49. Ayet
اَلَّذ۪ينَ يَخْشَوْنَ رَبَّهُمْ بِالْغَيْبِ وَهُمْ مِنَ السَّاعَةِ مُشْفِقُونَ
Onlar, görmedikleri hâlde Rablerinden içten içe korkarlar. Onlar kıyamet gününden de korkarlar.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
اَلَّذ۪ينَ يَخْشَوْنَ رَبَّهُمْ بِالْغَيْبِ وَهُمْ مِنَ السَّاعَةِ مُشْفِقُونَ
Onlar, görmedikleri hâlde Rablerinden içten içe korkarlar. Onlar kıyamet gününden de korkarlar.
O çekinenler, görmedikleri halde Rablerinden korkarlar ve kıyametten ürküp titrerler.
Tanrıdan korkarlar, görmeden onlar, evet, çekinirler kıyametten de
O (Allah'a karşı sorumluluk bilinciyle yaşaya)nlar, algı ve tasavvurlarının ötesinde olmasına rağmen Rablerin(in azabın)dan korkarlar. Onlar kıyamet gününden de ürperirler.
48, 49. Biz Mûsâ ve Hârûn’a hak ile bâtılı tefrîk itdiren ve cehâlete karşu ziyâ neşr iden ve Allâh te’âlânın henüz mestûr ’azâbından havf idenlere ve vakit ve sa’atin geleceğini titreyerek düşünenlere nasîhat viren bir kitâb i’tâ iyledik.
(O takvâ sahipleri ki) onlar, görmedikleri halde Rablerine candan saygı gösterirler. Yine onlar, kıyametten korkan kimselerdir.
Onlar ki kimse kendilerini görmezken bile Rab'lerini sayarlar ve Saatin dehşetini duyarlar.
O müttekıler için ki rablarına gıyabda haşyet beslerler ve o saatten titrer dururlar
Onlar görmedikleri halde Rablerinden korkarlar, kıyamet saatinden de titrerler.
(O takva sahipleri ki,) onlar (azabı) görmedikleri hâlde, Rablerin (in azametin) den korkarlar, onlar hesap gününden de korkarlar.
Onlar, Rablerine karşı gayb ile (O’nu görmedikleri halde) bir haşyet (korku ve hürmet) içindedirler ve onlar, kıyamet saatinden "içleri (saygıyla ve kaygıyla) titremekte olan" kimselerdir.
Onlar, Rabblerini görmedikleri halde, O'na içten derin bir saygı duyarlar. Ve onlar, Kıyamet Günü'nün hesabından endişe ederler.
48-49. daħı bayıķ virdük mūsā’ya daħı hārūn’a tevrįt’i daħı aydınlıķ daħı ögüd śaķınıcılara anlar kim [172a] ķorķarlar çalabı’larından ġāyıb iken daħı anlar ķıyāmetden ķorķıcılardur.
(Öyle takvaa saahibleri) ki onlar tenhâda da Rablerine candan saygı gösterirler. Onlar kıyâmetden korkanlardır.
(Takvâ sâhibleri) o kimselerdir ki, yalnızken (de) Rablerinden korkarlar, onlar kıyâmetten de korkan kimselerdir.
Onlar (muttakiler) o kimselerdir ki, algı ve tasavvurlarının ötesinde olmasına rağmen Rablerine karşı derin bir saygı gösteren ve saatten (kıyametten) de korkanlardır.
Onlar o kimselerdir ki, Allah’ı görmedikleri halde, O na saygı gösteren ve kıyamet saatinden de korkanlardır.
O kimseler ki, çalaplarını görmiyerek ondan ürkerler, onlar kalkış gününden de titrerler.
O sakınanlar ki Rablerinden tenhada [²] korkarlar, onlar kıyamette de korku içinde bulunurlar.
Onlar ki, algılayamadıkları/görmedikleri hâlde [bi’l- ğayb] Rablerinden saygıyla ürperenler ve kıyametten [es-sâ’at] de sakınanlardır [muşfikûn].
Onlar, (azabı) görmedikleri halde Rablerinden bir haşyet içindedirler ve onlar, kıyametten dolayı içleri titremekte olanlardır.
O bilinçli ve duyarlı kimseler, görmedikleri halde, Rablerinden korkar ve kıyametin gelivermesinden de korkarak titrer, dururlar.
48-49. Andolsun ki, Mûsâ ve Hârûn’a, günahtan sakınan, görmedikleri halde rablerinden korkan ve kıyametin kaygısını taşıyanlar için bir ayırma ölçütü, bir ışık, bir hatırlatıcı kaynak (kitap) verdik.
