Diğer Türkçe mealler
Abdulbaki Gölpınarlı
Bir vakit şu şehre girin, nimetlerinden, nerede dilerseniz orada bolbol yiyin, kapısından secde ederek girin, burası yurttur deyin, yarlıganma dileyin de suçlarınızı örtelim; iyilikte bulunanların sevabını daha da arttıracağız demiştik.
Besim Atalay (1965)
Hani, biz de onlara: «Şu kente giresiniz, dilediğiniz şeylerden bol bol dahi yiyesiniz, kapıdan da, secde ile giresiniz; «Dileğimiz bağışlanmak» deyiniz; günahlarınızı bağışlarız sizlerin, iyileri ödülleriz» dediğimizde
Cemal Külünkoğlu
Ve yine hatırlayın o günleri (Sina çölünü geçtikten sonra), “Bu beldeye (Kudüs ya da Eriha'ya) girin ve yiyeceklerinden dilediğiniz kadar bolca yiyin. Kapıdan tevazu içinde (şükür) secdesi ederek girin ve “Hıtta!” (Günahlarımızın yükünü üzerimizden kaldır!) diye dua edin ki günahlarınızı bağışlayalım. Çünkü iyilik yapanlara sınırsız mükâfat vereceğiz.” diye vaadimiz vardır.
Cemil Said (1924)
Biz (Ehl-i İsrail’e) didik ki: "Bu şehre giriniz, orada bulunan emvâlden arzunuz vechile istifâde idiniz, lâkin şehre girer iken secde idiniz ’Merhamet Ya Rabbi’ diyiniz. Allâh sizin hatâlarınızı afv ider, şübhesiz biz ’âdillere lutuf ideriz."
Diyanet Vakfı
(İsrailoğullarına:) Bu kasabaya girin, orada bulunanlardan dilediğiniz şekilde bol bol yeyin, kapısından eğilerek girin, (girerken) «Hıtta!» (Yâ Rabbi bizi affet) deyin ki, sizin hatalarınızı bağışlayalım; zira biz, iyi davrananlara (karşılığını) fazlasıyla vereceğiz, demiştik.
Edip Yüksel
"Bu şehre girin. Orada dilediğiniz yerden bol bol yiyin. Kapıdan alçak gönüllü olarak girin ve dostça konuşun ki hatalarınızı bağışlayalım. Güzel davrananlara daha fazlasını veririz," demiştik.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve bir vakit «şu şehre girin de ni'metlerinden dilediğiniz veçhile bol bol yeyin ve secdeler ederek kapıya girin ve «hıtta» deyin ki size hatı'elerinizi mağfiret ediverelim, muhsinlere ise daha artıracağız» dedik
Elmalılı (Sadeleştirilmiş)
Hani bir zamanlar "Şu şehre girin de onun nimetlerinden dilediğiniz şekilde bol bol yiyin ve kapıdan secde ederek girin ve "hıtta" (bizi bağışla!) deyin ki, size, hatalarınızı mağfiret ediverelim, iyilik yapanlara nimetlerimizi daha da arttıracağız" dedik.
Emrah Demiryent
Hani, “Şu memlekete girin, orada dilediğiniz gibi, bol bol yiyin. (Şükür secdesi yaparak) kapısından tevazu ile girin ve ‘hıtta!’ (Yâ Rabbi bizi affet), deyin ki biz de sizin hatalarınızı bağışlayalım. İyilik edenlere ise daha da fazlasını vereceğiz!” buyurmuştuk.
Abdullah-Ahmet Akgül
(Ve hatırlayın,) Bir zaman size: "Şu şehre (Kudüs’e ve bereketli Filistin ülkesine) girin ve orada istediğiniz yerde (yerleşip ziraat, hayvancılık ve ticaretle kazandıklarınızı) bol bol yiyin, (buna karşılık) sadece; secde ederek (hürmetle) kapısından girerken: (Rabbimizden) ‘Dileğimiz bağışlanmadır’ deyin, (ki Biz de) hatalarınızı bağışlayalım; üstelik iyilik yapanların (ecirlerini daha da) arttıracağız" demiştik.
