99. Ayet
وَتَرَكْنَا بَعْضَهُمْ يَوْمَئِذٍ يَمُوجُ ف۪ي بَعْضٍ وَنُفِخَ فِي الصُّورِ فَجَمَعْنَاهُمْ جَمْعًاۙ
O gün biz onları bırakırız, dalga dalga birbirlerine karışırlar. Sonra sûra üfürülür de onları toptan bir araya getiririz.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
وَتَرَكْنَا بَعْضَهُمْ يَوْمَئِذٍ يَمُوجُ ف۪ي بَعْضٍ وَنُفِخَ فِي الصُّورِ فَجَمَعْنَاهُمْ جَمْعًاۙ
O gün biz onları bırakırız, dalga dalga birbirlerine karışırlar. Sonra sûra üfürülür de onları toptan bir araya getiririz.
O gün deniz gibi dalgalanır, dalgadalga birbirlerine karışır onlar ve sur üfürülür de onların hepsini toplarız.
O gün onlar dalgalanıp birbirine girerler halde bırakırız, Sûr üfrülür, hepsini toplarız
O (birinci kez sûra üflenmesiyle kıyametin koptuğu) gün biz onları bırakırız, dalgalar halinde birbirlerine girerler. (İkinci kez yeniden yaratılış için) sûra üflenince hepsini bir araya toplarız.
Kıyâmet güninde ins ve cin dalgalar gibi biri birileriyle izdihâm idecekler, sûr (borı) nefh olunacak ve tekmîli cem’ idilecekdir.
O gün (kıyamet gününde bakarsın ki) biz onları, birbirine çarparak çalkalanır bir halde bırakmışızdır; Sûr'a da üfürülmüş, böylece onları bütünüyle bir araya getirmişizdir.
O gün onları bırakırız. Dalgalar halinde birbirlerine girerler. Boruya üflenir; hepsini bir araya toplarız.
Ve o gün onları bırakıvermişizdir, bir kısmı diğerinin içinde dalgalanıyorlar, surada üfürülmüştür, artık hepsini toplamış da toplamışızdır ve
Biz o gün (kıyamet günü) onları bırakıvermişizdir. Dalgalar halinde birbirlerine girerler, Sûr'a da üfürülmüştür. Böylece onların hepsini bir araya toplamışızdır.
(Ye’cûc ve Me’cûc kavimlerinin setti aşmaları için vadettiğimiz) o gün (gelince, çokluklarından dolayı) onları birbiri içinde dalgalanır bir hâlde (serbest) bırakırız. (Ye’cûc ve Me’cûc kavimlerinin setti aşmaları kıyametin büyük alâmetlerindendir. Yaşanılan birçok hadisenin ardından, kıyametin diğer büyük alâmetleri zuhur eder ve derken emrimiz üzere İsrafil tarafından Sûr’a üfürülür ve kıyamet kopar. Sonra da, tarafımızdan tayin edilmiş olan yeniden diriltilme zamanı gelip de emrimiz üzere İsrafil tarafından) Sûr’a (ikinci defa) üflenince hepsini (bütün mahlûkatı, mahşerde) bir araya toplarız.
Biz o gün, (Ye’cüc ve Me’cüc’ün ve kâfirler sürüsünün) bir kısmını bir kısmı içinde ve izdiham halinde dalgalanırcasına onları serbest bırakıp salıveririz. (Derken) Sur’a da üfürülmüştür, artık onların (bütün varlıkların, özellikle mükellef tutulanların) tümünü bir araya toplayıp getirmişizdir.
İzin günü onları terk ederiz. Dalga dalga birbirlerine karışırlar. Ve Sûr'a üfürülür. Hepsini bir araya toplarız.
daħı ķoduķ bir nicelerini ol gün ya'nį ecüc mecüc'üñ yā ādemįlerüñ hep ķıyāmet güni ķanşur bir niceye. daħı ürildi śūr içine pes dirdük anları dirmek.
