Diğer Türkçe mealler
Abdulbaki Gölpınarlı
Demiştik ki: Ey Âdem, sen ve eşin cennette oturun, dilediğinizi bol bol yiyin. Ancak şu ağaca yaklaşmayın, yoksa haddini aşanlardan olursunuz.
Besim Atalay (1965)
Biz de dedik: «Ey Âdem, cennet içre oturasın eşinle, bol bol yeyin istediğiniz şeylerden, yalnız şu ağaca yaklaşmayınız, günaha girersiniz»
Cemal Külünkoğlu
Yine dedik ki: “Ey Âdem! Eşinle birlikte cennette/bahçede kal. Onun nimetlerinden ikiniz de bolca yiyin, fakat şu ağaca yaklaşmayın yoksa haddi aşanlardan olursunuz.”
Cemil Said (1924)
Adem’e didik ki: "Cennet bağçesinde zevcen ile ikâmet idiniz, bağçenin her tarafındaki meyvelerinden bol bol ekl idiniz, yalnız bu ağaca yaklaşmayınız ki zâlimler meyânına dâhil olmıyasınız."
Diyanet Vakfı
Biz: Ey Âdem! Sen ve eşin (Havva) beraberce cennete yerleşin; orada kolaylıkla istediğiniz zaman her yerde cennet nimetlerinden yeyin; sadece şu ağaca yaklaşmayın. Eğer bu ağaçtan yerseniz her ikiniz de kendine kötülük eden zalimlerden olursunuz, dedik.
Edip Yüksel
"Adem! Eşinle birlikte cennette kal. Dilediğiniz yerde ondan bolca yeyin; ancak şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz!," dedik.
Elmalılı Hamdi Yazır
ve dedik ki «ya Adem sen ve zevcen Cenneti mesken edin, ikiniz de ondan dilediğiniz yerde bol bol yeyin, fakat şu ağaca yaklaşmayın ki haddi aşan zalimlerden olmıyasınız
Elmalılı (Sadeleştirilmiş)
Dedik ki: "Ey Âdem, sen ve eşin cennette oturun, ikiniz de ondan dilediğiniz yerde bol bol yeyin, fakat şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz."
Emrah Demiryent
Buyurduk ki: “Ey Âdem! Sen ve zevcen cennette yerleş (meye/kalmaya devam ed) in. Orada dilediğiniz yerden bol bol yiyin (ancak) şu ağaca yaklaşmayın, yoksa (nefislerine) zulmedenlerden olursunuz.”
Abdullah-Ahmet Akgül
Ve Biz: "Ey Adem, sen ve eşin cennette yerleşin. İkiniz de ondan (cennet ortamından), neresinden dilerseniz, (çok güzel ve mükemmel rızıklarından) bol bol yiyin; ama şu ağaca yaklaşmayın, (şeytani duygulara ve şehevi arzulara kapılmayın,) yoksa (nefislerine) zulmedenlerden olursunuz" deyip (ikaz etmiştik).
Erhan Aktaş
Dedik ki: “Ey Âdem! Eşinle birlikte cennette¹ oturun. Orada dilediğiniz her şeyden bol bol yiyin. Fakat şu şecereye² yaklaşmayın; yoksa haksızlık yapmış olursunuz.
Eski Anadolu Türkçesi
daħı eyittük “iy ādem! döleñ sen daħı 'avratuñ uçmaķa. daħı yiñ andan dirlik gireligi-y-ile ne yirde kim dilerseñüz. daħı yaķın gelmen uşbu aġaca; pes olasız žālimlerden.
Hasan Basri Çantay
Ve demişdik ki: «Ey Âdem, sen eşinle beraber Cennetde yerleş, Ondan (Cennetin yiyeceklerinden), neresinden isterseniz, ikiniz de bol bol yeyin. (Fakat) şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa ikiniz de (nefsine) zulmedenlerden olursunuz».
Hayrat Neşriyat
Hem demiştik: “Ey Âdem! Sen zevcen (Havvâ) ile Cennete yerleş; dilediğiniz yerde ondan bol bol yiyin; fakat şu ağaca yaklaşmayın, sonra zâlimlerden olursunuz!”
İhsan Aktaş
Biz, ey Âdem! Sen ve eşin (şu) cennete (size has kılınan şu dünya bahçesine) yerleşin ve dilediğiniz zaman ondan (o cennetin nimetlerinden) bolca yiyin, (ancak meyvesini yemek amacıyla) şu ağaca yaklaşmayın (meyvesini yemeyin), yoksa kendinize yazık edenlerden olursunuz, dedik. *
İlyas Yorulmaz
Biz Âdeme “Zevcenle beraber bahçede iskân edin. Canlarınızın istediğinden dilediğiniz kadar yiyin için, asla şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa kendinize zulmedenlerden olursunuz.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
O gün Biz dedik: « Ey Adem! Sen de, eşin de Cennet’te kalın. Dilediğiniz yerden dilediğiniz kadar yiyin. Yalnız, şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa ikiniz de kıyıcılık etmiş olursunuz.»
