Enbiyâ Suresi 78. Ayet

Arabic Uthmani · Diyanet İşleri

78. Ayet

وَدَاوُ۫دَ وَسُلَيْمٰنَ اِذْ يَحْكُمَانِ فِي الْحَرْثِ اِذْ نَفَشَتْ ف۪يهِ غَنَمُ الْقَوْمِۚ وَكُنَّا لِحُكْمِهِمْ شَاهِد۪ينَۙ

Dâvûd ile Süleyman’ı da hatırla. Hani bir ekin tarlası hakkında hüküm veriyorlardı. Çünkü halkın koyunları o ekine girmişti. Biz de hükümlerine şahit olmuştuk.[367]

Diğer Türkçe mealler

Abdulbaki Gölpınarlı

Davud'la Süleyman da, hani bir topluluğun koyunları, geceleyin birisinin tarlasına yayılmış, harap etmişti de bu hususta hüküm vermişlerdi ve biz de hükümlerine tanık olmuştuk.

Besim Atalay (1965)

Dâvut ile Süleyman da, bir oymağın koyunlarının bozduğu ekin için, hüküm vermişlerdi, biz dahi tanıktık hükümlerine

Cemal Külünkoğlu

Davut ve Süleyman'ı da hatırla! Hani bir vakit bir kavmin koyunlarının yayıldığı ekin tarlası hakkında hüküm veriyorlardı ve biz de onların hükmüne şahittik.

Cemil Said (1924)

Dâvûd ve Süleymân’ın bir ’âilenin sürilerinin bir tarlada husûle getürdiği tahrîbât hakkındaki hükmi i’tâ itdikleri zamânı yâd it. Biz o hükümde hâzır idik.

Diyanet Vakfı

Davud ve Süleyman'ı da (an). Bir zaman, bir ekin konusunda hüküm veriyorlardı: bir gurup insanın koyun sürüsü, geceleyin başıboş bir vaziyette bu ekinin içine dağılıp ziyan vermişti. Biz onların hükmünü görüp bilmekte idik.

Edip Yüksel

Davut ve Süleyman da... Bir defasında, halkın koyunlarının yayıldığı birilerinin ekini hakkında hüküm veriyorlardı. Biz onların kararına tanık olduk.

Elmalılı Hamdi Yazır

Davud ile Süleymanı da, o vakit ki ikisi de hars hakkında huküm veriyorlardı, o vakıt ki ekinde geceleyin kavmin davarı yayılmıştı, biz de hukümlerine şâhid idik

Elmalılı (Sadeleştirilmiş)

Davud ve Süleyman'ı da (hatırla). Hani onlar ekin hakkında hüküm veriyorlardı. Hani milletin koyunları (geceleyin) içinde yayılmıştı, biz onların hükmüne şahittik.

Emrah Demiryent

(Resûlüm, Kur’ân’da bildirdiğimiz gibi) Dâvûd ve Süleymân’ı da (an). Hani, bir topluluğun koyunları, geceleyin (başlarında çoban olmaksızın) birisinin ekinine girerek, (ekini) harap etmişti de bu hususta (davalılar arasında) hüküm veriyorlardı. Biz onların hükmüne şahit idik.

Abdullah-Ahmet Akgül

Davud ve Süleyman’a da (yardımımız ulaşmıştı); hani (bir) kavmin hayvanlarının, içine girip yayıldığı ekin-tarlaları(nın zararının karşılanması) konusunda hüküm yürütüyorlardı. Biz de onların hükmüne şahit idik.

Erhan Aktaş

Hani Dâvud ve Süleymân, halkın koyunlarının yayıldıkları ekin hakkında hüküm veriyorlardı. Biz, onların hükümlerine tanıktık.

Eski Anadolu Türkçesi

daħı dāvud’ı ya'nį añġıl süleymān’ı. ol vaķt kim hükm eylerdi ekin ekinde ol vaķt kim otladı gice ol ekin içinde ķoyun bir ķavumuñ. daħı olduķ biz anlaruñ hükmine ḥāżırlar.

Hasan Basri Çantay

Dâvudu ve Süleymanı da (hatırla). Hani onlar ekin (yahud bağ mes'elesi) hakkında hüküm veriyorlardı. Hani kavmin davarı (geceleyin çobansız olarak ekinin, yahud bağın) içinde yayılmış (zarar yapmış) di. Onların (verdikleri) hükmün biz şâhidleri idik.