Erhan Aktaş
Hani: “Şu şehre girin, orada dilediğinizden bol bol yiyin. O kapıdan secde¹ ederek girin. Ve bizi bağışla deyin ki Biz de hatalarınızı bağışlayalım. İyilik yapanlara daha fazlasını vereceğiz.” demiştik.
Eski Anadolu Türkçesi
daħı ol vaķt kim eyittük “girüñ uşbu köye pes yiñ andan ne yirde kim dilersiz dirlik dirligi. daħı girüñ ķapuya egilmişlerken daħı eyidüñ bıraķmaķlıķdur yarlıġayavuz size yazuķlaruñuzı; daħı arturavuz eyü işleyicilere.”
Hasan Basri Çantay
Hani: («Tîh» den çıkdıkdan sonra) şu kasabaya girib dilediğiniz yerde istediğinizi bol bol yeyin, kapısından secde ederek (eğilerek, saygı göstererek) girin ve (dileğimiz) hıtta (dır, günahlarımızın dökülüp düşmesidir) deyin, (tevbe edin de o sayede) kusurlarınızı örtelim, iyilik (ve itaat) edenler (in ecrin) i ise daha artıracağız» demişdik.
Hayrat Neşriyat
Yine bir zaman (size) şöyle demiştik: “Şu şehre (Kudüs'e) girin de ondan dilediğiniz yerde bol bol yiyin; (ama) kapıdan secde eden kimseler olarak girin ve 'حِطَّةٌ (Yâ Rab! Bizi affet!)' deyin ki, size hatâlarınızı bağışlayalım!” Çünki (biz,) iyilik edenle re (mükâfâtla rı nı daha da)artıracağız.
İhsan Aktaş
Ve bir zaman (İsrailoğullarına) şu kasabaya girin, ondan (nimetlerden ve rızıklardan) dilediğiniz şekilde bol bol yiyin. Kapısından eğilerek (emrimize uygun tevazu göstererek) girin ve ’’Hittatun’’(ya Rabbi hatalarımızı bağışla) deyin ki, sizin hatalarınızı bağışlayayım: zira biz, iyi davrananlara (karşılığını) fazlasıyla vereceğiz, demiştik. *
İlyas Yorulmaz
(Hatırlayın) Size şu kasabaya girin, dilediğiniz yiyeceklerden bol bol yiyin, kapısından içeri secde ederek (kibirlenmeden) girin ve “Bizi bağışla” deyin ki, bizde sizin kusurlarınızı bağışlayalım” demiştik. Güzel davrananların iyiliklerini elbette ki artıracağız.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
O gün buyurmuştuk: « Şu kente girin de dilediğiniz yerden dilediğiniz kadar yiyin, kapısından girerken de secde edin. Hem « bağışla bizi» deyin ki Biz de sizin yanıltılarınızı bağışlıyalım. İyilik işleyenlerin karşılığını artıracağız.»
İsmail Hakkı İzmirli
Hani bu kasabaya girin, dilediğiniz yerde onun yiyeceklerinden bol bol yiyin. Kapısından secde [¹] ederek girin, «hıtta» [²] deyin ki biz de suçlarınızı yarlıgayalım, iyilik edenlerin ecirlerini de artıracağız, demiştik. [³]
İsmail Yakıt
Hani onlara: “Şu beldeye giriniz, dilediğiniz kadar bol bol yiyiniz. Kapısından secde ederek geçiniz ve ‘günah yükünü sırtımızdan indir [hıtta]’ deyiniz ki, Biz de sizin hatalarınızı bağışlayalım. Biz elbette iyi ve güzel davrananlara [muhsin] fazlasıyla karşılık vereceğiz” demiştik.⁴⁸
Kadri Çelik
Hani, “Şu kasabaya girin, orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin, kapısından secde ederek girin, “Günahlarımızı bağışla” deyin ki böylece biz de hatalarınızı bağışlayalım, (şüphesiz biz) ihsan sahiplerine daha da artırırız” demiştik.
