Bakara Suresi 156. Ayet

Arabic Uthmani · Diyanet İşleri

156. Ayet

اَلَّذ۪ينَ اِذَٓا اَصَابَتْهُمْ مُص۪يبَةٌۙ قَالُٓوا اِنَّا لِلّٰهِ وَاِنَّٓا اِلَيْهِ رَاجِعُونَۜ

Onlar; başlarına bir musibet gelince, “Biz şüphesiz (her şeyimizle) Allah’a aidiz ve şüphesiz O’na döneceğiz” derler.

Diğer Türkçe mealler

Abdulbaki Gölpınarlı

O sabredenleri ki onlar, bir musibete uğradılar mı biz Allah'ınız, gene de gerisin geriye ona döneceğiz derler.

Besim Atalay (1965)

Onlara bir belâ gelecek olsa, derler ki: «Biz Allahın kuluyuz, Allaha döneceğiz»

Cemal Külünkoğlu

Onlar (inananlar), başlarına bir musibet geldiğinde: “Biz ancak Allah için varız (Ona iman ve itaat etmek için yaratılmışız) ve biz sonunda ona döneceğiz (sahip olduğumuz nimetler geçicidir ve bize Allah'ın emanetidir).” derler.

Cemil Said (1924)

156,157. Felâket kendilerine isâbet itdiği zamân biz Allâh’ımıza teslîm olduk biz âna rücû’ ideceğiz diyenlere rablerinden nusret ve rahmet irişecekdir. Ânlar râh-ı müstakîme sevk olunacaklardır.

Diyanet Vakfı

O sabredenler, kendilerine bir belâ geldiği zaman: Biz Allah'ın kullarıyız ve biz O'na döneceğiz, derler.

Edip Yüksel

Ki onlara bir musibet geldiğinde, "Biz ALLAH'a aidiz ve O'na dönücüyüz," derler

Elmalılı Hamdi Yazır

ki başlarına bir musibet geldiği vakit «biz Allahınız ve nihayet ona döneceğiz» derler

Elmalılı (Sadeleştirilmiş)

Onlar başlarına bir musibet geldiği zaman: "Biz Allah'a aidiz ve sonunda O'na döneceğiz." derler.

Emrah Demiryent

Onlar ki, başlarına bir musibet geldiği zaman, “Muhakkak ki bizler (fâniyiz, bizi ve bütün mahlûkatı yoktan var eden) Allah’a aidiz, (mülk O’nundur) ve hiç şüphesiz (öldükten sonra âhirette, hesap vermek üzere) O’na (zaman ve mekândan münezzeh olan Allah’ın, manevi huzuruna) döneceğiz” derler.

Abdullah-Ahmet Akgül

(Sabır ehli mü’minlere) Onlara bir musibet isabet ettiğinde, derler ki: "Biz kesinlikle Allah içiniz (O’nun rızası ve davası peşindeyiz) ve şüphesiz (öldükten sonra da) O’na dönücüleriz."

Erhan Aktaş

Onlar, bir musibetle karşılaştıkları zaman, “Bizler, Allah için varız ve muhakkak O'na döneceğiz.” derler.

Eski Anadolu Türkçesi

“anlar kim ķaçan degdi anlara muśįbet, eyittiler: “bayıķ biz Tañrı’nuñdur daħı bayıķ biz anuñ dapa dönicilerüz.”

Hasan Basri Çantay

Ki onlar kendilerine bir belâ geldiği zaman «Biz (dünyâda) Allah'ın (teslim olmuş kulları) yız ve biz (âhiretde de) ancak ona dönücüleriz» diyenlerdir.

Hayrat Neşriyat

Onlar ki, kendilerine bir musîbet geldiği zaman: “Muhakkak ki biz, Allah'a âidiz ve muhakkak ki biz, ancak O'na dönücüleriz!” derler. (2)

İhsan Aktaş

Onlar ki, kendilerine bir musibet gelince, “Doğrusu biz Allah’a aidiz ve (yaptıklarımızdan sorguya çekilmek üzere) şüphesiz O’na döneceğiz!" derler.*

İlyas Yorulmaz

Onlar öyle kimselerdir ki, kendilerine bir kötülük isabet ettiği zaman “Biz Allah’a aitiz ve O’na dönücüleriz” derler.

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

O katlananlar ki, başlarına bir sıkıntı gelince « gerçekten biz kendimizi Allah’a vermişizdir. Yine de Ona dönücüyüz» derler.

İsmail Hakkı İzmirli

Onlar ki kendilerine bir müsibet eriştiği zaman «İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râci/ûn» [⁴] derler.

İsmail Yakıt

Ki onlara bir musibet eriştiği zaman: “Biz elbette Allah için varız. Dönüşümüz muhakkak ki O’nadır.” (derler).

Kadri Çelik

O kimseler ki kendilerine bir musibet geldiğinde, “Biz Allah'ınız ve elbette O'na dönücüleriz” derler.

Abdullah Parlıyan

Ki onların başına bir sıkıntı ve hoşa gitmeyen bir şey geldiğinde: “Bizi var eden Allah'tır veya varlığımız Allah içindir, sonunda O'na dönecek ve hesaba çekileceğiz” derler.

Kuran Yolu

Onlar, başlarına bir musibet geldiğinde, “Doğrusu biz Allah’a aidiz ve kuşkusuz O’na döneceğiz” derler.

