyn yine) bir yol tutmuş oldu.
Zülkarneyn bir yol daha tuttu.
Sonra yine bir yol tutup gitti.
Derken, buradan ayrılıp doğu istikametine bir yol tuttu.
Yine bir yol tuttu.
Zülkarneyn tekrar yollara düştü.
Sonra yönünü güneşin battığı yerin tersine çevirdi. Uzun bir yol aldı.
Sonra (doğuya doğru) bir yol tutmuştu.
O, (yine) bir sebebe sarıldı.
Ve [Zulkarneyn, doğru bir amaca varmak için, böylece] bir kere daha ⁹⁰ doğru aracı seçti.
Sonra sahip olduğu imkânlarla yola koyuldu. 18/85
Sonra doğru sebep ve vesilelere, meşrû araçlara başvurarak başka bir hedefe yöneldi.
Sonra o, yeni (amacına) ulaştıracak bir araca yine başvurdu.
Sonra da başka bir yol takip etti.
(O kavim imana gelmeyince, Zülkarneyn) Sonra başka bir yol takip etti.
Sonra yine (hadiselerin) sebeblerine tabi oldu
Sonra bir yol tuttu.
Andan ṣoñra sebebe uydı.
Zülkarneyn bu sefer yine bir yol tuttu.
Sonra yine bir yol tuttu.
Sonra diğer bir yola tâbi' oldı.
Sonra o (Zülkarneyn), bir yola girdi.
Sonra yine bir yol tuttu.
Sonra yine bir sebebi izledi.
Sonra bir sebebi daha izledi.
Sonra (yine) bir yol tuttu.
Sonra Zül'-Karneyn (Doğuya doğru) bir yol tuttu.
Sonra yine bir sebebin ardına düşüp gitti. (Yeni bir yola girdi.)
Sonra yine bir yol tutup gitti.