Abdullah Parlıyan
Ve yine hatırlayın o günleri, biz şöyle demiştik: “Girin şu beldeye, yiyeceklerinden dilediğiniz kadar bol bol yiyin, fakat kapısından saygı göstererek, boyun eğerek girin ve günahlarımızın yükünü üzerimizden kaldır deyin ki, günahlarınızı bağışlayalım ve iyilik yapanlara daha fazlasını verelim” demiştik.
Kuran Yolu
Demiştik ki: “Şu şehre girin, orada bulunanlardan dilediğiniz şekilde bol bol yiyip için, kapıdan eğilerek girin ve af dileyin ki hatalarınızı bağışlayalım. Biz iyi davrananlara fazlasıyla vereceğiz.”
Mahmut Kısa
Hani bir zamanlar İsrail Oğulları’na demiştik ki: “Halkı zâlim olan şu şehre girip orayı fethedin ve orada bulunan nîmetlerden dilediğiniz gibi, serbestçe yiyin için fakat şehri ele geçirdiğiniz zaman, kapısından kibir ve çalımla değil, “Hıtta!” yani, “Bağışla bizi, ey Rabb’imiz!” diyerek alçakgönüllülükle, saygıyla eğilerek girin ve insanlara karşı affedici, bağışlayıcı olun ki, biz de sizin günahlarınızı bağışlayalım. Unutmayın, doğru ve yararlı davranış gösterenleri, hak ettiklerinden çok daha fazlasıyla ödüllendireceğiz.”
Mahmut Özdemir
Hani, dedik ki: “Şu Şehir’e girin, bolca, oradan dilediğiniz şekilde yiyin! Kapı’dan secdeler ederek girin! ‘Hıtta / Affet / Bağışla!’ deyin; hatalarınızı bağışlayalım! Muhsinler’e / İyilik-Güzellik Edenler’e artıracağız”.
Mehmet Çakır
Bir gün onlara: " şu şehre / Kudüs'e gidin, orada istediğiniz gibi bol bol yiyip içip yaşayın, Ancak, şehrin kapısından girerken saygılı olun ve: 'hıtta / bağışla ya Rab!' deyin ki biz de sizi bağışlayalım, nitekim davranışları güzel olanlara fazlasıyla veririz" demiştik.
Mehmet Çoban
Sonra dağlarda yaşamaktan bıktınız. Bunun üzerine: "Şu memlekete girin! Orada dilediğiniz gibi, bol bol yiyin! Şehrin yöneticilerine saygı duyarak, tevazu göstererek, şehrin kapısından girin! İşlediğiniz hatalardan dolayı: "Ya Rabbi nankörlüğümüzden dolayı, yaptığımız hatalardan bizi affet!" deyin ki, biz de sizin hatalarınızı bağışlayalım! Biz iyilik edenlere daha da fazlasını vereceğiz!" demiştik!
Mehmet Okuyan
Hani (İsrailoğulları’na) şöyle demiştik: “Şu şehre girip (yerleşin); onun (nimetlerinden) dilediğiniz gibi bolca yiyip (yararlanın)! [*] Kapıdan eğilerek (saygıyla) girin ve “[Hıttah]! (Bizi bağışla!)” [*] deyin ki sizin için hatalarınızı bağışlayalım. Güzel davrananların (ödülünü) ileride daha da artıracağız.”
Mehmet Türk
(Ey İsrâil oğulları!) Bir zamanlar da size: “Şu şehre¹ girin ve oranın (yiyeceklerinden) istediğinizi dilediğiniz gibi yiyin, kapıdan da secde ederek girin² ve ‘günâhlarımızı bağışla!’ deyin ki (Biz de) sizin günâhlarınızı affedelim. Unutmayın ki Biz, iyilik edenlere nîmetlerimizi daha da artıracağız.” dedik.³
Muhammed Esed
Ve yine [hatırlayın o günleri,] Biz, “Bu beldeye ⁴² girin ve yiyeceklerinden dilediğiniz kadar bol bol yiyin; fakat kapıdan (tevazu içinde,) boyun eğerek girin ve ‘Günahlarımızın yükünü üzerimizden kaldır!’ ⁴³ deyin ki günahlarınızı bağışlayayım ve iyilik yapanlara sınırsız mükafat vereyim” demiştik.
