Bakara Suresi 3. Ayet

Arabic Uthmani · Diyanet İşleri

3. Ayet

اَلَّذ۪ينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ وَيُق۪يمُونَ الصَّلٰوةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَۙ

Onlar gaybe[9] inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar.

Diğer Türkçe mealler

Abdulbaki Gölpınarlı

Onlar, gaybe inanırlar, namaz kılarlar, rızıklandırdığımız şeylerin bir kısmını yoksullara harcarlar.

Besim Atalay (1965)

Görünmeze inanırlar, namazların kılarlar, verdiğimiz azıklardan yedirirler

Cemal Külünkoğlu

Onlar ki gayba inanırlar ve namazlarını ikame ederler. Kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler.

Cemil Said (1924)

3,4. Gâibe inananların, ’ibâdet idenlerin ve kendilerine ihsân itdiğimiz ni’metleri fukarâya tevzî’ idenlerin ve sana ve senden evvelki peygamberlere inzâl itdiğimiz vahiylere inananların ve hayât-ı müstakbele inananların kitâbıdır.

Diyanet Vakfı

Onlar gayba inanırlar, namaz kılarlar, kendilerine verdiğimiz mallardan Allah yolunda harcarlar.

Edip Yüksel

Onlar ki duyularıyla algılayamadıkları gerçeklere de inanırlar,* namazı (salat) gözetirler,** kendilerine verdiğimiz rızıktan muhtaçlara verirler

Elmalılı Hamdi Yazır

onlar ki gaybe iyman edip namazı dürüst kılarlar ve kendilerine merzuk kıldığımız şeylerden infak ederler

Elmalılı (Sadeleştirilmiş)

Onlar ki gaybe iman edip namazı dürüst kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan (Allah yolunda) harcarlar.

Emrah Demiryent

Onlar ki, (Kur’ân’da yazılı bulunan ve peygamberlerinin bildirdiği) gayba, (hiç şüphe etmeden, kalben) îmân ederler. Namazı dosdoğru kılarlar, onlara rızık olarak verdiklerimizden de (Allah rızası için) infak ederler.

Abdullah-Ahmet Akgül

Onlar; (o müttakiler ki kesinlikle ve içtenlikle) gaybe (yani görmedikleri, ama varlıklarından asla şüphe de etmedikleri gerçeklere) iman edenlerdir, namazı dosdoğru (şuurlu ve huzurlu şekilde kılıp) ikame edenlerdir, ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak edenlerdir. (Helâl ve meşru kazançlarından, Allah rızası için, gerekli yerlere ve ihtiyaç giderici ölçüde verenlerdir. Farklı Din ve kavimden herkesin insanca yaşayacağı Adil bir Düzeni ve devlet disiplinli infak sistemini kurma gayreti güdenlerdir.)

Erhan Aktaş

Onlar; gayba¹ inanırlar, salâtı ikame ederler² ve verdiğimiz rızıktan infak³ ederler.

Eski Anadolu Türkçesi

anlar kim inanurlar görünmez nesneye ya'nį Tañrı’ya yā uçmaġa yā ķıyāmete yā ķur’ān’a daħı durudurlar namāzı ya'nį dāyim ķılurlar. dahı andan kim rūzį virdük anlara anlardur nafaķa virürler.

Hasan Basri Çantay

(O takvaa saahibleri ki) onlar gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızk olarak verdiğimizden de (Allah yolunda) harcarlar.

Hayrat Neşriyat

Onlar ki, gayba inanırlar, namazı hakkıyla edâ ederler(3) ve kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden (Allah yolunda) sarf ederler.(4)

İhsan Aktaş

Onlar (o muttakiler) ki, (vahiy ile bildirilen) gayba (duyu organlarıyla algılanmayana) da inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine verdiğimiz mallardan (fakir, yoksul, işsiz ve toplumun muhtaç kesimine)de infak ederler. (*)

İlyas Yorulmaz

Allah’ın (azabından) korunan o kimseler ki, gaybe inanırlar, namazlarını kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden de ihtiyacı olanlara verirler.

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

O sakınanlar ki görünmeyene inanırları, namaza dururlar, kendilerine verdiğimiz azıktan başkalarını da geçindirirler.

İsmail Hakkı İzmirli

3, 4. O müttekiler ki gaybe [⁵] inanırlar, namazı dosdoğru kılar, kendilerine verdiğimiz rızıktan harcederler [⁶], sana inzal olunan (kitaba da), senden evvel inzal olunan (kitaplara da) inanırlar, âhireti yakînen bilirler (ve inanırlar).

