Kehf Suresi 96. Ayet

Arabic Uthmani · Diyanet İşleri

96. Ayet

اٰتُون۪ي زُبَرَ الْحَد۪يدِۜ حَتّٰٓى اِذَا سَاوٰى بَيْنَ الصَّدَفَيْنِ قَالَ انْفُخُواۜ حَتّٰٓى اِذَا جَعَلَهُ نَارًاۙ قَالَ اٰتُون۪ٓي اُفْرِغْ عَلَيْهِ قِطْرًاۜ

“Bana (yeterince) demir madeni[336] getirin” dedi. İki yamacın arasındaki boşluğu (dağlarla) bir hizaya getirince, “körükleyin!” dedi. Demiri eritip kor (gibi) yapınca da, “Bana erimiş bakır getirin, bunun üzerine boşaltayım” dedi.

Diğer Türkçe mealler

Abdulbaki Gölpınarlı

Siz bana demir parçaları getirin. Dağların iki tarafı birbirine müsavi olunca üfleyin dedi. Onu ateş haline sokunca da getirin de dedi, üstüne erimiş bakır dökeyim.

Besim Atalay (1965)

Demir parçaları getirin bana, iki dağın arayeri dolunca, körükleyin demir ateş olunca, yine getiriniz üstüne erimiş bakır dökeyim

Cemal Külünkoğlu

“Bana (yeterince) demir (kütleleri) getirin”. İki yamacın arasındaki boşluğu (dağlarla) bir hizaya getirince, “körükleyin!” dedi. Sonunda demir akkor halini alınca da: “Bana erimiş bakır getirin, bunun üzerine boşaltayım” dedi.

Cemil Said (1924)

95, 96. Zü’l-Karneyn "Rabbimin bana virdiği kudret benim içün kâfîdir ben ücret istemem, yalnız bana yardım idiniz, ben sizin beyninize bir sed çekeyim. İki sed arasını doldıracak kadar demir parçaları getüriniz. Demir ateş gibi kırmızı oluncaya kadar ateşi üfleyiniz ve üzerine dökmek üzere eridilmiş bakır getüriniz." didi.

Diyanet Vakfı

«Bana, demir kütleleri getirin.» Nihayet dağın iki yanı arasını aynı seviyeye getirince (vadiyi doldurunca): «Üfleyin (körükleyin)!» dedi. Artık onu kor haline sokunca: «Getirin bana, üzerine bir miktar erimiş bakır dökeyim» dedi.

Edip Yüksel

"Bana demir kütleleri getirin." Her iki barikatın arasını doldurunca, "Üfleyin!," dedi. Onu bir ateş haline sokunca da, "Getirin, üstüne erimiş bakır dökeyim," dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bana demir kütleleri getirin, tam iki ucu denkleştirdiği vakit körükleyin dedi, tam onu bir ateş haline koyduğu vakit getirin bana dedi: üzerine erimiş bakır dökeyim

Elmalılı (Sadeleştirilmiş)

"Bana, demir kütleleri getirin." Nihayet dağın iki ucunu denkleştirdiği vakit: "Ateş yakıp körükleyin" dedi. Demiri bir ateş koru haline getirince. "Bana erimiş bakır getirin üzerine dökeyim" dedi.

Emrah Demiryent

(Zu’l-Karneyn sözlerine devam ederek,) “Şimdi bana, (bulabildiğiniz kadar) demir kütleleri getirin” dedi. Nihâyet, iki dağın yamaçları arasındaki boşluğu (tamamen bu demir kütleleri ile) doldurup, dağlarla eşit seviyeye getirince, (demirlerin bir ateş koru hâline gelmesi için devasa ateşler yakıldı ve dev körükler hazırlandı. Zu’l-Karneyn belli bir süre sonra,) “Körükleyin!” diye emretti, demir iyice kor hâline gelince, “Bana erimiş bakır getirin, üzerine dökeyim!” dedi.

Abdullah-Ahmet Akgül

(Haydi) "Bana demir kütleleri getirin" (dedi). Nihayet iki dağın arası eşit düzeye gelince, "Körükleyin" dedi. Onu ateş haline getirinceye kadar (bu işi yaptı, sonra) dedi ki: (Şimdi) "Bana (bulup) getirin de, üzerine eritilmiş bakır dökeyim."