Mahmut Kısa

O sabırlı müminler ki, başlarına bir imtihan olarak üzücü bir olay geldiği zaman: “Bizler zaten Allah’a aitiz ve sonunda hepimiz O’na döneceğiz. Sahip olduğumuz bütün nîmetler bize Allah’ın emânetidir ve istediği zaman elbette geri alacaktır!” derler.

Mahmut Özdemir

Kendilerine bir musibet isabet etmiş olanlar: “Biz, Allah için varız; biz, O’na dönmekteyiz” dediler.

Mehmet Çakır

Yani, bir musibete maruz kaldıklarında: " Biz Allah için varız, ve ona döneceğiz " diyenlere.

Mehmet Çoban

Allah’a inananlar başlarına bir kötülük gelince derler ki: "Şüphesiz her şeyimizle Allah’a aitiz! Şüphesiz Allah’a döneceğiz!"

Mehmet Okuyan

Onlar (sabredenler), kendilerine bir musibet geldiği zaman “Biz Allah’a aidiz ve biz elbette yalnızca O’na döneceğiz” [*]derler.

Mehmet Türk

Ki onların başlarına bir sıkıntı geldiği zaman: “Biz, Allah için varız ve yine Ona döneceğiz.”¹ derler.

Muhammed Esed

ki, onların başına bir musibet gelince, “Doğrusu biz Allah’a aitiz ve muhakkak O’na döneceğiz!” derler.

Mustafa Çavdar

Ki onlar, bir musibete uğrayınca: “Biz, elbette Allah’a aidiz ve yine Ona döneceğiz.” derler. 7/125, 26/49-50

Ahmet Tekin

Sabrederek mücadeleye devam edenler, başlarına bir musibet, bir belâ geldiği zaman: “Biz ilâhî kazaya rıza için yaratılmış kullarız. Sonunda yine Allah'ın huzuruna vararak hesaba çekileceğiz" diyenlerdir.

Mustafa İslamoğlu

Onlar bir musibete uğradıklarında: “Doğrusu biz Allah’a aidiz ve sonunda yine O’na döneceğiz” derler.[³⁰⁷]

Ömer Nasuhi Bilmen

Onlar ki, kendilerine bir musibet isabet ettiği zaman, «Biz Allah içiniz ve biz nihâyet ona döneceğiz,» derler.

Orhan Kuntman

Onlar ki, bir müsibet (bir bela) çattığında: "Biz, Allah'a aidiz! (varımızla yoğumuzla O'na teslim olmuş kullarız, acı tatlı kaderinden razı olmuş kullarıyız. O’ndan geldiğimiz gibi elbet yine sonunda) O'na -O'nun huzuruna- döneceğiz" derler, (sabrederler hiç şikayet etmezler.)

Osman Fırat

Ki, onların başına bir musibet gelince, "Doğrusu biz Allah’a aidiz ve muhakkak O’na döneceğiz!" derler.

Şaban Piriş

Onlar, bir musibete uğrayınca:-Biz, Allah'a aitiz ve elbette O'na döneceğiz derler.

Satıraltı Meal (1534)

Ol kişiler ki ḳaçan muṣībet yitse anlara eydürler: Biz Tañrı Ta‘ālānuñ ḳulla‐rıyuz, daḫı biz aña dönerüz ḳıyāmet güninde.

Suat Yıldırım

Sabırlılar o kimselerdir ki başlarına musîbet geldiğinde, “Biz Allah'a âidiz ve vakti geldiğinde elbette O'na döneceğiz” derler.

Süleyman Ateş

Ki onlara bir bela eriştiği zaman: "Biz Allah içiniz ve biz O'na döneceğiz," derler.

Süleyman Tevfik (1927)

Öyle sabır idenler ki kendilerine bir musîbet geldikde biz hayâtımızda Allâh'ın kulı ve mahlûkıyız ve öldükden sonra da ona rücû' ideceğiz dirler [²]

Süleymaniye Vakfı

Onlar, başlarına bir şey gelince şöyle derler: “Biz, Allah’a aitiz, biz O’nun huzuruna çıkarılacağız”.

Ahmet Varol

Onlar başlarına bir musibet geldiğinde: "Şüphesiz biz Allah'a aidiz ve O'na döneceğiz" derler. [30]

Ümit Şimşek

Onlar, başlarına bir musibet geldiğinde, “Biz zaten Allah'ınız, yine Ona döneceğiz”(68) derler.

Yaşar Nuri Öztürk

Onlara bir ıstırap gelip çattığında şöyle derler: "Biz Allah içiniz ve sonunda O'na dönüp gideceğiz."

Ali Bulaç

Onlara bir musibet isabet ettiğinde, derler ki: 'Biz Allah'a ait (kullar)ız ve şüphesiz O'na dönücüleriz.'

Ali Fikri Yavuz

Onlar, o kimselerdir ki, kendilerine bir belâ geldiği zaman teslimiyet göstererek: “-Biz Allah'ın kuluyuz ve (öldükten sonra da) yine ona döneceğiz” derler.

Bahaeddin Sağlam

Öyle sabredenler ki, bir musibet başlarına geldiğinde: “Biz Allah’ın malıyız ve O’na döneceğiz” derler.

Bayraktar Bayraklı

Sabredenler, kendilerine bir musibet geldiğinde, “Biz Allah'ın kuluyuz ve biz O'na döneceğiz” derler.