46. Ayet
اَلَّذ۪ينَ يَظُنُّونَ اَنَّهُمْ مُلَاقُوا رَبِّهِمْ وَاَنَّهُمْ اِلَيْهِ رَاجِعُونَ۟
Onlar, Rablerine kavuşacaklarını ve gerçekten O’na döneceklerini çok iyi bilirler.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
اَلَّذ۪ينَ يَظُنُّونَ اَنَّهُمْ مُلَاقُوا رَبِّهِمْ وَاَنَّهُمْ اِلَيْهِ رَاجِعُونَ۟
Onlar, Rablerine kavuşacaklarını ve gerçekten O’na döneceklerini çok iyi bilirler.
Saygılılar, öyle kimselerdir ki Rablerine ulaşacaklarını iyiden iyiye umarlar, ona döneceklerini iyiden iyiye bilirler.
Tanrılarına kavuşmayı umanlardan, O'na döneceklerin inananlardan başkalarına, bu güç bir şeydir
(İnananlar) o kimselerdir ki, Rablerine kavuşacaklarını ve sonunda ona döneceklerini iyi bilirler (ve Onun öğretilerine göre yaşarlar).
45,46. Sabır ve salâta ilticâ idiniz, salât mü’minlere bir bâr değildir, çünki ânlar bir gün rablerini göreceklerini ve âna rücû’ ideceklerini düşünürler.
Onlar, kesinlikle Rablerine kavuşacaklarını ve O'na döneceklerini düşünen ve bunu kabullenen kimselerdir.
Nitekim onlar, Rab'lerine kavuşacaklarına ve O'na döneceklerine inanırlar.
onlar ki kendilerini hakikaten rablerine kavuşuyor ve hakikaten ona rücu ediyor sayarlar, böyle bir huşu ile kılarlar
Onlar ki, Rablerine kavuşacaklarını ve gerçekten O'na döneceklerini bilirler.
Onlar, (âhirette) O’na (zaman ve mekândan münezzeh olan Rablerinin manevi huzuruna) döneceklerine ve Rablerin (in kendilerine vadettiği nimetler) e kavuşacaklarına şeksiz/şüphesiz inanan kimselerdir.
(Kötülük dürtülerine ve ibadetlerin zahmetine sabırlı Müslümanlar ise) Onlar şüphesiz, Rableriyle karşılaşacaklarını ve (yine) şüphesiz, O’na döneceklerini (huzuruna varacaklarını) bilirler. (Ve ona göre davranırlar.)
Onlar ki: Rabb'lerine kavuşacaklarını ve kesinlikle O'na döneceklerini bilirler.
anlar kim belü bilürler kim, bayıķ anlar göricilerdür çalabı’larını; daħı bayıķ anlar anuñ dapa dönicilerdür.
O (yüksek saygı göstere) nler ki onlar hakıykaten Rablerine kavuşucu ve hakıykaten ancak ona dönücü olduklarını bilirler (de namazlarını o vech ile kılarlar).
Onlar ki, gerçekten kendilerinin Rablerine kavuşacak kimseler olduklarını ve gerçekten kendilerinin ancak O'na dönecek kimseler olduklarını sezerler (kat'î olarak îmân ederler).
Onlar ki (o sabır ve salâtla Allah’tan yardım isteyen kimseler), kesinlikle Rablerine kavuşacaklarını ve (hesap günü) ona döneceklerini düşünen ve bunu kabullenen kimselerdir.
Onlar ki Rablerine kavuşacaklarını bilirler ve elbette ki onlar Rablerine dönecek olanlardır.
Onlar o kimselerdir ki gerçekten çalaplarına kavuşacaklarını, gerçekten Ona döneceklerini kesin olarak bilirler.
Onlar ki Rabbilerine kavuşacaklarını, O/na rücu edeceklerini kaviyyen ümit ederler [⁸].
Onlar Rablerine kavuşacaklarını ve O’na döneceklerini⁴¹ bilirler [yezunnûn].⁴²
Onlar, kesinlikle rablerini mülakat ediciler ve O'na dönücüler olduklarını bilenlerdir.
Onlar ise sonunda Rablerine kavuşacaklarını ve O'na döneceklerini kesinlikle bilirler.
Onlar kesinlikle rablerine kavuşacaklarını ve O’na döneceklerini bilen kimselerdir.
O saygılı kimseler ki, Rablerine kavuşacaklarını; eninde sonunda O’na döneceklerini bilir ve hayatlarını buna göre şekillendirirler.
