Diğer Türkçe mealler
Abdulbaki Gölpınarlı
Kadınları, onlara dokunmadan, yahut nikah parası kesişmeden boşadınızsa beis yok. Ama onları da faydalandırın. Gücü yeten, gücü yettiği kadar, kudreti olmayan da kendi miktarınca ve örfe uygun olarak bir şey versin. Bu, ihsan sahiplerine bir borçtur.
Besim Atalay (1965)
Bir kadına yaklaşmadan, ya da mihrini kesmeden boşarsanız size günah yoktur, zengini, yoksulu görenek üzere, halince, kadına bir meta vermeli, bu, iyilik edenler üzerine bir haktır
Cemal Külünkoğlu
(Evlenmek için bir araya geldiğiniz fakat) kendileriyle henüz cinsel ilişkide bulunmadığınız ya da bir mehir takdir etmediğiniz kadınları (onunla uyuşup uyuşmayacağınız kanaati hasıl olunca) boşarsanız, üzerinize bir günah ve sorumluluk yoktur. Onları, zengin olan kendi gücü, darda olan da kendi imkânı oranında, maruf (meşru ve örfe uygun) bir şekilde yararlandırsın. (Bu,) iyilik eden ve erdem sahibi olan kimselere yakışan bir görevdir.
Cemil Said (1924)
Birlikde bulunmadığınız ve nikâh akdi içün mal va’d (mihir takdîr) ve temâs iylemediğiniz bir kadını tatlîk itmekde hiç bir günâh yokdur. Âna lâzım olanı fakîr hâline göre, zengin kudretine göre ve sûret-i âdilânede ve hayır işleyenlere yakışacak bir tarzda virsün.
Diyanet Vakfı
Nikâhtan sonra henüz dokunmadan veya onlar için belli bir mehir tayin etmeden kadınları boşarsanız bunda size mehir zorunluğu yoktur. Bu durumda onlara müt'a (hediye cinsinden bir şeyler) verin. Zengin olan durumuna göre, fakir de durumuna göre vermelidir. Münasip bir müt'a vermek iyiler için bir borçtur.
Edip Yüksel
Henüz dokunmadan, yahut mehirlerini biçmeden önce kadınları boşamanızda bir sakınca yok. Bu durumda ödemede bulunun. Zengin, kendi gücü oranında, yoksul da kendi gücü oranında verdikleri zarara uygun bir tazminat vermeli. Bu, güzel davrananların görevidir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Eğer kadınları kendilerine el sürmeden veyahud bir mehir kesmeden boşadınızsa olmaz değil şu kadar ki onları müstefid edin, eli geniş olan kaderince, eli dar olan da kaderince ve güzellikle bir müt'a verin, bu, muhsinler üzerine borc bir haktır
Elmalılı (Sadeleştirilmiş)
Eğer kadınları, kendilerine dokunmadan veya onlara bir mehir takdir etmeden boşarsanız (bunda) size bir vebal yoktur. Şu kadar ki onlara (mal verip) faydalandırın. Eli geniş olan hâline göre, eli dar olan da haline göre ve güzellikle faydalandırmalıdır. Bu, iyilik yapanlar üzerine bir borçtur.
Emrah Demiryent
(Nikâhtan sonra) kendilerine dokunmadan (cinsi münasebette bulunmadan) veya onlar için herhangi bir mehir belirlemeden (yahut her ikisini de yapmadan) kadınları boşamanızda sizin üzerinize bir günah yoktur. (Bu şekilde boşadığınız bir kadına mehir verme zorunluluğunuz da yoktur. Ancak) eli geniş (zengin) olan kendi imkânına göre, eli dar (fakir) olan da kendi imkânına göre, (örfe uygun) maruf bir şekilde (hediyeler vererek) onları faydalandırsın. Bu, iyilik yapanlar üzerinde bir haktır (borçtur). (İyiliği şiar edinenlere yakışan davranış biçimi budur).
Abdullah-Ahmet Akgül
(Nikâh kıydığınız halde) Kendilerine el sürmediğiniz ve mehirlerini tespit etmediğiniz kadınları ise (onunla uyuşup uzlaşamayacağınız kanaati hâsıl olunca zifaftan önce) boşamanızda (ve karşılıklı anlaşıp ayrılmanızda) sizin için bir sakınca yoktur. Bu durumda onlara (uygun miktar) maddi menfaat sağlayın; zengin olan kendi gücü, darda olan da kendi gücü oranında, ma’ruf (meşru ve örfe uygun) bir şekilde yararlandırsın. (Bu,) İyilik edenler (muhsinler) üzerine (borç olan) bir haktır.
