Diğer Türkçe mealler
Abdulbaki Gölpınarlı
Hatta o gün, onlara birdenbire geliverecek de şaşırtacak onları ve onu reddetmeye güçleri yetmeyeceği gibi mühlet de verilmeyecek onlara.
Besim Atalay (1965)
O, ansızın gelecektir, şaşırtacak onları, onu geri döndüremezler, hem de bekletilmezler
Cemal Külünkoğlu
Doğrusu o (son saat) ansızın gelip çatacak ve onları şaşırtacaktır. Artık onu geri çevirmeye güçleri yetmeyecek ve onlara mühlet de verilmeyecektir.
Cemil Said (1924)
’Azâb apansızın ânları yakalayacak ve şaşırtacakdır. Ne ’azâbdan kurtulabilecekler, ne de mühlet alabilecekler.
Diyanet Vakfı
Bilâkis kendilerine o (kıyamet) öyle âni gelir ki, onları şaşırtır. Artık, ne reddedebilirler onu, ne de kendilerine mühlet verilir.
Edip Yüksel
Nitekim, onlara ansızın gelecek ve onları şaşkına çevirecektir. Ne onu geri çevirmeye güçleri yeter, ne de kendilerine süre verilir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Doğrusu o onları bağdeten gelecek de kendilerini dondura kalacak, artık ne reddini güçleri yetecek ne de kendilerine mühlet verilecek
Elmalılı (Sadeleştirilmiş)
Doğrusu bu azap onlara ansızın gelecek de kendilerini şaşırtacaktır. Artık ne geri çevrilmesine güçleri yetecek, ne de kendilerine mühlet verilecektir.
Emrah Demiryent
Doğrusu o (azap) onlara, ansızın gelecek ve onları şaşkına çevirecektir. Artık onu ne geri çevirmeye güç yetirebilecekler ne de kendilerine (tövbe etmeleri için) süre tanınacaktır.
Abdullah-Ahmet Akgül
Hayır, doğrusu (o azap) onlara apansız gelecek de, böylece onları şaşkına çevirecektir; öyle ki artık ne onu geri çevirmeye güçleri yetecek ve ne de onlara süre tanınacaktır.
Erhan Aktaş
Aslında, onlara ansızın gelecek ve onları şaşkına çevirecek. Artık onu geri çevirmeye güçleri yetmeyecek ve onlara süre de verilmeyecek.
Eski Anadolu Türkçesi
belki gele anlara añsuzda pes ħayrān eyleye anları pes güçleri yitmeye girü döndürmeġine daħı anlar mühlet virilmeyeler.
Hasan Basri Çantay
Belki (bu), onlara ansızın gelecek de kendilerini şaşırtacakdır. Artık onu redde muktedir olamayacaklar (ı gibi), onlara mühlet de verilmeyecekdir.
Hayrat Neşriyat
Bil'akis (kıyâmet) onlara ansızın gelecek de onları dehşete düşürecektir; artık ne onu geri çevirebilirler, ne de kendilerine (tevbe için) mühlet verilir!
İhsan Aktaş
Bilâkis (onun zamanı gelince) kendilerine o (vaad edilen kıyamet) öyle âni gelir ki, onları şaşırtır. Artık, ne onu reddedebilirler, ne de kendilerine mühlet verilir.
İlyas Yorulmaz
Acele istedikleri Allah’ın vaadi ansızın onlara geldiği zaman, bu seferde gelen azap onları şaşkına çevirir. Azabı kendilerinden geri çevirmeye de güçleri yetmez. Onlara hiç bakılmaz.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
Ancak bu onların başına birdenbire gelecektir de onları şaşırta koyacaktır. Artık onu geri çevirmiye güçleri yetmiyecek, onlara göz de açtırılmıyacaktır.
İsmail Hakkı İzmirli
Hayır, onlara kıyamet ansızın gelip onlara dehşet verecek, artık onu geri çevirmeye güçleri yetmeyecek, onlara tövbe ve özür için mühlet de verilmeyecek.
İsmail Yakıt
Bilakis o/azap onlara ansızın gelir, onları şaşırtır. Onu ne savabilirler ne de kendilerine göz açtırılır.
Kadri Çelik
Hayır, onlara ansızın gelecek de böylece onları şaşkına çevirecek; artık ne onu geri çevirmeye güçleri yetecek ve ne de onlara süre tanınacak.
Abdullah Parlıyan
Hayır, o kıyamet onlara aniden gelecek de, kendilerini şaşırtacak ve artık onu geri çevirmeye güç yetiremeyecekler ve onlara mühlet de verilmeyecektir.
Kuran Yolu
Bilâkis onlara kıyamet ansızın gelecek ve onları şaşkına çevirecek. Artık ne onu geri çevirebilecekler ne de kendilerine süre verilecektir!
Mahmut Kısa
Aslında son saat, ansızın gelip çatarak onları müthiş bir şekilde etkileyip şaşkına döndürecek, donup kalacaklar! İşte o zaman, ne onu geri çevirebilecekler, ne de onlara ikinci bir fırsat verilecek! Onun için, geçmişten ibret alıp, iş işten geçmeden doğru yola yönelsinler:
Mahmut Özdemir
Aksine, (bu Vaad) onlara ansızın gelir; onları şaşkına döndürür. Onu geri çevirmeye güç yetiremezler; onlara süre de verilmez.
