Diğer Türkçe mealler
Abdulbaki Gölpınarlı
Ancak içlerinden tövbe edenler, hallerini düzeltenler ve doğruyu söyleyenler müstesna. Onların tövbesini kabul ederim. Ben tövbeleri kabul eden rahimim.
Besim Atalay (1965)
Ancak, bana tövbe eden, yararlı iş gören, hakikati açıklayan kimseleri bağışlarım, ben'im bağışlayıcı, ben'im yarlıgayıcı
Cemal Külünkoğlu
Ancak tövbe edip kendilerini düzeltenler ve gerçeği ortaya koyanlar müstesnadır. İşte Ben onların tövbesini kabul ederim. Zira Ben tövbeleri çokça kabul edenim, rahmeti sınırsız olanım.
Cemil Said (1924)
Bana rücû’ idenlerin, tevbe iyleyenlerin ve hakîkati diğerlerine telkîn idenlerin tevbesini kabûl ideceğim tevbe idenleri severim, rahîmim.
Diyanet Vakfı
Ancak tevbe edip durumlarını düzeltenler ve gerçeği açıkça ortaya koyanlar başkadır. Zira ben onların tevbelerini kabul ederim. Ben tevbeyi çokça kabul eden ve çokça esirgeyenim.
Edip Yüksel
Ancak, yönelip kendilerini düzeltenler ve (kitabı) açıklayanlar hariç; onların tevbesini kabul ederim. Ben tevbeleri kabul edenim, Rahim'im.
Elmalılı Hamdi Yazır
ancak tevbe edib hali düzeltib hakki söyliyenler başka, ben onlara bağışlarım, öyle rahîm tavvabım ben
Elmalılı (Sadeleştirilmiş)
Ancak tevbe edip halini düzelterek gerçeği söyleyenler başka. İşte onları ben bağışlarım. Ben çok merhamet ediciyim, tevbeleri çokça kabul ederim.
Emrah Demiryent
Ancak tövbe edip durumlarını düzeltenler ve hakikati açıkça ortaya koyanlar (lânetlenmekten) kurtulmuşlardır. Ben onların tövbelerini kabul ederim. Hiç şüphesiz ben tövbeleri çokça kabul eden ve çok merhamet edenim.
Abdullah-Ahmet Akgül
Ancak tevbe edenler, (kendilerini ve çevrelerini) ıslah edip düzeltenler ve (indirilen Kur’an ayetlerini) açıklayıp (insanlara bildirenlere gelince); artık onların tevbelerini kabul ederim. Ben, tevbeleri çokça kabul edenim, Esirgeyenim.
Erhan Aktaş
Ancak tevbe edip, kendisini düzelten ve gerçeği gizlemeyenlerin tevbelerini kabul ederim. Zira Ben, Tevbeleri Kabul Eden'im, Rahmetim Kesintisiz'dir.
Eski Anadolu Türkçesi
illā anlar kim tevbe eylediler, daħı eyü işlediler; daħı bellü eylediler; tevbe virürin anlara ya'nį ķabūl eylerin; daħı ben tövbe viriciyin raḥmet ķılıcı.
Hasan Basri Çantay
Ancak tevbe (ve rücu) edenler, (hareketlerini) düzeltenler ve (hakıykatı gizlemeyib) iyice açıklayanlar başka. Ben artık onların günâhlarından geçerim. Ben en çok tevbeyi kabul edenim, en çok esirgeyenim.
Hayrat Neşriyat
Ancak tevbe edip (hâllerini) düzeltenler ve (gizlediklerini) açıklayanlar müstesnâ; işte onlar var ya, onların tevbelerini kabûl ederim. Çünki ben, Tevvâb (tevbeleri çok kabûl eden)im, Rahîm (merhameti bol olan)ım.
İhsan Aktaş
Ancak onlardan tövbe etmiş, hâllerini düzeltip gerçekleri açıklamış olanlara gelince: Ben onların tövbelerini kabul ederim. Zira tövbeleri kabul eden, çok merhamet eden benim.
İlyas Yorulmaz
Bundan sonra, kim vazgeçer, (tövbe ederse) hatalarını düzeltir, yaptığı hatalarını açıklayıp ilan ederse, Ben de onlara azap etmekten vazgeçerim. Zira en çok ceza vermekten vazgeçen (Tevvab) ve en merhametli olan benim.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
Ancak o kimseler ki tövbe ederler, düzelirler, doğruyu açıktan açığa söylerler, artık onların tövbelerini onarım. Tövbeleri onayıcı, esirgeyici olan yalnız Benim.