Erhan Aktaş

“Bana demir parçaları getirin. İki dağın arası eşit seviyeye gelinceye kadar körükleyin.” dedi. Onu bir ateş haline getirince, “Bana erimiş bakır getirin, onun üzerine dökeceğim.” dedi.

Eski Anadolu Türkçesi

“getürüñ baña demür paralarını!” tā ķaçan berāber eyledi iki ŧaġ yanlaruñuñ eyitti “ürüñ!” tā ķaçan eyledi anı od eyitti “getürüñ baña dökeyin anuñ üzere erimiş baķır.”

Hasan Basri Çantay

«Bana demir kütleleri getirin». (O karşılıklı iki dağın) iki yanı tam denkleşdiği vakit «üfleyin» dedi. Nihayet onu (demiri) bir ateş haaline koyduğu zaman da «Getirin bana, dedi, üstüne erimiş bakır dökeyim».

Hayrat Neşriyat

“Bana demir kütleleri getirin!” (dedi). İki dağ arası (bunlarla dolup) aynı seviyeye geldiği zaman: “Körükleyin!” dedi. Nihâyet onu (o demir kütlelerini) kor hâline getirince: “Getirin bana, üzerine erimiş bakır dökeyim!” dedi.

İhsan Aktaş

Bana, demir kütleleri getirin. Nihayet dağın iki yanı arasını aynı seviyeye getirince (vadiyi doldurunca): "Üfleyin (ateşi körükleyin)!" dedi. Artık onu kor haline sokunca: "Getirin bana, üzerine bir miktar erimiş bakır dökeyim" dedi.

İlyas Yorulmaz

“Siz şimdi bana demir parçaları getirin” dedi. Demir parçaları ile iki settin arasını doldurdu ve “(Ateş yakıp) Demirler nar gibi oluncaya kadar körükleyin. Şimdi bana eritilmiş bakırı getirin de, bakır eriyiğini demir korunun üzerine dökeyim” dedi.

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Haydi, bana demir parçaları getirin." İki dağın iki yamacı bir kesime gelince de "Ateşi körükleyin" dedi. Sonunda demir ateş kesilince de dedi: "Bana erimiş bakır getirin de üzerine dökeyim."

İsmail Hakkı İzmirli

«— Bana demir parçaları getirin». Nihayet onlar getirdiler, iki dağın yanları arasındaki duvar dağ boyunca oldu. Ameleye ateş koyup körükleyin dedi. Onlar da körüklediler. Demir ateş kesilince «— Bana erimiş bakır getirin de [¹³] üzerine dökeyim» dedi [¹⁴].

İsmail Yakıt

“Bana demir kütlelerini getiriniz” dedi. “Tâ ki bunlar iki dağın arasını düzleyince/doldurunca “körükleyin!” dedi. “Tâ ki onlar da ateş kütlesi hâline gelince, “Getiriniz üzerine ergimiş bakır dökeyim”³⁴ dedi.

Kadri Çelik

“Bana demir külçeleri getirin.” İki dağın arası (demir külçeleriyle) eşit düzeye gelince, “Körükleyin” dedi. Onu ateş haline getirince de dedi ki: “Bana getirin, üzerine eritilmiş bakır dökeyim.”

Abdullah Parlıyan

Bana demir külçeleri getirin” dedi. Zülkarneyn iki dağın arasını, demir kütleleriyle doldurup, dağlarla aynı seviyeye getirince, “Körükleyin” dedi. Tüm demirler ateş kesilince, “Bana erimiş bakır getirin de, üzerine dökeyim” dedi.

Kuran Yolu

Bana, demir kütleleri getirin.” Nihayet (vadiyi demirle doldurup) iki dağın arasını aynı seviyeye getirince, “Ateşi körükleyin!” dedi. Artık onu kor haline getirdiği vakit, “Getirin bana, üzerine bir miktar erimiş bakır dökeyim” dedi.