Erhan Aktaş
Henüz dokunmadığınız veya mehirlerini¹ daha farz etmediğiniz² kadınları boşamanız durumunda bir bedel ödemeseniz de olur. Ancak onları faydalandırın. Maddi durumu iyi olan kendi imkânına göre, iyi olmayan da kendi imkânına göre onları meşru bir şekilde yararlandırsın. Bu, iyi kimselerin üzerinde bir haktır.
Eski Anadolu Türkçesi
yazuķ yoķdur üzerüñüze, eger ŧalaķ viresiz 'avratlara; mādem kim yaķınlıķ eylemeyesiz anlara; yā vācib eylemeyesiz anlaruñ-içün, vācib olınmışı. daħı muŧ'a virüñ anlara güci yiter üzere, ķadarınca; daħı ŧar ḥal üzere, ķadarınca; gönendürmek eylüg-ile, vācib-iken eyü işlüler üzere.
Hasan Basri Çantay
Kendileriyle temas etmediğiniz, yahud kendilerine bir mehir ta'yin eylemediğiniz kadınları boşamışsanız (bunda) üzerinize vebal yokdur. Onları — zengin olan (ınız) kudretince, darda bulunan (ınız) da haalince (olmak üzere) — ma'ruf bir fâide ile fâidelendiriniz. Bu, iyilik etmek şiaarında bulunanların üzerine bir borcdur.
Hayrat Neşriyat
Eğer kadınları kendilerine dokunmadan ve onlara bir mehir ta'yîn etmeden boşarsanız size bir günah yoktur. Fakat (gönüllerini alacak şekilde) onları faydalandırın!(2)Genişlik içinde olan(ınız)a, kendi durumuna göre, darlık içinde olan(ınız)a da gücü yettiğince(onları faydalandırma borcu) vardır. (Bu,) iyilik edenler üzerine bir vazîfe olarak örfe uygun bir faydalandırmadır.
İhsan Aktaş
(Nikâh akdinden sonra) kadınlara henüz dokunmadan ve mehirlerini biçmeden (herhangi bir sebepten dolayı) eğer onları boşamak durumunda kalırsanız sizin için bir sakınca yoktur. (Bu durumda)-eli geniş olan gücüne göre, eli dar olan da gücüne göre olmak üzere onları uygun bir şekilde faydalandırın. Bu, güzel davranan herkesin üzerinde bir yükümlülüktür. *
İlyas Yorulmaz
Kadınları, evlilik ilişkisine girmemiş ve mehiri tespit etmemişseniz, boşamanızda sizin için günah yoktur. Onlara, kendi başlarına feraha çıkıncaya kadar, geçinebilecekleri ücretle faydalandırın. Verilecek miktar, günün şartlarına göre, boşayanın gücünü aşmayacak şekilde olması muhsinler için haktır.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
Kendilerine el sürmediğiniz, ya da kendilerine verilmesi gerekli olan kalını henüz biçmediğiniz kadınları boşamanız sizin için suç değildir. Onları, varlıklı olanlarınız varlıklarına göre, yoksul olanlarınız da gücü yettiği kadar töre uyarınca gönendirsinler. Bu, iyilik edenlerin boynuna borçtur.
İsmail Hakkı İzmirli
Değmemiş veya mehirlerini takdir etmemiş olduğunuz [¹²] kadınları boşarsanız size bir vebal yoktur [¹³]. Hali yerinde olana kaderince, darlık çekene de yine kaderince olmak üzere, onlara müt/a [¹⁴] veriniz. Öyle verin ki güzelce olsun [¹⁵], ve ihsan edenlere yaraşır bir hak olsun.
İsmail Yakıt
Henüz dokunmadığınız ve mehirlerini [farîdaten] tespit etmediğiniz kadınları boşamanızda size bir günah yoktur. Bu durumda onlara maddi yararlar sağlayınız. Eli geniş olan kendi takdirince, eli dar olan da kendi takdirince örfe uygun olarak maddi imkânlar sağlasın. Bu, iyi davrananlar [muhsinîn] üzerine bir haktır.
Kadri Çelik
Henüz kendilerine dokunmadan veya mehir belirlemeden kadınları boşamanızda size günah yoktur. Onları, zengin olan kendi gücü, darda olan da kendi gücü oranında uygun bir şekilde faydalandırın. Bu ihsan sahiplerine bir borçtur.