İsmail Hakkı İzmirli
Biz «— Âdem! Sen ve zevcen Cennette [⁶] sâkin olun, dilediğiniz yerlerde onun yemişinden, yiyeceğinden bol bol yiyin, yalnız bu ağaca yaklaşmayın, yoksa ikiniz de kendinize zulmetmiş olursunuz, dedik.
İsmail Yakıt
(Sonra) Biz: “Ey Âdem! Sen ve eşin bahçeye [cennet]²⁶ yerleşin, orada dilediğiniz her şeyden serbestçe yiyin ancak şu ağaca yaklaşmayın yoksa zalimlerden²⁷ olursunuz” dedik.
Kadri Çelik
“Ve ey Âdem! Sen ve eşin cennete yerleş, orada istediğinizden bol bol yiyin, yalnız şu ağaca yaklaşmayın ki böylece zalimlerden olursunuz” dedik.
Abdullah Parlıyan
Sonra “Ey Adem!” dedik “Sen ve eşin cennete yerleşin, orada dilediğinizden serbestçe yiyin. Ancak şu ağaca yaklaşmayın, yoksa yaratılış gayesi dışına çıkmış olursunuz.”
Kuran Yolu
“Ey Âdem! Sen ve eşin cennette oturun, orada istediğiniz yerden rahatça yiyip için ve şu ağaca yaklaşmayın; yoksa zalimlerden olursunuz” dedik.
Mahmut Kısa
Daha sonra dedik ki: “Ey Âdem, sen ve eşin cennette yerleşin. Oradaki nîmetlerden dilediğiniz kadar, serbestçe yiyebilirsiniz. Fakat kendinizi başıboş, müstakil ve kayıtsız zannetmeyesiniz ve size bahşettiğim özgür irâdenin sınırsız olmadığını size dâimâ hatırlatsın diye meyvesini yasakladığım şu ağaca sakın yaklaşmayın, yoksa büyük bir suç işleyerek kendinize zulmetmiş olursunuz!”
Mahmut Özdemir
-“Ey Âdem! Sen ve eşin, Cennet’e yerleşin! Siz ikiniz, diledikçe oradan bol bol yiyin! Şu Ağaç’a yaklaşmayın! Yoksa Zâlimler’den olursunuz” dedik.
Mehmet Çakır
Sonra Adem'e: “Adem! dedik sen ve eşin cennete yerleşin, orada istediğiniz her şeyi bol bol yiyip içebilirsiniz, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa kendinize yazık edersiniz ” dedik.
Mehmet Çoban
Dedik ki: "Ey Âdem! Sen ve eşin cennete yerleşin! Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin için! Şu ağaca yaklaşmayın! Yoksa zalimlerden olursunuz."
Mehmet Okuyan
Şöyle demiştik: “Ey Âdem! Sen ve eşin şu bahçeye [*] yerleşip, dilediğiniz yerden bolca yiyin! Şu ağaca yaklaşmayın; yoksa kaybedenlerden olursunuz.”
Mehmet Türk
Ve Biz: “Ey Âdem! Sen eşinle birlikte (içerisinde bulunduğun) şu cennete¹ yerleş. İkiniz de oranın (yiyeceklerinden) istediğinizi, dilediğiniz gibi yiyin. Fakat şu ağaca² yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz.” dedik.
Muhammed Esed
Ve (sonra,) “Ey Âdem,” dedik: “Sen ve eşin bu bahçeye ²⁷ yerleşin ve orada dilediğinizden serbestçe yiyin; ancak bir tek şu ağaca ²⁸ yaklaşmayın ki zalimlerden olmayasınız”.
Mustafa Çavdar
“Ey Âdem! Sen ve eşin yeryüzü bahçesine yerleşin, dilediğiniz yerden bol bol yiyin ve şu kötülüğe/günaha yaklaşmayın/dünyayı ahirete tercih etme, yoksa kendilerine yazık edenlerden olursunuz.” demiştik. 7/19-20, 15/28...44, 17/61...65
Ahmet Tekin
Biz Âdem'e: "Ey Âdem, sen ve eşin Cennet'te oturun. Orada Allah'ın sünnetine, düzeninin yasalarına uygun iradesinin tecellisi içinde, tercihinizi isabetli kullanarak istediğiniz zaman her yerde bol bol Cennet nimetlerinden yeyin. Sadece şu bitkiye yaklaşmayın. Eğer bu bitkinin mahsulünden yerseniz, her ikiniz de kendinize yazık eder, zâlimlerden olursunuz." dedik.
