56. Ayet
وَلَقَدْ اَرَيْنَاهُ اٰيَاتِنَا كُلَّهَا فَكَذَّبَ وَاَبٰى
Andolsun, biz ona (Firavun’a) bütün mucizelerimizi gösterdik de o bunları yalanladı ve reddetti.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
وَلَقَدْ اَرَيْنَاهُ اٰيَاتِنَا كُلَّهَا فَكَذَّبَ وَاَبٰى
Andolsun, biz ona (Firavun’a) bütün mucizelerimizi gösterdik de o bunları yalanladı ve reddetti.
Andolsun ki ona bütün delillerimizi gösterdik, yalanladı, çekindi.
Bütün belgelerimizi Firavuna gösterdik, yalanladı, kaçındı
Andolsun ki, biz ona (Firavuna) bütün mucizelerimizi gösterdik de o bunları yalanladı ve reddetti.
Biz âna [1] mu’cizelerimizi gösterdik kizb telâkkî itdiler ve inanmadılar.
Andolsun biz ona (Firavun'a) bütün (bu) delillerimizi gösterdik; yine de yalanladı ve diretti.
Ona tüm işaret ve delillerimizi göstermemize rağmen yalanlayıp reddetti.
Kasem olsun biz, ona âyetlerimizin hepsini gösterdik, öyle iken o yine yalan dedi dayattı
And olsun ki, biz, Firavun'a mucizelerimizin hepsini gösterdik. Böyle iken o yine onları yalan sayıp kabulden çekindi.
Kasem olsun ki, (Mûsâ’ya vermiş olduğumuz) bütün mu‘cizelerimizi Firavun’a gösterdik (fakat) o (peygamberlerimizi ve tebliğ ettiklerini) yalanladı ve (îmân etmemekte) direndi.
Andolsun, Biz ona (Firavun’a ve etbaına) ayetlerimizin tümünü gösterdik; fakat o, (yine de) yalanladı ve ayak diretip (imana yanaşmadı).
Ant olsun ki; ayetlerimizin¹ hepsini ona² gösterdik. Buna rağmen yalanlamada diretti.
bayıķ gösterdük fir'avn’a nişānlarumuzı dükelcügin pes yalan duttı daħı boyun virmedi.
Andolsun ki biz ona âyetlerimizin hepsini gösterdik de, (Buna rağmen) o, yine tekzîb etdi, dayatdı.
Celâlim hakkı için, (biz) ona (Fir'avun'a, gösterilecek) mu'cizelerimizin hepsini gösterdik; fakat (o) yalanladı ve (hakkı kabûl etmemekte) diretti.
Ve muhakkak ki biz ona (Firavun’a) bütün (bu) ayetlerimizi (mesaj ve delillerimizi) gösterdik; fakat (bunlara sihir deyip) yalanladı ve (hakkı kabul etmemekte) diretti.
Biz Firavun’a ayetlerimizin hepsini gösterdik. Firavun yalanladı ve (inanmamakta) diretti.
Ant olsun ki biz ona belgelerimizin hepsini göstermişizdir. O bunları yine de yaln saymış, tanımamıştır.
* Biz, Firavun/a mucizelerimizin hepsini gösterdik, O yalan saydı, hiçbirini kabul etmedi,
Andolsun Biz ona/Firavun’a ayetlerimizin hepsini gösterdik de o bunları yalanladı ve çekindi.
Şüphesiz biz ona ayetlerimizin tümünü gösterdik; fakat o yalanladı ve ayak diretti.
Gerçek şu ki, biz Firavun'a bütün ayetlerimizi gösterdik. Onları yalan saydı ve kabule yanaşmadı.
Andolsun ona bütün kanıtlarımızı gösterdik; fakat o yalan saydı ve kabule yanaşmadı.
Böylece, Mûsâ’ya vermiş olduğumuz bütün mûcizelerimizi ve hakîkati ortaya koyan bütün delillerimizi Firavuna gösterdik fakat o bunları yalanladı, iman etmemekte direndi:
And olsun ki ona bütünüyle âyetlerimizi gösterdik; derken yalanladı, (inatla) direndi!
Aslında biz Fıravun'a bütün mucizelerimizi gösterdik ama o yalanlayıp inat etti ve:
Firavun’a ayetlerimiz okununca düşünüp öğüt alacağına yalanlayarak inkâr etti.
Yemin olsun ki ona (Firavun’a) bütün delillerimizi [*] göstermiştik; o ise yalanlamış ve yüz çevirmişti.
Yemin olsun, Biz o (Firavuna) mûcizelerimizin tümünü gösterdik; fakat o, (hepsini) yalanladı ve (inkârda) diretti.
GERÇEK ŞU Kİ, Biz Firavun’u mesajlarımızın hepsinden haberdar kıldık; ³⁸ ama o bunları yalan saydı ve kabule yanaşmadı. ³⁹
Andolsun ki biz Firavun’a bütün ayetlerimizi göstermiştik fakat o yalana sarıldı ve yüz çevirdi. 7/104...126, 10/72...90
Andolsun ki, bütün mûcizelerimizi Firavun'a gösterdik. Yalanladı ve dayattı.
DOĞRUSU Biz ona bütün ayetlerimizi gösterdik; fakat o yalanladı ve küstahça yüz çevirdi.
Kasem olsun ki, Biz âyetlerimizin hepsini ona gösterdik. Böyle iken o tekzîp etti ve kaçındı.
Andolsun ki biz, Firavun'a ayetlerimizin hepsini gösterdik. Buna rağmen o, ayetlerimizi yalanladı imana gelmedi (de)
Andolsun biz ona (Firavuna) tüm âyetlerimizi gösterdik, O yine de yalanladı ve kabule yanaşmadı.
Ona ayetlerimizin hepsini göstermiştik. Fakat o yalanladı ve kabul etmedi.
Taḥḳīḳ gösterdük Fir‘avna barça āyetlerümüzi. Pes yalanladı āyetleri, īmāngetürmedi, rāżī olmadı.
Biz Firavun'a bütün âyetlerimizi, delillerimizi gösterdik, fakat o bunları yalan saydı ve gerçeği kabul etmemekte direndi. [54, 42]
Andolsun biz o(Fir'av)n'a ayetlerimizin hepsini gösterdik, yine de yalanladı ve dayattı.
Biz, Fir'avn'a Mûsâ vâsıtasıyla bütün mu'cizelerimizi gösterdik. Onları tekzîb idüb îmândan imtinâ' iyledi.[¹]
Firavun’a bütün belgelerimizi (ayetlerimizi) gösterdik ama o yalana sarıldı ve direndi.
Andolsun ki ona (Firavun'a) ayetlerimizin tümünü gösterdik de o yalanladı ve ayak diretti.
Biz Firavun'a bütün âyetlerimizi gösterdik; fakat o yalanladı ve inanmamakta diretti.
Yemin olsun, o Firavun'a ayetlerimizin tamamını gösterdik ama yalanlayıp inadını sürdürdü.
Andolsun, biz ona ayetlerimizin tümünü gösterdik; fakat o, yalanladı ve ayak diretti.
Yemin olsun ki, biz, Firavun'a mucizelerimizin hepsini gösterdik. Böyle iken o, yine mucizelerimizi yalanladı ve hakkı kabulden çekindi.
Andolsun! Biz bütün ayetlerimizi (delillerimizi) ona gösterdik. O ise yalanladı ve imtina etti.
Andolsun biz, Firavun'a bütün delillerimizi gösterdik; yine de yalanladı, kabul etmemekte diretti.