Mehmet Çakır
Ama bu felaket onlara ansızın gelince apışıp kalacaklar. Onu kendi başlarına def edemeyecekleri gibi kendilerine bir süre de verilmeyecek...
Mehmet Çoban
Şüphesiz tehdit edildikleri azap onlara ansızın gelecek! Onlar ne yapacaklarını bilmez bir halde şaşkınlıktan donup kalacak! Artık ne azabımızı geri çevirmeye güçleri yetecek ne de kurtuluş için göz açtırılacak!
Mehmet Okuyan
Doğrusu o (Son Saat) kendilerine öyle ani gelir ki onları şaşırtır. Artık onu reddetmeye (geri çevirmeye) güçleri yetmez ve kendilerine bakılmaz da. [*]
Mehmet Türk
Oysa (azap) onlara o kadar ani gelir ki; (azabın dehşetinden) dona kalırlar. Artık o azabı geri çeviremeyecekleri gibi kendilerine bir süre bile verilmez.¹
Muhammed Esed
Yoo, [o Son Saat] apansız gelip çatacak ve onları şaşkına çevirecek; öyle ki, ne onu geri çevirmeye güçleri yeter, ne de kendilerine soluk alacak zaman verilir.
Mustafa Çavdar
Aksine o ansızın gelecek ve onları dehşete düşürecektir. Artık onu ne geri çevirebilecekler ne de kendilerine bir mühlet verilecek. 6/31, 33/63, 40/59, 79/42
Ahmet Tekin
Doğrusu bu azap onlara, ansızın gelecek ve onları şaşırtacaktır. Artık ne geri çevrilmesine güçleri yetecek, ne tevbeleri ve özür dilemeleri sebebiyle cezaları geciktirilecek, ne de kendilerine göz açtırılacaktır.
Mustafa İslamoğlu
Ama hayır, o (an) birdenbire gelecek ve onları şaşkına çevirecektir; artık ne onu geri çevirebilecekler, ne de kendilerine zaman tanınacaktır!
Ömer Nasuhi Bilmen
Belki onlara ansızın gelecek, hemen onları hayrette bırakacak, artık onu ne redde takat getirebileceklerdir ve ne de onlara mühlet verilecektir.
Orhan Kuntman
Kuşku yok, o azap onlara ansızın gelecek ve onları şaşırtacaktır.. Artık onu geri çevirmeye güçleri yetmeyecektir ve onlara (tevbe etmeleri için) bir süre de tanınmayacaktır!
Osman Fırat
Hayır... O (tehdid) onlara ansızın gelecek ve onlar dehşete kapılacaklar ve onu/tehdid edileni ne geri çevirebilirler ne de onlara bir mühlet verilir..
Şaban Piriş
(Azap) onlara aniden gelecek ve onları dehşete düşürecektir. Onu geri çevirmeye asla güçleri yetmeyecek ve onlara mühlet de verilmeyecektir.
Satıraltı Meal (1534)
Bel ki anlara ḳıyāmet ‘alā ġafleti gelür, kendüleri ḥayrān olur. Pes anı ḳay‐tarmaġa güçleri yitişmez, özlerine mühlet daḫı virilmez.
Suat Yıldırım
Onların beklentilerinin hilafına, o ateş öyle apansız gelecek ki, kendileri birden donakalacaklar. Artık ne onu geri çevirecek güçleri olacak, ne de kendilerine süre verilecek!
Süleyman Ateş
Doğrusu o, onlara ansızın gelecek, onları şaşırtacak, ne onu reddedebilecekler, ne de kendilerine süre verilecek.
Süleyman Tevfik (1927)
Belki kıyâmet onlara bağteten gelerek onları beht ve hayrete dûçâr ider. Onı redde kâdir olamazlar ve onlara da mühlet virilmez.
Süleymaniye Vakfı
Aslında o gün onlara ansızın gelecek ve onları şaşırtacaktır. Artık onu ne geri çevirebilecekler ne de kendilerine göz açtırılacaktır.
Ahmet Varol
Hayır o, onlara ansızın gelecek de kendilerini şaşkına çevirecek. Artık ne onu geri çevirmeye güç yetirebilecekler ne de kendilerine süre tanınacak.
Ümit Şimşek
O an birden bire geliverir; onlar da öylece donakalır. Artık ne azabı geri çevirmeye güçleri yeter, ne kendilerine süre tanınır.
Yaşar Nuri Öztürk
Doğrusu şu ki, o onlara ansızın gelecek de onları şaşkınlıktan donduracak. Artık ne onu geri çevirmeye güçleri yetecek ne de yüzlerine bakılacak.
Ali Bulaç
Hayır, onlara apansız gelecek de, böylece onları şaşkına çevirecek; artık ne onu geri çevirmeye güçleri yetecek ve ne onlara süre tanınacak.
Ali Fikri Yavuz
Doğrusu bu azab (kıyamet), onlara ansızın gelecek de kendilerini şaşırtacaktır. Artık ne geri çevrilmesine güçleri yetecek, ne de kendilerine mühlet verilecektir.
Bahaeddin Sağlam
Hayır! O kıyamet onlara ansızın gelecektir. Onları şaşkına uğratacak. Ne onu geri çevirebileceklerdir ne de kendilerine mühlet tanınacaktır.
Bayraktar Bayraklı
Bilakis, kendilerine o öyle ani gelir ki, onları şaşırtır. Artık ne reddedebilirler onu, ne de kendilerine mühlet verilir.