Abdullah Parlıyan
Nikahtan sonra henüz birleşmeden ve onlar için belli bir mehir tayin etmeden kadınları boşamanızda bir günah yoktur. Ancak onları bir miktar hediye ile gönülleyin. Zengin olan da, darda olan da kendi gücü oranında örfe uygun şekilde verilecek bir hediye ile yararlandırmalı. Bu, güzel davranan herkesin üzerine bir yükümlülüktür.
Kuran Yolu
Kadınları boşarsanız, onlarla birleşmemiş ve mehir de belirlememiş olursanız malî bir sorumluluğunuz yoktur. Zengin gücü yettiği kadar, eli darda olan da gücü yettiği kadar olmak üzere, onlara mâkul, gönül alıcı bir şeyler verin; iyiler için bu bir borçtur.
Mahmut Kısa
Kendilerine henüz dokunmadan, yani gerdeğe girmeden veya evlilik bedeli olan mehir miktarını belirlemeden, yâhut her ikisini de yapmadan hanımlarınızı boşamanız, size günah değildir. Boşanmalarda: 1. Gerdeğe girmiş ve mehir miktarını belirlemiş iseniz, hanımınıza mehrin tamamını verin. 2. Gerdeğe girmiş, fakat mehri belirlememişseniz, ona mehr-i misil yani sosyal konumu ona benzeyen kadınlarınkine göre ortalama bir mehir verin. 3. Henüz gerdeğe girmemiş, fakat mehri belirlemiş iseniz, mehrin yarısını verin. 4. Henüz gerdeğe girmeden ve mehir de belirlemeden eşinizi boşarsanız, gönüllerini hoş edecek güzel hediyelerle onları sevindirin. İmkânları geniş olanlar kendi gücü ölçüsünde, kısıtlı olanlar da yine kendi ölçüsünde tesellî edici hediyeler vererek onları faydalandırmalıdır. Bu, iyilik ve erdem sahibi kimseler için bir görevdir.
Mahmut Özdemir
Kadınlar’ı, el sürmeden veya mehir kesmeden boşamışsanız, size günah yoktur. Onları geçindirin / meta’ verin! Muhsinler’e / İyilik-Güzellik Edenler’e bir hak olarak, Örfe Uygun bir geçimlik olmak üzere onu, Eli Geniş Olan takdir eder, Eli Dar Olan da takdir eder.
Mehmet Çakır
Henüz el sürmediğiniz ve kendilerine bir mehir biçmediğiniz sözlülerinizi doğrudan bırakabilirsiniz. Ancak, bu gibi bayanları bir güzel gönülleyin. Zengin - fakir, vicdanı olan herkesin bunu yapması boynunun borcudur.
Mehmet Çoban
Nikâhtan sonra henüz cinsel ilişki kurmadan veya onlar için belli bir Mehir tayin etmeden kadınları boşarsanız bunda size Mehir zorunluluğu yoktur. Bu durumda onları faydalandırın! Zengin olan durumuna göre, fakir de durumuna göre bir geçimlik verir. Bu iyilerin üzerine güzel bir borçtur.
Mehmet Okuyan
(Nikâhtan sonra) henüz dokunmadan (cinsel ilişkiye girmeden) veya onlar için belirli bir [mehir] belirlemeden kadınları boşarsanız size herhangi bir vebal yoktur. (Bu durumda) onlara ödemede bulunun: Güzel davrananlar üzerine bir borç olarak, zengin olan durumuna göre, fakir olan da durumuna göre uygun (bir ödemede bulunmalıdır).
Mehmet Türk
Kendilerine el sürmediğiniz ve mihirlerini de belirlemediğiniz kadınları boşamanızda, sizin için bir günâh yoktur.¹ (Bu durumda) onlara zenginseniz kendi gücünüze göre, dardaysanız da kendi gücünüze göre, örfe uygun bir şekilde hediye verin. Böyle yapmak, güzel bir kulluk yapmak isteyenler² üzerine bir borçtur.
Muhammed Esed
Henüz dokunmadığınız veya mehir tesbit etmediğiniz kadınları boşamanızda bir günah yoktur; ²²⁴ ancak [böyle bir durumda bile] onlar için gerekli tedarikleri yapın; imkanları çok olan kendi gücüne, dar olan da [yine] kendi gücüne göre adil şekilde bir tedarikte bulunsun: bu, güzel davranan herkesin ²²⁵ üzerinde bir yükümlülüktür.
