Diğer Türkçe mealler
Abdulbaki Gölpınarlı
De ki: Kim sapıklıktaysa rahman, onun sapıklığını uzattıkça uzatır da sonunda azap olsun, kıyamet olsun, kendilerine vaat olunan şeyi görür bu çeşit adamlar ve görünce de bilirler kimin yurdu daha hayırlıymış ve kimin kuvveti daha zayıf.
Besim Atalay (1965)
Diyesin ki: «Sapkınlıkta olanın süresini Allah uzatacaktır, söz verilmiş olan şeyi, ister azap, ister kıyamet onu gördüklerinde, hangi yer daha kötü, orduca kim arıktır bileceklerdir
Cemal Külünkoğlu
De ki: “Kim sapıklık içinde ise Rahman (olan Allah) ona istenildiği kadar süre versin (ne çıkar). Nihayet kendilerine vaad olunan azabı, ya da kıyameti gördüklerinde kimin yeri daha kötüymüş, kimin taraftarları daha zayıfmış görecekler/bilecekler!”
Cemil Said (1924)
Ânlara di ki: "Allâh dalâletde olanların hayâtını temdîd idecek ve bir vakte kadarki kendilerine ihbâr olunan mücâzâtı gerek bu dünyâda ve gerek sâ’at-i mu’ayyende görecekler ve kimin mekânı daha fenâ ve kuvveti za’îf oldığını anlayacaklar.
Diyanet Vakfı
De ki: Kim sapıklıkta ise, çok merhametli olan Allah ona mühlet versin! Nihayet kendilerine vâdolunan şeyi -ya azabı (müminler karşısında yenilgiyi), veya kıyameti- gördükleri zaman, mevki ve makamı daha kötü ve askeri daha zayıf olanın kim olduğunu öğreneceklerdir.
Edip Yüksel
De ki, "Sapıklığa dalanlara Rahman bir süre verir. Cezayı veya dünyanın sonunu görünceye kadar... Kötü yere ve zayıf orduya kimin sahip olduğunu öğrenecekler."
Elmalılı Hamdi Yazır
De ki: kim dalâlette ise rahman onun istediği kadar meddini uzatsın, nihayet va'dolunacak şeyi gördükleri vakıt: ya azâb veya saat, o zaman bilecekler ki kimmiş o mevkıı daha fena ve iradesi daha zaıyf?
Elmalılı (Sadeleştirilmiş)
Onlara de ki: "Kim sapıklık içinde ise, Rahmân ona mal ve evlatça ziyadelik ve azgınlığında mühlet verir. Nihayet kendilerine vaad edilen azabı, yahut kıyamet günü cehennemi gördükleri vakit, artık bilecekler kimin mevkii daha fena ve yardımcıları daha zayıfmış.
Emrah Demiryent
(Resûlüm!) De ki: “Sapkınlıkta olana, Rahmân (olan Allah) ne kadar mühlet verirse versin, sonuçta kendilerine vadedilen (dünyadaki) azabı veya hesap gününde cehennemi gördükleri zaman kimin mekânı (imkânı, mevki ve makamı) daha kötüymüş ve kimin taraftarları/yardımcıları daha zayıfmış bilecekler.
Abdullah-Ahmet Akgül
De ki: "Kim (Hakk’tan ve hayırdan) sapıtıp (küfre ve nankörlüğe kayarsa), Rahman ona, (istediği kadar) uzun bir süre tanısın (ve yularını oldukça uzatsın, ne çıkar… Ama mutlaka sonunda vakti gelip de), kendilerine va’ad edilen, ya azabı veya kıyamet anını gördükleri zaman, artık (o gün) kimin yeri ve durumu daha kötü (ve aşağılıkmış ve kimin çok güvendiği) askeri gücü (ve taraftar kesimi, aslında) daha zayıfmış, ileride bilecek (ve görüp anlayacak)lardır."
Erhan Aktaş
De ki: “Kim sapkınlıkta ise, Rahmân, ona vaat edilen şeyi; azabı veya saati görecekleri zamana kadar, zamanı uzatarak süre tanır. Böylece kimin yerce daha kötü ve taraftarca daha zayıf olduğunu yakında bilecekler.
Eski Anadolu Türkçesi
eyit iy muḥammed “ol kim oldı azmaķlıķ içinde uzadı virür anuñ içün Tañrı uzatmaķlıķ.” tā ķaçan kim [162b] göreler anı kim va'de virilmişlerdür yā 'aźābı ya'nį depelerımek yā esirlik yā ķıyāmeti pes tįzden bileler anı kim ol yavuzıraķdur yirdin yaña daħı ża'ifıraķdur südin yaña.
