Mü'minûn Suresi 77. Ayet

Arabic Uthmani · Diyanet İşleri

77. Ayet

حَتّٰٓى اِذَا فَتَحْنَا عَلَيْهِمْ بَابًا ذَا عَذَابٍ شَد۪يدٍ اِذَا هُمْ ف۪يهِ مُبْلِسُونَ۟

Sonunda onlara şiddetli bir azap kapısı açtığımızda bir de bakarsın onun içinde ümitsizliğe düşüvereceklerdir.

Diğer Türkçe mealler

Abdulbaki Gölpınarlı

Sonunda, onlara çetin bir azap kapısı açmıştık da o zaman her şeyden ümitlerini kesmişlerdi.

Besim Atalay (1965)

Onlara daha katı azap kapısını açınca, umutları kayboldu

Cemal Külünkoğlu

Sonunda, üzerlerine azabı şiddetli olan bir kapı açtığımızda, onlar bunun içinde şaşkına dönüp umutlarını kaybettiler.

Cemil Said (1924)

Nihâyet ’azâb-ı şedîd kapularını açdık o vakit dûçâr-ı ye’s oldılar.

Diyanet Vakfı

En nihayet üzerlerine, azabı çok şiddetli bir kapı açtığımız zaman, bir de bakarsın ki onlar orada şaşkın ve ümitsiz kalmışlardır!

Edip Yüksel

Kendilerine çetin bir azabın kapısını açtığımız zaman şaşırıp şoke oldular.

Elmalılı Hamdi Yazır

Nihayet üzerlerine şedid azâblı bir kapı açtığımız vakıt da onun içinde ye'se düşüvereceklerdir

Elmalılı (Sadeleştirilmiş)

Nihayet üzerlerine, azabı çok şiddetli bir kapı açtığımız zaman, bir de bakarsın ki onlar orada şaşkın ve ümitsiz kalmışlardır!

Emrah Demiryent

(Biz onları öldürme, esir etme, açlık ve benzeri türlü sıkıntılarla imtihân ettik. Ne var ki bunca sıkıntılara rağmen tövbe etmediler ve azgınlıkta direttiler.) Sonunda (âhirette) üzerlerine şiddetli bir azabın kapısını açtık mı, işte o zaman (âcizliklerini anlayıp bütün) ümitlerini yitirirler! (Fakat iş işten geçmiş olur.)

Abdullah-Ahmet Akgül

Hatta ki üzerlerine şiddetli azap kapılarını açtığımız vakit, onlar bunun içinde şaşkına dönüp bütün umutlarını kaybetmiş (vaziyette helak edileceklerdir).

Erhan Aktaş

Ne var ki üzerlerine şiddetli bir azap kapısı açtığımız zaman, bütün ümitleri boşa çıkacaktır.

Eski Anadolu Türkçesi

tā ķaçan kim açavuz anlaruñ üzere ķapu 'aźāb issi ķatı ya'nį bedr güni anlar anuñ içinde nevmįd olıcılardur.

Hasan Basri Çantay

Nihayet üzerlerine azâbı çetin bir kapı açdığımız vakit (görürsün ki) onlar bunun içinde ümidsizlikle dönüb kalmışlardır.

Hayrat Neşriyat

Nihâyet onlara şiddetli bir azab kapısı açtığımızda, bir de bakarsın ki onlar bunun içinde ümidsizliğe düşmüş kimselerdir.

İhsan Aktaş

Nihayet, Biz onların (ahirete inanmayanların) üzerlerine zorlu bir azabın (ölümle başlayan ahiret yurduna geçiş) kapısını açtığımız zaman, işte ancak o zaman (ahirete iman etmeden ölmüş olanlar) bütün ümitlerini kaybediverirler. *

İlyas Yorulmaz

Taki, üzerlerine çok şiddetli azabın kapılarını açtığımızda, ümitsizliğe düşüverdiler.

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

Onları azapla karşı karşıya getirinceye kadar. Bu böyle sürüp gidecektir. O zaman da umutsuzluğa düşeceklerdir.

İsmail Hakkı İzmirli

Nihayet onlara kıtlık gibi şiddetli bir azap kapısı [¹] açınca hemen onlar şaşıp kaldılar [²].

İsmail Yakıt

Sonunda üzerlerine şiddetli bir azap kapısı açtığımızda, bir de ne göresin onlar orada ümitsizce kalakalmışlar [mublisûn].¹¹

Kadri Çelik

Sonunda üzerlerine azabı şiddetli olan bir kapı açtığımızda, onlar bunun içinde şaşkına dönüp umutlarını kaybettiler.

Abdullah Parlıyan

Nihayet üzerlerine şiddetli azap kapısı açtığımız zaman, birde bakarsın ki, onlar orada şaşkın ve ümitsizlik içinde donup kalmışlardır.

Kuran Yolu

En sonunda üzerlerine çok şiddetli bir azap kapısı açtığımızda bir de görürsün ki onlar bu durumda tam bir şaşkınlık ve ümitsizlik içine düşmüşlerdir.