Mustafa İslamoğlu
Ve dedik ki: “Âdem! Sen ve eşin şu bahçeye[⁶⁸] yerleşin, orada canınızın istediği her şeyden serbestçe yiyin, şu ağaca[⁶⁹] da yaklaşayım demeyin, sonra zalimlerden olursunuz.”[⁷⁰]
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve Biz demiştik ki: «Ey Âdem! Sen ve refîkan şu cennette oturun. Dilediğiniz yerlerde onun yemişlerinden bol bol yiyin. Ancak şu ağaca yaklaşmayın, yoksa ikiniz de zâlimlerden olursunuz.»
Orhan Kuntman
Biz; "Ey Adem; sen ve eşin cennette yerleşin, dilediğiniz yerde onun meyvelerinden bol bol yeyin; sadece şu ağaca sakın yaklaşmayın, eğer o ağaçtan yiyecek olursanız (biliniz ki); ikiniz de, (kendine) zulmedenlerden olursunuz!" dedik, (onları böyle uyarmamıza rağmen)
Osman Fırat
Dedik ki: "Ey Âdem, sen ve eşin cennette oturun, ondan dilediğiniz yerde bol bol yeyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zâlimlerden olursunuz!"
Şaban Piriş
-Ey Adem! Sen ve eşin cennette oturun dilediğiniz yerden bol bol yiyin. Yalnız şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz, dedik.
Satıraltı Meal (1534)
Daḫı biz eyitdük Ādeme: İy Ādem, sen sākin ol ‘avratuñ bile uçmaḳda.Daḫı yiñüz andan ‘āfiyet‐ile, ne yirden dilerseñüz. Daḫı yaḳın olmañuz,yimeñüz bu buġday aġacına. Eger yiseñüz ẓālimlerden olursız.
Suat Yıldırım
Ve dedik ki: “Âdem! Eşinle birlikte cennete yerleşin, oradaki nimetlerden istediğiniz şekilde bol bol yiyin, sadece şu ağaca yaklaşmayın. Böyle yaparsanız zalimlerden olursunuz. ” [7, 19-20; 20, 120] {KM, Tekvin 3, 6; 3, 22; 2, 15-17}
Süleyman Ateş
Dedik ki: "Ey Adem, sen ve eşin cennette oturun, ondan dilediğiniz yerde bol bol yeyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz!"
Süleyman Tevfik (1927)
(Meleklerin secdesinden sonra) Ey Âdem! Sen ve zevcen cennetde sâkin olınız ve cennetin istediğiniz yerinden ve dilediğiniz şeylerden 'âfiyetle yiyiniz ve şu ağaca yaklaşmayınız (ona yaklaşub meyvesinden yer iseniz) nefsinize zulm idenlerden olursunuz didik.[²]
Süleymaniye Vakfı
Dedik ki: “Âdem! Sen eşinle birlikte şu bahçeye[1] yerleş; beğendiğiniz yerden çekinmeden[2] yiyin ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa yanlış yapmış[3] olursunuz”.
Ahmet Varol
Ve biz: "Ey Adem, sen ve eşin cennete yerleşin ve orada, istediğiniz yerde yiyeceklerden bolca yiyin. Ancak şu ağaca yaklaşmayın, sonra kendi kendilerine haksızlık edenlerden olursunuz" dedik.
Ümit Şimşek
Âdem'e de dedik ki: “Ey Âdem, sen ve eşin Cennete yerleşin. Orada istediğiniz yerden bol bol yiyin. Yalnız şu ağaca(23) yaklaşmayın; yoksa kendinize yazık edersiniz.”
Yaşar Nuri Öztürk
Ve Âdem'e şöyle buyurmuştuk: "Ey Âdem, sen ve eşin cennete yerleşin ve orada dilediğiniz yerde, bol bol yiyin. Ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zulme sapanlardan olursunuz."
Ali Bulaç
Ve dedik ki: 'Ey Adem, sen ve eşin cennette yerleş. İkiniz de ondan, neresinden dilerseniz, bol bol yiyin; ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz.'
Ali Fikri Yavuz
Ve biz demiştik ki: “- Ey Âdem, sen eşinle Cennette sakin ol. Onun nimetlerinden ikiniz de bol bol yeyin, fakat şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa (nefislerine) zulmedenlerden olursunuz.”
Bahaeddin Sağlam
Biz dedik: Ey Âdem! Sen ve zevcen Cennette yerleşin. Orada istediğiniz yerden rahatça yiyin! Fakat bu (yasak) ağaca yaklaşmayın! Yaklaşırsanız, zalimlerden olursunuz.
Bayraktar Bayraklı
Âdem'e şöyle dedik: “Sen ve eşin birlikte cennete yerleşiniz, ikiniz de oradaki nimetlerden istediğinizi bol bol yiyiniz, ancak şu ağaca yaklaşmayınız, yoksa zalim/büyük hata yapanlardan olursunuz.”