88. Ayet
فَاسْتَجَبْنَا لَهُۙ وَنَجَّيْنَاهُ مِنَ الْغَمِّۜ وَكَذٰلِكَ نُنْجِي الْمُؤْمِن۪ينَ
Biz de duasını kabul ettik ve kendisini kederden kurtardık. İşte biz mü’minleri böyle kurtarırız.
Arabic Uthmani · Diyanet İşleri
فَاسْتَجَبْنَا لَهُۙ وَنَجَّيْنَاهُ مِنَ الْغَمِّۜ وَكَذٰلِكَ نُنْجِي الْمُؤْمِن۪ينَ
Biz de duasını kabul ettik ve kendisini kederden kurtardık. İşte biz mü’minleri böyle kurtarırız.
Derken duasını kabul etmiştik onun ve gamdan kurtarmıştık onu ve böyle kurtarırız insanları.
Hemen onu cevapladık, kaygıdan da kurtardık, inanı olanları bunculayın kurtarırız
Biz de duasını kabul edip kendisini kederden kurtarmıştık. İşte biz inananları böyle kurtarırız.
Ânın du’âsını kabûl itdik ve ânı gamdan kurtardık biz mü’minleri böylece halâs ideriz.
Bunun üzerine onun duasını kabul ettik ve onu kederden kurtardık. İşte biz müminleri böyle kurtarırız.
Yalvarışına karşılık verdik ve onu üzüntüden kurtardık. İnananları işte böyle kurtarırız.
Biz de duâsını kabul ile icabet ettik de kendisini gamden kurtardık ve işte mü'minleri böyle kurtarırız
Biz de duasını kabul ile icabet ettik, kendisini üzüntüden kurtardık. İşte biz iman edenleri böyle kurtarırız.
Biz (Yûnus’un) duasına icabet ettik ve içine düştüğü o sıkıntıdan onu kurtardık. İşte biz (Yûnus’u sıkıntısından kurtardığımız gibi, bizden yardım istediklerinde) mü’minleri (de sıkıntı ve darlıktan) böyle kurtarırız.
Bunun üzerine duasına icabet ettik ve onu üzüntüden kurtarıverdik. İşte Biz, iman edenleri böyle kurtarıp (sahipleniriz.)
Bunun üzerine çağrısına karşılık verdik ve onu sıkıntıdan kurtardık. İşte inananları böyle kurtarırız.
pes biyerledük anı daħı ķurtarduķ anı ķayķudan. daħı ancılayın ķurtaravuz mü’minleri.
Bunun üzerine biz de onu (n bu duasını) kabul etdik, kendisini gamdan selâmete erdirdik. İşte biz îman edenleri böyle kurtarırız.
Nihâyet (biz de) onun duâsını kabûl ettik ve onu kederden kurtardık. İşte, mü'minleri böyle kurtarırız.
Onun yalvarıp yakarışını da kabul buyurduk ve kendisini o sıkıntıdan kurtardık. Ve işte Biz, (gerçekten) inanıp güvenenleri böyle kurtarırız.
Bizde o’nun çağrısına cevap verdik ve onu sıkıntıdan kurtardık. Biz inananları işte böyle kurtarırız.
Onun yakarısını onadık. Onu tasadan kurtardık. İşte Biz inananları böyle kurtarırız.
Biz de onun duasını kabul ettik, onu gam ve gussadan kurtardık. Biz mü/minleri böylece kurtarırız.
Biz de duasını kabul ettik ve kendisini kederden kurtardık. İşte Biz mü’minleri böyle kurtarırız.
Bunun üzerine duasına icabet ettik ve onu sıkıntıdan kurtardık. İşte biz, iman edenleri böyle kurtarırız.
Bunun üzerine biz de, O'nun duasını kabul ettik ve O'nu kederden kurtardık. İşte biz, mü'minleri böyle kurtarırız.
Bunun üzerine duasını kabul ettik ve onu sıkıntıdan kurtardık. İşte biz iman etmiş olanları böyle kurtarırız.