Mahmut Kısa

Ama üzerlerine çetin bir azâbın kapısını açtık mı, işte o zaman âcizliklerini anlayıp bütün ümitlerini yitiriverirler! Fakat iş işten geçmiş olur. O hâlde, ey insanlar, yol yakınken, gelin Rabb’inizin çağrısına kulak verin:

Mahmut Özdemir

Nihayet onların üzerine şiddetli bir azap kapısı açtığımız zaman onlar hemen ümitsiz kalmışlardır.

Mehmet Çakır

Ama bir gün her türlü cefayı toplayıp gelir de tepelerine boca edersek, belki o zaman pes ederler.

Mehmet Çoban

Gelen azaplardan sonra daha büyük daha şiddetli felaket gelince ümitsizliğe düşerler.

Mehmet Okuyan

Sonunda üzerlerine azabı çok şiddetli bir kapı açtığımız zaman, bir de bakarsın ki onlar orada ümitsiz kalmışlardır! [*]

Mehmet Türk

Sonunda, üzerlerine azabı çok şiddetli bir kapı açtığımız zaman, bir de bakacaksın ki onlar, o (cehennemde) ümitlerini yitirerek ne yapacaklarını şaşırıp kalacaklar.

Muhammed Esed

tâ ki, Biz onların önünde [ceza gününe has] zorlu bir azabın kapısını açıncaya kadar; işte ancak o zaman bütün ümitlerini kaybediverirler. ⁴⁷

Mustafa Çavdar

Nihayet biz onların üstüne şiddetli bir azabın kapılarını açınca da şaşkınlık içinde tüm umutlarını yitiriverecekler. 7/4- 5, 20/128, 22/44- 45

Ahmet Tekin

Nihayet, üzerlerine, dehşetli bir azap kapısı açtığımızda, ânında şaşkına dönerler, ümitsizliğe düşerler.

Mustafa İslamoğlu

Ta ki vakti gelip de onlar aleyhine bir azap kapısı açıncaya dek: o zaman da onlar, orada, umutlarının tamamını yitiriverecekler.[²⁹⁴³]

Ömer Nasuhi Bilmen

Nihâyet onların üzerine bir şiddetli azapkarîn kapı açtığımız vakit de onlar onun içinde ye'se düşmüş mütehayyir kimselerdir.

Orhan Kuntman

Sonunda onlara şiddetli bir azap kapısı açtığımız zaman ise; şaşkına dönüp, umudlarını yitirdiler!

Osman Fırat

Ta ki üzerlerine şiddetli bir azâb kapısı açtığımız da, o zaman da onlar umutsuzluk içine girerler.

Şaban Piriş

Onların üzerine şiddetli bir azap kapısı açana kadar... İşte o zaman ümitsizliğe düşüverirler.

Satıraltı Meal (1534)

Ḥattā ol vaḳta degin ki açduḳ anlar üstine bir ḳapu ḳatı ‘aẕāblu. Olvaḳt anlar anda ümīẕ keserler her ḫayrdan.

Suat Yıldırım

Ama ne zaman onların önüne ceza gününe mahsus zorlu bir azap kapısını açarsak, işte o zaman birden bütün ümitlerini yitiriverirler.

Süleyman Ateş

Nihayet üzerlerine şiddetli bir azab kapısı açtığımız zaman, derhal O'nun içinde şaşkın ve umutsuz kalırlar.

Süleyman Tevfik (1927)

Vaktâ ki onlara şiddetli 'azâbın (açlık) kapusını açdık, me'yûs ve mütehayyir olarak sana ricâya geldiler.

Süleymaniye Vakfı

Onlara şiddetli bir azabın kapısını açıncaya kadar böyle gitti; o anda birden ümitsizliğe düştüler

Ahmet Varol

Sonunda üzerlerine azabı şiddetli olan bir kapı açtığımızda onun içinde ümitsiz kalırlar.

Ümit Şimşek

Nihayet üzerlerine şiddetli bir azabın kapısını açarız; işte o zaman bütün ümitlerini yitirmiş halde kalıverirler.

Yaşar Nuri Öztürk

Nihayet, üzerlerine şiddetli bir azabın kapısını açtığımızda hemencecik ümitsizliğe düşüverecekler.

Ali Bulaç

Sonunda, üzerlerine azabı şiddetli olan bir kapı açtığımızda, onlar bunun içinde şaşkına dönüp umutlarını kaybettiler.

Ali Fikri Yavuz

Nihayet üzerlerine çok şiddetli bir azab kapısı açtığımız zaman da, onun içinde ümitsizliğe düşeceklerdir.

Bahaeddin Sağlam

Nihayet onlara şiddetli bir azaba sahip bir bela (kıtlık) kapısını açtık da, o azap içinde mahrum, kupkuru ve ümitsizce kaldılar.

Bayraktar Bayraklı

Sonunda onlara şiddetli bir azap kapısı açtığımız zaman, ümitsiz kalıverdiler.