79. Ayet
وَاَضَلَّ فِرْعَوْنُ قَوْمَهُ وَمَا هَدٰى
Firavun, halkını saptırdı, onlara doğru yolu göstermedi.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
وَاَضَلَّ فِرْعَوْنُ قَوْمَهُ وَمَا هَدٰى
Firavun, halkını saptırdı, onlara doğru yolu göstermedi.
Ve saptırdı kavmini Firavun ve doğru yola sevketmedi onları.
Firavun da, ulusu da sapmıştı, doğru yolu bulmadılar
Firavun, halkını saptırdı, onların doğru yolu bulmasına engel oldu.
78, 79. Fir’avn ’asâkiri ile ânları ta’kîb itdi. Ve denizin sularında hepsi gâib oldılar çünki Fir’avn kavmini dalâlete sevk itdi, hidâyete sevk itmedi.
Firavun, kavmini saptırdı, doğru yola sevketmedi.
Firavun, halkını saptırdı, doğru yola iletmedi.
Velhasıl Firavn kavmini dalâlete sürükledi, hidayete götürmedi
Böylece Firavun kavmini yanlış yola sürükledi ve doğru yola götürmedi.
Firavun (kendisine uyan) kavmini saptırdı ve onları doğru yola iletmedi.
(İşte bu) Firavun, kendi kavmini şaşırtıp saptırıyor ve onları doğruya (hidayet ve istikamet yoluna) yöneltmiyordu. (Bu yüzden belayı hak etmişti.)
Firavun halkını sapkınlıkta bıraktı; onları doğru yola yöneltmedi.
daħı azdurdı fir'avn [166b] ķavmını daħı ŧoġru yol göstermedi.
Fir'avn, kavmini sapdırdı (ğı gibi onları) doğru yola (da) iletemedi,
İşte Fir'avun, kavmini dalâlete düşürdü ve hak yola sevk etmedi.
Ve (böylece) Firavun, toplumunu saptırmış ve doğru yola yöneltmemişti.
Firavun kendi toplumunu saptırmış ve kendisi de doğru yolda değildi.
Çünkü Firavun ulusunu eğri yola saptırmıştı, ona doğru yolu göstermemişti.
Firavun kavmini yoldan çıkarmış, doğru yola götürmemişti. Belki helake düşürdü.
Firavun kavmini saptırdı, onlara doğru yolu göstermedi.
Firavun, kendi kavmini şaşırtıp saptırdı ve onları doğruya yöneltmedi.
Çünkü Firavun, halkını saptırmış ve onlara doğru yolu göstermemişti.
Firavun kavmini saptırmış, doğru yolu göstermemişti.
Böylece Firavun, bir lider olarak halkını doğru yola ileteceği yerde, onları büsbütün sapıklığa sürükledi.
Firavun da kendi kavmini saptırdı; doğru yola eriştirmedi.
Fıravun halkını yanılttı, kendi de battı...
Firavun toplumunu saptırdı, yokluğa düşürdü. İnsanları doğru yola iletmedi. Kendi bencilliği, kendi çıkarları için toplumunu kullandı.
(Çünkü) Firavun, kavmini saptırmış ve (onlara) doğru yolu göstermemişti. [*]
Firavun, kendi toplumunu saptırdı ve onları hak yola iletmedi.
Çünkü Firavun halkını saptırmış ve [onlara] doğru yolu göstermemişti.
Firavun halkını saptırmış ve onlara doğru yolu göstermemişti. 40/28...46
Firavun kavmini, başlarına buyruk hale getirerek, hak yoldan uzaklaşmalarına, dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercihlerine imkân sağladı. Allah'ın peygamberi vasıtasıyla öğrettiği doğru, hak yolu da göstermedi, öğretmedi.
bir kez Firavun halkını yoldan çıkarmıştı; bir daha da doğruyu bulamadı.
Ve Fir'avun, kavmini sapıklığa düşürdü ve onları doğru bir yola götüremedi.
(Evet) Firavun, kavmini (dünyada) doğru yoldan saptırdı.
Fir’avn toplunu saptırdı ve onları doğru yola iletmedi.
Firavun, kavmini saptırmış doğru yolu göstermemişti.
Azdurdı Fir‘avn ḳavmini, hidāyet daḫı virmedi.
Böylece Firavun halkını kurtuluşa değil, yanlış yola, çıkmaza götürdü. [11, 98]
Fir'avn toplumunu saptırdı, doğru yola iletmedi.
Fir'avn, kavmini hidâyet itmeyüb şaşırtdı. [¹]
Firavun halkını yoldan çıkarmış, doğru yolu göstermemişti.
Firavun kavmini saptırdı ve onları doğru yola yöneltmedi.
Firavun kavmini doğru yola çıkarmamış, saptırmıştı.
Firavun kendi toplumunu saptırmıştı; kılavuzluk edemedi.
Firavun, kendi kavmini şaşırtıp saptırdı ve onları doğruya yöneltmedi.
Böylece Firavun, kavmini sapıklığa sürükledi, hidayete götürmedi.
Firavun milletini saptırdı. Çıkış yolu da bulamadı.
Firavun, toplumunu saptırdı ve onlara doğru yolu göstermedi.