Mustafa Çavdar
Hanımlara temas etmeden veya mehirlerini biçmeden, onları boşarsanız sizin üzerinize bir günah yoktur. Zengin olanlar güçleri ölçüsünde, fakir olanlar da yine güçleri ölçüsünde, uygun bir şekilde onları faydalandırın. Bu iyi davrananların şanına yakışır bir borçtur. 33/49
Ahmet Tekin
Eğer hanımlarınızı zifafa girmeden, onlara dokunmadan veya onlara bir mehir takdir etmeden boşar, boşanma kararı alırsanız, bundan dolayı size mehir verme zorunluluğu yoktur, bunda günah da yoktur. Bu durumda onlara hediyeler verin. Eli geniş olan kendi durumuna göre, eli dar olan da kendi haline göre versin. Kur'ân'ın ve sünnetin hükümlerine, İslâmî kurallarla örtüşen örfe göre, münasip hediyeler vermek, iyiliği, iyi niyetleri, dinin, ahlâkın ve kamu vicdanının emirlerini, devamlı davranışlarına, ilişkilerine, görevlerine, hayatlarına yansıtan, samimiyetle ibadet eden, aktif olarak iyiliğe, iyi uygulamaya, iyileştirmeye örnek olan, işlerinde mükemmellik, dürüstlük ve başarı için dikkat harcayan, hayırlı icraatlar, kalıcı hizmetler yapan müslümanların üzerine düşen bir sorumluluktur.
Mustafa İslamoğlu
Kendilerine henüz dokunmadığınız ya da bir mehir[⁴⁴¹] tesbit etmediğiniz kadınları boşamanızda size bir vebal yoktur. Ne ki (bu durumda dahi) onlara destek olun! Eli geniş olan kendi takdirince, eli dar olan da gücü yettiği miktar makul bir biçimde geçimlik tedarik etsin! Bu, (iyiliği tabiat haline getiren) muhsinlerin üzerine bir yükümlülüktür.
Ömer Nasuhi Bilmen
Kadınları daha kendilerine temas etmediğiniz halde veya onlara bir mihr tesmiye eylememiş olduğunuz halde boşamış olursanız üzerinize bir vebal yoktur. Şu kadar ki, onları müstefit ediniz. Zengin üzerine kadarınca, dar halli olan da kadarınca ve maruf veçhile bir mut'a vermek icabeder. Bu mut'a muhsinler üzerine terettüb eden bir haktır.
Orhan Kuntman
(Nikahtan sonra) Henüz temas etmediğiniz veya mehir kesmediğiniz kadınları boşarsanız, üzerinize günah yoktur, bu durumda onlara -zengin olan durumuna göre, darda bulunan da halince örfe uygun şekilde- bir yarar sağlamalıdır. Bu (yardım) iyilik yapanlar üzerine bir borçtur.
Osman Fırat
Henüz dokunmadan, ya da mehir kesmeden kadınları boşarsa, nız size bir günâh yoktur. Ancak onları faydalandırın (bir miktar verin). Eli geniş olan, kendi gücü nisbetinde, eli dar olan da kendi kadarınca güzel bir şekilde faydalandırmalıdır. Bu, iyilik edenlerin üzerine bir borçtur.
Şaban Piriş
Kadınlara temas etmeden ve mehirlerini biçmeden, onları boşarsanız sizin üzerinize bir günah yoktur. Zengin olanlar güçleri ölçüsünde, fakir olanlar da yine güçleri ölçüsünde, uygun bir şekilde onları faydalandırın. Bu iyi davrananların şanına yakışır bir borçtur.
Satıraltı Meal (1534)
Yazuḳ yoḳdur üstüñüze eger boşasañuz ‘avratları cimā‘ eylemezden bu‐run. Yā mehr‐i ‘ayn eyleyüp farż eylemeseñüz metā‘ eyleñüz anlara ḳumāş bi‐le yā özgesi bile baylar üstine ḳadarınca, faḳrlar üstine ḳadarınca mut‘avirmek yaḫşılıḳ bile ḥaḳdur muḥsinler üstine.
Suat Yıldırım
Henüz kendilerine dokunmadan veya mehir belirlemeden kadınları boşamanızda size günah yoktur. Zengin kudretince, eli dar olan, kendi halince olmak üzere onlara münasip tarzda müt'a versin. İyiliği şiar edinenlere, bunu yapmak bir borçtur.