İsmail Hakkı İzmirli
Ancak tövbe ve ıslah-ı nefs edenler, Tevrat/ta beyân ettiğimizi gizlemeyip belli eyleyenler başka, artık ben onların tövbesini kabul ederim. Ben tövbeyi çok kabul eden, bağışlayan Zât/ım.
İsmail Yakıt
Ancak, tevbe edenler ve kendilerini düzeltenler ve (gerçeği) açıklayanlar başka. Onların tevbesini kabul ederim. Çünkü Ben Tevvâb’ım, Rahîm’im.
Kadri Çelik
Ancak (ardından) tevbe edenler, ıslah olanlar ve (gizlemiş olduklarını) açıklayanlar müstesna. İşte ben onların tevbesini kabul ederim. Şüphesiz ben tevbeleri kabullenen ve merhamet edenim.
Abdullah Parlıyan
Ancak tevbe edenler, durumlarını düzeltenler ve tebliğ edilen gerçekleri önce gizledikleri halde, pişman olup tekrar insanlara duyuranlar bunun dışındadırlar: Onların tevbesini kabul edeceğim, zira yalnızca benim, tevbeleri kabul eden ve çokça acıyan.
Kuran Yolu
Ancak tövbe edenler, kendilerini düzeltenler ve gerçeği açıkça ifade edenler bunun dışındadır. İşte bunların tövbesini kabul edeceğim. Doğrusu ben tövbeleri çokça kabul eden ve rahmeti bol olanım.
Mahmut Kısa
Ancak; tövbe edip kendilerini düzelten ve gizlemiş oldukları gerçekleri açıklayanlar bunun dışındadır, işte onların tövbesini kabul edeceğim. Çünkü Ben çok bağışlayıcı ve çok merhametliyim.
Mahmut Özdemir
Ancak tevbe etmiş, islah olmuş / düzelmiş ve bunu beyan etmiş (açıklamış) kimseler başka! İşte onlara tevbe kabul ederim. Ben Rahîm Tevvâb’ım.
Mehmet Çakır
Ancak, pişman olup hatalarını tamir edenleri ve suçlarını itiraf edenleri bağışlayabilirim. Çünkü engin sevgi yükümle ben yalvarılara dayanamam.
Mehmet Çoban
Allah’ın istemediği şeyleri yapanlar pişman olup bir daha yapmayacaklarına dair tövbe edip durumlarını düzeltirse; gerçekleri ortaya çıkarmak için mücadele etmeye başlarsa merhameti hak ederler. Aksi halde hangi nedenle olursa olsun, hangi şekilde olursa olsun ayetlerimizi gizleyenler merhametten uzaktırlar. Onun için hatalı olanlar hatalarından dönüp tövbe etsinler! Tövbe edenlerin tövbelerini kabul ederim! İnsanlara merhametli davranırım!
Mehmet Okuyan
Ancak tevbe edip kendilerini düzeltenler [*] ve (gerçeği) açıkça ortaya koyanlar başkadır. Ben onların tevbelerini kabul ederim. Ben tevbeleri çok kabul edenim; çok merhametli olanım.
Mehmet Türk
Ancak Allah’ın istediği gibi davranıp gerçekleri açıklayarak tevbe edenler, bunun dışındadır. Ben, onların tevbelerini kabul ederim. Çünkü Ben, tevbeleri kabul eden ve çok merhamet edenim.
Muhammed Esed
Ancak, tevbe edenler, kendilerini düzeltenler ve (tebliğ edilen) hakikati duyuranlar bunun dışındadır: Onların tevbesini kabul edeceğim; zira yalnız Benim tevbeleri kabul eden, rahmet dağıtan.
Mustafa Çavdar
Ancak tövbe ile doğru yola dönenler, durumlarını düzeltenler ve bu Kuran’da ki gerçekleri beyan edenler hariç. İşte ben onların tövbelerini kabul ederim. Zira tövbeleri çokça kabul eden ve merhamet eden sadece benim. 3/89, 20/82
Ahmet Tekin
Ancak tevbe ederek, İslâmî hakikatleri ortaya koyarak Allah'a itaate yönelenlere, yaymaya devam ettikleri yanlış bilgileri düzeltenlere, Muhammed'in bütün insanlığın son hak peygamberi, Kur'ân'ın Allah'ın son mükemmel kutsal kitabı olduğunu, İslâmî hakikatleri bütün insanlığa açıklayanlara lânet edilmez. İşte onları ben bağışlarım. Ben insanları tevbeye, itaate sevkeder, tevbeleri kabul ederim. Çok merhametliyim.
