Enbiyâ Suresi 91. Ayet

Arabic Uthmani · Diyanet İşleri

91. Ayet

وَالَّت۪ٓي اَحْصَنَتْ فَرْجَهَا فَنَفَخْنَا ف۪يهَا مِنْ رُوحِنَا وَجَعَلْنَاهَا وَابْنَهَٓا اٰيَةً لِلْعَالَم۪ينَ

Irzını korumuş olan kadını da (Meryem’i de) hatırla. Ona ruhumuzdan üflemiştik. Kendisini de, oğlunu da âlemlere (kudretimizi gösteren) birer delil yapmıştık.

Diğer Türkçe mealler

Abdulbaki Gölpınarlı

Hani, bir de ırzını koruyan o kız vardı, onu da an; biz, ona ruhumuzdan üflemiştik ve onu ve oğlunu, alemlere bir delil yapmıştık.

Besim Atalay (1965)

Utanma yerini korumuş bulunduğumuz kadını da an, ona biz ruhumuzdan üfürdük, kendisiyle oğlunu âlemlere belge kıldık!

Cemal Külünkoğlu

Irzını korumuş olan kadını (Meryem'i) de hatırla! Ona ruhumuzdan üflemiştik. Kendisini de oğlunu da âlemlere (sonsuz kudretimizi gösteren) apaçık bir delil kılmıştık.

Cemil Said (1924)

Fercinin bekâretini muhâfaza idene rûhumızı nefh iyledik. Ve bütün ’âleme oğlı ile kendini bir mu’cize olarak gösterdik.

Diyanet Vakfı

Irzını iffetle korumuş olanı (Meryem'i de an.) Biz ona ruhumuzdan üfledik; onu ve oğlunu cümle âlem için bir ibret kıldık.

Edip Yüksel

Ve ırzını koruyan kadın da... Nitekim ona ruhumuzdan üflemiştik. Onu ve oğlunu tüm dünyaya bir işaret yaptık.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve o dişiyi de ki ırzını muhkem korudu da kendisine ruhumuzdan nefhettik, ve kendisile oğlunu âlemîne bir âyet kıldık

Elmalılı (Sadeleştirilmiş)

Irzını koruyan Meryem'e ruhumuzdan üflemiş, onu ve oğlunu, âlemler için bir mucize kılmıştık.

Emrah Demiryent

(Resûlüm, Kur’ân’da bildirdiğimiz gibi) ırzını, (iffetini gerektiği gibi) korumuş olanı (Meryem’i de an). Biz (yaratmış olduğumuz) rûhu, (Cebrâîl’in üfürmesiyle) ona (Meryem’e) ilkâ ettik (de Îsâ’yı babasız olarak yarattık). Kendisini de, oğlunu da âlemlere (kudretimizi gösteren) birer delil kıldık.

Abdullah-Ahmet Akgül

Irzını gereği gibi koruyan o (kutlu) kadını (Meryem Hanım’ı) da (hatırlayıp an ki); kendisine Ruhumuzdan üflemiş, onu ve oğlunu, âlemler için bir ayet (mucize ve ibret) kılıvermiştik.

Erhan Aktaş

Ve namusunu koruyanı da an.¹ Ona ruhumuzdan üfledik.² Ve kendisini ve oğlunu âlemler için bir âyet³ kıldık.

Eski Anadolu Türkçesi

daħı ol kim śaķladı fercini pes ürdük anuñ içine canumuzdan daħı eyledük meryem’i daħı oġlın nişān 'ālemlere.

Hasan Basri Çantay

Irzını (bir kala gibi) koruyan o kızı da (yâd et) ki biz ona ruuhumuzdan üflemiş, kendisini de, oğlunu da âlemlere ibret kılmışdık.

Hayrat Neşriyat

İffetini korumuş olanı da (Meryem'i de zikret)! Ona (yarattığımız) rûhumuzdan üfledik; onu ve oğlunu, âlemler için bir ibret kıldık.