Süleyman Ateş
Henüz dokunmadan, ya da mehir kesmeden kadınları boşarsınız size bir günah yoktur. Ancak onları faydalandırın (bir miktar bir şey verin). Eli geniş olan, kendi gücü nisbetinde, eli dar olan da kendi kaderince güzel bir şekilde faydalandırmalı(herkesgücü ölçüsünde bir şey vermeli)dir. Bu, iyilik edenlerin üzerine bir borçtur.
Süleyman Tevfik (1927)
Kendilerine bir mehir (bedel-i nikâh) ta'yîn iylememiş oldığınız kadınları, onlarla temâs vâki' olmazdan evvel boşamakda sizin içün günâh yokdur. (Boşayabilirsiniz) Ancak onları mütemetti' idiniz (boşadığınız takdîrde nikâh bedeline mukâbil bir şey viriniz) Hâl ve vakti olana kaderince ve fakîre de kaderincedir. (Böyle kadınları) şerî'at ve mürüvvetin münâsib gördiği vecihle bir şey virüb fâidelendirmek muhsin olanlar üzerine hakdır [²]
Süleymaniye Vakfı
Kadınları, mehirlerini[1] kesinleştirmeden ve ilişkiye girmeden boşamanızın size günahı olmaz. Onlara yararlanacakları şeyler verin.[2] İmkânı olan gücü ölçüsünde, darlık içinde olan da gücü ölçüsünde, marufa uygun olarak versin. Bu, güzel davrananlar üzerine bir borçtur.
Ahmet Varol
Kendilerine el sürmediğiniz ve mehirlerini belirlemediğiniz kadınları boşamanızdan dolayı üzerinize bir vebal yoktur. [51] Onlara uygun şekilde bir şeyler verin. Durumu iyi olan kendi gücü oranında, darda olan da kendi gücü oranında örfe göre bir şeyler vermeli. Bu, iyilik sahiplerinin üzerine bir yükümlülüktür.
Ümit Şimşek
Kendilerine temas etmeden veya bir mehir belirlemeden kadınları boşamanızda da size bir günah yoktur. Bu durumda onları gönül alacak birşeyle faydalandırın. İmkânı geniş olan kendi gücüne göre, darda olan da yine kendi gücüne göre, örfe uygun birşeyler versin. İyiliği ilke edinenlere yaraşan budur.
Yaşar Nuri Öztürk
Kendilerine dokunmadan veya onlar için herhangi bir mehir belirlemeden kadınları boşamanızda sizin için günah yoktur. Ancak onları nimetlendirin. İmkânları geniş olan kendi gücünde yapar bunu, imkânları sınırlı olan da kendi gücünde yapar. Örfe uygun bir nimetlendirme... Güzel düşünüp güzel davrananlar üzerine bir borç...
Ali Bulaç
Kendilerine el sürmediğiniz, mehirlerini tesbit etmediğiniz kadınları boşamanızda sizin için bir sakınca yoktur. Onları yararlandırın, zengin olan kendi gücü, darda olan da kendi gücü oranında, maruf (meşru ve örfe uygun) bir şekilde yararlandırsın. (Bu,) iyilik edenler üzerinde bir haktır.
Ali Fikri Yavuz
Kendilerine dokunmadığınız yahut kendilerine bir mehir tayin etmediğiniz kadınları boşadınızsa, bunda size günah yoktur. Şu kadar var ki, onları, zengin olan kudretine göre, fakir olan da gücü yettiği kadar güzellikle faydalandırsın. Bu, ihsan edenler üzerine borç bir haktır.
Bahaeddin Sağlam
Kadınlara dokunmamış (cinsel münasebete geçmemişseniz) ve onlara bir mehir tayin etmemişseniz, (mehir vermeden) onları boşamanızda size bir günah yoktur. Ancak onları faydalandırın. Zengine gücü kadar, fakire de gücü kadar, örfe uygun bir faydalanma olarak… İyilik yapan Müslümanlara bir borç olarak…
Bayraktar Bayraklı
Eğer kadınlarla cinsel ilişki kurmadan ve mehir kesmeden onları boşarsanız, bunda size bir günah yoktur. Ancak böyle durumlarda onları örfe uygun olarak faydalandırınız; imkanı geniş olan kendi gücüne, dar olan da kendi gücüne göre... Bu, güzel davrananlar üzerine bir yükümlülüktür.