O gün biz onları birbiri içinde dalgalanır bir halde bırakmışızdır (bırakacağız. Artık) «Suur» da üfürülmüşdür (üfürülecekdir.) Bu suretle hepsini (mahşerde) derleyip toparlamışızdır (toplayacağız).
(Ye'cüc ve Me'cüc'ün ortaya çıkacakları) o gün (o âhir zaman fitnesinde) onları birbiri içinde dalgalanır bir hâlde bırakmışızdır; nihâyet (mühletleri bittiğinde) sûra üfürülmüş, böylece onları hep berâber (mahşerde) bir araya getirmişizdir.(1)
O gün (seddin tamamlandığı gün), biz onları (seddi aşamayacak durumda kalan Ye’cüc ve Me’cücleri) birbiri içinde dalgalanır bir halde bırakmışızdır. Ve (kıyamet günü geldiği zaman) sûra da üfürülmüş (olacak)tır, (diriliş için tekrar sûra üfürüldükten) sonra da (biz hem) onları (hem de bütün insanları) toptan bir araya getirmiş(olacağ)ız.*
Kıyamet günü onları bırakırız ki birbirlerine karışsınlar. İşaret verilince (sura üfürülünce), onların hepsini bir araya toplarız.
O gün Biz onları dalgalar gibi birbirlerine çarpsınlar diye bırakmışızdır. Boru üfürülünce de onların hepsini toplarız.
O gün, onları kendi hallerine bırakırız, onlar çokluklarından dalgalar gibi birbirine karışırlar. Sûr da üfürülür, biz de onların hepsini toplarız.
O gün Biz onları bırakırız, onlar dalga dalga birbirlerine karışırlar sonra sura üfürülür ve onları topluca bir araya getiririz.
Biz o gün, bir kısmını bir kısmı içinde dalgalanırcasına bırakıveririz. Sur'a da üfürülmüştür, ardından onların tümünü bir arada toplarız.
O kıyamet günü, biz Ye'cüc'ü ve Me'cüc'ü birbiri içinde dalgalanır vaziyette bırakmışızdır veya dalga dalga ülkeleri istila ederler veya halk, şaşkınlıktan dalgalar gibi birbirine çarpar, sarsılır, karışırlar, sûr'a da üflenmiştir ve onları hep bir araya toplamışızdır.
O gün (kıyamet günü) biz onları, birbirine çarparak çalkalanır bir halde bırakmışızdır; sûra da üfürülmüş, böylece onları bütünüyle bir araya getirmişizdir.
Sura birinci kez üflenip kıyâmet koptuğu zaman, O Gün onları ikinci sur ile mezarlarından kaldırıp bir süre şaşkın bir hâlde ortalıkta bırakacağız, dehşet içerisinde bir o yana bir bu yana koşacak, dalga dalga birbirlerine girecekler ve Toplanma Borusu, üçüncü sur çalınınca, Büyük Mahkeme için hepsini huzurumuzda toplayacağız.
O gün onların bir kısmını bir kısmının içinde dalgalanır bıraktık; Sur’a üflendi; topluca onları bir araya topladık.
O gün insanlar dalgalar gibi çırpınıp birbiri üzerine yığılacaklar. Ardından sûra üfleyip hepsini bir araya toplayacağız:
Dünya hayatında bilmedikleri şeyler hakkında ileri geri konuşanları, gereksiz sorularla elçilerimizi meşgul edenleri, ayetlerimiz hakkında lüzumsuz tartışanları, kendi hallerinde bırakırız. Sen de bırak! Onlar yalanlarıyla dalgalar halinde birbirlerine karışırlar. İşlerine gelir yalanlarıyla anlaşırlar. İşlerine gelmez yalanları adına birbiriyle savaşırlar. Nihayet ömürleri biter. Sonra sura üfürülür. Onları toptan bir araya getiririz.
O gün (kıyamet gününde bakarsın ki) biz onları birbirine karışmış bir hâlde bırakmışızdır. Sûr’a da üflenecek, [*] böylece onları tamamen bir araya getireceğiz.