İhsan Aktaş

Ve İffetini korumuş (Meryem)e gelince; biz ona (bir çocuğu bahşetmek üzere) kendi ruhumuzdan (yaratılışla ilgili emrimizden) üflemiştik (ana rahminde çocuğun yaratılması için ol emrini vermiştik); ve onu ve oğlunu insanlığa bir ayet (işaret) kılmıştık. *

İlyas Yorulmaz

İffetini koruyan kadın (Meryem) var ya, ona kendi diriliğimizden[18] canlılığımızdan (Ruhumuzdan) bir can vermiştik. Onu ve oğlunu âlemler için alınacak bir ibret yaptık.

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Arılığını koruyan o kızı, Meryem’i de an. Biz ona kendi ruhumuzdan üfürmüştük, onu da, oğlunu da bütün insanlar için örnek yapmıştık.

İsmail Hakkı İzmirli

Önünü helâldan, haramdan saklayan Meryem/i de an. Biz ona ruhumuzdan üfürdük. Onu da oğlunu da cihana bir ibret yaptık.

İsmail Yakıt

Mahrem yerini koruyanı/Meryem’i de (an). Biz ona ruhumuzdan üfürmüş³², kendisini ve oğlunu âlemler için bir mucize [âyet]³³ kılmıştık.

Kadri Çelik

Irzını iffetle korumuş olanı (Meryem'i de an). Böylece biz ona kendi ruhumuzdan üfledik, onu ve çocuğunu insanlığa bir ayet kıldık.

Abdullah Parlıyan

İffet ve namusunu gerektiği gibi koruyan Meryem'i de hatırla ki, biz O'na ruhumuzdan üfledik, kendisini de, oğlunu da alemler için bir ibret kıldık.

Kuran Yolu

İffetini korumuş olan kadını da an! Ona ruhumuzdan üfledik; onu ve oğlunu cümle âlem için bir işaret kıldık.

Mahmut Kısa

Ve o iffetini koruyan Meryem’e de katımızdan ilim ve hikmet bahşetmiştik. Tertemiz ahlâkının mükâfâtı olarak da, ona babasız bir çocuk hediye etmek için, ruhumuzdan hayat üflemiş ve hem onu, hem de büyük bir Peygamber olan oğlunu, yani Hz. İsa’yı tüm insanlığa sonsuz ilim, kudret ve rahmetimizi gösteren apaçık birer delil kılmıştık.

Mahmut Özdemir

“Irzını / namusunu korumuş olan kız”a gelince; ona rûhumuzdan üfledik. Onu ve oğlunu Âlemler için bir âyet yaptık.

Mehmet Çakır

Resulüm! iffetli Meryem’i de yad etmelisin. Ona canımızdan can verdik. Kendisini ve oğlunu tüm âleme bayrak ettik.

Mehmet Çoban

Irzını korumuş olan kadını da hatırla! Ona ruhumuzdan üflemiştik! Kendisini de oğlunu da âlemlere delil yaptık! Bunlar kudretimizin delilidir.

Mehmet Okuyan

Namusunu korumuş olanı (Meryem’i de an)! Biz ona [rûh]umuzdan üflemiş, onu ve oğlunu âlemler (insanlar) için bir ayet (mucize) kılmıştık. [*]

Mehmet Türk

İffetli (Meryem’e gelince,) ona¹ (İsa’yı Cebrâil vasıtasıyla) kendi rûhumuzdan² Biz üfledik. Böylece onu ve çocuğunu insanlığa bir mûcize kıldık.³

Muhammed Esed

VE O iffetini koruyan (kadın)ı da (an) ki, Biz ona ruhumuzdan ⁸⁷ üflemiş, onu ve oğlunu bütün insanlar için [rahmetimizin] bir simgesi ⁸⁸ kılmıştık.

Mustafa Çavdar

Ruhumuzdan üfleyip kendini ve oğlunu bütün âlemlere bir ibret kıldığımız, ırz ve iffetini korumuş olan Meryem’i de an! 3/45...47, 19/16...21, 66/12

Ahmet Tekin

Namusunu koruyan, beline sahip olan Meryem'i an. Rahmetimizle var ettiğimiz düzenin bir bölümü olan ruhumuzdan nûrânî dalgalar halinde Îsâ'nın bütün hücrelerine ruh yayarak hayat verdik, onu bilinçlendirdik. Meryem'i ve oğlunu âlemlere, insanlara, cinlere ve meleklere kudretimizi gösteren bir mûcize olarak ortaya koyduk.