Mustafa Çavdar
Hani demiştik ki “Şu kasabaya girin, dilediğiniz yerden istediğinizi bol bol yiyin. Kapısından alçak gönüllü olarak girin ve “Bağışla” deyin ki bizde sizin hatalarınızı bağışlayalım. Güzel davrananların mükâfatını da artırırız.” 7/161-162
Ahmet Tekin
Hani biz: "Bu şehre girip yerleşin. Buradaki nimetlerden Allah'ın sünnetine, düzeninin yasalarına uygun iradesinin tecellisi içinde tercihinizi isabetli kullanarak dilediğiniz şekilde bol bol yeyin. Kapılardan, şehrin giriş noktalarından birlikte, saygıyla secde ederek girin, girerken, kelime-i tevhidi ikrar edin, doğruları söyleyin, ya Rabbi, bizi affet deyin ki, sizin hatalarınızı affedelim. İyiliği, iyi niyetleri, dinin, ahlâkın ve kamu vicdanının emirlerini, devamlı davranışlarına, ilişkilerine, görevlerine, hayatlarına yansıtan, samimiyetle ibadet eden, aktif olarak iyiliğe, iyi uygulamaya, iyileştirmeye örnek olan, işlerinde mükemmellik, dürüstlük ve başarı için dikkat harcayan, hayırlı icraatlar, kalıcı hizmetler yapan müslüman kullarımıza nimetlerimizi daha da artıracağız." demiştik.
Mustafa İslamoğlu
Bir zaman da demiştik ki: Girin şu şehre, istediklerinizden bol bol yiyin! Ama (şehre ait) kapıdan tevazu içerisinde iki büklüm girin ve “Bizi affet!”[¹¹¹] deyin! Böylece biz de sizin hatalarınızı affedelim. Sonuçta, iyilikle muamele edenlerin[¹¹²] ecrine ecir katacağız.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve hani demiştik ki: «Şu kasabaya girin, ondan dilediğiniz yerde bol bol yiyiniz. Kapısından secde ederek giriniz ve 'hıtta' deyiniz, sizin için hatalarınızı setredelim. Ve iyilik edenlere mükâfaatı daha artıracağız.»
Orhan Kuntman
(Mısır’dan kurtulduktan sonra atalarınıza) "Şu kasabaya girin; dilediğiniz, yerde canınızın çektiği herşeyden bol bol yeyin, ancak; kapısından secde ederek (saygı göstererek) girin ve girerken "Hıtta" (Ey Rabbimiz bizi bağışla) deyin ki, sizin kusurlarınızı bağışlayalım; biz itaat edenlerin mükafatını artıracağız" dedik.
Osman Fırat
Demiştik ki: "Şu kente girin, oradan dilediğiniz yerde bol bol yeyin; secde ederek kapıdan girin ve "hitta (ya Rabbi, bizi affet)" deyin ki, biz de sizin hatâlarınızı bağışlayalım, güzel davrananlara daha fazlasını da veririz.
Şaban Piriş
Hani:-Şu kasabaya girip, dilediğiniz yerden istediğinizi bol bol yiyin. Kapısından secde ederek girin ve “bağışla” deyinde sizi bağışlayalım. Güzel davrananların mükafatını da artıralım, demiştik.
Satıraltı Meal (1534)
Daḫı ol vaḳt kim eyitdük: Girüñüz bu Ḳudüs şehrine. Pes yiñüz anda neyirden dileseñüz ‘āfiyet‐ile. Daḫı girüñüz ḳapudan secde eyleyüp, daḫıeyidüñüz yazuḳlarumuz baġışla. Yarlıġayavuz siz yazuḳlaruñuzı. Daḫı ar‐tuḳçı ni‘met virür‐biz yaḫşı kişilere.
