Enbiyâ Suresi 45. Ayet

Arabic Uthmani · Diyanet İşleri

45. Ayet

قُلْ اِنَّمَٓا اُنْذِرُكُمْ بِالْوَحْيِۘ وَلَا يَسْمَعُ الصُّمُّ الدُّعَٓاءَ اِذَا مَا يُنْذَرُونَ

De ki: “Ben sizi ancak vahy ile uyarıyorum.” Ama sağırlar uyarıldıkları vakit çağrıyı işitmezler.

Diğer Türkçe mealler

Abdulbaki Gölpınarlı

De ki: Ben sizi vahiyle korkutup duruyorum ancak, fakat sağırlar, korkutuldukları zaman da kendilerini davet edenin sözünü duymazlar.

Besim Atalay (1965)

Diyesin ki: «Ben ancak, sizleri vahiy ile kocundururum, koçun durma yapılınca, sağır duymaz çağırmayı»

Cemal Külünkoğlu

De ki: “Ben sizi (kendi düşüncelerimle değil) ancak vahiy ile uyarıyorum.” Ama (ne var ki gerçeklere kulaklarını tıkayan) sağırlar ne kadar uyarılsalar da çağrıyı işitmezler.

Cemil Said (1924)

Ânlara di ki: "Ben sana vahy olanı söylüyorum. Lâkin sağırlar idilen va’azları işitmezler."

Diyanet Vakfı

De ki: Ben, sadece, vahiy ile sizi ikaz ediyorum. Fakat, sağır olanlar, ikaz edildikleri zaman bu çağrıyı duymazlar.

Edip Yüksel

"Ben sizi ancak vahiy ile uyarıyorum," de. Ne var ki, sağırlar uyarıldıkları vakit çağrıyı işitmez.

Elmalılı Hamdi Yazır

De ki ben sizi ancak vahyile inzar ediyorum, amma ne kadar inzar edilseler sağırlar da'veti işitmezler

Elmalılı (Sadeleştirilmiş)

De ki: "Ben sizi ancak vahiyle korkutup uyarıyorum," uyarıldıkları zaman sağırlar çağrıyı duymazlar.

Emrah Demiryent

(Resûlüm, kâfirlere) de ki: “Ben sizi ancak vahiyle uyarıyorum. Fakat (manen) sağır olanlar, (azap ile) uyarıldıkları zaman, (ısrarla hakkı inkâr ettikleri için) bu çağrıyı duymazlar.”

Abdullah-Ahmet Akgül

(Ey Nebim, müşriklere) De ki: "Ben sizi ancak (Allah’ın Bana) vahy(ettikleri) ile uyarıp-korkutuyorum. Ama sağır olanlar, korkutulup uyarıldıkları zaman da, bu çağrıya kulak vermemektedirler-işitmemektedirler."

Erhan Aktaş

De ki: “Ben sizi ancak vahiy ile uyarıyorum.” Ne var ki sağırlar uyarılsalar da çağrıyı duymazlar.

Eski Anadolu Türkçesi

eyit “bayıķ ķorķıdurın sizi ķur’ān-ıla.” işitmezler śaġırlar ķıġırmaġı ol vaķt kim ķorķıdılsalar.

Hasan Basri Çantay

De ki: «Ben ancak vahy ile sizin başınıza gelecek tehlikeleri haber veriyorum». (Fakat) sağırlar inzâr (ve tehdîd) edilecekleri zaman duymazlar.

Hayrat Neşriyat

De ki: “Sizi ancak vahiy ile korkutuyorum. Fakat sağırlar, korkutulmakta oldukları zaman çağrıyı işitmez!”

İhsan Aktaş

(Resulüm!) De ki: ‘’Ben yalnızca, vahye dayanarak sizi uyarıyorum!” Fakat (hakka karşı adeta) sağır olanlar, ikaz edildikleri zaman, kendilerini ikaz edenin sözünü duymazlar.

İlyas Yorulmaz

Deki “Ben sizi bu vahy ile uyarıyorum. Ancak sağır olanlar, uyarıldıkları zaman bu çağrıyı işitmezler.”

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

De ki: "Ben sizi ancak gönüle bildirilenle uyarıyorum. Sağırlar ise uyarıldıkları sırada çağrıyı işitmezler."

İsmail Hakkı İzmirli

Onlara de ki ben sizi yalnız vahiyle korkutuyorum, sağırlar korkutuldukları vakitte dâveti işitmezler.

İsmail Yakıt

(Ey Peygamber!) De ki: “Ben ancak sizi vahiyle uyarıyorum. Ama kalbi gerçeklere kapalı olanlar/sağırlar [summ] uyarılsalar bile çağrıyı işitmezler.”¹⁵

Kadri Çelik

De ki: “Ben sizi yalnızca vahiy ile uyarıp korkutmaktayım. Ancak sağır olanlar, uyarıldıklarında çağrıyı işitmezler.”

Abdullah Parlıyan

Ey peygamber! De ki: “Ben yalnızca, vahye dayanarak sizi uyarıyorum!” Fakat sağır olanlar, ikaz edildikleri zaman, kendilerini ikaz edenin sözünü duymazlar.

Kuran Yolu

De ki: “Ben sizi ancak vahiy ile uyarıyorum.” Fakat (vicdanı) sağır olanlar, uyarılsalar da bu çağrıyı duymazlar.

