Diğer Türkçe mealler
Abdulbaki Gölpınarlı
O bilir, onların önlerinde ve artlarında ne varsa ve Tanrı rızasına mazhar olandan başkasına şefaat de edemezler ve onlar, onun korkusundan ürkerler.
Besim Atalay (1965)
Bilir önlerinde, artlarında olanı, onlar ancak Allahın hoşnutluğun kazanana şefaat ederler, onlar korkudan titrerler
Cemal Külünkoğlu
Allah, onların yaptıklarını da yapacaklarını da bilir. Onlar, O'nun razı olduğu kimselerden başkasına şefaat etmezler ve hepsi O'na olan saygılarından titrerler.
Cemil Said (1924)
Allâh ânların ne yapdıklarını ve yapacaklarını bilür. Ânlar izinsiz şefa’atde bulunamazlar. Meğer ki istediği içün şefa’ate müsâ’ade itsün. Huzûrunda korkudan titrerler.
Diyanet Vakfı
Allah, onların önlerindekini de, arkalarındakini de (yaptıklarını da, yapacaklarını da) bilir. Allah rızasına ulaşmış olanlardan başkasına şefaat etmezler. Onlar, Allah korkusundan titrerler!
Edip Yüksel
O onların geçmişini ve geleceğini bilir. Onlar O'nun hoşnut olduğu kullarından başkası için şefaat etmezler. Onlar bile O'nun karşısında saygıyla titrerler.
Elmalılı Hamdi Yazır
O onların önlerindekini arkalarındakini bilir ve onlar onun rıza verdiği kimselerden başkasına şefaat etmezler, ve hepsi onun haşyetinden titrerler
Elmalılı (Sadeleştirilmiş)
Allah, onların önlerindekini de, arkalarındakini de (yaptıklarını ve yapacaklarını) bilir. Onlar, Allah'ın hoşnud olduğu kimseden başkasına şefaat etmezler. Hepsi de O'nun korkusundan titrerler.
Emrah Demiryent
Allah, onların önlerindekini de arkalarındakini de (yaptıklarını da yapacaklarını da) bilir. Onlar (melekler), O’nun (Allah’ın) razı olduğu kimselerden başkasına şefaat etmezler ve hepsi O’nun haşyetinden/azametinden titrerler.
Abdullah-Ahmet Akgül
O (Allah), önlerindekini ve arkalarındakini (geçmişlerini ve geleceklerini) bilir; onlar (melekler ve ruhaniler, nebiler ve şehitler, kendisinden) hoşnut olunandan (ve Allah’ın müsaade buyurduğundan) başkasına şefaatte bulunamazlar. Ve onlar, O’nun (haşmet ve) haşyetinden (Allah’ın ululuk ve korkusundan) içleri titremekte olanlardır.
Erhan Aktaş
Allah, onların bütün yapıp ettiklerini bilir. Ve onlar, rızasına ermiş olanlardan başkasına şefaat¹ edemezler. Onlar, O'na duydukları derin saygıdan titrerler.
Eski Anadolu Türkçesi
bilür anı kim ileylerindedür daħı anı kim artlanıncadur. daħı şafa'at eylemeyeler illā anuñ-içün kim ħoşnūd oldı Tañrı daħı anlar anuñ ķorķusından ķorķucılardur.
Hasan Basri Çantay
Önlerindekini de, arkalarındakini de O bilir. Bunlar, Onun rızâsına ermiş olandan başka kimseye şefaat etmezler. Bunlar Onun korkusundan titreyenlerdir.
Hayrat Neşriyat
(Allah) onların önlerindekini ve arkalarındakini (yaptıklarını ve yapacaklarını)bilir; (O'nun) râzı olduğu kimseden başkasına şefâat etmezler ve onlar O'nun korkusundan titreyen kimselerdir.
İhsan Aktaş
O, onların önlerindekini de arkalarındakini de (yaptıklarını da yapacaklarını da) bilir. Onlar (melekler) ise (dünyadayken) ancak O’nun razı olduğu (mü’min) kimseler hakkında şefaatte (dua ve istiğfarda) bulunabilirler (dünyadayken mü’minler için bağışlanma diler ve dua ederler; yoksa Allah katında, kıyamette bir kimse için şefaatte bulunamazlar). Ve onlar, ona duydukları derin saygıdan titrerler.*
İlyas Yorulmaz
Allah onların önlerinde olanı da, arkalarında olanı da bilir. O melekler yalnızca Allah’ın razı olduğundan başkasına yardım (şefaat) edemezler ve onlar Allah korkusundan dolayı saygı içerisindedirler.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
Yaptıklarını da yapacaklarını da O bilir. Onlar yalnız Allah’ın dileğini elde etmiş olanları kayırırlar. Kendileri de Onun ürküsünden titrerler.