Mustafa İslamoğlu

BİR de iffetini koruyan o kadını (gündeme taşı)! “Kuşkusuz ona da[²⁷⁶⁴] ruhumuzdan üflemiş;[²⁷⁶⁵] onu ve oğlunu (çağının) bütün insanları için[²⁷⁶⁶] kudretimizin bir delili kılmıştık.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve ismetini pek güzelce muhafaza etmiş olanı da (yâd et ki) kendisine rûhumuzdan üflemiştik.Ve O'nu ve oğlunu da âlemlere bir âyet kılmıştık.

Orhan Kuntman

Namusunu çok güzel koruyan Meryem'i de an!.. Ki ona, ruhumuzdan üflemiş, onu da oğlunu da, alemlere bir ayet (bir mucize, bir ibret) kılmıştık.

Osman Fırat

Ve O Irzını korumuş olana (Meryem’e) ruhumuzdan üflemiştik. Kendisini de, oğlunu da insanlara (kudretimizi gösteren) bir ayet yapmıştık.

Şaban Piriş

Irzını koruyan (Meryeme) de rahmetimizden üflemiş, onu da oğlunu da insanlığa bir belge kılmıştık.

Satıraltı Meal (1534)

Daḫı ol ‘avrat ki fercini ṣaḳladı, pes nefḫ eyledük aña bizüm emrümüzden.Biz ḳılduḳ anı, daḫı anı oġlı bile ḳudretu’llāhı delīl ḳılduḳ ‘ālemlere.

Suat Yıldırım

İffet ve namusunu gerektiği gibi koruyan Meryem'i de an. Biz ona rûhumuzdan üfledik, hem onu, hem oğlunu cümle alem için bir ibret yaptık. [15, 29; 32, 9; 66, 12; 16, 66]

Süleyman Ateş

O ırzını korumuş olan(Meryem)i de an; ona ruhumuzdan bir çocuk üflemiş, kendisini ve oğlunu alemlere bir ibret yapmıştık.

Süleyman Tevfik (1927)

Meryem'e rûhumuzdan üfleyerek kendini ve oğlunı 'âlemlere mu'cize kıldık. [²]

Süleymaniye Vakfı

Namusunu korumuş olan kadının; Meryem’in içine de ruhumuzdan üflemiş, onu ve oğlunu bütün çağdaşlarına bir belge yapmıştık.

Ahmet Varol

O ırzını korumuş olan(ı) da (an) ki, biz ona ruhumuzdan üfledik, onu ve oğlunu alemler için bir ayet (ibret) kıldık.

Ümit Şimşek

İffetini koruyan Meryem'i de an ki, ona Biz ruhumuzdan(16) üflemiş, kendisini ve oğlunu âlemler için bir âyet kılmıştık.

Yaşar Nuri Öztürk

Ve o, cinsiyet organını/ırzını titizlikle koruyan kadın. Onun bağrına ruhumuzdan üfledik de kendisini ve oğlunu âlemler için bir mucize yaptık.

Ali Bulaç

İffetini koruyan (Meryem); ona kendi ruhumuzdan üfledik, onu ve çocuğunu insanlığa bir ayet kıldık.

Ali Fikri Yavuz

Irzını helâl ve haramdan koruyan o Meryem'i de hatırla ki, biz ona (Cebraîl vasıtasıyla ve emrimizle meydana gelen) ruhumuzdan intikal ettirdik (de İsa'yı yarattık). Kendisini de, oğlunu da âlemlere bir ibret yaptık.

Bahaeddin Sağlam

Irzını koruyan(Meryem)ı da an: Ona ruhumuzdan üfledik. Onu ve oğlunu âlemlere bir ayet yaptık.

Bayraktar Bayraklı

İffetini koruyan Meryem'e ruhumuzdan üflemiş, onu ve oğlunu âlemlere ders kılmıştık.[335]