Onlar ki rabb’lerine kavuşacaklarını, O’na döneceklerini kesin olarak biliyorlar.
Çünkü namaz, Allah'tan korkanlar dışında herkesin zoruna gider. Korkanlar ise, hep Rab'lerinin karşına çıkıp onunla yüzleşmenin heyecanını yaşarlar...
Allah’a gerçekten iman edenler Rabbine kavuşacaklarını unutmazlar. Dünya hayatının hesabını vermek üzere huzurumuza geleceklerini bilirler.
Onlar, Rablerine kavuşacaklarına ve O’na döneceklerine kesin olarak iman eden kişilerdir.
45,46. (Ey îman edenler!) Sabır¹ ve namazla (Allah’tan) yardım dileyin. Şüphesiz (namaz) Rablerine kavuşacaklarını ve Ona kesinlikle döneceklerini bilen, Allah’a gönülden saygı gösterenlerden başkasına ağır bir iştir.
onlar ise (sonunda) Rablerine kavuşacaklarını ve O’na döneceklerini kesinlikle bilirler.
Ki onlar Rablerine kavuşacaklarına inanırlar. Zaten Ona dönecekler. 7/125, 10/7, 2360
Hakkaniyete riayet duygusu taşıyanlar, Rablerinin mükâfat ve lütfuna kavuşacaklarını; hesaplarının görülmesi ve hak ettiklerinin karşılığını almak için O'nun huzuruna varacaklarını düşünenler, inananlardır.
(Huşû duyanlar), Rablerine kavuşacaklarını ve sonunda O’na dönecekleri umarlar.[⁹⁴]
Hak'tan korkanlar, o zâtlardır ki Rablerine mülâki olacaklarını ve onun huzur-u manevîsine döneceklerini düşünüp teemmül ederler.
(Çünkü) Onlar Rablerine kavuşacaklarına; sonunda O'na döneceklerine gönülden iman eden (huzuruna alnı açık çıkmak için gereken salih amellerde bulunan) kimselerdir.
Onlar, Rablerine kavuşacaklarını ve gerçekten O’na döneceklerini çok iyi bilirler.
45,46. -Sabır ve namazla Allah'tan yardım isteyin. Rablerine kavuşacak ve O'na döneceklerini umanlar ve Allah'a gerçek bir saygı gösterenlerden başkasına namaz elbette ağır gelir.
Ol kişiler kim ḥaḳ bilürler, Tañrı Ta‘ālā ḥażretine varsalar gerek. [...]
İçi saygı dolu olan bu müminler, Rab'lerine kavuşacaklarını ve O'na döneceklerini iyi bilirler.
O(saygılı insa)nlar, Rablerine kavuşacaklarını (gözetir) ve gerçekten O'na döneceklerini bilirler.
45,46. Sabır ve salâtla isti'âne idiniz (Sabra veyâ oruca tevessül ile Cenâb-ı Hakk'ın yardımını isteyiniz) Sabır ve salât gibi ibâdât rablerine mülâkî olacaklarını ve nihâyet ona rücû' ideceklerini zan iden hâşi'lerden (korkanlardan) gayrisine büyük siklet ve meşakkatdir.
Saygılı olanlar, Sahipleriyle (Rableriyle) yüzleşeceklerini ve O’nun huzuruna çıkarılacaklarını anlayanlardır. [*]
Onlar kendilerinin Allah'ın huzuruna çıkacaklarını ve O'na döneceklerini düşünürler.
Onlar, Rablerine kavuşacaklarına ve Ona döneceklerine inanan kimselerdir.
O ürperti duyanlar, Rablerine kavuşacaklarını düşünürler ve bilirler ki onlar, mutlaka O'na döneceklerdir.
Onlar, (mü'minler), şüphesiz, Rableriyle karşılaşacaklarını ve (yine) şüphesiz, O'na döneceklerini bilirler.
O saygı gösterip korkanlar, o kimselerdir ki, Rablerine kavuşacaklarını ve sonunda ona döneceklerini yakînen bilirler.
Öyle huşu (huzur ve sükûn) duyanlar ki; Rableriyle karşılaşacaklarına ve kendilerinin Allah’a ait olup O’na döneceklerine inanırlar.
45,46. Sabır ve dua ile Allah'tan yardım isteyin. Sabır ve dua, Rablerine kavuşacaklarını ve kesinlikle O'na döneceklerini bilen, gerçekten kalbi Allah sevgisinden dolayı ürperenlerin dışındakilere ağır gelir.[17]