Mustafa İslamoğlu
Fakat tevbe edenler, kendilerini ıslah edenler ve gizlediği gerçeği açıklayanlar hariç. İşte onların tevbelerini kabul edeceğim: Zira, sadece Benim tevbeleri çokça kabul eden, merhameti sonsuz olan.[³¹⁵]
Ömer Nasuhi Bilmen
Ancak tövbe edenler, ıslahta bulunanlar ve açıklayanlar müstesna. İşte onların tövbelerini kabul ederim. Ve tevvâb, rahîm olan ancak Ben'im.
Orhan Kuntman
Ancak (yaptıklarından pişman olarak) tevbe edenler, durumlarını düzeltenler, gizledikleri şeyi açıklayanlar (Peygamberlerin tümüne iman ettiklerini bildirenler) başkadır, Ben onların tevbelerini kabul ederim, çünkü Ben tevbeyi kabul eden ve çok merhamet edenim.
Osman Fırat
Ancak tövbe edip durumlarını düzeltenler ve gerçeği açıkça ortaya koyanlar (lânetlenmekten) kurtulmuşlardır. Çünkü ben onlann tövbelerini kabul ederim. Zira ben tövbeleri çok kabul edenim, çok merhamet edenim.
Şaban Piriş
Ancak tevbe edenler, hallerini düzeltenler ve onu açıklayanlar müstesna. Bunların tevbelerini kabul ederim. Tevbeleri kabul eden, bağışlayan benim!
Satıraltı Meal (1534)
İllā anlar kim tevbe eylediler, daḫı eylük eylediler ve beyān eylediler. Pesanlaruñ ben tevbesin ḳabūl iderin. Daḫı ben yarlıġayıcı‐men raḥmet idici‐men.
Suat Yıldırım
Ancak onlardan tövbe edip hallerini düzelten ve gerçekleri açıklayanlara gelince: Ben onların tövbelerini kabul ederim. Zira tövbeleri kabul eden, çok merhametli olan Ben'im.
Süleyman Ateş
Ancak tevbe edip uslananlar ve (gerçeği) açıklayanlar başka. Onları bağışlarım. Çünkü ben tevbeyi çok kabul edenim, çok esirgeyenim.
Süleyman Tevfik (1927)
Ancak şunlar ki (bu ketm-i hak günâhından) tevbe idenler ve bozub ifsâd iylediklerini düzeltdiler (yâhud) sâlih işler işlediler ve (ketm iyledikleri şeyleri) beyân ve izhâr iylediler, ben onların günâhlarını 'afv iylerim. Çünki tevbeyi kabûlde ve îsâl-i rahmetde son derece kerîmim.
Süleymaniye Vakfı
Tevbe eden (hatasından tam olarak dönen), kendini düzelten ve gizlediklerini açıklayanlar başka; onların tevbesini kabul ederim. Tevbeleri kabul eden ve iyiliği bol olan Benim.
Ahmet Varol
Ancak tevbe edip durumlarını düzelten ve (gerçeği) açıklayanların tevbelerini kabul ederim. Ben sürekli tevbeleri kabul eden ve rahmet sahibi olanım.
Ümit Şimşek
Ancak tevbe edip durumlarını düzelten ve sakladıkları şeyi açıklayanlar müstesnâdır; Ben onların tevbelerini kabul ederim. Çünkü Ben tevbeleri kabul eden sonsuz rahmet sahibiyim.
Yaşar Nuri Öztürk
Tövbe edip hallerini düzeltenlerle gerçeği açıklayanlar müstesna. İşte böylelerinin tövbesini kabul ederim. Doğrusu ben tövbeleri çok çok kabul edenim, rahmeti sınırsız olanım.
Ali Bulaç
Ancak tevbe edenler, (kendilerini) ıslah edenler ve (indirileni) açıklayanlar(a gelince); artık onların tevbelerini kabul ederim. Ben, tevbeleri kabul edenim, esirgeyenim.
Ali Fikri Yavuz
Ancak Peygamberin vasfını gizlemekten tevbe edenler, hallerini düzeltenler ve gizlediklerini (Peygamberin vasıflarını) açıklayanlar başka. Ben, artık onların günahlarını bağışlarım; ve ben Tevvabım= tevbeyi kabul edenim. Rahîm'im= çok merhametliyim.
Bahaeddin Sağlam
Onlardan tevbe edenler, ıslahat yapanlar, gizlediklerini açıklayanlar ise; Ben onların tevbesini kabul ederim. Ben tevbeleri çok kabul eden ve çok rahmet edenim.
Bayraktar Bayraklı
Ancak, tövbe edip durumlarını düzeltenler ve bildiklerini açıklayanlar istisnadır. Ben onların tövbesini kabul ederim.