Biz de onun duâsını kabul ettik ve içine düştüğü o sıkıntıdan onu kurtardık. İşte Biz, inananları böyle kurtarırız.
Ona (icabet edip) karşılık verdik. Onu Üzüntü’den kurtardık. Müminler’i böyle kurtarırız.
Biz ona da cevap vermiş, onu da bu ümitsiz durumdan kurtarmıştık. Biz, yürekten inananların imdadına yetişiriz...
Biz de duasını kabul ettik! İçine düştüğü kederden kurtardık! İşte biz Müminleri böyle kurtarırız.
Biz de onun bu duasına cevap vermiş ve (içine düştüğü) sıkıntıdan onu kurtarmıştık. Biz, müminleri işte böyle kurtarırız. [*]
Bunun üzerine Biz (Yûnus’un) duâsını kabul ettik ve onu üzüntüden kurtardık. İşte Biz, îman edenleri böyle kurtarırız.¹
Bunun üzerine, Biz de o’nun bu yakarışına karşılık vermiş ve o’nu düştüğü bunalımdan, sıkıntıdan kurtarmıştık. İnananları Biz işte böyle kurtarırız.
Biz de onun duasını kabul etmiş ve içinde bulunduğu sıkıntıdan onu kurtarmıştık. İşte biz inanıp güvenen müminleri böyle kurtarırız. 10/103, 21/87, 30/47, 40/51
Bunun üzerine onun duasını kabul et-tik. Onu, gamdan, üzüntüden kurtardık. Onu kurtardığımız gibi, bugün şuurlu ve kâmil mü'minleri de kurtarıyoruz.
Bunun ardından Biz de onun yakarışını kabul ettik ve onu içine düştüğü sıkıntıdan kurtardık: işte Biz, inanıp güvenenleri böyle kurtarırız.
Artık Biz de O'nun duasına icabet ettik de O'nu gamdan kurtardık ve mü'minleri de böylece necâta erdiririz.
Biz de, onun dua ve niyazını kabul edip, kendisini o büyük sıkıntıdan kurtarmıştık, işte biz iman edenleri böyle kurtarırız!
Biz de duasına karşılık verdik ve kendisini kederden kurtardık. İşte biz mü’minleri böyle kurtarırız.
Onun duasını kabul ettik. Onu üzüntüden kurtardık. İşte müminleri böyle kurtarırız.
Pes du‘āsın ḳabūl eyledük ve anı ġamdan ḳurtarduḳ. Daḫı anuñ gibi ḳur‐tarduḳ biz mü’minleri.
Onun da duasını kabul buyurduk ve kendisini o sıkıntıdan kurtardık. İşte Biz müminleri böyle kurtarırız.
Biz de onun du'asını kabul ettik ve onu tasadan kurtardık. İşte biz, inananları böyle kurtarırız.
Ona icâbetle onı gamdan kurtardık. Biz mü'minleri böyle kurtarırız. [²]
Ona da olumlu cevap verdik ve üzüntüsünden kurtardık. İnanıp güvenenleri işte böyle kurtarırız.
Biz de onun duasını kabul ettik ve onu kederden kurtardık. İşte biz mü'minleri böyle kurtarırız.
Biz de duasını kabul ettik ve onu üzüntüden kurtardık. Mü'minleri Biz böyle kurtarırız.
Hemen imdadına yetiştik. Gamdan kurtardık onu. İnananları işte böyle kurtarırız biz!
Bunun üzerine duasına icabet ettik ve onu üzüntüden kurtardık. İşte biz, iman edenleri böyle kurtarırız.
Biz de duasını kabul ettik, kendisini kederden kurtardık. İşte biz, müminleri böyle kurtarırız.
Biz de onun duasını kabul ettik, onu kederden kurtardık. İşte iman ile Bize sığınanları, böylece kurtarırız.
Bunun üzerine onun da duasını kabul ettik ve onu kederden kurtardık. İşte biz müminleri böyle kurtarırız.