Furkân Suresi 19. Ayet

Arabic Uthmani · Diyanet İşleri

19. Ayet

فَقَدْ كَذَّبُوكُمْ بِمَا تَقُولُونَۙ فَمَا تَسْتَط۪يعُونَ صَرْفًا وَلَا نَصْرًاۚ وَمَنْ يَظْلِمْ مِنْكُمْ نُذِقْهُ عَذَابًا كَب۪يرًا

(İlâh edindikleriniz) söyledikleriniz konusunda sizi yalancı çıkardılar. Artık kendinizden azabı savmaya gücünüz yetmeyecek ve kendinize yardım da edemeyeceksiniz. Sizden kim de zulüm ve haksızlık ederse, ona büyük bir azap tattırırız.

Diğer Türkçe mealler

Abdulbaki Gölpınarlı

Gerçekten de söylediklerinizi reddedip yalanlar sizi ve sizden ne azabı gidermeye güçleri yeter, ne size yardıma kudretleri var. Ve sizden kim zulmederse ona. büyük bir azap tattırırız.

Besim Atalay (1965)

Dediğiniz şeyleri, işte yalanladılar, ne işi döndürmeğe, ne de yardım etmeğe, sizin gücünüz yeter İçinizden zulmedene büyük azap tattırırız

Cemal Külünkoğlu

(Bunun üzerine Allah müşriklere şöyle diyecek:) “İşte (sizin tanrı yerine koyduğunuz kimseler, geçmişte) ileri sürdüğünüz iddiaların yalan olduğunu ortaya koydular” diyecek, “artık ne (hak ettiğiniz azabı) başınızdan savabilirsiniz, ne de kendinize bir destek bulabilirsiniz! Çünkü içinizden her kim (böyle bir) kötülük işlemişse, ona büyük bir azap tattıracağız!”

Cemil Said (1924)

Müşrikere dahî: "İşte ma’bûdlarınız sizi tekzîb idiyor sizi ne Allâh’ın ’azâbından kurtarabilürler ne de size yardım idebilürler. Sizlerden zulm idenler büyük ’azâba dûçâr olacaklardır.

Diyanet Vakfı

(Bunun üzerine ötekilere hitaben şöyle denir:) İşte (taptıklarınız), söylediklerinizde sizi yalancı çıkardılar. Artık ne (azabınızı) geri çevirebilir, ne de bir yardım temin edebilirsiniz. İçinizden zulmedenlere büyük bir azap tattıracağız!

Edip Yüksel

Onlar sizin bu söylediklerinizi yalanlamış bulunuyorlar. Siz ne veto edebilir, ne de yardım edebilirsiniz. Hatta sizden zulmeden olursa ona da büyük bir azap tattırırız.

Elmalılı Hamdi Yazır

Demek sizi sözünüzde yalancı çıkarmışlardır, artık ne savmağa ne de bir yardıma çare bulamıyacaksınız ve içinizden her kim zulmederse ona büyük bir azâb tattıracağız

Elmalılı (Sadeleştirilmiş)

(Bunun üzerine ötekilere hitaben şöyle denilir.) İşte (taptıklarınız) sizi söylediklerinizde yalancı çıkardılar. Artık ne (azabınızı) geri çevirebilir, ne de bir yardıma çare bulabilirsiniz ve içinizden kim zulmederse, ona büyük bir azab tattıracağız.

Emrah Demiryent

(Bunun üzerine Allah, kâfirlere şöyle buyuracak:) “İşte (taptıklarınız,) söylediklerinizde sizi yalancı çıkardılar. Artık ne (müstahak olduğunuz azabı) başınızdan savabilirsiniz ne de (bu hususta) kendinize bir yardım (cı) bulabilirsiniz! (Ey mükellefler! Şunu iyi bilin ki) sizden her kim zulmederse (Allah’a şirk koşup da bu hal üzere ölürse, ahirette) ona büyük bir azap tattıracağız!”

Abdullah-Ahmet Akgül

(Müşriklere ve Müslüman geçinip sahte şefaatçiler edinenlere:) "İşte (kutsallaştırdığınız kimseler) sizin söylediklerinizi yalanladılar; artık bundan böyle (azabı) ne geri çevirmeye gücünüz yetebilir, ne de bir yardım (temin edebilirsiniz. Evet) Sizden kim zulmedip (hıyanet ve dalâlete yönelmişse), ona büyük bir azap tattıracağız" (denilecektir).