Suat Yıldırım
Bir zaman da şöyle dedik: “Şu şehre girin ve orada istediğiniz yerden bol bol yiyin! Şehrin kapısından secde ederek, saygılı bir tavırla girin ve “Affet bizi ya Rebbenâ (hıtta)” deyin ki suçlarınızı affedelim; iyilik yapanların mükâfatlarını daha da artıracağız. [4, 154; 7, 161]
Süleyman Ateş
Demiştik ki: "Şu kente girin, oradan dilediğiniz yerde bol bol yeyin; secde ederek kapıdan girin ve "hitta (ya Rabbi, bizi affet)" deyin ki, biz de sizin hatalarınızı bağışlayalım, güzel davrananlara daha fazlasını da veririz.
Süleyman Tevfik (1927)
Şu karyeye (Eriha'ya) [¹] giriniz ve orada istediğiniz şeyleri bol bol yiyiniz ve kapudan secde ider vaz'iyetde (yere kapanır gibi) girüb Yâ rabbî! günâhımızı bağışla diyiniz. Ta ki günâhlarınızı mağfiret ideyim ve biz iyi işler işleyen muhsinlere in'âmımızı ziyâde ideriz didiğimizde
Süleymaniye Vakfı
Bir gün şöyle demiştik: “Şu şehre girin de beğendiğiniz yerden, çekinmeden[*] yiyin. Secde edip kapıdan girin ve ‘hıtta!’ (günah yükümüzü kaldır!) deyin ki hatalarınızı bağışlayalım. Güzel davrananlara ikramımız olacaktır.”
Ahmet Varol
Hani, "Şu kasabaya girin, orada istediğiniz yerden bolca yiyin. Kapıdan secde ederek girin ve 'bizi bağışla' deyin ki, biz de sizin yanlışlıklarınızı bağışlayalım. İyilere olan lütuflarımızı ise artıracağız" demiştik.
Ümit Şimşek
Yine hatırlayın ki, “Şu beldeye girin ve dilediğiniz yerden bol bol yiyin,” demiştik. “Ama şehrin kapısından secde ederek girin ve 'Hıtta' deyin ki, Biz de sizin günahlarınızı bağışlayalım. İyilik yapanları Biz ziyadesiyle ödüllendireceğiz.”
Yaşar Nuri Öztürk
Şöyle demiştik: "Girin şu kente; orada, dilediğiniz yerde bol bol yiyin. Kapıdan secde ederek girin ve "Affet bizi!" deyin ki, hatalarınızı bağışlayalım. Biz güzel davranıp, güzellik üretenlere daha fazlasını da veririz."
Ali Bulaç
Ve hatırlayın, demiştik ki: 'Şu şehre girin, orada istediğiniz yerde bol bol yiyin, yalnızca secde ederek kapısından girerken 'dileğimiz bağışlanmadır' deyin; (biz de) hatalarınızı bağışlayalım; iyilik yapanların (ecirlerini) arttıracağız.'
Ali Fikri Yavuz
Bir vakit de (Tîh sahrasından çıktıktan sonra): “- Şu Kudüs şehrine girin de nimetlerinden dilediğinizi, bol bol yeyin; kapısından secde ederek girin ve “Hıtta” deyin (günahınızdan istiğfar edin) ki, günahlarınızı afvedelim. Biz, ihsan (iyilik ve itâat) edenlere, sevabı daha artıracağız.” demiştik.
Bahaeddin Sağlam
Yine bir vakit: “Bu şehre girin, istediğiniz yerden rahatça yiyin, kapıdan secde etmek üzere girin, günahlarınızın affı için ricada bulunun, Biz hatalarınızı affederiz. Ve iyilikte bulunanların iyiliğini arttırırız” dedik.
Bayraktar Bayraklı
İsrâiloğulları'na, “bu kente giriniz, orada bulunanlardan bol bol yiyiniz; kapısından boyun eğerek giriniz; ‘Hıtta/hatalıyız' deyiniz ki hatalarınızı bağışlayalım. Çünkü biz, iyi davrananlara fazlasıyla vereceğiz” demiştik.[21]