Mahmut Kısa

“Şimdi bana, bulabildiğiniz kadar demir kütleleri getirin!” Ve böylece Zülkarneyn, bu demir kütlelerini üst üste yığarak, geçidi düzgün bir şekilde kapadı; nihâyet, iki dağın yamaçları arasındaki boşluğu tamamen doldurtup dağlarla eşit seviyeye getirince, dev körükler hazırlandı, ateşler yakıldı ve Zülkarneyn, “Körükleyin!” diye emretti; demir iyice kor hâline gelince, “Bana erimiş bakır getirin, üzerine döküp onu tunç hâline getireyim!” dedi.

Mahmut Özdemir

“Bana Demir’in kütlelerini getirin!”. Sonunda İki Yamaç arasını düzlediği zaman: -“Körükleyin!” dedi. Nihayet onu ateşlediği anda: -“Bana, üzerine dökeceğim bakır getirin!” dedi.

Mehmet Çakır

" bana demir madeni getirin " dedi. Demir madeni iki tepe arasını doldurunca: " ateş yakıp körükleyin " dedi. Ateş akkor hale gelince de: " katran getirin üzerine boca edeyim " dedi.

Mehmet Çoban

"Bana yeterince demir madeni getirin!" dedi. İki dağın birleştiği yerdeki geçide demirleri yerleştirdiler. Demirleri eritmek için ateşler yakıldı. Zülkaneyn körükçülere emrini verdi. "Haydi! Körükleyin ki ateşler yükselsin! Demirler erisin!" Demiri eritip kor haline getirdiler. İki dağın arasındaki geçit eriyen demirlerle kapanmaya başlayınca: "Bana erimiş bakır getirin! Demir eriyiğinin üzerine boşaltayım!" dedi. Böylece demir ve bakır karışımından sağlam bir set yaptılar.

Mehmet Okuyan

Bana demir kütleleri getirin!” Sonunda dağın iki yanı arasını aynı seviyeye getirince “Üfleyin (körükleyin)!” demişti. Onu kor hâline sokunca da “Getirin bana, üzerine bir miktar erimiş bakır dökeyim.” demişti.

Mehmet Türk

(Zü’l-Karneyn): “Bana demir kütleleri getirin” dedi. İki dağın arasını doldurunca, “(ateş yakıp) körükleyin.” dedi. Onu kor haline getirince de: “Bana bir miktar erimiş bakır getirin de üzerine dökeyim.” dedi.

Muhammed Esed

Bana demir külçeleri getirin!” Derken, demir (külçelerini) yığıp, iki yar arasındaki boşluğa doldurunca (onlara) “[Bir ocak kurun ve] körükleyin!” ⁹⁷ dedi. Nihayet, [demir iyice] kor haline gelince, “Bana ergimiş bakır getirin bunun üzerine dökeyim” dedi.

Mustafa Çavdar

– Bunun için bana demir kütleleri getirin. Nihayet iki dağın arası dolup düzleşince onlara: – Ateşi körükleyin, dedi. Sonunda demir eriyip akkor haline gelince: – Bana erimiş bakır getirin onun üzerine dökeyim, dedi. 57/25

Ahmet Tekin

“Bana demir kütükleri getirin.” Demir kütükler, iki dağın zirvesiyle aynı seviyeye geldiği vakit: “Körükleyin” dedi. Demiri kor haline getirince: “Getirin bana, üzerine bir miktar bakır eriyiği dökeyim.” dedi.

Mustafa İslamoğlu

(şimdi) bana demir plakalar getirin!” Nihayet iki dik yamaç arasındaki (boşluk) doldurulup düz hale gelince onlara “Körükleyin!” dedi. Sonunda demir akkor halini alınca, “Onun üzerine dökmek için bana ergimiş bakır getirin!” dedi.

Ömer Nasuhi Bilmen

«Bana demir parçaları getirin, iki dağın arası bir seviyeye gelince körükleyin,» dedi. «Onu ateş haline koyduğu zaman da getirin bana,» dedi, «Üzerine erimiş bakır dökeyim.»