Erhan Aktaş

İşte onlar¹ söylediklerinizden dolayı sizi yalanladılar. Artık uzaklaştırmaya² ve yardım almaya güç yetiremezsiniz. Ve sizden kim haksızlık etmişse ona büyük azabı tattıracağız.

Eski Anadolu Türkçesi

pes bayıķ yalan duttılar sizi söyledügüñüz ile [192b] güclerümüz döndürmeġe ya'nį 'aźābı ne daħı virmege. daħı her kim şirk getürür-ise sizden ŧaduravuz aña ulu 'aźābı.

Hasan Basri Çantay

İşte (tapdıklarınız) sizi, dedikleriniz hakkında, kat'î suretde yalancı çıkarmışlardır. O halde ne (azabınızı) döndürmiye, ne de (bu hususda) herhangi bir yardıma asla muktedir olamayacaksınız. Sizden kim zulmederse ona büyük bir azâb tatdırırız.

Hayrat Neşriyat

(Bunun üzerine diğerlerine şöyle denir:) “İşte (taptıklarınız) söylemekte olduklarınızda sizi gerçekten yalancı çıkardılar; şimdi ne (azâbı) geri çevirmeye, ne de(kendinize) bir yardıma güç yetirebilirsiniz.” Artık içinizden kim zulmederse (bilsin ki), ona(pek) büyük bir azab tattıracağız!

İhsan Aktaş

(İşte ey müşrikler!) Kuşkusuz (ilah, veli ve şefaatçi edindikleriniz) söylediklerinizi (size şefaat edeceklerine dair iddialarnızı) böylece (ahirette) yalanlamış olurlar. Artık (o gün) ne (azabı) çevirmeye ne de (kendiniz için) yardıma gücünüz yeter. Ve (işte ey insanlar! Bilin ki) sizden kim haddi aşıp zulüm (haksızlık) yaparsa, ona (ahirette) büyük bir azap tattıracağız. *

İlyas Yorulmaz

(Ey Allah’dan başkasına tapanlar!) ”(Taptıklarınız) sizin söyledikleriniz ile sizi yalanlamış oldular. Artık kulluk ettikleriniz sizi ne ateşten kurtarabilecek, nede size yardım edeceklerdir. Artık sizden kim haddi aşıp haksızlık yapmışsa, o’na büyük bir azap tattıracağız.

İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu

İşte bütün söylediklerinizi yalanladılar. Onlar sizi ne azaptan kurtarabilirler, ne de size yardım edebilirler. Sizin içinizden herkim kıyıcılık edecek olursa ona büyük bir azap tattırırız.

İsmail Hakkı İzmirli

Müşriklere de işte mâbutlarınız dediklerinizi yalan saydılar. Artık sizin ne azabı savuşturmaya ne de yardıma gücünüz yetmez. İçinizden her kim öz nefsine zulümde bulunduysa ona büyük bir azap tattıracağız.» denecek.

İsmail Yakıt

“Andolsun, (tanrılaştırdıklarınız) söylediğiniz şeylerde sizi yalancı çıkardılar. Artık ne azabı çevirmeye gücünüz yeter ne de bir yardım alırsınız. Sizden kim zulmetmişse ona büyük bir azabı tattırırız” (denir).

Kadri Çelik

“İşte (ilahlarınız) sizin söylemekte olduklarınızı yalanladılar; bundan böyle (azabı) ne geri çevirmeye gücünüz yetebilir, ne de bir yardıma. Sizden kim zulmederse, ona büyük bir azap tattırırız.”

Abdullah Parlıyan

Gerçekten taptıklarınız, söylediğiniz şeyler hakkında sizi yalanladılar. Artık bu durumda ne başınıza gelen azabı savmaya gücünüz yeter, ne de bir yardım bulabilirsiniz. Sizden kim haksızlık ederse, ona büyük bir azap tattırırız.

Kuran Yolu

İşte (ey müşrikler), bu taptığınız şeyler, sizin söylediklerinizin yalan olduğunu ortaya koydu. Artık ne cezanızı savabilirsiniz ne de kendinize bir yardım sağlayabilirsiniz. İçinizden kim haksızlık yoluna sapmış ise ona büyük bir azap tattırırız!