İsmail Hakkı İzmirli
Allah onların yaptıklarını, yapacaklarını bilir, onlar yalnız Allah/ın hoşnut olacağı [¹] kimselere şefaat edebilirler, O/nun haşyet ve mehabetinden korku içinde bulunurlar.
İsmail Yakıt
O, onların önlerinde olan şeyleri de arkalarında olan şeyleri de bilir. Onlar, Allah’ın razı olduğu kimselerden başkasına şefaat etmezler. Hepsi de O’nun haşmetinden saygıyla ürperirler/titrerler.
Kadri Çelik
O, önlerindekini de arkalarındakini de bilmektedir. Onlar (kendisinden) hoşnut olunandan başkasına şefaat de etmezler ve onlar, O'nun haşyetinden içleri titremekte olanlardır.
Abdullah Parlıyan
Allah onların yaptıklarını da, yapacaklarını da bilir ve onlar Allah'ın hoşnut olacağı kimselere, şefaat edebilirler ve hepsi de, Allah korkusundan dolayı titrerler.
Kuran Yolu
Allah onların önlerindekini de arkalarındakini de (bildiklerini de bilmediklerini de) bilir. Onlar Allah’ın razı olduklarından başkasına şefaat edemezler ve Allah korkusundan titrerler!
Mahmut Kısa
Allah, onların geçmişte ve gelecekte, gördükleri ve göremedikleri, bildikleri ve bilmedikleri, açıkladıkları ve gizledikleri, kısacası önlerindeki ve arkalarındaki her şeyi tam olarak bilmektedir. Fakatonların bilgisi çok sınırlıdır. Bu yüzden, Allah izin vermedikçe ve O’nunzaten hoşnut olduğu kimselerden başkasına şefaat edemezler. Yani, azâbı hak eden kimseleri kayırıp cehennemden kurtarmak için Allah katında aracılık edemezler. Çünkü onlar, O’nun heybetinden tir tir titrerler.
Mahmut Özdemir
Onların ellerindeki şeyleri ve arkalarındaki şeyleri biliyor. Razı olduğu kimseden başkasına şefaat etmezler. Onlar O’nun çekincesinden titrerler.
Mehmet Çakır
Allah meleklerin, hem geçmişlerini, hem geleceklerini bilir. Melekler, sadece Allah'ın onay verdiği kimselere şefaat edebilirler. Allah korkusu ile yürekleri hep kıpır kıpırdır.
Mehmet Çoban
Allah onların ne yaptıklarını ve ne yapacaklarını bilir. Onlar sadece Allah’ın izin verdiği kişilere şahitlik yapar. Üstelik hükmümüze karşı gelmeye korkarlar.
Mehmet Okuyan
(Allah) onların önlerindekini de arkalarındakini de bilir. [*] (Allah’ın) razı olduğundan başkasına şefaat edemezler. [*] Onlar (Allah’a) saygıları nedeniyle titrerler!
Mehmet Türk
Allah, (meleklerin) yaptıklarını da yapacaklarını da bilir. Hatta onlar, kesinlikle Allah’ın râzı olduğu kimselerden başkasına şefâat da edemezler.¹ Ve onların hepsi, Allah korkusundan dolayı (içleri titreyerek) Ondan sakınırlar.
Muhammed Esed
O, onların gözünün önünde olanları da bilir, onlardan gizli tutulan şeyleri de bilir; ³⁶ bunun içindir ki, onlar, O’nun [zaten] hoşnut olduğu insanların dışında kimseye yan çıkıp kayıramazlar; ³⁷ çünkü (herkesten önce) onların kendileri O’nun korkusuyla titrerler.
Mustafa Çavdar
Allah, onların yaptıklarını ve yapacaklarını bilir ve onlar Allah’ın hoşnut olduğu kimseden başkasına şefaat edemezler. Zira onlar Allah’a duydukları derin saygıdan dolayı tir tir titrerler. 10/3, 21/27, 34/23, 53/26, 78/38
Ahmet Tekin
Allah onların aşikâre, saklı, gizli yaptıklarını, yapacaklarını bilir. Allah'ın rızasına mazhar olmuş kullarından başkasına şefaat etmezler. Onlar korku içinde, Allah'ın emirlerine itina göstererek, saygıdan titrerler.