İsmail Yakıt

Onlar, duyularla algılanamayan gerçeğe [ğayb]⁴ inanırlar ve namazlarını gereği gibi kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan da (Allah yoluna harcamak için) ayırırlar [infâk].

Kadri Çelik

Onlar ki gaybe iman ederler, namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan infak ederler.

Abdullah Parlıyan

Onlar ki, akıl ve duyularla değil ancak vahiyle, bilinen gerçeklerin varlığına inanırlar ve hayatlarını düzenleyen namazlarına dikkatli ve devamlıdırlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah rızasını kazanmak için başkalarına harcarlar.

Kuran Yolu

(Onlar) gayba iman ederler, namazı kılarlar, kendilerine verdiklerimizden hayra harcarlar;

Mahmut Kısa

Onlar, Allah, cennet, cehennem, melek, kıyâmet, âhiret gibi duyu organlarıyla algılanamayan; ancak ilâhî vahiy sayesinde kavranabilecek gerçeklikler âlemi olan gayba inanırlar, hakîka­tin sadece gözle görülenlerden ibaret olmadığını bilir, mutlak Hâkim olan Ya­ratı­cıyı imanları sayesinde hissedebilir, kavrayabilirler. Ayrıca, Müslümanlığın vazgeçilmez şartı olan namazı gereken dikkat ve özeni göstererek, dosdoğru ve aksatmadan kılar, Yaratıcıyla aralarındaki gönül ve kulluk bağını —günde en az beş kere huzurunda durarak— sürekli canlı tutarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan, yani o güzel nîmetlerden bir kısmını toplum yararına fedâ­kârca paylaşarak, Allah için yoksullara harcarlar.

Mahmut Özdemir

Onlar ki Gayb’a inanıyorlar; Namaz’ı kılıyorlar; Kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden infâk ediyorlar / harcıyorlar.

Mehmet Çakır

Sağlamcılar, görülmeyene inanır, namazı kılar, verdiklerimizden bir kısmını infak eder,

Mehmet Çoban

Allah’a karşı gelmekten sakınanlar; beş duyularıyla ulaşamayacakları, bilgisi sadece Allah’ın katında olan gaybe inanırlar. Allah her yarattığı varlıklara bir özellik vermiştir. Gören gözlerimizin, duyan kulaklarımızın, dokunan elimizin, tadan dilimizin, koklayan burnumuzun, çalışan aklımızın, düşünen beynimizin sınırları vardır. Bizim bilgilerimiz bize verilen özelliklerle sınırlandırılmıştır. Allah’ın bilgisi ise sınırsızdır. Bizler sınırlı özelliklerimizle sınırsız olan bilgiye ulaşamayız. Allah sınırsız bilgisinden bazı gerçekleri vahiy yoluyla bize bildirmektedir. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar vahiy yoluyla bildirilen bilgilere kesin olarak inanırlar. Onlar Salât-ı İkame ederek Allah’ın gönderdiği bilgilerle kendilerini güçlendirirler. Bilinçlerini artırırlar. Her gün Allah’ın huzuruna durarak günlük hayatlarını gözden geçirirler. Fark ettikleri yanlışlardan bir daha yapmamak üzere tövbe ederek dönerler. Bilmedikleri yanlışlarından da tövbe ederek Allah’ın kendilerini korumasını isterler. Sahip oldukları varlıklardan Allah yolunda harcarlar. Bilirler ki; sahip oldukları her şey zaten Allah’ındır. Onlar sadece geçici bir zaman için emanet almışlardır. Geçici olarak emanet aldıkları şeyleri hayırlı ve güzel işlerde harcayarak insanlarla paylaşırlar. Böylece Allah adına yaptıkları bu eylemler hayat kitaplarına yazılır.

Mehmet Okuyan

Onlar [gayb]a (bilinemeyenlere) inanır; namaz kılar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden [infak] ederler (verirler).

Mehmet Türk

Onlar ğayba¹ inanır,² namazı dosdoğru ve devamlı kılar³ ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden⁴ Allah yolunda harcarlar.