Mahmut Kısa

Bunun üzerine Allah kâfirlere seslenerek, “İşte görüyorsunuz ya!” diyecek,“Tanrı yerine koyduğunuz bu varlıklar, ileri sürdüğünüz bütün iddialarınızın yalan olduğunu ortaya koydular! Artık ne başınıza gelecek azâbı geri çevirebilirsiniz, ne de kendinize bir yardımcı bulabilirsiniz! Çünkü içinizden her kim böyle bir zulüm işlemişse, ona büyük bir azap tattıracağız!” İşte kâfirlerin tanrılaştırdığı kimseler, onları Kıyâmet Gününde böyle reddedecek. Fakat yine de, Peygamberlerde olağanüstü özellikler arayanlar var. Oysa ki:

Mahmut Özdemir

Ne söylerseniz, sizi kesinlikle yalanladılar; ne geri çevirmeye güç yetiriyorsunuz, ne yardıma! Sizden kim zulmederse, ona büyük bir azap tattırırız.

Mehmet Çakır

Putlar yalanlarınızı bu şekilde yüzünüze vurunca ne ağzınızı açmaya, ne de bir şey söylemeye takatiniz kalmayacak. Biz, haksızlık edenleri büyük acılara boğarız...

Mehmet Çoban

Bunun üzerine onlara dedik ki: "İşte, yasalarına uyarak taptığınız insanlar sizi yalanladı. Artık cezamızı geri çeviremezsiniz. Cezamızdan kurtulmak için yardımcı bulamazsınız. İçinizden zulmedenlere büyük bir azap tattıracağız. Sizler kendi arzu ve heveslerinizin peşinden giderek, Allah’ın yasalarına karşı geldiniz. İçinizden bazılarına yasalar koydurarak onlara taptınız. Onları başınıza siz geçirdiniz. Hatta Allah’ın yolundan giden bazılarını sapkınlığınıza delil gösterdiniz. Hâlbuki onların sizin yaptıklarınızdan haberi yoktu."

Mehmet Okuyan

(Allah şöyle diyecektir:) “İşte (taptıklarınız) sizin söylediklerinizi yalanladılar. [*] Artık (azabı) geri çevirmeye de yardıma da gücünüz yetmez. İçinizden haksızlık edenlere büyük bir azap tattıracağız!”

Mehmet Türk

(Bunun üzerine ötekilere): “işte bakın, (ilâhlarınız,) sizin söylediklerinizi yalanlıyorlar. Artık (bundan sonra azabı) da uzaklaştıramazsınız, (kendinize) yardım edecek birini de bulamazsınız. Sizden kim de (dünyada) zulmetmişse, ona büyük bir azap tattıracağız.” (denilir.)

Muhammed Esed

[Bunun üzerine, Allah da, müşriklere]: “İşte [sizin tanrı yerine koyduğunuz kimseler, geçmişte] ileri sürdüğünüz iddiaların yalan olduğunu ortaya koydular” diyecek, “artık ne [hak ettiğiniz azabı] savuşturabilirsiniz, ne de kendinize bir destek bulabilirsiniz! Çünkü içinizden her kim [böyle bir] kötülük işlemişse, ona büyük bir azap tattıracağız!”

Mustafa Çavdar

İşte bak söylediklerinizin tümünde sizi yalancı çıkardılar. Artık ne azabı başınızdan savabilirsiniz ne de herhangi bir yardım alabilirsiniz. İçinizden kim zulme batarsa biz ona büyük azabı tattıracağız. 2/166- 167, 6/94, 7/53, 10/28- 29

Ahmet Tekin

Ötekilere hitaben: “İşte taptıklarınız, kendilerinin tanrı olduğu konusundaki söylediklerinizi, sizi yalanladılar. Artık ne azâbımızı geri çevirebilir, ne de bir yardım temin edebilirsiniz, sizden kim baskı, zulüm ve işkence yapar, zulme âlet olur, Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engellerse ona büyük bir azap tattıracağız.” denir.

Mustafa İslamoğlu

Bunun üzerine (Allah şirk koşanlara şöyle demişti): “Doğrusu o (tanrılık yakıştırdıklarınız), söylediklerinizin tümünde sizin yalancı olduğunuzu ortaya çıkarıyorlar. Artık ne (cezayı) atlatmaya mecaliniz yeter ne de yardım almaya:[³¹⁰¹] zira sizden her kim (hakikati) tersyüz ederse,[³¹⁰²] ona büyük bir azab tattıracağız.”

Ömer Nasuhi Bilmen

(Ey müşrikler!) «İşte sizi söyler olduğunuz şeylerde tekzîp ettiler. Artık ne (azabı) bertaraf etmeğe ve ne de yardıma muktedir olamayacaksınız ve sizden her kim ki zulmeder ise ona büyük bir azap tattıracağız.»

Orhan Kuntman

(Bunun üzerine müşriklere) İşte gördünüz, taptıklarınız bile sizi yalancı çıkardılar. Artık kimse azabı üzerinizden çeviremez ve hiçbir yardım da göremezsiniz, içinizden zulmedenlere büyük bir azap tattıracağız" buyurulur.