Hasan Basri Çantay
De ki: «Kim sapıklık içinde ise çok esirgeyici (Allah), onu (n dünyalığını ve ipini) uzatdıkca uzatır. Nihayet va'd olunageldikleri şeyleri — ya azabı, yahud kıyameti — gördükleri zaman artık kimin yeri daha kötü, kimin cemâati (ve yardımcıları) daha zaîf imiş, bileceklerdir.
Hayrat Neşriyat
De ki: “Kim dalâlette ise, o takdirde Rahmân ona ne kadar mühlet verirse versin; nihâyet kendilerine va'd edileni, ya (dünyadaki) azâbı ya da kıyâmeti gördükleri zaman, artık kimin yer cihetiyle daha kötü ve tarafdarca daha zayıf olduğunu yakında bileceklerdir.”
İhsan Aktaş
(Ey Resulüm! Onlara) de ki: "Kim sapıklık içinde ise Rahman ona ne kadar geniş imkân (ve süre) verirse versin, nihayet vadedildikleri azabı veya (duruşma) saati(ni) gördükleri zaman, kimin yerce daha kötü ve adamca daha zayıf olduğunu bileceklerdir.
İlyas Yorulmaz
Deki “Kim sapıklık içinde kalmışsa, Rahman onun sapıklık halini artırarak uzatır. Taki, vaad edilen hesap gününde, ya azabın veya mutluluğun olduğunu görür. Sonra onlar o gün, hangi mekânın (kalınacak yer olarak) daha şerli olduğunu, güç ve kuvvet bakımından kimin daha zayıf orduya sahip olduğunu öğrenecekler.”
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
De ki: "Herkim sapkınlık içinde kalacak olursa Esirgeyici de onun gününü uzattıkça uzatır. Sonunda kendilerine söz verilen azabı, ya da kalkışı görünce artık kimin yeri daha kötü, kimin arkası daha yufkaymış göreceklerdir."
İsmail Hakkı İzmirli
De ki her kim sapıklıkta kalırsa esirgeyen Zat ona uzun müddet mühlet verir. Nihayet onlar kendilerine vaadolunan katil, esaret gibi azabı veya kıyamet azabını görünce o zaman hangisinin mevkii daha fena, hangisinin taraftarları daha zayıf olduğunu bileceklerdir.
İsmail Yakıt
(Ey Peygamber!) De ki: “Kim sapıklık içinde ise, Rahmân onlara istedikleri kadar süre versin! Nihayet kendilerine vaat olunan azabı veya kıyameti [es-sâ’at] gördüklerinde kimin yeri daha kötüymüş, kimin adamları/askerleri daha zayıfmış bilecekler.”
Kadri Çelik
De ki: “Kim sapıklık içindeyse, Rahman, kendilerine vaat edilen azabı ya da kıyameti görünceye kadar ona mühlet verir. Artık kimin makamı daha kötü, kimin askeri (gücü) daha zayıfmış, yakında bileceklerdir.
Abdullah Parlıyan
De ki, kim sapıklık içindeyse, sınırsız rahmet sahibi olan Rahman, ona mühlet versin ne çıkar. Nihayet vaadedildikleri azabı veya kıyameti gördükleri zaman, kimin yer olarak daha kötü, destek ve dayanak olarak kimin zayıf olduğunu anlayacaklardır.
Kuran Yolu
De ki: “Kim sapkınlık içinde ise dilerim Rahmân ona süre versin!” Sonunda kendilerine vaad olunanı; azabı veya kıyameti gördükleri zaman, konumu daha kötü, askeri daha zayıf olanın kim olduğunu öğreneceklerdir.
Mahmut Kısa
Ey Müslüman! Ekonomik ve sosyal güç sahibi olmakla şımaran ve bunu doğru yolda olmanın ölçüsü kabul eden, hak ettikleri azâbın şu ana kadar gelmemiş olmasını, doğru yolda olduklarının ispatı sayan bu zâlimlere de ki: “Her kim sapıklığı tercih ederse, Allah sonsuz merhamet sahibi olduğu için, onu öyle hemencecik helâk etmez. Aksine, hatâsını anlayıp tövbe etmesi için ona epey mühlet verir ve nihâyet onlar, kendilerine vaadedilen şeyi —ya azâbı, ya da Son Saati— gördükleri anda, işte o zaman anlarlar; bu iki gruptan hangisiymiş asıl kötü konumda olan; kimmiş gerçekte güçsüz ve âciz olan!” Kâfirlerin bunca baskılarına katlanan, hak ve adâlet uğrunda yılmadan mücâdele eden bahtiyârlara gelince:
Mahmut Özdemir
De ki: -“Kim Sapkınlık içindeyse, varsın Rahmân ona süre verip uzatsın! İster Azap olsun, ister Saat olsun, nihayet onlara vaad edilen şeyi gördükleri zaman, kim yer / makam bakımından en şerrli ve ordu olarak en zayıf, artık bileceklerdir”.