Hayrat Neşriyat

(Ey Resûlüm!) Dâvûd'u ve Süleymân'ı da (yâd et)! Bir vakit ekin hakkında hükümveriyorlardı; hani o kavmin koyunları onun (o ekinin) içine (geceleyin) yayılmışlardı. (Biz de) onların hükmüne şâhidler idik.(1)

İhsan Aktaş

Davud ve Süleyman’a da (hikmet ve ilim vermiştik). Hani bir defasında ikisi birlikte telef edilen bir ekin konusunda hüküm veriyorlardı. Geceleyin bir grup insanın koyun sürüsü bir başkasının tarlasına dalıp, ekinleri telef etmişti. Biz de onların hükmünü görüp bilmekte idik.*

İlyas Yorulmaz

Davut ve Süleyman, bir vakitler bir tarlayı tarumar eden koyunlar hakkında hüküm vermeye çalışıyorlardı. Bizde onların verecekleri hükmü gözetliyorduk (şahitlik ediyorduk).

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Davut ile Süleyman’ı da öyle. O gün birtakımlarının davarları içine girip otladıkları ekin tarlası için yargılarını veriyorlardı. Biz de onların yargılarına tanık olmuştuk.

İsmail Hakkı İzmirli

Davut ile Süleyman/ı da yâd et, hani onlar, bir kavmin koyunları tarafından tahrip olunan ekin tarlası [³] hakkında bir hükümde bulunmuşlardı. Onların hükümlerine biz de şahittik [⁴].

İsmail Yakıt

Davut ve Süleyman’ı da (an). Hani bir ekin tarlası hakkında hüküm veriyorlardı. Çünkü kavmin koyunları ekine girmişti.²⁴ Biz de hükümlerine şahit olmuştuk.

Kadri Çelik

Davud ve Süleyman'ı da (hatırla). Hani kavmin hayvanlarının içine girip yayıldığı ekin tarlaları konusunda hüküm yürütüyorlardı. Biz onların hükmüne şahitler idik.

Abdullah Parlıyan

Davûd ve Süleyman'ı da hatırla, hani bir vakit bir kavmin koyunlarının yayıldığı ekin tarlası hakkında hüküm veriyorlardı ve biz de onların hükmüne şahitler idik.

Kuran Yolu

Dâvûd’u ve Süleyman’ı da an. Bir zamanlar, (zarar görmüş) bir ekin konusunda hüküm veriyorlardı. Bir topluluğun koyun sürüsü, geceleyin başı boş bir vaziyette bu ekinin içine dağılıp ziyan vermişti. Biz de onların hükmüne tanık idik.

Mahmut Kısa

Davud’a ve oğlu Süleyman’a da ilim ve hikmet vermiştik. Hani onlar, bir topluluğa ait koyun sürüsünün geceleyin girip ürünlerini harap ettiğibir ekin tarlası hakkında hüküm vermişlerdi ve Biz, onların hüküm verirken, doğru ve âdilane yargıya varabilmek için ne büyük çaba harcadıklarını, insanların haklarını korumak için ne kadar özen gösterdiklerini görüyorduk. Bir adamın koyunları, geceleyin yanlışlıkla komşu tarlaya girip bütün ürünleri tahrip etmişti. Davud, tahrip edilen ürünlerin değerine eşit miktarda hayvanın tarla sahibine tazminat olarak verilmesine hükmetti.

Mahmut Özdemir

Davud’u ve Süleyman’ı da (önder yaptık). Hani, Kavim’in koyunları ekin içinde yayılmıştı; o vakit ekin hakkında ikisi hüküm veriyorlardı. Onların verdiği hükme şahid olmaktaydık.

Mehmet Çakır

Dâvud ve Sülayman’ı hatırla. Hani ikisi birden bir ekin hakkında bilirkişi olmuşlardı. Koyunlar tarlayı talan ettiklerinde, biz bu ikilinin kararlarını izliyorduk.

Mehmet Çoban

Davud ile Süleyman’ı da hatırla! Hani bir ekin tarlası hakkında hüküm veriyorlardı. Halkın koyunları ekine girmişti. Biz de hükümlerine şahit olmuştuk!

Mehmet Okuyan

Davud’u ve Süleyman’ı da (an)! Hani içinde halkın koyunlarının yayıldığı bir ekin konusunda hüküm veriyorlardı. Biz onların hükmüne şahittik. [*]

Mehmet Türk

Dâvûd ve Süleyman, bir toplumun hayvanlarının içine girip yayıldığı ekin tarlaları hakkında hüküm¹ verirlerken de onların verdikleri bu hükümleri Biz, görüp duruyorduk.

Muhammed Esed

VE DAVUD ile Süleyman[ı da an]: Hani bu ikisi, bir topluluğa ait koyun sürüsünün geceleyin girip otladığı bir ekin hakkında hüküm vereceklerdi ve Biz de o’nların bu hükümlerine tanık idik; ⁷⁰

Mustafa Çavdar

Davud’u ve Süleyman’ı da an! Hani ikisi otlaklarda yayılan koyun sürüsü gibi dağılmış bir toplumu nizam ve intizam içinde toplayıp yönetiyorlardı. Biz de onların yönetimine şahit idik. 3/103, 42/13, 38/26

Ahmet Tekin

Dâvûd ve Süleyman'ı da hatırlayarak insanlara anlat. Hani onlar ziyan verilmiş ekili bir tarla konusunda muhakemeler yaparak hükümler veriyorlardı. Bir kavmin davar sürüsü birilerinin ekinine girip yayılmıştı. Biz de onların, bu tür görevler yapan hakimlerin hükümlerini, idarecilerin tasarruflarını denetlemeye, tesbite devam ediyoruz.