Mustafa İslamoğlu
O, onların bildiklerini de bilmediklerini de bilir.[²⁷⁰⁵] Ki zaten onlar, O’nun hoşnut ve razı olmadığı hiç kimseye şefaat edemezler:[²⁷⁰⁶] zira onlar O’nun yüceliği karşısında derin bir saygıyla titrerler.[²⁷⁰⁷]
Ömer Nasuhi Bilmen
Onların ilerilerindekini de gerilerindekini de bilir ve razı olduğundan başkasına şefaat de edemezler ve onlar O'nun mehabetinden kemal-i itina ile korkar kimselerdir.
Orhan Kuntman
Allah, onların önlerindekileri de bilir, arkalarındakileri de. (Onların yaptığı her işten haberdardır. Onlar, Allah'ın razı olduğu kimseden başkasına şefaat edemezler, O'nun korkusundan titrerler.)
Osman Fırat
(Allâh) Onların önlerinde ve arkalarında olanı bilir. (Allâh’ın) râzı olduğundan başkasına şefâ’at edemezler ve onlar, O’nun korkusundan titrerler.
Şaban Piriş
Allah, onların önlerindekini de arkalarındakini de bilir. Allah'ın razı olduğu kimseden başkasına şefaat edemezler. O'nun korkusundan tir tir titrerler.
Satıraltı Meal (1534)
Bilür Tañrı Ta‘ālā ileylerinde olanı, ardlarında olanı daḫı. Şefā‘at daḫı it‐mezler, illā Allāh rāżī olduġı kimseye. Daḫı anlar Allāh heybetinden ḳorḳarlar.
Suat Yıldırım
O onların yaptıklarını da yapacaklarını da, açıkladıklarını da gizlediklerini de bilir. Onlar, sadece O'nun razı olduğu kimse hakkında şefaat ederler. O'na duydukları tazimden ötürü çekinir, titrerler. [2, 255; 34, 23]
Süleyman Ateş
(Allah) Onların önlerinde ve arkalarında olanı bilir. (Allah'ın) razı olduğundan başkasına şefa'at edemezler ve onlar, O'nun korkusundan titrerler.
Süleyman Tevfik (1927)
Onların önünde ve ardında olanı Allâh bilir Ancak O'nun râzı oldığına şefâ'at iylerler. Ve Allâh'ın korkusundan titrerler.
Süleymaniye Vakfı
Yaptıklarını da geriye bıraktıklarını da O bilir. O’nun razı olduğu kişiden başkası lehine destek veremezler[*]. Onlar Allah korkusundan titrerler.
Ahmet Varol
O (Allah) onların önlerinde ve arkalarında olanı bilir. O'nun hoşnut olduğu kimseden başkasına şefaat etmezler. O'nun korkusuyla titremektedirler.
Ümit Şimşek
Allah onların geçmişini de bilir, geleceğini de. Onlar, ancak Allah'ın rıza göstereceği kimseler için şefaat ederler; Onun korkusuyla da ürpermektedirler.
Yaşar Nuri Öztürk
O, onların önlerindekini de arkalarındakini de bilir. Onlar, O'nun hoşnutluk verdiklerinden başkasına da şefaat etmezler. Ve onlar O'nun korkusundan titrerler.
Ali Bulaç
O, önlerindekini ve arkalarındakini bilir; onlar şefaat etmezler (kendisinden) hoşnut olunandan başka. Ve onlar, O'nun haşmetinden içleri titremekte olanlardır.
Ali Fikri Yavuz
Allah, onların önlerindekinide, arkalarındakini de (yaptıklarını ve yapacaklarını) bilir ve onlar, O'nun rıza verdiği kimselerden başkasına şefaat edemezler. Hepsi O'nun korkusundan titrerler.
Bahaeddin Sağlam
Allah onların geçmişlerini ve geleceklerini bilir. Allah’ın razı olduğundan başkasına şefaat yetkileri yoktur. Allah’ın verdiği dehşet ve haşyetten titriyorlar.
Bayraktar Bayraklı
Allah, onların önlerindekini de arkalarındakini de bilir. Allah'ın rızasına ulaşmış olanlardan başkasına şefaat etmezler. Onlar, Allah korkusundan titrerler.[324]