Mehmet Çakır
Resulüm de ki: " yanlış yolda olana Allah ne kadar uzatma verirse versin, eninde sonunda sözü edilen cezayı ya bu dünyada ya da öbür dünyada çekecek ve kimin yeri daha kötü, kimin askeri daha zayıfmış yakında görecekler... "
Mehmet Çoban
De ki: "Kim sapıklıkta ise, Rahmân ona süre versin!" Nihayet vaat edilen azabı ve duruşma saatini gördükleri zaman gerçeği bilecekler: Kimin mekânı daha kötü, adamları daha zayıftır.
Mehmet Okuyan
(Onlara) de ki: “Rahmân, sapkınlıkta olanın (süresini) uzatsın (ne çıkar)! Sonunda ya (dünyadaki) azabı ya da o (Son) Saat’i gördükleri zaman, kimin konumunun daha kötü ve ordusunun daha güçsüz olduğunu anlayacaklardır.”
Mehmet Türk
(Ey Muhammed! Onlara): “Rahman (olan Allah), sapkınlık içerisindekilere ne kadar geniş imkân verirse versin, sonunda onlar vâdedilen azabı ya da kıyameti görünce; mevki ve makamı daha kötü ve askeri daha zayıf olanın kim olduğunu öğrenecekler.” de.
Muhammed Esed
De ki: “Kim ki sapıklık içinde yaşıyorsa, sınırsız rahmet Sahibi onun ömrünü, yaşama imkanını çekip u-zatabilir!” ⁶¹ [Ve bırak ne söyleyeceklerse söylesinler, ⁶²] tâ ki, önceden uyarıldıkları [bu dünyadaki] azabı, ya da Son Saat[in gelip çatmasını] görünceye kadar: Çünkü o zaman [bu iki insan topluluğundan] varılacak yer olarak hangisinin daha kötü, destek ve dayanak olarak ⁶³ hangisinin daha zayıf olduğunu anlayacaklar.
Mustafa Çavdar
De ki: – Dalalet bataklığına saplananlara Rahman varsın bu dünyada biraz mühlet versin ne çıkar. Nihayet o saat bu dünyanın bozulmasını ya da uyarıldıkları cehennem azabını gördüklerinde işte o zaman anlayacaklar kimin konum olarak daha kötü, kimin daha zayıf ve güçsüz olduğunu. 2/126, 6/44, 19/73, 28/58...82
Ahmet Tekin
“Kim hak yoldan uzak, dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercih ederek başına buyruk bir hayat içindeyse, rahmet sahibi Rahman olan Allah, tehdit edildikleri azâbı, yenilgiyi veya kıyametin kopacağı ânı görecekleri zamana kadar ona mühlet versin. İşte o zaman, kimin mevkiinin daha kötü olduğunu, kimin askerî erkânının, ordusunun daha zayıf olduğunu öğrenecekler.” de.
Mustafa İslamoğlu
De ki: “Sapıklığın içine dalan kim olursa olsun; O rahmet kaynağı onun süresini uzattıkça uzatsın! Ta ki kendilerinin tehdit edildikleri şeyi -ister (bu dünya) azabı olsun, ister Son Saat olsun- görünceye kadar… İşte o zaman, kimin konumca daha kötü ve güç olarak daha zayıf olduğunu öğrenecekler.
Ömer Nasuhi Bilmen
De ki: «Her kim sapıklık içinde ise onun için Rahmân uzattıkça uzatsın (onlara dilediklerini versin) ne ehemmiyeti var! Vaktâ ki, vaadolunduklarını, ya azabı veya Kıyamet gününü görürler, artık mekanca daha şerli ve yardımcılarca daha zayıf kim olduğunu bilmiş olacaklardır.»
Orhan Kuntman
(Ey Muhammed) O zalimlere de ki: "Rahman sapıklıkta direnenin günlerini uzattıkça uzatır. (Onlara diledikleri dünya varlığını çok bol olarak da verir. Bunların ise Rableri katında hiçbir değeri yoktur. ) Tehdit edildikleri azabı ve ya kıyamet gününü gördüklerinde, kimin makamının ve yardımcısının daha güçsüz olduğunu anlayacaklardır.
Osman Fırat
(Ey Muhammed!) De ki: "Kim dalalet içinde ise Rahmân onlara, istenildiği kadar süre versin! Ta ki kendilerine vaad olunan azabı, ya da kıyameti gördüklerinde kimin yeri daha kötüymüş, kimin adamları/askerleri daha zayıfmış bilecekler.