Muhammed Esed

onlar ki, insan idrakini aşa[n olguların varlığı]na ³ inanırlar ve namazlarında dikkatli ve devamlıdırlar; kendilerine verdiğimiz rızıktan ⁴ başkaları için harcarlar;

Mustafa Çavdar

O korunmak isteyenler ki; gayba/Kuran’da bildirilenlere inanır, namazı kılar ve verdiğimiz rızıktan harcarlar. 4/103, 51/19, 81/24

Ahmet Tekin

Kur'an esaslarını benimseyerek korunanlar, gayb âlemine, fizik ve bilgi alanı ötesindeki varlıklara ve gerçeklere iman edenlerdir. Namazları, erkanına, şartlarına, vaktine riâyet ederek âşikâre kılanlardır. Kendilerine verdiğimiz rızık ve servetten, kesinlikle Allah yolunda, karşılık beklemeden, gönüllü harcayanlar, insanların ihtiyaçlarını görenlerdir.

Mustafa İslamoğlu

Onlar ki; gayba iman ederler,[¹⁵] namazı istikamet üzre kılarlar,[¹⁶] kendilerine sürekli lutfettiğimiz şeylerden (ihtiyaç sahiplerine) harcarlar.[¹⁷]

Ömer Nasuhi Bilmen

O müttakîler ki, gaybe inanırlar, namazı da doğruca kılarlar ve kendilerini merzûk ettiğimiz şeylerden de infakta bulunurlar.

Orhan Kuntman

Ki onlar gayba inanırlar, namazı kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızktan (Allah yolunda) harcarlar.

Osman Fırat

Onlar ki gaybe iman ederler, namazı kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de (Allah rızası için) infak ederler.

Şaban Piriş

2,3. Hiç kuşkusuz bu kitap, kendilerini günahlardan korumaya çalışan, görmediği halde inanan, namazı kılan ve kendilerine verdiğimiz rızıktan (Allah yolunda) harcayanlar için yol göstericidir.

Satıraltı Meal (1534)

Onlar ki ġayba īmān idüp emre mutāva‘at iderler, namāzı dürüst ḳılarlar vekendilerini merzūḳ ḳıldıġımız şeyden infāk iderler.

Suat Yıldırım

O müttakiler ki görünmeyen âleme inanırlar. Namazlarını tam dikkatle ifa ederler. Kendilerine ihsan ettiğimiz nimetlerden hayır yolunda harcarlar.

Süleyman Ateş

Onlar ki gaybde(gizlide, içtenlikle) inanıp namazlarını kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan (Allah rızası için) harcarlar.

Süleyman Tevfik (1927)

Onlar ki gayba (gözleriyle görmedikleri halde rasûlün haber virdiklerine) îmân ider ve namazlarını âdâb ve erkânıyla kılar ve kendilerine rızık iylediğimiz şeylerden (Allah) yolunda muhtâclara infâk iderler (virirler).

Süleymaniye Vakfı

Allah’a içten[1] inanan,[2] namazı düzgün ve sürekli kılan [3] ve verdiğimiz rızıkları yerli yerince harcayanlar,

Ahmet Varol

Onlar ki, gaybe inanırlar, [2] namazı kılarlar ve bizim kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcarlar.

Ümit Şimşek

O takvâ sahipleri ki, gayba inanırlar,(3) namazlarını dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden(4) bağışta bulunurlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Ki onlar, gayba inananlar, namazı/duayı yerine getirenlerdir. Ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden, başkalarına pay çıkaranlardır.

Ali Bulaç

Onlar, gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler.

Ali Fikri Yavuz

O kimseler (takvâ sahipleri) ki, onlar gaybe (Cenâb-ı Allah'a, meleklere, kıyamete, kaza ve kadere, görmeksizin) inanırlar; ve beş vakit namazı gereği üzre kılarlar, onlara verdiğimiz rızıklardan (ailelerine, yakınlarına, komşularına ve diğer hak sahiblerine) harcarlar, yedirirler.

Bahaeddin Sağlam

Öyle muttakiler ki; gayba (görünmeyen Allah’a) inanırlar (veya tek başlarına kaldıklarında da inanırlar.) Düzgünce namaz(larını) kılarlar. Ve Bizim onlara verdiğimiz rızıktan nafaka verirler. (İnsan, özünü Allah’a yöneltip kişisel hayatını dua ve namazla, toplumsal hayatını zekât ve yardımla koruyunca muttaki olmuş olur.)

Bayraktar Bayraklı

Onlar, gayba inanırlar, namazı kılarlar, kendilerine verdiklerimizden Allah yolunda harcarlar.[9]