Mustafa İslamoğlu

Dâvud ve Süleyman’ı da (gündeme taşı)![²⁷⁴⁹] Hani o ikisi, bir topluluğa ait çobansız ve dağınık koyun sürüsünün gece yayıldığı tarla konusunda karar vereceklerdi; ve Biz de onların kararına şahit idik;[²⁷⁵⁰]

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve Dâvud ile Süleyman'ı da zikret ki, onlar ekin hakkında hüküm veriyorlardı. O vakit ki, onun için kavmin koyunları yayılmıştı. Ve Biz de onların hükümlerine şahitler olduk.

Orhan Kuntman

Davud'u ve Süleyman'ı da an. Hani onlar, bir kavmin (geceleyin çobansız kalan) koyunları tarafından telef olunan ekin tarlası hakkında bir hüküm veriyorlardı; onların hükümlerine biz de şahittik.

Osman Fırat

Ve Dâvûd ile Süleyman... Hani bir ekin tarlası hakkında hüküm veriyorlardı. Halkın yayılan koyunları o ekine girmişti. Biz de hükümlerine şahit olmuştuk.

Şaban Piriş

Davud ve Süleyman'ı da hatırla.. Hani onlar, bir grup insanın koyun sürüsünün içine girip yayıldığı ekin hakkında hüküm veriyorlardı. Biz, onların verdiği hükme de şahittik.

Satıraltı Meal (1534)

Ve Dāvūd daḫı Süleymān ḥükm itdükleri vaḳt ekinde, ol vaḳt ki ḫarābladıanı bir ḳavmüñ ḳoyunı, biz anlaruñ ḥükmlerini bilürdük.

Suat Yıldırım

Davud ile Süleyman'ı da. . . Hani bir defasında onlar bir ekin konusunda hüküm veriyorlardı. Şöyle ki: Geceleyin bir grup insanın koyun sürüsü ekin tarlasına yayılmış, zarar vermişti. Biz de onların bu hükümlerine tanık oluyorduk.

Süleyman Ateş

Davud ile Süleyman'ı da (an); hani onlar, toplumun davarının yayıldığı bir ekin hakkında hükmediyorlardı, biz de onların hükümlerine tanık idik.

Süleyman Tevfik (1927)

Bir kavmin koyunları girüb yedikleri ekin işinde Dâvud ve Süleymân'ın hüküm itdikleri zamân biz onların hükmüne şâhid iyledik. [²]

Süleymaniye Vakfı

Davut ile Süleyman da bir gün bir ekin tarlası ile ilgili karar veriyorlardı. Bir topluluğun davarları orada yayılmışlardı. Biz de onların kararlarının şahidi idik.

Ahmet Varol

Davud ve Süleyman da; hani halkın koyunlarının içine yayıldığı bir ekin hakkında hüküm veriyorlardı. Biz onların hükümlerine şahittik.

Ümit Şimşek

Davud ile Süleyman'a gelince, onlar da, birgün, birilerinin koyunlarından zarar görmüş bir tarla hakkında hüküm veriyorlardı. Biz de onların hükmüne şahit idik.

Yaşar Nuri Öztürk

Ve Dâvûd ile Süleyman... Hani, halkın davarının yayıldığı ekinler hakkında hüküm veriyorlardı da biz hükümlerine tanıklar olmuştuk.

Ali Bulaç

Davud ve Süleyman da; hani kavmin hayvanlarının içine girip yayıldığı ekin-tarlaları konusunda hüküm yürütüyorlardı. Biz onların hükmüne şahid idik.

Ali Fikri Yavuz

Davud'u ve Süleyman'ı da hatırla. Hani onlar, ekin hakkında hüküm veriyorlardı. O vakit geceleyin, bir kavmin davarı ekin tarlasına yayılmıştı (zarar vermişti). Biz de onların verdiği hükme şahitler idik.

Bahaeddin Sağlam

Davud ve Süleyman’ı da an: Milletin koyunları tarlaya daldı diye, onun hakkında hükmettikleri zamanı (düşün.) Biz onların hükmüne şahit olduk.

Bayraktar Bayraklı

Dâvûd ve Süleymân'ı da hatırla! Bir zaman bir ekin konusunda hüküm veriyorlardı. Bir grup insanın koyun sürüsü, geceleyin başıboş bir durumda bu ekinin içine dağılıp ziyan vermişti. Biz onların hükmünü görüp bilmekte idik.