Osman Fırat

(İlâh edindikleriniz) söyledikleriniz konusunda sizi yalancı çıkardılar. Artık kendinizden azabı savmaya gücünüz yetmeyecek ve kendinize yardım da edemeyeceksiniz. Sizden kim de zulüm etmiş ise, ona büyük bir azap tattırırız.

Şaban Piriş

İşte söyledikleriniz de sizi yalancı çıkardılar. Artık kendinizden azabı defetmeye de yardım etmeye de gücünüz yetmez. Sizden zalimlik edenlere büyük azabı tattırırız.

Satıraltı Meal (1534)

Taḥḳīḳ sizi yalanladılar siz söylegende. Pes güçleri yitişmez def‘eylemege ‘aẕābı, ne daḫı nuṣret eylemege. Daḫı kim ẓulm eylese sizden,daddurur‐biz aña ulu ‘aẕābı.

Suat Yıldırım

“İşte gördünüz a! ” denir o müşriklere, “Taptığınız nesneler söylediklerinizde sizi yalancı çıkardılar. Artık ne azabı savmaya, ne yardım temin etmeye çare bulamazsınız. ”(İşte ey bütün insanlar! Bilin ki: ) İçinizden kim bu şirk koşma zulmünü işlerse, ona büyük bir azap tattıracağız.

Süleyman Ateş

(Bu kez hitap, bunlara tanrı diye tapanlara yönelir.) İşte (tanrı) dedikleriniz de sizi yalanladılar. Artık ne (azabı geri) çevirmeğe gücünüz yeter, ne de (kendinize) bir yardım bulabilirsiniz! Sizden kim zulmederse ona büyük bir azab taddırırız.

Süleyman Tevfik (1927)

O müşriklere: "İşte tapdıklarınız sizi tekzîb itdiler. Onlar sizden 'azâbın def'ine ve size yardıma kâdir olamazlar. Sizden küfür ile zulm idene büyük 'azâbı tatdırırız" denilür.

Süleymaniye Vakfı

(Allah Teâlâ diyecek ki;) bunlar, anlattıklarınızı yalan saymışlardı. Bugün bunları ne azaptan kurtarabilirsiniz ne de yardım edebilirsiniz. Sizin içinizden yanlışa Allah’ı ikinci sıraya koymuşsa[*] ona büyük bir azap tattırırcağız.

Ahmet Varol

Böylece sizi, söyledikleriniz konusunda kesinlikle yalanlamışlardır. Artık ne (azabı) geri çevirmeye ne de yardıma [4] güç yetirebilirsiniz. Sizden kim zulmederse ona büyük bir azap tattırırız.

Ümit Şimşek

İşte, onlar sizi sözünüzde yalancı çıkardılar. Artık ne azabı geri çevirmeye gücünüz yeter, ne bir yardım bulmaya. İçinizden kim zulmederse Biz ona büyük bir azap tattırırız.

Yaşar Nuri Öztürk

İşte, haklarında söz söyledikleriniz de sizi yalanladılar. Artık ne azabı savabilirsiniz ne de yardımcı bulabilirsiniz. Zulmedenlerinize zorlu bir azap tattıracağız.

Ali Bulaç

'İşte (ilahlarınız) söylediklerinizi yalanladılar; bundan böyle (azabı) ne geri çevirmeye gücünüz yetebilir, ne de bir yardıma. Sizden kim zulmederse, ona büyük bir azab taddırırız.'

Ali Fikri Yavuz

İşte (ey kâfirler, taptıklarınız) sizi, sözünüzde yalancı çıkarmışlardır. Artık (azabı) ne savmağa, ne de bir yardım görmiye çare bulamıyacaksınız. Sizden kim zulüm yaparsa, ona büyük bir azab tattıracağız.

Bahaeddin Sağlam

(Allah o ilahlara tapanlara:) “İşte, ilahlarınız dahi dediklerinizi yalanladılar. Artık sizler ne azabı geri çevirebilirsiniz nede kendinize yardım edebilirsiniz. Demek, sizden kim zulmederse (Allah’a eş koşarsa,) ona büyük bir azap tattırırız.

Bayraktar Bayraklı

İşte, tanrı dedikleriniz de sizi yalanladılar. Artık ne azabı geri çevirmeye gücünüz yeter, ne de bir yardım bulabilirsiniz! İçinizden, haksızlık eden kimseye büyük bir azap tattırırız.