O takvâ sahipleri ki, Rablerine gayben, yani O’nun zatını göremedikleri hâlde, varlığını, rab ve ilah olarak birliğini, sonsuz kudret ve merhametini gözler önüne seren sayısız yaratılış mucizelerini görerek iman eder, O’na yürekten bir saygıyla bağlanır ve ecel vaktinin gelip çatacağı o Son Saatin korkusuyla titrerler.
Gayb ile (Görmeden) rabb’lerinden çekinenler, evet onlar Saat’den korkup titreyenlerdir.
Resulüm! Rab'lerinin yüzünü görmediği halde içlerinde kıpırtı hissedenler, kıyamet sözünden bile, heyecanlanırlar,
Görmedikleri halde Rabbine inananlar sevgimizi kaybetmekten korkar. Onlar bilirler ki yasalarımıza aykırı yaşarlarsa sevgimizi kaybederler. Böyleleri kıyamet gününden korkar. Çünkü kıyamet günü hesap gününün geldiğinin habercisidir.
Onlar [takvâ] (duyarlılık) sahipleri, [gayb]daki (bilinemeyendeki) Rablerine saygı duyarlar; [*] (dahası) onlar o (Son) Saat’ten de tir tir titreyenlerdir.
Rablerini görmedikleri halde Ondan (sevgiye dayalı bir korku ile) korkanlar var ya işte kıyamet vaktinden içleri titreyerek tam sakınanlar onlardır.
o [bilinçli, duyarlı] kimseler ki, algı ve tasavvurlarının ötesinde olsa da, ⁵⁸ Rablerinden korkar ve Son Saat’in kaygısıyla titrerler.
Onlar ki Rablerine içten derin bir saygı duyarlar ve onlar o saatin bu dünyanın sonunun dehşetinden dolayı tir tir titrerler. 3/30, 25/63...65, 21/90,
Allah'a sığınanlar, saklı-gizli hallerinde, görmedikleri halde, gıyaben Rablerinden korkanlardır, O'na saygı duyanlardır. Onlar Kıyamet'in kopacağı ânın dehşeti dolayısıyla korku içinde Allah'ın emirlerine itina gösterenlerdir.
onlar ki, idrak sınırını aşan bir hakikat olsa da Rablerinden korkarlar; yine onlar (görürcesine inandıkları) Son Saat’ten dolayı titrerler.[²⁷³¹]
O muttakîler ki Rablerinden tenhada da büyük bir korku ile korkarlar ve onlar Kıyametten de titreyicilerdir.
Takva sahipleri; gıyabında Rablerinden korkarlar ve (hatırlarına geldiğinde) kıyamet saatinin dehşetinden titrerlerdi.
O kimseler ki Rablerini görmedikleri hâlde saygı ile korkarlar. Ve onlar kıyametin kopuş gününden de korkarlar.
Onlar, görmedikleri halde Rablerinden korkan ve kıyamet saatinden de sakınan kimselerdir.
Ol kişiler ki Tañrıdan ḳorḳarlar ġayb‐ıla, anlar ḳıyāmetden daḫı ḳorḳarlar.
O müttakiler, görmedikleri halde Rab'lerini gıyabında tazim eder ve hem de kıyametten, o duruşma saatinden korkup titrerler. [50, 33; 67, 12]
Korunanlar görmeden Rablerinden korkarlar ve (Duruşma) sa'at(in)den de titrerler.
O muttakîler ki rablerini görmedikleri halde ondan korkarlar ve kıyâmet gününden hirâsân olurlar.
Onlar, Rablerinin korkusunu içlerinde[*] hisseden ve kıyamet saatinden dolayı da ürperen kimselerdir.
Onlar [10] Rablerinden gıyaben korkarlar ve onların kıyamet saatinden içleri titrer.
O takvâ sahipleri ki, görmedikleri halde Rablerinden korkarlar. Onlar, kıyamet gününün de korkusu içindedirler.
O korunanlar ki, hiç görmeden Rablerinden korkarlar. Kıyamet saatinden de ürperirler onlar.
Onlar, Rablerine karşı gayb ile (O'nu görmedikleri halde) bir haşyet içindedirler ve onlar, kıyamet saatinden 'içleri titremekte olanlardır.'
Onlar, o takva sahibleridir ki, yalnızlıkta Rablerinden titrerler ve onlar, kıyamet azabından da korkarlar.
O muttakiler ki gıyaben, Rablerinin büyüklüğüne karşı irkilirler ve kıyametin kopmasından da çekiniyorlar.
Takvâ sahipleri, görmedikleri halde Rabblerine bilinçli bir şekilde saygı duyarlar; onlar kıyametten korkan kimselerdir.