Biz o (kıyamet) günü, onları¹ bırakırız da dalgalar halinde birbirlerine girerler. Sûra üflenince de hepsini derhâl bir araya toplarız.
O GÜN ¹⁰¹ onları bırakırız, dalga dalga yürüyüp birbirlerine karışsınlar; ve sûra üflenir: Böylece hepsini bir araya toplarız.
O gün gelince biz onları dalgalar halinde birbirlerine çarparak çalkanır şekilde kendi hallerine terk edeceğiz ve sura yeniden üflenince de hepsini bir araya toplayacağız. 81/3
O gün, Kıyamet gününde, biz onları birbirine çarparak çalkalanır bir halde bırakırız. Sûra da üfürülür, böylece onların hepsini biraraya toplamış oluruz.
O GÜN geldiğinde, Biz onları birbirini kıran dalgalar (gibi) çalkalanmaya terkederiz. Nihayet sur borusu çalınır; sonunda hepsini bir araya toplarız.[²⁴⁴⁵]
Ve o gün (Yecüc ile Mecüc'-ün çıktıkları zaman) Onların bazılarını bazısı içinde dalgalanır (muztarip) bir halde bırakmışızdır ve sura üfürülmüştür, artık onların hepsini toptan toplamışızdır.
O gün (Ye'cuc ve Me'cuc'un çıktığı, yani ilahi va'd gerçekleştiği zaman, Ey Muhammed, bakarsın ki) Biz o kafirleri, dalgalar halinde birbirine karışmış bir halde bırakmış Sur'a üfürülmüş (kıyamet kopmuş) ve onların hepsini bir araya toplamışızdır.
Biz o gün bazılarını bırakmışızdır: Birbiri içinde dalgalanırlar. Sûr’a da üflenmiştir ve onları hep bir araya toplamışızdır.
Günü gelince biz onları bırakırız. Dalgalar halinde birbirlerine girerler. Sur'a üflendiği zaman da hepsini bir araya toplarız.
Daḫı ḳoyar‐biz anları ḳıyāmet güninde biri birine mevc ururlar iz‐diḥāmdan.
O gün, yani kıyamet günü onlar deniz dalgaları gibi birbirine çarparak çalkalanırlar. Sûr'a da üfürülür, insanların hepsini bir araya toplarız. [56, 49-50; 18, 47]
Biz o gün (Ye'cuc ve Me'cuc'u) bırakmışızdır: Birbiri içinde dalgalanır(lar). Sur'a da üflenmiştir ve onları hep bir araya toplamışızdır.
İşte o gün geldikde Ye'cûc ve Me'cûc birbirleri arasında dalga gibi dalgalanurlar. Ve sûr üflendikde cümlesini mahşere toplarız.
O gün onlardan biri diğerinin içinde dalgalanacaktır. Sura üflenince de tamamını bir araya toplayacağız.
O gün onları birbirleri içinde dalgalanır halde bırakırız. Sur'a da üflenir ve artık onların tümünü biraraya toplarız.
O gün Biz insanları birbirlerinin üzerinde dalgalanır halde bırakmışızdır. Sûra üfürülmüş, hepsini bir araya getirmişizdir.
O gün onları bırakmışızdır, birbirleri içinde dalgalanırlar. Sûra da üflenmiştir; hepsini bir araya toplamışızdır.
Biz o gün, bir kısmını bir kısmı içinde dalgalanırcasına bırakıvermişiz. Sur'a da üfürülmüştür, artık onların tümünü bir araya getirmişiz.
(Ye'cüc ve Me'cüc'un veya pek kalabalık insanların çıkacağı) o gün, onları, birbiri içinde dalgalanır hale bırakmışızdır; Sûr'a üfürülmüştür. Artık hepsini hesap için toplamışızdır.
O kıyamet günü insanları birbirine girmiş, çalkalanır bir halde bırakırız. İsrafil, borazanıyla emir verir, hepsini toplamış oluruz.
O gün biz onları, birbirine çarparak çalkalanır bir halde bırakmışızdır. Sûr'a da üfürülmüş, böylece onları bütünüyle bir araya getirmişizdir.