Şaban Piriş
De ki: -Rahman, sapıklıkta olan kimseye arttırdıkça artırır. Sonunda vaat olundukları azabı veya kıyameti gördükleri zaman kimin yerinin daha kötü, kimin ordusunun daha zayıf olduğunu bileceklerdir.
Satıraltı Meal (1534)
Eyit yā Muḥammed: Kim ki azġunluḳ içinde olsa, Tañrı Ta‘ālā aña mühletvirür bir zamāna degin, özlerine va‘de olan nesneyi, ya ‘aẕābı dünyā dirligin‐de, yā ḳıyāmeti cehennem ‘aẕābı bile. Anlar bilseler gerek kim şer üsti‐nedür yirlerinde, daḫı ża‘īfdür çeriler içinde.
Suat Yıldırım
De ki: Dini inkâr edenlere Rahman biraz mühlet versin, bundan ne çıkar? Ama işin sonunda, onlar kendilerine vâd olunan azabı veya kıyameti görünce işte o zaman öğrenecekler: kimmiş mevkii daha düşük ve kimmiş asker ve maiyyeti daha zayıf! [3, 61; 62, 6]
Süleyman Ateş
De ki: "Kim sapıklık içinde ise Rahman ona süre versin (ne çıkar). Nihayet va'dedildiklerini azabı veya (Duruşma) sa'ati(ni) gördükleri zaman, kimin yerce daha kötü ve adamca daha zayıf olduğunu bileceklerdir.
Süleyman Tevfik (1927)
(Yâ Muhammed) Di ki: "Dalâletde olan kimseye Allâh Te'âlâ uzun ömürle mühlet virir. Hattâ yâ 'azâb veyâ kıyâmet olarak va'd olundukları şeyi gördüklerinde kimin mekânen şerli ve kuvveten za'îf oldığını bilirler ve anlarlar."
Süleymaniye Vakfı
De ki “Kim sapıklık içindeyse varsın Rahman onun süresini uzatsın. Nasıl olsa tehdit edildikleri azabı, ya da kıyamet saatini görünce kimin yerinin daha kötü, kimin arkasının daha zayıf olduğunu öğreneceklerdir.”
Ahmet Varol
De ki: "Sapıklıkta olana Rahman ne kadar mühlet verirse versin; sonuçta kendilerine vaadedileni, ya azabı veya kıyameti gördüklerinde kimin yerinin daha kötü ve askerinin daha zayıf olduğunu bileceklerdir."
Ümit Şimşek
De ki: Sapıklıkta olana Rahmân ne kadar mühlet verirse versin; kendilerine vaad olunan şeyi—ister azap olsun, ister kıyamet—gördüklerinde öğrenecekler kimin mevkii daha kötü, kimin ordusu daha zayıfmış!
Yaşar Nuri Öztürk
De ki: "Her kim sapıklıkta ise Rahman ona iyice süre versin. Nihayet, kendilerine vaat edileni, azabı veya kıyametin kopuşunu gördüklerinde mekânca daha kötü, taraflarca daha zayıf olanın kim olduğunu bilecekler."
Ali Bulaç
De ki: 'Kim sapıklık içindeyse, Rahman (olan Allah), ona süre tanıdıkça tanır; kendilerine va'dedileni -ya azabı veya kıyamet saatinigördükleri zaman artık kimin yeri (makam, mevki) daha kötü, kimin askerigücü daha zayıfmış, öğreneceklerdir.
Ali Fikri Yavuz
(Ey Rasûlüm), onlara de ki: “Kim dalâlette (küfürde) ise, Rahman ona mal ve evlâdca ziyadelik ve azgınlığında mühlet verir. Nihayet vaad olundukları azabı gördükleri vakit - Ya dünyada müslümanlar tarafından öldürülmeyi, yahut kıyamet günü Cehennem'i - artık bilecekler ki, kimin mevkii daha fena ve yardımcıları daha zayıfmış.
Bahaeddin Sağlam
De ki: “Kim sapıklık içinde ise, Rahman olan Allah ona mühlet ve imkân tanısın (tanır.) Nihayet kendilerine vaadedilen şeyleri: Ya azabı veya kıyameti gördüklerinde, işte o zaman kimin yerinin daha kötü ve askerlerinin daha zayıf olduğunu bileceklerdir.
Bayraktar Bayraklı
De ki: “Kim sapıklık içinde ise, Rahmân ona uzun bir süre tanısın. Sonunda onlar uyarıldıkları azabı veya kıyamet saatini görünce, o zaman kimlerin yerinin daha kötü ve taraftarlarının daha zayıf olduğunu öğreneceklerdir.”