Orhan Kuntman

Bana demir kitleleri getirin, -onların yüksekliği- iki dağın arasında eşit bir seviyeye geldiğinde, ateş yakıp körükleyin, demir kızıp kor haline gelince de, bana erimiş bakır getirin de üzerine dökeyim " dedi. (Zülkarneyn'in emrini yerine getirdiler ve o şeddi yaptılar)

Osman Fırat

Bana demir kütleleri getirin dedi ve (Zu’lKarneyn) iki dağın arasını (demir kütleleriyle) aynı seviyeye getirince: "ateşi körükleyin !" dedi. Nihâyet o(demir kütleleri)ni bir ateş haline sokunca "Getirin bana, üzerine erimiş katran dökeyim, " dedi.

Şaban Piriş

Bunlar iki dağın arasını doldurunca: -Körükleyin, dedi. Sonunda onu ateş haline getirdi. -Bana erimiş bakır getirin de üzerine dökeyim, dedi.

Satıraltı Meal (1534)

Getürüñüz baña demür kesiklerin, ḥattā ki berāber eyledi iki ṭaġ arasını. Eyitdi: Üfürüñüz, ḥattā ki ol demür od oldı. Eyitdi: Baña erimiş baḳır getü‐rüñüz, anuñ üstine dökeyin, didi.

Suat Yıldırım

“Demir kütleleri getirin bana! ” Zülkarneyn iki dağın arasını demir kütleleriyle doldurtup dağlarla aynı seviyeye getirince: “Körükleyin! ” dedi. Tam onu bir ateş haline getirince, “Bana erimiş bakır getirin de üzerine dökeyim. ” dedi.

Süleyman Ateş

Bana demir kütleleri getirin. (Zu'l-Karneyn) iki dağın arasını (demir kütleleriyle doldurtup dağlarla) aynı seviyeye getirince: "Üfleyin!" dedi. Nihayet o(demir kütleleri)ni bir ateş haline sokunca "Getirin bana, üzerine erimiş katran dökeyim," dedi.

Süleyman Tevfik (1927)

"Bana demir paçaları getiriniz" didi. (O demir parçaları yığılarak) iki dağın arası müsâvî oldukda: "Onı üfleyin" didi. O demir parçları ateş gibi olunca: "Bana erimiş bakır getirin üzerine dökeyim" didi.

Süleymaniye Vakfı

Bana demir parçaları getirin." İki yakası eşitlenince "Ateşi körükleyin" dedi. Demiri ateşe çevirince "Bana erimiş bakır getirin de üzerine dökeyim" dedi.

Ahmet Varol

Bana demir kütleleri getirin." İki dağ yakasının arası denkleşince: "Körükleyin" dedi. Onu ateş haline getirdiğinde de: "Bana erimiş bakır getirin üzerine dökeyim" dedi.

Ümit Şimşek

“Bana demir kütleleri getirin.” İki dağın arasını demir kütleleriyle düzleyince, “Şimdi körükleyin” dedi. Onu ateş haline getirince de “Bana erimiş bakır getirin de üzerine dökeyim” dedi.

Yaşar Nuri Öztürk

"Bana demir kütleleri getirin!" İki ucu tam denkleştirince, "Körükleyin!" dedi. Onu ateş haline koyunca da "Getirin bana, üzerine erimiş bakır/katran dökeyim!" diye seslendi.

Ali Bulaç

'Bana demir kütleleri getirin', iki dağın arası eşit düzeye gelince, 'Körükleyin' dedi. Onu ateş haline getirinceye kadar (bu işi yaptı, sonra:) dedi ki: 'Bana getirin, üzerine eritilmiş bakır dökeyim.'

Ali Fikri Yavuz

Bana demir pikleri getirin, (dağların) tam iki ucu denkleştiği vakit körükleyin” dedi. Nihayet demiri bir ateş hâline koyduğu vakit: “-Getirin bana, üzerine erimiş bakır dökeyim.” dedi.

Bahaeddin Sağlam

Bana demir parçalarını getirin” dedi. Nihayet iki dağın arasını düzeltince “körükleyin” dedi. Nihayet o demirleri kızdırınca: “Getirin, üzerine bakır dökeyim” dedi.

Bayraktar Bayraklı

“Bana demir kütleleri getirin!” Kütleler iki dağın arasını doldurunca, “Körükleyin!” dedi. Demirler akkor haline gelince, “Bana erimiş bakır getirin de üzerine dökeyim” dedi.