Mahmut Kısa

Ey Peygamber! Uyarılara devam ederek de ki: “Ey insanlar! Ben sizi kendi görüşlerimle, şahsi düşüncelerimle değil, ancak Allah katından gelen Kur’an gibi bir vahiyle uyarıyorum.” Ne var ki, gerçeklere kulak tıkayan sağırlar ne kadar uyarılsalar da, kendilerini felâketten kurtaracak bu çağrıyı işitmezler. Bununla birlikte:

Mahmut Özdemir

De ki: “Doğrusu ben sizi Vahiy ile uyarıyorum. Ne kadar uyarılsalar da Sağırlar Çağrı’yı işitmez”.

Mehmet Çakır

Resulüm! sen: " ben sizi sadece vahiy ile uyarabilirim " de. Ama sağırlar, kendilerine yapılan uyarıları duyamazlar ki.

Mehmet Çoban

De ki: "Ben sizi ancak vahiy ile uyarıyorum!" Bil ki, ön yargılarıyla kulaklarını sağırlaştıranlar çağrımızı işitmezler.

Mehmet Okuyan

De ki: “Ben sizi sadece vahiy ile uyarıyorum.” [*] Sağır(lar), uyarıldıkları zaman bu çağrıyı duymaz.

Mehmet Türk

(Ey Muhammed! Kâfirlere): “Ben sizi sadece, vahiyle uyarıyorum.” de. (Ama) o sağırlar, ne kadar uyarılsalar da (hak yola) çağrıyı asla işitmeyecekler!¹

Muhammed Esed

DE Kİ: “Ben yalnızca vahye dayanarak sizi uyarıyorum!” Ne var ki, [kalbi] sağır olan kimseler bu çağrıyı işitmeyecek(ler)dir, defalarca uyarılsalar da. ⁵⁶

Mustafa Çavdar

De ki: – Ben sizi sadece vahiy/Kuran ile uyarıyorum. Oysa uyarıldıkları zaman bu çağrıyı sadece duymak istemeyen sağırlar işitmez. 6/19, 13/40, 16/35, 50/45, 26/36, 7/179, 8/22, 10/42, 27/80, 46/26

Ahmet Tekin

“Ben, sizi kesinlikle vahy ile uyarı-yorum” de. Hak ve hakikate, çevresindeki olup bitenlere karşı sağır kesilenler, uyarıl-maya devam edilirken de hakka daveti duymazlıktan gelirler.

Mustafa İslamoğlu

(Ey Muhammed!) “Ben sizi sadece vahiyle uyarıyorum!” de. Ama, ne kadar uyarılsalar da (kalbi) sağır olanlar bu çağrıyı işitmeyecekler.

Ömer Nasuhi Bilmen

De ki: «Ben sizi ancak vahy ile korkutuyorum. Sağır olanlar ise korkutuldukları zaman dâveti işitmezler.»

Orhan Kuntman

(Ey Muhammed) De ki: "Ben sadece sizi vahiy ile, (başınıza gelecek tehlikeleri haber vererek) uyarıyorum. Bu uyarıları ise ancak sağırlar (sizin gibi manevi işitme yeteneğini kaybetmiş gafiller) duymazlar!

Osman Fırat

De ki: "Ben sizi ancak vahy ile uyarıyorum. " Ama sağırlar uyarıldıkları zaman çağrıyı işitmezler.

Şaban Piriş

De ki:-Sizi ancak vahiy ile uyarıyorum. Uyarıldıkları zaman ancak sağırlar çağrıyı işitmez.

Satıraltı Meal (1534)

Eyit: Ben sizi ḳorḳutmazın illā Tañrı Ta‘ālānuñ vaḥyi bile. Daḫı ṣaġırlar āvāzı işitmezler, ḳaçan inẕār olsa özlerine.

Suat Yıldırım

De ki: “Ben Sizi sadece vahiyle uyarıyorum. Fakat belli ki sağırlar ikaz edildikleri zaman bu çağrıyı duyamazlar. ”

Süleyman Ateş

De ki: "Ben ancak sizi vahiyle uyarıyorum. Ama sağır(lar) uyarıldıkları zaman çağırıyı işitmez(ler)."

Süleyman Tevfik (1927)

Di ki: "Ben, sizi bana vahy olunan şeyle Allâh'ın 'azâbından korkudırım. Sağırlar da'veti işitmezler ve ondan dolayı inzâr olunmazlar.

Süleymaniye Vakfı

De ki “Ben sizi sadece vahiyle uyarıyorum. Ama sağırlar uyarıldıkları sırada yapılan çağrıyı işitmezler.”

Ahmet Varol

De ki: "Ben sizi ancak vahiyle uyarıyorum. Ama sağırlar uyarıldıklarında çağrıyı duymazlar."

Ümit Şimşek

De ki: Ben sizi vahye dayanarak uyarıyorum. Fakat sağırlar, bir uyarıya muhatap olduklarında çağrıyı işitmiyorlar.

Yaşar Nuri Öztürk

De ki: "Ben sizi ancak vahiyle uyarıyorum." Ama sağırlar, uyarıldıklarında çağrıyı işitmezler ki!

Ali Bulaç

De ki: 'Ben sizi yalnızca vahy ile uyarıp-korkutuyorum. Ancak sağır olanlar, uyarıldıklarında çağrıyı işitmezler.'

Ali Fikri Yavuz

(Ey Rasûlüm, kâfirlere) de ki: “- Ben sizi ancak vahy ile (Kur'an'la) korkutuyorum.” Amma onlar ne kadar korkutulsalar (faydası yok, çünkü) sağırlar daveti işitmezler.

Bahaeddin Sağlam

De ki: Ben sizi ancak vahiy ile uyarıyorum. Fakat sağırlar, uyarıldıkları zaman çağrıyı işitmezler.

Bayraktar Bayraklı

De ki: “Ben sizi ancak vahiyle uyarıyorum.” Fakat manen sağır olanlar, uyarıldıkları zaman, bu çağrıyı duymazlar.